“Ben Matematikten Korkacağıma Matematik Benden Korksun.” Sözünden Hareketle “Zorluklar Karşısında Nasıl Bir Tutum İçinde Olmalıyız?” Konulu Kısa Bir Kompozisyon Yazınız.

 “Ben Matematikten Korkacağıma Matematik Benden Korksun.” (İbni Sina) Sözünden Hareketle “Zorluklar Karşısında  Nasıl Bir Tutum İçinde Olmalıyız?” Konulu Kısa Bir Kompozisyon Yazınız.


İnsan çalışmadığı en basit bir konuda bile bilgi ve fikir sahibi olamaz.  Çünkü her şey önce okuma ile, araştırma ile başlar. Harfleri öğrenmeden okumayı yapamayız ya da rakamları öğrenmeden matematik ile ilgili en ufak toplama ve çıkarma işlemini bile anlamayız. Önce çalışmaya gönül vermek, kafa yormak gerekir. Yorulmadan, emek etmeden, alın terimiz damla damla sayfalara dökülmeden bir şeyi hemen başaracağımızı sanmak büyük bir yanılgıdır. Ben matematikten korkacağıma matematik benden korsun der büyük bilim insanı İbni Sina. Bu sözü ile insanın en ufak zorluklarda yılmaması gerektiğini söyler.

 Matematikten korkmaya gerek yoktur. Yeter ki onun formüllerini, kurallarını en iyi şekilde öğrenmeye, araştırmaya, sorgulamaya  başlamalıdır insan.  İçine girdikten sonra, çeşitli çalışmalar yaptıktan sonra  ve o dersinin özünü iyi kavradıktan sonra matematikle ilgili çoğu soruları yapar hale gelir insan ve hatta matematik alanında bile uzman hale gelebilir. Yeter ki çalışmayı bırakmayalım ve yeter ki azimle, sabırla, kararlılıkla yolumuza gidelim ve gittiğimiz yollarda karşımıza çıkan en ufak bir zorlukta hemen pes etmeyelim. Zorluklar karşısında hemen teslimiyetçi olmamalıyız. Başarısızlığa hemen kabul etmemeliyiz.


Başaracağım, yapabileceğim ve bunun için de önce çok çalışacağım diyerek kendimizi içten motive etmeliyiz ve çok çalışmalıyız. Tüm bunları yaptıktan sonra başarı da yavaş yavaş bizimle gelmeye başlayacak ve daha sonra daha büyük başarılara imza atmış olacağız. Yani her şeyde olduğu için  matematikte de yöntem ve tekniği iyi bilmek ve uygulamak önemlidir. Gerisi hayli hayli gelir.

“Er Adıyla, Deve Havuduyla Söylenir.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Er Adıyla,  Deve  Havuduyla  Söylenir.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Yiğit insan yaptığı yiğitliklerle ve adı ile anılır. Devenin de hörgücü büyük olduğu için o da büyüklüğü ile tanınır. Er adıyla, deve havuduyla tanınır atasözü ile anlatılmak istenen de şudur:  İnsan adının anılmasını sağlayacak işlere imza atmalıdır. Yani güzel işler yapmalı, arkasında güzel anılar bırakmalıdır. Yiğit olmak emek ister, yürek ister, cesaret ister. Yiğit insanlar, korkak olmadığı için, başka insanların yararına da iyi şeyler yaptığı için o kişilerin adları asla unutulmaz ve o kişiler hayatta olmasalar bile adları hafızalarımızdan silinmezler.




 Örneğin; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk,  Kurtuluş Savaşı sırasında hayatlarını kaybeden kadın kahramanlarımız, Mehmetçiklerimiz yiğit insanlardır. Ya da iyi bir doktor, iyi bir öğretmen, iyi bir hakim yaptığı işleri korkusuzca ve adam gibi yaptığı için aynı zamanda da bu insanlar yetenekli olduğu için onlar unutulmaz. Bu insanların adları bir okula, bir camiye bile verilebilir ki o insanların bizler için yaptığı fedakarlıklar unutulmasın. 


