Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İstenmediğin Yerde Durmak İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

İstenmediğin Yerde Durmak İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

İnsanlar çok çeşitli ruh haline sahiptir. Çünkü her ailenin içinde büyüdüğü çevre koşulları farklıdır. Aileler de bu durumda farklıdır. Kimi aileler çocuklarını nitelikli yetiştirmek için elinden gelen her türlü fedakarlığı yaparken kimisi ise elinde onca imkan olmasına rağmen çocuğunu önemsemez, onun en çok ihtiyaç duyduğu sevgi ve ilgiyi ona vermez ne yazık ki.

 Mesela onurlu ve nitelikli bir aile ortamında yetişen çocuk da ilerde nitelikli ve onurlu kimseye dönüşür. Elinde parası olmayabilir, çok çeşitli maddi imkanlara sahip olmayabilir fakat onurunu ayaklar altına almaz. Her zaman hayata karşı dimdik durur ve istenmediği yerin eşiğinden dahi geçmez. Çünkü ailesinde ona çok güzel bir eğitim verilmiştir. Kimi çocuklar ise büyüdüğü zaman sürekli başkalarından yardım isterler, onlara el açarlar ve kendi başlarına ayakta kalabilmeyi becermezler. Bunun böyle olmasının sebebi de  güvengen olmayan ailelerin yüzündendir.

İnsan istenmediği, sevilmediği bir ortamda kalmamalıdır. İki kuruşluk maddi çıkar için kişiliğinden ve karakterinden asla ödün vermemelidir. Kendi çalışabilmeli, üretebilmeli ve veren el kendi olmalıdır. İstenilmediğini bile bile o ortamlara giden insan ne yazık ki kendine zerre kadar önem vermeyen insandır. Örnek verecek olursak şu kısa örneği açıklayabilirim: Belirli bir arkadaş ortamına yeni katılan bir ev hanımından bahsedelim. Bu ev hanımı onca yıldır samimi olan bir grup ev hanımının ortamına katılır. Orada hemen samimiyet kurmak ister, herkesin kendisini sevmesi için aşırı doğal olur  sırf onu sevsinler diye, onu benimsesinler diye saçma konuşmalara girer. Yıllardır birbirinin huyunu suyunu bilen ev hanımları onu istemediğini yeni gelen arkadaşlarına davranışları ile hissettirir fakat o kişinin umurunda bile olmaz. Hatta yıllardır samimi olan grup o istenmeyen kişinin arkasından dalga geçerler, onunla alay ederler ve ne kadar gurursuz olduğunu söyler. İstenmeyen kişi de bunun farkındadır fakat yine de aynı pişkinliğine devam eder.

 Çünkü o sadece benimsenmek ister. İşte bu durumda o ev hanımı,  bile bile yüzsüzlük yapmaya başlar ve kendine olan saygısını da kaybeder. Birilerine yaranmak için, daha şirin görünmek için, ufak menfaatler için bile bile aynı hatalı davranışına devam eder ve hatalarından da ders çıkarma gibi bir pişmanlık da duymaz.



“Öğretmenler Her fırsattan Yararlanarak Halka Koşmalı, Halk ile Beraber Olmalı ve Halk, Öğretmenin Çocuğa Yalnız Alfabe Okutan Bir Varlıktan İbaret Olmayacağını Anlamalıdır.” Atatürk’ün Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


 

“Öğretmenler Her fırsattan Yararlanarak Halka Koşmalı, Halk ile Beraber Olmalı ve Halk, Öğretmenin Çocuğa Yalnız Alfabe Okutan Bir Varlıktan İbaret Olmayacağını Anlamalıdır.” Atatürk’ün Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Öğretmenler geleceğe ışık tutan, öğrencileri için, onların aydın bir birey olması için her türlü fedakarlığı yapan kıymetli eğitimcilerimiz, iyi insan olma yönünde sürekli kendilerini geliştiren yoldaşlarımızdır. Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk  Türk Milletinin ilerlemesi ve kalkınması için her türlü fedakarlığı yapmış ve milletinin aydın bir millet olmasında en büyük sorumluluğun öğretmenlere düştüğünü ifade etmiştir. Çünkü eğitim, bir millete ışık tutan ve o milletin cahil kalmasını engelleyen en önemli değerdir.

 

Öğretmenler sadece ders anlatan, ceza veren, ödül veren kişi değildir. Öğretmen çocuğa hayatın nasıl olduğunu yaparak yaşayarak öğreten kimsedir. Sadece sınıfın içine tıkılıp kalmak ve ders kitaplarına bağımlı olmak eğitimden ibaret olamaz. Öğretmen halk ile bütün olan kimsedir. Halkın dertlerini dinleyen, öğrencilerin aileleri ile iletişim halinde olan ve çocuğun nasıl bir ortamda büyüdüğünü, nasıl bir aile ortamında vakit geçirdiğini bilen ve ona göre hareket eden kimsedir. Öğretmen halk ile iç içe olmalıdır. Bildiği her türlü bilgiyi, yeniliği başka insanlar ile paylaşan ve halkın da aydınlanmasını, ilerlemesini sağlayandır. Yeri geldiğinde maddi durumu olmayan öğrencilere elinden gelen her türlü maddi ve manevi desteği sağlayan aydınlardır.

 

Öğretmen  kendini sürekli geliştiren kimsedir. Bildikleri ile yetinmeyen ve daha çok okuyan, daha çok öğrenen ve öğreten kimse olmalıdır. Kendini her yönden geliştirmelidir. Siyasetten de haberi olmalı, ülke ekonomisinin nasıl olduğundan da haberdar olmalı, kültürel faaliyetleri kaçırmamalı, ülkesindeki ve dünyadaki her türlü gelişmelerden haberdar olmalı ve bunu halk ile paylaşmalıdır. Bildiklerini halka anlatmalı ve halkın da , insanların da kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmalıdır. Öğretmenin anlattıkları ve öğrettikleri sayesinde halk meraklı olmalı, sorgulayıcı olmalı, eleştirel düşünme sistemini benimseyebilmeli ve kalıp yargılarından kurtulmalıdır. İşte bunları sağlayan kişi de öğretmen olmalıdır. Böylece öğretmen sadece harf öğreten değil hayatın her alanında kendini eğiten, geliştiren ve halk ile içe içe olan bir kimse olur.





Babalar Günü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Babalar Günü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Babamız, canımız bizim her zaman arkamızda duran en değerlimizdir. Babalar evlatları için her türlü zorluğa göğüs geren tıpkı anneler gibi onlar da çocuklarını koşulsuz seven canlardır. Baba demek can demektir, baba demek sığınabileceğin sıcacık bir kucak, gölgesinde gezebileceğin, güven duyabileceğin bir dağ demektir.


Gecesini gündüzüne katıp evlatlarına ekmek parası kazanmak için yollara düşüp aylarca evlerinden uzak kalan,  farklı ülkelerde çalışmak zorunda kalan, sıcacık güneşin altında saatlerce işçilik yapmak için, ustalık yapmak için canını dişine katan, evine ekmek götürmek için yerin kaç kat  altında kömür madeni çıkarmakla uğraşan ve tek dertleri ailesi olan bu kimseler ve sayamayacağım daha milyonlarca babalar, babalarımız  baş üstünde taşınmalıdır. Dünyada güven duyabileceğiniz iki kişi anne ve babadır. Çünkü kimse bizi onlar gibi karşılıksız sevemez, kimse bize onlar gibi yürekten üzülemez ve tabi ki kimse bizi onlar kadar koruyamaz ve kollayamaz.

