Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

‘’Dilimiz Kuşatma Altında’’ Konulu Kompozisyon

‘’Dilimiz Kuşatma Altında’’ Metninden Hareketle Bilgilendirici Bir Metin Yazınız.  

Bizi hayata bağlayan  ve  mutlu eden şey sevgidir. Çünkü sevgidir yürekleri birleştiren, sevgidir uzaklığı yakın eden. Bu doğa sevgisi olur, insanın insana sevgisi olur,  babanın evlada, annenin  evlada sevgisi olur vb.  Sevmek bu kadar güzelken , sevmek bu kadar hayatı yaşamaya değer kılıyorsa peki neden dilimizi sevmiyoruz ve dilimize  hak ettiği sevgiyi vermiyoruz. Oysa bizi biz yapan, kültürümüzü,  geleneklerimizi, göreneklerimizi yaşatan ve yaşattıran dilimiz, öz dilimiz Türkçe değil midir?

Elbette Türkçedir fakat ne yazık ki dilimiz  günümüzde kuşatma altındadır. Tutturmuşuz küreselleşme diye bir kavram ve dilimizin  ürettiği kelimeleri yok sayarak, yabancı adları dilimize sokarak kendi benliğimizi, özümüzü kaybediyoruz ve bunu da gayet bilinçli yapıyoruz. Çevremize şöyle bir baktığımızda, alışveriş merkezlerine gittiğimizde, tatil beldelerine gittiğimizde vb. her yerde  yabancı iş yeri adları, yabancı market adları vb. görüyoruz. Türkçesi varken neden  yabancı dil?  Yabancı adlar kullanmak bizi daha mı medeni yapacak ya da daha mı çağdaş bir ülke olacağız. Hayır tabi ki! Çağdaş ve medeni bir ülke olmanın yolunu diline sahip çıkmaktan ve ona gereken değeri vermekten geçer. Çok mu zor  kendi kelimelerimizi kullanmak ve o güzel Türkçe isimleri üretmek! Elbette zor değildir fakat her nedense  toplumumuzda  yabancı kelimeler kullanmak  bir özenti şeklinde devam ediyor. Örneğin;  Kendi dilimizde  hoşumuza giden bir şeye “vay be”  demek yerine   “why- b’’ diyerek yazmak,  büyük padişah Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği güzelim şehre  New İstanbul demek ya da  The İstanbul demek ne kadar doğru acaba? Yaşasaydı Fatih Sultan ne derdi acaba? Benim torunlarım ne hale gelmiş, yazık emeklerime mi derdi, yoksa ne güzel bak  torunlarım  medeni olmuş, çağdaş olmuş mu derdi?  

Sizde çok iyi biliyorsunuz ki  üzülürdü ve  insanlarının bu kadar özenti olduğuna ve  benliğini kaybetmesine şaşırırdı.  Dilimizi bu kuşatmanın altından bir önce  kurtarmalıyız ve unutulmaya yüz  tutmuş Türkçe kelimeleri gün ışığına çıkarmalıyız bir an önce. Yoksa  sonumuz kötü olacak ve gelecek nesil için bu hiç de iyi olmayacak. Televizyonlardaki yöresel konuşmalar, Türkçeyi herkesin kafasına göre kullanması  son derece yanıştır. Bir an önce bu yanlıştan  vazgeçmeli ve dilimizin değerini bilmeliyiz. Benliğimize sahip çıkmalıyız, dilimize gereken değeri vermeliyiz ve kendi elimizle kendi sonumuzu getirmemeliyiz. Yoksa çok kötü sonuçlar olur ve ilerde pişmanlığın zerre kadar faydası olmayabilir. Benden söylemesi!

“Arıyorum” Şiirinin Size Hissettirdiklerini Anlatan Bir Konuşma Yapınız.


“Arıyorum” Şiirinin  Size Hissettirdiklerini Anlatan Bir  Konuşma  Yapınız.

Arıyorum Şiiri İle İlgili Konuşma
Kıymetli Arkadaşlar,
Dil bir  milletin aynasıdır.  Dil bir milletin kültürüdür. Milletler konuştuğu ve yazdığı ana diline sahip çıkmazsa kısa zamanda   dağılmaya ve bozulmaya başlar. Dil bir milletin kültürü, yaşayışı, gelenek ve görenekleridir. Onun için   ana dilimiz  olan Türkçenin kıymetini bilmeliyiz.  Karamanoğlu Mehmet öyle güzel bir uygulamaya geçmiştir ki ana  diline ne kadar önem verdiğini şiirden de anlayabiliriz.

Oysa günümüzde ana dile gereken önem fazla verilmemektedir. Çünkü kendi dilimizde olan isimlere  sırf müşteri çeksin diye, özentilik olsun diye yabancı adlar  verilmektedir. Çevreme çıkıp şöyle bir baktığımda yabancı iş yeri adları,  çay ocakları, kahve içilecek yerler ve daha bir sürü yerler  Türkçe isimler ile  adlandırılmamıştır. Bu son derece kokrunç bir durumdur. Bu durum böyle devam ederse yakın zamanda Türkçe olan kelimeler unutulmaya ve yok olmaya başlayacaktır. Bu da kendi elimizle kendimizi yok etmemiz anlamına gelir ki bunu tahmin dahi edemiyorum.
Sevgili öğretmenim ve sevgili arkadaşlarım!
Geleceğimize sahip çıkmak için, gelecek nesillerin ana dilimize sahip çıkması için dilimize gereken önem ve ilgiyi şimdiden vermemiz gerekir. Başka dillere özen göstereceğimize kendi dilimizin ne kadar zengin ve  anlamlı bir dil olduğunu bilmeliyiz . Bir milleti yok etmek sadece   sınır işgali ile olmaz. Bir milleti yok etmek isteyenler önce onun dili ile  oynar, dilini yozlaştırır  ve yok eder. Dili yok etmek, dili unutturmak da o milletin sonunu getirir ve başka ülkelerin dilinin egemenliği altına girer.

Bunun için lütfen bir an önce kendimize  gelelim ve Karamanoğlu Mehmet Bey gibi ana dilimize sahip çıkalım ve ana dilimizden  iş yerlerimize, alışeriş merkezlerimize, okullarımıza vb. yerlerimize türkçe isimle verelim. Türk dilinin önemi ile ilgili  her türlü konfrenslara, sempozyumlara katılalım ve dilimizi dünya dilleri arasında yer almasını sağlayalım. SEVGİLİ Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dilimiz ile ilgili söylediği şu sözü de unutmayalım:
‘’ Türk milletinin dili Türkçedir. Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir.’’

