Konuşma örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konuşma örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İşi Olmayanın Aşı Olmaz Atasözü İle İlgili Konuşma

 

İşi  Olmayanın Aşı Olmaz Atasözü İle İlgili Konuşma


Kendinin veya ailesinin geçimini sağlamak için herhangi bir yerde çalışmayan kimsenin elinde yiyecek parası olmaz. Bunların yaşanmaması için çalışmak, üretmek ve kendi ayakları üzerinde olmak gerekir.


Sevgili Öğretmenim, değerli arkadaşlarım

İşi olmayan kimseler boş gezdikleri için zamanlarını boşa harcar. Zamanlarını yatarak değerlendiren bu tembel kimselerin ne kendisine ne de topluma faydası olur. Böyle olduğu zaman da başka insanların yardımına muhtaç kalır ve hazır yiyici olur. Böyle kimseler de yakınları tarafından ve toplum tarafından sevilmez. Oysa çalışan, üreten, alın teri döküp kendine ve ailesine yetebilen insanlar değerli insanlardır ve böyle insanlar kişinin yakınları tarafından da el üstünde tutulur.


 Çalışmamak bir zaman sonra insanı daha da tembel duruma düşürür ve kişi en basit işleri bile yapmaz ve bu da en çok kişinin kendi bedenine, kendi zihnine zarar verir. İşi olmadığı için ekmek alacak bile parası olmayan kişi kendini rezil eder ve ele güne muhtaç kalır. Kimse de böyle kişilere yardım etmek zorunda değildir. Sağlığı yerinde olan her kişi çalışmalı ve kendine yetebilmelidir. Bunun için de atalarımız İşi olmayanın aşı olmaz demiştir. İşi olan ise her türlü isteğine belli ölçüde ulaşabilir ve kimseden dilenmek zorunda kalmaz ve pişkin bir değil onurlu bir insan olur. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Ricardo Quaresma Konulu Konuşma

 

Ricardo Quaresma Konulu Konuşma

 

Futbola çok düşkün olduğum çin dünyada tanınmış futbolcuları da takip etmekten geri kalmıyorum. Ronaldo, Messi, Arda Güler vb tamam ama benim sevdiğim oyunculardan biri Ricardo Quaresma’dır.  Tam adı Ricardo Andrade Quaresma Bernardo olan Ricardo Quaresme 26 Eylül 1983 yılında Portekiz'in Lizbon kentinde dünyaya geldi. Çünkü bu büyük futbolcu bana daha yakın geliyor ve onu daha çok seviyorum ve ilgi ile takip ediyorum.


 Ricardo Quaresma kanat   pozisyonunda görev yapmış Portekizli eski futbolcudur. Dünya futbolunun sayılı yeteneklerinden biri olarak kabul edilen Quaresma, rabona ve trivela hareketleriyle tanınmaktadır.15 yıl boyunca Portekiz milli takım forması giymiştir.  Quaresma, 80 maçta forma giydi ve 10 kez gol atma başarısı gösterdi.  2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı kazanan takımın parçası olmuştur.


 Kanat mevkiinde oynayan başarılı futbolcu günümüzde Liga NOS takımlarından birisi olan Vitoria Guimaraes'da forma giymektedir. Bir dönem Beşiktaş futbol kulübünde de forma giymiştir. Futbolu oynayış tarzı, başarıları benim dikkatimi çekmiştir. Onu çok seviyorum ve o benim idolümdür. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Çalışkanlık İle İlgili Konuşma

 

Çalışkanlık İle İlgili Konuşma


Hayattaki amacımız sadece temel gereksinimlerimizi karşılamak olsaydı diğer canlılardan bir farkımız olmazdı. Yüce Alla bize akıl vermiştir. Bu akıl sayesinde neyin bizim için iyi neyin bizim için kötü olduğunu mantığımızla az buçuk anlarız. Çünkü aklı olan, aklını iyi kullanabilen insanlar çalışmanın ne kadar değerli bir hazine olduğunu bilirler. İnsan çalışmadığı zaman, üretmediği zaman, zihnini boş tuttuğu zaman o zihin bir zaman sonra gerilemeye ve normal işlevlerini bile zaman içinde kaybetmeye başlar. Oysa çalışarak okuyarak üreterek hayatını devam ettiren insanlar beyinlerini daha da çok geliştirir ve önüne bakmaya devam ederler. İşte bunun güzel sonucu da çalışkanlık olur, başarı olur, iyi bir gelir olur ve daha neler neler…

 

Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlar

Çalışkanlık aslında zor bir şey değildir. Yeter ki çalışmaya gönüllü olalım ve en ufak bir yokuşta hemen aşağıya inmeyelim Çalışmanın gerçekten zevkine varan kimseler bir daha bundan vazgeçemezler. Çünkü çalışmak, çalışkan olmak kişiyi bedenen ve ruhen diri tutar. Günümüzü gereksiz dedikodular ile, gereksiz videolar izleyerek geçireceğimize çalışarak geçirmek bizi daha kültürlü yapar. Bunun için de sürekli okumalıyız, araştırma yapmalıyız ve ülkemizi en iyi yerlere getirmek için elimizden gelen fedakarlığı da gösterebilmeliyiz. Mustafa Kemal Atatürk “Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır.” demiştir. İşte burada da vatanseverliğin çalışkanlıkla doğru orantılı olduğu bellidir. Çalışkan insanlar devamlı bir işle meşgul oldukları için ise sıkılmaya zaman dahi bulamazlar ve hayatları boyunca üretmeye devam ederler. Böyle insanlar gerçek vatansever insanlar, çalışkan insnalardır aynı zamanda.

