Konuşma örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konuşma örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türk Kültüründe Misafirliğin Önemi İle İlgili Kısa Konuşma Örneği

 

Türk Kültüründe Misafirliğin Önemi İle İlgili Kısa Konuşma Örneği


Sevgili öğretmenim ve değerli arkadaşlarım,

Bugün sizlere Türk kültüründe misafirliğin öneminden bahsetmek istiyorum.

Türk toplumunda misafir çok değerli kabul edilir. Atalarımız “Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer” ve “Tanrı misafiri” gibi sözlerle misafire verilen değeri anlatmıştır. Evimize gelen kişi kim olursa olsun en güzel şekilde ağırlanmaya çalışılır. Çünkü misafirlik sadece yemek ikram etmek değil, gönül almak demektir.


Türk kültüründe misafir geldiğinde önce güler yüz gösterilir. Ardından oturması için en güzel yere davet edilir. Çay, kahve ya da yemek ikram edilir. Ev sahibi, misafirin rahat etmesi için elinden geleni yapar. Bu samimi davranışlar insanlar arasındaki bağı güçlendirir ve kişiler arasında olumlu bir hava oluşturur. Güzel bir iletişim kurulmasını sağlar.Misafirlik, insanlar arasındaki sevgi ve dayanışmayı artırır. Akrabalar, komşular ve dostlar arasındaki bağlar misafirlik sayesinde kuvvetlenir. Özellikle bayramlarda ve özel günlerde yapılan ziyaretler kültürümüzün önemli bir parçasıdır.


Sonuç olarak misafirperverlik, Türk milletinin en güzel özelliklerinden biridir. Bu değerimizi korumalı ve gelecek nesillere aktarmalıyız. Çünkü misafire gösterilen saygı, aslında insanlığa gösterilen saygıdır. İyi bir insan, evine gelene nazik davranır, onu kırmaz ve ona saygı gösterir. Türk kültüründe misafirlik hakkında anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

 

Nokta Kadar Menfaaat İçin Virgül Kadar Eğilme Atasözü İle İlgili Konuşma

 

Nokta Kadar Menfaaat İçin Virgül Kadar Eğilme  Atasözü İle İlgili Konuşma


İnsanlar küçük bir çıkar elde etmek için insanlık onuruna yakışmayacak biçimde başkaları önünde eğilip bükülmemeli, şerefiyle dik durmalıdır. Çünkü insan onuruna yakışan en güzel erdem doğru, dürüst olmaktır. Çıkarlar için kendini küçük duruma düşürmemektir. Bunun için atalarımız nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilme demiştir.

 

Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

Nokta küçük bir şeydir. Menfaat kişisel çıkardır. Virgül eğik, dönük bir işarettir. Eğilmek;  boyun eğmek, taviz vermek, onurundan ödün vermektir. Yani burada “nokta” küçük çıkarı, “virgül” ise az da olsa eğilmeyi (taviz vermeyi) simgeler.
 Yani bize verilen mesaj;  Küçük hesaplar için kendini küçültme  denmek istenmiştir. İnsan karakterli olmalıdır. Dil duruşlu olmalıdır.  Küçük çıkarla uğruna bizi biz yapan, bizi önemli kılan değerlerimizden vazgeçmemeliyiz. Yani kendi benliğimize sahip çıkmalıyız, kendimize karşı saygılı olmalıyız ve omurgalı olmalıyız. Örneğin; Küçük çıkarla için birilerine yaranmaya çalışmamalıyız, Yağcılık etmemeliyiz. Asaletimizi korumalıyız ve sahip olduklarımızın kıymetini bilmeliyiz ve insanların gözündeki değerimizi küçültmemeliyiz. İnsan ufak menfaatler için eğildikçe kendine olan saygısını ve güvenini kaybetmeye başlar.

 

Küçük çıkarlar peşinde koşan kişide zamanla içten içe değersizlik hissi oluşmaya başlar. Başkalarına onay bağımlılığı başlar, devamlı başkalarını memnun etme peşinde koşarken kendini kaybeder ve kendi olmaktan çıkar. İşte tüm bunlardan dolayı insanlara karşı kişisel sınırlarımız olsun, tavrımız olsun ve kendi ayaklarımız üzerinde dik durmaya devam edelim. Konu hakkında anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Bayrak Sevgisi İle İlgili Konuşma

 

Bayrak  Sevgisi İle İlgili Konuşma


Bir bayrağı sevmek, bir kumaşı sevmek değildir. Bayrağı sevmek; toprağın altında suskun yatanların sesini duymaktır. Rüzgârda dalgalandığında sadece renk görmezsin; bir annenin yarım kalan duasını, bir babanın gururla bastırdığı gözyaşını, daha adını bile yazamadan toprağa düşen bir gencin hayalini görürsün. Bayrak bazen bir tabuttur. Üzerine örtülürken sessizleşir şehir. Kimse yüksek sesle konuşamaz, çünkü herkes bilir: O an konuşan değil, hisseden kazanır. Kırmızısı kan değildir sadece; helalliğin rengidir. Onurun, sadakatın, vatan aşkının sembolüdür. Beyazı masumiyet değil yalnızca; dönmeyenlerin tertemiz yüzüdür. Aydınlık yarınların  belirtisidir. Ay yıldız gökteki bir süs değil; karanlıkta yolunu kaybetmeyenlerin pusulasıdır. Al kanlar içinde yatan şehitlerin bıraktığı emanet, namusumuzdur bayrağımız. Bu bayrak ki nice yiğitlerin biz emanetidir. Evi barkı olmayan, yıkılmak üzere olan evde oturan ama askerlik çağı gelince vatani görevine koşa koşa giden nice koca yürekli, onurlu, dürüst gerçek vatan evlatlarının emanetidir bize. Onlar tabutları ile geldiğinde kor olur yüreğimiz. O yoksullukta, o imkansızlıkta sahip çıkmışlardır bayraklarına ve savaşmışlardır düşmanla.