ARIYORUM
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı;

'Bu günden sonra, divanda, dergahta, bargahta, mecliste,
meydanda Türkçe'den başka dil konuşulmaya' diye,

Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehiri,
Fermana uyanınız var mı?

Nutkum tutuldu, şaşırdım, merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

Dükkanın store, bakkalın market, torbasının poşet,
Mağazanın süper, hiper, gros market,
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?

İlan tahtasının bilboard, sayı tabelasının skorboard,
Bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon,
Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde welcome,
Çıkışında goodbye okuyanınız var mı?

Korumanın, muhafızın body guard,
Sanat ve meslek pirlerinin duayen
İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?

Sekinin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?

İş hanımızı plaza, bedestenimizi galeria,
Sergi yerlerimizi center room, show room,
Büyük şehirlerimizi mega kent diye gezeniniz var mı?

Yol üstü lokantamızın fast food,
Yemek çeşitlerimizin menü,
Hesabını adisyon diye ödeyeniniz var mı?

İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmaya sponsorluk diyeniniz var mı?

Mesireyi, kır gezisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air bag,
Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı okey diye konuşanınız var mı?

Çarpıcı, önemli haberler flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri oley oley,
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?

Vırvırık dağının tepesindeki köyde,
Cafe shop levhasının altında,
Acının da acısı kahve içeniniz var mı?

Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
Özün el diline özendiğine içiniz yananınız var mı?

Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik,
Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?

Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

Bir ferman yayınlamıştı...
Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?

Doğa Konulu Kompozisyon


Aşağıya  ‘’ Doğa’’ Konulu Bir Kompozisyon Yazınız. Yazınızda Giriş, Gelişme Ve Sonuç Bölümlerine Dikkat Ediniz. Yazınızı Zenginleştirmek İçin   Atasözleri, Deyimler ve Özdeyişlerden  Yararlanınız.

Doğa  Yüce Allah’ın bize sunduğu büyük bir nimettir.  İçinde yaşadığımız doğanın bizlere çok büyük faydaları vardır. Hava, su, toprak biz canlılar için hayati derecede önemlidir fakat biz canlılar onlara  ne yazık ki büyük zararlar vermekteyiz. Havayı, suyu, toprağı kirletmekte ve doğayı yok etmek için el birliği ile  onca kötülüğü doğamıza etmekteyiz. 

Oysa bizlerin doğaya daha çok sahip çıkması gerekir. Doğayı incitmemeliyiz, onu kırmamalıyız. Doğayı incittiğimiz zaman  doğa bize  çok farklı dönüşler sağlayabilir ki bu da bizim sonumuz olabilir. Her şeyden önce bilinçli bireyler olmalıyız ve bilinçli bireyler yetiştirmeliyiz. Doğayı seven, onu koruyan ve kollayan kimseler olmalıyız. Doğamızı hunharca yok etmemeliyiz.  Tutumlu insanlar olmalıyız. Çevremizi kirletmemeliyiz, havayı, suyu, toprağı kirletmemeliyiz, onları doğal halinde bırakmalıyız.  Para için, daha çok mal sahibi olmak için, mülk sahibi olmak için doğaya  zarar vermemeliyiz. Bir Kızılderili atasözü şöyle der ve bu söz benim çok sevdiğim anlamlı sözlerden biridir: ‘’Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık avlandığında, İşte o zaman paranın yenmediğini anlayacaksınız.’’. Gerçekten de bu söz doğanın ne kadar önemli olduğunun ve doğaya verdiğimiz zararın ne denli zararlı sonuçlar doğuracağını anlatmak istemiştir.

Yani para her şey değildir. Önemli olan doğa ve doğanın güzellikleridir. Bunun için doğaya sahip çıkalım, onun bizi koşulsuz sevdiği gibi biz de doğayı koşulsuz sevelim ve ona yaptığımız kötülüklerden bir an önce vazgeçelim.

Nasreddin Hoca’yı Tanıtan Bir Konuşma Hazırlayınız


Nasreddin Hoca’yı Tanıtan Bir Konuşma  Hazırlayınız

Sevgili Arkadaşlar bugünkü konuşmamda  kültürümüzde çok önemli bir yere sahip olan ve hazır cevaplılığı ile ünlü olan  bir kişi hakkında size konuşma yapacağım. Beni dinleyeceğiniz için hepinize şimdiden teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz ki kültürümüzün en önemli kişilerinden biri de Nasreddin Hoca’dır. Akşehir’de dünyaya gelen Nasreddin Hoca  Anadolu Selçuklu Devleti Dönemi’nde yaşamış efsanevi bir kişidir. Onun en önemli özelliği olaylara  mizahi şekilde yaklaşmasıdır.  

Çocukluğumuzda hemen hemen hepimiz onun fıkraları ile büyüdük. Onun fıkralarını dinledik, öğrendik ve biz de başkalarına anlattık.  Dinlediğimiz fıkralar bizi hem güldürdü hem de düşündürdü. Çünkü onun fıkralarında aslında hocanın nasıl bir ince zekaya sahip olduğunu da görebiliriz. İnce ince laf vurmalar, hazır cevaplar onun zeka seviyesinin de ne kadar gelişmiş olduğunu gösterir. Onun için çocuklarımıza, genç nesle Nasreddin Hoca’yı anlatmalıyız, onun fıkralarını anlatmalıyız ve onu hiç unutmamalıyız.  Noel Baba adı  altında kültürümüze ait olmayan yabancı kimseleri çocuklarımıza  model göstereceğimize Nasreddin Hoca gibi kendi içimizden gelenleri çocuklarımıza anlatmalıyız.

Nasreddin Hoca’yı yaşatmalıyız ve onun  bizim kültürümüzün parçası olduğunun farkında olmalıyız. Beni dinlediğiniz için hepinize çok teşekkür ederim , sevgiler, saygılar…

Nasrettin Hoca Fıkralarına Örnekler...

"Türkçesi Varken" Başlıklı Bir Kompozisyon


Aşağıdaki Resimde Tabelaları İnceleyiniz. Tabelalardaki  Sözcüklerin  Kullanımı Doğru Mudur? Sorusundan Hareketle ‘’ Türkçesi Varken’’ Başlıklı Bir yazı Yazınız.

