Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kompozisyon Örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

“Kendimden Başka Kimseyi Değiştirmem.” Konulu Kompozisyon Yazınız.

“Kendimden  Başka Kimseyi Değiştirmem.” Konulu  Kompozisyon Yazınız.

 

Değişim olumlu yönde  olursa ve kişinin gelişimine, hayata bakış açısına fayda sağlarsa  müthiş bir şeydir. Çünkü olumlu değişimin olduğu  yerde ilerleme de kaçınılmaz olur.  Kişi başkalarının değişimini beklemeden önce kendisini değiştirmeye karar vermelidir. Başkalarının kusurlarını görmeden önce aynaya bakmalı ve kendi hatalarının  ne olduğunun bilincinde olmalıdır. 

 

Kendi hatalarının ne olduğunun farkında olan insan da daha çok çalışır, daha çok bilinçli kimse olur ve böylece çalışkan, üretken ve nitelikli kimse olur.  Başkalarını değiştirmeye gerek kalmadan kendini düzeltmenin en iyi yolu bu olsa gerek.

 

Hata yapmak elbette insanlara özgüdür.  Önemli olan bu hatalardan ders çıkarıp durmadan yolumuza devam edebilmekten geçer.  İnsan  başkalarının eksikliklerini çabuk görür, dedikoduyu sever ve  basit insanlar dedikodudan da zevk alır.  Başkaları hakkında ileri geri konuşur.  Kendinde olan eksiklikleri görmezden gelir ve en büyük hatayı da böylece yapmış olur. Oysa  hayatta bir amacı olan , hayata bakış açısı daha farklı olan kimseler başkalarını eleştirmek yerine, başkalarında   eksik arama yerine kendine yönelir ve devamlı kendini  geliştirmeye yönelir. Çok okur, araştırır, sorgular, gezer ve böylece daha  üstün özelliklere sahip, kendini bilen, alçakgönüllü kimse haline gelir. Bunun için de  değişime ilk olarak kendinden başlamak gerekir.

 

Bununla ilgili şu güzel sözü de aklımızın bir köşesinde bulundurmalıyız: ‘’Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmez.’’ Oysa herkes kendini değiştirmeye çalışsa dünya daha barış dolu bir dünya olur ve daha yaşanılır bir cennete dönüşebilir.


‘’ Zor İmkansızdan Kolaydır ’’ Sözünü Açıklayan Kompozisyon Yazınız .

"Zor  İmkansızdan Kolaydır" Sözünü  Açıklayan  Kompozisyon Yazınız.


Hayatta  çalışmak , emek etmek , alın teri dökmek kadar güzel  bir şey yoktur . Dinlenmenin tadı bile yorulunca ortaya çıkar .  Çalışmaya devam ederken  önümüze birtakım güçlükler çıkabilir . Önemli olan da  bu güçlükler  eğer aşılabilecekse o güçlüklerin üstüne üstüne gitmektir. Bunu yapabildiğimiz zaman başarmanın, mücadele etmenin tadını alırız.

Çünkü  hedefe ulaşmak zor da olsa  , eğer  durmadan yolumuza devam edersek o zoru başarabiliriz . Çünkü zor imkansız gibi değildir . İmkansız olan şeyi asla başaramayız , zor olan şeyi ise eninde sonunda başarabiliriz . Yeter ki bunu isteyelim ve içimizdeki  çekirdek inancı gerçek inanca dönüştürebilelim . İnsanlar için kolay ulaşılabilen şeylerin değeri olmaz. Çünkü emek verilmeden kazanılan şeyler insanlar için vazgeçilmesi en kolay şeylerdir.

Gerçekleşebilecek hayaller peşinde koşmalıyız ve bu hayallerimizin de hayatımıza  girmesi için, bize mutluluk vermesi için zorlukların üstesinden gelmeliyiz. Ulaşamayacağımız hayaller peşinde koşmamalıyız . Bu yolda karşımıza çıkan engeller asla şevkimizi kırmamalı ve hedefe ulaşmak için elimizden geleni yapmalıyız. 




Yeni Yılda Neler Yapacaksınız İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Yeni  Yılda  Neler Yapacaksınız İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

2020  yılının son günlerine   veda  ederken  artık  2021  yılına  girme  zamanı geldi. 2020 yılı tam anlamıyla bir felaket yılı gibiydi. Art arda gelen olumsuzluklar bu yılın biraz daha aksiyonlu geçmesine neden oldu. 


Virüsler, depremler ve daha bir çok şey 2020 yılında oldu. İnşallah bu  kötü günler de yok olup gider ve 2021 yılı daha güzel geçer ve daha hayat dolu bir dünya bizi bekler.

 

Yeni yılda virüsten dolayı sosyal mesafeli olacağımız için ve dışarı çıkamayacağımız için bu yılı evde geçireceğiz. Önceki yıllarda yakınlarımıza giderdik ya da onlar bize gelir ve çok güzel yeni yıl akşamları geçirirdik. Aile yakınlarımızla tombala,  tabu, uno gibi oyunlar oynardık. Bu yıl ise herkes evinde ailesi ile kendi bildikleri oyunları oynayacaktır. Ben de ailemle birlikte olacağım için  onlarla çok güzel bir akşam yemeği yiyeceğim. Daha sonra yeni yılı kutlamak için eğlenceli müzikler açıp  oynayacağım ve özlediğim akrabalarımın yeni yılını telefondan kutlayacağım ve onlarla görüntülü sohbet ederek hasret gidermeye çalışacağım.

 


Bu yıl böyle geçecek çünkü herkesin evinde olması gerekir. Hem sağlığımız için hem de başka insanların sağlığını korumak için bu yıl dışarı çıkmayacağım ve böyle mutlu olmaya çalışacağım.  Televizyon izleyeceğim, şarkı dinleyeceğim ve geçmişteki yıllarda yaptığımız güzel, eğlenceli anılarımızı anımsayarak duygulanacağım. Umarım bu yıl bizim için daha güzel bir yıl olur ve herkes mutlu ve huzurlu bir yıl geçirmiş olur.

Irkçılık İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Irkçılık  İle  İlgili  Kompozisyon  Yazınız.

 

Kendi ırkını diğer  ırklardan değerli ve üstün görme, siyasal tutumunu da buna göre değerlendirmeye  ırkçılık denir. Irkçılığın ortaya çıkmasının en önemli nedenleri arasında ekonomik nedenler sayılsa da  düşünsel nedenler de bunun sebepleri arasında yer almaktadır. Irkçılık gibi kafatasçı düşünceler soykırıma kadar varabilen  caniliği ve şiddeti haklı gösterebilen  tutumlar ve düşüncelerdir. Irkçılıkta temel faktör aynı ırktan gelme, aynı soydan gelme, aynı dili  konuşma gibi özellikler yer alır.  Farklı soydan gelenler, farklı dili konuşanlar ve farklı ırktan olanlar insan olarak kabul edilmez ve onlara hep aşağılıkmış gibi muamele yapılır.

 

Bu da son derece yanlış ve cahilce bir davranıştır fakat ırkçı kafalar ne yazık ki bunun ne denli yanlış olduğunu anlayamayacak kadar kapasitesiz kimselerdir. Çünkü insana insan olduğu için değer verilmelidir ve bu geri düşüncelere, bu cahilce fikirlere asla hoşgörü ile yaklaşılmamalı ve haksızlığa uğrayan kişi ya da kişilerin yanında olunmalıdır. Örneğin;  Başakşehir ve  Paris Saint Germain maçı sırasında 4. hakemin  Pierre  Webo’ya ırkçı söylemlerde bulunması sonrası Başakşehir  maçtan çekilme kararı oldu ve o hakemin bu ırkçı davranışlarını kınadılar ve o hakem  de bu ırkçı söylemlerinden dolayı hemen görevinden alındı. Başakşehir  futbolcuları arkadaşları, yoldaşları Webo’nun yanında yer aldılar ve ‘’ Irkçılığa Hayır’’ sloganı yazarak hareket ettiler. 