 

Nasıl ki babalarımız bize ellerinden gelen her türlü fedakarlığı yapıyorsa biz evlatlar da onlara gerekeni yapmalıyız. Onlar bakıma muhtaç olsun, olmasın her zaman yanlarında olmalıyız, gönüllerini almalıyız, onlara gücümüzün yettiği şekilde çeşitli hediyeler almalı ve gönüllerini kazanmalıyız. Babamızın hayır duasını almalıyız, onlara asla kötülük etmemeliyiz ve babalarımızın   değerini sonsuza kadar bilmeliyiz. Baba olmuş,  ya da hiç baba olmadığı halde yetim, öksüz bir yavruya babalık etmiş, yoldaşlık etmiş ve kimsesizleri kimsesiz bırakmamış babaların, emektar babaların, koca yürekli yiğit babaların, engelli çocuğunu hiç yılmadan yıllarca sırtında taşıyıp okula götürmüş cefakar ve fedakar babaların ve daha birçok emektar babalarımızın babalar gününü kutlar, yüreklerinden öperim.






Yaz Tatili İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



 
Yaz Tatili İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


 Okulların sona ermesi ile yaz tatili de başlamış oldu.  Tatil demek eğlenmek, gezmek, bol bol kitap okumak,  denize girmek, yakınlarımızı ziyaret edip güzel anılar biriktirmek demektir. Bu yıl her ne kadar virüsten dolayı okullar bir açılıp bir kapansa da eğitim uzaktan da olsa devam etti. Elbette uzaktan eğitimin okul kadar etkili olduğunu düşünemeyiz ama yine de iki dönem öyle böyle sona erdi. Öğretmenler uzaktan eğitimde ellerinden geleni yaptı öğrenciler de bu süreçte üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalıştı. Her evde internet, tablet olmadığı için eğitimden mahrum kalan çok sayıda öğrencileri de unutmamak gerek elbette. Yeni dönemde telafi eğitimler yapılarak eğitimden ve öğretimden mahrum kalan öğrencilerimizin umarım eksiklikleri giderilmeye çalışılır.


 Korona virüs şu günlerde hem dünyada hem de ülkemizde azalmaya başlamış durumda. Aşılanmanın da tamamlanmasıyla sonbaharda daha güzel günler ve aydınlık yarınlar bizim olacak inşallah.  Her ne kadar yaz tatili gelmiş olsa da bu dönemde mesafe ve hijyene yine de dikkat etmeliyiz. Bu tatilde ilk olarak güzelce bir dinlenmeliyiz. İlk bir kaç günü dinlenerek, yeşil alanları gezerek geçirmeliyiz. Doğanın tadını, yaz mevsiminin güzelliklerini , iğde ağaçlarının kokusunu, hanımelini, yaseminin kokusunu içimize çekerek önce bir ruh temizliği yapmalıyız. Bitirdiğimiz dönemin kitapların ve defterlerini güzelce bir yere kaldırıp koymalıyız. Daha sonra evde bol bol dinlenmeli, uyumalı, ailemizle birlikte sevdiğimiz yemekleri, pastaları, kurabiyeleri yapmalıyız. Komşumuzun çocukları ile sosyal mesafeli oyunlar oynamalıyız, güneşi bol bol almalıyız ve vücudumuzun ihtiyacı olan D vitamininden güneş sayesinde yararlanmalıyız. Tabi ki saatlerce de güneşin karşısında durmamalıyız.  Annemizin genel ev temizliğine yardım etmeliyiz ve yaşadığımız ortamı tatil sürecinde tertemiz etmeliyiz. Dışardan topladığımız renkli çiçekleri bir vazoya koyup odamızın daha da güzel görünmesini sağlamalıyız. Bu süreçte kitap okumayı alışkanlık halinde getirmeliyiz ve okumayı boş zamanı doldurma gibi görmemeliyiz. Genel kültürümüzün artması için bol bol kitap okumalı, ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri de elimizden geldiği kadar takip etmeliyiz. Yaşamın tadını, anın kıymetini bilmeliyiz. Sevdiklerimizle güzel vakit geçirmeliyiz. 


İmkanımız varsa tatile gitmeli, kumsalda bol bol eğlenmeli, top oynamalı ve hayatın tadını çıkarmalıyız.  Tatilde  mutlaka yapacak bir etkinlik bulmalıyız  ve  çeşitli kurslara  gitmeliyiz. Mesela bağlama kursu, el işi kursları, satranç kursu, ata binmeyi öğrenmeyi, yüzmeyi öğrenme  gibi beceriler edinmeliyiz Yeteneğimizde hangisi varsa mutlaka bir spor dalına yazılmalıyız.. Futbol, basketbol, hentbol, voleybol vb . gibi.  Yaz tatili diye sadece yatarak vakit geçirilmemelidir. Saatlerce televizyon, telefon ve tablet başında vakit öldürülmemelidir. Kendimizi geliştirmeli ve bize faydalı olan etkinlikler yapmayı da ihmal etmemeliyiz.



Çocuk Sevgisi İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Çocuk Sevgisi İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


İnsanı yaşama bağlayan, bize sevmeyi, sevilmeyi ve en çok da umudu aşılayan kimseler,  o tertemiz kalpleri ve minicik elleri olan güzel yürekli çocuklarımızdır. Çocuk olmak dünyanın en saf ve en doğal halidir aslında. Onları koşulsuz ilgi ve sevgi ile sevmek ve onlara bağlanmak yaşama tat katar. Tüm çocuklar sevilmeye, saygı görmeye ve iyi bir eğitim almaya  layıktır. Her çocuk candır ve biriciktir. Çocuklar küçük yaşta iyi bir aile terbiyesi almalı, aile fertleri onların eğitimi için elinden gelen her türlü fedakarlığı yapabilmelidir. Çünkü ağaç yaşken eğilir.

 

Nerede sevmeye ve sevilmeye ihtiyaç duyan, ana ve babasını kaybetmiş ya da kaybetmediği halde ana, baba sevgisi almamış çocuklara gereken ilgi gösterilmelidir. Onların duygu ve düşünceleri önemsenmelidir. Onlar ile konuşurken bile onların göz hizasına inilmelidir. Sevdikleri oyunlar birlikte oynanmalı, koşmalı, kırlarda gezmeli, bağırıp çağırılmalı ve streslerinin atılması sağlanmalıdır. Onlara verilecek en büyük hediye sevgi ve ardından gelecek olan saygıdır. Bizler onları koşulsuz sevdiğimiz  sürece onlar da bu sevginin farkına varacak ve kendilerini geliştirmek için, daha çok öğrenmek isteyecekler ve hayata daha da bağlı olacaklardır. Sevgiye doymuş çocuk kimseye kötülük etmeyecek, kimsenin canını yakmayacaktır. Can yakmanın, kalp kırmanın kötü bir şey olduğunun farkında olacak, bu bilinçle yaşamaya devam edecektir. İçinde yaşadığı topluma, ülkeye, dünyaya faydalı bir birey olmak için mücadele edecek, mücadelesi hep olumlu şeyler üzerine olacaktır.

 

 Onların seviyesine inmenin en etkili yolu ise onlarla oyun oynamak, onların dünyasına girebilmektir. Onların dünyası çok farklıdır. Masumdur, cennet bahçesi gibidir. Çünkü onlar paylaşmayı bilirler, merhametli olmayı bilirler, kimseye zarar vermemenin insanı mutlu edeceğini bilirler. Kötülük düşünmezler, kin tutmazlar. Keşke bizler de her zaman çocuklar gibi masum kalabilsek ve koşulsuz sevmeyi, karşılık beklemeden insanlara iyilik etmeyi başarabilsek dünyamız ne de güzel olurdu.





Çocuk sevgisi ile ilgili şu söz de çok hoştur:

* “ Ruhunuzu iyileştirmek için çocuklar ile vakit geçirin.” Dostoyevski

Çocuklarımız bizim en büyük servetimizdir. Onun için bu elmasların değerini bilmeliyiz ve onlara güzel ahlaklı olmayı öğretmeli ve onların nitelikli bir eğitimden geçmesini sağlamalıyız. Tüm bunlar olduğu zaman dünyamız daha güzel ve daha aydın olur.