Türkçesi Varken
 Kitapta incelediğim tabelalarda Game Center,  Ayakkabı Shop, Mehmet’s  Kuaför, Pet House gibi  iş yeri adları yazılmaktadır.Bu kavramların  dilimizde anlamları varken  bu yabancı adları kullanmak son derece yanlış bir davranış ve özentilikten başka bir şey değildir.

Kahve Zamanı yazmak varken, Kuaför Mehmet Bey demek varken, Ayakkabıcı Ali Bey demek varken  bunların yabancı adlarını kullanmak  cahillikten  başka bir şey değildir.  Kendi  benliğimizi yok etmemek için, kendi kültürümüze sahip çıkmak için  her şeyin Türkçesini kullanmalıyız ve  başka ülkeleri yüceltmek yerine kendi ülkemizi yüceltmeliyiz ve geliştirmeliyiz. Çocuklarımızı ve gençlerimizi de böyle yanlış bir tutumun içine sokmamalıyız ve kendimiz olmalıyız. Kendi içimize yönelmeliyiz, kendi terimlerimizi üretmeliyiz ve kendi iş  yeri adlarımızı tabelalarımıza asmalıyız.

Türk Dili’nin önemi ile ilgili şu sözü de unutmamalıyız: * “Önümüzde iki yol var: Ya uyanıp dilimizi koruyacağız ya da iki nesil sonra Türkiye diye bir ülke, Türkçe diye bir dil kalmayacağını kabul edeceğiz! Seçim sizin!’’ Oktay Sinanoğlu


‘’ Vatan Çalışkan İnsanların Omuzları Üstünde Yükselir.’’ Sözünü Açıklayan Bir Yazı Yazınız. Yazınız Yazım Ve Noktalama Açısından İnceleyip Varsa Yanlışlarınızı Düzelterek Arkadaşlarınızla Paylaşınız.


‘’ Vatan Çalışkan İnsanların  Omuzları Üstünde  Yükselir.’’ Sözünü  Açıklayan Bir Yazı  Yazınız.   Yazınız Yazım Ve Noktalama  Açısından İnceleyip Varsa Yanlışlarınızı Düzelterek  Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

Bir vatanı  gelişmiş vatan haline getiren, insanlarını eğitimli ve aydın kimseler haline getiren  unsur o vatandaki her bir ferdin eğitime ve öğretime verdiği önem sayesindedir.  İlim ve fen yolunda ilerleyen toplumlar bunu çalışkan ve emektar olmasına borçludurlar. Vatan yolunda her zaman çok çalışmak, alın teri dökmek gerekir.

Bu vatan toprakları yatarak kazanılmadı ya da boş işlerle uğraşılarak, magazin haberlerine bakılarak kazanılmadı. Bu topraklar kan ile kazanıldı, ayrılık ile, göz yaşı ile kazanıldı. Bu toprakları bize emanet bırakan atalarımız şehit oldu, gazi kalanlar oldu, sevdiklerinden ayrılanlar oldu. Onlar olmasaydı, onların çalışkanlığı ve azmi olmasaydı bugün bu topraklar üzerinde bir İngiliz sömürgesi ya da Fransız  sömürgesi olarak yaşayabilirdik. Dilimizi konuşamaz, dinimizi yaşayamaz, kültürel değerlerimizin ne olduğunu bilemezdik. Bugün bunları yapabiliyorsak, bugün özgür bir Türkiye Cumhuriyeti içinde yaşıyorsak bunu çalışkan insanlara ve Mustafa Kemal gibi önder insanlara borçluyuz. Bizim duracak, vakit kaybedecek zamanımız yok. Bizim çalışkan  çocuklara, gençlere , yetişkinlere, yaşlılara ihtiyacımız var. Ancak onlar çalıştığı zaman , vatan yükselir ve bu vatanı yıkmaya kimse cesaret edemez. Yeter ki bizler çalışkan olalım, üretelim, yerli mala önem verelim, dilimize sahip çıkalım, ülkemizi her alanda geliştirelim ki vatan vatan olmaya değsin, atalarımızın kanı boşa gitmemiş olsun.

Vatanı uğrunda çalışan her bir ferdi selamlıyor ve gözlerinden öpüyorum. Emek ile kalın, alın teri ile kalın ve ülkenizi her zaman yüceltin.

Küçük Yunus Metnindeki Koyu Yazılmış Cümlede Anlatılmak İstenen Nedir? Düşüncelerinizi Aşağıya Yazınız. Yazınızda Uygun Geçiş Ve Bağlantı İfadelerini Kullanınız.


Küçük Yunus Metnindeki Koyu Yazılmış  Cümlede Anlatılmak İstenen Nedir? Düşüncelerinizi Aşağıya Yazınız. Yazınızda Uygun Geçiş Ve Bağlantı İfadelerini Kullanınız.

Küçük Yunus metninde koyu  olarak yazılmış cümle şudur ve bu cümlede anlatılmak istenen ise şunlardır:
* Denizlere  karışan lağımlar, zehirli fabrika atıkları, aldırmadan dökülen çöpler ve bırakılan  kimyevi madde yüklü variller, yaşayan denizin katilleriydi.
Dünyamızda çevre kirliliği ne yazık ki gün geçtikçe daha  da çoğalmaktadır. Havayı, suyu, toprağı kirleten canlılar  kendi elleri ile kendi sonlarını getirmektedirler. Denizlere karışan lağımlar deniz suyunun kirlenmesine ve  pislik olmasına neden olmaktadır. 

Fabrikadan çıkan  zehirli  atıklar denizin suyuna karışınca orada yaşayan canlıların yaşamı  büyük bir tehlike altına girmekte ve  çeşitli deniz canlıları da ne yazık ki yaşamını kaybederek kıyıya vurmaktadır. İnsanlar   denize eğlenmek için geldikleri zaman aldırmadan çöplerini denize dökmekte  ve deniz kirliliğini daha da artırmakta ve denizlerimizin pislik ile boğuşmasına göz  yummaktadırlar. Denizlere bırakılan  kimyasal variller de aynı zamanda denizlerin  korkulu rüyası ve en büyük düşmanlarıdır. Oysa denizlerimizi kirletmeden , onları temiz hali ile bırakarak yaşamak varken kendi ellerimizle onlara zarar veriyor ve onların katili oluyoruz. Bu son derece yanlış bir  davranıştır ve  bu yanlışlıktan bir an önce  kurtulmalıyız. Yoksa ilerde  bir yudum su dahi bulmayacak hale geleceğiz ve deniz suları zehirden başka bir şey olmayacak.