 

Sevgili Öğretmenim,

Bizler bazen okuldan sıkılıyoruz, ödevleri yapmaktan sıkılıyoruz ve yan gelip yatsak diyoruz. Bunu anneme söylediğimde zamanında   okumayıp bir iş sahibi olmadığı için çok mutsuz olduğunu söylemişti. Her ne kadar ev hanımlığı da bir iş gerektirse de yine de kendi ayaklarım üzerimde durmak ve çalışmak isterdim dedi. Boş durmak başa beladır dedi. Çünkü insan boş durmaktan bir süre sonra sıkılıyormuş ve hayat çekilmez hale geliyormuş. İşte bunun için de çalışmak, çalışkan olmak gerekiyormuş. Ben de annemin bu sözlerinden feyz aldım ve bir daha çalışmaktan asla şikayetçi olmayacağım ve çalışarak  kendi ayaklarım üzerinde duracağım ve ülkemi çalışkan bir birey olarak temsil etmek için elimden gelene fedakarlıkları göstereceğim. Çalışkanlık ile ilgili şu sözü de daima hatırlayacağım:


“Çalışmak bizi şu üç büyük beladan kurtarır: Can sıkıntısı, kötü alışkanlıklar ve yoksulluk.” (Voltaire). Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Öğretmene Şiddet Olayları Hakkında Konuşma Hazırlayınız

 

Öğretmene Şiddet Olayları Hakkında Konuşma Hazırlayınız

 

Şiddet kime, nasıl, ne şekilde yapılırsa yapılsın şiddetin asla geçerli nedeni olamaz. Çünkü şiddet şiddeti doğuracak, toplumsala ayrışmaya neden olacak ve toplum içindeki birlik, beraberlik ve dayanışma yok olacaktır. Kadınlarımıza, çocuklarımıza, yaşlılarımıza gösterilen zorbalığın ve şiddetin hiçbir geçerli sebebi olamaz. Buna toplum olarak dur demeliyiz. Son zamanlarda şiddet öğretmenlere gösterilmeye başlandı. El birliği ile öğretmenlik mesleğini yerle bir etmeye başladık ve eğitimin neferi olan, bizlere yol gösteren kıymetli öğretmenlerimiz ne yazık ki kimi kendini bilmez öğrenciler ve veliler tarafından şiddete maruz kaldıklarına şahit oluyoruz.


Sevgili öğretmenim, değerli dinleyiciler,


İnternette bir gördüğüm bir yazıyı burada da paylaşmak istiyorum.

Öğretmene şiddeti, kadına şiddeti, doktora şiddeti, çocuğa şiddeti kınıyoruz ama görüyoruz ki çözüm değil. İzlediklerimiz, okuduklarımız ve yaşadıklarımızla şiddetin hayatımıza sinsi sinsi sızıp normalleştiği dünyada daha ciddi cezai yaptırımlar olması şart. Bir öğretmene doğrultulan silahla hepimizin geleceğini barut kokusu sardı duymuyor musunuz? Bu cesaret nereden geliyor sormuyor musunuz? Bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olacakken katili olmanın cezası ne olacak? Adalet ölüyor görmüyor musunuz? Gerçekten de bu yazıyı okuduğum zaman çok duygulandım. Çünkü hiç kimseye şiddet gösterilmemelidir. Bu insana yakışan bir davranış değildir. El birliği ile itibarı yok edilerek, beş kurşunla öldürülen 74 yaşındaki İbrahim Oktugan hocamız  ne yazık ki artık aramızda değil. Evinde bile oturmayıp bu yaşta çalışmak isteyen ve topluma faydalı olmak isteyen bu öğretmenimizin ne yazık ki canına kıyıldı. Sorumluların hepsi cezalandırılmalı ve gereken ağır yaptırımlar hemen  uygulanmalıdır.

 

Sevgili öğretmenim,

Zorunlu eğitim devam etmemelidir. İlk dört yol zorunlu olmalıdır. Zorunlu eğitimde öğretmen çocuklara bekçilik yapmak dışında bir şey yapamıyor. Okumak istemeyen öğrenci zorla okula geliyor, eğitim sürecini sabote ediyor, amacı eğitime devam isteyen öğrencilerin eğitim atmosferini bozuyor.. “Öğretmen Meslek Kanunu” olan ama içinde öğretmeni şiddete karşı koruyan hiçbir maddenin olmadığı kanun ne yazık ki öğretmenleri koruyamıyor. Eğitim çalışanlarına şiddet uygulanıyor. Vefat haberleri geliyor. On iki yıl zorunlu eğitim sevdasından berber, çırak bulunamıyor. Ara eleman neredeyse yok, yeni zanaatkâr yetişmiyor. Bu radikal karar çok gerekli. Zorunlu eğitim dört yıl olmalı! Öğretmen Meslek Kanunu ciddi revize edilmeli, eğitim çalışanlarına şiddete üst düzey cezalar verilecek maddeler eklenmelidir. Gecikmeden yapılmalıdır bunlar..  Yoksa daha çok şiddet  haberleri duymaya devam edeceğiz. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Yapay Tatlandırıcıların Zararları Konulu Konuşma

 

Yapay Tatlandırıcıların Zararları Konulu Konuşma


Günlük yaşantımızda kullandığımız doğal şekerler varken ne yazık ki yapay tatlandırıcıları soframızın baş tacı etmeye başladık ve bu da sağlığımızı tehlikeye atmak demektir. Normal şekerin bile fazlası zararlıyken yapay şekerin, tatlandırıcıların zararları kat kat fazladır.


Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

İnsan damak tadını neye alıştırsa bir zaman sonra o tatları arıyor ve artık kötü gıdalar bizde zararlı alışkanlıklara dönüşüyor ve kolay kolay vazgeçemiyoruz. N eyersen onu istiyorsun. Diline tatlı gelen, sana haz veren gıdaların diğer organlara ne gibi zararlar verdiğini gözünle göremiyorsun ama kısa zamanda kan değerlerinde çıkan şaşırtıcı sonuçlar seni bir hayli şaşırtabilir ve organlarına ne gibi zararlar verdiğini anlayabilirsin. Bunların olmaması için yapay tatlandırıcılardan uzak durulması gerekir.


Sevgili Öğretmenim,

Bu yapay tatlandırıcılar kan şekerini yükseltmeme ve düşük kalori içerme özellikleri olmasına rağmen insan vücuduna son derece zararlı etkileri vardır. En bilinen kanıtlanmış zararları obezite, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, kanser gibi hastalılardır. Özellikle kan şekerini yükseltmediği için diyabet hastaları tarafından sıklıkla tercih edilse de beyinde şekerin sebep olduğu tokluk hissini oluşturmadığı için daha fazla tüketime ve kilo alımına sebep olmaktadır. Diyet amaçlı olarak da düşük kalorileri nedeniyle bu tür gıdaları tercih edenler üzerinde de faydalı etkileri olmadığı klinik deneylerle kanıtlanmıştır. 