Dünya basınında da geniş yer tutan bu habere her yerden çeşitli tepkiler geldi ve bu ırkçı zihniyetlere hoşgörü gösterilmemesi gerektiği belirtildi. Çünkü hiçbir insanın başka bir insandan üstünlüğü yoktur ve her insan aynıdır ve değerlidir. Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa da bu ırkçı söylemlere her zaman karşı çıkmış ve veda hutbesinde şu güzel sözlerini söylemiştir ve insanlığa da o yıllarda mesaj vermiştir: ‘’ Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır.’’ 

Irkçılık ile ilgili diğer bir söz ise şudur: '' İnsanların ten rengi farklı olsa da gözyaşları aynıdır.''

*''Irkçılık cahilin sığınağıdır. Bölmek ve yok etmek ister. Özgürlüğün düşmanıdır ve kafaya kafaya çarpışıp yok edilmeyi hak eder .Pierre Berton

Gerçekten de ırkçılık kadar kötü bir şey yoktur ve insanları hor gören bu cahil  düşünce sistemi bir an önce yok olmalıdır. Bu maç örneğinde Webo adlı antrenör kardeşimiz  belki fiziksel  olarak sakatlanmamıştır fakat duygusal sakatlık ne yazık ki fiziksel sakatlıktan daha kötü ve daha ağır bir duygu durumudur. Bundan dolayı ırkçılığa dur demesini bilmeliyiz ve  insanlar arasında ayrım  yapan zihniyetleri her türlü kınamalıyız ve insana, insanlığa örnek  olan davranışlar sergilemeliyiz. Unutmayalım ki ırkçılık yapılan kimsenin kendini kötü hissetmesinin en önemli nedeni ırkçılık  yapan cahil beyinler yüzünden, aşağılık düşüncelere sahip insani özelliklere sahip olmayan beyinler yüzündendir. Bunun için ırkçılığa her zaman  karşı durmalıyız.

 

Asıl olan şey sevgidir, hoşgörüdür,  Yaratılanı Yaratandan ötürü sevmek ve insanı her hali ile kabul edebilmek ve sevmektir.  Kimse kimseden üstün değildir. Üstünlük ancak güzel ahlakta ve  erdemli olmaktadır.  Dünya barışının sağlanması için, ırkçılığın son bulması için el ele vermeliyiz ve sevgi dolu, saygı dolu bir dünya ortaya çıkarmalıyız ve insanlığı sonsuza kadar yaşatmalıyız. Yeter ki kalplerimiz bir olsun, kalplerimiz kirlenmesin ve ırkçılık denen  zırdeli  ve saçma fikirler yok olsun bir daha böyle şeylerin yaşanmasına izin verilmesin’’. Yaşasın  ırkçılık yapmayanlar, yaptırmayanlar.  Yok olsun ırkçı zihniyetler ve ona her türlü destek verenler.’’

Dostluk , Kardeşlik Ve Arkadaşlık Hakkında Kompozisyon Yazınız.

Dostluk , Kardeşlik Ve Arkadaşlık Hakkında Kompozisyon Yazınız.

 

İnsan o kadar  sosyal bir varlıktır ki yalnız yaşamak, yalnız eğlenmek onun doğasına uygun bir şey değildir. Çünkü insan yaratılıştan  sosyal olmaya , başka insanlarla iletişim ve etkileşim içinde olmaya eğilimli bir varlıktır.  Hayatta bizi mutlu eden, o olmadan yaşamın fazla tadı çıkmaz dediğimiz kimselerden biri ya da birileri elbette ki arkadaşlarımız, dostlarımız, yakınlarımızdır. Hayat onlarla daha güzel ve daha yaşanılırdır. Çünkü  dünya insanla güzel olur, insanların kaynaşması ve  birbirini sevmesi, birbirine güvenmesi ile daha rengarenk bir   yere dönüşür.

 

Dostlarımız, arkadaşlarımız, kardeşimiz gibi gördüklerimiz canlarımız bizler için vazgeçilmez kıymetli kimselerdir.  İnsanın her zaman bir dosta, bir arkadaşa ihtiyacı vardır.  İnsan acılarını, sevinçlerini,  özlemlerini, ayrılıklarını yine en yakınları ile paylaşır ve yine hep onlara özlem duyar. Bunun için dostlarımızın, değerli varlıkların kıymetini bilmeliyiz.  Böyle iyi yürekli kimselerin her zaman yanında olmalıyız. Mesefaler uzak olsa bile can dostlarımızın halini hatrını her zaman sormalıyız. Onlara karşı vefasız kimse olmamalıyız.  Her zaman değer veren, fedakar ve vefalı insanlar olmalıyız. En ufak bir sorun da dostlarımıza arkamızı dönmemeliyiz.

 


Onların bize ettiği iyiliklerin, fedakarlıkların  değerini her zaman yüreğimizde  hissetmeliyiz. Dost candır, dost hayattır, dost  en üzgün olduğun anda bile seni mutlu etmek için elinden gelen her türlü fedakarlığı yapan değerdir. Bunun için dostunuzun, arkadaşınızın kıymetini bilin.

 

Çünkü yaşam onlarla şen olur, şenlik olur. Ömür onlarla daha güzel ve daha uzun olur. Dostlar insanın  yaşama sebebidir, yaşamdan zevk alma , yaşama bağlanma sebebidir. Bundan dolayı dost olun, dostça kalın, kıymet bilin, kıymet verin, kıymetli olun ki öldükten sonra bile güzel anılasınız.

 

 

Depremin Etkileri İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Depremin  Etkileri İle  İlgili Kompozisyon Yazınız.

Sevenleri sevdiğinden ayıran, hayatı  felç eden ve toplumda büyük bir yara oluşturan  kötü olayın , doğa olayının adıdır deprem.  Yapılan   kötü binaların altında enkazda, kurtarılmayı umutla bekleyen canların  gerçekleşen  korkusudur deprem. Enkaz altındaki acıya daha fazla dayanamayıp yaşamını kaybeden canları  yok eden şeydir deprem.

 

Ülkemiz ne yazık ki bir deprem ülkesi olduğu için belli zaman aralıklarında depremler yaşanır. Yaşanan bu depremlerde canlar gider.  Aileler  gider, çoccuklar anasız, babasız kalır. Anne  ve babalar çocuksuz kalır. Yaşlılarımızı kaybederiz, yakınlarımızı, canımızdan çok sevdiğimiz kişileri kaybederiz depremde.

 

Deprem öyle korkunç ve öyle  dehşet dolu bir andır ki bunu ancak yaşayan  ve o enkazın altından sağ olarak kurtulan can kardeşlerimiz, evlatlarımız, analarımız, babalarımız anlar. Yakın zamanda  yaşadığımız İzmir depremi de toplumu derinden sarmıştır. İyi dileklerimiz, dualarımız ve yüreğimiz oradaki canlarımızladır elbette.  Depremin simgesi olan  kardeşlerimiz bize umut vermektedir fakat bu mucizeler yerine depremde hiç kimse enkazın altında kalmasa herkes sağ olarak yaşamaya ve hayatına devam etse daha güzel olmaz mı? Sağlam binalar yapılsa, sağlam temeller olsa  ne acı olur, ne ayrılık ne de ekonomik sorunlar......  Bu süreçte enkaz altında kalanlara  yardım edip  ve  enkazın altında bir can var mı deyip sabah akşam çalışan  AFAD, AKUT , İTFAİYE ekipleri, jandarma ekipleri, gönüllü kimseler,  sağlıkçılar, polisler ve nice emeği geçen emekçi insanlarımız can kurtarmaya devam etmekte ve bunun için de ellerinden gelen her türlü fedakarlığı yapmaktadırlar. Bir can kurtarırım umudu ile gece gündüz demeden çalışan bu yürekli insanlar topluma çok güzel örnek olmaktadırlar. Bu depremde evsiz kalanlar olmuştur, yaşamını kaybedenler olmuştur, yakınlarını kaybedenler olmuştur ve elbette ağır yaralı ve normal yaralı olanlar olmuştur.