Denizin içindeki canlılara zarar vermemek için, onların katili olmamak için lütfen  doğayı seven , doğayı koruyan, denize zarar vermeyen bilinçli insanlar olalım ve bize ait olanları yok edip kendi sonumuzu acı bir şekilde getirmeyelim.

Kültürel Değerlerin Gelecek Nesillere Aktarılmasında Üzerimize Düşen Görevlerin Neler Olduğunu Belirten Bir Metin Yazınız.


Kültürel Değerlerin  Gelecek Nesillere Aktarılmasında Üzerimize Düşen Görevlerin Neler Olduğunu Belirten Bir Metin Yazınız. 

Kültürel değerlerimiz  milletimiz için  çok ayrı bir önem sahiptir. Çünkü bu değerler bizi  biz yapan ve bizi diğer milletlerden ayrı kılan değerlerdir. Bu değerlerimiz kısaca şöyledir. Vatan , millet sevgisi, bayrak , İstiklal Marşı, din, dil, aile, gelenek ve görenekler,   tarihimiz, sanat vb. kültürel değerlerimiz arasında yer alır. Bize bu değerlerin korunmasında çok büyük görevler düşmektedir. Bunlardan ilki de vatana sahip çıkmak ve onu canımız pahasına da olsa korumaktır. Çünkü vatanımız  bizim her şeyimizdir, özgürlüğümüzdür,  yaşama nedenimizdir.

Milli Marşımızın değerini bilmeliyiz  ve marşımız okunurken her zaman  saygılı olmalıyız. Geçmişimizi iyi tanımalıyız ve gelecek kuşaklara da  tarihimizi anlatmalıyız, atalarımızı anlatmalıyız ve   geçmişi bilmeden geleceğe yön vermenin  mümkün olmadığını gençlere  anlatmalıyız. Ana dilimize sahip çıkmalıyız. Yabancı sözcükler kullanmamalıyız ve her zaman Türkçe konuşmalı, Türkçe yazmalıyız. Özenti bir toplum olmamalıyız. İş yerlerimiz Türkçe olmalıdır. Dinimize sahip çıkmalıyız ve dinimizin emrettiği gibi yaşamaya çalışmalıyız ve  doğru, dürüst güvenilir insanlar olmalıyız ve böyle insanlar yetiştirmeliyiz. Aile birliğine önem vermeliyiz ve çocuklarımıza iyi anne ve baba olmalıyız.  Kendini bilen , kültürel değerlerini bilen  , bilinçli insanlar olmalıyız ve bilinçli nesiller yetiştirmeliyiz. Başka milletlerin oyununa gelmemeliyiz. Kendi benliğimize , değerlerimize her zaman sahip çıkmalıyız. Gelenek ve göreneklerimizi her zaman yaşatmalıyız ve çocuklarımız bu güzel  yaşantılardan, bu güzel adetlerden mahrum bırakmamalıyız. Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi  ve ne için yaşadığımızı bilmeliyiz .

Kültürümüzle alakası olmayan dizileri, filmleri, reklamları  vb. izlememeliyiz ve çocuklarımıza da izletmemeliyiz.  Kendi kültürel değerimizin parçası olan Nasreddin Hoca, Yunus Emre, Mevlana, Akşamseddin gibi değerleri çocuklarımıza anlatmalıyız ve yeni yıl kutlamaları gibi kültürümüze ait olmayan kutlamalardan da her zaman uzak durmalıyız ve  kendimiz olmalıyız.

‘’Çalışan Dağlar Aşar, Çalışmayan Düz Yolda Şaşar.’’ Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız

‘’Çalışan Dağlar Aşar, Çalışmayan Düz Yolda Şaşar.’’ Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

İnsanı diğer insanlardan ayıran en önemli fark  ona akıl verilmiş olmasıdır. İnsan kendi aklını  kullanarak  başarılı da olur, başarısız da olur. Çalışan insan, amaçları olan insan yaşamdan her zaman zevk almaya  bakar ve mutlu olmak için devamlı çalışılması gerektiğini düşünür. Çalışan insan karşısına çıkan her  türlü engeli geçmek için mücadele eder, zorluklar karşısında  çözüm yolları bulmaya çalışır ve eninde sonunda hedefine ulaşır. 

Çalışmayan insan  ise en basit sorunların bile  üstesinden gelemez  ve yolda kalır.  Çünkü çalışmayan kimsenin bir amacı yoktur, hayatla ilgili umudu yoktur ve en basit işlerde  ne yapacağını, bir soruna nasıl bir  çözüm getireceğini bilemez. Çünkü aklını iyi kullanmamıştır ve  aklını boş işlere harcamıştır. Onun içindir ki  ‘’Çalışan dağları aşmış, çalışmayan düz yolda şaşmış ‘’ denilmiştir.  Çalışan insan aynı zamanda başkalarının fikirlerine önem veren, bilmediği konularda daha deneyimli kişilerden yeni şeyler öğrenen kişilerdir. Onun içindir ki danışan ve çalışan kişiler her zaman başarılı olur ve mutlu olur. Bunun için  çalışıp dağları aşalım,  tembel kimseler olmayalım.

Bu atasözünün aslı “Danışan dağları aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.” şeklindedir. Yani hangi işi yaparsak yapalım başka insanların da fikirlerini almak, farklı düşünceleri de dinlemek bizi başarıya götürür.

"Dünyayı verseler İki gözünü vermezsin. Sana iki göz verene neden iman etmezsin" Sözü İle İlgili Kompozisyon


"Dünyayı verseler İki gözünü vermezsin.  Sana iki göz verene neden iman etmezsin" Sözü İle İlgili Kompozisyon

Bizim  dünyaya  gelmemiz için, bizi anne karnında yaşatan ve orada dokuz ay boyunca nefes almamızı sağlayan Yüce Allah o kadar büyüktür ki ona ne kadar şükretsek azdır. Rabbimiz bize bu dünyada her türlü nimeti vermiş, önümüze koymuştur.  Bizim ona gerçek anlamda bir mümin olarak secde etmemiz ve şükür etmemiz gerekir. 

İnsanoğluna dünyayı  verseler iki gözünü vermez. Çünkü sağlığım olmayınca ne edeyim dünya malını der. Sağlık insan için olmazsa olmazlardandır. Gözüm görmediği için dünyadaki güzellikleri göremediğimden  paranın, malın, mülkün hiçbir anlamı olmaz.  Bize bu iki gözü veren de Yüce Mevlamdır. Ama ben ona ne kadar iyi kulluk ediyorum diye kendini sorgulamalıdır insanoğlu.  Dünya malına, gündelik işlere takılıp gidiyoruz ve  ibadetlerimizi tam anlamı ile  yapmıyoruz.  Bunu da bilerek yapmıyoruz. Çünkü dünya işleri gözümüzü boyuyor ve bizi Allah’ı anmaktan uzaklaştırıyor. Oysa bize her şeyi veren Yüce Allah’a dua etmeliyiz ve ona karşı sorumluluklarımız  tam anlamıyla yerine getirmeliyiz.