 

Eğitimde Oyun İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Eğitimde Oyun İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Eğitim, belli bir bilim dalında , belli bir konuda bilgi ve beceri kazandırma, yetiştirme ve geliştirme işidir. Eğitim ve öğretim bir toplumun gelişmesinde en önemli  etkendir. Bugün dünya genelinde ki gelişmiş ülkelere baktığımızda o ülkelerin eğitim ve öğretime ne kadar çok önem verdiklerini, görürsünüz. Çünkü o ülkelerin çocuklarına verilen eğitim sadece kitapla sınırlı kalınmamış, yaparak yaşayarak eğitim verilmiştir. Bu da elbette oyunlar sayesinde olmuştur ve bu oyunlar da eğitici de oyunlardır. Bugün Finlandiya'nın eğitim sisteminin ne kadar harika olduğuna baktığımızda eğitimde oyunun  çok etkili olduğunu bu ülkelerin eğitim sisteminde görebiliriz.


 Eğitimin vazgeçilmez parçalarından biri ise oyundur. Özellikle çocuklar için çok ayrı bir öneme sahip olan oyunlar, çocukların gelişimi üzerinde son derece etkili ve geliştiricidir. Oyun, eğitimin temel yapı taşlarından birisidir. Çünkü oyunlar sayesinde etkili ve pekiştirici öğrenme olur.  Bireyin kendini anlatabileceği en etkili yol oyundan geçer. Çocuklar ile  oyunlar oynanarak onun hangi psikolojide olduğunu, bize neler anlatmak istediğini uzmanlar eğitimdeki teknikler ile çok iyi anlar ve çocuğun ne durumda olduğu, neler yapmak istediği de oyunlar sayesinde ortaya çıkar. Çocuk oyun sayesinde duygularını dışa vurur, rahatlar, sıkıntılarını sütünden atar ve bir güzel ruhsal boşalma ve rahatlama sağlar aynı zamanda.


Çocuğun hem fiziksel, hem psikomotor hem de duygusal gelişimini olumlu yönde etkileyen eğitici oyunlar çocuklara çok faydalı olur. Örneğin;  eşleştirme kitapları, yapbozlar, lego oyunları, satranç vb gibi oyunlar çocukların zekasını geliştirir, odaklanmasını geliştirir, ve onların zihinsel ve  mantıksal açıdan da gelişmesine katkıda bulunur. Çocukların hayal gücünü geliştirmek, onları gerçek yaşama hazırlamak, çocukluğunu yaşamak için onlara verilecek en güzel armağan onlar ile vakit geçirmek ve onlara eğitici oyunlar sağlayabilmektir. 


Sadece zeka oyunları değil, bir çocuğun okulda arkadaşları ile, komşu çocukları ile oynadığı sokak oyunları da onların fiziksel, sosyal ve duygusal becerilerine ve gelişimlerine katkı sağlar. Oyun sayesinde çocuğa binlerce şey öğretilebilir. Örneğin; yardımlaşma, dayanışma, iş birliği içinde hareket edebilme, empati, kurabilme ve daha çok sayıda beceri kazandırabilir. Drama yöntemi ile de çocukların ruh halleri oyun sayesinde ortaya çıkarılabilir.


Yetişkinler çocuklarına mutlaka vakit ayırmalı ve onlar ile kaliteli vakit geçirerek güzel oyunlar oynamalıdır. Çocukların mutlu olması için, hafızalarının güçlü olması, kelime hazinelerinin gelişmesi ve toplum içinde kendilerini daha iyi ifade edebilmesi için mutlaka oyuna zaman ayrılmalı ve hayatın tadı ve anın güzelliği de kaçırılmamaya çalışılmalıdır.

“Herkes Ulusal Görevini Ve Sorumluluğunu Bilmeli, Memleket Meseleleri Üzerinde O Düşünceyle, Düşünüp Çalışmayı Görev Edinmelidir.” Atatürk’ün Bu Sözü İle İlgili Bir Kompozisyon Yazınız.

 

“Herkes  Ulusal Görevini Ve Sorumluluğunu Bilmeli, Memleket Meseleleri Üzerinde  O Düşünceyle, Düşünüp Çalışmayı Görev Edinmelidir.” Atatürk’ün Bu Sözü İle İlgili Bir Kompozisyon Yazınız.


 Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk vatanına ve milletine bağlılığı ile, sevgisi ile diğer dünya liderlerinde örnek olmuş büyük bir insandır.  Atatürk milletinin her bir ferdinin ulusal görevini  yerine getirmesini istemiştir. Vatana ve millete bağlılık, cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkmak, vatanın ilerlemesi ve kalkınması için her türlü çalışmayı yapmak ve ilim ve fen yolunda ilerleyerek yolumuza devam etmek bizim en büyük  ulusal görevlerimiz olmalıdır. İnsan haklarına saygı, adalet, eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık olmazsa olmazlarımızdan olmalıdır.

 

Vatan toprakları üzerinde yaşayan herkes memleket meseleleri üzerine kafa yormalıdır. Ülkemizi  dünya ülkeleri arasında en iyi konuma getirmek için ilk olarak kendi içimizde güçlü olmalıyız. Bunun için de devlete çok büyük görevler düşer. Devlet işi olmayan insanlara iş vermeli, açta, açıkta kalanlara yardım etmeli, zor durumda olanların elinden tutmalı ve o kimselerin de  ulusal görevlerini yerine getirmesini sağlamalıdır. Maddi imkanı olmayan bir kimsenin ulusal görev, memleket meselesi gibi bir kaygısı da olmaz. Çünkü o kimse ya da kimselerin ilk olarak temel gereksinimlerinin karşılanması gerekir.

 



Maddi sıkıntılar çözüldükten sonra  insanlar bilinçlendirilmeli, nitelikli eğitime tabi tutulmalı ve her bir insanımız bilinçli, vatansever, memleketin geleceği için  fikirler üreten, aydın düşüncelere sahip olan kimseler olmalıdır. Böylece vatanımız, ülkemiz daha gelişmiş ve daha kalkınmış bir ülkeye dönüşür. Her insan eğitimli ve bilinçli olduğu zaman üzerine düşen sorumlulukları en iyi bir şekilde yerine getirir ve memleketi için elinden gelen her türlü fedakarlığı yapar. Yeter ki insanlarımızın işi olsun, yeter kimse açta açıkta kalmasın, yeter ki insanların temel gereksinimleri karşılansın. İşte tüm bunlar olduğu zaman vatanı için elinden gelen her şeyi yapan bir nesil ortaya çıkar.

Anneler Günü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Anneler Günü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



Mayıs ayının ilk haftası Anneler Günü olarak kutlanmakta olup günler öncesinden annelere hediyeler hazırlanır ve onlara sevgi ve saygı en güzel bir şekilde her zaman olduğu gibi bu günde de gösterilir. Aslında anneler günü gibi bir gün olmasına gerek yoktur fakat annelere olan ilginin, sevginin daha da anlam kazanması için, onların fedakarlıklarının, çektiği cefaların daha çok bilinmesi için böyle bir gün ilan edilmiş olur. Annelerimiz bizim başımızın her zaman tacıdır  ve tacı olmaya da devam edecektir.





Çocuğu için her türlü zorluklara göğüs geren, gecesini gündüzüne  katan, aç kalan, yeri geldiğinde susuz kalan , seni bu dünyada koşulsuz seven kişiye anne denilir. Annelik öyle kutsal bir görevdir ki Yüce Allah bu güzel ve özel duyguyu anne olmak isteyenlere nasip etsin. Çocuğunu olduğu gibi kabul eden, eksikleri ile fazlası ile, onu yargılamadan, başka çocuklar ile kıyaslamadan sadece çocuğu olduğu için seven kişidir anne.

