Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

“Bin Defa Mazlum Olsan da Bir Defa Zalim Olma.” (Hz. Ali) Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Bin Defa Mazlum Olsan da Bir Defa Zalim Olma.” (Hz. Ali) Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Mazlum insanlar haksızlığa uğramış , başkalarının hakkını yememiş saf ve temiz insanlardır. Bu insanlar , insan kelimesinin tam anlamı ile hal bulduğu kimselerdir. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın damadı Hz. Ali  “Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.” Diyerek zalim olmanın bir kereliğine dahi olsa yapılmaması gerektiğini ifade etmiştir. Zalim olmak o denli kötü bir şeydir ki çok ocaklar söndürür, çok ahlar alır, çok kalpler kırar. 






Zalim insanlar masum insanlara zulmeden, insan haklarına, adalete saygısı olmayan cani ve cahil kimselerdir. İnsanlara zulüm etmekten zevk alan bu insan görünümlü kişiliksiz kimseler zalimliği ile gurur duyan, insan olma yetisine sahip olmayan  kimselerdir. Kişi ne kadar haksızlığa uğramış olursa olsun bir kerecikten bir şey olmaz deyip asla zalimlik yapmamalı, can yakmamalıdır. Bir kere diye başlayan zalimlik sizde daha sonra alışkanlık haline gelir ve insan olma, vicdanlı kimse olma özelliğinden hızla uzaklaşırsınız. Nerde bir zulme uğrayan varsa onun elinden tutup kaldırmalıyız. 



Nerede insan haklarına, adalete  riayet etmeyen zalim kimseler varsa onların da hak ettiği ceza verilmeli, mazlum insanların hakkı da sonuna kadar korunmalıdır. İnsan olmalıyız, insani duygularımızı asla kaybetmemek için , ruhumuzu satmamak için , yüreğimizi kirletmemek için her zaman haktan, adaletten , sevgiden ve barıştan yana olmalıyız.

 

“İnsanlar Asla Söyledikleri Kadar Meşgul Değillerdir. İnsanların Öncelikleri Vardır ve Bazen Sıra Sana Gelmez.” (Paul Auster) Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

  “İnsanlar Asla Söyledikleri Kadar Meşgul Değillerdir. İnsanların Öncelikleri Vardır ve Bazen Sıra Sana Gelmez.”  (Paul Auster)  Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


 

İnsan  olarak günlük belli sorumluluklarımız vardır ve bu sorumlulukları da yerine getirmek zorundayız. Gün içinde yapmamız gereken işlerimiz olduğu gibi ilgilenmemiz gereken kimseler de vardır. Çocuklarımız, eşimiz, anne babamız, çevremiz vb. Her ne kadar sorumluluklarımız olsa da bizi seven, bizden ilgi isteyen, bize değer veren insanları da ihmal etmemeliyiz ve onlarla da ilgilenmeliyiz. İnsanlar asla söyledikleri kadar meşgul değillerdir. İnsanların öncelikleri vardır ve bazen sıra  size gelmez der Paul Auster. 




İnsanların her zaman kendileri ile ilgili öncelikleri vardır. Siz isterseniz ki beni de arasın, beni de arada hatırlasın diye beklersiniz ama umudunuz boşa çıkmış olur. Siz vefalı olabilirsiniz, insanların kıymetini biliyor olabilirsiniz, aradığınız halde günler sonra telefonunuza geri cevap verilebilir. İşte bu durumda hiç kimse için  kendimizi fazla kaptırmamalıyız. Örneğin; Sürekli olarak iyilik düşünen bir kimse olabilirsiniz. Aradığınız insanlar sizinle ilgilenmiyor sizi fazla umursamıyor olabilir ve bunun için de meşguldüm, şu kadar çok işim vardı, şöyle acelem vardı diyerek bazen gerçekten meşgul olabilirler ve bazen de yalan söyleyebilirler. İşte bu durumda üzülmemeliyiz ve biz aramayan, bize geri dönmeyen kimseler için  de canımızı boş yere sıkmamalıyız.







 Bize gerçekten değer veren kişi her ne kadar meşgul olursa olsun bize geri döner ve bizi önemsediğini, bize değer verdiğiniz sözleri ile, mimikleri ile belli eder. İşte böyle kimselerin de değeri asla tükenmez. İnsanlar gerçekten aramak isterlerse ne eder, ne yapar zaman bulur ve kendisini arayan insana döner. Bahaneyi seven   kimseler de çok meşgulüm var diyerek sizi kandırmaya devam eder ve ama aslında kendini kandırdığının farkında bile olmaz.

“İnsanların, Senin Hakkında Ne Düşündüklerini Önemsemeyerek, Ömrünü Uzatabilirsin Mesela .” (Bukowski)

 “İnsanların, Senin Hakkında Ne Düşündüklerini Önemsemeyerek,  Ömrünü Uzatabilirsin Mesela .”  (Bukowski)



Çoğumuzun yaptığı en büyük hatalardan  biridir aslında hep başkalarının düşüncelerine göre yaşamak. Bana mimik mi yaptı, düşüncelerimle dalga mı geçti, beni küçümsedi mi? Beni beğenmedi mi? Kıyafetimi mi beğenmedi ve daha bir sürü şey. Ne kadar anlamsız ve boş işlerle uğraşıyoruz aslında. Tanıdığımız olsun, olmasın her şeyi kafaya takan ve hep dışsal güdülenme ile yaşamaya alışkın kişilere dönüşmüşüz. Kendimizi gerçekten sevsek, kendimizi olduğumuz gibi görsek ve işimizle gerçek anlamda ilgilensek başkalarının bizim hakkında ne düşündüğü de önemli olmayacaktır. Bir insan seni tanımadan hakkında çok fazla ön yargıya sahipse ve senin hakkında çeşitli şeyler söylüyor, senin neler yaşadığını bilmiyorsa o kimsenin söylediği sözlerin de sizin için hiç bir değeri olmamalıdır. Niyeti kötü olan kimseler siz ne yaparsanız yapın sizin yaptığınız hiç bir şeyi beğenmeyecek ve sizi üzecek eylemlerine de devam edecektir.



 Başka kimselerin görüşüne göre hareket ettiğimiz zaman o kimselerin istekleri hiçbir zaman bitmeyecektir. Kişi hep başkalarına bağımlı yaşamaya devam edecektir.  İnsanların,  senin hakkında ne düşündüklerini önemsemeyerek başlarsan hayat yolculuğuna işte o zaman daha mutlu olursun ve daha verimli yılların olsun. Kişi kendini sevmelidir her şeyden önce. Bu hayata bir kere geldik ve onun için de yaşamanın tadını çıkarmaya bakmalıyız. 



Kötülük etmediğiniz, ah almadığınız sürece vicdanınız rahatsa başkalarının sizin hakkında dediği şeyler bir kulağınızdan girsin öbür kulağınızdan hooppp uçup gitsin. Öyle olmalıdır zaten. Dışarıdaki hangi kişiyi memnun edebilirsiniz ki. Onun için de bu boş işlerle uğraşmayın ve kendinizi memnun edin, kendiniz sevin ama bu bencilliği aşmazsa en güzeli olur bence. İnsan böyle yaptığı zaman daha mutlu olur ve yaşayabileceği güzel anılar biriktirir ve böylece ömrünü de uzatmış olur. 