 

Sevgili Öğretmenim, kıymetli dinleyiciler,

 

İnsan bayrağı uzaktan sever sanır ama asıl sevgi yaklaştıkça ağırlaşır. Direkte durdukça gurur verir, tabutun üstüne serildiğinde insanın kalbini ezer. O an anlarsın; bu sevda alkışlık değil, taşınması zor bir yüktür. Her dalgalanışında “buradayım” demez bayrak, “emanetim” der. Bir çocuk düşün… Andımızı bilmez belki, nutukları ezberlemez. Ama bayrak yere düştüğünde koşar, alır, alnına götürür. Çünkü bazı sevgiler öğretilmez; insanın içine doğar. Bayrak sevgisi de öyledir. Ne kitapla başlar ne sözle biter. Kalbin bir yerinde sessizce büyür, zamanı gelince insanı ayağa kaldırır. “Denildi mi bir yerin adına Türk beldesi, gözüm al bayrak arar kulağım ezan sesi. der. ”Necip Fazıl Kısakürek. Çünkü bayrak bir milletin her şeyidir, bağımsızlığı, onuru, namusudur. O bayrak için nice yiğitler sıcacık evlerini terk etmiş, düşmanla savaşmış, vatan için şehit olmuştur. Çünkü bizim milletimizin kahraman evlatları canı pahasına korur bayrağını ve korumaya, bu uğurda da can vermeye devam edecektir.

 

Kıymetli dinleyiciler,

 

Bayrağı sevmek, savaş narası atmak değildir. Sessizce sahip çıkmaktır. Gerektiğinde susmak, gerektiğinde dimdik durmaktır. Herkes kaçarken “buradayım” diyebilmektir. Bayrağın dalgalanması rüzgârla olur sanırlar; oysa o, arkasındaki fedakârlıkla ayakta durur. Ve insan bir gün şunu fark eder: Bayrak bizim üstümüzde değil, biz bayrağın altındayız. O bizi örtmez; biz ona sığınırız. Çünkü bazı sevgiler vardır, insanı ağlatır ama vazgeçirmez. Bayrak sevgisi işte tam da öyledir. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, şayet uğrunda ölen varsa vatandır.”  der Mithat Cemal Kuntay  Bunun için ay yıldızlı bayrağımızın kıymetini bilmeliyiz ve onun göklerde dalgalanması için var gücümüzle çalışmalı, vatanımıza karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Bayrağımıza sahip çıkmalı, üzerimize düşen sorumlulukları en iyi şekilde eyerine getirerek gerçek bir vatan evladı olmalı ve bayrağımıza yüreğimizde, elimizde ve tepemizde yaşatmalıyız.  Ülkemizi bölmeye çalışan ve iç dıştaki düşmanlara karşı  birlik olmalıyız. İri olmalıyız, diri olmalıyız, vatanı  her daim korumalıyız.. Konu hakkında anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyor, konuşmamı burada sonlandırıyorum.

Yarı Yıl Tatilinde Neler Yaptınız Konulu Konuşma

 

Yarı Yıl Tatilinde Neler Yaptınız Konulu Konuşma

 

Yarı yıl tatilinde hava şartları sert ve çetin olduğu evden fazla çıkamadım. Yaşadığım şehir Sivas olduğu için evin içinde, sobanın etrafında ısınarak güzel anlar geçirmeye çalıştık. Evimizde doğalgaz var ama biz evimizin bir odasına soba kurduk ve hepimiz o sobanın etrafında akşam olunca bir araya geliyoruz. Annem sobanın fırınına kestane ve patates attı. Onları bir güzel yedik. Daha sonra derslerime çalışmaya başladım ve gün içinde mutlaka bir saat her gün düzenli olarak kitap okudum ama okumaya da devam edeceğim. Akşama doğru dedemlere gidiyorum ve bir saat de orada vakit geçiriyorum. Dedemler bizim komşumuz olduğu için onlar bizim en çok iletişim kurduğumuz kişilerdir.

 

Sevgili Öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

Annem ve babam  çarşıdan gelirken bana bir sürü kitap almışlardı. Kitapları görünce gözlerim parladı ve hemen yine okumaya başladım. Daha sonra babam haydi sizi yemeğe götüreceğim dedi ve ailece alış veriş merkezine gittik orada bir güzel pizza yedik ve limonata içtik. Daha sonra babam bizi sinemaya götürdü ve orada da çok güzel bir film seyrettik. Sonra evimize geldik. Ertesi günler de futbol kulübünde hafta sonları maç yapmaya gittim.

 

Evde anneme ev ,işlerinde az da olsa  yardım ettim. Yarıyıl tatilim kitap okumak, soru çözmek, telefon videolarından sevdiğim oyunları oynamakla geçti. Bu kış şartlarında da yapılacak en olağan şeyler bunlardır sanırım. Öyle maddi durumumuz çok iyi olmadığı için kayağa falan gidemedik ama ailem yanımda ya en büyük mutluluk bu benim için.  Çünkü sıcacık ve mutlu bir aile  en büyük zenginliktir. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ederim

Malına Sahip Ol Da Hırsızı Günaha Sokma Konulu Konuşma

 

Malına Sahip Ol Da Hırsızı Günaha Sokma Konulu Konuşma


Para ve mal bir emek veya bir bedel karşılığı elde edildiği için değerlidir. Koruma altına alınmayan bu değerli şeyler bir bakıma hırsıza fırsat verir. Bunları en iyi şekilde muhafaza etmek, koruma altına almak sahibinin görevidir. Kişi etrafındaki insanları şüpheli durumuna düşürmemek için önce kendi güvenlik koşullarını sağlamalıdır. Bunun için atalarımız “Malına sahip ol da hırsızı günaha sokma” demiştir.