 

Hem ev hanımı olan anneler, hem çalışıp hem de evlerinin işini görüp geri kalan zamanını çocuğuna veren annelerimiz elleri öpülesi, değerli kimselerdir. Bizler bebekken yanımızdan bir türlü ayrılmayan, acaba karnı doydu mu, sütüm yavruma yetiyor mu diye gece gündüz durmadan bizleri düşen, bizim sağlıklı olmamız için hayatları boyunca mücadele eden emekçi, fedakar ve cüretkar kadınlarımızdır annelerimiz. Tabi ki annelik sadece doğurmakla olmaz. Öyle anneler vardır ki çocuk doğrumadan başka çocuklara yürekten bakan ve onları koşulsuz seven, öyle anneler de vardır ki kendi doğurduğu  çocuğu bırakıp giden ve içinde sevgi ve merhamet duygusu olmayan…..

 

İşte  bu iki farklı anne arasındaki farkı da anlamak gerekir. Ama kimi zorunlu nedenlerden dolayı çocuğuna bakamayıp, ona istediği hayatı yaşatamayan ve  zorluklar çeken annelerimizi de eleştirmeden, onlara karşı ön yargılı olmadan bu düşüncelerimizi anlaşılır şekilde ifade ettiğimizde o düşünceler daha anlam kazanır. Çünkü kimi anneler gerçekten çocuğunu çok sevdiği halde maddi ve manevi zorluklardan dolayı çocuğuna bakamayabilir, ya da çeşitli zorbalıklara maruz kalarak çocuğu elinden alınmış olabilir. İşte bu ince noktaları da düşünmek ve ön yargılı olmadan hareket etmek gerekir. Kırmadan, anlamadan , bilmeden kimseyi suçlamamak ve incitmemek gerekir.

 

Her türlü maddi sıkıntıya göğüs germiş, çok sayıda çocuk dünyaya getirmiş ve çocukları için elinden gelen her türlü çabayı göstermiş Anadolu anneleri Anadolu kadınları !  Sizler ki çocuklarının arkasında dağ gibi duran ve onların geleceğine ışık tutan birer nefersiniz. Bir çocuğa eğitim ilk olarak anne tarafından verilir.  Bugün çevremizde güzel  ahlaklı,  saygılı ve  kültürlü çocuklar varsa bunlar başarılı ve mücadeleci annelerin eseridir. Bugün çoğu bilim adamının, ilim adamının arkasında, İslam alimlerinin arkasında, hoşgörülü, merhametli, affetmeyi bilen çocukların arkasında muhakkak  güzel ve güzel yürekli analar vardır. Çünkü o çocukları yetiştiren ve bugünlere getiren kahraman analardır unutmayalım.

Biz evlatlar da analarımıza layık kimseler olmalıyız. Onların bize yaptığı onca fedakarlığı unutmamalı, annelerimizi her zaman yükseklere çıkarmalı ve bizler de onları koşulsuz sevmeliyiz. Çocuk dünyaya getirmiş olsun, getirmemiş olsun, içinde çocuk sevgisi olan, herhangi bir yetim ve öksüz çocuğa, ya da yurtta olan çocuklara sahip olmuş olan tüm yürekli kadınlarımızın anneler gününü kutlar hepsinin ellerinden öperim . İyi ki varsınız, iyi ki….. Sizler olmasanız bizler olmazdık koca yürekli kahraman anneler!

17 Günlük Kapanma Sürecinde Evde Nasıl Vakit Geçirmeliyiz? Konulu Metin Yazınız.

 

17 Günlük Kapanma Sürecinde Evde Nasıl Vakit Geçirmeliyiz? Konulu  Metin Yazınız.


 Korona virüsten dolayı bir açılıp bir kapanan okullar virüsün daha hızlı artması ve mutasyonlu virüslerin çoğalması sonucunda okullar tekrar kapatıldı. Çoğu iş yerlerinin  de geçici süreliğine kapatılması gerekti. Daha fazla can kaybı olmasın diye, daha fazla insan hasta olmasın diye kapanan  çoğu yer zorunluluktan dolayı kapanmıştır. İnsanlar sosyal mesafeye daha çok dikkat etseydi, hijyene ve temizliğe daha çok dikkat edilseydi virüs bir an önce son bulurdu fakat bilinçsizlik yüzünden virüs hızla artmaya devam etmektedir.

 

17 günlük kapanma sürecinde evde sıkılmamak için yapmamız gereken bir takım sorumluluklar ve hobiler olmalıdır. Bu süreci aile bireyleri birbirleri ile iletişim halinde olarak, sevgi ve saygı temelinde geçirmeye dikkat etmelidir. Çalışan anne ve babalar bu süreçte çocuklarına daha fazla zaman ayırmalı ve geçmiş günlerin telafisi yapılmalıdır. Ev hanımı olan anneler de işi gücü az da olsa bırakmalı ve sadece çocukları ile vakit geçirmeli, onlar ile oyunlar oynamalı, çeşitli etkinlikler yapmalı ve daha bir çok güzel etkinlikler yaparak bu on yedi günün su gibi akıp geçmesi sağlanmalıdır.

 




 Çocuklar da bu dönemde gördüğü konuları genel olarak tekrar etmeli denemeler ve testler çözülmelidir. Uzaktan eğitim devam etse de  kalan sürede  çalışmaya ve okumaya mutlaka zaman ayrılmalıdır. Bu on yedi gün bir tatilmiş gibi düşünülmemelidir aksine daha çok çalışılmalı ve eksiklikler giderilmeye çalışılmalıdır. Uzaktan eğitim veren öğretmenlerimiz öğrencileri için ellerinden gelen her türlü fedakarlığı yapmaktadır. Öğrenciler de bu süreçte derslere girmeli ve  derslerini ihmal etmemelidir. Komşuya gidip gelinmemeli,  sağlığımız için kalabalık ortamlardan uzaklaşılmalıdır.

 

Her anı  iyi geçirmeye çalışmalıyız ve zamanın kıymetini bilerek hareket etmeliyiz. Bu zor günlerin de geçeceğine inanmalıyız ve umutla güneşli günlerin bizim olacağını dört gözle beklemeliyiz ve sarılacağımız günleri sabrederek, sosyal mesefaye dikkat ederek geçirmeliyiz.

Kıskanç Olmamak İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Kıskanç Olmamak İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


İnsanın içini yiyip bitiren, en çok da kişinin kendine zarar vermesine neden olan kötü duygulardan biri de kıskançlıktır. Kıskançlık etrafındaki her şeyi yakar , yıkar ve küle döndürür.  Kıskançlık doğaldır. Normal düzeyde kıskançlık  kişiye zarar vermezken başkalarının her şeyini kıskanan, insanların mutluluğuna göz diken ve  başkalarının mutlu olmasını istemeyen aşırı kıskanç insanlar hem kendilerine zarar verir hem de çevresindeki insanlara olumsuz enerji yayar.




Çok fazla kıskanan insanlar aslında kendine güveni olmayan kimselerdir. Çünkü böyle kimselerde diğer insanların kendilerinden üstün olma düşüncesi hakimdir. Kıskançlığı sadece aşk, eşler arası kıskançlık olarak düşünmemek gerekir. Kendine güvenmeyen, kendini yeterince tanımamış olup özüne bakmayan ve  kendini yetersiz hisseden kimseler başkalarının başarısını, mutluluğunu kıskanır fakat eline kötü duygudan başka hiçbir şey geçmez. Çünkü kıskançlık kişinin sağlığını bozar ve kıskanç kişinin ruh hali darmadağın olur. 