 Er insan adı ile söylenir çünkü o kişinin adı toplum tarafından değer haline gelmiştir, emek olarak, sevgi olarak, fedakarlık olarak görülmektedir. Bizler de elimizden geldiği kadar yiğit insanlar olmalıyız. Hakkın , adaletin yanında durmalıyız, Doğruluktan ve dürüstlükten yana olmalıyız. Adımızın anılmasını sağlayacak işler yapmalıyız.

“Fazla Aş, Ya Karın Ağrıtır, Ya Baş.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Fazla Aş, Ya Karın Ağrıtır, Ya Baş.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

İnsan için  en önemli olan şey sağlığının  yerinde olmasıdır. İnsanın sağlığı yerinde olmadığı zaman  önüne dünya kadar malı sersen de hiçbir manası yoktur. Onun için sağlığımıza dikkat etmek gerekir. Sağlığımıza dikkat etmenin  yolu da fazla yememekten geçer. Fazla aş ya karın ağrıtır, ya baş atasözü ile anlatılmak ve verilmek istenen mesaj da şudur: Gereğinden fazla tüketilen yemek insanı rahatsız eder.  Kişi çok fazla yediği zaman ya karnı ağrır, ya başı ağrır.




 Fazla  yemeyi alışkanlık haline getirmiş kimselerde bir zaman sonra  farklı hastalıklar ortaya çıkmaya başlar. Bu hastalıkların kimisi kronik hastalıklar olurken kimisi de bir anda hayatımızın son bulmasına neden olabilir. Onun için nefsimize hakim olmalıyız, irademiz sağlam olmalıdır. Çok fazla yiyerek kendimizi tehlikeye atmamalıyız. Fazla  yemenin zararı ile sevgili Peygamber  Efendimiz Hz. Muhammed  de şu sözü söylemiştir:


"Kalplerinizi çok yemekle öldürmeyin. Fazla suyun ekinleri öldürdüğü gibi, muhakkak fazla yemekle de kalp ölür."

İbn-i Sina da az yemenin önemi ile ilgili şu sözü söylemiştir:

“Şifasız hastalık yoktur; irade eksikliğinden başka. Değersiz bitki yoktur; tanınmamasından başka.”

İşte bu sözlerden de yola çıkarak çok fazla yemek yememeliyiz ve  sağlığımızı kendi elimizle kötü hale getirmemeliyiz.

“Cesurun Ayakları Dayanmak, Korkağın Ayakları Kaçmak İçin Yaratılmıştır.” (Hz. Ali) Sözü İle İlgili Bir Kompozisyon Yazınız.

 “Cesurun Ayakları Dayanmak, Korkağın Ayakları Kaçmak İçin Yaratılmıştır.” (Hz. Ali) Sözü İle İlgili Bir Kompozisyon Yazınız.


Nice yiğitler vardır ki vatan için, millet için, onur ve şereflerini  korumak için ne acılar çekmiş, ne sürgünler yemiştir.  Korkusuz, yürekli cesur insanlardır  bunlar.  Haksızlığa karşı boyun eğmeyen, adaletsizliğin olduğu yerde sesini kısmayan adam gibi adam olandır cesur insanlar. Cesurun ayakları dayanmak, korkağın ayakları kaçmak için yaratılmıştır der Hz. Ali. Gerçekten de cesur insanlar her şeyden kolay kolay yılmayan, önünde büyük engeller  olsa bile o engelleri aşmak için ömrünü harcayan, yalana, hileye başvurmayan, dürüst insanlardır onlar. Onlar korkak ve kaypak olanlara göre daha dirayetli kimselerdir.  Çıkarları için kendilerini satmayan, onurunu ayaklar altına almayan, dünya malına tamah etmeyenlerdir.  Onun  için ayakları, yürekleri, beyinleri, iradeleri daha güçlü daha dayanıklıdır.