 

Bunun etkisi  depremi yaşayan kişilerde elbette kolay geçmeyecektir fakat toplum olarak depremzedelerin her zaman yanında olmalıyız . Devletimizin bütün kurum ve kuruluşları elbette onların yanında olacaktır fakat biz de gönüllü  insanlar olarak orada bulunan can kardeşlerimize, büyüklerimize ve küçüklerimize maddi ve manevi açıdan destek olmalıyız. Sevgili arkadaşlar ne yazık ki yapılan  kötü binalar, çürük binalar can almıştır. Aslında can alan deprem gibi görünse de  can alan şey deprem değildir, sağlam olmayan, çürük binalardır. Bunun vebali de elbette o binayı yapan vicdansız kimselerdedir.  Neden  ülkemizde deprem can alır diye sorduğumda aslında depremin değil binanın can aldığı gözler önündedir. Japonya’da sürekli depremler olduğu  halde kimsenin burnu bile kanamazken neden ülkemizde nice canlarımız gitmektedir bunu bir düşünmemiz gerekir öyle değil mi?  Japonya  binalarının temelini çok sağlam teknoloji ile  yaptığı için depremde fazla can kaybı yaşamamaktadır. Bizim de yüce Türkiye Cumhuriyeti olarak bilimde, teknolojide ilerlememiz gerekir.  Sağlam binalar yapılması gerekir ve belediyeler tarafından bunun daimi olarak denetlenmesi gerekir

 

İşte böyle olduğu zaman canlarımız gitmez, sevdiklerimiz bizimle olur.  Bunun için iyi eğitimli insan yetiştirmeliyiz. Vicdanı olan, dürüst, çalışkan kimseler olmalıyız ki ülkemiz gelişsin ve insanlarımız , değerli varlıklarımız, hayvanlarımız deprem yüzünden  bize sonsuza kadar veda etmesin. İzmir  ve ülkemin her yerindeki insanlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyor ve Yüce Rabbim’den  hayatını kaybeden kardeşlerimize rahmet diliyorum. Yaralılara ise tez zamanda acil şifalar dilerim.  Birlik, beraberlik ve dayanışma ile bu zor günleri de  atlatacağımıza can-ı gönülden inanıyorum ve daha güçlü bir Türkiye, daha gelişmiş bir Türkiye Cumhuriyeti olarak dünyaya karşı dimdik duracağımıza inanıyorum. Sevgi ile, saygı ile ve dayanışma  ile kalın. Herkese sağlıklı ve huzurlu yıllar dilerim.

‘’Kollarımızı Açabildiğimiz Kadar İnsanız’’ Sözü İle İlgili Kompozisyon

"Kollarımızı  Açabildiğimiz Kadar İnsanız"  Sözü Ne Anlama Gelmektedir? Açıklayınız.

 

Kollarımızı açabildiğimiz kadar insanız sözü çok anlamlı  ve çok derin bir sözdür.  Ne kadar çok seversek o kadar çok seviliriz. Ne kadar çok yardımlaşma  ve dayanışma içinde olursak o kadar çok mutlu oluruz ve yaşamın akışı daha sağlıklı ve daha güzel olur.

 

Bu sözle  verilmek istenen mesaj şudur: İnsanoğlu  sadece kendi için değil başka insanlar için de çalışmalıdır, başka insanlar için de fedakarlık göstermelidir. Ne kadar çok merhametli olursak, ne kadar çok empati kurma becerisine sahip olursak,  bize ihtiyaç duyan kişiye ne kadar çok yardım edersek işte o zaman daha iyi bir insan oluruz ve insan kavramının anlamını da üstümüzde taşımış oluruz.

 

 Yüreğimizi açabildiğimiz kadar, sevinçlerimizi, mutluluklarımızı  paylaştığımız kadar insanız.  Bizi biz yapan değerlere sahip çıktığımız zaman, kültürel geleneklerimizi yaşattığımız zaman daha iyi insan oluruz ve daha güzel işler yapmış oluruz. Hayatta her zaman kollarımızı genişçe açmalıyız. Sevgiye susamış minik yavruları sevmeliyiz,   hayatında saygı görmemiş kimselere daha çok saygı göstermeliyiz ve saygının hissiyatını onlara yaşatmalıyız.  Yaşlanmış , gücü kalmamış yaşlılarımızın elinden tutup onların  her türlü gereksinimlerini toplum olarak, insanlık olarak karşılamalıyız. Kimsesizlere, yetimlere,  öksüzlere sahip çıkmalıyız.

 

 Duyarsızlaşan insanları duyarlı hale getirip daha bilinçli insanlara, daha merhametli insanlara dönüştürmeliyiz. İşte tüm bunları yaptığımız zaman daha insan oluruz, daha güzel ve güneş yüzlü aydın kimselere dönüşebiliriz. Kollarımızı bize ihtiyaç duyan tüm canlılara kocaman açmalıyız ve sevginin gücünü yüreğimizde ömrümüzün sonuna kadar hissetmeliyiz.

‘’Çanakkale’’ Sözcüğünün Zihninizde Yaptığı Çağrışımlar İle İlgili Kompozisyon

 ‘’Çanakkale’’  Sözcüğünün  Zihninizde Yaptığı Çağrışımları Söyleyiniz.

 

Çanakkale denilince aklıma Kurtuluş Savaşı, Milli Mücadele,  Bağımsızlık, Özgürlük ruhu gibi kavramlar  gelmektedir.  Yüce milletimizin kahraman evlatlarının canla başla düşmana karşı koyması aklıma gelir. Ülkesi için genç  yaşta okullarını yarım bırakan  çocuklarımız aklıma gelir.

 

Evlenme çağına gelmiş fakat savaştan dolayı vatanı için cepheye giden nişanlı, genç kuzularımız  gelir. Çanakkale denince aklıma bu milletin büyük kahramanı Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Anafartalar’da,  Conkbayırı’nda, Arıburnu’nda   yaptığı kahramanlıklar aklıma gelir. Çanakkale deyince aklıma elbette ki  Seyit Onbaşı  ve onun arkadaşı Niğdeli Ali ve adını saymakla bitiremeyeceğiz nice kahramanlarımız gelir. Çanakkale bir devrin battığı yerdir. Çanakkale yok olma tehlikesi ile karşıya karşıya kalan milletimizin yeniden dirilişi, yeniden yükselişi demektir. Çanakkale demek özgürlük savaşı, bağımsızlık savaşı demektir. İtilaf güçlerinin bir araya gelerek bizi yok etme amacıdır. Ama buna karşı kahramanca savaşan fedakar yürekli koca insanların iman gücü ile vatan topraklarını düşmana teslim etmediği büyük gün, kutsal gün demektir. Çanakkale yüreklerin ağza geldiği fakat sonunun hayırlara vesile olduğu büyük gündür.  Vatan sevdalıların bir olma günü, birlik olma günüdür. Nice askerlerimizin vatan yolunda şehit düştüğü, kimi kahraman askerlerimizin ise gazi olduğu yüce gündür.

 

Mustafa Kemal’in Çanakkale ile ilgili sözü ise şudur:

‘’ Ben size taarruz değil ölmeyi emrediyorum.’’ diyerek askerlerine  cesaret vermiştir.