Kıskançlık kontrol  altına alınmadığı zaman çok büyük felaketlere neden olabilir. Kıskanmak yerine örnek almayı denersek daha üretken, daha başarılı ve daha mutlu olabiliriz. Mesela başarılı insanı tebrik etmesini ve bunu kibar bir şekilde ona ifade etmesini bilmeliyiz, ama içten tebrik etmeliyiz, samimi ve gerçek…


Başka insanların çalışmasını, zaferlerini stres yapmak yerine o kimselerin başarısını dikkate incelemeliyiz ve öğrenmeliyiz. Kıskanmak yerine yardımcı olmalıyız, sevmeliyiz, sevilmeliyiz ve yardımsever olmalıyız, dayanışma içinde hareket etmeli ve insanların işlerinim bir ucundan da biz tutmalıyız. Kendi işlerimize de özen göstermeliyiz ve yaptığımız işin kaliteli ve topluma faydalı olmasına dikkat etmeliyiz. 


Çalışmalıyız, emek etmeli, alın teri dökmeliyiz. Başarılı insanlara gıpta etmeliyiz ve biz de onlar gibi kendi ayaklarımızın üstünde durmak ve dünyaya faydalı olmak için kıskanmak yerine üretmeyi denemeliyiz. Kıskanmak yerine tebrik etmesini, kötü duygular yerine temiz, saf, insani duyguları benimsemeliyiz. İşte tüm bunları yaptığımız sürece de insan olabilmenin vasfına ermiş oluruz.

“Birlikten Güç Doğar.” Atasözünü Açıklayınız.

 

“Birlikten Güç Doğar.” Atasözünü Açıklayınız.


İnsanların yalnız yapacağı ve  birlikte yapacağı işler vardır. Örneğin; sağlıklı bir birey elini, yüzünü yıkayabilir, yemeğini kendi yiyebilir ya da gündelik işlerini yapabilir. Bir de yalnız yapamayıp birlikte yapılan işler vardır. İnsan sosyal bir varlık olduğu için hayatı boyunca tek başına yaşayamaz ve birlik, beraberliğe ihtiyaç duyar. İşbirliğine, başkaları ile iletişim kurmaya, zorlukları yardımlaşma ve dayanışma sayesinde aşmaya gereksinim duyar. Çünkü zorluklar, dikenli yollar ancak ve ancak birlik ve beraberlik sayesinde aşılabilir ve rahat bir nefes alabiliriz.

 

Birlik ve beraberliğin olduğu yerde güç vardır, umut vardır, başarı vardır. Buna en güzel örnek olarak Kurtuluş Savaşı yıllarını verebiliriz. Kurtuluş Savaşı yıllarında vatan savunması için canını feda etmeye hazır olan kahramanlarımız, analarımız, babalarımız, dedelerimiz bir yandan da yoksullukla, sefaletle mücadele etmiştir. Bağımsızlık elden gitmesin diye, namus, onur elden gitmesin diye açlığa bile dayanan bu iman dolu göğsü gibi zırha sahip olan Anadolu insanı  zorlu süreçte birlik, beraberlik içinde olup düşmanı yurttan atmasını bilmiştir. Çünkü birlikten, birbirine arka çıkmaktan güç doğmuş, iman gücü ve inancı sayesinde vatan toprakları düşmana teslim edilmemiş olup rahat bir nefes alınmıştır.


 Birlikten güç doğar atasözüne verilebilecek en güzel örneklerden biridir Kurtuluş  Savaşı. Bu atasözüne daha çok sayıda örnek verebiliriz. Ülkemizde yaşanan depremler sonucunda ülkemizin güzel yürekli insanlarının bir araya gelip depremzedelerin yarasını sarması vb. gibi. 



 

Dayanışmanın olduğu yerde huzur ve mutluluk beraberinde gelir. Böylece sevgi, saygı ve insan olabilme iklimi de ortaya çıkmış olur. Yeter ki zorluklarda bir olmasını beraber olmasını bilelim gerisi teferruattan öte değildir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 


23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı  hem ülkemizin çocukları için hem de dünya çocukları için çok önemli ve anlamlı bir gündür.  23 Nisan 1920 yılında  Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Millet Meclisi açılarak egemenlik millete ait olmuştur. Egemenlik demek, yönetme yetkisi demektir. Egemenlik demek yönetme yetkisinin  ulusa yani millete ait olması demektir.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu  Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ülkenin bağımsızlığı ve milletin egemenliği için hayatı boyunca çok çalışmış ve çok mücadele etmiştir.  Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’dan yola çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştır. Samsun’dan Amasya’ya, Amasya’dan Erzurum’a ve  Sivas’a gelmiştir. Bu şehirlerde vatanı kurtarmak ve büyük kararlar almak için çeşitli kongreler ve toplantılar yapmıştır. Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi gibi.

 

Vatanımın dört bir tarafından gelen milletvekilleri (temsilciler) Ankara’da 23 Nisan 1920 tarihinde toplanmışlardır.  Böylece  de büyük meclisimiz, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmış olup  Kurtuluş Savaşı ile ilgili tüm kararları alınmıştır. İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile egemenliğin millete ait olduğu kabul edilmiştir. Vatan düşman işgalinden temizlenmiştir. 23 Nisan 1920 tarihi milletin yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Yani bugün milli egemenlik bayramıdır.


23 Nisan  dünyada kutlanan ilk çocuk bayramı olması açısından da ayrı bir öneme sahiptir. Yüreği çocuk sevgisi ve vatan sevgisi ile dolu olan büyük komutan Gazi Mustafa Kemal bu anlamlı ve özel günü çocuklara bayram olarak hediye etmiştir. Çocuklara bayram olarak hediye edilen bu güzel ve özel gün çocuklar için çok büyük bir öneme sahiptir.

 

Çünkü yarınlarımız çocuklarımız ve onların yapacaklarıdır. Her 23 Nisan günü geldiği zaman içimizi sevinç ve mutluluk kaplar. Biz yetişkinler bile bu günde çocuklar gibi şen ve şakrak oluruz. Sınıflar ve okullar ay yıldızlı al bayrağımız ile Atatürk resimleri, İstiklal Marşı görselleri ile, balonlarla ve daha bir çok çeşit desenlerle süslenir ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı anlamlı bir şekilde kutlanmış olur.



 

Önceden dünya çocukları ülkemize gelir ve kendi ülkelerinin danslarını, şarkılarını, türkülerini, bizim türkülerimizi, danslarımızı ederdi. Çocuklarımız bir çiçek gibi rengarenk olur ve bu günde çok mutlu olurdu. Yabancı misafirler evde ağırlanır ve günlerce misafir edilirdi. Bu yıl virüsten dolayı bunlar yapılamamış olsa da umudumuzu kaybetmemeliyiz ve gelecek yıla bunları yapacak düşüncesi ile umutlu ve mutlu olmaya devam etmeliyiz.


Korona virüsten dolayı bu yıl bayramı okullarımızda sınıflarımızda kutlayamayacak olsak da bu geleneğimizi, bu milli bayramımızı evlerde kutlamaya devam etmeliyiz. Evimizin camlarına Türk bayraklarını, Atatürk resmini, balonları ve çeşitli süslemeleri asarak bayramı sevinçle kutlamalı ve bu özel günde çocuklarımıza özel bir armağan almayı da unutmamalıyız. Unutmayalım ki çocuklarımız geleceğimizi emanet ettiğimiz yarınlarımız, genç fidanlarımızdır.

“Felaket Başa Gelmeden Evvel Önleyici Ve Koruyucu Tedbirleri Düşünmek Lazımdır, Geldikten Sonra Dövünmenin Yararı Yoktur.” Atatürk’ün Bu Sözünü Açıklayınız.

 

“Felaket Başa Gelmeden Evvel Önleyici Ve Koruyucu Tedbirleri  Düşünmek Lazımdır, Geldikten Sonra Dövünmenin Yararı Yoktur.” Atatürk’ün Bu Sözünü Açıklayınız.


 Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük lideri olan ve asla unutulmayacak olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk yukarıdaki sözü ile ne kadar ileri görüşlü ve aydın bir kimse olduğunu da ispatlamıştır aslında.