 Korkaklar ise haksızlık karşısında susarlar, çıkarları ne tarafa değişirse oraya giderler,  güçlü ve zalim olanın yanında dururlar, güç merkezi değiştikçe de fırıldak olurlar. En ufak bir zorlukta dayanamazlar ve  korkudan kaçacak delik ararlar. Oysa cesur insanlar korkmaz, sonunda ölüm bile olsa doğruluktan, dürüstlükten, güvenilir ve emin insan olmaktan asla ve asla ayrılmazlar. Çünkü onların yaşam sebebi  insanca yaşamak, insan onuruna yakışan bir hayat sürmek, haksızlıklara karşı mazlumun hakkını aramak ve mazlumun, yetimin, öksüzün hakkını zalimlere yedirmemektedir. Onun için yüksek ruhlu, yüksek kalitede , yüce insanlardır, alçakgönüllü ve  merhametli kimselerdir cesur insanlar. 


Ekmeğini helalinden kazanmak için çalışırlar. Haram mal yemeyen, alın teri ile hayatını  geçindirmeye bakan yürekli insanlardır. Yılmadan, yorulmadan, nefesinin son damlasına kadar bileğinin gücü ile, ayaklarının gücü ile hayatını yaşayan ve kendisine saygısı olan, kendi mahremine saygısı olan  değerlerdir cesur kimseler. Onlara  göre haksızlığa karşı susmak kendine ihanet etmektir, kendi değerlerini yok saymaktır. İşte biz de her zaman cesur, dürüst ve güzel ahlaklı bireyler olmalıyız ve güzel ahlaklı ve cesur çocuklar yetiştirmeliyiz.

Huy İle İlgili Söylenmiş Özlü Sözler

 Huy İle İlgili Söylenmiş Özlü Sözler

 

Atalarımız  “Can çıkar huy çıkmaz” diyerek insanın huyunun kolay kolay çıkmayacağını anlatmıştır. İnsanların kendine özgü huyları vardır. Bunlar iyi huylar ve kötü huylardır. İyi huylar toplum tarafından sevilirken kötü huylar insanların istemediği, rahatsız olduğu sözler, davranışlardır. Kişi kendisini iyi bir şekilde değiştirmeye çalışmalı ve kötü huylarından vazgeçmek için diline, sözlerine , hal ve hareketlerine dikkat etmelidir. Yanlışlıkla patavatsızlıklar yapmamalı, birilerine akıl vermeye, birilerine üstünlük göstermeye çalışılmamalıdır. Kötü huyların üzerine gidilmeli ve olgun insan olmak için mücadele edilmelidir. İyi huylarımızı artırmalıyız ve iyi huyumuz bizim dostumuz olmalıdır.


Huy ile ilgili söylenmiş anlamlı sözler şunlardır:

“İnsanların, onları kırılışa uğrattığı halde, canları çıkmadıkça vazgeçmedikleri huyları vardır.” Dostoyevski

“Ay ışığını saçar, köpekse havlar, ulur durur. Ay’ın ne suçu var. Köpeğin işi gücü, huyu  budur.” Mevlana

“Gerçek sebeplerini bilmedikçe, huylarımıza asla hükmümüz geçmez.” Alain

 



“Tedbir gibi akıl, güzel huy gibi asalet olmaz.” Hz. Muhammed.

“İnsan soyunun en korkunç eylemi öldürmek, en kötü huyu ise alışmak.” Zülfü Livaneli.

“Dağların bile yer değiştireceğine inanın ama insanların huylarını değiştireceklerine asla inanmayın. “Hz. Muhammed.

“Edep, terbiye ve iyi huy; Allah’ın nurundan bir taçtır. Onu başına koy, istediğin yere git. Her yerde itibar görürsün.” Şeyh Sadi Şirazi

 

“İnsanlar; akıl, ilim, huy, yoksulluk ve zenginlik yönünden farklı oldukları sürece, birbirleriyle güzel geçinirler. Eğer mezkur sıfatlarda eşit olsalardı, (yükümlülük üstlenmekten kaçarak) helak olurlardı.” Hz. Ali.