 

Bunun için yapay tatlandırıcıları hayatımızdan çıkarmalıyız ve her şeyin doğalına dönmeliyiz. Doğal olanı da ölçüyü kaçırmadan tüketmeliyiz ve genç yaşta sağlık sorunları ile karşı karşıya gelmemeliyiz. ağlık söz konusu olduğunda doğal tatlandırıcıların önemi daha da artmıştır. Elma özü, hurma suyu daha sağlıklı tatlandırıcılardır. Kesinlikle bu tür ürünlerin tercih edilmesi gerekir.  İnsan ne yerse ona dönüşür. Sağlıklı ürünleri   yersek bir sağlıklı  vücuda sahip oluruz. Sağlıksız gıdaları tüketirse genç yaşta sağlığımızdan oluruz sürekli sağlık problemleri ile uğraşmaya devam ederiz. Anlatacaklarım bunlardır. Konuşmama burada son vermek istiyorum. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Vatansever Bir İnsan Ülkesine Zarar Verecek Neleri Yapmaz Konulu Konuşma

 

Vatansever Bir İnsan Ülkesine Zarar Verecek Neleri Yapmaz Konulu Konuşma

 

Vatansever insan demek  vatanı için çalışan, vatanı için bilim yolunda, ilim yolunda ilerleyen kişiler demektir. Vatanseverlik vatani görevlerini zamanı gelince yapmak demektir. Örneğin askere gitmek, oy kullanmak gibi.

 

Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

Vatansever bir insan aylak olmaz. Yani tembellik yapmaz. Vatan millet, Sakarya deyip yan gelip yatmaz. Gerçek anlamda vatanını seven kimseler ülkemizin Nobel ödülünü alan Aziz Sancar gibi, uzaya giden ilk Türk astronot Alper Gezeravcı gibi ve daha sayamadığım nice vatansever insanlar gibi olur. Vatansever insan bayrağına saygılı olur. İstiklal Marşı okunurken hareket halinde olmaz ya da ciddiyetsiz davranışlarda bulunmaz. Vatanına içten bağlı olur ve çok çalışır, vatanını en iyi yerlere getirmek için çalışmayı hayatının bir alışkanlığı yapar.

 

Sevgili Öğretmenim,

Vatanını seven insan oyunu kullanır. Mutlaka yaşı geldiği zaman oyunu kullanır, seçme seçilme hakkını yerine getirmiş olur. Vatanını seven bir insan iki yüzlü olmaz. Riyakar olmaz. Yalancı olmaz. Doğru, dürüst ve güvenilir bir insan olur. Akılcı olur ve bilimi kendine rehber edinir. İnsanların gözünün içine baka baka yalan söylemez. Devlet malına zarar vermez ve devlet malını çalmaz. Vatanını seven insan adaletsizlik yapmaz ve her türlü adaletsizliğe hayır der. Kaba kuvvet kullanmaz. Sorunları şiddetle değil insani davranışlar ile çözmeye çalışır.

 

Sevgili dinleyiciler,

  Vatanını seven insan Batı’nın yaşamını örnek almaz, Batı’nın bilimi örnek alır. Ana dilini unutmaz ve ana diline sahip çıkar. Günlük konuşmalarında ana dilinin içine yabancı kelimeler serpiştirmez. Milli benliğini, kültürünü ve ana dilini korur ve benimser. Yani özünü unutmaz: Geçmişine sahip çıkar ve geçmişinden ders çıkarır.  Vatanının havasını, suyunu, toprağını kirletmez. Ormanlarına sahip çıkar, vatanını ağaçlandırır ve ormanlık alanlarda ateş yakmamaya gayret gösterir. Vatanının tarihi ve doğal güzelliklerinin farkında olur ve onlara asla zarar vermez. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

İyi Bir Misafir Olmak İçin Ne Yapmalıyız Konulu Konuşma

 

İyi Bir Misafir Olmak İçin Ne Yapmalıyız Konulu Konuşma


Misafir olarak gittiğimiz yerde davranışlarımıza dikkat etmeliyiz. Ev sahibi gibi davranmamalıyız ve gevşek hareketlerde bulunmamalıyız.


Sevgili Öğretmenim,

Kadim kültürümüzde misafirliğe çok önem verilir ve eve gelen kişiler Tanrı misafiri olarak görülür ve onlar için ev sahibi elinden gelen hizmeti yapar. Ev sahibi elinden geleni yaparken de misafir ona yardım etmelidir. Ev sahibi misafire, misafir de ev sahibine  karşı kibar olmalıdır. Tatlı dil ve güler yüz daim olmalıdır. Misafir ev sahibi gibi davranmamalı, ev sahibine yaptığı işlerde bilgiçlik taslamamalıdır. Yani misafir kendini bilmeli, nasıl davranacağını bilmeli ve ona göre hareket etmelidir. Ev sahibinin önüne getirdiği ikramlıkların tadına bakmalı ve ev sahibine emekleri için teşekkür etmelidir.  Yani Önüne gelen yiyeceklere burun kıvırmamalıdır. Önüne ne konulduysa onu yemeli ve ev sahibine de teşekkür etmeyi bilmelidir.

 

Sevgili öğretmenim,

Misafir gittiği yeri kendi evi gibi kullanmamalı, gittiği yerde de günlerce yatılı kalmamalıdır. Yoksa ev sahibine bıkkınlık verir ve böyle kimseler bir daha eve kabul edilmez. Bunun için misafir nezaket sahibi insan olmalı, yerini bilmelidir. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Bir Arkadaşın Kalbini Kırsa Tepkin Ne Olurdu Konulu Konuşma

 

Bir Arkadaşın Kalbini Kırsa Tepkin Ne Olurdu Konulu Konuşma

 

 Kalp kırmak hele hele başka insanların yanında arkadaşlarımızı rencide etmek insana yakışmayan kötü bir davranıştır. İnsanları kırmamak gerekir. Nezaket sahibi olmak ve kibar olmak gerekir.


