Mayamız
Birlik İlk Dersimiz Kardeşlik
İnsanları birbirine bağlayan en güçlü bağ, aynı dili konuşmaları, aynı kültürden gelmeleri ya da aynı şehirde yaşamaları değildir. Asıl bağ, aynı topraklarda umutlarını büyütmeleri, sevinçlerini paylaşmaları ve zor günlerde birbirlerine destek olmalarıdır. Çünkü bizi bir arada tutan en önemli değer, mayamızda bulunan kardeşliktir, güçlü bağlar, koşulsuz sevgidir.
Bu topraklarda Türk, Kürt, Laz ve daha nice kültür, yüzyıllardır bir arada yaşamıştır. Her birinin kendine özgü dili, gelenekleri ve kültürel zenginlikleri vardır. Kurtuluş Savaşı yıllarında, depremde, selde ve daha nice olağanüstü durumlarda birlikte hareket edilmiştir. Çünkü bizim illetimizin insanları birbirine sevgi bağı ile kardeşlik bağı ile bağlanmıştır. Yöreler arası ufak farklar olabilir. Dilde, kültürde he çeşit farklılık olabilir ancak bütün bu farklılıkların ötesinde hepimizi birbirimize bağlayan ortak değerlerimiz bulunur. Aynı gökyüzünün altında yaşamak, aynı sofrada ekmeği bölüşmek, aynı acıya üzülüp aynı sevinçle gülümsemek bizi bir milletin parçası yapar. Unutmamalıyız ki farklılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmak için değil, birbirimizi daha iyi tanımak ve zenginleşmek için vardır. Kardeşlik, herkesin aynı olması değil, farklılıklarımıza rağmen birbirimizi sevebilmemizdir. Çünkü farklılıklarımız bizim birliğimizdir, dirliğimizdir, bütünlüğümüzdür.
Geçmişte yaşanan acılar, çatışmalar ve ayrılıklar hepimize barışın ne kadar değerli olduğunu göstermiştir. İşte bu nedenle çözüm süreci gibi toplumsal barışı hedefleyen girişimler, yalnızca siyasi gelişmeler olarak değil, kardeşliğimizi güçlendirme ve geleceğe umutla bakma arayışları olarak da değerlendirilmelidir. Böyle süreçlerin başarıya ulaşması; karşılıklı güvene, samimi diyaloğa, adalete ve toplumsal dayanışmaya bağlıdır. Barış, yalnızca silahların susması değil, insanların birbirine korkuyla değil güvenle yaklaşabilmesidir. Çocukların çatışmaların gölgesinde değil, huzur içinde büyüyebilmesidir. Bizi birbirimize düşürmeye çalışan dışa güçlere karşı dikkatli olmalıyız ve vatanımızı kimsenin bölmesine izin vermeliyiz.
Kardeşliğin yaşaması için hepimize görev düşmektedir. Birbirimizi dinlemeli, anlamaya çalışmalı ve farklı düşüncelere saygı göstermeliyiz. İnsanları kökenlerine göre ayırmak yerine karakterlerine, davranışlarına ve insanlığa kattıklarına değer vermeliyiz. Çünkü ayrımcılık duvarlar örerken sevgi köprüler kurar; önyargı insanları uzaklaştırırken empati birbirimize yaklaştırır. Dayanışma ise zor zamanlarda elimizi birbirimizden çekmememizi sağlar. Unutmayalım ki bir ağacı güçlü kılan, dallarının birbirine benzemesi değil, köklerinin aynı toprakta hayat bulmasıdır. Bizim köklerimiz de ortak tarihimizde, kültürümüzde, acılarımızda, sevinçlerimizde ve kardeşlik duygumuzda saklıdır. Bu kökleri sevgiyle beslersek hiçbir ayrılık bizi birbirimize düşüremez.
Sonuç olarak, mayamız kardeşliktir. Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla ve bu ülkenin bütün insanlarıyla birlik içinde yaşamak, birbirimize sevgiyle yaklaşmak ve dayanışmayı büyütmek hepimizin sorumluluğudur. Çözümün yolu birbirimizi dışlamakta değil, birbirimizi anlamakta; düşmanlıkta değil, barışta; ayrılıkta değil, birliktedir. Çünkü hepimizin ortak bir geleceği vardır ve bu geleceği ancak el ele vererek güzelleştirebiliriz. Çünkü insan olmak, aynı topraklar üstünde yaşamak bunu gerektirir.