Örneklerle Konular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Örneklerle Konular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Somutlaştırma (Somutlama) Nedir, Somutlaştırma İle İlgili Örnekler


Somutlaştırma  (Somutlama) Nedir, Somutlaştırma İle İlgili Örnekler


Soyut bir kavramı, somut bir kelime ile anlatmaya  somutlaştırma denir. Somutlaştırma cümlelerinde benzetmeden  yararlanılır. Soyut kavramların anlaşılması zordur. Bu kavramların daha iyi anlaşılması için soyut olan kelimeler somut olanlar ile yer değiştirebilir. Bu şekilde somutlaştırma yapılarak anlatılmak istenenler daha iyi anlatılır ve anlaşılır.

Örnekler:

*Annem yemeğe sevgisini katmıştı.

 Not:  Sevgi kelimesi   normalde soyut bir kavramdır. Ancak bu cümlede yemeğe katılan  somut bir malzeme gibi anlatılmıştır.

 

       *Kurduğum hayaller  yine suya düşmüştür.

    

        Not: Hayal kelimesi normalde soyut kavramken burada somutmuş gibi bir anlamda kullanılmıştır. Yani somutlaştırma yapılmıştır.

·         Birazcık  yüreği  olsa o çocuklara annelik yapar, sırtını dönüp gitmezdi.

·         Not:  Bu cümlede yürek kelimesi  cesaret anlamı katmıştır. Cesaret ise soyut bir kavramdır ve somut bir organımız olan  yürekle anlatılmaya çalışılmıştır. Kısacası somutlaştırma yapılmıştır.


·       *  Bu kötü fikirleri kafandan atmanı istiyorum.

·         *  Öfkesi coşkun bir ırmak gibiydi.

·         * Zaman akıp gidiyor, dur demek olmaz.

·         *  Baharda yağan yağmurlar gibi huzur istiyordu gönlüm.

·         *  Umutlarımı kırdın, hayallerimi yıktın.

·         * İyiler her zaman kazanmaya devam edecektir.

·         *  Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca.




·         

 


Azim İle İlgili Beş Atasözü Ve Anlamlarını Yazınız.

 Azim İle  İlgili Beş Atasözü Ve Anlamlarını Yazınız.


Hayatta azimli olan, işinin  peşinde koşan insanlar hakkını er geç alır. Çünkü azmin olduğu yerde başarı ve mutluluk da kaçınılmaz olur.


Azim ile ilgili atasözleri şunlardır:


1)  Taşı delen suyun kuvveti değil,  damlaların sürekliliğidir:

Su bir damla ile mermeri delemez. Ama her gün damla damla akan su bir süre sonra mermeri aşındırmaya ve doğal yapısını bozmaya başlar. Daha sonra mermer delinmeye başlar .

 Kişide  başarılı olmak için  ilk önce başarılı olacağına inanmalıdır. Başarılı olacağına inanan kişi hiç durmadan azimle yoluna devam ederse o kişinin hayalleri eninde sonunda gerçekleşir ve yaşamdaki amacına ulaşarak başarılı bir kimse olur. Az da olsa amacına her gün azimle devam eden kişi eninde sonunda amacına ulaşır. Burada önemli olmadan yılmadan, azimle, kararlılıkla yoluna devam edebilmektir.




2. Azimli sıçan duvarı deler:

 Gerçekten de meraklı ve azimli fare duvarı dele dele kendine yeni yerleşim alanları bulur. Çünkü durmadan azimle duvarı delmiştir.

Yapacağımız iş her ne olursa olsun burada önemli olan azimle yolumuza devam edebilmektir. Kişi kafasına koyduğu hedefini gerçekleştirmek için  yılmadan amacına ulaşmak için çalışmalı, elinden gelen her türlü sabrı ve fedakarlığı göstermelidir.