Çevre Ve İnsan Konulu Kompozisyon Yazınız

Çevre ve İnsan Konulu Kompozisyon Yazınız

Çevre insanla insan ise çevre ile anlam kazanır.  Çünkü çevrenin olduğu yerde yaşam olduğu sürece, canlılık olduğu sürece hayat anlam kazanır. İçinde yaşadığımız çevre bizim  için en büyük hazinedir.  Çünkü çevremiz, doğamız bize bin bir çeşit olanaklar sağlamaktadır.

 

Çevremiz bize onca  olanaklar sağlarken biz insanların ısrarla ona zarar vermesi ve onu yok etmeye çalışması da  ilginç bir durumdur. Çevre insanların ve doğadaki diğer canlıların yaşam alanı, ihtiyaçlarını karşıladığı yerdir. Çevre ve insan konusu iki açıdan ele alınabilir. Birincisi insan yaşadığı ortamda, yaşadığı çevrede  şekil alır ve kişilik özelliklerini kazanır. Yani yaşadığı ortam kişiye etki eder. İkincisi ise yaşanılan çevre temiz tutulmalıdır. Çevre, doğa kirletilmemelidir, ona zarar verilmemelidir. İçinde yaşadığımız çevrede bilinçli insanlar olmalıyız ve bunun içinde emek etmeliyiz. Eğitime ve öğretime önem vermeliyiz. Güzel ahlaklı ve erdemli insanlar yetiştirmeliyiz. Burada da en büyük görev  ailelere düşmektedir. Bilinçli ve  çevreci olan çocuklar da çevresine önem verir  ve onu daha da güzelleştirmek için elinden gelen her türlü fedakarlığı yapar. Temiz çevre olunca, bilinçli kimseler olunca hayatı yaşamak ve anı yaşamanın tadı da güzel olur.

 

Bunun için iyi bir çevrede, bilinçli insanlar olarak yaşamaya devam edelim  ve çevremizi her zaman koruyalım. Çevre ve insan birbiri ile dost olmalı ve çevre yeşil alanlar ile güzelleşmeli ve ahlaklı insanlar ile güzel nesiller ortaya çıkmalıdır.

 

Coronavirüsün Sosyal Yaşama Etkileri Nelerdir Konulu Kompozisyon Yazınız.


Coronavirüsün  Sosyal Yaşama Etkileri Nelerdir Konulu Kompozisyon Yazınız.

İlk olarak Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve daha sonra dünya ülkelerinin çoğuna yayılan coronavirüs  ( Covid- 19) insanların sosyal yaşamına  etki etmeye başlamıştır. Bu etki,   virüs var olduğu süre  de devam edecektir.  İnsanlar  evlerine kapanmak zorunda kalmış ve  dışarıya çöp dökmek bile lüks olmuştur bu dönemde.  Basit bir virüs dünyadaki düzeni  alt üst etmiş ve en güçlü ülkeler bile bu durumdan  olumsuz etkilenmiştir. 
Çoğu Avrupa ülkesi bu virüs sonucunda   sağlık sisteminde çok büyük sorunlarla karşılaşmış ve  maske bile bulamayacak duruma gelmişlerdir.

   Zenginler de eve kapandı, fakirler de eve kapandı.  Büyük şirketler maddi anlamda büyük sıkıntıya düştü. İşten çıkarmalar başladı. Bundan asıl etkilenen ise elbette maddi durumu olmayan kimseler olmuştur. İşten çıkarılan, evine ekmek götüremeyen analar, babalar çocuklarının karnını doyuramamanın verdiği acı ile zor duruma düşmüştür .  Herhangi bir güvencesi olmayan, asgari ücretle yaşama tutunmaya çalışan kişiler zaten zar zor geçinirken bu süreçte   yaşam onlar için daha da zorlu bir sürece dönüşmüştür. Ekmek bile  alamayan, çok sıkıntılı  günler yaşayan  kişiler olmuştur. İşte maddi durumu olmayan kimseler  korona döneminde çok  zorluklar çekmişlerdir ve onların bu çileleri de hala devam etmektedir  Yine baktığımızda sosyal hayatımız  da  olumsuz yönde etkilenmeye başlamıştır.   Arkadaşlarımızdan, komşularımızdan, iş arkadaşlarımızdan uzak kaldık.  Herkes evine kapandı ve psikolojik anlamda insanlar kendilerini kötü hissetmeye başladılar. Bu da hepimizi olumsuz yönde etkilemekte ve bu etki de devam edeceğe benzemektedir. Çocuklar dışarı çıkamamakta, yaşlılar  dışarı çıkamamakta ve böylece onlar için acı bir deneyim yaşanmış olmaktadır. Özellikle de çocukları evde tutmak çok zor olmakta ve bir an önce bu salgının son bulması ümit edilmektedir. Her ne kadar sosyal yaşam  bu süreçte olumsuz etkilense de herkes evine kapalı olduğu için doğa temizlenmeye başlamış ve hatta doğa kendini yenilemeye başlamıştır.  Sanayi durduğu için, işler aksadığı için doğa da bu süreçte temizlenmeye başlamıştır. Bu da  olumlu bir sonuçtur. Çoğu kişi işten çıkarılmak zorunda kalmıştır ve işsiz olduğu için bu da kişilerin  psikolojik ve sosyal yaşamına olumsuz yönde etki etmiştir. İnsanlar birkaç ay daha evde kalırsa ya şişmanlayacak ya da  açlıktan  daha farklı hastalıklara yakalanacaktır.   Sosyal aktiviteler azalmış ve herkes kendi kabuğuna çekilmiştir bu süreç içinde.  Her ne kadar olumsuz sonuçlar olsa da insanlar bu süreçte aileleri ile daha fazla vakit geçirmeye başlamıştır. Kaybedilen zamanları geri kazanma anı olarak saymalıdırlar bu zorlu günleri de.  Daha çok kitap okunmaya başlamış, daha çok aile içinde iletişimler kurulmaya başlanmıştır. Bu kötü günler inşallah en kısa zamanda sona erer ve işsiz kardeşlerimiz bir an önce işine döner, ülkemiz daha güçlü olur ve daha üretken ve nitelikli kimseler işlerine devam ederek ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam eder.

Ülkemiz aldığı tedbirler şu anda süreci çok başarılı bir şekilde yürütmeye devam edecektir. İnsanlarımız biraz daha sabırlı olursa  inşallah bu süreci başarı ile sonuçlandırırız. Bizim için kendi yaşamlarını tehlikeye atan tüm sağlık çalışanlarımızın da Yüce Allah  yar ve yardımcısı olsun. Onlar olmasa biz  şu anda  çok kötü durumda olabilirdik. Bunun için de sağlık çalışanlarımın kıymetini bilmeliyiz ve onlara gereken değeri fazlası ile vermeliyiz ve onları çok sevmeliyiz. Sağlık çalışanlarına yapılan her türlü şiddete dur demeliyiz ve onlara yapılan hadsizliklere de göz yummamalıyız. 

Evde Aile İle Vakit Geçirmenin Önemi İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Evde Aile İle Vakit Geçirmenin Önemi İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Aile  dünyadaki en değerli ve en kutsal kurumlardan biridir. Aile demek   samimiyet demek, koşulsuz sevgi ve saygı demek, muhabbet demek, sevgi ve aşk demektir. Anne ve babanın birbirine karşı, sevgi ve saygı ile yaklaşımı demek,  çocukların  birbirine karşı sevgi ile bağlanması demektir. Aile demek toplum demek, toplumun en önemli  unsuru demektir. Gelecek nesillere sağlıklı bireyler yetiştirmek demektir.

