“Kabe’de Hacılar Hû Der Allah” İlahisi Neden Bu Kadar Çok Sevilmiştir?

 

Kabe’de Hacılar Hû Der Allah” İlahisi Neden Bu Kadar Çok Sevilmiştir?


 İlahinin sahibi Abdurrahman Önül adlı değerli sanatçımızdır.İlahiyi güncel hale getiren ve halk tarafından daha çok sevilmesini sağlayan ise Celal Karatüre adlı bir kardeşimizdir. Bu ilahinin bu aralar her kesimden çok sevilmesinin nedenleri şunlardır:

*Dini ve Manevi İçerik:
İlahi, Kabe ve hac ibadeti gibi Müslümanlar için çok kutsal ve anlamlı bir konuyu işler. Hac, İslam’da iman ve ibadet açısından önemli bir yere sahiptir. İlahi, bu manevi derinliği yansıtmasıyla dinleyenlerde güçlü bir huzur ve bağlılık duygusu uyandırır.

*Sade ve Akılda Kalıcı Melodi:
“Kabe'de Hacılar Hu” ilahisi, ritmi ve melodisiyle kolayca ezberlenebilir. Sözler ve ezgi, dinleyiciyi kendine çeker ve tekrar tekrar dinleme isteği uyandırır. Özellikle toplu ibadetlerde veya evde dinlendiğinde bu akılda kalıcılık önemli bir etkendir.


*Toplumsal ve Kültürel Bağ:
Hac ve Kabe teması, Müslümanlar arasında ortak bir manevi bağ oluşturur. Bu ilahi, sadece bireysel bir ibadet duygusu değil, aynı zamanda toplum içinde paylaşılan bir inanç ve kültürel kimlik duygusu da taşır.

*Duygusal Etki:
İlahinin sözleri ve melodisi dinleyenlerde derin bir huzur ve coşku uyandırır. Hem kutsallığı hem de duygusal yoğunluğu nedeniyle insanlar üzerinde kalıcı bir etki bırakır.


Özetle, Kabede Hacılar Hu Der Allah  ilahisi insanların kalbinde  hem manevi bir bağ kurması, hem melodisinin akılda kalıcı ve duygusal olması, hem de toplumsal ve kültürel anlam taşıması nedeniyle çok sevilir ve sıkça dinlenir. İlahiyi söyleyen Celal Karatüre adlı kişinin ilahiyi candan okuması, içtenliğini ilahiye yansıtması ve farklı tarzda okuması ilahinin toplumda büyük yankı oluşturmasına neden olmuş ve ilahi çok ama çok sevilmiştir. Çünkü ilahiyi söyleyen kişi samimi ve canlı bir şekilde söylemiş ve farklı bir tarzda toplumun dikkatini çekmeyi başarmıştır. Samimiyetin olduğu, yalınlığın olduğu her şeyi toplum benimser ve sever. Yeter ki inançlarımız ve kadim kültürümüzü yaşayalım, yaşattıralım ve değerlerimizi unutmayalım.

Kış Mevsiminde Neleri Yapmaktan Hoşlanırsınız, Neleri Yapmaktan Hoşlanmazsınız?

 

Kış Mevsiminde Neleri Yapmaktan Hoşlanırsınız, Neleri Yapmaktan Hoşlanmazsınız?

 

Kış mevsimi geldiği zaman sobanın yanında ısınmaktan mutlu olurum ve sobanın yanından ayrılmak istemem. Annemin sobaya attığı kestaneleri ve patatesleri çok severim; bunları yemekten büyük keyif alırım. Kar yağdığı zaman dışarıda doyasıya kar topu oynarım, kayarım. Arkadaşlarımla akşama kadar dışarıda eğleniriz. Bu çok eğlenceli olur. Kardan adam yaparız; burnuna havuç, gözlerine zeytin koyarız. Daha sonra yaptığımız kardan adama bakarak “Ben yaptım, biz yaptık.” diye kendimizle gurur duyarız. Karın içine yatıp hemen kalkarım ve karın keyfini çıkarmaya çalışırım. Akşam olduğunda yatak odamdan dışarıyı seyretmek harika olur. Yağan kar ve şehir ışıkları çok güzel bir görüntü oluşturur.

 

Kış mevsiminde sevmediğim şeyler de vardır. Sabahın erken saatlerinde, soğuk ve ayaz bir günde okula gitmek istemem. O günlerde okul saatinin biraz daha geç başlamasını isterim ama bu isteğim gerçekleşmez. Soğuk havalarda otobüs beklemekten hiç hoşlanmam. Çünkü beklerken donarım; ellerim ve ayak parmaklarım uyuşur. Buzlu yollarda yolculuğa çıkmak da istemem. Ayrıca havanın çok erken kararmasından ve aşırı soğukta dışarı çıkmak zorunda kalmaktan hoşlanmam.

 

Ancak yine de kış mevsiminde sıcak bir battaniyenin altında kitap okumak, sıcak çikolata içmek ve kar yağışını izlemek bana huzur verir.