 

 

3. Gün doğmadan neler doğar:

 İnsan en umutsuz zamanında bile umudunu kaybetmemelidir. Her ne kadar azimle doğrudan bir ilişkisi olmasa da dolaylı olarak bir ilişkisi vardır. Çünkü umutsuzluğa kapılmamak, var gücümüz ile çalışmaya devam edip sabırla yolumuza bakmak bizi eninde sonunda aydınlığa, güneşli günlere çıkaracaktır.

 

4. Sen işten korkma, iş senden korksun:

Kişi bir işi yapmaya karar verdiyse ve iradeli davrandıysa o kişinin önünde hiçbir zorluk duramaz. Yeter ki durmadan , yılmadan azimle yolumuza bakalım. En olmadık işleri bile azimle , irademize yenik düşmeden başarabiliriz. Bunun için de atalarımız sen işten korkma iş senden korksun yani sen azimli ol demek istemişlerdir.

 

5. Er olan, ekmeğini taştan çıkarır:

İnsanların başarılı olmasında en önemli husus iradeleridir. Bir insan iradesini ortaya koyup sabırla ve tutarlılıkla çalışmaya durmadan devam ederse eninde sonunda başarıya ulaşır. Önemli olan  en zor işleri bile yılmadan , azimle yapabilmektir. Er olan kişiler de yani zorluğa katlanabilen , iradeli kimseler de en güç işleri bile başarıp ekmeğini kazanır ve ailesini zor durumda da bırakmamış olur.

 

Azimle ilgili diğer atasözleri ise şunlardır:

·         *Akar su çukurunu kendi kazar.

·         * Çıkmadık candan umut kesilmez.

·         * Çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane gelecek yıl çıkmış.

·         * Umut, garibin ekmeğidir.

·         * Yönümüzü değiştirmezsek hedeflediğimiz yere varabiliriz.

İyilik İle İlgili Atasözleri Ve Anlamları

İyilik İle İlgili Atasözleri Ve Anlamları

 

1. İyilik Eden İyilik Bulur:   İyilik eden insana da gün gelir başka biri yardım eder. Yani iyilik deden insan da iyilik bulur ve yaptığı iyiliğin karşılığını alır.

2. İyilik et kötülük bul: Yapılan iyiliğe kötülük edenler için söylenmiş bir atasözümüzdür. Kimi insanlar kendini bilmedikleri için hadsiz olurlar ve yapılan iyiliğe karşılık  kötülük ederler.

3. İyilik et denize at balık bilmezse Halik  (Yaratıcı) bilir: Kimi insanlar yapılan iyiliğin kıymetini bilmezler fakat Yüce Allah yapılan iyiliklerin hepsini bilir ve görür. Onun için  çok tasalanmamak gerekir . Ne de olsa Yüce Allah yapılan her iyiliğin karşılığını verecektir.

 

4. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır: Yapılan küçük bir iyilik bile üzerinden yıllar geçse de unutulmaz ve  hep  güzel hatırlanır. Onun için bize yapılan küçük bir iyiliği bile hiçbir zaman unutmamalıyız ve her zaman bize iyilik edenlere vefalı olmalıyız, hatır, kıymet bilmeliyiz.

 

5. İyiliğe  ‘’nereye gidiyorsun’’ demişler . ‘’kötülüğe’’ demiş.:  Yapılan iyiliklere çoğu kez kötülükle karşılık verilir. İnsanoğlu çiğ süt emdiği için  yapılan iyiliği unutur ve kendine yapılan iyiliğe iyilikle cevap veremez ne yazık ki.

6. İyilik et ele, varsın övünsün kele: İyilik ettiğin bir kimse bir zaman sonra yapılan iyiliği ve kendi kusurunu unutur.  Yani kendine yapılan iyiliği söylemez. Daha sonra kendini başkalarına kusursuz ve hatasız göstermeye başlar. Bunun için söylenmiş bir atasözüdür.

7. İyiliğe iyilik  her kişinin karı , kötülüğe iyilik er  kişinin karı: İyilik edildiği zaman iyilik bulunabilir fakat kötülük eden kişiye karşılık  iyilik etmek erdemli ve kendini bilen medeni insanlara özgü bir durumdur.