Dünya da yaşanan korona virüs sebebiyle  belli bir süre  için ailemizle vakit geçirmeye devam edeceğiz.  Bunun için de  her zaman bulamadığımız bu güzel günlerin, bu evde geçireceğimiz , aile ile birlikte olacağımız zamanların değerini bilmeliyiz ve  güzel anılar  biriktirmeliyiz.  Evimizde ailemiz ile güzel etkinlikler yapmalıyız.  Örneğin;  çalışan bir  anne çocuklarına bu süreçte daha fazla zaman ayırabilir ve onlarla  yüz yüze iletişimi daha etkili kurar ve aile içinde birlik, beraberlik ve sevgi daim olur. Aile içinde yaşayan dedelerimiz, ninelerimiz  varsa onlara da özel zaman ayrılmalı ve onlar ile de muhabbet halinde olmalıyız .  Hep birlikte güzel bir kahvaltı yapılmalı, sorumluluklar paylaşılmalı ve bu  sıkıntılı günlerde evimizde kalarak hem topluma hem de devlete  yardımcı  olmalıyız.  Evde kendimize çeşitli plan ve programlar hazırlayarak zamanının da  boşa harcamamalıyız.  Ev işlerinde aile bireylerine yardım etmeliyiz. Bu zorlu sürecin en kısa zamanda aşılması için evde kalarak devletimize , toplumumuza ve tabi ki kendimize yardımcı olmalıyız.  Kalan zamanımızda evde bol bol egzersiz yapmalıyız ve  kilo almamak için, sağlığımızın  tehlike altına girmemesi için  spor yapmayı ihmal etmemeliyiz.

Sevdiklerimizle  telefonda muhabbet etmeliyiz ve “evde hayat var” sloganını yaşamımıza  katmalıyız. Aile içinde  aile bireyleri ile  çeşitli egzersizler yapmalıyız, ev temizliğini birlikte yapmalıyız, evde oynana çeşitli oyunları oynayarak güzel günler geçirmeliyiz. Bu karlı günlerde çocuklarımızla eğlenceli anlar yaşamalıyız. Evde yapılacak çok sayıda alternatif vardır. Bunları araştırıp aile bireyleri ile  güzel anlar yaşamaya çalışmalıyız.

Okul Özlemi İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Okul Özlemi İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

Eğitimin en önemli  kurumlarından biri de okullardır. Okul çocuklar için  eğitim ve öğretim yeri, eğlenme yeri, sosyalleşme yeri, sevgi yeri, saygı yeridir.  Çocuklarımız okulu çok sever ve orada geçen vakitler en değerli vakitlerdir ve en değerli anıların biriktiği yerdir.  Dünyada gerçekleşen koronavirüs denen salgından dolayı ne yazık ki çocuklarımız okula belli bir süre  gidememekte ve bu sürecin uzayacağı da söylenmektedir.

Hal böyle olunca çocuklarımızın okula olan özlemi de günden güne daha çok artmaktadır.   Bir an önce okulların açılmasını isteyen, öğretmenlerine sarılmayı bekleyen, arkadaşlarına sarılmayı bekleyen yavrularımız belli bir süre de  daha  sabır ile bu olumsuz şartların yok olmasını beklemek zorundadırlar.  Elbette bu zorlu günler geçecek ve elbette ki okullarımız virüs  ortadan kalkınca açılacaktır. Böylece hayatın kıymetini, okulun, arkadaşların, öğretmenlerin, öğrencilerin kıymeti daha iyi bilinecektir. Dışarı çıkıp özgürce gezilebilecek ve aslında  geçmişte  şikayet ettiğimiz şeylerin  ne kadar da önemli şeyler olduğunun  farkına varılacaktır ve zaten varılmıştır da.  Çocuklarımız okullarına kavuşmak için bu süreçte evde uzaktan eğitim şeklinde telafi eğitimler almaya devam edecek ve  iş birliği ile bu olumsuz, olağanüstü  süreç de Allah’ın da izni ile, insanların sosyal mesafeyi kurması ile aşılacaktır. İşte böyle olunca herkes, her çocuk okuluna kavuşacak ve  kıymetini bilemediği şeylerin artık daha çok kıymetini bilmeye  başlayacaktır.

Okula bir an önce kavuşmak için  devletin söylediği kurallara tam anlamı ile uyulmalı ve herkes özgür yaşamına kavuşmayı sabır ile beklemelidir. Okulun   çocuklar için vazgeçilmez bir eğitim ve öğretim kurumu olduğunu da şu sözler ile hatırlatmalıyız:
* ''  En önemli  ve feyizli görevlerimiz milli eğitim işleridir. Milli eğitim  işlerinde mutlaka  muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak  bu suretle olur. '' Mustafa Kemal Atatürk.

Temizlik Hakkında Kompozisyon Yazınız.


Temizlik Hakkında Kompozisyon Yazınız.

Canlıların sağlıklı olması için temizlik olmazsa olmazlardandır. Çünkü temiz olmayan kimseler her türlü hastalığa   yakalanırlar.  Temizlik aynı zamanda İslam dininin de, diğer tüm dinlerin de çok önem verdiği bir   husustur. Elini yüzünü yıkamayan, vücudunu temiz tutmayan kimseler  başka insanlara da zarar verirler ve başka insanlara da hastalık bulaştırırlar. 

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa temizliğin önemi  ile ilgili şunu söylemiştir: ’’ Müslümanlık temizdir, kirsizdir. Siz de temiz olun, temizlenin, Zira cennete temizler girer.’’
Temizliğin önemi ile ilgili  bir diğer söz de şudur: ‘’ Müslüman  temizdir, kirsizdir. Siz de temiz olunuz,  temizleniniz. Zira cennete temizler girer. Hz. Aişe
Yukarıdaki sözlerden de anlaşılacağı gibi temizliğin insan  sağlığı için ne kadar önemli olduğunu kavrayabiliriz. İnsan hem bedenini temiz tutmalı, hem de ruhunu temiz tutmalıdır. Bedenen temizlik ve ruhen temizlik kişiyi daha da parlak yapar ve daha  sağlıklı yapar. Temizlikten kasıt aynı zamanda temiz yiyecekleri de tüketmekten geçer. Mesela yenmesi uygun olmayan, dinen haram olan, sağlığımız açısından da bize zarar veren yemekleri, hayvanları yememeliyiz. Örneğin ; timsah eti, yarasa eti gibi bize zarar veren ve  içinde oluşan zararlı bakteriler  başka insanlara da zarar veren  şeyleri yememeliyiz. Örneğin; Bugün dünyada yaşanan küresel salgının edenlerinden biri de yarasa çorbası denen çorbadan dolayı olduğu söylenmektedir.  Korona virüsü denilen bu salgın şu anda tüm dünyada binlerce, on binlerce can almaktadır. İşte temiz olmamanın,  sağlığa zarar veren şeylerin yenmesi sonucu  bu kötü virüs tüm dünyayı  tehdit etmeye devam etmektedir.  

Ayrıca her yemekten önce  ve sonra, dışarıdan geldiğimiz zaman da ellerimiz sabunla güzel bir şekilde yıkamalıyız, yüzümüzü yıkamalıyız ve sağlığımızı tehlikeye atmamalıyız. Her zaman temiz olmalıyız ve  ‘’ Temizlik imanın yarısıdır.’’ sözünü de unutmamalıyız.

‘’ Kitap En İyi Dosttur.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.


‘’Kitap En İyi Dosttur.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.

Hayatımızın vazgeçilmez kaynaklarından biri de kitaplardır. Nasıl ki su içmek bir gereksinim ise, nasıl ki yemek yemek, uyumak, eğlencelere katılmak bir gereksinimse elbette kitap okumak da bizim için büyük hem de çok büyük gereksinimlerden biridir. Kitap insanı hayata bağlar, kitap insana umut aşılar, kitap insana vefasızlık yapmaz. İşte tüm bunlardan dolayı kitaplar bizlerin en yakın, en iyi , en vefalı dostlarıdır. Çünkü kitaplar bize kötülük yapmaz, aksine iyilik yapar.

