Sözcüklerin Kamera Arkası Kitabının Özeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sözcüklerin Kamera Arkası Kitabının Özeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sözcüklerin Kamera Arkası Kitabının Özeti

 

Sözcüklerin Kamera Arkası Kitabının Özeti

 

Kitabın ana kahramanı Ece adındaki bir kızdır. Ece ve arkadaşlarına Türkçe öğretmeni bir ödev vermiştir. Her öğrenci bir konuyu araştıracak ve bu konu hakkında sunum yapacaktır. Bunun için de öğretmen iki ay kadar bir süre vermiştir. Ece’nin sınıftaki diğer arkadaşları şunlardır: MeteOzanPelinManasTarık, Yazgı adındaki çocuklardır. Öğretmen ödevi grup olarak istemiştir. Kitabımızın ana kahramanı olan Ece yanına grup olarak olarak alacağı bir kişiyi bulamamıştır  ve biraz da ön yargılı yaklaşmıştır. Herkes kendi grubunu kurunca Ozan, Mert ve Ece de zorunlu olarak grup olmak zorunda  kalmışlardır. O gün Mete bacağı kırık olduğu için gelememiş mecburen Ece’nin grubunda yer almış, Manas buna bozulsa da öğretmen bu şekilde olmasını istemiştir. 

 

Ece nasıl bir sunum hazırlayacağına dair üç plan hazırlamıştır. Bunlar şunlardır: Sözcüklerin nereden geldiği ile ilgili sunum hazırlayacaktı.  Deyimler nereden çıkmıştı, deyimleri ilk kim kullanmıştı ile ilgili sunum hazırlayacaktı. Deyimlerin mecaz anlamlı olması ile ilgili sunum yapacaktı. Bunun için işe ilk olarak evde başladı. Annesi ona  kukumav kuşu gibi ne düşünüp duruyorsun dedi ve Ece de bu sözün anlamını sordu. Annesi ise çok üzüntülü bir şekilde düşünmek anlamına gelir dedi. Papilov adlı kelime de aslında Baba Kuş anlamına gelir. Dilimize Yunancadan geçmiş. Baba Kuş zamanla baykuşa dönüşmüş yani. Ece tüm bunları düşünerek çalışmalarına hızlı bir şekilde başladı. Ozan çok sessiz olduğu için onun bir işe yaramayacağını düşünüyordu fakat umduğu gibi çıkmadı. Ozan aslında eskiden mutlu bir çocukmuş ve ailesini trafik kazasında kaybettiği için bu kadar sessiz olmuş. Ece bunu öğrendikten sonra Ozan'a karşı ön yargılı olmayı bıraktı. Mert ise çok geveze ve şımarık bir çocuktu. Grupta çalışmak istemediğini söyledi ayrıca Ece'ye kırgındı. Çünkü Mert’in babası işten çıkarılmıştı bunun haberini de Ece'nin babası Mert’in babasına dediği için Mete Ece'ye düşman gibi yaklaşıyordu. Oysa  Ece’nin babasına bu emir yüksek yerden gelmişti. Bunu Mete daha sonra anlayacaktır. Ece hemen bir kamera gerekli dedi Ozan’a . Ozan da bu kamerayı babasının arkadaşı olan Süha Bey'den aldı.

 

 Süha Bey yolda giderken Ece’nin kendi kendine konuşmalarına şahit olmuş ve ona sinema çekmesi gerektiğini söylemişti. Ece de tam da böyle yaptı. Kameraman Ozan oldu, Ece yönetmen oldu. Mete de ailesine yardım etmek için manavda çalışıyordu, bu duyulunca babası ona çalışmaması gerektiğini söyledi. Daha sonra Mete de ekibe dahil oldu. Bir koltuğa iki karpuz sığmaz atasözü film şeklinde çekildi ve Mete milleti güldürmekten kırıp geçirdi. Herkes çok mutlu olmuştu ve çok eğlenmişti. Böylece sözcüklerin nereden geldiği, deyimlerin ne anlama geldiği daha iyi anlaşıldı. Harika bir sinema filmi çekilmişti. 

 

Ece Süha Bey'e de çok teşekkür etti. Çünkü Süha Amca'nın bunda katkısı çoktu. Ece, Ozan ve Mete de çok iyi arkadaş oldular. Atasözlerinin anlamları öğrenildi. Mesela "Eşek hoşaftan ne anlar atasözü şu anlama gelirmiş: Eşek hoşafın suyunu içer tanesini bırakırmış. Anlamı da şuymuş: Bilgisiz, görgüsüz kimse, ince, güzel şeylerin zevkine varamaz, değerini ölçemez. Böylece çok güzel bilgiler öğrenilmiş. Mesela vampir de obur, açgözlü anlamına gelirmiş. Kitap çok güzel bir kitaptı. Mutlaka okunmalı ve bu güzel kitabın ne kadar zevkli olduğunu göreceksiniz.