8. İyiliğe iyilik olsaydı , koca öküze bıçak  olmazdı ( bıçak dayamak):   Eski zamanlarda  öküzler tarlayı süren, tarladaki en zorlu işleri yapan bir hayvandı.  O kadar iş yapmasına rağmen en sonunda  yemeklere güzel ziyafet olurdu. İnsanoğlu için  de aynı şey geçerlidir. İyilik eden insanlara kötülük edilir ve o masum ve saf kimselerin  değeri bilinemez. Ne kadar iyi olursan ol yine de karşılığında yaptığının karşılığını göremezsen ve çeşitli nankörlüklerle, vefasızlıklarla karşı karşıya kalınır.

 

İyilik ile ilgili atasözleri ve anlamları

 

Aşağıdaki Duvar Yazılarını İnceleyiniz. Bunlarla İlgili Görüşerinizi Açıklayınız.


Aşağıdaki Duvar Yazılarını İnceleyiniz. Bunlarla  İlgili Görüşlerinizi Açıklayınız. 

1) Çocuklar Bugünün Yarını, Yarının Umududur:
Umut etmek  hayatın belki de en heyecanlı, en güzel duygularından birisidir. İyiliklerin olması için, başarıların gerçekleşmesi için umut edilir ve umut gittiği zaman  yaşama heyecanı da gider.  İşte bizim umudumuz da çocuklarımız olmalıdır.  Çünkü onlar bugünün yarını, yarının umududur. Onları küçük yaşta nasıl yetiştirirsek onlar da bize gelecekte o şekilde cevap verirler. Çocuklarımız nitelikli, bilgili, eğitimli yetiştirmeliyiz.  Her çocuk tek ve özeldir. Hepsi de iyi yaşamayı hak eder, mutlu yaşamayı hak eder. Onun için onların sağlıklı bir ailede büyümesi sağlanmalı ve geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza sahip çıkılmalıdır. Onlara bugün nasıl bir eğitim verirsek gelecekte de alacağımız verim o oranda olacaktır. Onlar bizim umudumuz, geleceğimiz, yarınlarımızdır.  Bundan dolayı çocuklarımız sevelim, onlara güzel ahlak öğretelim ve onların bilinçli , eğitimli, vatanını ve milletini seven insanlar olarak  ilerlemesini sağlayalım. İşte böyle olunca umutlar da güzel olur, hayallerde gerçekleşir. Yeter ki yarınlarımızın umudu olan canların kıymetini bilelim ve onlara  değer verelim.


2) Okumanın Zamanı Yoktur:
Okumak  insanı cahil kalmaktan kurtaran, bizlere yaşama sevinci veren, bizi olumlu yönde değiştiren ve geliştiren bir eylemdir. Yüce Allah Kuran-ı Kerim de bile İkra demiştir. İkra demek oku demektir. Okuyan insan geri kalmaz.  Dinimiz bile okumayı emrediyorken okumanın yaşı , zamanı diye bir düşünce son derece yanlıştır. Çünkü okumanın asla zamanı ve yaşı olmaz. Kişi  eğer isterse yüzü yaşında bile okuyabilir, kendini geliştirebilir.  Bunu  yapanlar da vardır. Yeter ki insanda okuma azmi ve kararlılığı olsun gerisi zaten çorap söküğü gibi kendiliğinden gelecektir.  Bizler , ülke olarak, millet olarak okuyarak gelişmeliyiz, okuyarak ülkemizi çağdaş uygarlıklar seviyesine çıkarmalıyız. Okumanın  yaşı  ve zamanı olmaz, okumanın  istekliliği ya da isteksizliği olur. Okumak isteyen her   yerde her şekilde okumayı öğrenir. Bu kişinin kararlı ve istekli oluşuna bağlıdır. Bunun için her zamanı ve yaşı yoktur olmayacaktır. İnsan bir otobüste  on dakikalığına bile bir yere giderken elinde küçük bir cep kitabından bile çok şeyler öğrenebilir. En basiti hastaneye bile gittiğimizde saatlerde orada sıra beklediğimiz oluyor.  Bir yere oturup elimizdeki kitabımızı açıp okuduğumuz zaman hem zaman geçmiş olur hem boş yere zamanımız  ölmemiş olur ve hem de yeni bilgiler öğrenmiş oluruz. Bu da bizi son derece mutlu eder. Bunun için okumanın zamanı yoktur, okumanın  gücü vardır, faydası vardır, kişi aydınlatıcı yolu , yolları vardır. Yeter ki  bir şeyde kararlı olalım ve okuma duygusundan, merak duygusundan asla vazgeçmeyelim.