 Ülkelerin, toplumların başına her türlü felaketin nerede, nasıl ve ne zaman geleceği bir anda belli olmasa da o felaketin ipuçları, yakınlaştığı az çok anlaşılır. Çünkü insanlar o felaketin geleceğini yaptıkları eylemler ile az buçuk tahmin ederler. Önemli olan felaket gelmeden, kötü olaylar yaşanmadan  önleyici ve koruyucu tedbirler alınmasıdır. Önceden alınmayan tedbirler toplumların başına bela olur.


Bir ülkenin insanları ülkesini geliştirmek için en ufak bir çaba harcamadıysa, ülkesi ile ilgili hiçbir şey umursamıyorsa o ülke gerilemeye ve yıkılmaya mahkum kalır. Hal böyle olunca da  bağımsızlık ve hürriyet de elde gitmiş olur. Keşke ülkeme sahip çıksaydım, çok çalışsaydım, ülkem için faydalı vatandaş olsaydım gibi boş laflarla dövünmenin, dizlere vurmanın da hiçbir anlamı olmaz. Çünkü her şey zamanında yapılmalıdır ve  kötü olaylar da zamanında önlenmelidir.


Başka bir örnek verecek olursak  şunu verebiliriz: Ülkemizde korona vakaları ne yazık ki  çok yüksek seviyedir. İnsanların bilinçsiz olması,  sosyal mesafe



ye dikkat edilmemesi ve  yöneticilerin de bu konuda tam anlamıyla yeterli tedbiri almaması sonucunda  ülkemiz virüs bakımından dünyada ikinci sıraya yükselmiştir. Başlandığı gibi  sosyal mesafeye, hijyene dikkat edilseydi şu anda bu kadar vaka patlak vermemiş olurdu. Burada en önemli görev de devlet yöneticilerine düşmektedir.  Bunun için de en sert tedbirlerin bir an  önce alınması gerekir.


Şu anda keşke okullar kapanmasaydı, herkes işine rahat rahat gidebilseydi, insanlar sevdikleri ile eskisi gibi güzel vakitler geçirseydi, daha dikkatli olsaydık demenin bir anlamı yoktur. Bunu önceden tahmin etmek ve vakaların bu boyuta geleceğini tahmin etmek gerekirdi. Bunun için felaketler başa gelmeden önce  önlemler alınmalı ve  olması gereken en iyi bir şekilde yapılmalıdır. Başa bela geldikten sonra ah demenin, vah demenin ne kişiye ne de topluma faydası olur.


Oruç İbadetinin Önemi İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Oruç İbadetinin  Önemi İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


On bir ayın ardından gelen Ramazan Ayı yine geldi. Evlere oruç tutmanın verdiği neşe ve mutluluk tekrar yayıldı. Oruç tutmak, nefsi terbiye etmek, aç olan insanların yerine kendini koyarak empati kurma becerisine sahip olmak, kimsesizlere, yoksullara, bu ayda daha çok yardım etmek ve daha duyarlı hale gelmek oruç ibadetinin  kişiye daha çok katkı sağlamasını sağlar ve Yüce Allah da bundan dolayı öbür dünyada böyle insanları mükafatlandırır.

 

Her ne kadar bu yıl korona virüsten dolayı eskisi gibi misafirlikler olmayacak fakat yine orucun verdiği manevi sevinç insanı oruç tutmaya yönlendirmeye devam eder. Virüsten dolayı aylarca evlerinde kapalı olanlar, sevdiklerini göremeyenler oruçta da kalabalıkta olmamalıdır. Ne yazık ki ülkemizde virüs hızla artmış ve vakalar patlak vermeye başlamıştır. Ülkemizin daha kötü hale gelmemesi için, daha çok canların gitmemesi için Ramazan ayını evde geçirmeliyiz ve sadece kendi ailemizle birlikte vakit geçirip oruç ibadetimizi yapmalıyız. 


 Orucun faydası şunlardır:


* Kalp sağlığını korur.

*Hücreleri onarır.

* Mide ve bağırsaklara iyi gelir.

* Hafızayı daha güçlü yapar.

* Yaşlanmayı geciktirir.

* Kötü alışkanlıkların bırakılmasında yardımcı olur.

* Karaciğerin dinlenmesine yardımcı olur.

* Sabırlı olmayı öğretir.

* Cildi temizle.

* Kanseri önlemeye yardımcı olur.

* İnsülin direncini azaltır.

* Zihinsel işlevleri artırır.


Oruç tutmanın işte bunun gibi çok sayıda faydası vardır.

Oruç tutmanın önemi ile ilgili Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed  Mustafa şunu söylemiştir:

 “ Oruç tutanın uykusu ibadet, susması tesbih, ameli kabul ve  duası müstecab olur.”

Dünya Otizm Farkındalık Günü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Dünya Otizm  Farkındalık  Günü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Otizm genelde ilk 3 yaşta başlayıp yaşam boyu süren, bireyin çevresi ile sözel ve  sözel olmayan bir şekilde iletişim kuramaması sonucu oluşan gelişimsel bozukluğun genel  adıdır. Otizmin neden kaynaklandığı tam olarak bilinemese de genelde kalıtım yolu ile olduğu uzmanlar tarafından söylenmektedir. Erkek çocuklarında kız çocuklarına nazaran daha sık görülür.


Otizmli olan çocukların yüzde yetmişinde zeka geriliği varken yüzde onunda ise üstün zeka görülmektedir. Otizmli yavrularımız her ne kadar  zorluklar yaşasa da eğitim yoluyla  onları sosyal yaşama katma, onlarla iletişim kurma ve onları koşulsuz sevme hepimizin ortak çabasıdır. Çünkü tüm çocuklar bizim en değerlimiz ve baş tacımızdır.

 

Otizmli yavrularımızda dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, epilepsi, duygu durum değişiklikleri gibi  durumlar görülebilir. Yanındaki yada karşısındaki kişilerle göz teması kurmazlar, çevreleri ile ilgilenmezler, adı ile seslenince  cevap vermezler, insanlarla iletişim kurmaz cansız varlıklarla iletişim kurarlar, konuşmayı bilseler bile hep  aynı kelimeleri tekrar ederler.


 Kucaklama, öpme, elinden tutma gibi fiziksel temaslardan hoşlanmazlar. Sürekli aynı oyunları oynarlar, sosyal ortama girdiklerinde aşırı korku tepkisi verirler, acıya ve tehlikeye karşı duyarsızdırlar, kendi düzenleri vardır, düzenleri bozluduğu zaman hırçınlaşabilirler ve daha bir çok özellik görülebilir.

 

Önemli olan çocuklarımızı yaşama katmak, onlar için gerekli mücadeleyi edebilmektir. Özellikle de anneler  otizmli yavruları için elinden gelen her türlü fedakarlığı yapar ve sabırlı olurlar. Çocukları için yapmayacakları şey yoktur. Otizmli çocukları olan anne ve babalara da elimizden gelen her türlü yardımı yapmalıyız.




 

Otizmli çocuklar ile iletişim kurarken onları rahatsız etmeden iletişim halinde olmalıyız. Onları istediğimiz oyunlara zorlamamalı ve onun istediği oyunları oynamaya dikkat etmeliyiz. Zorbalıkla değil sevgiyle, saygıyla, kendimizi onların yerine koyarak yani empati kurarak hareket etmeliyiz. Çevremizde böyle arkadaşlarımız varsa onları koşulsuz  sevmeliyiz, onların ailelerine destek olmalıyız ve bu zorlu süreçte birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket ederek insanı, insanlığı yaşatmalıyız.


Otizm  ile ilgili şu güzel sözleri de unutmamalıyız:

* “Otizm bir trajedi değildir. Cehalet trajedidir.”