Bize doğruları gösterir, bize  yanlışlarımızın neler olduğunu gösterir ve bizi hep ileriye, aydınlığa doğru götürür. Gitmediğimiz yerlere,  gezmediğimiz yerlere kitaplar sayesinde ulaşırız.  Aslında hayallerimizin  gerçekleştiği umutlarımızın can bulduğu  kaynaklardır kitaplar.  Kitap aynı zamanda kişinin güzel konuşmasına olumlu etki eder, güzel yazmasına  olanak sağlar. Kişinin   orijinal fikirler üretmesine katkı sağlar, kişinin empati kurma becerine katkı sağlar, hafızayı kuvvetlendirir, ruhu canlandırır, bizleri hayata bağlar. İşte tüm bu ve bunlardan dolayı kitap okumayı asla bırakmamalıyız. Mümkün olduğu kadar günde bir ya da iki saat kitap okumaya çalışmalıyız. Kitabı sadece boş zamanların ilacı olarak görmemeliyiz. Kitap her zaman ve her yerde ihtiyaç duyacağımız ilaçlarımız olmalıdır. Onun için kitapların değerini bilelim ve her türlü kitabı okumaya ve onlardan yararlanmaya çalışalım. Onların en yakın  dostumuz olduğunu  da aklımızdan hiçbir zaman çıkarmayalım.

Kitapların önemi  ile ilgili şu sözü unutmamalıyız:
‘’ Asıl iktidarın kitapta olduğunu gördükten sonra, hükümdarlar da kaleme sarılıp kitap yazmaya başladılar.’’ Alfred de Vigny.
‘’ Kitaplarım, bana yetecek kadar büyük krallıktır.
‘’ Yemek doymak içindir. Dostlar cemiyet için, seyahatler öğrenmek için, ev; çiçek, taş ve antika şeyler satın almak içindir, bunlar daha sonra insanı fazla ilgilendirmezler. Kitaplar; hem gençlik, hem ihtiyarlık, hem hastalık, hem açlık, hem yel, hem yağmur, hem de soğuk içindir.

‘’Tatlı Dil, Her Kapıyı Açan Sihirli Bir Anahtardır.’’ Sözünü Açıklayan Bir Kompozisyon Yazınız.


‘’Tatlı  Dil, Her Kapıyı Açan  Sihirli Bir Anahtardır.’’ Sözünü Açıklayan  Bir Kompozisyon Yazınız.

İnsanlar arası iletişimde en etkili yollardan biri de güzel konuşmak ve tatlı bir dile sahip olabilmektir. Bunu başaran insanlar  da hem yakın çevreleri tarafından hem de toplum tarafından sevilen ve sayılan kimseler olur. Tatlı dilin olduğu yerde muhabbet vardır, içtenlik vardır, yalınlık vardır. Çünkü tatlı dilin olduğu yerde sevgi ortaya çıkar, saygı ortaya çıkar. İnsan tatlı dili sayesinde, güler yüzü sayesinde zor şeylerin bile üstesinden gelebilir.

Tatlı dilli olmak  kişinin kendisini de mutlu eder  ve kişinin ruh hali de iyi olur. Tatlı dile sahip olan kimseler  sert , huysuz kişileri bile yola getirebilirler. Çünkü böyle insanları  bazı konularda ikna etmek zor olduğu için bunu ancak ve ancak tatlı dilli insanlar başarabilir. Çocuklarımıza bile bir görev verirken onlara tatlı dilli davranmalıyız. Çocuğa emrederek sorumluluk vermek, onu tersleyerek  sorumluluk vermek onda itici bir etki yaratabilir. Oysa tatlı dille işlerini yaptırmak, başını okşayarak, onu severek  ona görev   vermek o çocuğun yumuşamasına ve sorumluluğunu  güzel bir şekilde yerine getirmesine olanak sağlayacaktır.

İşte tüm bunlardan dolayı her zaman tatlı dilli, güler yüzlü olmalıyız. Çünkü tatlı dilin olduğu yerde kapalı kapılar bile açık olur ve   karanlık yerler  güneş ışığı gibi aydınlanmaya başlar. Bunun için her zaman tatlı dille kalalım. Tatlı dilin  önemi ile ilgili şu sözü de unutmamalıyız:
‘’ Acı (kötü) söz insanı (adamı) dininden (çıkarır), tatlı söz (dil) yılanı deliğinden (ininden) çıkarır.”
İşte yukarıdaki atasözünde de tatlı dilin ne kadar etkili  bir anahtar olduğu açıklanmıştır. Tatlı dil ile kalmak üzere yaşamınız güzel geçsin.

Okumanın Yararlarını Anlatan Kompozisyon

Aşağıdaki Plana  Dikkat Ederek Okumanın Yararlarını Anlatan  Bir Kompozisyon Yazınız.

a) Giriş Bölümünde, İnsanların Niçin Okumaya İhtiyaç Duyduğunu
b) Gelişme Bölümünde, Kitap Okuyanlarla Okumayanlar Arasındaki Farklılıkları  Örneklerler Açıklayınız.
c) Sonuç Bölümünde İse Kitap Okumanın  Yararları Konusunda Değerlendirme Yapınız.
d) Yazınıza Uygun  Bir Başlık Koyunuz.

Kitap Okumanın  Gücü
İnsanda merak duygusu doğduğu anda başlar. Çevrenize  şöyle dönüp baktığınızda  küçük bebeklerin sürekli her tarafı incelemeye çalıştıklarını, meraklı bakışlarla etrafa göz gezdirdiklerini görürsünüz. Merak ederler, çevreyi tanımaya çalışırlar, çünkü bu duygu ile gelmişlerdir dünyaya.  Çünkü merak duygusu,  insanın içinde olan  doğal bir güdüdür. O küçükler zaman içinde büyür ve kocaman kocaman çocuklar olurlar.  İçlerindeki  o merak duygusu ise hiç bitmemiş, hatta daha da çoğalmıştır.  Önceleri  çevresindeki her şeye bakan ve merak eden çocuklar daha sonra ellerine aldıkları oyuncaklar ile oynar ve deneme yanılma yolu ile meraklarını gidermiş olurlar. Daha sonra ise merak duygusu okul ortamında artar ve okuma ile, yazma ile bu merak artmaya başlar. Yani insanlar kitabı  kendilerini geliştirmek için, gündemdeki ve dünyadaki olaylardan haberdar olmak , kendilerini  mutlu etmek ve her gün yeni bir şeyler öğrenerek sıcak yatağa girmenin daha lezzetli olduğunun farkında oldukları için okurlar. İnsanlar aslında  okumak için  okurlar. Çünkü okumak insana zevk verir, çünkü okumak insana mutluluk verir ve kişiyi  olduğu yerden alır farklı diyarlara uçurur. Çünkü okumak bizi heyecanlandırır,  neşelendirir, kaygılandırır. Yani insan kitap okuyarak bu duyguları da hissetmek ister aslında. İnsan kitap okuyarak karmaşık dünyanın o sıkıcı  olaylarından  kurtulmak ister. Yalnız olmak ister bazen, kabuğuna çekilmek ister insanoğlu. İşte burada da yine ona kitaplar yardım eder. Çünkü okumak isteriz hem de zevkle okumak ve  hiç bitmek bilmeyen ihtirasla okumak isteriz.