Sevgili öğretmenim,


Bir arkadaşım kalbimi kırsa bu durumda çok üzülürdüm. Kalbim acırdı. Zaten duygusal biri olduğum için, biraz fazla da alınganlık olduğu için daha çok üzülürdüm ve arkadaşımın yaptığı bu hadsizliğin etkisinden uzun süre kurtulamazdım. Kendimi değersiz hissederdim ve çok üzülürdüm. O arkadaşımı belki bir gün affederdim ama onunla eskisi gibi olmazdım. Araya mesafe koyardım. Çünkü insanları kırmak, dökmek kolay olmamalı. Hiç kimse aklından geçirmediği şeyi bir anda dile dökmez. Arkadaşım da bana söyleyeceklerini içinden  ve aklından geçirdiği için bir anda kalbimi kırmış olabilir ve bu da beni derinden yaralar.

 

 Gelip benden samimi olarak özür dilerse onu affedebilirim ve bir daha yapmazsa onunla eskisi gibi arkadaş olabilirim ama eskisi  gibi aşırı samimi davranışlarda bulunmayabilirim. Çünkü ben onu kırmayı hiçbir zaman aklımdan dahi geçirmemişimdir. Bırakın kırmayı hep alttan aldığım zamanlarda olmuştur diye düşünürüm. Arkadaşım kalbimi kırdığı zaman ona bu davranışının yanlış olduğunu,  benimle bu şekilde konuşmaması gerektiğini güzel bir dille ifade ederim ve asla nezaketsizlik yapmam. Tepkim de gayet de anlaşılır olurdu ve kırıldığım bir şeyde de onu uyarırdım. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum öğretmenim.

Okulda ve Evde Disiplinli Olmanın Önemi İle İlgili Konuşma

 

Okulda ve  Evde Disiplinli Olmanın Önemi İle İlgili Konuşma


Disiplin hayatımızı düzene sokar ve insanı daha özgür hale getirir. Çünkü hayatı belirli bir plan ve program doğrultusunda yaşayan insanlar çalışkan olur ve yaptığı işten de büyük verim alır.

Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

Okulda, evde kısacası hayatımızın her alanında disiplinli olmak gerekir. Çünkü disiplin demek düzen demektir, boş yere vaktini boş işlere harcamamak demektir. Disiplinli olduğumuz zaman kalan zamanlarımızda istediğimiz, sevdiğimiz etkinlikleri de yapabiliriz. Okulda disiplinli olmalıyız. Bunun için biz everilen ödevleri zamanında yapmalıyız ve derslerimize çok iyi çalışmalıyız. Okul eşyalarına kısacası okul malına zarar vermemeliyiz. Öğretmenlerimizi derste iyi dinlemeliyiz ve not tutmalıyız. Belir bir düzenimiz olmalıdır. Aşırı rahat hareketlerde bulunarak dersin dikkatini dağıtacak hal ve hareketlerde bulunmamalıyız. Okul kurallarına uymalı, okulumuzu ve öğretmenlerimizi sevmeliyiz.

 

Sevgili öğretmenim,

Eve geldiğimiz zaman da ev kurallarına uymalıyız. Mesela odamızı dağınık bırakmamalıyız. Annemiz ev işlerinde yardımcı olmalıyız ve evimizi devamlı düzenli bırakmalıyız. Böylece her gün düzenli olmak kişinin başka alanlarda da disiplinli ve çalışkan olmasını sağlar. Bu da hayatımızın başka alanlarına olumlu yönde etki eder. Mesela disiplinli çalışmak, düzenli olmak bizi hem çalışkan, hem gayretli insan yapar ve toplum içinde değerli bir insan oluruz. İşini düzenli yapan, sevilen sayılan kimseler oluruz.  


Disiplinli olmak, başarılarımızı artırır, çevremize örnek olur ve toplumda daha iyi bir birey olmamızı sağlar. Bu nedenle, disiplinli bir yaşam tarzı benimsemek, bizim ve çevremizdeki insanların mutluluğu ve başarısı için çok önemlidir. Disiplin insan yaşamını daha zevkli hale getiriri. İşlerimizi zamanında yapmanın verdiği özgüven sayesinde daha mutlu oluruz ve bu da insanlar ile aramızdaki iletişimi ve etkileşimi daha iyi hale getiriri. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Hayvanların Yaşadığı Sorunlar Nelerdir Konulu Konuşma

 

 Hayvanların Yaşadığı  Sorunlar Nelerdir Konulu Konuşma


 Korunmaya en çok muhtaç olan, insanların sevgisine ve merhametine muhtaç olan canlılardır hayvanlar. Onlara karşı yapılan acımasız davranışlar insanoğlunun nasıl bir canavar olabileceğini, insanlıktan çıkabileceğini gösteriyor. Özellikle de son zamanlarda hayvanlara karşı yapılan acımasız davranışlar hayvan severleri daha doğrusu içinde merhamet taşıyan vicdanları harekete geçirdi ve iyi insanlar hayvanlara yapılan kötülükle karşısında isyan etmeye başladı.

 

Sevgili öğretmenim, değerli dinleyiciler

 

Masum canlı olan hayvanların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri de  barınma sorudur. Özellikle kış mevsiminin soğuk ve yağışlı dönemlerinde barınma ihtiyaçları daha önemli bir hale geliyor. Barınakları olmayan hayvanlar acınası bir durumda yaşıyor ve bu da beni  derinden yaralıyor. Kimi acımasız insanlar onların önüne zehir koyuyor ve hayvanların göz göre göre ölmesine eden oluyor. Bir diğer sorun ise beslenmedir. Kışın aşırı soğuklarda yiyecek bir şey bulamayan hayvanlar açlıktan ya çok zayıflıyor, ya hasta oluyor ya da hayatını kaybediyor. 


Bir başka soruna baktığımızda şunu söyleyebiliriz: Trafik kazaları. Sürücülerin dikkatsizliği, umursamazlığı, sokak hayvanlarının maalesef sıklıkla karşılaştığı sorunlardan biridir. Hatta  kimi sürücüler aracıyla çarptığı bir sokak hayvanını, orada yaralı bir şekilde bırakıp giderek ölümüne sebep olabilmektedir. İnip o hayvana bakma zahmetinde bile bulunmayan yüreksiz kimselerdir bunlar. Bu da çarpan insanın ne yazık ki insanlıktan nasibini almadığını gösterir. Hayvana merhameti olmayanın ne yazık ki insana hiç merhameti olmaz diye boşa denilmemiştir.