* “Otistik çocuklar renkli, genellikle çok güzel ve gökkuşağı gibi öne çıkıyorlar.”  - Adele Devine

* “Otistik bir çocuğu yetenekli, ilginç ve değerli olarak göremezsek, üstüne kattığımız hiçbir eğitim veya terapi önemli olmayacaktır. - Ellen Notboh.

* “Otizmli çocuklar çok dikkatlidir, bu yüzden onlara karşı tutumunuz da dahil olmak üzere her şeyi fark ederler.” Trevor Pacelli.

* “Otistik bir çocuğun yapamayacağı şey yerine, neler yapabileceğine çok daha fazla önem verilmesi gerekiyor.” Dr. Temple Grandin.


Korona Virüs Sürecinde Aile İçi İletişim Hakkında Kompozisyon Yazınız.



 
Korona Virüs Sürecinde Aile İçi İletişim Hakkında Kompozisyon Yazınız.


 Virüs bitti bitecek derken mutasyonlu virüsün ortaya çıkması ve dünya genelinde tekrar artışa geçmesi insanlar üzerinde olumsuz etki yaratmaya başlamıştır. Okulların kapalı olması, lokantaların, çay ocaklarının, kahvehanelerin , eğlence merkezlerinin vb kapalı olması insanların evlerine çekilmelerine ve asosyal bir yaşam sürmelerine neden olmuştur.


 İnsanların bilinçsizce davranması yüzünden, ev ziyaretleri yüzünden, maske ve mesafeye dikkat edilmemesi yüzünden  her şeyden önemlisi bana bir şey olmaz gibi kıt bir anlayışa sahip olup virüsü başkalarına bulaştıran bilinçsiz insanlar yüzünden virüs ülkemizde kat kat artmaya devam etmektedir. Yaklaşık iki ay öncesine kadar binin altına inen sayı şu anda kırk binlere kadar ulaşmıştır. Bu durumda sağlık çalışanlarını artık pes etme noktasına getirmiştir. Çünkü onlar da artık yorulmuş ve bıkmıştır.

 

Bu süreçte işten çıkarılanlar, iş yerini kapatmak zorunda olanlar, okulda çalışan kantinciler, servisçiler, fabrika işçileri ve daha birçok iş kolundaki insanımız işsiz kalmış ve bu durumda aile içi iletişim ve etkileşimin sorunlu bir hale dönüşmesine neden olmuştur. Evine ekmek  götüremeyen, çocuğuna bir ekmek dahi almakta zorlanan ana ve babalar arasında geçimsizlik, yoksulluğun verdiği kavga, psikolojik şiddet, boşanmalar, intiharlar, bunalımlara girme, psikolojik dengesizlik gibi çok sayıda sorun ortaya çıkmıştır. 


İşte tüm bunlarda aile içi ilişkileri bitirme noktasına getirmiştir. Ailenin yok olması demek, aile içi ilişkilerin zayıflaması  demek bir toplumun bozulmaya başladığının da göstergesi demektir.

 

Ayrıca virüs yüzünden dışarı çıkamayan ve eve kapanmak zorunda olan kimseler evde sıkılmaya başlamış ve bu durumda insanların evi hapishane gibi görüp bir an önce oradan uzaklaşmak istemelerine neden olmuştur. Akraba ziyaretleri, eş dost ziyaretleri azaldığı için insanlar kendi kabuğuna çekilmiş ve böylece hayat da çekilmez hale gelmiştir. Sosyallik azalınca yenilen yemeğin, birlikte içilen çayın, kahvenin tadı ne yazık ki kalmamıştır.

 

Bu süreçte dışarı çıkmanın  bile ne kadar büyük bir özgürlük olduğu anlaşılmıştır. Okula gitmenin, işe gitmenin önemi kavranmıştır.  Evde olan çocuklar ve aile bireyleri arasında zaman sorunlar ortaya çıkmış ve bu durum da yine aile içi iletişimi olumsuz yönde etkilemiştir.  Yine bu süreçte çocuklar elden geldiği kadar ihmal edilmemeli, onlarla birlikte yemek yapılmalı, el becerilerini geliştiren oyun hamurları ile şekiller yapılmalı ve çocuklarımız sevgi ve ilgiden yoksun kalmamalıdır. 





İşsiz kalan anne ya da babanın psikolojisi bozulduğu için çocuğu ile ne kadar kaliteli vakit geçirebilir ya da çocuğuna ne kadar sağlıklı gıdalar ve rengarenk güzel kıyafetler alabilir, bunu da oturup ayrıntılı bir şekilde  düşünmek gerekir öyle değil mi?  Parası olmayan, temel ihtiyaçlarını bile karşılamayan ailelere bu dönemde herkes elinden gelen desteği sağlamalıdır. Maddi imkanı olsa hangi anne ve baba çocuğuna , ailesine  konforlu bir yaşam  sağlamaz ya da neden  çocuğu ile kaliteli vakit geçirmez. Bunun da nedenlerini düşünerek  temel soruna inmek en doğrusu olur bence.
Aile içi iletişimin normal hale gelmesi için herkesin bir an önce aklını başına alması gerekir. Devlet maddi durumu olmayan ailelere gereken her türlü yardımı yapmalıdır ve aile bireylerinin normal yaşamlarını yaşaması sağlanmalıdır. sağlanmalıdır. 


 




Çok Param Olsaydı Neler Yapardım Konulu Kompozisyon Yazınız.

 

Çok Param Olsaydı Neler Yapardım Konulu Kompozisyon Yazınız.


Hayatta her insan maddi ve manevi açıdan mutlu olmak ister. Çünkü kişinin kendi ayakları  üzerinde durması kadar onu mutlu eden başka bir şey olamaz. Kimseye muhtaç olmamak, çalışıp mutlu bir şekilde yaşam  geçirmek güzel bir duygudur.  Elimden gelen her türlü  emeği gösterip iyi ve çok gelir getiren bir mesleği tercih edip zengin olurdum ve  böylece çok param olurdu.

 

 Çok param olunca da  şunları yapardım:


Öncelikle sağlıklı olduğum için şükreder ve kendime ve aileme güzel bir ev ve araba alırdım. Daha sonra aldığım evin kenarlarına güzel meyve ağaçları, çam ağaçları ve asma dikerdim. Yeşil çimenler eker , güller, papatyalar, ve laleler ekerdim. Evimin hem dışarıdan hem de içeriden güzel olması için gerekli masraftan kaçınmazdım. Arabamın da kaliteli ve güzel olmasına dikkat ederdim.

 

İnsanın çok parasının olması gerçekten güzeldir fakat bunu yerinde kullanmak ve faydalı amaçlar için kullanmak ise daha da güzel ve ayrıcalıklı bir durumdur. Kendi gereksinimlerini, ailemin gereksinimlerini karşıladıktan sonra artık çevreme ve bana yardımı ihtiyacı olan insanlara yardım etmek için elimden gelen her türlü fedakarlığı ve iyiliği yapardım. Okul olmayan köy okullarına okul yaptırır ve oradaki minik yavrularımızın eğitim ve öğretimden mahrum kalmamasını sağlardım.



 

 Oradaki öğrencilerin her birine tablet, kırtasiye malzemeleri, rengarenk  kıyafetler, çeşitli ayakkabılar, kuru yemişler ve daha bir sürü sağlıklı gıdalar alırdım. Hasta olan çocukların bir an önce sağlığına kavuşup okuluna gitmesi için her türlü maddi ve manevi yardımı sağlardım. 


Anne ve babasını kaybetmiş, babası vatani görevde şehit  olmuş,  evlatlarımız için hiçbir emekten asla kaçınmazdım ve onların en iyi şekilde yetişmesi için gereken maddi ve manevi desteği sağlardım. Bizim için canlarını feda etmiş şehit ailelerini ve  canlarını feda etmekten çekinmeden gazi olmuş yiğit gazilerimizi, ailelerini ziyaret eder ve onların her türlü ihtiyacını karşılamaya çalışırdım.