Sürekli olarak başkalarının lafına göre hareket eden, her söylenen sözü kafaya takan ve bunu kendin takıntı eden kimse de stres topuna döner ve şu kısacık yaşamını da mahvetmiş olur. Ömür uzunsa bile kendi eli ile ömrünü bir güzel heba etmiş olur. İşte böyle olunmamalı ve yaşamın , anın tadı çıkarılmalıdır. Bir şeyi ben istiyorsam yapmalıyımdır ya da yapmamalıyımdır. Olay bu kadar basit aslında.

“Bir İnsanın Özünü Anlamak İster Misiniz? O Halde Eline Geniş Kudret Verin.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Bir İnsanın Özünü Anlamak İster Misiniz?  O Halde Eline Geniş Kudret Verin.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Kudret, güç her insanın sahip olmak istediği özelliklerdir. İnsan hayatta güçlü olduğu zaman , varlıklı olduğu zaman daha dirayetli ve daha  mutlu olur. Sahip olduğumuz gücün sınırı insanın da niteliğini ortaya koyar aynı zamanda. İnsan sahip olduğu gücün kıymetini bilmeli ve daha da güçlü olmak için çok çalışmalı ve hayatın zorluklarına rağmen dipçik  gibi yaşama tutunmasını bilmelidir.


 Bir insanın özünü anlamak için en basit yol ona verilen gücü nasıl ve ne şekilde kullandığına bakın. Ona verilen geniş yetkiler bireyin insanlıktan çıkmasına neden oluyorsa, birey sahip olduğu ve verilen sınırsız yetkiler ile istediği her şeyi yapıyor, zalimce davranışlar sergiliyorsa gücün böyle insanların tekelinde bulunması son derece tehlikelidir. İşte bu tip insanlar kendilerine sınırsız yetki verildiği zaman o yetkiyi kötüye kullanıp kendilerinin gerçek benliğini ortaya çıkarır. 







Eline geniş yetkiler geçtiği halde insan olma yetisini kazanmış, insan olma kemaline ermiş kimseler ne kadar güçlü olursa olsun benliğini kaybetmezler ve kendilerine verilen sınırsız gücün olanaklarını kötüye kullanmazlar. Bu durum devlet yöneticilerinden başlayıp her kademeye kadar indirgenebilir. Örneğin; Bir ülkeyi yöneten baştaki kimse kendisine verilen yetkiyi kötüye kullanıp yakınlarını başa geçirip liyakata ters düşüyorsa, o ülkede her türlü rüşvet, iltimas varsa devlet yöneticisi insan haklarını, adaleti yok sayıyorsa işte burada da ona verilen gücün kötüye kullanıldığını ve o devlet yöneticisinin gerçek kimliğini anlamış oluruz.



 Kimi insanlar vardır ki ben şu makama gelsem şöyle adil olacağım, şu şekilde insan olacağım derler ama kendilerine çok küçük bir yetki dahi verildiğinde insanlığını kaybeden ve zalime dönüşen, güç gösterisinde bulunan ve ne oldum delisi olan o kadar çok insan vardır ki bunları saymakla bitiremeyiz. İnsanı insan yapan en kıymetli  özellik onun sahip olup olabileceği her türlü güce ve kudrete rağmen insanlıktan çıkmamasıdır. İşte böyle insanlara ne kadar yetki verilirse verilsin onlar asla karakterinde, kişiliğinden taviz verilmeyen onurlu, dürüst, kişiliği oturmuş ender kimselerdir.

Defterinize, Vatan Çalışkan İnsanların Omuzları Üstünde Yükselir.” Sözünü Açıklayan Bir Yazı Yazınız. Yazınızı Yazım ve Noktalama Açısından İnceleyip Varsa Yanlışlarınızı Düzelterek Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

 Defterinize, Vatan  Çalışkan İnsanların  Omuzları  Üstünde Yükselir.” Sözünü Açıklayan Bir Yazı Yazınız. Yazınızı  Yazım ve Noktalama Açısından İnceleyip Varsa Yanlışlarınızı Düzelterek Arkadaşlarınızla Paylaşınız.


 

Vatan,  çalışkan insanlara sahip olduğu zaman gelişmeye ve ilerlemeye başlar. Vatanın içinde yaşayan vatandaşlar, toprakları için, ülkesi için çalışmadıkları zaman o vatan denilen topraklar bir zaman sonra dağılmaya başlar. Bizim ülkemiz olan Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesi için de herkesin üzerine düşen çalışma sorumluluğunu yerine getirmesi gerekir.



Devlet yöneticilerinden tutun da en alt kademedeki görevliler görevlerini canla başla yerine getirmelidir.  Bir ülke eğitim alanında iyi gelişmediyse, ekonomi alanında, kültürel alanda iyi gelişmediyse o ülke  hiçbir şekilde kalkınamaz. Vatan için canımı veririm, vatan yoluna her şeyim feda deyip bir köşeye çekilip uygulamada bir şey yapmayıp sadece olanları seyredersek bunun adı vatanseverlik değil  edebiyat yapmak olur.



Vatanını seven insan onun uğrunda canını elbette vermelidir ama can vermeye sıra gelmeden önce çok çalışmalı, üretmeli ve ülkemiz her alanda geliştirilmelidir. Bugün ülkemizin durumuna baktığımızda her şeyi dışardan satın almaktayız. Tarım ülkesi olan Türkiye Cumhuriyeti ne yazık ki çoğu şeyde dışarıya bağımlı hale gelmiştir. Doların artması ile dışarıdan alınan her türlü malın da fiyatı iki katına hatta üç katına çıkmaktadır.



Oysa kendi yerli ürünlerimizi üretsek, fabrikalarımızı kursak, teknoloji aletlerimizi yapsak dolar ne kadar artarsa artsın paramızın değeri de düşmez, ülkemiz, ülkemizin fertleri de maddi ve manevi anlamda zorluk çekmez. Ülkemizde yeterli desteği alamadığı için başka ülkelere beyin göçü olarak giden bilim insanlarımız kendi ülkemize hizmet etse, bunun için de devlet onlara gerekli olan her türlü imkanı sağlasa ülkemiz de gelişmeye ve ilerlemeye başlar. Çalışkan insanlar, düşünene, sorgulayan, üreten insanlar olmalıyız. 



Vatanımızı canı gönülden sevdiğimizi yürekten göstermek istiyorsak bunun için çok ama çok çalışmalı, ülkemizi gelişmiş ülkeler konumuna getirmek için var gücümüzle çalışmalıyız ve ilerlemeliyiz. Vatan sevgisi her bir ferdimizde bilinçli vatanseverliğe dönüşmelidir. İşte böyle olduğu zaman vatanımız gelişir ve topraklarımız bizim olmaya devam eder.

“Seni Seviyorum Demek Değil Ki Marifet, Önemli Olan O Kelimenin Tüm Sorumluluklarını Alabilmek.” Can Yücel’in Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Seni Seviyorum Demek Değil Ki Marifet, Önemli Olan O  Kelimenin Tüm Sorumluluklarını Alabilmek.” Can Yücel’in Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



Sevmek, sevilmek, bir yere ait olma duygusu içinde olmak, saygı görmek, saygı gösterilmek dünyanın en güzel hisleri, en özel birikimleridir. Seni seviyorum demek değil ki marifet der sevgili Can Yücel. Önemli olan o kelimenin  tüm sorumluluklarını alabilmektir. Sevmek sadece sözle gerçekleşen bir eylem olmamalıdır. Bunu uygulamaya dökmek, bunu sanata dökmektir işin marifeti.
Sevmek öyle seni seviyorum, senin için ölüyorum deyip sonra en ufak bir zorlukta yarı yolda bırakmak değildir. Bu durum her şey için geçerlidir. İster sevgili olsun, ister eş, ister, evlat, ister ana , baba, ister arkadaş…vb.