Aklımızda  sürekli Allah olmalıdır. Sürekli onu düşünmeliyiz ve onun için de iyi ve salih kullardan olmak için var gücümüzle ibadetlerimizi yapmalıyız.

Kent Yaşamı Ve Modernleşmenin Komşuluk İlişkilerini Etkilemesiyle İlgili Düşüncelerinizi Anlatan Bir Konuşma Yapınız.


Kent Yaşamı Ve Modernleşmenin Komşuluk  İlişkilerini Etkilemesiyle İlgili  Düşüncelerinizi Anlatan Bir Konuşma Yapınız.

Sevgili Öğretmenim ve Sevgili Arkadaşlar! Bugün sizlere şehir yaşamının komşuluk ilişkilerini nasıl etkilediği hakkında bir konuşma yapacağım.
Nüfusun hızla artması ve köylerde iş imkanlarının  azalması sonucunda, şehir yaşamının insanlara daha cazip ve daha avantajlı gelmesi neticesinde insanlar şehirlere göç etmeye başlamışlardır. İnsanlar geçimlerini sağlamak için,  daha iyi hizmet almak için, mesleklerini yamak için vb. nedenlerle zamanla şehirlere yerleşmiştir.  Şehirlere gelen her insanın müstakil evi olmayacağı için apartmanlarda yerleşimler  olmaya başlamıştır. 

Şehirlere her  yerden insan geldiği için insanlar köylerdeki kadar birbirine güvenmemiş ve bunun sonucunda da komşuluk ilişkileri azalmaya başlamıştır. Şehirdeki komşuluk ilişkileri  “biz” anlayışı ile değil “ben” anlayışı ile  çalışmaktadır. Herkes kendini düşünmekte ve herkes kendi işleri ile ilgilenmektedir. Köy yaşamındaki dayanışma, birlik ve beraberlik yoktur, güven yoktur.  Aynı apartmanda kaldığınız bir insanın hırlı mı hırsız mı olduğunu hemen bilemiyorsunuz. Dolayısı ile  kimse ile hemen iletişim kurulmamaktadır. Bu da komşuluk ilişkilerinin zaman içinde daha da azalmasına  neden olmaktadır. Aslında şehir yaşamında insanların  birbirlerinden soğumalarında haklı nedenler de vardır. Çünkü güvendiğiniz kişiler sizi yanıltabiliyor ve bu durumda içinize kapanıyorsunuz ve bir daha  kimseye güvenmiyorsunuz. Herkes geçim derdinde olduğu için aileler, akşama kadar çalışmakta ve  çocuklarının yüzünü bile zor görmektedir. Babalar  ve anneler  daha rahat yaşayalım diye çok çalışmakta ve çocuklarına bile çok fazla zaman ayıramamaktadır. İnsan ailesine bile ayırmadığı zamanı komşusuna zaten ayırmaz.

Böyle olduğu zaman da insan başkalarından soğur ve bulunduğu ortamda da kendini yabancı gibi hisseder. Oysa eskiden komşuluk ilişkileri daha içten ve daha candandı.  İnsanlar birbirine zaman ayırır ve birbirlerinin dertlerini dinlerdi. Güven vardı, samimiyet vardı, içtenlik vardı. Günümüz komşuluk ilişkilerinde ise böyle güzellikler azalmıştır ve azalmaya da devam etmektedir. 

Sevgili  öğretmenim ve değerli arkadaşlarım  benim bu konudaki görüşlerim böyledir. Beni dinlediğiniz hepinize çok teşekkür ederim ve hepiniz sevgi ve saygı ile selamlarım.

Su İsrafını Önlemenin Yolları İle İlgili Bir Paragraf Yazınız


Su İsrafını Önlemenin Yolları İle İlgili Bir Paragraf Yazınız.

Doğanın bize sunduğu onca nimete rağmen  biz insanlar doğanın kıymetini bilmiyoruz. Bilmemekte de ne yazık ki ısrar ediyoruz. Havayı, suyu, toprağı kirleterek hem kendi yaşamımızı tehlike altına atıyoruz hem de  diğer canlıların yaşamını tehlikeye atıyoruz.  Özellikle de sularımız her geçen gün kirlenmekte ve  azalmaya da devam etmektedir.  Evde, iş yerinde  vb. her yerde su israfı yapıyoruz. Su israfını  önlemek için  şunları  yapmalıyız:
* İlk olarak bilinçli insan, bilinçli tüketici olmalıyız.
* Evde muslukları boş yere akıtmamalıyız ve  musluklardan su aldıktan sonra ağızlarını iyice sıkarak kapatmalıyız.

* Elimizde bulaşık  yıkayıp  litrelerce suyu israf etmek yerine bulaşık makinesi kullanmayı tercih etmeliyiz.
* Tarlalarımızı, bahçelerimizi  suya ihtiyaç olduğu zaman sulamalıyız, onun dışında  suya doymuş bir  toprağı sulamaya çalışmamalıyız.
* Saatlerce banyoda kalınmamalıdır  ve boş yere su israfı yapılmamalıdır.
* İş yerlerinde muslukları boş yere açıp bırakmamalıyız ve muslukları su sızdırıp sızdırmadığından emin olmalıyız.
* Kimi köylerde sular bedava olduğu  için  ‘’ Ne de olsa bedava su boş yere aksın.’’ para vermiyoruz gibi yanlış bir   düşünce ile   hareket edilmemelidir.
* Evde baktığımız çiçeklerin suya ihtiyacı olmadığı halde onlara su vermemeliyiz.

* Ellerimizi sabunlarken suyu dakikalarca açmamalıyız ve suyu çok değil az miktarda açmalıyız. Su  tutumlusu insanlar olmalıyız.
* Lavabolara  atık yağları dökerek suları kirletmemeliyiz.
* Musluğu açtığımızda sıcak su gelene kadar soğuk suyu bir kaba doldurmalıyız.

Gelecekte Hangi Mesleği Seçmeyi Düşünüyorsunuz? Meslek Tercihinizde Etkili Faktörler Nelerdir? Düşüncelerinizi Arkadaşlarınızla Paylaşınız.