3) Dünü Doğru Okursan Yarını Sen Yazarsın:
İnsanın geçmişte yapmış olduğu hatalar, yaşadığı pişmanlıklar,  başarılı olmak isteyip de başaramadığı birtakım şeyler olabilir. Önemli olan bunlara takılıp kalmamaktır. Geçmişteki hatalardan ders çıkarmalı, geleceğe emin adımlar ile yürünmelidir.  Geçmişte olmuş bitmiş şeyleri bir kenara bırakmalı , artık geleceğe yön vermenin zamanı geldi diyerek  bir an önce yola koyulmalıdır. Bunun  için de önce dünü doğru okumalıyız, dünün analizini ortaya  koymalıyız ve  yapılan  eksiklikleri görmeliyiz,  deneyimlerimizden yola çıkmalıyız ve geleceğe bakmalıyız ve durmadan çalışmaya, ilerlemeye devam etmeliyiz. Zararın  neresinden dönülürse kardır mantığını da aklımızdan çıkarmamalıyız.


4) Umut, Cesaretin Yarısıdır:
Umut  etmek insanı  yaşatır, insanı diriltir. Çünkü umutlardır gönlümüzdeki baharı getiren, gönlümüzdeki tohumları yeşerten . Umudun  olduğu yerde cesaret vardır. Cesaretli insan da  amacı için girişimlerde bulunmaktan korkmaz,  çalışır, didinir ve umutla yola koyularak hedeflerine doğru yol alır.  Bunun içinde umut cesaretin yarısıdır. Bir yerde umut varsa orada cesareti  de görürüz ve  hayat daha bir anam kazanır , yaşamın  belli amaçları olur  ve heyecanla  bu yola baş koyarız ve emellerimize doğru  umutla, cesaretle uzun bir yolculuğa çıkarız .

Aşağıdaki Unsurları Kullanarak Bir Hikaye Yazınız. Hikayenizde Öyküleyici Ve Betimleyici Anlatım Tekniklerinden Yararlanınız.


Aşağıdaki Unsurları Kullanarak  Bir Hikaye Yazınız. Hikayenizde Öyküleyici Ve Betimleyici Anlatım Tekniklerinden  Yararlanınız. 

Mekan: Bir sahil kasabası
Zaman: Sonbahar
Kişiler: Zeliha, İsmail, Ömer ve  Nermin
Olay:  Balık tutarken  fırtınaya yakalanma

Karadeniz’in  hırçın ve güneşsiz bir gününde , bir sonbahar mevsiminde arkadaşlarım Zeliha, İsmail, Ömer  ve Nermin ile birlikte bu hafta sonu balık  tutmak için  anlaşmıştık. Kasabımıza yakın bir yerde balık tutmak için, denizin o koyu mavi renkleri ile iç içe olmak için bir araya gelecektik bu defa.  Aslında hiç balık tutmamış değildik fakat  bugün   canımız daha da bir istemişti balık tutmayı. Dışarısı serin ve rüzgarlıydı.  Hava durumuna da bakmadığımız için  çıkmıştık artık bir kere yola. 