 






 Sevmek;  sevmeye, sevilmeye, emek etmeye, zorluklara göğüs germektir. Hastalıkta, sağlıkta sevdiğinin yanında olup ben her koşulda seninleyim diyebilmektir. Sorumlulukları yerine getirmek,  yaşamın sorumluluklar  olunca daha güzel olduğunu, sevmenin zorluklarla birlikte daha da anlam kazandığını ve kalıcı olacağını bilmektir. Sevmek işi yürek ister. Sevmek işi insan olmak, insani duygulara sahip olmak ister.



 Empati kurabilmek, üzüldü mü, kırıldı mı, hata mı yaptım ona karşı diyerek ince düşünmek, gerçek sevdalı olmak gerekir. Yoksa herkes sever. Sevsin ne işe yarayacak ki? Sever sever durur ama uygulamaya dökülmeyen sevginin karşı tarafta bir değeri olmaz. Anlamını yitirir ve o sevgi zaman içinde körelir.  Gerçek sevgiler emek edilen sevgilerdir. Uğruna her şeyinizi feda edebilecek güzel kalpli ve güzel ahlaklı insanları bulup onunla bir ömür geçirmektir.

 

Sevmeyi elbette sadece sevgili ile sınırlayamayız.  Düşünün bir kere. Kimi insanlar dünyaya getirdiği çocuğunu  bırakın sevmeyi çocuktan kurtulmak için ona ne tür eziyetler yapmakta ve kendi bebeğini, kendi canından bir parçasını hayata bir sıfır yenik başlatmaktadır. Sevmek çocuklarınızı şiddetle eğitmek, ceza ile adam etmek değildir. Sevmek dünyaya getirmede vesile olduğunuz, size Allah’ın büyük mucizesi , değerli armağanı olan o çocukları korumak ve onlara  canı ciğerden bağlanmaktır. Çok güzel , örnek anne ve babalar vardır ve sevmenin hakkını da  gerçekten çocuklarına olan ilgisi ile , onlara verdiği kıymet ile gerçekten çok güzel göstermektedir.


 

İşte sevmek böyle ana ve babaların yaptığı iştir. Onu başkaları ile kıyaslamadan, sadece o olduğu için, çocuğum olduğu için, insan olduğu için onu sevebilmek , onun hayatta mutlu olabilmesi için uğraşmak ve  onu sevgi ile, alın teri ile büyütüp yaşama normal bir insan olarak katmaktır asıl sevgi.  Ya da sizi dünyaya getiren ana ve babalarına yaşlandığı zaman onları evinizde en iyi şekilde ağırlamak, onlara bakmak ve bir zaman onların sizi koşulsuz sevdiği gibi onları sevebilmek ve onların yapamadığı işleri yerine getirebilmek. Bu ve bunun gibi daha çok sayıda örnek verebiliriz. İşte bunlardır sevmek. Sorumluluk alabilmek,  hayata sevgi ile bakabilmek, hoşgörülü olmak, yokuş zor olsa da yolun sonuna kadar terimiz kaka gidip amacımıza ulaşmaktır sevmek.

“Kendi Yolunda Yanlış Gitmek, Başkasının Yolunda Doğru Gitmekten İyidir.” Dostoyevski’nin Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Kendi Yolunda Yanlış Gitmek, Başkasının Yolunda Doğru Gitmekten İyidir.” Dostoyevski’nin Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



Hayat,  yaşadığımız iyi  ve kötü anılar ile ilgili yaşanması gereken bir bütündür. İnsan kendisine verilen aklın kıymetini bilmeli ve kendi aklı ile hareket ederek öğreneceği işler ile ilgili deneyim sahibi olmalıdır. İşlerimizi, sorumluluklarımızı başka birine yaptırdığımız zaman bir zaman sonra kendi aklımızı kullanmamaya başlarız. Bunun sonucunda da hep biri ya da birilerine bağlı oluruz.  Kendi yolunda yanlış gitmek, başkasının yolunda doğru gitmekten iyidir der Dostoyevski. Gerçekten de insan kendi yaşamını kendi elleri ile, kendi, düşüncesi ve kendi girişimleri ile düzenlenmelidir. Yanlış mı yaptık ben bu yanlışı kendim yaptım diyerek onun doğrusunu da yine kendimizi yapmalıyız. 




Kendi aklımız ile yapmadığımız, başkasının aklı ile yaptığımız işler bizlerin kontrolünde olan bir şey değildir. Başkalarını hayatımıza müdahale ettirme noktasına getirdiğimiz zaman, işte o zaman kendimize değer vermemiş oluruz, kendimize güvenmemiş oluruz, kendimizle barışık olmamış oluruz ve bunun sonucunda da kendimize olan özsaygımızı da kaybetmiş oluruz. Oysa insan akıllı bir varlıktır. Yanlışlarım ile, doğrularım ile, yaptıklarım, yapmak istediklerim ve yapacaklarımla ben bir bütünüm ve tüm sorumluluk da benim tekelimde olduğu zaman kendimi iyi hissediyorum diyorsanız işte o zaman kendini seven ve kendine güvenen bir kişi olmuşsunuz demektir. 



Devamlı başkasının aklı ile hareket eden insan kendi iradesini bir zaman sonra kaybeder. Bağımlı olduğu kişiler yaşama veda ettikleri zaman  işte o zaman böyle insanlar hayat ile baş başa kalacak ve yaptığı büyük yanlışın farkına varacaktır ama iş işten geçmiş olacaktır. Başkalarının yaptığı şeyler doğru olabilir. Önemli olan bizim kendi doğrumuzu bulmamız ve bunu deneyimlememiz gerekir. O mutluluğu, o başarıyı kendimiz yakalamalıyız ve kendi irademizi ön plana koymalıyız ki yaşamımızı bir başkası değil kendimiz yönetmiş olsun.

“Siyasi, Askeri Zaferler Ne Kadar Büyük Olurlarsa Olsunlar, Ekonomik Zaferlerle Taçlandırılmazlarsa Meydana Gelen Zaferler Devamlı Olamaz, Az Zamanda Söner.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Siyasi, Askeri Zaferler Ne Kadar Büyük Olurlarsa Olsunlar, Ekonomik Zaferlerle Taçlandırılmazlarsa Meydana Gelen Zaferler Devamlı Olamaz, Az Zamanda Söner.”  Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, cumhuriyetimizin  kurucusu Gazi Mustafa Kemal, ülkesinin sadece siyasi alanda değil her alanda gelişmesi gerektiğine inanmıştır ve bunun için de azimle çalışmaya, ülkesini kalkındırmaya yaşamı yettiğince devam etmiştir. Ülkemiz işgal tehlikesi altında olduğu zamanlar vatanımızın ilk amacı ülkeyi, topraklarımızı korumak ve tam bağımsızlığımıza kavuşmaktır.