Gelecekte Hangi Mesleği  Seçmeyi Düşünüyorsunuz? Meslek Tercihinizde Etkili Faktörler Nelerdir? Düşüncelerinizi Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

Gelecekte  yapmak istediğim meslek öğretmenliktir. Boş  zamanlarımda ise  blog yazarlığı yapmak istiyorum. Öğretmenlik mesleğini çok seviyorum. Çünkü çocukların seviyesine inmek, hayata onların penceresinden bakmak hoşuma gidiyor. Çocuklar masum olduğu için onları iyi yönde, olumlu yönde etkilemek istiyorum. Ülkemin çocuklarını geleceğe, bilinçli nesiller olarak yetiştirmek istiyorum. Ülkemin çocuklarının eğitimli ve bilinçli  olmasını istiyorum.

Öğretmen olmak bana göre ayrıcalıklı mesleklerdendir. Çünkü insan yetiştirmek ve ona şekil vermek çok güzel bir duygudur. İyi bir öğretmen, ülkeme faydalı bir öğretmen olmak istiyorum.

Öğretmenlik dışında kalan  boş zamanlarımı ise blog yazarlığı yaparak geçirmek istiyorum.  El işlerinde çok yetenekli olduğum için yaptığım el işlerini internette insanların beğenisine sunmak istiyorum. Buradan aldığım gelirle de maddi durumu olmayan öğrencilere burs sağlamak istiyorum. Bu meslekler benim en büyük hayallerimdir.
Meslek seçiminde etkili faktörler ise şunlardır:
*Yetenek: işinin bir mesleği yapması için o mesleğe karşı yetenekli olması gerekir. Ben de sosyal ve girişken olduğum için  öğretmenlik  mesleğini  yapabileceğime inanıyorum.
* İlgi: Küçüklükten beri öğretmenliği çok sevmişimdir ve bu mesleğe olan ilgim gün geçtikçe daha da çok artmaktadır.
* Meslek Değeri: Bu meslek toplum tarafından da çok önemsenen ve değerli olan bir meslektir. Aynı zamanda bu meslekten doyum alacağıma inanıyorum.
* Yetkinlik Beklentisi:  Bireyin yetenekleri  yönünde kendisini aşıp belirli bir yetkinlik seviyesine ulaşması durumudur.

Sigaranın Zararları İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Sigaranın Zararları  İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Hayatı mahveden ve geri  dönülmez acılar bırakan kötü alışkanlılardan biri de sigaradır. Çevremize baktığımızda tanıdığımız insanların çoğunun bu zararlı maddeyi  tüketmekte olduğunu görmekteyiz.  İnsan sağlığını son derece tehdit eden ve kansere kadar varan hastalıklara neden olan sigaranın bırakılması için insanların bir an önce kendilerine gelmeleri ve bilinçli olmaları gerekir.  Günümüzde küçücük çocukların bile sigara içtiğini görmekteyiz.  Sanki sigara içmek büyüklükmüş,  olumlu bir farklılık  gibi sigara içen  çocuk yaştaki bireyler hem kendilerini, hem de  geleceklerini mahvetmektedirler.  

Kötü çevrede yetişme, aile yaşantısında sigaraya özendirme gibi davranışlar  insanları bu zararlı alışkanlığa yönlendirmeye daha çok  yardım etmektedir. İçinde çok sayıda zehir bulunan sigaranın  zararlarına bakacak olursak şunları söyleyebiliriz: Sigara ne yazık ki yılda altı milyon kişinin yaşamını kaybetmesine neden olmaktadır. Sigara dumanı, çocuklarda işitme kaybına  neden olmaktadır. Sigara içen anne adayı karnındaki bebeğini zehirler. Solunum  yolları hastalıklarına sebep olur. Kalp ve damarlar tıkanır ve bu da kalp krizini tetikler. Akciğer kanserine neden olur. Sindirim sitemi hastalıklarına neden olur. Cildin cansız ve soluk görünmesine neden olur. Diş eti hastalıklarına ve dişte sararmalara neden olur. İştahı azaltır. Tırnaklarda güçsüzlük ve sararmalara neden olur. Kötü koku oluşumuna neden olur ve çevredeki sigara içmeyen bireyleri aşırı derecede rahatsız eder. Beyin hücrelerinin ölümüne neden olur ve bundan dolayı sigara içen kişide unutkanlık ve  alzheimer gibi hastalıklara neden olur. Kadınların menopoza  daha erken girmesine neden olur. Göz de problemlere neden olur ve hatta körlüğe bile yol açabilir. Kısırlığa neden olur. Koku alma duyusunu azaltır ve daha birçok olumsuz sonuçlara yol açar.  Ayrıca hem kendimizi zehirlemiş oluruz hem de cebimizdeki para ile aile bütçesine zarar veririz.

İşte tüm bunlardan  dolayı sigara dahil hiçbir kötü   maddeyi kullanmamalıyız ve erken yaştan sevdiklerimizden ayrılmak zorunda kalmamalıyız. Sigarasız hayat içini dumansız yaşam için hep birlikte mücadele etmeliyiz ve kendi elimizle sağlığımızdan olmamalıyız.

Vatan Kelimesinin Sizde Çağrıştırdıklarından Yola Çıkarak Vatan Sevgisi Konulu Bir Konuşma Yapınız.


Vatan  Kelimesinin Sizde Çağrıştırdıklarından Yola Çıkarak  Vatan Sevgisi Konulu Bir Konuşma  Yapınız.

Vatan kelimesinin bende çağrıştırdıkları şunlardır:  Özgürlük, bağımsızlık,   bana ait olan topraklarda özgürce nefes alma, başka ülkelerin kölesi olmama, dilimi özgürce konuşabilme, dinimi istediğim gibi yaşayabilme, kimsenin özgürlüğüme karışmaması  gibi çağrışımlar yapar.