 

Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

Kişi sahip olduğu malını korumasını bilmelidir. Yani ne kadar parası olduğunu, ya da ne kadar değerli, eşyası olduğunu iyi bilmeli, bunlara iyi sahip çıkmalıdır. Bunlara sahip çıkmadığı takdirde hemen başkalarını suçlamaya çalışmamalıdır. İnsan, yanlışı önce kendinde aramalıdır. Çünkü kendi malına sahip çıkamamıştır.  Kendi sorumluluğunu yerine getirmeyen  başkasının yanlış yapmasına zemin hazırlar. Yani kötülüğün tamamı sadece yapanın değil, bazen ihmali olanındır da. Burada anlatmak istenilen şey tedbirli olmak gerektiğidir. Kul hakkına girmemek, başkalarına hemen suç bulmak etik bir eylem değildir. Örneğin; kalabalık bir yerde değerli bir eşyanı ortaya bırakıp gidiyorsun. Daha sonra onu bulan kişi eşyanı alıp gider.

 

Burada alan kişinin de yaptığı ahlaki değildir ama senin de burada düşüncesizliğin, hatanın büyük payı oluyor. Bunun için senin önce akıllı olman gerekir ve önlemini alman gerekir. Atasözü hakkında konuşacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür derim.

Arkadaşınıza En Sevdiğiniz Yazarın Bir Kitabını Tavsiye Edecek Olsaydınız Hangi Kitabını Tavsiye Ederdiniz? Nedenleriyle Yazınız.

 

Arkadaşınıza En  Sevdiğiniz Yazarın Bir Kitabını Tavsiye Edecek Olsaydınız Hangi Kitabını Tavsiye Ederdiniz? Nedenleriyle Yazınız.


Arkadaşıma en sevdiğim yazar olan Şermin Yaşar ve İlber Ortaylı'nın birlikte kaleme aldığı  Cumhuriyet’in İlk Sabahı  adlı kitabı okumasını tavsiye ederdim. Bu kitabı okuduğum zaman çok duygulanmış ve çok etkilenmiştim. Çünkü kitaptaki ana karakter olan çocuğun babası savaşta şehit düşüyor ve vatanı için canını feda ediyordu. Çocuk her gün babam gelecek umudu ile bekliyor ve en sonunda abasının şehit olduğu duyuluyor. 


Çocuk Atatürk'ü gördüğü zaman ona soruyor benim babam nerede, babamı gördünüz mü paşam diyor. Atatürk de çocuğa  oradaki tüm babaları gördüm ben, senin baban artık cumhuriyettir çocuk diyerek ona anlamlı bir söz söylüyor. Yani senin baban ülkesi için, cumhuriyet için şehit düştü demek istiyor Mustafa KemalMustafa Kemal’in bu sözü beni çok etkiledi ve gözlerimden bir iki damla yaş gelmişti. Çünkü o yetim kalan çocuğun sahibi artık devleti, milleti olmuştur. Onu koruyacak olan artık cumhuriyettir, vatanının fedakar insanlardır.


  Kısacası bu muhteşem kitap bizlere  bu vatanın kolay kurulmadığını, ne zorluklardan geçtiğini bir şerbetçi çocuğunun gözünden bize Kurtuluş Savaşı dönemini anlatmaktadır. Mutlaka her çocuğun kendi tarihini ,geçmişini öğrenmesi için okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.  Onun için önereceğim en güzel kitap Cumhuriyet’in İlk Sabahı adlı kitaptır. Mutlaka ama mutlaka okuyun derim.

Evcil Hayvanlar Konuşabilseydi Bizi En Çok Ne İçin Eleştirirlerdi?

 

Evcil Hayvanlar Konuşabilseydi Bizi En Çok Ne İçin Eleştirirlerdi?


Bazı günler seninle dışarıda gezmek ve kendim gibi kedileri görmek istiyorum ama sürekli evde bulunmak canımı sıkıyor ve onun için sana kimi zamanlar hırçın davranıyorum. Beni sevmen hoşuma gidiyor, bir evim olması ve oraya ait olmak güzel bir his ama kimi zaman zevk almak için sürekli kafamı okşaman ve sürekli şarkı söylemen kafamı ağrıtıyor ve kimi zaman senden sıkılıyorum. Her gün mama koymandan bıktım. Biraz da kendi yediğiniz güzel yemeklerden koymanı istiyorum.


 Beni sevmek istiyorsun ama ben istemediğimde değil ben istediğimde sevmeni istiyorum. Kimi zaman elinden telefonu hiç düşürmüyorsun ve benim yemek saatimi unutuyorsun. Şu telefonu elinden artık bırak ve beni hatırla, ben de bir canlıyım, benim de duygularım var. Kimi zaman beni azarladığında üzülüyorum ve nedenini bir türlü anlayamıyorum. Çünkü benim sana zararım dokunmuyor aksine sana can yoldaşlığı yapıyorum. 


Ben sıradan biri değilim senin ev arkadaşın, en yakın dostunum. Lütfen bunu unutma ve benimle daha iyi ilgilen. Benim özgürlük alanıma karışma, kimi zaman tüm odalara girmek istiyorum ve tüm eşyaları merak ediyorum. Beni sevi, beni koru, sinirini d ebenden çıkarma. Kiminle sorunun varsa onunla çözmeye çalış.

Okuma Alışkanlığı Kazanmak İçin Neler Yapılmalı Konulu Konuşma

 

Okuma Alışkanlığı  Kazanmak İçin Neler Yapılmalı Konulu Konuşma


Okumak insanı geliştirir ve insana farklı bakış açıları kazandırır. Okuyan insan sorgulayan insan olur, empati kuran insan olur, kültürlü insan olur. Okuma alışkanlığını kazanmak ilk önce okumayı sevmek ve okuma merakını asla kaybetmemek gerekir.


Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım

Okuma alışkanlığı kazanmak için  kişi kendine küçük ve gerçekçi hedefler koymalıdır. Mesela ilk olarak sevdiğimiz kitap türlerinden okumaya başlayabiliriz ve ilk gün 15- 20 dakika şeklinde başlayan okuma süremiz ilerleyen zamanlarda günde bir saate, iki saate çıkabilir. Böylece okumayı yavaş yavaş alışkanlık haline getirebiliriz. Her gün kendimize bir okuma zamanı seçmeliyiz. Örneğin Her gün akşam yedi gibi okumaya başlayacağım gibi. Kitap okurken çevremizdeki dikkat çekici uyarıcıları da ortadan kaldırmak gerekir. Örneğin masamızda cep telefonu varsa onu hemen oradan kaldırmalıyız. Kitabı yatarak değil oturarak okursak daha dikkatli ve daha etkili bir okuma süreci olur. Yatarak okuduğumuz kitap uykumuzu getirebilir ve bizi gevşetebilir. Bunun için dikkatli olmak gerekir.


 Okuduğumuz kitapta bizi etkileyen alıntıları bir kenara not alabiliriz. Kitapta anlamını bilmediğimiz kelimeleri bir kenara not alıp anlamına bakarak ve not defterine yazarak kitabı daha iyi anlayarak okumuş oluruz. Mesela bin kitap gibi bir uygulamaya dahil olup okuduğumuz kitapları oraya kaydedersek kitap okuma isteğimiz artar ve her okuduğumuz kitabın sayısı arttıkça daha çok okumaya başlarız. Kendimizi evimize göre ister aydınlık bir ortamda okuyalım ister karanlık ama yeter ki okuyalım ve okuma alışkanlığını yaşam biçimi haline getirelim. Konu hakkında anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Okulda En Sevdiğin Ders Hangisidir Konulu Konuşma

 

Okulda En Sevdiğin Ders Hangisidir Konulu Konuşma


Okulda en çok sevdiğim ders  matematik dersidir. Çünkü matematiğe küçüklükten beri ilgim var. Sayıları seviyorum, problem çözmeyi seviyorum.

Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,


En sevdiğim dersin matematik olmasının nedeni şudur: Matematik  düşünmeyi ve problem çözmeyi öğreten bir derstir. Bir problemi çözdüğüm zaman kendimizi büyük bir iş başarmış gibi, zafere ulaşmış gibi hissediyorum. Sayılarla uğraşmak, işlem yapmak ve doğru sonuca ulaşmak bana mutluluk veriyor. Matematik ezber bir ders değildir. İşin mantığını anladığın zaman diğer problemler çorap söküğü gibi ardı ardına çözülüyor ve çok mutlu oluyorum. Bu ders sayesinde daha dikkatli oluyorum, sabırlı bir insan oluyorum. 


Günlük hayatımda da matematiğin bana faydası oluyor. Mesela alışveriş yaparken nerede, neye, ne kadar para harcayacağımı hesaplıyorum ve ona göre dikkatli oluyorum. Saate bakarken matematiği kullanıyorum. Okula ne zaman gideceğimi, ne zaman çıkacağımı saat sayesinde biliyorum. Çünkü bunu da bana matematik dersi sağlamaktadır. Annem yemek yaparken ona  yardım ediyorum. Mesela bir keke kaç yumurta kırılacağı, kaç su bardağı un katılacağı vb. hepsi matematikle ilgilidir.  Kısacası matematik hayatımın her alanında vardır ve olmaya da devam edecektir. Konu hakkında anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Seni En Çok Mutlu Eden Şeyler Nelerdir Konulu Konuşma

 

Seni En Çok Mutlu Eden Şeyler Nelerdir Konulu Konuşma


Her insanın sevdiği şey kendi ilgi alanına göre, yaşadığı çevreye göre vb. değişebilir.


Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım


Beni en çok mutlu eden şey ailemin yanında olmasıdır. En zor anlarımda ve en mutlu anlarımda hep onlar yanımdaydı. Onları çok seviyorum. Onlar yemek yemek, pikniğe gitmek, Ramazan ayında oruç tutup birlikte sahura kalkmak ve iftar açmak beni çok mutlu ediyor. Mahalledeki komşu çocukları ile çok iyi arkadaşız. Onlarla oynamak, birlikte eğlenmek beni mutlu eder. Sevdiğim spor olan futbola gitmek, bağlama çalmak, sevdiğim kitapları okumak bana mutluluk verir.


Sevgili öğretmenim,

Ödevlerimi zamanında yapıp öğretmenime teslim ettiğim zaman, öğretmenimin benim gözlerimin içine bakıp bana aferin dediği zaman beni mutlu eder. Çok sevdiğim bir çikolatayı arkadaşlarımla paylaştığım zaman, soka hayvanlarına mama verdiğim zaman, yaşlı teyzeleri karşıdan karşıya geçirirken çok ama çok mutlu olurum. Yeni bir kıyafet giymek, yeni arkadaşlarla tanışmak, dedemlere köye gitmek, halamlarla satranç oynamak beni mutlu eder.


 Doğaya çıkıp yürümek, yaz geldiğinde denizde yüzmek ve sahilde voleybol oynamak çok eğlenceli olur. Maddi durumu olmayan insanlara yardım etmek, fedakarlık etmek beni çok ama çok mutlu eder. Konu hakkında anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Bir Hafta Sonraki Türkçe Dersine Kadar Dijital Araçları Kullanmadan Bir Gün Geçirmeye Çalışınız Ve Deneyimlerinizi Defterinize Not Ediniz.

 

Bir Hafta Sonraki Türkçe Dersine Kadar Dijital Araçları Kullanmadan Bir Gün Geçirmeye Çalışınız Ve Deneyimlerinizi Defterinize Not Ediniz.


Bir hafta dijital araçlar olmadan geçirdiğim bir haftamı sizlerle paylaşacağım.