Savaşlar bittikten sonra, ülkemiz kurtarıldıktan sonra siyasi zafer tadılmış sıra ekonomik zafere gelmiştir. Bir ülke her ne kadar siyasi anlamda zafere ulaşırsa ulaşsın o zafer ekonomi ile taçlanmadıkça oluşan zaferin hiçbir anlamı olmaz ayrıca da  tam bağımsız da olmuş sayılamayız demiştir Mustafa Kemal. Elbette siyasi zaferler olsun fakat bunun yanında ülkemiz ekonomik anlamda da gelişmiş olsun. Başka ülkelere muhtaç olmak yerine kendi yerli malımızı üretmek, ithalatı azaltıp ihracata yoğunlaşmak Türkiye  Cumhuriyeti vatandaşlarının en büyük görevi olmalıdır. Vatanını gerçek anlamda seven bireyler vatanının ekonomik anlamda gelişmesi için çok çalışan, fedakarlık gösteren emektar kimselerdir. Vatan millet Sakarya  adından sadece lafta vatan sevgisi ne yazık ki ülke için bir fayda sağlamaz. 



Hem vatan millet Sakarya şiirlerini okuyup hem o okuduğumuz bu güzel şiirleri uygulamaya geçirdiğimiz zaman, ülkemizin ekonomisine katkı sağladığımız zaman işte o zaman vatansever olmuş oluruz. Bunun için de çok çalışmalıyız, gece gündüz demeden, yorulmak nedir bilmeden vatanımı için çalışmalıyız ve ülkemizi her anlamda geliştirmeli, kalkındırmalı ve çağdaş uygarlıklar, bilim uygarlığı, ilim uygarlığı ülkesine dönüştürmeliyiz.

Çocukların Şiddet Oyunları Oynamasına İzin Verilmeli Midir? Bu Konu İle İlgili Bir Tartışma Yazısı Yazınız.

 Çocukların Şiddet Oyunları  Oynamasına İzin Verilmeli Midir? Bu  Konu İle İlgili Bir Tartışma Yazısı Yazınız.


 

Geleceğimizi emanet ettiğimiz, hayatımıza neşe getiren ve biz yetişkinlerin mutluluk kaynağı olan çocuklarımız bu dünyadaki en değerli varlıklarımızdır. Çocuklar  elbette bizim mutluluğumuzdur ama zamanı gelince onlar da bir çocuk olmaktan çıkacak ve ileride yetişkin bir bireye dönüşecektir. Onun için çocukları daha küçük yaştayken iyi yetiştirmek ve ruh halinin sağlıklı olmasına özen göstermek gerekir. Çocuklar için olsun, yetişkinler için olsun şiddetin her türlüsü  tehlikeli ve insan için olumsuz bir olaydır.



 Çocuklar için hazırlanmış, şiddet içeren oyunların olması ise çocukların psikolojisine, bedenine,  büyük zarar verir. Oyun adında başlayan bu gizli ve sinsi plan bir zaman sonra çocukları içine çekmeye başlar ve çocuklar oynadıkları bu şiddet içerikli oyunları normal yaşamların da uygulamaya başlarlar. İşte sorun da burada çıkar. Gerçek olmayan bir şeyin gerçekmiş gibi yaşama aktarılması, çocukların bir zaman sonra ruh halinin bozulmasına ve insanlar arası iletişimlerinin de olumsuz şekilde olmasına neden olur. 








Çocukların şiddet içerikli oyunlar oynamasına izin verilmemelidir.  İzin verilmediği zaman da izlenmeyen o kötü oyunlar bir zaman sonra yok olur. Çünkü o oyunları hazırlayan kimseler bundan bir gelir elde edemeyeceği izin şiddet içerikli oyunlar da hazırlanmamaya başlar. Şiddet içerikli oyunların çocuklarımıza verdiği zararlar ise şunlardır. Bunlardan birincisi fiziksel zararlardır. Yüksek kan basıncı, gözlerde görme bozuklukları, yanlış oturuştan dolayı çıkan boyun ağrısı,  bel ağrısı ve tutulmaları, az oluşmuş kaslar vb.  gibi fiziksel zararlardır. 


Diğer bir zarar ise şudur:  Beyinde hasarlar ortaya çıkar. Sürekli şiddet içeren oyunları oynayan çocukta bir süre sonra sevgi yoksunluğu görülür. Empati yoksunluğu görülür. Dikkat eksikliği ortaya çıkar. Çocuklar sabırlı olmamaya başlar , çeşitli öğrenme bozuklukları ortaya çıkar. Çocuklarda sinirli bir ruh hali ortaya çıkar. Bağımlılık ile birlikte gelen bu ruh hali çocuğun kendisine ve çevresine karşı zarar vermesine neden olur. Bununla birlikte akademik başarıda düşüş olur, uyku problemleri ortaya çıkar,  sosyal ilişkilerde gerileme başlar, zihinsel sorunlar ortaya çıkar. Şiddet oyunlarının çoğunda kötü alışkanlıkların olduğu da bilinir.



 Alkol kullanımı, sigara kullanımı gibi çocukların sağlığını da tehlikeye atacak kötü alışkanlıkların çocuklarımızın daha da kötü olmalarına ve hayatlarının baharının kararmasına neden olur. İşte tüm bunlar için gerek ülkemizde gerekse dünyada çocuklar için yapılmış olan şiddet içerikli oyunlar kesinlikle yasaklanmalı ve  çocuklar bu kötü emeller için de kullanılmamalıdır. 



Şiddet oyunlarına hep birlikte hayır demeli ve çocuklarımızı ilim yolunda, fen yolunda geliştirmek ve ilerletmek için daha yapıcı ve daha geliştirici oyunlar hazırlanmalıdır. Çocuklara sevgiyi öğreten, empati kurma becerisini kazandıran, çocukların sosyal yaşamdan kopmamasını sağlayan, çocuklara insan sevgisini, hayvan sevgisini öğreten oyunlar hazırlanmalı ve sevgi ve barış dolu bir dünyada çocuklarımızın çocukluğunu zedelemeyen güzel oyunlar hazırlanmalıdır.

Kar Yağdığında Oynadığınız Oyunlar Hakkında Sınıf Arkadaşlarınızla Konuşunuz.

 Kar Yağdığında Oynadığınız Oyunlar Hakkında Sınıf Arkadaşlarınızla Konuşunuz.


Kar yağdığı zaman çocukların en büyük amacı hemen dışarı çıkmaktır. Kar demek çocuklar için mutluluk demek, yeni maceralara atılmak demektir. Çocukların arkadaşları ile bir araya gelmeleri, sevinçlerini paylaşmaları demektir. Kar çocuklara eğlence getirir, mutluluk verir. Kar yağdığında oynanan oyunlar şunlardır: Kahvaltı bile yapmadan heyecanla dışarıya çıkmak isterler çocuklar. İlk işleri yağan karın üzerine boylu boyunca uzanmaktır. Karda izim çıkmış deyip bakarlar ve bundan büyük keyif alırlar. 





Daha sonra ise arkadaşları ile bir araya gelerek bir kar topu savaşı başlar ama bu savaş öyle kötü savaşlara benzemez. Burada mutluluk vardır, acı yoktur. Kar topu savaşına giren çocuklar elleri donana kadar, burunları akana kadar kar topu oynarlar. Kar topu oynadıktan hemen sonra evlerinin önüne kocaman bir kardan adam yaparlar. Evden getirdikleri zeytini, kömürü, havucu o anda evde ne varsa onu getirip kardan adamlarını tamamlarlar. Kardan adamları ile fotoğraf çekilip güzel bir an geçirmiş olurlar. Kardan büyük toplar oluşturulur ve ve o toplar çocukların değerli hazinesi gibi olurlar ve çocuklar çok mutlu olurlar.