Kitap okuyanlar  elbette okumayanlara nazaran daha bilgili ve genel kültürü daha gelişmiş kimseler olur. Kitap okuyanların  hafızaları  da  daha gelişmiştir.  Kolay kolay unutkan olmazlar. Kitap okuyanlar dünyaya sadece dar bir pencereden değil farklı pencerelerden bakmayı bilir. Okumak , öğrenmek kişiyi cahil olmaktan çıkarır ve aydınlığa doğru götürür. Okuyan insanlar her geçen   gün öğrendiği o muhteşem bilgiler sayesinde daha alçak gönüllü ve daha mütevazı kimselere dönüşür. Çünkü  okumak insanı yüceltir, çünkü okumak ve okuduklarını hayatta uygulamak insanı kamil insan yapar. Okuyan insan kalıp yargılara takılı kalmaz. Kitap okuyanlar dünyadaki olayları takip ettiği için daha çok bilgi ve kültür sahibi kimseler olur. Kitap okumayan insanlar kendilerini geliştiremezler. Genel kültüre sahip olamazlar.   Daha unutkan olurlar ve daha az bilgili olurlar.  Kendilerini geliştirmek için bir çaba içinde olmadıkları için de ne yazık ki mutlu olamazlar.  Örneğin; gelişmiş ülkelere baktığımızda orada bir yılda okunan kitapların sayısı bizim ülkemizdekinden fazladır. Ne yazık ki ülke olarak fazla kitap okumuyoruz.  Kitap okumak yerine zamanı kahvehanelerde geçirmeyi, boş oturmayı tercih ediyoruz. Bu da son derece tehlikeli bir durumdur aslında. Oysa bizler de gelişmiş ülkeler gibi yılda okuduğumuz kitap sayılarını ve oranlarını artırmalıyız ve daha  okuyan, daha uygar bir ülke haline dönüşmeliyiz.

İşte tüm bunlardan da çıkarılacağı gibi kitap okumayı hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Kitap okuma alışkanlığı edinmeliyiz.  Çocuklarımıza küçük yaşlarda kitap  okuma saatleri düzenlemeliyiz ve bu alışkanlıkların da hayat boyu devam etmesi için elimizden gelen tüm gayreti göstermeliyiz. Kitap okumanın  yararlarını kısaca gözden geçirecek olursak  şunları söyleyebiliriz:

Kitap okumak bizi daha fazla bilgi sahibi yapar, daha farklı kültürler öğreniriz, daha farklı ülkeleri gezmiş, görmüş gibi oluruz, hafızamız daha da güçlenir. Güzel konuşma ve güzel yazma yeteneğimiz daha çok gelişir. Hayattan manevi olarak tat alırız, kendimizi daha  mutlu ve daha sağlıklı hissederiz.  Kelime dağarcığımız gelişir, stresle baş etmemiz daha kolay olur, pratik düşünme gelişir, kendimizi çevremizdekilere daha iyi ifade edebiliriz, yalnızlık hissi yaşamayız, karar  verme mekanizmamız güçlenir, empati kurma becerisine sahip oluruz ve daha neler neler… Yazımı Konfüçyüs’ün kitap okumanın önemi ile ilgili sözleri ile bitirmek istiyorum: ‘’Ne kadar meşgul olduğunu düşünürsen düşün kitap okumak için zaman ayırmazsan cahilliğe teslim olursun.’’ Konfüçyüs.

‘’ Büyüklerimize Nasıl Davranmalıyız? Sizin Büyüklerinizden Beklediğiniz Davranışlar Nelerdir?’’ Konulu Bir Kompozisyon Yazınız.


‘’ Büyüklerimize  Nasıl Davranmalıyız? Sizin Büyüklerinizden  Beklediğiniz Davranışlar Nelerdir?’’ Konulu Bir Kompozisyon Yazınız.

 Deneyim sahibi olan, hayatın  her türlü aşamasından geçmiş olan büyüklerimiz bizim değerimizdir. Bize kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi öğreten ve  bunları yaşamamızı sağlayan  da yine büyüklerimizdir. Büyüklerimiz,  yaşamın belki de en zor zamanlarında bizim elimizden tutan, bizi   düştüğümüz zorluklardan kaldıran,  bize yol gösteren kimselerdir. Onlar bize hayatın zorluklarını, kolaylıklarını anlatan ve gösteren tanıklardır. Büyüklere  her zaman  nazik davranmalıyız.  Onların  kalbi çabuk kırılır. Çünkü yaş geçtikçe insan daha duygusal ve daha alıngan bir  tavır takınır.  Bunun için büyüklerimize asla ve asla saygıda kusur etmemeliyiz. Onların o narin, o naif kalbini kırmamalıyız. Kırmaya cüret edenleri ise sert bir dille  uyarmalıyız. Onlara asla bağırmamalıyız,  çok bilmişçesine cevaplar vermemeliyiz. Yeri geldiği zaman onların yanında sus pus olmasını bilmeliyiz ve önlerinde saygı ile eğilmeliyiz. Susmaktan kastım saygıyı hiç bir zaman kaybetmemek, kibar olmaktır.

Bize yol gösteren, bize öğütler veren bu dev çınarlarımızın kıymetini bilmeliyiz ve  her fırsatta onların  engin tecrübe ve bilgilerinden faydalanmaya çalışmalıyız. Onları çok ama  çok sevmeliyiz ve  onları gerçekten koşulsuz sevmeliyiz. Onların   var olması bize bu hayatta güven verir, güç verir. Çünkü biz sevgi nedir, saygı nedir büyüklerimizden öğrendik ve öğrenmeye de devam edeceğiz.  Elbette biz küçükler onlara son derece anlayışlı ve kibar olmalıyız fakat bizim de bu koca çınarlardan beklentilerimiz olacaktır. Bizim büyüklerimizden beklentilerimiz ise şunlardır:  Bizlere  sevgi versinler,  yanlış da yapsak, yanlış kararlar da alsak onların arkamızda dağ gibi durduğunu bize hissettirsinler.  Her şeyden önce tıpkı bizim onları çok sevdiğimiz gibi onlar da bizi çok sevsin ve saysın. Bize  her anlamda örnek olsunlar.   Bizlere güzel ahlakı öğretsinler ve yaşatsınlar. Bizlere sevgiyi, saygıyı, paylaşmayı ve dayanışmayı öğretsinler ve bu değerleri  her zaman yaşatmaya çalışsınlar. Bize güvensinler.  Bizi hemen yargılamasınlar  ve asla  ve asla ön yargılı olmasınlar.

İşte bizim de büyüklerimizden beklentilerimiz bunlardır.  Bizler küçük olarak onlar da büyük olarak sorumluluklarını bilirse hayatı yaşamanın tadı da başka olur. Çünkü hayatta  sevgi, saygı, barış ve dayanışma olur. Bunun için  herkes sevgi ile beslenmelidir ve  sevgiyi yüreğinden asla eksik etmemelidir. Büyüklerimizin  ne kadar  hayatımızda değerli olduğu ile ilgili şu sözü de unutmamalıyız: ‘’ Saygı ve sevgi büyüklerle küçükler arasındaki uçurumu yok eden bir köprüdür. Kendinden büyüğe saygı göstermeli, kendinden küçüğe ise şefkat. - Yusuf Has Hacip
İşte tüm bunlardan da anlaşılacağı gibi her zaman sevgi ve saygı içimizde yer edinmelidir ve bunları büyüklerimiz bize biz de büyüklerimize vermeliyiz.

‘’İnsan Hayatı Sınırlıdır, Sınırsız Olan Bilgidir.’’ Sözünü Açıklayan Bir Yazılı Anlatım Hazırlayınız.


‘’İnsan Hayatı Sınırlıdır, Sınırsız Olan Bilgidir.’’  Sözünü Açıklayan  Bir Yazılı Anlatım Hazırlayınız.

Yüce Allah tarafından insana verilmiş olan belirli bir süre vardır.  Kimi yüz yıl yaşar, kimi otuz yıl yaşar. Yani hayatın sonunda bir durak noktası vardır.  Her insan , her canlı ölümlüdür. Yaratılma amacımız ise imtihan edilmemizdir. Yaşamak güzeldir, hayatın tadına varmak elbette güzeldir  fakat bu güzelliklerin bir gün  son olacağını bilerek erdemli yaşamak, güzel ahlaklı yaşamak , bilgi ile, ilim ile  yaşamak ise en güzel yaşamaktır, hayatın  tadına varmaktır.