“Arlı arından, huylu huyundan vazgeçmez. “Atasözü

“Sende zulüm, haset, hırs,  merhametsizlik ve bunlar gibi kötü huylar olduğu halde, bunlardan dolayı kendine gücenmiyorsun da bunları bir başkasında görünce ürküp rahatsız oluyorsun. Bu ürküş, insanın kendisinden ürkmesidir. Mevlana

“Güzele kırk günde doyulur, güzel huyluya kırk yılda doyulmaz.” Konfüçyus

 

“Kötü huylu, bedbin ve hain karınca bir leğene düşse, ondan çıkamayınca onu delmeye çalışır. Ama nafile karınca leğeni delemez. Kötü insan, kötü düşünceleriyle bir yere varamaz.” Şeyh Sadi Şirazi.

“İnsanlar ne kadar kötü olurlarsa olsunlar onların yüreklerinin köşesinde mutlaka iyi hisler ve temiz duygular vardır. Önemli olan onların bu huylarını açığa vurmaları için imkân ve ortam sağlamaktır.” Reşat Nuri Güntekin.

“Huy, canın altında demişler.” Kemal Tahir.

“Can Çıkmayınca Huy Çıkmaz.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Can Çıkmayınca Huy Çıkmaz.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


İnsan, kişilik özelliklerini kolay kolay değiştiremez. Kişilik yapımızda olumsuz huylarımız vardır ve bu huylarımız bazı insanları  rahatsız eder ve onları çileden çıkarır. Kişi kötü huylarından vazgeçmeli ve kendini iyileştirmeye çalışmalı, kişilik yapısındaki  olumsuzlukları gidermeye çalışmalıdır. Olgun insan olmanın yollarını aramalıyız ve  daha olumlu daha pozitif insan yolma yolunda eğilim göstermeliyiz. Kimi insanlar vardır ki  herkesin hayatına burnunu sokmak ister ve her söze verilecek bir cevabı vardır.


  Böyle insanlarda özel yaşama saygı diye bir şey yoktur, her şeyi merak ederler, başka insanların da kendisi gibi olmasını isterler, insanların şekli ile kıyafeti ile alay eder ve böyle insanların dili de hiç durmaz. Bu insanlara ne yaparsanız yapın bunlar kolay kolay değişmez. Çünkü huyları böyledir ve huy da kolay kolay değişmez.  İnsan kötü huylarını adet edinmemelidir.  İradesi ile hareket etmelidir ve kendini geliştirmek ve iyi yönde değiştirmek için kitap okumalı gerekirse bunun  için destek almalıdır.



 Kötü huya sahip olan  insanlar yaşadığı çevre tarafından da sevilmezler ve insanlar bu kişilerden çabuk soğur ve öyle insanlardan uzak durmaya çalışırlar. İşte tüm bunlara dahil olmamak için iyi insan olmaya çalışmalıyız, kimi kötü huylarımız varsa onları törpülemeye çalışmalıyız. Kendimizi geliştirmek ve değiştirmek için çok çalışmalıyız ve güzel huylara, güzel ahlaka sahip olmalıyız.

Dünya Etik Haftası İle İlgili Kompozisyon Örneği

 Dünya  Etik Haftası   İle İlgili Kompozisyon Örneği

 

Etik kavramı bizim kültürümüzde ahlak olarak geçmektedir. Dünya Etik Günü  25 Mayıs tarihinde kutlanmaya başlanır. Etik kavramının anlamı şudur: Kelime anlamıyla 'etik' Yunanca ethos yani "töre" sözcüğünden türemiştir, özgün Yunanca kullanımı 'Etika'dır,  Etiğin bir başka anlamı ise meslek ahlakı olarak geçer.