Vatan Sevgisi İle  İlgili Konuşma Yapınız.
Her insanın vatanı  kendisi için çok önemli ve değerlidir. Benim için de içinde yaşadığım vatanım, ülkem Türkiye Cumhuriyeti çok ama çok önemlidir. Ben bu vatan topraklarında gözlerimi açtım ve Allah’ın izni  ile de bu vatan topraklarında  hayata gözlerimi yummak istiyorum. Çünkü burası benim hayatım, burası benim  topraklarımdır. Bu ana vatanın bu günlere gelmesi için  çok sayıda vatan evladı şehit olmuştur.  Başka ülkelerin manda ve himayesi altında yaşamamak için, özgürlüğümüzü doyasıya yaşamak için bu vatanın, bu kıymetli toprakların değerini bilmeliyiz. Vatan uğrunda gözümü kırpmadan öleceğim tek yerdir. Çünkü vatan benim  onurum, vatan benim namusum,  vatan benim  atalarımın bana ve diğer gençlere emanetidir. Vatan sevgisi sevgilerin en kutsalı ve en yücesidir. Vatan sevgisinin önemi ile ilgili  Ulu Önder  Mustafa Kemal Atatürk de şu sözü söylemiştir:
‘’ Türk milleti kendisi için, kendi geleceği ve kurtuluşu için çalışan kimseleri ve kurulan zorluk karşısında bırakmayacak kadar yüksek vatanseverlik ve yüksek onur duygusuyla doludur.’’

 İşte tüm bunlardan dolayı vatanımıza karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Bu vatanın fertleri ilim ve irfan ordusu olmalıdır. Ülkemizi ancak ve ancak çok çalışarak, ilim ve fende ilerleyerek yüceltebilir ve geliştirebiliriz. İşte tüm bunları yaptığımız zaman da vatanımızı sevmiş oluruz.


Türk Halı Ve Kilim Kültürü Hakkında Neler Düşünüyorsunuz?

Türk  Halı Ve Kilim Kültürü Hakkında Neler Düşünüyorsunuz? 

Halı ve kilim kültürümüzde çok önemli bir yere sahiptir.   Çünkü bunlar gelenek, göreneklerimizin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Kültürümüzün insanı halı ve kilime yaşam tarzını yansıtır, sevgisini yansıtır, aşkını, acılarını, ayrılıklarını, hasretlerini yansıtır. Çünkü kilim kültürümüzde hasrettir, özlemdir.  Eski zamanlarda genç kız ya da genç delikanlılar  sevgisini herkese göstererek yaşayamıyordu. Çünkü eskiden insanlar daha utangaç ve sevdasını daha içten  yaşıyorlar ve büyüklerinden de utanıyorlardı.

Genç kızlar dokudukları halı ve kilimlere sevdiğine olan hasretini, sevgisini yansıtmıştır. Kavuşamayan sevdalılar da  dertlerini kilimlerdeki motiflere yapmıştır . Ayrıca yaşanılan bölgenin coğrafi koşulları, doğal afetler, duygusal durumları, inançları, acıları, sevinçleri, anıları,  özlemleri ve kültürel olaylar halı ve kilimlerdeki farklı motifleri ortaya çıkarmıştır. Ayrıca halı ve kilimlerin kültürümüzde ticari anlamda da önemi vardır. Eskiden maddi durumu olmayan aileler geçimlerini sağlamak için  halı dokurlar ve bu halılar çeşitli aşamalardan geçerek çok güzel bir görünüme sahip olurdu. Daha sonra dokunan halılar satılmaya gönderilir ve çalışan kadınlar emeğinin hakkını alırdı. Yine baktığımızda anneler evlenecek olan genç kızlar için çeşitli halılar dokur ve bu halılar kızların çeyizine konurdu. Çünkü bu bir gelenekti. Ayrıca temiz bir ortamda oturulması için de  halılar dokunur ve bunlar yere serilerek temiz bir halının üzerinde oturma da daha rahat ve daha güzel olurdu. Desenli halıların üzerinde komşular, akrabalar bir araya  gelir, sohbetler edilir, eğlenceler yapılır ve samimi bir ortam ortaya çıkardı.

Bunun için halı ve kilim kültürümüzde çok önemli bir yere sahiptir. Ayrıca halı ve kilimler estetik açısından ve sanatsal açıdan da ayrı değere sahiptir. Dokunan halılarda  kızlarımızın, kadınlarımızın ne kadar  ince becerilere sahip olduğunu ve ne güzel eserler ortaya çıkardığını görebiliriz.


Not: Siz Olsaydınız Kilimi Neye Benzetirdiniz?

Ben kilimi sevdaya benzetirdim. Aşka, mutluluğa  benzetirdim. Çünkü dokunan halılar o kadar büyük bir incelikle ve ustalıkla ortaya koyulmuştur ki ondaki   motifler ve desenler bana aşkı, mutluluğu ve karşılıksız sevgiyi  hatırlatırdı. Ayrıca kavuşamayan gençlerin  acılarına, hüzünlerine benzetirdim.

Barış Konulu Bir Deneme Yazınız


Barış Konulu Bir Deneme Yazınız

Savaşların olmadığı, gözyaşının son bulduğu, ayrılıkların  olmadığı bir dünyada yaşasak ne güzel olurdu. Çünkü savaş olmadığı zaman barış olur. Barışın olduğu yerde huzur olur, güven olur.  İnsanlık olur, yaşam olur.  İnsanlar birbirleri ile kardeşçe yaşamayı bilmelidir. Bitip tükenmeyen mal hırsları artık son bulmalıdır. Siyasi anlaşmazlıklar son bulmalıdır.  Terör son bulmalıdır ve insanlar birlik, beraberlik ve dayanışma içinde yaşamasını bilmelidirler.

İnsanlar dayanışma içinde yaşamadığı zaman  sevgi olmaz, saygı olmaz.  Hayatın anlamı olmaz.  Savaşların , kötülüklerin insanlığa çok zararı olur. Savaş olduğu zaman  çeşitli sorunlar ortaya çıkar. Dünyaya kan ve gözyaşı hakim olur. Böyle olunca da dünya karanlık bir yere dönüşür. Dünyada aydınlanma, gelişme ve ilerleme olmaz.  Örneğin; Amerika Birleşik Devletleri’nin  yıllar önce Hiroşima’ya attığı atom bombası  orada yaşayan insanların hayatını alt üst etmiş ve bunun yankıları da hala devam etmektedir. Atom bombasının etkisi ile  birçok çocuk sakat doğmuş, çevre kirlilikleri yaşanmış,  insanlarda, hayvanlarda fiziksel problemler ortaya çıkmış ve daha birçok sorunlar dünyayı da etkilemiştir. İşte tüm bunlar da insanlığı kötü etkilemiştir.  Bu ve bu gibi  olayların bir  daha yaşanmaması için  Yurtta Barış, Dünyada Barış ilkesi ile hareket edilmeli ve mecburi olmadıkça savaşın bir cinayet olduğu akıldan çıkmamalıdır.