 

 Hayvan hakları konusunda  da kanunlar ne yazık ki yetersizdir ve yeteri kadar yaptırım uygulanmamaktadır. Bu da hayvanların karşılaştığı farklı sorunlardan biridir. Bu sorunların ortadan kalkması için el birliği ile mücadele etmeliyiz ve “önce zarar verme” ilkesi ile hareket etmeliyiz. Onlar için elimizden gelen fedakarlıkları yapmalıyız ve onların da bir can taşıdığını, sevgiye ve ilgiye muhtaç olduklarını asla ve asla  ve asla unutmamalıyız.

Alçakgönüllülük İle İlgili Konuşma

 

Alçakgönüllülük İle İlgili Konuşma


Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren, mütevazi ve başkalarını küçük görmeyen insanlara alçak gönüllü denir. Özellikle yaptığı herhangi bir iş ya da karakteri açısından kendini övmeyen insanlardır. Mütevazi, insanlara tepeden bakmayan, övünmeyi sevmeyen ve gösterişten uzak duran insanlar alçakgönüllü insanlardır.


Sevgili öğretmenim,

Alçakgönüllü insanlar gösteriş meraklısı olmayan, özünde iyi olan, benliğine saygı duyan kimselerdir. Böyle kimseler çıkarcı kimseler değildir. Bir işi karşılık için yapmazlar ve kimseden beklenti içine girmeden yaparlar. Kibirli kimseler değildir. Alçakgönüllü insanlara çok fazla konuşmazlar ve kendilerini çok fazla övmezler. Genelde onları başkaları över. Biri beni övdü diye de böbürlenmezler. İnce düşünceli insanlardır. Hassas oldukları için kötü insanların merhametsiz davranışları karşısında çabuk üzülüp duygularını belli eden kimselerdir. Onun için  kendini bilen kimseler, vefalı olan kimseler alçakgönüllü insanları üzmemeli, onların değerini bilmelidir. Böyle kimseler çevreleri tarafından aranan, sevilen ve sayılan kimselerdir.

 

Sevgili öğretmenim,

Yetinmeyi bilen, açgözlü olmayanlardır böyle kimseler. Kimseye karşı kin beslemezler ve yüreği sevgi ve şefkat dolu insanlardır. Ukalalık ile öz güven arasındaki ince çizgiyi bilirler. Hep benim olsun istemezler kendilerinde olandan başkasının da sahip olmasını isterler. Yüksekliği istedim, onu alçakgönüllülükte buldum der  Hz. Ali. Bundan dolayı her zaman alçakgönüllü olmalıyız. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.

En Mutlu Olduğun Bir An İle İlgili Konuşma Hazırlayınız.

 

En Mutlu Olduğun Bir An İle İlgili Konuşma Hazırlayınız.

 

Bundan yıllar önceydi. Henüz yedi ya da sekiz yaşlarındaydım. Bizim güzel bir elma bahçemiz vardı. Bahçedeki elmalarımız kasalara doldurulmuş ve  işçiler tarafından toplanıp başka şehirlere gönderilmek için yollanmıştı. Bahçemiz büyük olduğu için yıllık tonlarca elma çıkıyordu.  Kayseri’nin Yahyalı İlçesi zaten elması ile ünlü bir yerdir. Bu elma sayesinde babam kazanç elde ediyor elde ettiği kazanç ile de ailesinin geçimini sağlıyor ve bize en iyi şekilde bakmaya çalışıyordu. Babamın kazancı yıllık oluyordu ama yüklü miktarda da para alıyordu. Her yıl kardeşlerime, ablalarıma ve bana da yılda bir kez olmak üzere çok para veriyordu.

 

 Çünkü o gün elmalarımız satılmış oluyordu ve biz buna çok mutlu oluyorduk  Normal zamanlarda da harçlığımızı verirdi  canım babam ama elma satıldığı zaman  daha fazla  paramız olurdu ve sevinçten ne yapacağımızı şaşırırdık kardeşlerimle. Yine bir gün elmalarımız satılmış, babam yüklü miktarda para almıştı. Bizde kapının önüne oturduk ve babamın çarşıdan gelmesini bekledik. Çünkü para gelecekti ve o para ile birçok şeker, cip alıp arkadaşlarıma hava atacaktım. Onlara da ikram edecektim elbette. Bunun için de çok heyecanlıydık. Kardeşlerimle babamı beklerken o da ne bir de ne görelim babam yeni bir araba almış, onunla evimize doğru geliyordu. Arabamız olmuştu.

 

Heyecandan ne yapacağımı şaşırdım ve mutlulukla oynamaya, gülmeye başladım. Arabamızın rengi griydi. Babam arabadan indi ve o da çok mutlu görünüyordu. Canım babam emeklerinin karşılığını almıştı ve artık bizim de bir arabamız olmuştu. Belki çok pahalı, çok lüks bir araba değildi ama bizim her şeyimiz olmuştu  o araba. Ayağımızı yerden kesmişti ya ne ne isteyelim Allah’tan. Çünkü arabamız olsun çok istiyorduk ailece. Kimseye muhtaç olmak istemiyorduk ve Allah da bizi muhtaç etmedi. İşte bu benim hiç unutamadığım güzel anılarımdan biridir. Şimdi bile anlatırken içimi heyecan kaplıyor ve yüzümde derin bir tebessüm oluyor ve duygulanıp geçmiş yıllara gidiyorum.

Azim Dost Olunca Başarı Yoldaş Olur Sözü İle İlgili Konuşma


Azim Dost Olunca Başarı Yoldaş Olur Sözü İle İlgili Konuşma

 

Bir kimsenin bir işteki engelleri yenme istenci, istek ve kararına azim denilir. Azimli insan aklına koyduğu bir işi yapmak için sabırla işine koyulur ve işini başarana kadar mücadelesine, çalışmasına devam eder. Asla pes etmez. Çünkü pes ettiği an başarı da gelmeyecektir. Başarı ancak azimle olacaktır:  Bunun için de azim dost olunca başarı yoldaş olur. denilmiştir. Yani azimli kişi çalışmasının ve alın terinin sonucunda başarı sağlayacaktır. Zorluklar kolaylıkları beraberinde getirecek, mutluluk gelecek, para gelecek, zafer çalışan ve azimli olan kişinin olacaktır.


