Oruç Tutmanın
Bana Kazandırdıkları
Ramazan ayının gelmesiyle hepimizi tatlı bir heyecan sarar. Çünkü Ramazan; birlik, beraberlik, dayanışma ve empati ayıdır. Bu ayda insanlar birbirine daha çok yaklaşır, yardımlaşma ve paylaşma duyguları artar. Oruç tuttuğum zaman kendimi hem bedenen hem de ruhen daha huzurlu hissediyorum. Sanki iç dünyam sakinleşiyor, zihnim daha berrak oluyor.
Elbette orucun ilk günlerinde biraz yorgunluk yaşanabiliyor. Hafif baş ağrısı ya da karın ağrısı olabiliyor. Ancak bunun nedeni vücudun yeni düzene alışmaya çalışmasıdır. Birkaç gün sonra beden de bu duruma uyum sağlıyor. Sabretmeyi öğrendikçe hem bedenim hem de ruhum güçleniyor. Oruç tutmak beni mutlu ediyor. Çünkü oruçlu olduğum zaman davranışlarıma daha çok dikkat ediyorum. Kırmamaya, üzmemeye ve sabırlı olmaya özen gösteriyorum. Akşam ezanı okunup da ailemle birlikte iftar sofrasına oturmak ise tarifsiz bir mutluluk veriyor. Sıcacık aile ortamında yapılan iftar, günün tüm yorgunluğunu unutturuyor. O an, sahip olduğum nimetlerin kıymetini daha iyi anlıyorum. Oruç sayesinde aç kalmanın ne demek olduğunu hissediyor ve imkânı olmayan insanların hâlini daha iyi anlıyorum. Böylece empati kurmayı öğreniyorum. Paylaşmanın ve yardımlaşmanın önemini kavrıyorum. Bu da beni daha merhametli ve daha anlayışlı bir insan olmaya teşvik ediyor.
Gün içinde daha dikkatli ve bilinçli hareket ettiğimi fark ediyorum. Sabah saatlerinde daha enerjik olabiliyorum; işlerimi düzenli bir şekilde yapıyorum. Akşama doğru biraz yavaşlasam da bunun geçici olduğunu biliyorum. Çünkü gün boyu sabretmenin sonunda hem manevi bir huzur hem de içsel bir mutluluk kazanıyorum. Sonuç olarak oruç tutmak bana sabrı, şükrü, empatiyi ve paylaşmayı öğretiyor. Ramazan ayı sadece aç kalmak değil; aynı zamanda kalbimizi güzelleştirmek, davranışlarımızı düzeltmek ve daha iyi bir insan olmak için bir fırsattır. Bu yüzden oruç tutmanın bana kazandırdıkları, yalnızca bir ayla sınırlı kalmıyor; hayatımın her dönemine ışık tutuyor.
0 Comments:
Yorum Gönder
Deneme