Babalar, dedeler çocuklar ile ilgili güzel bir kızak keyfi yaparlar. Yokuştan aşağı kayan çocuklar bu anın tadını hayatları boyunca unutamazlar. Ağaçların üzerindeki kar sallayarak üzerlerine dökerek bundan da büyük zevk alırlar ve daha birçok güzel oyunlar oynarlar.

 

 

“Kişinin Kendi Nefsine Göstereceği Saygı, Saygıların En Büyüğüdür.” Beydeba’nın Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Kişinin Kendi Nefsine Göstereceği Saygı, Saygıların En Büyüğüdür.”  Beydeba’nın Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



İnsanın en büyük düşmanı da en büyük dostu da nefsidir. Kişi nefsinin kötü isteklerine  uyduğu zaman, kötülük düşündüğü zaman, sabırsız olduğu zaman, hoşgörüsüz olduğu zaman en büyük zararı yine kendisine verir. Kişi nefsinin  iyi isteklerine uyduğu zaman da hem kendisine iyilik etmiş olur hem de çevresine. İnsan nefsine hakim olmasını bilmeli ve kendini kontrol edebilmelidir. Mesela  her canımızın istediğini yemek, karnımızı tıka basa doyurmak kısacası  nefsimize hakim olmamak kişinin sağlığına çok büyük zararlar verir. Kişide bir zaman sonra şeker hastalığı, kalp hastalığı, obezite gibi sağlık sorunları ortaya çıkmaya başlar.



 Kendisine, kendi bedenine kıymet veren kişi, kendisine de saygılı olmuş olur. İnsan önce kendini sevmeli ve kendine değer vermelidir. Sürekli başkalarını mutlu etmeye çalışmaktan çok kendimizi mutlu etmeyi başlamalıyız ilk önce. Bunun yolu da kendimize göstereceğimiz saygı ile olur. En ufak bir tartışmada öfkelenmeden, öfkelensek bile kendimize, çevreye zarar vermeden sorunlarımızı çözdüğümüz zaman, olaylara daha hoşgörülü yaklaştığımız zaman daha iyi bir insan olmuş oluruz. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeli ve sevmeliyiz. Kendi eksikliklerimizin, fazlalıklarımızın farkında olarak yaşama tutunmalıyız.  Nerede ne konuşacağımızı bilmeli, insan ilişkilerinde nasıl davranılması gerektiğini öğrenmeliyiz.  



Zorluklar ile karşı karşıya kaldığımız zaman sebat etmesini bilmeliyiz ve durmadan, yorulmadan çalışmaya devam etmeliyiz. Kendisini sevmeyen, kendisine saygılı olmayan insan  aile yaşamında da , sosyal yaşamında da mutlu olamaz. İşte bunların olmaması için önce kendini sev, kendine inan ve kendine saygı göster . Gerisi her türlü gelir. Kendimize göstereceğimiz saygı, sabır, sevgi bizi daha da insan yapar ve olgun insan olma yolunda da ilerletir.

“İncittiğiniz İnsanın Ve Kırdığınız Kalbin Ahından Korkun.” Hz. Muhammed’in Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “İncittiğiniz İnsanın Ve Kırdığınız Kalbin Ahından Korkun.” Hz. Muhammed’in Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



Bu dünyanın gelip geçici olduğunu her insan bilir. Kimse sonsuza kadar bir yaşam sürmeyecektir ve her canlı  elbette bir gün ölümü tadacaktır. Bu insanoğlu için kaçınılmaz bir durumdur. Yaşadığımız bu kısacık ömürde ise iyi insan olmak varken, merhametli insan olmak varken neden kötü oluyoruz, kıskanç oluyoruz ve sevgiden yoksun oluyoruz?  Bunları insan olan kişilerin düşünmesi gerekir. Ne kadar yaşayacağımızı bile bilmediğimiz bu hayatta  mal, mülk sevdasına düşmek yerine gönüller kazanmanın peşine düşsek daha iyi olur. 



Kalp kırmak, hele hele iyi insanın, mazlum insanın kalbini kırmak, ahını almak insanoğlunun kendine ettiği en büyük kötülük ve en büyük zulümdür.  Çünkü iyi insanların ahı er geç tutar ve işte o zaman da mutlu bir sonla yaşam sona ermez. Öldükten sonra  da o zalimlik yapılan kişinin hakkı Yüce Allah tarafından sorulur ve kimsenin hakkı kimsede kalmaz.



 Alemlere rahmet olarak gönderilen, Müslümanların  önderi olan, insanlığa her davranışı ile örnek olan Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa insanları incitmemek gerektiğini, tatlı dilli, güler yüzlü insan olmak gerektiğini söylemiştir. Büyük insan, güvenilir insan Hz. Muhammed hayatı boyunca iyilik için, adalet için, merhamet için  ve  Müslümanlığın yayılması için uğraşmıştır. Her yönü ile dünyaya örnek olması gereken Peygamber Efendimiz kırdığımız kalbin ahından sakınmamız gerektiğini söylemiştir. Kırılan kalbin ahı  hemen olmasa da gün gelir tutar.  Ahı alınmayacak kişilere örnek vermek gerekirse; anne ve babaya iyi davranılmalı, onların ahı alınmamalıdır. Yetim ve öksüzlerin hakkı yenmemelidir. Bize iyilik eden insanların güveni boşa çıkarılmamalı ve onları incitecek her türlü  söz ve hareketlerden kaçınmalıyız. 





Özellikle de bir topluluk içinde iyi bir insanın gönlünü kırdığınız zaman, onlara tepeden baktığınız zaman ve öyle insanların hakkını yediğiniz zaman bunun hesabı elbette bu dünya ile sınırlı kalmaz.  Kimi insanlar vardır ki hayata hep tepeden bakarlar. Kendilerine iyilik eden insanların canını acıtıp ona kötü davranırlar. Böyle insanlarda acıma duygusu ve vefa duygusu yoktur ne yazık ki. İnsan olma kemaline ermiş bu kimseler kırdıkları kalplerin ahı ile nasıl yaşayacaklar acaba? Bunu da bir düşünmek gerekir. 



Hayatımız boyunca iyi insan olmak için çalışmalıyız. İnsanların liyakâtına göre değil insani davranışlarına göre onlara değer vermeliyiz. Mazlum ve temiz insanların gönlünü kırmamalıyız.  Bir kalp kırdığımız zaman da hemen utanmasını bilmeli ve özür dileyerek kırdığımız kalbi onarmaya çalışmalıyız. Gönül kırmak ile ilgili sevgili Yunus Emre’nin şu dörtlüğü bana hep yol gösterici göstermiştir:


“Bir kez gönül yıktın ise

Bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi.

Elin yüzün yumaz değil.”

 

“Vicdanınız Rahatsa Özgürsünüz Demektir.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Vicdanınız Rahatsa Özgürsünüz Demektir.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



Vicdan;  kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerinde dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de yükleyen içsel güç. Özgürlük; herhangi bir koşulla sınırlanmama, zorlamaya, kısıtlamaya bağlı olmaksızın düşünme ve davranma durumu. Huzur bulmanın, mutlu olmanın en önemli taraflarından biri de insanın vicdanında yara olmamasıdır.