Tutumluluk ile İlgili Hikâye Edici Metin Örneği

 

Tutumluluk ile İlgili Hikâye Edici Metin Örneği


Ela küçük bir kasabada yaşayan, hayalleri büyük bir öğrenciydi. Maddi durumu olmayan bir ailede dünyaya gelmişti. Koşulları sınırlı da olsa kendisi zeki, sorumluluk sahibi ve çalışkan bir çocuktu Ela. Ailesinin imkânları sınırlıydı, bu yüzden harçlığını dikkatli kullanmayı erken yaşta öğrenmişti. Arkadaşları her gördükleri şeyi alırken Ela, ihtiyaçlarını isteklerinden ayırırdı. Defterinin arkasına küçük bir liste yapar, gerçekten gerekli olmayan hiçbir şeye para harcamazdı. Çünkü bilirdi ki babası o kazandığı parayı ne kadar zor şartlarda kazanmıştı ve bunun için de dikkatli harcama yapmak gerekirdi. Dikkat ediyor, elinden geldiğince ailesini düşünüyor ve hiçbir şeye boş yere parasını vermiyordu.


Ela okula gittiğinde öğretmen okula bir duyuru astı. Okul gezisine götürülecekti öğrenciler. Katılmak için belirli bir ücret gerekiyordu. Çoğu arkadaşı ailesinden para isterken Ela, aylardır biriktirdiği kumbarasını çıkardı. Küçük ama düzenli birikimleri sayesinde gereken miktarı tamamlamıştı. O an sabretmenin ve planlı olmanın değerini daha iyi anladı. Çünkü bu geziye katılacağı için çok mutlu olmuştu ve planlı olduğu, tutumlu olduğu için katılabilmişti. Gezi çok güzel geçmişti ve Ela çok ama çok mutlu olmuştu. Gezi dönüşü öğretmeni sınıfa dönüp şöyle dedi: “Tutumluluk sadece para biriktirmek değildir; geleceğini düşünerek hareket etmektir.” Ela bu sözleri hiç unutmadı.


Yıllar sonra üniversiteyi kazandığında yine aynı alışkanlık ona destek oldu. Ela biliyordu ki tutumlu olmak insanı kısıtlamaz; aksine hayallerine bir adım daha yaklaştırır. Çünkü ne kadar tutumlu olursak istediğimiz güzel şeyleri daha iyi elde ederiz. Yeter ki elimizdekilerin kıymetini bilelim.

Gelecekteki Yaşamınızda Sizi Yönlendirecek Davranışlarını Örnek Aldığınız Bir Kişi Var Mı? Bu Kişiyi Neden Kendinize Örnek Alıyorsunuz?

 

Gelecekteki Yaşamınızda Sizi Yönlendirecek Davranışlarını Örnek Aldığınız Bir Kişi Var Mı? Bu Kişiyi Neden Kendinize Örnek Alıyorsunuz?


Gelecekteki yaşamımda beni yönlendirecek ve davranışlarını örnek aldığım kişi öğretmenimdir. Öğretmenim, sadece derslerde bilgi aktaran biri değil, aynı zamanda öğrencilerine yaşam becerilerini, sorumluluk bilincini ve insan ilişkilerini öğreten bir rehberdir. Çünkü o gerçek anlamda örnek bir insan, örnek bir öğretmen ve  şefkatli bir insandır.  Onun tutumu, sabrı ve azmi, benim kişisel gelişimim ve gelecekteki hedeflerim için büyük bir ilham kaynağıdır. Öğretmenim her zaman adil, saygılı ve anlayışlıdır; tüm öğrencilerine eşit davranır ve onları yargılamadan dinler. Bu özelliği, bana başkalarına karşı hoşgörülü olmayı ve empati kurmayı öğretir. Öğretmenim sınıfta hiç kimseye kendini yalnız hissettirmemektedir. 


Her öğrencisini çok sevmektedir ve kimse kendini ayrıcalıklı hissetmemektedir. Çünkü o herkes eşit davranıyor ve herkesi çok seviyor. Bunun için de benim kendime olan güvenim daha çok oluyor ve onun gibi biri olmak için sabırsızlanıyorum. Öğretmenimi kendime örnek almamın bir diğer nedeni de onun çalışma disiplini ve özverisidir. Dersleri her zaman iyi hazırlanmış, öğrencilerin seviyesine uygun ve ilgi çekici bir şekilde işler. Sınıfa elinde kocaman materyallerle gelir ve dersi daha ilgi çekici ve zevkli hale getirir. Yaparak yaşayarak öğreniyoruz her şeyi. Her soruya sabırla ve detaylı bir şekilde yanıt verir, hiç kimseyi küçümsemez. Bu yaklaşımı, bana azimli ve planlı çalışmanın önemini gösterir. Ayrıca öğretmenim, hata yapmanın öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu ve hatalardan ders çıkarmanın değerli olduğunu sık sık vurgular. Bu sayede hatalar karşısında pes etmemeyi, aksine daha çok çalışmayı öğreniyorum. 


Öğretmenimin insanlara ve bilgiye gösterdiği saygı, onun hayatını örnek alı nacak bir model hâline getiriyor. Ben de gelecekte kendi hayatımda, onun gibi dürüst, çalışkan ve yardımsever bir insan olmayı hedefliyorum. Onun davranışlarını örnek alarak hem akademik hem de sosyal yaşamda başarılı olmak için gerekli sorumluluk bilincini kazanacağıma inanıyorum. Onun gibi olmak, örnek bir insan olmak, insanlara yardım etmek, hoşgörülü olmak, insancıl olma en büyük hayalimdir. Öğretmenimi her zaman örnek alacağım ve onun güzel ahlakını kendime ilke edineceğim.Onu sevmem, onun örnek davranışları beni kendisine hayran bırakmıştır. Onu daima seveceğim.