 

Çocuk bakım evlerindeki çocukları, huzur evlerindeki yaşlıları her yıl ziyaret eder ve onların da gönlünü ve hayır duasını almak için adeta yarışırdım. Maddi durumu olmayan üniversite öğrencilerine burs bağlardım. İşinden kovulmuş, işsiz kalan çaresiz emekçilerimizin yanında olurdum ve onların işe alınması için bizzat ayaklarına gider ve onların benim şirketimde çalışmasını isterdim. İşsiz olanların işi olmasını ve onların da aileleri ile mutlu ve huzurlu bir hayat geçirmesini isterdim.

 

Bencillikten uzak, empatiden yoğun, biz anlayışı içinde hareket eden merhametli ve kucaklayıcı bir kimse olurdum. Yaptığım iyilikleri asla başa kakmaz ve kişinin kendini utanmadan ve sıkılmadan ifade edebilmesine, benim yanımda tıpkı ailesinden biri varmış gibi hareket etmesine izin verirdim. Çünkü samimiyetin olmadığı yerde, insanlığın olmadığı yerde iş veriminin de olmayacağına inananlardan biriyim. 


Kendime bir uçak ve helikopter de alırdım. Yurt dışı seyahatlerimi bunlar aracılığı ile gerçekleştirirdim. Akrabalarımı kollar , gözetler  ve onların da sıkıntı yaşamaması için her türlü imkanı sağlardım.

 

 Korona virüs sürecinde sıkıntı yaşayan veya yaşamakta olan kardeşlerimizin elinde tutar, yardımlaşma ve dayanışma içinde bir hayatı ömrümün sonuna kadar götürürdüm.


Bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşçe   yaşamak için paraya değil sevgiye, güce değil insanlığa, zalimliğe değil insan olmaya yönelir ve hayatım boyunca iyilikten, yardımseverlikten yana olurdum. Bu dünyanın gelip geçici olduğunun farkındalığı ile yaşar ve paraya asla tapmazdım.

 

 

“Türk Çocuğu Ecdadını Tanıdıkça Daha Büyük İşler Yapmak İçin Kendinde Kuvvet Bulacaktır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

"Türk Çocuğu Ecdadını Tanıdıkça Daha Büyük İşler Yapmak İçin Kendinde Kuvvet Bulacaktır." Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


 Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ecdadı ile her zaman onur duymuş ve ecdadının çok asil olduğunu, çalışkan olduğunu, bağımsızlığına düşkün olduğunu her fırsatta söylemiştir. O milletinin  her daim arkasında olan büyük bir asker olmuştur. Bizim milletimiz, bizim atalarımız her zaman vatanı ve milleti için çalışmıştır.  Bağımsızlığımız ve vatan topraklarımız tehdit ve tehlike ile karşı karşıya kalındığı zaman canlarını seve seve feda eden bu kahraman milletin aziz şehitleri,  kıymetli evlatları vatan yolunda çarpışmaktan asla korkmamışlar ve başka devletlerin manda ve himayesi altında yaşamaktansa ölmeyi tercih etmişlerdir.


Bir Türk devleti yıkıldığı zaman hemen  yeni bir devlet kurabilme yeteneğine ve kapasitesine sahip olan teşkilatçı ecdadımız her zaman ilerlemeye ve çalışmaya devam etmiştir. Orduya, askere ve disipline her zaman önem vermiştir ecdadımız. İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinden tutun da (Teoman, Mete Han vb) Osmanlı Devleti’nde Fatih Sultan Mehmet Han’ın başarıları, Kanuni Sultan Süleyman’ın başarıları ve daha niceleri…  Kurtuluş Savaşında Anadolu halkının bir yandan yoksullukla mücadele edip bir yandan da düşmanla mücadele edip vatan topraklarını düşmana vermemesi ve daha yazarak bitiremeyeceğimiz nice kahramanlıklar, nice destanlar….  Ve sonunda başarıya ulaşılması ve vatan topraklarının düşmana verilmeyişi….




 Mustafa Kemal Atatürk de  çocuklarımızın, gençlerimizin geçmişini, atalarını iyi tanıması gerektiğini söylemiştir. Geçmişini bilen, atalarını iyi bilen kimseler geleceğe daha emin adımlar ile ilerler. Geçmişinden haberi olmayan , atalarının büyük zaferlerini, başarılarını bilmeyen kimseler  ise yerinde saymaya devam eder.  Bize bu vatan topraklarını bırakan ecdadımızı iyi tanımalıyız ve bu konu ile ilgili çeşitli araştırmalarda bulunmalıyız. Öğrendiğimiz bilgiler çevremizdekilere de anlatmalı ve çevremizdekilerin de atalarımız hakkında bilgi edinmesini sağlamalıyız.


Ecdadımız hakkında öğrendiğimiz ve öğreneceğimiz her bilgi bizi daha da ileriye ve çalışmak istemeye yönlendirecektir.  Onlardan hoşgörüyü, vatan sevgisini, bağımsızlığın ne kadar önemli olduğunu, yeri geldiğinde düşmanı bile affedebilmeyi öğrendiğimiz için atalarımıza çok şey borçluyuz. Çünkü onlar bize bu kadar güzel cennet bir vatanı hediye etti. Bizim de görevimiz bu vatanı sonsuza kadar korumak ve her alanda geliştirip dünyanın en gelişmiş ülkesi haline dönüştürebilmektir.

İyi Niyetli Olmakla İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

İyi Niyetli Olmakla İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

İnsanın niyeti neyse eline geçecek de odur denilir ya hani.  İşte gerçekten de her şey niyete göre şekillenir. İnsanlar niyetine göre sınanır bu hayatta.  Niyetinde doğruluk olan, adalet olan, sevgi , karşılık beklemeden yapılan iyilik olan ve saygı olan kimseler hem bu dünyada hem de öte dünyada kazanır. Hayat bazen karşımıza vefasız ve iyilik bilmez insanlar çıkarabilir. O kişi için yapılan emekler ve çabalar , onun için yapılmış olan fedakarlıklar her ne kadar iyi niyetli kişiyi incitse de iyi niyetli olan kimse yaptığı insanlıktan ve iyilikten asla pişmanlık duymaz.  Sadece incinme ve üzülme olur ve  karşılık olarak da  yalnız sevgi ve saygı ister.

 

Karşılık beklemeden iyilik yapmak, koşulsuz sevmek ve merhametten yana olmak  insan olma vasfını kazanmış kimselere özgüdür. Hayatta her şey yaşanabilir. İyi günümüz de olur, kötü günümüz de olur. Hiçbir şey mükemmel olarak sonsuza dek sürmez fakat iyi niyetli olan kimseler de bu durum böyle değildir.  onlar her zaman iyi niyetli olmaya devam ederler. Kendilerine yapılan onca kötülük de olsa yine iyiliği tercih ederler. Çünkü böyle kimselerin doğasında iyilik, temizlik, saflık ve masumluk vardır. Kimseye zarar vermek istemezler, can yakmak, ah almak gibi dertleri yoktur onların. İçlerinde kin ve sevgisizlik olmadığı için her zaman vicdani rahatlık içinde gezerler ve  içlerindeki aydınlığı, güzelliği çevrelerine de yayar böyle kimseler.




Bazen yapılan iyi niyetler karşılığını bulmasa da elimizden geldiği kadar niyetimizi bozmamaya çalışmalıyız. Unutmayalım ki iyi niyetli olanlar eninde sonunda kazanır ve kötü olan, nankör olan kimseler bile iyi niyetli kimselerin  yanında olmak ve ondan af dilemek ister. Biz yeter ki iyi olalım, iyilikten yana, insanlıktan yana olalım. Emin olun ki bizimle birlikte kol kola verecek binlerce hatta milyonlarca iyi niyetli güzel insanlar var olacaktır.