Açıklayıcı Metin Örneği

 

  Açıklayıcı Metin Örneği


Göç, savaş, reform ve ekonomik buhran gibi toplumsal olaylar sanatçının duygu dünyasını ve düşünce yapısını derinden etkiler. Sanatçı, içinde yaşadığı toplumdan bağımsız değildir; yaşanan her büyük değişim onun bakış açısını ve eserlerinin içeriğini şekillendirir. Çünkü sanat toplum içindir, sanatçı da o toplumun içinden çıktığı için buna göçe hareket eder.  


Örneğin göç, bireyde aidiyet duygusunun zedelenmesine neden olur. Bu durum sanat eserlerinde özlem, yalnızlık ve kimlik arayışı temalarının işlenmesine yol açar. Savaş dönemlerinde ise acı, kayıp ve yıkım ön plana çıkar. Sanatçılar savaşın insan ruhunda açtığı yaraları anlatırken aynı zamanda umut, direniş ve kahramanlık duygularını da dile getirebilirler. Reform dönemleri, toplumsal yenilik ve değişim anlamına geldiği için sanatçılara yeni fikirler ve ifade biçimleri kazandırır. Bu süreçte özgürlük, eşitlik ve ilerleme gibi kavramlar eserlerde daha sık görülür. 


Ekonomik buhran zamanlarında ise yoksulluk ve sınıf farklılıkları sanatın temel konularından biri hâline gelir. Sonuç olarak büyük toplumsal olaylar, sanatçının hem üslubunu hem de ele aldığı temaları değiştirerek sanatın gelişimine yön verir. Bu da yazarı ve eserini daha kalıcı hale getirir. Yani yazar içinde yaşadığı olaylardan etkilenir ve bunu da eserlerine yansıtır.

Göç Savaş Reform Ekonomik Buhran Gibi Olaylar Sanatçıyı ve Dolayısıyla Eserlerini Nasıl Etkiler Konulu Kompozisyon

 

Göç Savaş Reform Ekonomik Buhran Gibi Olaylar Sanatçıyı ve Dolayısıyla Eserlerini Nasıl etkiler Konulu Kompozisyon

 

Toplumsal olaylar; sanatçının duygu dünyasını, düşünce yapısını ve hayata bakışını doğrudan etkiler. Bu nedenle göç, savaş, reform ve ekonomik buhran gibi büyük kırılmalar yalnızca toplumu değil, sanatçıyı ve ortaya koyduğu eserleri de derinden etkiler. Çünkü sanatçı içinde yaşadığı toplumun olaylarından etkilenerek eserlerini ortaya koyacaktır. Toplumsal olayların sanatçıyı ve eserlerini etkileyen unsurlardan göçün etkisine bakalım:

1) Göçün Etkisi

Göç, insanın ait olma duygusunu sarsar. Çünkü vatanından ayrılan sanatçı;  kimlik arayışı, yalnız kalma, vatana duyulan özlem ve yabancılaşma gibi temalara yönelir ve bunları da eserlerinde görebiliriz. Sanatçının  eserlerinde memleket hasreti, kültürel çatışma ve uyum sorunları sıkça işlenir. Dil, mekân ve karakter seçimleri değişebilir. Bu durum sanatçının anlatımına yeni bir bakış açısı ve zenginlik kazandırır.


2) Savaşın Etkisi

Savaş, insan ruhunda derin yaralar açar. Çünkü savaş sanatçı olsun olmasın her insanı derinden etkiler ve savaşı yaşamış olan sanatçı da savaşta yaşadığı durumları eserine aktarabilir. Çünkü sanatçı içinde yaşadığı toplumdan ve olaylardan kopuk bir şekilde yaşayamaz ve eser yazamaz. Bu nedenle savaş dönemlerinde yazılan eserlerde acı, kayıp, özlem, yıkım  ve ölüm temaları ön plana çıkar. Aynı zamanda kahramanlık, fedakârlık ve vatan sevgisi de işlenebilir. Savaşın getirdiği travma, sanatçının daha karamsar ya da daha sorgulayıcı bir üslup benimsemesine yol açabilir.


3) Reformların Etkisi

Toplumsal reformlar, değişim ve yenilik anlamına gelir. Eğitim, hukuk, siyaset ya da kültür alanındaki reformlar sanatçının düşünce dünyasını genişletir. Yeni fikirler, özgürlük anlayışı ve modernleşme eğilimleri eserlerde görülür. Sanatçılar gelenek ile yenilik arasında bir denge kurmaya çalışabilir.

4) Ekonomik Buhranın Etkisi

Ekonomik kriz dönemlerinde yoksulluk, işsizlik ve geçim sıkıntısı ön plana çıkar. Sanatçılar toplumdaki adaletsizliği ve sınıf farklarını eleştirir. Gerçekçi ve toplumcu eserler artış gösterebilir. Maddi sıkıntılar sanatçının yaşamını zorlaştırsa da eserlerine derin bir toplumsal duyarlılık kazandırabilir. Bu da yine sanatçıların yaşadığı dönemdeki olaylardan etkilendiğini gösterir.


 

  Not: Yukarıda yazdıklarımızdan da anlaşıldığı gibi sanatçı, yaşadığı toplumdan bağımsız değildir. Toplumsal olaylar onun ruh dünyasını şekillendirir; bu da doğrudan eserlerine yansır. Büyük toplumsal kırılmalar, sanatın temasını, dilini ve üslubunu değiştirir. Çünkü yaşanılan olaylar gerçekten ciddi olaylardır ve yazar da bundan etkilenir. Böylece sanat, hem dönemin tanığı hem de eleştirmeni hâline gelir. Bu da sanatçıyı daha çok geliştirir ve sanatçının eserleri de daha kalıcı olabilir diye düşünüyorum.