 

Özgürlük  yalnız istediklerini yapabilmek değildir. Özgürlüğü  değerli kılan eylem başkalarına zarar vermemekten geçer. Bunun yolu da vicdan rahatlığıdır. Allah’ın yarattığı hiçbir canlıya zarar vermemek, doğayı korumak,  çevreyi korumak, insana, insanlığa kötülük etmemek  bireye yakışa en önemli erdemlerdendir. Örneğin;  yetim ve öksüz hakkı yemiyorsanız vicdanınız rahattır, kimsenin arkasından atıp tutmuyorsanız vicdanınız rahattır, içinizde yaşadığınız doğaya zarar vermiyorsanız gece yatağınıza huzur içinde gidersiniz. Bir insanın, bir masumun canını yaktıysanız, ah aldıysanız vicdanınız rahat değildir, zaten rahat da olmamalıdır. İnsan vicdanı rahat olduğu zaman gerçek mutluluğa ve gerçek özgürlüğe ulaşır. Çocukları mutlu etmek, bir yaşlının elinden tutup ihtiyaçlarını karşılamak, sokakta gördüğünüz bir hayvanı sevebilmek kişiyi değerli kılar ve kişinin gerçek özgür olmasını sağlar.







  Sevmek, sevilmek, saygı göstermek, saygı görebilmek,  kalp kırmamak, gönüllere girmek  ..vb işte bunlar olduğu zaman  özgür oluru ve özgürlüğü yaşamanın tadını da biliriz. Adalete önem veren, insan haklarına önem veren, her şeyden önce insana değer veren biriyseniz  vicdanınız rahattır ve özgürsünüzdür.  Yeter ki insan olarak kalmaya devam edebilelim ve insana yakışır tavırları asla elden bırakmayalım.

 

Yeni Yılda Ülkemizin Gelişmesi İçin Beklentileriniz Ve Yapmanız Gereken İşler Nelerdir? Bu Konu Hakkında Kompozisyon Yazınız.

 Yeni Yılda Ülkemizin Gelişmesi İçin Beklentileriniz Ve Yapmanız Gereken İşler   Nelerdir?  Bu Konu Hakkında Kompozisyon Yazınız.


Yıllar çok çabuk geçip gidiyor. Geçen yıl yaşadığımız anılar sanki bugünmüş gibi geliyor bize. Ömür de böylece hızla akıp gidiyor. Bu yıl da artık bize veda etmek üzere. Yaşadığımız güzel anılar, kötü günler geride kaldı. Yeni bir yıl bekliyor artık bizi.  2022’ye sayılı günler kala içinde bulunduğumuz yıla hoşça kal diyeceğiz. Yeni yıl demek; yeni umutlar, yeni hedefler, yeni hayaller demektir. Ülkemiz, topraklarının her bir köşesi cennet gibi olan ülkemiz bizim en değerli hazinemizdir. Atalarımız ülkemiz için canlarını feda etti. 


Nice kahraman yiğitler, nice fedakar koca yürekli kadın kahramanlarımız ülkemiz için canını feda etti. Onun için de ülkemize sahip çıkmalı ve ülkemizin her alanda gelişmesi için mücadele etmek hepimize düşer. Yeni yılda ülkemin daha iyi yerlere gelmesi için beklentilerimiz ve yapmamız gereken şunlardır. 


Yeni yılda ülkemin ekonomik açıdan daha iyi yerlere gelmesini umuyorum. Devlet büyüklerimizin ülkemiz için  daha çok çalışmasını ve Türk parasının değer kazanmasını istiyorum. Dolar karşısında günden güne eriyen paramızın eski ki değerine kavuşmasını çok isterim. Ülkemin eğitim alanında, ekonomik anlamda, kültürel anlamda daha iyi yerlere gelmesini istiyorum. Yerli üretime daha çok önem verilmesini istiyorum. Ülkemizde doğmuş, büyümüş bilim insanlarının başka ülkelere gitmek yerine kendi ülkelerinde kalıp bizlere destek olmasını istiyorum. Bu zor günlerde ülke olarak birlik, beraberlik ve dayanışmanın daha da güçlenmesini istiyorum.







 Virüsün dünyadan  yok olup gitmesini umuyorum. Sevdiklerimizle birlikte güzel ve güneşli günlerin daim olmasını istiyorum. Siyasetçilerin birbirlerine karşı kaba bir dil kullanmamasını daha kibar olmasını istiyorum. Yerli üretimin ön planda olmasını ve ülkemizin her alanda gelişmek için herkesin taşın altına elini koyması gerektiğine inanıyorum. Bizim yapmamız gereken işler ise şunlardır. Bizler ise öğrenciysek üzerimize düşen görevleri yapmalıyız ve çalışmayı, kitap okumayı ihmal etmemeliyiz. İşimiz ne ise o işte en iyisi olmaya çalışmalıyız ve vatana hizmet etmekten asla kaçınmamalıyız.

“Çocuklarınıza Dilini Tutmasını Öğretin; Konuşmasını Nasıl Olsa Öğrenecektir.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Çocuklarınıza Dilini Tutmasını Öğretin; Konuşmasını Nasıl Olsa Öğrenecektir.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



Bir toplumun, bir ülkenin hatta dünyanın geleceğine yön veren, hayatı anlamlaştıran, gülen gözleri , güzel yüzleri  ve çevresine saçtıkları neşe ile hepimizin enerji kaynağı olan kıymetli  hazinelerimiz çocuklarımızdır. Sevmeyi en çok hak eden, ilgiye en çok muhtaç olan, ailesi ile bütün içinde olmayı isteyen ve  manevi huzuru ailesinde bulan çocuklarımız bizim her şeyimizdir.  Bir çocuğa bırakılacak en büyük hazine  ona sevgiyi hissettirebilmek, saygıyı ise yaşattırabilmektir. Anne , baba olarak onlara güzel örnek olmalıyız. Çünkü onların ilk örnek aldığı kişiler onların yetişmesinde büyük rol oynayan aile bireyleridir.



 Evlatlarımıza ilk öğreteceğimiz şey güzel ahlaklı olmak, insan olabilmek ve diline hakim olabilmeyi öğretebilmektir. İşte burada da görev yine biz büyüklere düşer. Biz bunları yaptığımız takdirde çocuk da bizi örnek alarak iyi bir insan olma yolunda ilerleyecek ve dilini tutmasını bilecektir. Çocuklara önce nerde, nasıl konuşması gerektiğini öğretmeliyiz. Onların çocukluğunu çocuk gibi yaşayabilmesini sağlamalıyız, çocukça düşünceler, çocukça hayallerine saygı duymalıyız. Çocukları çok bilmiş, çevresine, büyüklerine saygısız biri olarak yetiştirmemeliyiz. Çocuk çocukluğunu yapmalıdır. Onlara yakışan şey de zaten çocukluğunu çevresine yansıtabilmektir.  Çocuklarımızın  iyi bir konuşmacı ve iyi bir dinleyici olması için onlarla ilgilenmeliyiz, birlikte güzel vakitler geçirmeliyiz. Onları kalp kıran, bencil bir kimse olan, çevresine duyarsız kimseler haline getirmemek için mücadele etmeliyiz. 





Onlara gelecekte iyi bir meslek sahibi olmayı öğütlemek yerine önce insan olabilmeyi, insanca yaşayabilmeyi öğretmeliyiz ve yaşamımızla da onlara örnek olmalıyız. Büyüklerine saygılı olan, kültürüne, gelenek ve göreneklerine sahip olan, içi sevgi dolu olan, terbiyeli çocuklar yetiştirmeliyiz. Gücünü sevgiden, güzel ahlaktan alan bireyler yetiştirmeliyiz.  Çocuklarımız elbette eğlenecekler, gülecekler, mutluluklarını yaşayacaklar yeri geldiğinde hata yapacaklardır ama  diline hakim olduğu zaman da insan olmayı, insan kalmayı da unutmayacaklardır.  Onlara empati kurma becerisini kazandırmalıyız. Dili ile başkalarını kırmayan, yanlışlıkla kırdığı bir kalbi tamir etmesini bilen vicdanlı ve merhametli bireyler yetiştirmeliyiz.  