Arkadaşlarımla anlaştığımız yere geldik ve balık tutmak için ağlarımızı, oltalarımızı hazırladık ve bekledik  balıkların gelmesini.  Nermin:  Ne güzel bir hava öyle değil mi arkadaşlar. Bu fırtınalı havaları ben çok severim dedi.  İsmail ise ben  de bu havaları severim fakat hava sanki bugün biraz daha  sert geçecek dedi. Balıkları beklerken o arada martıların çığlıkları da eşlik ediyordu sanki bize. Martıların o muhteşem çığlıkları bize dalgaların hırçınlığını unutturuyordu. Yol kenarındaki arabalar ise gecenin yorgunluğunu atıyordu sanki sabahın bu saatlerinde. Günün ilk ışıkları ile  insanlar  sahilin kenarında temiz havanın kokusunu içlerine çekerek yürümeye koyulmuşlardı. Ah bir de  deniz kokusunun  o muhteşem  hissiyatı beni benden alıyordu. Bu kadar güzel duygulardan sonra Ömer tuttum diye bağırmaya başladı. Ömer’in oltasına balık gelmişti. Hemen elindeki kova dolu suyun içine balığını koydu. Daha sonra balıklar hepimizin oltasına gelmeye başlamıştı. Çok seviniyorduk.  Artık eve gitmeye karar vermiştik ki  Zeliha biraz daha  kalmamızı istedi. Biz ise hava kötü oluyor, rüzgar sert yüzünü göstermeye başladı, fırtınaya kapılmayalım dedik.  Zeliha kapılmayız hadi arkadaşlar lütfen deyince biz de onu kıramadık. Oradan geçen  balıkçıların teknesine  binip  denizde balık aramaya koyulduk. Biraz sonra şiddetli bir rüzgar öyle sert esti ki içinde olduğumuz tekne yerle bir olacak gibiydi. Hemen balıkçı amcalara bizi kıyıya  kadar götürmeleri için rica ettik. Onlar da biz de bu havada balık tutamayız  çocuklar, bu kadarı yeter bugünlük dedi.  O kadar çok korkmuştuk ki bir daha hava durumuna bakmadan balık tutma  planı yapmayacaktık. Neyse ki o   gün kimseye bir şey olmamıştı. Daha sonra hepimiz balıklar ile dolu olan kovalarımızı alıp eve doğru yürümeye başladık.  Herkes evine gitti. Ben de hemen eve gittim. Annem elimdeki kova dolu balığı görünce çok heyecanlandı ve o masum , alnında birkaç çizgisi olan yüzü gülümseye başladı.

Balıkları hemen temizledik ve akşama bir güzel ziyafet çektik. Balıkların tadında deniz yosunlarının o berrak kokusu vardı. Çok güzel bir gün geçirmiştik. Ne güzel bir şeydi Karadeniz’in kıyısında balıkların gelişini beklemek ve onları bir güzel afiyetle yemek.

Ağaç Kesmemek İle İlgili Atasözü Yazınız.


Ağaç Kesmemek İle İlgili Atasözü Yazınız.


Doğal yaşamın  dengesini korumak için biz insanlara   büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluklardan en önemlisi  de çevremizi kirletmemek, doğamızı korumak, yeşil alanları korumaktır. Bu yeşil alanların içinde büyük yer kaplayan da ağaçlarımızdır. Bir milletin  en kıymetli hazinesidir ağaçlar. Bize faydaları saymakla bitmez. Ağaçlar bizim yaşam kaynağımız ve  oksijen kaynağımızdır. 

Onlar doğanın dengede kalmasını sağlayan, hayatımızı güzelleştiren ve   tüm canlılara faydalı olan  değerlerimizdir. Bunun için  her zaman ağaç dikmeliyiz ve her yıl da ağaç dikme bayramı olmalıdır. Ağaçları hırpalayan, onları yaşken kesen cani kimseler ne yazık ki onların da bir canı olduğunu düşünmemektedirler. Oysa onlar da canlıdır ve korunmaya, sevilmeye ve ilgiye ihtiyaçları vardır.  

Ağaçlarımızı kesmemeliyiz,  hele hele yaş ağaçlara  asla kıymamalıyız.  Her yok ettiğimiz ağaç  kendi sonumuzu hazırlar ve gelecek nesil kurak, çöl bir ülke bırakırız. Bunun için ağaçlarımızı yaşatalım ve onları yok etmeyelim.