Ülkemize Yararlı Bir İnsan Olmak İçin Neler Yapmalıyız Konulu Kısa Kompozisyon

 

Ülkemize Yararlı Bir İnsan Olmak İçin Neler Yapmalıyız Konulu Kısa Kompozisyon

 

Bu ülke bizim yurdumuzdur; bağımsızlığımızın simgesi, üzerinde özgürce yaşadığımız ana toprağımızdır. Bu topraklar, geçmişte nice kahramanın fedakârlığı ve canı pahasına korunmuş, büyük zorluklar çekilerek bizlere emanet edilmiştir. Böyle kıymetli bir mirasa sahip çıkmak ise hepimizin en önemli sorumluluğudur. Ülkemize yararlı bir insan olmanın ilk şartı, bilinçli ve sorumluluk sahibi bireyler olmaktır. Üzerimize düşen görevleri en iyi şekilde yerine getirmeliyiz. Öğrenci isek derslerimizi zamanında yapmalı, kendimizi en iyi şekilde yetiştirmeliyiz. Çünkü iyi eğitim almış bireyler, ülkesinin gelişmesine katkı sağlar. Çalışkan, üretken ve dürüst insanlar oldukça ülkemiz de güçlenir.

 

Yalnızca akademik başarı değil, ahlaki değerler de büyük önem taşır. Bayrağımıza ve milli marşımıza saygı göstermek, milli birlik ve beraberliğimizi korumak hepimizin görevidir. Ülkemizi tehdit eden iç ve dış tehlikelere karşı dayanışma içinde olmalı, ayrılıklara değil ortak değerlere odaklanmalıyız. Birlik olan bir millet her zorluğun üstesinden gelebilir. Ayrıca vatan sevgisi sadece sözle değil, davranışla gösterilmelidir. Çevremizi temiz tutmak, doğayı ve ormanlarımızı korumak, kamu malına zarar vermemek de ülkemize hizmet etmektir. İnsan ilişkilerinde kırıcı değil yapıcı olmak, saygılı ve hoşgörülü davranmak toplumsal huzuru artırır. Çünkü güçlü bir ülke, mutlu ve bilinçli bireylerden oluşur.

 

Sonuç olarak ülkemize yararlı olmak büyük fedakârlıklar gerektiren ama aynı zamanda onurlu bir görevdir. Hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapmalı, çok çalışmalı ve üretmeliyiz. Sorumluluk bilinci yüksek, çalışkan ve erdemli bireyler olduğumuzda bu güzel vatanı hak ettiği yerlere taşıyabiliriz. Ülkemizi sevmek, ona sahip çıkmak ve gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde bırakmak hepimizin ortak görevidir.

İftar Sofralarının Birleştirici Gücü Konulu Kompozisyon

 

İftar Sofralarının Birleştirici Gücü Konulu Kompozisyon

 

Ramazan ayının vazgeçilmez güzelliklerinden biri, insanların bir araya gelerek aynı sofrada buluşması, dualar eşliğinde oruçlarını açması ve gönül gönüle sohbet etmesidir. İftar sofraları, kadim kültürümüzün en güzel ve en anlamlı geleneklerinden biridir. Çünkü bu sofralarda sadece yemek yenmez; sevgi paylaşılır, muhabbet artar, gönüller birleşir. İftar sofralarında akrabalar, arkadaşlar ve komşular bir araya gelir. Aynı ekmeği bölüşmek, aynı suyla oruç açmak insanlar arasındaki bağı kuvvetlendirir. Herkes imkânı ölçüsünde yemekler, tatlılar hazırlar. Ancak önemli olan sofradaki yemeklerin çeşitliliği değil, o sofrada bulunan insanların birbirine duyduğu sevgi ve samimiyettir. Asıl zenginlik, paylaşılan lokmalarda ve edilen dualardadır.

 

Ramazan ayı zahmet ayı değil, rahmet ayıdır. Bu ay; yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı mübarek bir zaman dilimidir. Gönüllerin yumuşadığı, kırgınlıkların unutulduğu, sevginin çoğaldığı bir aydır. Bu nedenle iftar sofralarına sadece yakınlarımızı değil, maddi durumu iyi olmayan kimseleri de davet etmeliyiz. Karşılık beklemeden kurulan sofralar, en anlamlı ve en bereketli sofralardır. Örneğin yaşadığımız şehirde üniversite okuyup yurtta kalan bir grup öğrenciyi evimize davet etmek, yetim ve öksüz çocukları sevindirmek, onların gönüllerine dokunmak en güzel iftar sofralarını oluşturur. Çünkü bir çocuğun yüzündeki tebessüm, bir öğrencinin içten duası, soframıza bereket olarak geri döner.


Gönülden yapılan ve karşılık beklemeden verilen her lokma, Allah katında daha değerli ve daha anlamlıdır. Ramazan; birlik ayıdır, sevinç ayıdır, mutluluk ayıdır. İftar sofraları ise bu birliğin en sıcak, en samimi simgesidir. Sofralar büyüdükçe gönüller de büyür; paylaştıkça çoğalırız, sevdikçe güzelleşiriz. İşte Ramazan’ın asıl bereketi de burada saklıdır.