 Her ne kadar her toplumun kendine özgü farklı ahlak kuralları olsa da bazı ortak kurallar ve değerler vardır. Örneğin; Hırsızlık yapmak, işe hile karıştırmak, mesleğini kötüye kullanmak, fikir hırsızlığı, hak edene hak ettiğini vermemek,  insan haklarını ihlal etmek,  yalan söylemek  toplumların kabul etmediği temel ahlaki kurallardır. Bu ahlaki kurallara uyulduğu zaman toplumda da karmaşa çıkmaz, dünyada da karmaşa çıkmaz ve insanlar etik davranışlarda bulunarak yaşamaya devam ederler.


 İçinde yaşadığımız toplumun kendine göre ahlak kuralları vardır. Bu ahlak kurallarına uyulmadığı zaman çeşitli yaptırımlar ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu ahlak kuralları toplumun temel yapısını oluşturduğu için, toplumun beliğini koruduğu için  o kurallara uymak gerekir. 


Bir de insanın kendi içinde ahlakı olmalıdır. İllaki toplumun kuralları diye bu kurallara uymak doğru olmaz. Kişi özünde güzel ahlaklı olmalı, mesleki ahlaki olmalı, yalan söylememeli, dürüst olmalı ve insanların güvenini boşa çıkarmamalıdır. Etik kavramını içselleştirdiğimiz ve bu hayatımızda uygulamaya koyduğumuz zaman gerçek anlamda ahlaklı ve iyi birer bireyler olmuş oluruz. Yeter ki bu bilinç düzeyinde olalım ve etik değerleri  yaşatmaya ve yaşamaya devam edelim.

 

Meslek Seçiminde Çocuğun Fikri Olmalıdır Konulu Münazara Örneği

 Meslek Seçiminde Çocuğun Fikri  Olmalıdır Konulu Münazara Örneği


Meslek seçiminde çocukların isteği, ilgi ve yetenekleri çok önemlidir. Meslek seçiminde çocukların kendi istediği mesleği seçmesi için önce çocuğumuzun kendi yeteneklerinin farkında olmasını sağlamalıyız. Çocuklar ailelerinin istediği mesleğe yönlendirilmemelidir. Çünkü her çocuk farklıdır ve özeldir. Her çocuğun ilgili olduğu, yetenekli olduğu bir alanda kendini geliştirmesi onun için daha faydalı olur. Çocuklar anne, babaların sigortalattığı canlılar değildir. Onlar her  şeyden  önce insandır ve kendi istekleri, hayalleri ve hedefleri vardır. Onun için meslek seçiminde çocuğun kendi düşünceleri, kendi tercihleri çok önemlidir. 

Elbette her aile büyüğü çocuğunun iyi bir yere gelmesini ister, iyi bir maaşı olsun ister ama kimi aileler sadece meslekten elde edilen  gelire ve mesleğin toplum içindeki statüsüne göre hareket eder ve çocuğun ne düşündüğünü, ne hayal ettiğini merak bile etmezler. Öyle baskıcı aileler vardır ki çocuklar istemediği mesleği yapmak zorunda kalmışlardır ve hayatları boyunca da tam anlamı ile o meslekte mutlu olamamışlardır. Elbette çocuklarımızın  hangi mesleği seçeceği konusunda yönlendirebiliriz ama  sadece fikir verebiliriz, onun dışında onlara şu mesleği yapacaksın diye bir zorlamada bulunmamalıyız.


Onların yaratıcılığını geliştirmeye çalışmalılar,  çocukların eleştirel düşünme becerisine sahip olmalarını katkıda bulunmalılardır ama onların tercihlerine saygı duymalıdırlar. İşte tüm bunlardan dolayı da  meslek  seçiminde çocuğun fikri ailenin fikrinden daha önemlidir.