 



Ağaç kesmemek ile ilgili atasözleri de şunlardır:

"* Yaş kesen  baş keser."
* " Ağaç yaprağı ile gürler."
* ‘’Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler.’’ (Çin atasözü)
* ‘’ Ağaçsız memleket duvaksız geline benzer. (Türk atasözü)
* ‘’ Ağaca beşikten mezara kadar   borçluyuz.’’  ( Türk atasözü)
* ‘’ Ormanımdan bir dalı kesenin başını keserim.(Fatih Sultan Mehmet)

* ‘’ Ağaç diken, kendinden başkasına da sevdiğini  gösterir. (Amerikan atasözü)
* ‘’ Sana gölge veren ağacı kesme!’’
* ‘’ Uygarlığın temelinde ağaç, çiçek ve yeşillik bulunmaktadır.’’

20 Tane İsim Cümlesi Yazınız.


20 Tane İsim Cümlesi Yazınız.

Yüklemi isim kökü olan ya da fiilden türeyip isim olan yüklemlerin olduğu cümlelere isim cümleleri denir.
İsim cümleleri ile ilgili örnekler şunlardır:
* Annemin  çarşıdan bana aldığı sürpriz kalemdi.
* Babamla geçirdiğim  en  güzel anı uzun bir yolculuktu.
* Akşama gideceğimiz yer babaannemin evidir.
* Burası harika  manzarası olan bir  kentti.
*  Dağlarının çok güzel olduğu bir kasabaydı burası.
* Ablamın bana aldığı şey en sevdiğim meyve olan nardı.
* Öğretmenin hepimize aldığı yiyecek kekti.

* En sevdiğim yemek  mantıdır.
* Gittiğimiz yer halamın dillere destan o muhteşem eviydi.
* Tüm canlılar için en değerli şey sudur.
* Ailemle birlikte daha gelişmiş bir yere göçtük.
* Limonun tadı çok ekşiydi.
* Dışarıda kötü  bir fırtına vardı.
* Hayatta sahip olunması gereken en önemli şey güzel ahlaktır.
* İnsanın  sahip olması gereken maddi güç paradır.
* Dünya çocuklarının mutlu olmasını sağlayan en güzel  şey  barıştır.
* Hayatta en zevk aldığım  şey  okuduğum kitaplardır.
* Annem bahçedeki  otları yoldu.
* Hastanedeki çocuğun korktuğu şey kandı.
* Ağaçlardaki meyvelerin  en lezzetlisi fındıktı.



20 Tane Fiil Cümlesi Yazınız.


20 Tane Fiil Cümlesi Yazınız.

Yükleminde çekimli bir fiil kullanılan cümlelere fiil cümleleri denir. Fiil cümlelerinde yüklem bir fiil köküdür ya da isimden türemiş bir fiildir.

 Fiil cümlesine örnekler şunlardır:
* Babam akşama eve gelirken birçok  yiyecek almıştı.
* Bu şehirde yaşamak bana hiç  haz vermiyordu.
* Annem  hemen bana bir kutu meyve suyu açtı.
* Okuldan eve doğru yürüyordum.
* Akşamdan kalan yemekleri dolaba koymadığım için  yemekler ekşimişti.
* Yolun üzerinden üzerime doğru koşarak bir köpek geliyordu.
* Ablam  beni bir türlü anlamıyordu.
* Sınava hazırlanmayı hiç sevmiyordum.
* Babam evi bir güzel boyadı.
* Vitrindeki en güzel kıyafeti seçmiştim.
* Annem   yemeğinizi  yiyip erken yatın dedi.

