En Sevdiğim Mevsim İle İlgili Tanıtım Yazısı

 

En Sevdiğim Mevsim İle İlgili Tanıtım Yazısı

 

En sevdiğim mevsim yaz mevsimidir. Çünkü yaz geldiği zaman güneşli günlerin sayısı artar. Hava daha sıcak olur; üşümeyiz, hatta bazen sıcaktan serinleyecek bir yer ararız. Yine de kışın soğuk ve kasvetli günlerine rağmen en çok yazı severim. Yaz bana mutluluğu, özgürlüğü ve enerjiyi hatırlatır.

 

Yaz mevsimi yılın en sıcak mevsimidir. Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarını kapsar. Güneş ışınları yeryüzüne daha dik geldiği için hava sıcaklığı artar, günler uzar ve geceler kısalır. Sabah erken saatlerde doğan güneş, akşam geç vakitlere kadar gökyüzünde kalır. Bu uzun ve aydınlık günler insanın içini kıpır kıpır yapar. Hava genellikle sıcak ve güneşlidir. Deniz sezonu açılır, insanlar tatile gider. Kimi deniz kenarında serinler, kimi köyüne ya da memleketine giderek doğayla iç içe zaman geçirir. Meyve ve sebzeler bol olur; karpuz, kavun, kiraz ve çilek gibi yaz meyveleri sofralarımızı süsler. Okullar kapanır ve öğrenciler yaz tatiline girer. Tatil demek dinlenmek, eğlenmek ve bol bol oyun oynamak demektir.

 

Yaz mevsiminde dışarıda daha çok vakit geçirilir. Arkadaşlarımızla doya doya oynarız. Denize girilir, dondurma yenilir, pikniğe gidilir, seyahat edilir. Akşamları serin havada yürüyüş yapmak, gökyüzündeki yıldızları izlemek de yazın ayrı bir güzelliğidir. Yazın doğa en canlı hâlini alır. Ağaçlar yemyeşil olur, çiçekler rengârenk açar. Tarlalarda buğdaylar olgunlaşır, bahçelerde meyveler yetişir. Sıcak havalarda serinlemek için dondurma yemek ya da soğuk içecekler içmek ayrı bir keyif verir.

 

Sonuç olarak yaz mevsimi; sıcaklığı, canlılığı ve getirdiği mutlulukla insanların en çok sevdiği mevsimlerden biridir. Güneşin altında geçirilen her an güzel bir anıya dönüşür. İşte benim en sevdiğim yaz mevsiminin özellikleri bunlardır.

Kara Oklar Çetesi Kitabı İle İlgili Test Soruları Ve Cevapları

 

Kara Oklar Çetesi Kitabı İle İlgili Test Soruları Ve Cevapları

 

1) Kara Oklar Çetesi adlı eser kaç bölümden oluşmaktadır?

A) 18
B) 20
C) 22
D) 25

 

2) Kitabın başkahramanları aşağıdakilerden hangisidir?

A) Erim – Nisan – Zafer
B) Erim – Sanem – Simin
C) Zafer – Ahmet Tevfik – Nisan
D) Erim – Muhittin Dede – Şinasi Albay

 

3) Olaylar hangi tarih aralığında geçmektedir?

A) 1919 – 1923
B) 29 Ekim 1923 – 10 Kasım 1923
C) 8 Ağustos 1928 – 29 Ağustos 1928
D) 1 Ocak 1930 – 15 Ocak 1930


 

4) Müzeyyen babaannenin verdiği ilk ipucu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Eski bir harita
B) Anahtar ve zarf
C) Kil tablet
D) Tahta sandık

 

5) Çocukların ilk çözdüğü bilmecenin cevabı nedir?

A) Kuyu
B) Çatı
C) Fırın
D) Bahçe kapısı

 

6) Yabancı adamların köşke gelme sebebi nedir?

A) Çocuklarla arkadaş olmak
B) Bahçeyi kiralamak
C) Köşkü satın almak istemek
D) Kitabı geri almak

 

7) Fırında bulunan iki önemli nesne aşağıdakilerden hangisidir?

A) Harita ve pusula
B) Kil tablet ve makine dişlisi
C) Altın anahtar ve yüzük
D) Eski bir fotoğraf ve mektup


 

8) Çocukların ulaştığı ve emanet mektubu saklayan kişi kimdir?

A) Muhittin Dede
B) Ahmet Tevfik
C) Şinasi Albay
D) Zafer

 

9) Kitabın sonunda yer alan “Yazarla Sohbet” bölümü ne amaçla yazılmıştır?

A) Yeni macerayı tanıtmak için
B) Okuyucuya kitap hakkında açıklamalar yapmak için
C) Kahramanları eleştirmek için
D) Tarihsel olayları değiştirmek için

 

10) Bu metne göre kitabın temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sadece hayal ürünü bir masal olması
B) Tarihsel unsurlarla zenginleştirilmiş bir macera olması
C) Bilim kurgu türünde yazılmış olması
D) Günlük tarzında yazılmış olması

 

 

Cevaplar

1.c  2.a  3.c  4.b 5.c 6.c 7.b 8.c 9.b 10.b


Açıklayıcı Metin Örneği

 

  Açıklayıcı Metin Örneği


Göç, savaş, reform ve ekonomik buhran gibi toplumsal olaylar sanatçının duygu dünyasını ve düşünce yapısını derinden etkiler. Sanatçı, içinde yaşadığı toplumdan bağımsız değildir; yaşanan her büyük değişim onun bakış açısını ve eserlerinin içeriğini şekillendirir. Çünkü sanat toplum içindir, sanatçı da o toplumun içinden çıktığı için buna göçe hareket eder.  