Bu hayatta yapacağımız  en iyi şey ise elbette öğrenme, öğrenmeye açık olmak yenilikleri takip etmektir.   İnsan yaşamı sonsuz değildir fakat bilgi sonsuzdur. İşte  hayatımızın  bu kısacık alanında ne kadar çok şey öğrenirsek   o kadar  mutlu oluruz ve insanlığa faydalı oluruz. İnsanın bilmediği o kadar çok şey vardır ki bunları saymakla bitiremeyiz. Biz  fazla bildiğimizi zannederiz  fakat yeni şeyler öğrendiğimiz zaman aslında bizim bildiklerimizin  o kadar da çok olmadığını görürüz.  İnsanın  yaşam süresinin  uzun olması da önemli değildir bir noktadan sonra. Önemli olan otuz yıl da yaşasak, yüz yıl da yaşasak bu yıllar içinde neler yaptığımız, kendimize, içinde yaşadığımız dünyaya ne oranda faydalı olduğumuzdur. Onun için durmadan bilginin peşinde koşmalıyız, yeni kitaplar okumalıyız, dergileri takip etmeliyiz, dünyada bilim alanında, teknoloji alanında olan yenilikleri takip  etmeliyiz ve  güncellikten uzaklaşmamalıyız. Her gün  yeni şeyler öğrenerek  yaşama daha çok bağlanmalıyız. Kendimize, ülkemize faydalı üretken bireylere, nitelikli kimselere dönüşmeliyiz. Tüm bunları yaptığımız zaman da dolu dolu bir yaşam geçirmiş oluruz. Yaşlandığımız zaman  benlik bütünlüğüne karşı benlik karmaşası yaşamayız. Çünkü ömrümüz boyunca çalışmaya devamlı hale getirmeliyiz.
Bir de yaptığımız meslek ne ise o meslekte en iyisi olmalıyız.  Sadece kendi mesleğimizle kalmayıp  başka alanlarda başka bilgiler de öğrenerek gelecek kuşaklara  örnek teşkil eden , nitelikli bireyler olmalıyız.  Elbette her mesleği aynı anda yerine getiremeyiz fakat en azından  yeni bir şeyler öğrenmek kişiye katkı sağlar ve kişi daha çok bilgiye sahip olmuş olur. 

Bilginin peşinden koşmalıyız, bilgi ile uyanmalıyız, bilgi ile yatmalıyız. Yaşamın tadı ancak öğrenerek, okuyarak, okuduklarımızı idrak ederek, toplumla paylaşarak çıkar. Bunun için  bilgi dünyadaki en büyük değer ve hazinedir.  Bilgi ile kalalım ve  yeni şeyler öğrenmekten, dünyaya  bir nebze de olsa faydalı olmaktan  korkmayalım , bilgi sonsuz da olsa biz son nefesimize kadar  onu bulmaya, öğrenmeye çalışalım.  Çünkü Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de ilk olarak ''oku'' diyor.  Okumanın, bilginin bu kadar faydalı olduğunu söyleyen  İslam dini bile bilgiye önem veriyorken biz neden bilgi ile  hayata veda etmeyelim . Elbette ki bilgi ile, ilim ile hayata veda edelim ve arkamızda güzel anılar  bırakalım.

Coronavirüs’ün Çocuklara Psikolojik Etkisi Hakkında Kompozisyon Yazınız.


Coronavirüs’ün  Çocuklara  Psikolojik  Etkisi Hakkında Kompozisyon Yazınız.

Dünyayı etkisi altına alan, dünyayı kasıp kavuran korona virüs ne yazık ki her geçen gün can almaya devam etmektedir. Çok sayıda kişinin de virüs testi pozitif  çıkmaya devam  etmektedir.   Yüksek ateş, öksürük, solunum sıkıntıları, ishal, eklemlerde ağrı, halsizlik  gibi belirtiler ile kendini gösteren   bu virüs son zamanlarda dünya gündemini  meşgul eden en önemli sorun haline gelmiştir. İlk olarak Çin’in Wuhann  kentinde ortaya çıkıp daha sonra İtalya, İran, Fransa, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri Türkiye vb. tüm dünya ülkelerini içine almaya başlayan  bu virüs şu anda hepimizi  tehdit eden  bir duruma gelmiştir.  Bu virüsün etkilerinden  her ne kadar biz yetişkinler  olumsuz etkilensek de  bundan en çok etkilenen ve korkan çocuklarımız  olmaktadır.  Çünkü onlar en savunmasız ve en masum  canlarımızdır. Virüs  nedeni ile okullara gidemeyen ve eve kapanmak zorunda kalan çocuklar hem eğitimden soğumaya başlamışlar , hem de psikolojik olarak sıkılmaya ve asosyal olmaya başlamışlardır.

Bu virüsün can aldığı yaş aralığı ise genelde  elli,  altmış yaş üzeredir. Yaşlıların bağışıklığı daha düşük olduğu için onlar   virüs karşısında ne yazık ki daha savunmasız kalmaktadır. Bunun  için  bu virüsün  etkisi bitene kadar  en değer verdiklerimiz, sevdiklerimiz  büyüklerimizin  evde kalmasını sağlamalıyız ve onları korumak için elimizden geleni yapmalıyız. Peki çocuklarımıza bunu nasıl anlatmalıyız soruna gelince bunun cevabını şu şekilde açıklayabilirim: Çocuklarımıza  el ve yüz temizliği yapmalarının çok önemli olduğunu ve bunun korkulacak bir şey olmadığını anlatmalıyız.  Vücudumuzu temiz tutarsak, sağlıklı gıdalar tüketirsek,  düzenli ve yeterli bir uyku düzenimiz olursa bununla baş edebilecek kadar güçlü olabileceğimizi  onlara güzel ve yumuşak bir dille anlatmalıyız. Haberleri dinlerken   kaygı ve korkuya kapılmadan sakinliğimizi korumalıyız.  Çocuklara da bu sakinliği geçirebilmeliyiz. Bizler kaygı ve endişe içinde olursak  onların da psikolojisi bozulur  ve ilerde  çocuklarda çeşitli psikolojik problemlere yol açabilir. Bunun için  sakin ve rahat olmalıyız.  Çocuklara olumlu model olmalıyız. Sık sık el ve yüz temizliğimizi yapmalıyız. Onlara  insanlar ile iletişim kurarken   arada mesafelerini korumaları gerektiğini öğretmeliyiz ve mesafenin sağlığı için ne kadar önemli olduğunu kavratmalıyız. Haberlerde bu virüs ile ilgili ölüm haberlerini onların yanında izlememeliyiz ve onlara da izlettirmemeliyiz. Çocuklar özellikle de bu dönemde polislerden korkmaya başlamıştır.  Onlara polislerden korkulmaması gerektiğini, maskelerini takarlarsa ve kurallara uyarsa polis amcalarının onlara bir şey yapmayacağını güzel bir dille anlatmalıyız. Böylece çocuklarımızdaki polis korkusu da geçmiş olur ve sıkıntı yaşamamış olurlar.

Mümkün olduğu kadar bu süreci evde yaşarsak sağlığımız için daha  uygun olacağını, bu zamanın  kısa süreceğini  onlara anlatmalıyız. Okuluna tekrar başlayacağını, arkadaşlarına, öğretmenlerine kavuşacağını onlara söylemeliyiz ve bu durumun hep böyle devam etmeyeceğini onlara söylemeliyiz. Yani bu problemi  hep birlikte aşmalıyız ve mümkün olduğu kadar da  mecbur olmadığı sürece kesinlikle evden dışarı çıkmamalıyız, ya da kendi evimizin önünde  gezmeliyiz,  hava almalıyız. Unutmayalım ki sabır ile koruk helva olur. Biraz sabrettiğimiz zaman daha güneşli günler bizi bekliyor olacaktır. Yeter ki umutla yolumuza devam edelim ve çocuklarımıza da umut etmeyi aşılayalım.