* Yoldan birçok atlı araba geçti.
* Öğretmenimizin evi mis gibi  parfüm kokuyordu.
* Bana bu zalimliği de yaparsa hiç  şaşırmam.
* Kardeşim okuma yarışında birinci olmuş.
* Annem akşama patates  kızartması yapacakmış.
* Sınıfta  sadece Ayşe tüm sorulara  doğru yanıt vermişti.
* Kemal sürekli Erdem’e gülerek bakarak Erdem’i sinirlendiriyordu.
* Abim bugün askerden  geliyor.
* Komşumuz Yeter teyzeyi çok seviyorum.
* Babam da bize gelecekmiş.
*Yaşamayı çok seviyorum.
* İnsanlarla kötü  geçinmeyi istemiyorum.
* Kimi kötü niyetli insanlara karşı dikkatli olmalıyız.




Cümle Çeşitleri İle İlgili Örnekler


Cümle  Çeşitleri İle İlgili Örnekler

1) Yüklemine Göre Göre Cümleler:
a. Kurallı ( Düz) Cümle:  Yüklemi sonda cümleye denir.
Örnekler:
- Çok sayıda kişi şehir meydanında  toplanmış.
- Annem eve gelirken iki kilo nar almış.
- Param bitince arkadaşımdan borç istedim.
- Yaşanan gelişmeler hepimizi endişelendirdi.
- Takımımız şampiyonluk yolunda önemli bir engeli atlattı.
- İki yıl aradan sonra yeni albüm hazırlıklarına başladı.
- Aliya İzzetbegoviç Bosna’nın bağımsızlık mücadelesinin simgesidir.

b) Devrik (Kuralsız) Cümle:
Yüklemi sonda olmayan cümlelerdir.
Örnekler:
 - Bir kitabını okuyorum  Yakup Kadri’nin.
- Oğum karşılamıştı bizi.
- Unutmadım bizim için söylediğin o sözleri
- Yarın gideceğiz hayallerimizi gerçekleştirmek için.
- Gözlerim doluyor aşkının şiddetinden.
- Çocuk kaçtı arkasından gelen grubu görünce.


2) Yüklemin  Türüne Göre Cümleler
a) Ad  ( İsim) Cümlesi:
Yüklemi  isim ya da isim  soylu sözcük olan cümlelerdir.
Örnekler:
- O ev babasınınmış.
- Evde iki kutu süt vardı.
- En sevdiğim yemek  mantıdır.
- Beni ürperten şey karanlıktır.
- İnsanın en yakın arkadaşı kitaplardır.
- Bizi hayata bağlayanlar ailemizdir.
- O benim en yakın arkadaşımdı.
- Yanımda gördüğün arkadaşımın babasıydı.
Not: İsim cümlelerinin  yüklemlerinde ek fiil vardır.

b) Fiil  ( Eylem) Cümlesi:
Yüklemi çekimli fiil olan  cümledir.
Örnekler:
- Eve  iki saatte vardı.
- Her gün otuz dakika yürüyorum.
- Ablam  yarın gelecek.
- Çocuklar anlattığı fıkraya çok gülmüş.
- Yarın bu bölgeye kar yağacakmış.
- Ders çalışmak için arkadaşları ile birlikte kütüphaneye gitti.
- Bina büyük bir gürültü ile çöktü.
Not: Fiil cümlelerinin  yüklemlerinde kip ve kişi ekleri vardır.


3) Yargı Sayısına Göre Cümleler:
a) Basit Cümle:
Tek yargı içeren cümlelerdir.
Örnekler:
- Hayvanlar içeri girdi.
- Erikleri dolaba yerleştirdim.
- Üzerindeki elbise benimdi.
- Bu kumaştan  güzel bir abiye çıkar.
- Arabalar hızla buradan geçti.
- Evde hiçbir şey kalmamış.
- Okul arkadaşlarımla uzun bir aradan sonra ilk kez buluştuk.
- Sorularıma açık bir şekilde cevap ver.
- Korku bizim buralara hiç uğramamıştır.

b) Birleşik Cümle:
Birden fazla yargısı olan cümlelerdir.
Örnekler:
- Dağdan esen rüzgardan  kendimize geldik.
- Kar yağarsa çiftçinin  yüzü gülmeyecek.
- Çocuklar koşarak dışarı çıkmış.
- Dolu bastırınca eve giren çocuklar, kurulanmanın telaşına kapıldılar.