Sevgili Öğretmenim, kıymetli arkadaşlarım,

Sabah uyandığımda ilk kez telefonun  saatini ayarlamadan kendiliğimden uyanmayı başardım. Çünkü akşamdan erken kalkmak gerektiğini zihnime defalarca söylemiştim. Kalktığımda her sabah ilk yaptığım şey telefonuma bakmak olurdu. Telefona baktığım zaman  elden bırakılması da kolay olmadığı için bir on , on beş dakikam telefonda geçerdi ama bu defa öyle olmadı. Telefonum olmadığı için ilk başta çok gergin olmaya başladım, evdekilerle gereksiz tartışmalara girdim ve sinirlerim bozuldu. Akşama kadar ne yapacağım, vakit nasıl geçecek diye söylenmeye başladım ve can sıkıntım giderek artmaya başladı. Sonra resim alanında iyi olduğum aklıma geldi ve hemen bir resim yapmaya başladım. 


Evimizin balkonundan dışarıdaki arabaların , evlerin ve ağaçların resmini çizmeye başladım. Zaman kısıtlamam olmadığı için rahat rahat resim çizdim ve sonra onları bir güzel boyadım. Harika bir resim olmuştu herkes çok beğendi. Sonra yine telefonumu özledim ama bir hafta telefonum olmayacağını bildiğim için bu beklentiyi kafamdan silip attım ve hemen dışarı çıktım. Sokakta mahalleden arkadaşlarımla futbol, saklambaç, yakan top oynadık. Akşama kadar oynadık, gezdik, güldük ve coştuk da coştuk. 


Sevgili öğretmenim, Daha sonraki günlerde aileme ev işlerinde yardımcı olmaya başladım. Mesela makineyi doldurmak ve boşaltmak çok zevkli bir şeymiş bunu anladım. Çamaşırları balkondaki ipe  serdim. Daha sonra legolarımdan kocaman evler, arabalar ve değişik şekilde oyuncaklar yaptım ve sonra onları vitrine koydum. Çok güzel göründüler. Daha sonra babamla bahçeye çıkıp bahçe işlerine yardım ettim. Çok yoruldum, çok terledim ve canavar gibi acıktım. Sonra annemin yaptığı harika yemekleri yedik. Zaman derdim olmadığı için kafamı yastığıma koyup bir saat kadar uyudum ve uyandığımda annemin yaptığı ıhlamur çayından içtik. Daha sonra evdeki dolapta bekleyen elli kadar kitabımın beni beklediğini fark ettim ve hemen kitaplara sarıldım ve bir haftada ister inanın ister inanmayın tam tamına yirmi beş tane kitap okudum ve okumak harika bir duyguydu, okumanın güzelliklerini fark etmiştim. 


Hayal gücüm gelişmişti, konuşmam bir haftada daha düzgün hale gelmişti ve insanlarla daha sosyal olmaya başlamıştım. Daha sonra origami yaptım ve değişik oyuncaklar ve şekiller yaptım kağıtlardan. Bir haftam çok verimli ve dolu dolu geçti. Bundan sonraki yaşamımda dijital araçları  ölçülü kullanacağım. Çünkü hayat gerçekten yaparak yaşayarak anlamlı oluyormuş. Sanal alem can sıkıcı ve insanı gergin birine dönüştürüyormuş. Şimdi doğa yürüyüşüne çıktım ve doğa ile iç içe olmak harikaymış. Konuşacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için çok teşekkür der hepinizi saygı ile selamlarım.

Yeni Bir Mahalleye Taşınalı Bir Ay Olduğunu Ve Hiçbir Mahalle Sakininin Sizi Henüz Fark Etmediğinizi Düşününüz. Bu Durum Hakkındaki Duygu Ve Düşüncelerinizle İlgili Bir Konuşma Yapınız.

 

Yeni Bir Mahalleye Taşınalı Bir Ay Olduğunu Ve Hiçbir Mahalle Sakininin Sizi Henüz Fark Etmediğinizi Düşününüz. Bu Durum Hakkındaki Duygu Ve Düşüncelerinizle İlgili Bir Konuşma Yapınız.


Yeni bir mahalleye taşınalı bir ay olduğu halde mahallede yaşayan mahalle sakinlerinin beni fark etmemeleri karşında şaşırırdım. Çünkü ha varmışım, ha yokmuşum gibi kendimi değersiz hissederdim. İnsanlara gereken değer verilmediğini düşünür ve burada hayatın nasıl geçeceği ile ilgili endişelerim olurdu ama hemen ümitsizliğe kapılmazdım. Belki de insanların kendi dertleri vardır, dışarı ile çok iletişim halinde değiller diye düşünürdüm. Çünkü  mahalle sakinleri geçmişte mahalleye gelmiş olan komşularına  samimi davrandıkları halde aynı samimiyeti bulamamış olmalılar diye düşünür ve bundan dolayı yeni gelen her kim olursa olsun hemen samimiyet kurmaya dikkat ediyor olmalılar derdim. Eski gelen komşular mahalledeki insanların güvenini zedelemiş olabilir. 


Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,


Yine de her şeye rağmen iyimser düşünmeyi tercih ederdim ve  bu durumu bu mahallede yeni bir başlangıç yapma fırsatı olarak görürdüm.. İnsanların henüz beni tanımamış olmasının, aslında onlarla sıfırdan, tertemiz ilişkiler kurma şansı sunduğunu düşünüyorum. Elbette ki zaman zaman kendimi biraz dışarıda hissettiğim oluyor. Pencereden selamlaşanları izlerken “Keşke ben de bu samimiyetin bir parçası olsam” diye içimden geçirdiğim anlar olurdu ama aynı zamanda biliyorum ki her ilişki zamanla ve karşılıklı adımlarla gelişir. Belki ben de daha fazla dışarı çıkmalı, selam vermeli, kendimi tanıtmalı, bu mahalleye bir adım daha yaklaşmalıyım diye düşünürdüm ve mahalledeki insanlarla göz teması kurardım, onlara selam vermeye başlar ve yavaştan sohbeti başlatırdım.