Arkadaşlarının fiziksel durumları ile dalga geçmeyen, insana insan olduğu için değer veren bireyler yetiştirmeliyiz. İşte o zaman o çocuklar hayata karşı daha güçlü ve daha umutlu, daha mutlu insanlar olur. Çocuklara dilini tutmasını öğretmeliyiz, konuşmasını nasıl olsa öğrenecektir. Bir rahatsızlığı olmayan çocuk konuşmayı eninde sonunda öğrenecektir. Nasıl ki doğduktan sonra büyüme evresinde dişi çıkmayan çocuk  (istisnai durumlar dışında)  olmuyorsa konuşmayı bilmeyen  çocuk da olamaz.



 Onun için çocuklara önce diline hakim olabilmeyi, dili ile yanlışlar, kalplerde onulmaz yaralar açmamasını öğretmeliyiz. Çünkü o çocuklar ileride büyüyecek ve toplum içine karışıp bir anne, baba, öğretmen, iş adamı, çiftçi, avukat vb olacaktır. Onlar yetişkin olduğu zaman ailesinden öğrendiği  terbiye ile yaşamlarına devam edeceklerdir. İşte tüm bunlardan dolayı çocuklarımıza sahip çıkmalı, onlara insan ilişkilerinde kibar olmayı, nezaketli olmayı öğretmeliyiz. Bunlar olduğu zaman da geleceğimiz daha aydınlık yollara çıkar ve güneşli günler bizimle olur.

 

 

Bir Ülkenin Gelişmesi İçin Üretimin Önemi İle İlgili Kompozisyon Örneği

 Bir Ülkenin Gelişmesi İçin Üretimin Önemi İle İlgili  Kompozisyon Örneği


Üretim;  topraktan, hayvanlardan, bitkilerden vb. ürün sağlama, mal ve hizmet olarak yeni şeyler ortaya koyma, üretme işidir. Toplumbilim olarak üretimin anlamı ise ; insanların, toplumun yaşaması ve gelişmesi için zorunlu olan nesneleri elde etmek ereğiyle doğal çevrelerini değiştirme etkinlikleri ve süreci. Bir ülke ne kadar çok yerli mal üretirse o ülke kendi ekonomisine büyük katkı sağlar. Başka ülkelerden  satın almak yerine kendi ürettiğimiz ürünleri, eşyaları satarsak daha çok gelişir ve kalkınırız. Sürekli  ithalat etmeye başlayıp ihracatı azaltırsak bunun sonucunda da ülke ekonomisi büyük zarar görür.


 

Ülkemizin gelişip kalkınması için el birliği ile hareket etmeli ve yerli üretime destek olmalıyız. Bunun için de ülkemizin yetiştirdiği değerli bilim insanlarını başka ülkelere beyin göçü vermek yerine kendi ülkemizde kalmalarını sağlayarak üretimde öyle bilim insanlarının zekasından, görüşlerinden faydalanırsak ülkemiz adına büyük iyilik etmiş oluruz. Yerli sanayiye yönelmeliyiz, yerli üretime geçmeliyiz. Her şeyin olamasa da çoğu şeyin yerli üretim ile olmasını sağlamalıyız ve bunun için de toplum olarak dayanışma ve işbirliği için de çalışmaya ve en yakın zaman da kalkınmaya başlamalıyız ki ülkemiz güçlü ve gelişmiş ülkeler arasında yer alabilsin.

 

 Ülke olarak doğrudan yabancı yatırımlara bel bağlamamalıyız. Kendi tıbbi cihazlarımızı, kendi hijyen ürünlerimizi , kimya, gıda, tarım, yenilenebilir enerji kaynaklarımızı yapmaya, geliştirmeye devam etmeliyiz. Ülkemizin orta gelir tuzağından kurtulması için üretkenlik ve katma değer artışına dayalı bir şekilde yerli üretimi çeşitlendirmeye ve güçlendirmeye  gereksinimi vardır.  Bunları yapmadığımız zaman ülke ekonomisi büyük bir darbe alır.


Tüm bu olumsuzlukların olmaması için uzun vadeli planlar yapılmalı ve yerli üretime daha fazla önem verilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de yerli üretime önem vermiş, yerli üretimin öncülerinden biri olmuştur. Paramızın değerinin düşmemesi için de şu sözü söylemiştir:

 

“Türkler! Türk malı alınız, Türk malı kullanınız; Türk parası, Türk toprağında kalsın" Mustafa Kemal.  İşte bunun için de tutumlu olmalı, yerli malı kullanmalı, geleceğe dair önlem amacı ile ülkemiz için yatırımlar yapılmalı  ve yerli malı üretilmelidir.

 

Bilginin Önemi İle İlgili Kompozisyon Örneği

 Bilginin Önemi İle İlgili Kompozisyon Örneği


Bilgi; İnsanın aklının alabileceği gerçek, olgu ve ilkelerin tümüdür. Diğer bir ifade  bir konu ya da iş konusunda öğrenilen ya da öğretilen şeylerdir. Bilgi edinmek, bilgi öğrenmek deriz ya işte tüm bunlar bilginin önemi ile ilgilidir. İnsanlar merak ettiği konuları, öğrenmek istedikleri şeyleri çalışarak, okuyarak bilgi edinerek öğrenirler. Bilgimiz olmayan bir konu hakkında ne yorum yapabiliriz ne bide kaç cümle yazabiliriz. 



Bilgi, bilimsel araştırmaların verisidir. Yaşamımızın kolaylaşması için, bilim ve teknolojiden yaralanmak için, bilim ve teknoloji konusunda çalışmalar yapılması için bilgi önemli unsurlardan biridir. Bilgi her şeyin başlangıcıdır aslında. Bilgili olmak için de öğrenmek gerekir. Okumak gerekir. Kuranı Kerimin bile ilk emri oku ile başlar. Çünkü insan okuyarak bilgi sahibi olur ve hayatta kendi yaşamını sürdürebilir.  Bilgi, bilim ile iç içe olan bir kavramdır. Bugün gelişmiş ülkelere baktığımızda onların bilgiye ve bilime ne kadar fazla önem verdiğini görürüz. Çünkü tüm gelişmeler, icatlar bilgi ve bilimin sayesinde olmuştur ve olmaya da devam edecektir. 



Elbette her konu hakkında bilgi sahibi olamayız ama kişi kendini geliştirmek için, gündemden ve dünyadaki gelişmelerden haberdar olmak için bilgi edinmeli, okumalı, araştırmalıdır. Bilgi olmadan , bilgi öğrenmeden kendimizi geliştiremeyiz ve hep bir yanımız eksik kalır. Bilgi sahibi olan insan ise kendini daha çok geliştirir ve yaşama farklı açılardan bakmayı bilir.  Bilgili olan kişi aynı zamanda güçlü de olur. Çünkü bilgi aynı zamanda güçtür. Her  ülke ya da  ülkeler de bilgiyi elinde bulundurmak yani gücü elinde bulundurmak ister. İşte tüm bunlar için bilgi çok önemlidir. 