Barış içinde   mutlu bir şekilde yaşamalıyız. Çocuklar barış dolu bir dünyada yaşamlarını sürdürmeli, gençler barış dolu ve güven dolu bir dünyada  çalışmalarını yapmalı, yaşlılar barış dolu bir dünyada  saygı ile korunmalı ve yaşamalıdır.

Saygının Toplum Hayatındaki Yeri ve Önemi Konusunda Konuşma

Saygının Toplum Hayatındaki Yeri ve Önemi Konusunda Konuşma

Sevgili Arkadaşlar, “Büyüklere, yaşlılara, değeri yüksek olanlara, kutsal bilinen kimselere, şeylere karşı duyulan, sevgi ve çekinmeyle karışık bağlılık duygusu.” olarak tanınan saygı kavramı bir toplumun huzur ve barış içerisinde yaşayabilmesi için en önemli olan konulardan birisidir.

İnsanlar topluluk halinde yaşayan varlıklardır. Yani hepimiz başka insanlarla iç içe, onlarla birlikte yaşarız. Birlikte yaşarken birbirimizin farklılıklarına, düşüncelerine, inançlarına saygı göstermemiz gerekir. Bizim isteklerimiz olduğu gibi başkalarının da istekleri olduğunu bilmeli ve onlara saygı göstermeliyiz. Saygılı olduğumuz zaman toplum içerisinde huzur olur, barış ve kardeşlik ortamı oluşur. Saygının olduğu toplumlarda insanlar birbirlerinin haklarını gözetir ve işbirliği içerisinde hareket ederler. Saygı güzeldir lakin tek taraflı bir saygı bizi yıpratır. Biz insanlara saygı göstermeliyiz ama başkalarının da bizlere saygı göstermesinin en doğal hakkımız olduğunu unutmamalıyız.

Kıymetli arkadaşlar, saygının temelinde kendimize yapılmasından hoşlanmayacağımız bir şeyi başkasına yapmamak vardır. Biz kendimiz için istediklerimizi başkaları için de isteyebilirsek o zaman gerçek manada saygıyı öğrenmiş oluruz. Saygının olduğu toplumlarda da her daim barış ve kardeşliğin egemen olduğunu unutmayalım.  

‘’ Zamanı Çar Çur Etmeyin Çünkü Hayat Ondan İbarettir.’’ Sözünü Açıklayan Bir Düşünce Yazısı Yazınız.

‘’ Zamanı Çar Çur Etmeyin Çünkü Hayat Ondan İbarettir.’’ Sözünü Açıklayan Bir Düşünce Yazısı Yazınız.

Zaman insanoğluna verilmiş en önemli armağandır. İnsan zamanın kıymetini bildiği zaman işlerini daha  iyi yapar, planlı ve programlı olur ve yaşamını düzene sokar. Zamanın  boş yere geçmemesi için onun kıymetinin bilinmesi gerekir. Zaman boş yere geçtiğinde  bir daha o giden zaman asla gelmeyecektir . Zamanını verimli kullanmayan, zamanını boşa harcayan insanlar ne kendilerine faydalı olurlar ne de içinde yaşadıkları topluma.

Zaman çar çur edilmemelidir. Boş işler  için o değerli vakitler öldürülmemelidir.  Zamanın her saatinin, her dakikasının bizim için kıymeti olmalıdır.  Örneğin çalışmanın bir zamanı olmalıdır ve  bu zaman çok iyi değerlendirilmelidir.  Sevdiklerimize vakit ayıracağımız bir zaman olmalıdır ve bu zamanda  güzel ve anlamlı geçirilmelidir. Kitap okuma zamanı olmalıdır, dinlenme ve eğlenme zamanı olmalıdır. Toplumla iç içe olma zamanı olmalıdır. Yani zamanımız bizi geliştirecek şeyler için harcanmalı, topluma, dünyaya faydalı olacak şeyler için harcanmalıdır. Mesela oturup bir komşunun ya da bir arkadaşımızın dedikodusunu yaparak, ona karşı kin besleyerek zaman geçirirsek bu zamanın ne bize faydası olur, ne de başkasına.

Oysa zamanı sevgi için, barış için, birilerine destek olmak için harcarsak işte o zaman boşa gitmemiş olur ve anlamlı olur. Bunun için  yaşamın bize verdiği zamanın  tadını   çıkarmalıyız ve giden zamanın bir daha  geri gelmeyeceğini düşünerek  hareket etmeliyiz.

‘’Yiyiniz, İçiniz Fakat İsraf Etmeyiniz.’’ Konulu Kompozisyon Yazınız


‘’Yiyiniz, İçiniz Fakat İsraf Etmeyiniz.’’ Konulu Kompozisyon Yazınız

Yüce Allah bize akıl vermiştir. Biz insanlar aklımız sayesinde dünyada olan biteni anlarız. Dünyada geçimimizi sağlamak için de çalışmak ve emek etmek zorundayız. Çalıştığımızın karşılığı olarak kazandığımız paranın değerini ise bilmeliyiz. Elbette ihtiyacımız olan şeyleri almalıyız fakat bunu abartmadan yapmalıyız. Yani israf etmekten kaçınmalıyız ve elimizden geldiği kadar tutumlu olmaya çalışmalıyız.

Bolluk içinde olduğumuz zamanlar o bolluğun kıymetini bilmeliyiz ve kenarda köşede bir yerlerde  paramızı biriktirmeliyiz. Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’da israf kötü bir şey olduğunu bildiği için şu sözü söylemiştir. ‘’ İnsanın canının her istediğini tüketmesi israftır.’’ İsraf etmek kişiyi yoksulluğa götürür ve başkalarına muhtaç haline  getirir. Oysa israftan sakındığımız zaman Alah’ın izni ile de kimseye muhtaç olmayız ve kendi yaşamımızı kendimiz idame ettiririz. Yeter ki israftan kaçınalım ve  tüketim çılgını insanlar haline gelmeyelim.  Günümüzde insanlar ihtiyacı olmadığı halde bile tüketim çılgınlığı içine girmektedir. Bir takım kimseler birtakım indirimler adı altında insanları israf etmeye yönlendirmektedir. Bu son derece yanlıştır. Böyle oyunlara gelmemeliyiz  ve inanmamalıyız.

Dünyada büyük bir kesimin bir dilim ekmeğe muhtaç yaşadığını da aklımızdan çıkarmamalı ve israftan kaçınarak artırdığımız paralarla yoksullara da kol kanat gerip onlara da umut olmalıyız.