“Yalnız Taş Duvar Olmaz.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Yalnız Taş Duvar Olmaz.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

İnsanlar sosyal bir varlık olduğu için, her gereksinimlerini kendi başlarına karşılayamadıkları için mutlaka başka insanın yardımına ihtiyaç duyarlar.  Sadece taştan ev yapıldığını hayal etmeye çalışalım. Taşları yan yana dizelim, taşları üstü üste dizelim, çapraz dizelim tüm bunların hepsini yaptığımız halde o taşlardan kesinlikle bir ev yapılamaz. Çünkü taş tek başına evin olmasını sağlamaz. Aynı zamanda taşın yanında su olmalıdır, çimento olmalıdır, inşaat için gerekli olan başka inşaat malzemeleri olmalıdır ki ev olsun.


 İşte insanlar için de aynı durum geçerlidir. İnsanoğlu yalnız başına her şeyi yapabilecek bir güce sahip değildir. Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah dünyayı öyle bir düzende yaratmıştır, her insana farklı beceriler, farklı yetenekler vermiştir. Bu farklılıklar bir araya gelerek insanlığın, insanın ortak yaşam alanı olmuş, insanlar birbirinden öğrendiği şeyler sayesinde daha düzenli bir hayat yaşamaya başlamışlar, herkes ihtiyaçlarını karşılamak için birbirinden yardım almış ve böylece dünya düzeni de kurulmuş ve bu düzen bu şekilde devam etmektedir. Kiminin mesleği öğretmenlik olmuş, kimisi doktorluk, kimisi, terci, kimisi çiftçi olmuş ve her insan birbirine yardım etmiş ve herkes birbirinden faydalanmıştır ve hayatın zorlukları da daha kolay olmuştur.


 Bir insan hem  hakim, hem savcı, hem çiftçi, hem mühendis olamaz. Herkes farklıdır ve bu farklılıklar sayesinde insanlar  kendi  ihtiyaçlarını gidermektedir. Onun için de yalnız taş duvar olmaz, insan da yalnız her gereksinimlerini  yerine getiremez.

“Alçak Uçan Yüce Konar, Yüce Uçan Alçak Konar.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Alçak Uçan Yüce Konar, Yüce Uçan Alçak Konar.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Yüksekten uçan kuşlar  çok yorulur, yıpranır ve yere indiği zaman kuşta derman kalmaz. Yere indiği zaman da bir daha yüksekten uçmaya kalktığında  zorlanmaya ve daha çabuk yorulmaya başlar. Alçaktan uçan kuşlar ise fazla yorulmadığı için  gerektiğinde daha kolay yükselebilirler ve sürekli yüksekten uçanlar kadar zorlanmazlar.


 Alçak uçan yüce konar; yüce uçan alçak konar atasözü ile anlatılmak istenen ve verilmek istenen mesaj da şudur: Alçakgönüllü olan insanlar başkalarına kibirli davranmadığı için, her zaman güzel ahlaklı ve iyi oldukları için böyle kimseleri toplum el üstünde tutar ve toplum tarafından her zaman değerli şahıs olarak nitelendirilirler. Böyle kimseler her zaman yüceltilir ve onların saygınlığı toplum içinde hiçbir zaman azalmaz. Alçakgönüllü olmayan, insanlara tepeden bakan, onlara burnunu kıvıran ve insanların hiçbir şeyini beğenmeyen kendini beğenmiş zavallı kimseler de böyle olduğu için toplumda hiçbir değere sahip olmazlar ve toplum tarafından dışlanırlar ve asla yüceltilmezler.




  İşte bu durumda olmamak için her zaman alçakgönüllü insan olmalıyız, insanların kalbine girmeliyiz, onların gönüllerinde yer edinmeliyiz ve bizi gördükleri zaman insanların içi gülmeli, yüzü aydınlanmalıdır. Kimseyi hor görmemeliyiz, kendimizi de diğer insanlar gibi görmeliyiz ve kimsenin kimseden üstün olmadığının bilincinde olan mütevazi insanlar olmalıyız.