Örneğin göç, bireyde aidiyet duygusunun zedelenmesine neden olur. Bu durum sanat eserlerinde özlem, yalnızlık ve kimlik arayışı temalarının işlenmesine yol açar. Savaş dönemlerinde ise acı, kayıp ve yıkım ön plana çıkar. Sanatçılar savaşın insan ruhunda açtığı yaraları anlatırken aynı zamanda umut, direniş ve kahramanlık duygularını da dile getirebilirler. Reform dönemleri, toplumsal yenilik ve değişim anlamına geldiği için sanatçılara yeni fikirler ve ifade biçimleri kazandırır. Bu süreçte özgürlük, eşitlik ve ilerleme gibi kavramlar eserlerde daha sık görülür. 


Ekonomik buhran zamanlarında ise yoksulluk ve sınıf farklılıkları sanatın temel konularından biri hâline gelir. Sonuç olarak büyük toplumsal olaylar, sanatçının hem üslubunu hem de ele aldığı temaları değiştirerek sanatın gelişimine yön verir. Bu da yazarı ve eserini daha kalıcı hale getirir. Yani yazar içinde yaşadığı olaylardan etkilenir ve bunu da eserlerine yansıtır.

Göç Savaş Reform Ekonomik Buhran Gibi Olaylar Sanatçıyı ve Dolayısıyla Eserlerini Nasıl Etkiler Konulu Kompozisyon

 

Göç Savaş Reform Ekonomik Buhran Gibi Olaylar Sanatçıyı ve Dolayısıyla Eserlerini Nasıl etkiler Konulu Kompozisyon

 

Toplumsal olaylar; sanatçının duygu dünyasını, düşünce yapısını ve hayata bakışını doğrudan etkiler. Bu nedenle göç, savaş, reform ve ekonomik buhran gibi büyük kırılmalar yalnızca toplumu değil, sanatçıyı ve ortaya koyduğu eserleri de derinden etkiler. Çünkü sanatçı içinde yaşadığı toplumun olaylarından etkilenerek eserlerini ortaya koyacaktır. Toplumsal olayların sanatçıyı ve eserlerini etkileyen unsurlardan göçün etkisine bakalım:

1) Göçün Etkisi

Göç, insanın ait olma duygusunu sarsar. Çünkü vatanından ayrılan sanatçı;  kimlik arayışı, yalnız kalma, vatana duyulan özlem ve yabancılaşma gibi temalara yönelir ve bunları da eserlerinde görebiliriz. Sanatçının  eserlerinde memleket hasreti, kültürel çatışma ve uyum sorunları sıkça işlenir. Dil, mekân ve karakter seçimleri değişebilir. Bu durum sanatçının anlatımına yeni bir bakış açısı ve zenginlik kazandırır.


2) Savaşın Etkisi

Savaş, insan ruhunda derin yaralar açar. Çünkü savaş sanatçı olsun olmasın her insanı derinden etkiler ve savaşı yaşamış olan sanatçı da savaşta yaşadığı durumları eserine aktarabilir. Çünkü sanatçı içinde yaşadığı toplumdan ve olaylardan kopuk bir şekilde yaşayamaz ve eser yazamaz. Bu nedenle savaş dönemlerinde yazılan eserlerde acı, kayıp, özlem, yıkım  ve ölüm temaları ön plana çıkar. Aynı zamanda kahramanlık, fedakârlık ve vatan sevgisi de işlenebilir. Savaşın getirdiği travma, sanatçının daha karamsar ya da daha sorgulayıcı bir üslup benimsemesine yol açabilir.


3) Reformların Etkisi

Toplumsal reformlar, değişim ve yenilik anlamına gelir. Eğitim, hukuk, siyaset ya da kültür alanındaki reformlar sanatçının düşünce dünyasını genişletir. Yeni fikirler, özgürlük anlayışı ve modernleşme eğilimleri eserlerde görülür. Sanatçılar gelenek ile yenilik arasında bir denge kurmaya çalışabilir.

4) Ekonomik Buhranın Etkisi

Ekonomik kriz dönemlerinde yoksulluk, işsizlik ve geçim sıkıntısı ön plana çıkar. Sanatçılar toplumdaki adaletsizliği ve sınıf farklarını eleştirir. Gerçekçi ve toplumcu eserler artış gösterebilir. Maddi sıkıntılar sanatçının yaşamını zorlaştırsa da eserlerine derin bir toplumsal duyarlılık kazandırabilir. Bu da yine sanatçıların yaşadığı dönemdeki olaylardan etkilendiğini gösterir.


 

  Not: Yukarıda yazdıklarımızdan da anlaşıldığı gibi sanatçı, yaşadığı toplumdan bağımsız değildir. Toplumsal olaylar onun ruh dünyasını şekillendirir; bu da doğrudan eserlerine yansır. Büyük toplumsal kırılmalar, sanatın temasını, dilini ve üslubunu değiştirir. Çünkü yaşanılan olaylar gerçekten ciddi olaylardır ve yazar da bundan etkilenir. Böylece sanat, hem dönemin tanığı hem de eleştirmeni hâline gelir. Bu da sanatçıyı daha çok geliştirir ve sanatçının eserleri de daha kalıcı olabilir diye düşünüyorum.