Bizler de bir birey olarak kendimizi geliştirmek için, içinde yaşadığımız dünyaya faydalı olmak için çok okumalıyız, bilimsel araştırmalar yapmalıyız, güncel olayları takip etmeliyiz ve kendimize iyilik için  yeni bilgiler  öğrenmekten asla vazgeçmemeliyiz. Unutmayalım ki “  Genel bir kural olarak, yaşamdaki en başarılı insan, en iyi bilgiye sahip olandır.” Benjamin Disraeli

“İnsanın Büyüklüğü Kanaatten Gelir. Kişi, Zor Günlerinde Bile Açgözlülükten Uzak Kalmalıdır.” Cicero’nun Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

“İnsanın Büyüklüğü Kanaatten Gelir. Kişi, Zor Günlerinde Bile  Açgözlülükten Uzak Kalmalıdır.”  Cicero’nun  Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Bitmek bilmeyen mal hırsı, daha fazlasına sahip olma, en iyisine sahip olma isteği, elimdeki ile yetinemem bunun için de kimseyle bir şeyimi paylaşamam bencilliği ne yazık ki insanları insanlığından uzaklaştırmaya başlamış ve insanlık da ağır ağır  ölmeye başlamıştır. İnsanın büyüklüğü elindekiler ile yetinmekten geçer. 

Yetinmeyi bilmelidir insanoğlu. Başka insanların da kendileri  gibi ihtiyaçları olduğunu düşünerek empati kurma becerisine sahip olmalı ve yardıma muhtaç olan insanlara da elinden geldiği kadar desteğini esirgememelidir. Kişi zor günler geçirse dahi açgözlü olmaktan uzak durmalıdır. Kendi ailesine baktığı gibi komşusunun çocuklarına da yardım etmelidir. İnsan olana yakışan tavır da budur zaten. Aç kalma korkusu, her şeyim bitecek korkusu insanı açgözlülüğe  sürüklemektedir. Bu da hem insanın  kendisine zarar verir hem de kalbine zarar verir. İnsan tok gönüllü olmasını bilmelidir.  Açgözlülük ile ilgili şu sözü de çok severim:

" Öfkeyle sevgiyi, kötülüğü iyilikle yen;  Açgözlülüğü cömertlikle yalanı gerçekle yen." 






 Tok gönüllü olan insan kendini bilen insandır. Sadece yemekle karı doymaz, ya da fazla eşya alınarak daha güçlü, daha zengin olunmaz. Önemli olan insanca yaşamaya çalışmak ve insan olarak kalabilmektir.

 


Edebim Elvermez Edepsizlik Edene, Susmak En Güzel Cevap, Edebi Elden Gidene. Yunus Emre’nin Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 Edebim Elvermez Edepsizlik Edene, Susmak En Güzel Cevap, Edebi Elden Gidene. Yunus Emre’nin Bu Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


İnsan olabilmenin en güzel erdemlerinden biri de edepli olmayı bilmektir. Kişi nerede, nasıl ve ne şekilde davranacağının bilincinde olmalıdır. Edepli insanlar kalbi temiz olan, güzel ahlaklı insanlardır. Böyle insanlar sinirli anlarında bile ağzını bozmayan,  tartıştığı insanlara  karşı bile nezaketini kaybetmeyenlerdir. Utanmayı bilen, çok konuşmaktan, çok bilmişlikten sakınan insanlardır. İnsanı sinir eden, çeşitli jest ve mimikler yaparak karşıdaki kişinin çıldırmasını sağlayan, haya nedir, utanma nedir bilmeyen kimseler ise edepsiz insanlardır. 




Böyle insanlar haksız durumdayken kendilerini haklı çıkarmak için her türlü utanmazlığı  yapan kimselerdir. Böyle insanlarla tartışmaya da girilemez. Çünkü tartışmaya girildiği zaman kendilerini haklı çıkaran ve karşısındaki kişiyi lafları ile, hareketleri ile yerin dibine batıran kötün insanlar edepsizdir. Yunus Emre de edepli olan kişi edepsiz olana karşı kendi kişiliğini, karakterini yerler altına almaması gerektiğini söylemek istememiştir. Edepli olan, terbiyeli olan kişinin güzel ahlakını bozmadan kalitesini bozmadan insan olarak kalması gerektiğini belirtmiştir. Yani edepsiz kişilere karşı sabırlı olmalıyız ve onlara karşı vereceğimiz en güzel cevap ise susmak olmalıdır. 


Sevgiyi, saygıyı hayatımızdan eksik etmemeliyiz. Edepsiz insanların iyi olması için onları güzel davranışlarda bulunmaya davet etmeliyiz. Davetimize kaba bir karşılık buluyorsak da onları kendi hallerine bırakmalıyız.

Hayvanları Ve Doğayı Seven İnsanların Kişilik Özellikleriyle İlgili Neler Söyleyebilirsiniz. Çevrenizden Örnekler Vererek Açıklayınız.

 Hayvanları Ve Doğayı Seven İnsanların  Kişilik  Özellikleriyle İlgili  Neler Söyleyebilirsiniz. Çevrenizden Örnekler Vererek Açıklayınız.


İnsan içinde yaşadığı doğanın kıymetini bilmelidir. Çünkü içinde yaşadığımız bu evren, bu doğa bizlere çok sayıda armağanlar vermektedir. Temiz havayı içimize çekmek,  güzel bir doğada yaşayarak  mutlu olmak hepimizin isteğidir. Hayvanları ve doğayı seven insanların kişilik özellikleri şunlardır:


*İçinde hayvan ve doğa sevgisi olan kişi merhametli bir kimsedir. Kimseye kolay kolay kötülük yapmaz ve kötülük de düşünmez.


*  Fedakar insanlardır.


* Duygusal  ve duyarlı insanlardır.


* Çalışkan insanlardır.


*  Yardımlaşmayı ve dayanışmayı seven biridir. Bir sokak kedisi ya da bir yavru köpek  gördüğü zaman onlara yardım eder. Hele hele yaralı bir hayvan gördükleri zaman böyle insanların içi çok acır ve hemen hayvana müdahale eder ve o hayvanları alıp veterinere götürerek bir canın kurtulmasını sağlar. İçinde hayvan sevgisi olan insanlar can olan, nefes alana önem verirler. Bunun için de insancıl düşünen kimselerdir.


* Hayvanlar için barınaklar yaparlar. Empati kurabilen saygıdeğer kimselerdir.


* Doğayı seven insan doğaya asla zarar vermez. Çöplerini oraya buraya savurmak yerine çöp kutusuna atar.


* Doğayı seven kimse her yıl elinden geldiği kadar fidan diker ve doğaya katkı sağlayarak insanlığını bir kez daha ortaya koymuş olur.





* Doğayı seven insan gideceği yer  az zaman alıyorsa yürüyerek gider ve boşu boşuna araba kullanarak doğaya zarar vermez.


* İçinde hayvan sevgisi ve doğa sevgisi olan kişi insan olan kişidir. Karakteri oturmuş, sağlam duruşlu, iyimser, sevgi dolu ve gönlü temiz insanlardır.


Çevremde gördüğüm komşum Fatma Teyze vardır. Fatma Teyze’nin beş tane kedisi vardır. Bu kediler sokak kedisidir ve onlara her gün mama vermekte, ciğer vermekte ve onları koşulsuz sevmektedir. Fatma Teyze ayrıca çevresini temiz tutan, çevresine zarar vermeyen doğa sevdalısı bir kimsedir. Bunun için de mahalleli tarafından da çok sevilen saygıdeğer, merhametli bir kimsedir.