 Böylece üzüntüm geçer zaman içinde de yeni komşularım olurdu, yeni ilişkiler olurdu ve samimi bir mahalle ortamı olurdu. Böylece kendimi yalnız hissetmez ve bir mahalleye ait olmanın duygusu ile mutlu olurdum. Kaynaşma başlardı, sosyal ilişkiler olurdu ve benim de kaygılarım zaman içinde yok olur giderdi. Konu hakkındaki düşüncelerim bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, hepinizi selamlıyorum.

Uzaydaki Kaynaklar Çevreye Zarar Vermeden Paylaşılmalıdır

 

Uzaydaki Kaynaklar Çevreye  Zarar Vermeden Paylaşılmalıdır


Uzay artık sadece bilimsel keşiflerin yapıldığı bir yer değildir. Çünkü uzayda ekonomik değeri büyük olan kaynaklar vardır ve bu kaynaklar da tüm insanlığın ortak malı olarak kabul ediliyor. Bundan dolayı ülkeler veya şirketler uzaydaki kaynakları tek başına sahiplenmemelidir. Kaynaklar kontrolsüzce çıkarılırsa uzay bir çöpe dönüşür ve uzay çöplüğü artar


Gelecekteki görevler tehlikeye girer. Ay ve diğer gök cisimlerinin yüzeyi kalıcı olarak zarar görür. Roket faaliyetleri Dünya'nın atmosferini kirletebilir. Güçlü olan ülkeler uzay kaynaklarını tekelleştirirse ( Tekelleşme:Hâkim durumdaki bir teşebbüsün veya önde gelen birkaç teşebbüsün rekabete aykırı uygulamalarla piyasada pazar güçlerini arttırma çabasıdır. Amerikan literatüründe hâkim durumun kötüye kullanılmasının karşılığı olarak kullanılmaktadır.) küresel eşitlik büyür.


İşte tüm bunlardan dolayı uzaydaki kaynaklar çevreye zarar vermeden adil olarak paylaşılmalıdır. Kısacası uzaydaki kaynaklar uluslararası işbirliği ile, bilimsel ve hukuk kurallarına uygun ve çevreyi koruyacak şekilde adaletli bir şekilde paylaşılmalıdır. U durum insanlığın faydasına olur ve böylece daha insani davranışlar içinde olunmuş olurum. Konu hakkında anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

En Sevdiğiniz Mevsimi Tanıtınız

 

En Sevdiğiniz Mevsimi Tanıtınız


Mevsimlerin kendine göre güzellikleri vardır. Her mevsim içimizde farklı hisler uyandırır. Mesela ilkbaharda canlanır ve çevreye daha meraklı oluruz. Yaz mevsiminde rahatlama başlar ve uzun günler bizi mutlu eder. Sonbaharla yaprakların dökülmesi içimizde hüzün duygusunu barındırır. Kış ise kapalı ev ortamı ama sıcacık sobanın yanında mis gibi kestane kokuları içinde ve patateslerin enfes tatlarında kaybolur gideriz.


Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

En sevdiğim mevsim kış mevsimidir. Bazıları kış mevsimini çok sevmeyebilir ama ben en çok kışı seviyorum. Çünkü kış mevsimi geldiği zaman evimizin içinde daha uzun sohbetler yapılıyor, geceler uzun olduğu için kış akşamları misafirliğe gidiyoruz ve zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Çünkü aşırı mutlu oluyorum. Komşularımızın çocukları ile minik legolarımızdan türlü şekiller yapıp saatlerce bıkmadan usanmadan oynayabiliyoruz. Soba yanarken pişen ekmekler, kavrulan kabak çekirdekleri,  sobanın fırınında yapılan balıklar harika bir tat veriyor bana. Bunları bir de akraba ile komşu ile yemek daha da güzel oluyor.

 

Sevgili öğretmenim,

Sabah uyandığımda annemin dışarı bak demesi ile günüm aydınlanıyor. Çünkü he yer kar ile kaplanmış oluyor. Hele bir de benim gibi Sivaslı olanlar karın tadına doyuyor be harika bir kış geçiriyoruz. Zorlukları da oluyor ama  yine de her şeye rağmen kışı çok ama çok seviyorum. Dışarıda arkadaşlarla kar topu oynamak, akşamlara kadar kaymak beni çok mutlu ediyor. Kış yemekleri de çok güzel oluyor. Annemin yaptığı pırasa, kereviz ve ıspanak yemeklerinin tadını çok seviyorum. Her şeyi ile kışı seviyorum.  Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Uzaydaki Kaynaklar Gelecek Nesillerin Hakları Gözetilerek Sorumlu Bir Şekilde Paylaşılmalıdır

 

Uzaydaki Kaynaklar Gelecek Nesillerin Hakları Gözetilerek Sorumlu Bir Şekilde Paylaşılmalıdır


Uzayda bulunan kaynakların maden, enerji kaynakları, Ay veya asteroidlerdeki değerli minarellerin ( İçme suyu, oksijen üretimi, roket yakıtı, demir, titantum, alüminyum, altın, nikel, platin, kobaşt, kimi nadir bulunan minareller vb) yalnız bugün değil gelecek kuşakların çıkarları da düşünülerek kullanılması gerekir.


Sevgili Öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

 Kaynaklar sınırlıdır. Uzayda çok büyük miktarda kaynak olsa da bunların çıkarılması, ve kullanılması zor ve maliyetlidir. Eğer bugünkü kuşak bu kaynakları sınırsız gibi kullanırsa ilerideki kuşaklara bundan faydalanamaz ve çok zor durumlara düşer. Bunun için ölçülü kullanmak gerekir. Bugün elde edilen kaynakları yalnız ekonomik kazanç için tüketmek yerine uzun  vadeli etkileri, çevreye ve insanlığa vereceği zarar veya faydalar düşünülerek hareket edilmelidir. Gelecek kuşakların da bugünde hakkı vardır.