Sevgili öğretmenim,


Atalarımız da azim ile ilgili çok güzel bir söz söylemiştir: “Azimli sıçan duvarı deler.” Sabırla çalışan, kararlı kişilerin başaramayacağı iş, üstesinden gelemeyeceği zorluk yoktur. Böyle insanlar için başarı kaçınılmaz olur. Onun için de azim ile dost yoldaştır denilmektedir. Hayatta kendimize göre planlarımız olmalıdır. O planın gerçekleşmesi için de disiplinli bir şekilde , bıkmadan, usanmadan çalışmaya devam etmeliyiz. Ancak o zaman başarılı oluruz. Başarı da beraberinde mutluluğu getirir.

 

Kişi yeter ki kararlılıkla yoluna devam etsin ve en ufak bir zorlukta hemen amaçlarından vazgeçmesin.  Azim ile ilgili şu  sözü de  çok önemlidir: “Azim paha biçilmezdir.  Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla  uğraşmaktan vazgeçemediğimden başarıyorum.” der Albert Eınstein. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Kültür Nedir, Kültürümüzü Nasıl Zenginleştirebiliriz Konulu Konuşma

 

 

Kültür Nedir, Kültürümüzü Nasıl Zenginleştirebiliriz Konulu Konuşma

 

Bir toplumun maddi ya da manevi değerlerinin hepsine birden kültür denilir. Ya da şu şekilde kültürü tanımlayabiliriz: tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan her türlü değerlerle bunları kullanmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümüdür.

 

Kültür bir toplumun değerleridir, Bu değerler; dilden edebiyata, sanattan mimariye, gelenekten göreneklere, folklordan kıyafete, barınmadan süslenmeye kadar birçok alanı kapsamaktadır. Onun için kültürümüzü iyi bilmeliyiz. Bunun için önce tarihimizi iyi öğrenmeliyiz.

 

Sevgili öğretmenim,

 Tarihimizi iyi öğrendikten sonra geleneklerimizin ne olduğunu öğrenmeliyiz. Örneğin geleneksel oyunlarımızı gençlere daha iyi öğretmek için bunları gün yüzüne çıkarmalıyız ve eskiden oynanan oyunları popüler hale getirmeliyiz. Yöresel kıyafetleri günümüze uyarlayarak dikkat çekici hale getirebiliriz. Şarkıları, türküleri günümüze göre uyarlamalıyız. 


Geleneklerimizdeki güzellikleri daha ilgi çekici ve daha güzel hale getirerek kültürümüze katkı sağlayabiliriz. Vatanımıza sahip çıkacak nesillerin yetişmesi için kültürümüz korumalı, kültürel benliğimiz de kaybetmemeliyiz. Böylece başka ülkelere benzemek yerine kendi özümüze dönmüş oluruz ve değerlerimiz de sonsuz kadar yaşamaya devam eder. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Denize Düşen Yılana Sarılır Atasözü İle İlgili Konuşma

 

Denize Düşen Yılana Sarılır Atasözü İle İlgili Konuşma


Kötü bir durumla karşı karşıya kalan kişi kendini bu durumdan kurtarmak için iyi veya kötü, dost veya düşman ayırt etmeksizin herkesten yardım isteyebilir. Bu çıkmazdan kurtulmak için de Denize düşen yılana sarılır denilmiştir.

 

Sevgili öğretmenim, değerli dinleyiciler,

Kötü ve zor bir durumla karşı karşıya kaldığımız zaman gururu bir kenara bırakıp en yakın düşmanınızdan ya da diğer yakınlarımızdan yardım isteyebilir, onlara muhtaç olabiliriz. Bu durumda küslüğü, aradaki kırgınlıkları hemen bir kenara atıp bir an önce o kötü olayın içinden çıkmak, kurtulmak isteriz. Bunun için de yardımın kimden gelmesi önemli değildir. Yeter ki yardım gelsin, yeter ki iyi olalım, zorluktan kurtulalım mantığı vardır bu atasözünde. Buna örnek şunu verebilirim: Yaşar Kemal’in İnce Memed adlı romanında köy ağalarından sıkça bahsedilir. Köylüye zulmeden, köylüye her türlü kötülüğü eden ağalar tam bir kibir abidesidir. Kendi köylüsünü aşağılayan, ezen, hak ettiği emeği vermeyen kişilerdir bu ağalar.

 

 İnsanlardan ağadan korktukları için ona boyun eğerler. Aslında iç içte ağadan nefret ederler ama mecbur kaldığı zaman da ne yazık ki ağaya yalvarmak zorunda kalırlar. Çünkü ağa zengindir, imkanları vardır. Mesela köyde bir  kişi zor durumda kaldığı zaman ağaya yalvarır ve ondan yardım ister. Çünkü o kişi bir an önce içine düştüğü kötü durumdan kurtulmak ister ve düşman da olsa, nefret ettiği ağadan yardım ister. İşte bunun için de Denize düşen yılana sarılır diyebiliriz. Benim bu atasözünden anladıklarım ve anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Akran Zorbalığı İle İlgili Konuşma

 

Akran Zorbalığı İle İlgili Konuşma


Akran zorbalığı; akran grubu içinde  duygusal, fiziksel ya da sosyal biçimde zarar veren, tekrar tekrar yaşanan saldırgan davranış biçimidir. Bu durum okul ortamlarında çok  karşılaşılan bir durumdur. Akran zorbalığını önlemek için farkındalık yaratmak, empati geliştirmek ve kişinin kendisini  güvende hissettirmek son derece değerlidir.

Sevgili öğretmenim,

Yapılan araştırmalara akran zorbalığı genel yedi ile on beş yaş arasında daha sık görülen bir durumdur. Akran zorbalığının nedenlerine bakacak olursak şunları söyleyebiliriz. Çocuğun kendisini güçlü gösterme isteği, çocuğun ailesi tarafından evde zorbalığa maruz kalması ve bundan dolayı da zorbalığa uğrayan çocuğun başka çocuklara kendisine yapılanın aynısını yapma, güç gösterme  dikkat çekme, şov yapma durumları,  sosyal medyanın etkileri, arkadaş grubu baskısı gibi akran zorbalığının nedenleri arasında yer alır. Genelde içine kapanık, çekingen çocuklar zorbalığa uğrayan masumlardır.