4) Birbirlerinin  Bağlanışlarına Göre Cümleler:
a) Bağlı Cümle:
 Birden fazla cümlenin  bağlaç  ile bağlandığı cümlelerdir.
Örnekler:
- Çarşıya  gitmiş ve çarşıdan nar almış.
- Ne yemek yiyor ne uyuyor.
- Başarılı olmayı istiyor ama hiç çalışmıyor.
- İstanbul’dan geleli çok oldu ama buraya bir türlü alışamadı.
- Zamanını iyi değerlendirmek istiyor fakat bunu nasıl yapacağını bilmiyor.
- Hem sözümü dinlemiyor hem de bana karşı çıkıyor.
- Arkadaşının yanına gidebilirsin ancak çok geç kalma
- Uyumlu bir çocuk ama okulu pek sevmiyor.

b) Sıralı Cümle:
Birden fazla cümlenin  birbirine virgül ya da noktalı virgülle bağlanmasıyla  oluşan cümledir.
Örnekler:
 - Önce  okula  gitmiş,   arkadaşlarını görmüş.
- At ölür, meydan kalır;  yiğit ölür  şan kalır.
- Evde  kitabını okumuş, sonra okula gitmiş.
- Evden çıktım, uzun bir süre amaçsızca yürüdüm.
- Okuldan çıktım, doğruca kütüphaneye gittim.
- Sorularıma cevap veriyor, istediklerimi harfiyen yapıyor.
- Hiç kimseden korkmaz, herkese gerektiği yerde gerekli cevabı verir.
- Çalışmayı seviyorum, her işimi zamanında yapıyorum.


“İle” Edat Mı, Bağlaç Mı? Nasıl Ayırt Ederiz?


“İle” Edat Mı, Bağlaç Mı? Nasıl Ayırt Ederiz?

Türkçemizde "ile" hem edat hem de bağlaç olarak kullanılabilmektedir. “İle” nin edat mı yoksa bağlaç mı olduğunu anlamak için çok basit bir yöntem kullanabiliriz. Bu yönteme göre “ile” kelimesinin yerine “ve” getiririz. Cümle anlamlı olursa “ile” bağlaçtır, cümle anlamlı olmazsa “ile” edattır. Mesela “Akın ile Hayri çok iyi arkadaşlardır.” cümlesinde “ile” yerine “ve” getirdiğimizde “Akın ve Hayri iyi arkadaşlardır.” oluyor. Bu anlamlı bir cümle olduğu için “ile” bağlaçtır. “Bu yıl tatile uçak ile gideceğiz” cümlesinde ise “ile” yerine “ve” getirdiğimizde “Bu yıl tatile uçak ve gideceğiz oluyor.” Bu anlamlı bir cümle olmadığı için bu cümlede “ile” edattır.

Örnekler:
-          Çocuk üzüntü ile etrafına bakıyordu. (edat)
-          Annem ile babam çok iyi anlaşırlar. (bağlaç)
-          Korkulu gözlerle (gözler ile )etrafına bakıyordu.  (edat)
-          Kitabı ile fotoğraf makinasını yanından hiç ayırmazdı. (bağlaç)
-          Hırsız çelik kapıyı kredi kartı ile açmış. (edat)
-          Köydeki dedesi ile ninesini çok özlemişti. (bağlaç)
-          Haberin gelmesiyle arabaya binmemiz bir oldu. (edat)
-          Okul ile ev arasında bir hayatı var. (bağlaç)
-          Bu çocuk arkadaşları ile çok iyi anlaşıyor. (edat)
-          Şiir ile roman benim için vazgeçilmezlerdir. (bağlaç)
-          Başarı yalnızca çalışmakla kazanılabilir. (edat)
-          Kırmızı ile beyaz birbirine çok yakışıyor. (bağlaç)
-          Çocuk heyecanla annesinin anlattıklarını dinliyordu. (edat)
-          Futbol ile basketbol ülkemizdeki en çok tercih edilen sporlardır. (bağlaç)