Sevgili Öğretmenim,

İşte tüm bunlardan dolayı uzaydaki kaynakları ölçülü kullanmak gerekir. Çevreye zarar vermeden kullanmak gerekir. Bilimsel etik kurallarını ihmal etmemek şarttır. Uzay kaynaklarını tek bir ülke veya şirketin tekeline bırakmamak gerekir. Kısaca uzaydaki kaynakları barışçıl ve adil bir şekilde, uluslararası işbirliği ile, tüm insanlığın faydasına olacak şekilde paylaşmak ve kullanmak gerekir. Hukuk ve etik kurallarına uymalıyız.

Hayvanların Hayvanat Bahçesinde Sergilenmesini Doğru Buluyor Musunuz?

 

Hayvanların Hayvanat Bahçesinde Sergilenmesini Doğru Buluyor Musunuz?


Hayvanların hayvanat bahçesinde sergilenmesini doğru bulmuyorum. Çünkü özgürlükleri elinden alınıyor ve kendi doğalarından alınıp başka ülkelere götürülüyor ve  bu da o hayvanın da tabiatına ters bir durumdur. İnsanları bir kafese kapatsanız ve her geçen hayvana insanları izletsek bunu doğru bulmazdık değil mi? Peki neden hayvanlara bu zulüm yapılıyor, onların aklı olmayabilir ama iç güdüleri vardır, kendi doğal yaşam alanları vardır, kendi yaşadığı topraklarda olan iç enerjileri vardır ve bizler bu enerjilerini öldürüyoruz.


Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

 Hayvanlar doğal yaşam alanlarından koparılmamalıdır. Çünkü onlar kendi doğalarında yaşamak için evrimleşmiştir. Beton kafesler veya dar olanlar onların doğal davranışlarını kısıtlar ve onları daha saldırgan hale getirebilir ay da onları daha ölü bir hale dönüştürebilir. Çok sayıda hayvan hayvanat bahçesinde devamlı kendi etrafında dönme, kendi tüylerini yolma, yorgunluktan güçsüz bir hale geliyorlar. Birazcık empati kursak aslında nasıl  büyük bir hatanın içinde olduğu fark edilir. 


Çünkü küçücük çocuklar onlar sergilendiği zaman onları canlı bir varlık gibi görmeyebilir ve hayvanları gösteri unsuru olarak görmeye başlarlar bir zamandan sonra. Bu da çocukları zaman içinde duygusuzlaştırır ve bilinçsiz kişiler olur. Bunun için hayvanlar özgür alanlarında olmalıdır. Sergilenmeleri asla doğru değildir. Konu hakkında anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Sahip Olduğumuz Şeylerin Kıymetini Bilmekle İlgili Konuşma

 

Sahip Olduğumuz Şeylerin Kıymetini Bilmekle İlgili Konuşma

 

İnsan sahip olduğu şeylerin değerini ancak onu kaybettikten sonra anlar ama iş işten geçmiş olur. Sahip olduğumuz her şeyin değerini bilmek, Allah’a hamd etmek insana yakışan en güzel erdemdir. Mesela gözlerimiz var görüyoruz, kulağımız var duyuyoruz, konuşuyor, öğreniyor, eğleniyoruz. İşte bunların değerini bilmek, anın tadını çıkarmak en güzel olanıdır. Sevdiklerimiz yanımızdaysa ailenin kıymetini bilmeliyiz, arkadaşlarımız yanımızda onların kıymetini bilmeliyiz. Kimseyi kırmamalıyız. Sonradan pişman olacağımız incitici davranışlarda bulunmamalıyız kimseye. Çünkü insan sevdiği şeyleri kaybedince çok pişman oluyor, kafasını duvarlara vuruyor ama ne yazık ki hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmuyor. Örneğin; Çok sevdiğimiz birini bir anlık öfke ile  herkesin içinde rezil etsek küçük düşürsek  ve o günün akşamı o kişinin o gün vefat ettiğini duysak ne kadar acı olur değil mi? Kişinin içinde büyük bir vicdan azabı kalır. Çünkü yaptığı şey çok yanlıştır. Hep çok sevdiği yakın dostunu kaybetmiştir hem de  onun değerini yaptığı saygısızca davranıştan dolayı bilememiştir. İşte bunların olmaması için yaşarken insanların kıymetini bilmeliyiz. Bize değer verenlere değer vermeliyiz. Maddi durumumuz orta halliyse, kimseye muhtaç değilsek ailemizi daha fazlasını yaptırmaya zorlamamalıyız. Olanla yetinmeyi bilmeliyiz ve kendimiz çalışmalı, kendimiz üretmeliyiz.


 Doğru, dürüst, güvenilir ve sadakatli kişiler olmalıyız. Var olanın değerini bilip ona sahip çıkmalı, kendimizi daha çok geliştirmeli ve daha çok şükretmeliyiz. Sadece insanların değil içinde yaşadığımız doğanın kıymetini bilmeliyiz. Havanın, suyun, toprağın, nefes almanın kıymetini bilmeliyiz. Özgürlüğün, mutluluğun, kimseye muhtaç olmamanın ne kadar güzel şeyle olduğunun farkındalığı ile yaşamaya devam etmeliyiz.

En Sevdiğim Oyuncak İle İlgili Konuşma


En Sevdiğim Oyuncak İle İlgili Konuşma


En sevdiğim oyuncaklarım yalnız bir tane değildir. Birden fazladır. Oyuncak arabalarım, toplarım, bilyelerim, futbolcu kartlarım, legolarımdır. İçlerinde en ama en çok sevdiğim ise legolarımdır. Minik minik legolarımla oynamak, onlarla farklı oyuncaklar yapmak için beni çok mutlu ediyor. Çünkü hem el becerim gelişiyor, gözlem yeteneğim gelişiyor ve odaklanma becerim gelişiyor.