 

Sevgili öğretmenim,

Akran zorbalığı da kendi içinde alt bölümlere ayrılmıştır. Bunları kısaca başlıklar halinde anlatmak istiyorum. Sosyal akran zorbalığı,  siber ekran zorbalığı, eşya zorbalığı,  duygusal akran zorbalığı, sözel akran zorbalığı, fiziksel akran zorbalığı, cinsel akran zorbalığı şeklinde sıralayabiliriz. Akran zorbalığına uğrayan kişilerde şunlar görülür: sağlık sorunları, uykusuzluk, anksiyete,   stres bozuklukları, kendi iç dünyasına kapanma ve insanlardan uzaklaşma vb. şeklinde sıralayabiliriz.


Akran zorbalığını yapan kişide ise şunlar gözlenir: Kurallara uymamaktan dolayı ortaya çıkan öfke krizleri ve öfkeye hakim olamama,  can yakan hareketlerde bulunma, empati duygusundan yoksunluk şekilde görülebilir. Akran zorbalığına şahit olan çocuklarda görülen davranış sorunları ise şunlardır. Zorbalığı izleyen kişi kendinde de suçluluk duygusu hisseder. Çünkü zorbalığı kendisi yapmamıştır ama yine de zorbalığa uğrayan kişiye üzülür ve bundan dolayı acı çeker. Bir ikinci sorun ise şu şekilde ortaya çıkabilir: mağdurun zorbayı kışkırtarak bu davranışı hak ettiği yönünde olur.

 

Sevgili öğretmenim,

Akran zorbalığının sonuçları ve etkileri ise şunlardır:

Zorbalığına uğrayan kişiler, uyum konusunda çeşitli problemler ile karşılaşabilir. Günlük hayat katılmak onlar için bir hayli zorken travma ve özgüven problemleri ile karşılaşabilirler. Akran zorbalığından korunmak için yapılması gerekenler ise şunlardır: Kişinin zorbalıkla mücadele edebilmesi için kendisini koruması ve güvende hissetmesi gerekir. Yani çocuklara güven duygusu aileleri tarafından, öğretmenleri tarafından aşılanmalıdır. Özgüvenin gelişmesi adına da zorbalıkla karşılaşılan ortam dışında sosyalleşme, çeşitli kurs ve aktivitelere katılma, ebeveyn ve öğretmenden alınan cesaretlendirici sözler gereklidir.  Okulda bununla ilgili programlar yapılmalı ve canlandırmalar yapılarak çocukların empatiii duyusunun gelişmesi sağlanmalıdır. Her çocuğun biricik ve değerli olduğu anlatılmalı, zorbalığın acizlik olduğu, güçsüzlük olduğu, güvensizlik olduğu çocuklara anlatılmalıdır.

 

Sevgili öğretmenim,

Aile bireyleri çocuklarına bu konuda destek olmalı, aile içinde kesinlikle şiddete yer verilmemelidir. Kişinin ailesi ile kuracağı  sağlıklı iletişim, çocuğun ailesi ile durumu paylaşması ve olayların tramvatik sonuçlara ulaşmadan çözümlenmesine yardımcı olabilir. Akran zorbalığı ile ilgili şu söz de çok anlamlıdır: “Zorbalık karşısında duyarsız kalan bir toplum, zehirlenmiş demektir.” Dostoyevski. Onun için zorbalığa dur denilmelidir. Zorbalığa uğrayan çocuk yaşadığı her şeyi ailesinden gizlemeden onlara anlatmalı, ailesinden  zorbalık görüyorsa bunu öğretmenlerine anlatmalıdır.


Sevgili öğretmenim,

Akran zorbalığına uğramış bir bireye yardımcı olmak istiyorsak en fazla bu duruma sessiz kalmayarak işe başlayabiliriz ve o kişiye elimizden gelen yardımı etmeliyiz.  Akran zorbalığı genelde okullarda, mahallede, sosyal medya, gezi kulüpleri gibi ortamlarda görülür. Akran zorbalığını kendi haline bırakmak doğru değildir. Kendi haline bırakılırsa geçmez Çocuğu zorbalığa maruz kalan aile ilk olarak sakin olmalıdır. Çocuğunu cesaretlendirmeli ve olayı yakından izlemelidir. Durumu okula bildirmelidir. Çocuğu zorbalık yapan aile ise şunu yapmalıdır: Çocuğu ile iletişim halinde olmalı ve yaptıklarının doğru olmadığını ona güzel bir şekilde ifade etmelidir. Çocuğun enerjisini başka alanlara çekmelidir. Örneğin bir spor dalına yazılma, bir müzik kursuna gitme gibi. Çocuğun özelliklerine bağlı olarak zorbalık önlenebilir. Ortaöğretim kurumlarında bu durum  disiplin suçu olarak kabul ediliyor olup akran zorbalığı cezası; kınama, uyarı şeklinde çeşitlendirilebilir.


 Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Doğada Sessiz Bir Kaçamak Mı Sizi Daha İyi Dinlendirir, Yoksa Şehirde Kültür Turu Yapmak Mı? Hangisi Daha Enerji Verir Konulu Konuşma

 

Doğada Sessiz Bir Kaçamak Mı Sizi Daha İyi Dinlendirir, Yoksa Şehirde Kültür Turu Yapmak Mı? Hangisi Daha Enerji Verir Konulu Konuşma


Doğada sessiz kaçamak yapmak ya da şehir turuna çıkıp çıkmamak kişinin kendi zevkine göre değişen bir durumdur. Ben doğayı da , doğa ile baş başa kalmayı çok severim ama bu ikisinin arasında şehir turuna çıkıp kültür turu yapmayı daha çok isterdim. Çünkü doğada istediğim zaman gezintilere çıkabilir, kendimi dinleyebilirim ama şehirde kültür turuna çıkmak beni daha aktif kılar ve daha yeni şeyler öğrenirim.


 Tarihi yerlere gitmek, oraları gezmek, görmek, tarihin kokusunu almak bana güç veriri ve kendimi daha mutlu ve daha iyi hissederim. Böylece daha enerjik olurum. Gittiğim şehrin gezilecek her yerini gezerim. Yeni bilgiler öğrenirim, yeni yerler gezmiş olurum ve bu da beni hem daha kültürlü, hem daha dinç yapar. Bir kere gezmek başlı başına keyifli bir iştir zaten. Hele  bir de kültür turuna çıkıyorsanız bu beni daha da eğlendirir ve unutamayacağım güzellikler yaşarım. 


Hem de farklı yerler, farklı dokular, farklı lezzetler kişiyi daha aktif kılar. Bunun için tabi ki de şehirde kültür turuna varım. Kesinlikle kültür turu daha eğlenceli olur diyorum. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Hazıra Dağ, Sıcağa Kar Dayanmaz Atasözü İle İlgili Konuşma

 

Hazıra  Dağ, Sıcağa Kar Dayanmaz Atasözü İle İlgili Konuşma

 

Çalışmadan, üretmeden devamlı hazırda bulunan para kullanıldığında gün gelir o para suyunu çeker. Üstüne bir şey konulmadan yapılan sürekli harcamalar, en büyük birikimlerin zaman içinde tükenmesine neden olur. Onun için bir yandan harcarken diğer yandan da kazanmaya bakmalıdır. Bu atasözümüz hazıra dağlar dayanmaz atasözümüz ile de aynı anlama gelir.

 

Sevgili öğretmenim, değerli dinleyiciler.

Hayatta geçimizi sağlamak için çalışmak zorundayız ve kazandığımız parayı da gereksinimlerimiz doğrultusunda harcamak zorundayız. Elbette harcayalım, yiyelim içelim ama kazandığımız paranın hepsini kısa zamanda bitirmeyelim. Çünkü hazıra dağ, sıcağa kar dayanmaz. Bir yandan çalışmaya, bir yandan yemeye, gezmeye bakmalıyız. Tutumlu olmasını bilmeliyiz. Sahip olduğumuz parayı tamamen tüketmemeliyiz. Yoksa ileride çok zor durumlar bizi bekler ve sıkıntılarla baş başa kalırız. Bunların yaşanmaması için paranın kıymetini bilmeliyiz.

 

 Birikim yapmalıyız ve birikimimiz de har vurup harman savurmamalıyız. Harcıyorsak da bir yandan çalışmaya, üretmeye, kazanmaya devam etmeliyiz. İşte o zaman sıkıntı yaşamayız ve başka kimseye  muhtaç kalmayız. Kendi kendimiz yeteriz. Atasözü ile anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyor, konuşmama burada son veriyorum.

Edepli Edebinden Susar Edepsiz Ben Susturdum Zanneder Sözü İle İlgili Konuşma

 

Edepli Edebinden Susar Edepsiz Ben Susturdum Zanneder  Sözü İle İlgili Konuşma


Edep; toplumda oluşan töreye uygun davranış, utanma, çekinme, sıkılma gibi anlamlara gelir. Edepli insan ise haddini bilen nerede nasıl davranacağını öğrenmiş olan ve ahlaklı olan kimsedir. Mevlana “Edepli edebinden susar, edepsiz ben susturdum zanneder.” der.


Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

Edepli insan edepsiz insanla karşı karşıya geldiği zaman onun seviyesine inmez. Çünkü edepsiz olan kişi ağzına gelen her lafı çekinmeden söyler. Karşıdaki kişiyi incitip incitmediği onun umurunda bile değildir. Hadsizliğine durmadan devam eder, gönül yıkar, insanları bezdirir. Haksız olduğu yerlerde bile zeytinyağı gibi üste çıkmayı çok bilir ve insanları kandırmaya çalışır. Susan, edebinden sesini çıkarmayan insanı alt ettiğini zanneder ama herkes edepsizin arkasından kötü konuşur, edepliye ise hayran duyulur. Edepli bir kimse böyle kimselerle muhatap olmamak için, onun gibi edepsiz olmamak için susar ve kendisine olan saygısını korur. Böylece edepli insan toplum içinde de saygın bir konumda olur ve böyle kişilere karşı insanlar daha nezaketli davranmaya başlar. 


Çevremizde de edepsiz ve cahil kimseler varsa onlarla  kesinlikle münakaşaya girmemeliyiz. Çünkü onlar utanmazlığa alışmış,  ahlaktan yoksun varlıklardır. Allah kimseyi böyle insanlarla karşı karşıya getirmesin. Bu sözden anladıklarım ve anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz çok teşekkür ediyorum.

Hırsız İçeriden Olursa Kapı Kilit Tutmaz Atasözü İle İlgili Konuşma

 

Hırsız İçeriden Olursa Kapı Kilit Tutmaz Atasözü İle İlgili Konuşma


 İnsanın en yakını bütün sırlarını, zayıf yönlerini çok iyi bilir. Kişiyi hiç olmadık bir anda ve biçimde zarara uğratır. Onun vereceği zarar yabancının vereceği zarardan büyük olur. Bunun için de atalarımız hırsız içeriden olursa kapı kilit tutmaz demişlerdir.


Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,


İnsana en büyük kötülük genelde en yakınlarından gelir. Bizi tanımayan yabancı kimselerin bizimle bir derdi olmaz ki? Oysa bizi tanıyan, sırlarımızı paylaştığımız, mutlu ve mutsuz günlerimizi paylaştığımız, sevdiklerimiz dediğimiz, can bağı ile kan bağı ile bağlandığımız denilen kişiler takar bazen bize en büyük çelmeyi. Zayıf yönlerimizi çok iyi bilirle ren yakınlarımız. Hiç umulmadık bir anda biz en büyük kötülüğü yapabilirler ve bizi büyük bir hayal kırıklığına uğratabilirler. En büyük ihanet, en büyük sadakatsızlık en yakınlarımızdan gelebilir. Bu bizi çok üzer ve uzun süre kendimize gelemeyiz. 


Oysa aile bireyleri, aile yakınları sevdiklerine ihanet etmemeli, evdeki ger şey dışarıdaki insanlara anlatılmamalıdır. Evde olan ufacık bir sorunu ulusal sorun haline getirmemeli, aile bireylerini ele güne rezil etmemelidir kendini bilen kişi. Bu atasözünden anladıklarım ve anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.