 

Sevgili öğretmenim,

Renkli lego oyuncaklarımla istediğim her şeyi yapabiliyorum. Mesela gemi yapıyorum, futbol sahası yapıyorum, çok katlı binalar yapıyorum, araba yapıyorum. Harfleri ve rakamları yapıyorum ve hayal gücümle daha çok sayıda oyuncaklar yapıyorum. Yani oyuncaktan çok değişik oyuncaklar yapıyorum. Sadece eğlenmiyorum bunları yaparken aynı zamanda hayal gücüm gelişiyor, daha sabırlı bir insan oluyorum. Eğer yaptığım evleri, gemileri gelip de kardeşim yıkıyorsa çok üzülüyorum ve ağlamaya başlıyorum. Bu durumda annem kardeşimi uyarıyor  o da daha dikkatli oluyor.

 

Legolarımla oyun oynarken sabırlı olmayı öğreniyorum. Dikkatli oluyorum, yaratıcılığım artıyor.  Bazen de beğenmediğim bir oyuncağı dağıtıp tekrardan yaparak el becerimi daha da güzel hale getiriyorum. Bu da bana sorunlar karşısında yalnız bir çözüm yolu olmadığını birden fazla yollar olduğunu gösteriyor. Yani legolardan farklı şekilde aynı oyuncakları yapabiliyorum ve bu da beni mutlu ediyor. Mutlu oluyorum, kimi zaman legolarımla yatıyorum ve onlardan yaptığım oyuncakları çalışma masama koyuyorum ve çok ama çok mutlu oluyorum. Konu hakkında anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Yardımlaşma Nasıl Bir Davranıştır Konulu Konuşma

 

Yardımlaşma Nasıl Bir  Davranıştır Konulu Konuşma


“Acı çekebiliyorsan canlısın, başkasının acısını hissedebiliyorsan insansındır. der Rus edebiyatının dev yazarı Tolstoy. İşte başkalarını kendimizin yerine koymak, onların zor durumlarının farkında olup onlara yardım etmektir yardımlaşma. Çünkü bu davranış bir insan olma örneği, insanlık örneğidir.

 

Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

Yardımlaşma ve dayanışma olduğu zaman insan aha güzel bir görünür. Merhamet duygusu insana verilmiş en güzel ve anlamlı duygularından biridir. Merhametli insan yardım eder, düşenin elinden tutup kaldırır. Çünkü merhametli insanın vicdanı vardır, ruhu derin ve incedir. Yardımlaşmanın olduğu toplumlar arasında sevgi olur, ait olma olur. Kişi böyle toplumda yetiştiği için kendisini güvende hisseder ve manevi gücü yüksek bir toplumda yaşamak da o toplumu daha ileriye götürü ve diğer toplumlara da örnek olunur. Yardımlaşma yalnız birine yardım etmek, bir şey vermek değildir. Güzel duyguların, düşüncelerin eyleme dönüşmesidir, kalpten gelen bir iyilik duygusunun dışa yansımasıdır yardımlaşma.

 

Sevgili öğretmenim,

Sevgili Peygamber Efendimiz  Hz Muhammed (s.a.s)” Komşusu açken tok yatan bizden değildir." demiştir. İşte burada yardımlaşmanın ne denli bir erdem ve insana yakışan bir davranış olduğunu anlatmıştır. Çünkü komşum aç yatarken ben tok yatıyorsam ben henüz insan olma olgunluğuna erişememişimdir. Bunun için her zaman omuz omuza vermeliyiz, depremde, selde, çığ düşmesinde, kazalarda, belalarda her şeyde birlik olmalıyız ve daha çok güçlenip var olmaya devam etmeliyiz. Konu hakkında anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

İnsan Hayatı Boyunca Hangi Duygularını Kaybetmemelidir Konulu Konuşma

 

İnsan Hayatı Boyunca Hangi Duygularını Kaybetmemelidir Konulu Konuşma


İnsanoğlu farklı duygulara  sahip olur zaman zaman. Yaşadığımız olaylara göre değişiklik kazanır. Mesela bir şeye çok üzüldüğümüz zaman acı çekeriz. Birine acıdığımız zaman merhametli oluruz. Bir şeyden utandığımız zaman ar duygusuna sahip oluruz. Severiz, seviliriz, şaşırırız vb.


Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

Bana göre  insan hayatı boyunca ar duygusunu yani utanma duygusunu kaybetmemelidir.  Utanmaktan kastım kişinin haddini bilmesi gerektiğidir. Nerede nasıl davranışlar yapacağını bilmesi, ölçülü olması gerekir. Pişkin yani arsız olmamak gerekir. Mesela parası olduğu halde dilenen ve insanların duygularını sömüren insanda ar duygusu yoktur. Oysa evine ekmek alacak kadar parası bile yokken kimseye minnet duymayan kişi  ar duygusuna sahiptir. Yani haya duygusu çok değerlidir o kimse için. Çünkü belli bir duruşa sahiptir. İnsan  merhamet duygusunu kaybetmemelidir. Çünkü merhametli olmak insan kalbini canlı tutar. Merhameti kaybettiğimiz zaman vay bizim halimize. Çünkü o zaman insanlıktan da çıkmışız demektir. Yüce Allah'ın verdiği nimetlere şükran duymak yani minnettarlık duygusunu kaybetmemelidir. 


Umudunu kaybetmemelidir. Sevme duygusunu kaybetmemeli, merak duygusunu kaybetmemeli ve her şeyden önce adalet duygusunu kaybetmemelidir. Çünkü bir toplumda adalet yoksa orada ahlak da yoktur ve ahlak bozulduğu zaman da he şey kökten kötü olur. Adalet öldüğü zaman insanlık ölür. İnsan vicdan duygusunu kaybetmemelidir. Sabırlı olmalıdır. Neşeli olmalıdır, duyarlı olmalıdır. İşte tüm bu duyguları kaybetmediğimiz zaman daha iyi insan oluruz ve daha anlamlı bir hayat yaşarız. Konu hakkında söyleyeceklerim bunlardır. Beni ilgi ile dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim.