Bin Muhteşem Güneş Kitabı İle İlgili Test Soruları Ve Cevapları

 

Bin Muhteşem Güneş Kitabı İle İlgili Test Soruları Ve Cevapları


1)  Meryem’in annesinin adı nedir?

A) Fatma

B) Hacer

C) Leyla

D) Nana

 

2)  Meryem, babası tarafından kiminle evlendirilmiştir?

A) Zalmay

B) Celil

C) Tarık

D) Raşit

 

3)  Leyla, Raşit ile evlendiğinde kimden hamileydi?

A) Tarık

B) Ahmet

C) Celil

D) Zalmay

 

4) Leyla ve Tarık’ın çocuğunun adı nedir?

A) Özlem

B) Azize

C) Nurgül

D) Leyla


 

5)  Meryem’in Raşit’i öldürme nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Leyla’yı korumak için

B) Raşit’in tüm mirasına sahip olmak için

C) Leyla’yı evden kovmak için

D) Özgürlüğüne kavuşup Amerika’da yaşamak için

 

6) Kitap ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğru değildir?

A) Kadın dayanışması değerlidir.

B) Kadına değer verilmemektedir.

C) Zorbalık, korku ve acı vardır.

D) Kadınlara çok değer verilir ve kadınlar özgürdür.

 

7) Leyla’nın Raşit’ten olan evladının adı nedir?

A) Hasan

B) Ali

C) Mehmet

D) Zalmay

 

8) İşlediği cinayetten sonra idama mahkum edilen kişi kimdir?

A) Leyla

B) Nana

C) Meryem

D) Zalmay

 

9) Meryem hayatı boyunca neden kendini suçlu hissetmiştir?

A) Küçükken hırsızlık yaptığı için

B) Gayrimeşru bir  çocuk olarak dünyaya geldiği için

C) Annesinin ölümüne neden olduğu için

D) Babasına sürekli yalan söylediği için

 

10)  Leyla’nın Tarık’ın öldüğüne inanarak Raşit ile evlenmesi, aşağıdakilerden hangisini gösterir?


A) Aşkının zayıf olduğunu

B) Umutsuzluk ve çaresizlik içinde karar verdiğini

C) Raşit’i de çok dürüst ve ahlaklı bulması

D) Tarık’a aşırı sevgi duymamasını


 

11) Romanda savaşın etkisi en çok hangi unsur üzerinden hissettirilir?


A) Barınma

B) Sanayi

C) Ailelerin parçalanması ve çocukların zarar görmesi

D) Eğitim

 

12) Raşit karakteri aşağıdakilerden hangisini temsil eder?


A) Merhametli baba figürünü

B) Ataerkil ve baskıcı erkek egemen anlayışı

C) Modern Afgan toplumunu

D) Eğitimli ve bilinçli bireyi

 

13)  Azize ile Meryem arasındaki güçlü bağın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?


A) Aynı evde büyümeleri

B) Kan bağı olmaları

C) Meryem’in kendi geçmişini Azize’de görmesi

D) Raşit’in onları sevmesi

 

14) Leyla’nın roman sonunda Afganistan’a geri dönmesi neyin göstergesidir?


A) Geçmişini unutamadığının

B) Raşit’i özlediğinin

C) Tarık’tan ayrılmak istediğinin

D) Zorla geri gönderildiğinin

 

15) Aşağıdakilerden hangisi kitapta geçen alıntılardan biri değildir?

A) Evlilik bekleyebilir, eğitim beklemez. Çünkü bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur..

B) Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz

C) Her acının sonunda, insanın kalbinde yeniden doğan bir umut vardır.

D) Sırrını rüzgâra fısıldarsan, ağaçlara söylediği için suçlayamazsın.


16) Bin Muhteşem Güneş kitabının yazarı kimdir?

A) Şermin Yaşar

B) Sin Eren

C) Hatice Kübra Tongar

D) Khaled Hosseini

 

 

 Cevaplar:

1.d  2.d  3.a  4.b  5.a  6.d  7.d  8.c  9.b  10.b  11.c  12.b  13.c  14.a  15.b  16.d

Sokrates’in Savunması Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 


Sokrates’in Savunması Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları


1) Soru:

Sokrates’in kendisini “at sineği”ne benzetmesinin anlamı nedir?

Cevap:
Sokrates, Atina halkını uyuşuk ve düşünmeden yaşayan bir ata benzetir. Kendini ise bu atı sürekli dürterek uyandıran bir at sineği olarak görür. Ona göre filozofun görevi toplumu rahatsız ederek düşündürmek ve bilinçlendirmektir.

 2) Soru:

“Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” sözü ne anlama gelir?

Cevap:
Bu söz, Sokrates’in gerçek bilgeliğin insanın kendi cehaletini fark etmesi olduğunu savunduğunu gösterir. Ona göre bilge kişi her şeyi bildiğini iddia eden değil, bilmediğinin farkında olan kişidir.

 3) Soru:

Sokrates neden devlet adamlarını ve şairleri eleştirmiştir?

Cevap:
Çünkü onlar bilmedikleri halde bildiklerini sanmaktadır. Sokrates’e göre bu durum gerçek cehalettir. Bilgi sahibi olmadan bilgi dağıtmaya çalışmaları toplumu yanıltmaktadır.


 

4) Soru:

Sokrates hangi suçlamalarla yargılanmıştır?

Cevap:
Gençleri yoldan çıkarmak, devlete karşı kişiler yetiştirmek ve tanrı tanımazlıkla suçlanmıştır.

 5) Soru:

Sokrates Tanrı’ya inanmakta mıdır?

Cevap:
Evet. Sokrates tek ve üstün bir bilgelik kaynağı olan Tanrı’ya inandığını savunur. Ona göre tüm bilgelik Tanrı’ya aittir.

 6) Soru:

Sokrates neden af dilemek yerine savunma yapmayı seçmiştir?

Cevap:
Çünkü inandığı doğrulardan vazgeçmeyi erdemsiz bir davranış olarak görür. Yaşamaktan çok doğru yaşamak onun için daha önemlidir.

 7) Soru:

Sokrates’in bilgi anlayışına göre gerçek bilge kimdir?

Cevap:
Gerçek bilge, bilmediğinin farkında olan ve sürekli öğrenmeye açık kişidir.

 8) Soru:

Sokrates’in gençleri yoldan çıkardığı iddiası doğru mudur?

Cevap:
Hayır. O gençleri sorgulamaya teşvik etmiştir. Bu durum otoriteyi rahatsız etmiş ve yanlış yorumlanmıştır.

 9) Soru:

Sokrates’in ölüm karşısındaki tavrı nasıldır?

Cevap:
Korkusuz ve sakindir. Ölümün bilinmez olduğunu ve korkulmaması gerektiğini savunur. Baldıran zehrini soğukkanlılıkla içmiştir.

 10) Soru: Sokrates neden sürgün ya da para cezası almamıştır?

Cevap:
Sürgünde de düşüncelerini yayacağı düşünülmüştür. Maddi durumu para cezası ödemeye uygun değildir. Bu yüzden ölüm cezası verilmiştir.

 11) Soru:

Gemi metaforu ne anlatır?

Cevap:
Devlet bir gemiye benzer. Gemiyi ancak işi bilen bir kaptan yönetebilir. Devlet de bilgili ve ehil kişiler tarafından yönetilmelidir.



 12) Soru:

Sokrates’in ölümünün düşünsel anlamı nedir?

Cevap:
Bedensel olarak ölse de fikirleri yaşamaya devam etmiştir. Bu nedenle düşünsel olarak yenilmemiştir.

 13) Soru:

Sokrates’in mahkûm edilmesi çoğunluk kararının doğruluğu hakkında ne gösterir?

Cevap:
Çoğunluğun verdiği karar her zaman doğru olmayabilir. Adalet bilgi ve erdeme dayanmalıdır.

 14) Soru:

Sokrates’in en büyük mirası nedir?

Cevap:
Sorgulama yöntemi ve erdemli yaşam anlayışıdır.

 15) Soru:

Sokrates’in ölümü düşünce özgürlüğü açısından ne ifade eder?

Cevap:
Farklı düşüncelerin baskı altına alınabileceğini gösterir. Aynı zamanda düşünce özgürlüğü mücadelesinin simgelerinden biridir.

İlk Oruç Deneyimim

 

İlk Oruç Deneyimim


Bugün hayatımda unutamayacağım bir gün yaşadım; ilk kez oruç tuttum. İlk orucum olduğu için kendimi biraz farklı ve heyecanlı hissediyordum. Gün içinde zaman zaman açlığın verdiği bir boşluk duygusu yaşadım. Daha önce hiç bu kadar uzun süre aç kalmamıştım. Hafifçe başım döndü ama kısa sürede geçti. Bu durum bana sabretmeyi ve güçlü olmayı öğretiyordu.


Okulda derslerimi ilk başta dikkatlice dinledim. Fakat dersin sonlarına doğru hafiften esnemeye başladım, uykum geldi. Açlık ve yorgunluk beni biraz zorlamıştı. Neyse ki son ders zili çaldı ve herkes evine dağıldı. Eve geldiğimde annemin evi tertemiz yaptığını gördüm. Her oda mis gibi kokuyordu. Annem işlerini bitirmiş, namazını kılmış ve Kur’an okuyordu. O an ne kadar güzel bir aileye sahip olduğumu düşündüm. Babam da işten gelmişti. Hepimiz iftar saatini bekliyorduk.


Yorgunluk ve açlık beni iyice etkilediği için biraz uzanayım derken uyuyakalmışım. Benim bu halimi gören canım babam üzerime bir battaniye örtmüş. Yaklaşık iki saat uyumuşum. Uyandığımda hemen anneme, “İftara kaç saat var?” diye sordum. Annemle babam birbirlerine bakıp tebessüm ettiler. Babam, “Oğlum, iftara on beş dakika kaldı.” dedi. O an gözlerim parladı. Çok mutlu olmuştum. Uykumu da aldığım için kendimi daha iyi hissediyordum ama yine de çok acıkmıştım. Buna rağmen sabretmenin verdiği huzuru yaşıyordum.


Bu ilk oruç deneyimimde aç insanların neler yaşadığını biraz da olsa anlamıştım. Aç kalmanın ne kadar zor olduğunu hissettim. O an kendi kendime söz verdim: İleride bir meslek sahibi olduğumda maddi durumu olmayan insanlara elimden gelen yardımı yapacaktım. Çünkü oruç bana sadece aç kalmayı değil, empati kurmayı ve paylaşmayı da öğretmişti.


Ben bunları düşünürken önce top atıldı, ardından ezan okundu. Hurma ve su ile orucumu açtım. O an içtiğim suyun tadı bana dünyanın en güzel nimeti gibi geldi. “Allah kimseyi açlıkla imtihan etmesin.” diye dua ettim. Rabbime şükrederek yemeğimi yemeye başladım. İlk orucum bana sabrı, şükrü ve yardımlaşmanın değerini öğreten çok özel bir hatıra olarak kalbimde yer etti.

Küçük Prens Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları

 

Küçük Prens Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları


1) Yazarın savaş pilotu olması, eserin temasına nasıl yansımış olabilir?

Cevap: Yazarın pilot olması, hikâyenin çölde düşen bir pilotla başlamasına doğrudan yansımıştır. Savaşın ortasında yazılmış olması ise esere yalnızlık, sorgulama ve insanlığın anlam arayışı gibi temaları kazandırmıştır. Gökyüzü, yıldızlar ve uzak gezegenler, hem mesleki deneyimin hem de insanın dünyaya dışarıdan bakma isteğinin sembolüdür.

2) Pilot ile Küçük Prens’in karşılaşması sembolik olarak neyi ifade eder?

Cevap: Bu karşılaşma, yetişkin dünyası ile çocuk dünyasının buluşmasını simgeler. Pilot aklı ve mantığı; Küçük Prens ise hayal gücünü, saflığı ve kalbi temsil eder. İkisi arasındaki diyalog, insanın içindeki “çocuğu” yeniden keşfetmesini anlatır.

3) Küçük Prens’in ziyaret ettiği gezegenlerdeki karakterler hangi ortak özelliği taşır?

Cevap: Bu karakterlerin ortak özelliği, yetişkin dünyasının kusurlarını temsil etmeleridir. Her biri bir takıntıya sahiptir: güç, kibir, sahip olma hırsı, körü körüne görev anlayışı gibi. Bu durum, yetişkinlerin çoğu zaman anlamı unutup biçime odaklandığını gösterir.

 

4) B612 gezegenindeki gül neden diğer güllerden farklıdır?

Cevap: Gül, Küçük Prens için emek verdiği ve bağ kurduğu bir varlıktır. Onu özel yapan şey güzelliği değil, aralarındaki ilişkidir. Bu durum, sevginin sahip olmaktan değil sorumluluk almaktan doğduğunu gösterir.

5) Tilki’nin “evcilleştirmek” kavramıyla anlatmak istediği nedir?

Cevap: Evcilleştirmek, iki varlık arasında bağ kurmak anlamına gelir. Tilki, bağ kurmanın zaman ve emek istediğini; fakat bunun insana mutluluk ve anlam kattığını anlatır. Sevgi, sabır ve süreklilik gerektirir.

6) “Büyükler hiçbir şeyi kendi kendilerine anlayamazlar.” sözü hangi eleştiriyi içerir?

Cevap: Bu söz, yetişkinlerin hayal gücünü ve sezgisel anlayışını kaybetmiş olmasına yönelik bir eleştiridir. Büyükler genellikle sayılara ve somut verilere önem verirken, çocuklar özdeki anlamı görebilir.

 

7) Boa yılanının içindeki fili göremeyen yetişkinler neyi temsil eder?

Cevap: Bu durum, hayal gücü körelmiş bireyleri temsil eder. Yetişkinler resmi sadece bir şapka olarak görürken, çocuklar ayrıntıyı ve gizli anlamı fark eder. Bu da bakış açısının önemini vurgular.

8) Kitapta yıldızlar hangi anlamda kullanılmıştır?

Cevap: Yıldızlar umut, sevgi ve hatıraları temsil eder. Küçük Prens’in yıldızı, seven bir insan için gökyüzündeki tüm yıldızları anlamlı hâle getirir. Böylece yıldızlar kişisel anlam yüklenen sembollere dönüşür.

9) Eserde bilim insanı ve otorite figürleri üzerinden nasıl bir mesaj verilmektedir?

Cevap: Bilim insanı ve kral gibi figürler aracılığıyla, bilginin ve gücün amacından sapabileceği eleştirisi yapılır. Bilim, insanlık için yapılmadığında; otorite ise adalet yerine egoya dayandığında anlamını yitirir.

10) Küçük Prens’in gezegeninden ayrılması hangi gelişim sürecini simgeler?

Cevap: Bu ayrılık, büyüme ve öğrenme sürecini simgeler. İnsan, anlamı bulmak için bazen konfor alanından çıkmalı ve farklı deneyimler yaşamalıdır.

11) Kitabın farklı yaşlarda farklı anlamlar kazanmasının nedeni nedir?

Cevap: Eser çok katmanlıdır. Çocuklar hikâyeyi macera olarak okurken, yetişkinler alt metindeki felsefi ve toplumsal eleştirileri fark eder. Okuyucunun yaşam deneyimi arttıkça yorum derinleşir.

12) “Gerçeğin mayası gözle görünmez.” ifadesini açıklayınız.

Cevap: Bu ifade, asıl değerli olan şeylerin maddi değil manevi olduğunu anlatır. Sevgi, dostluk, sadakat gibi kavramlar gözle görülmez; ancak insan hayatının temelini oluşturur.

 13) Eserde savaş döneminde yazılmış olmasının izleri hangi temalarda görülür?

Cevap: Yalnızlık, insanlığın anlamsız çatışmaları, güç hırsı ve umutsuzluk gibi temalarda savaşın izleri görülür. Yazar, insanlığa daha sade ve sevgi dolu bir bakış açısı önermektedir.

 

14) Küçük Prens’in karakteri hangi insani değerleri temsil eder?

Cevap: Masumiyet, merak, dürüstlük, sevgi, sadakat ve sorgulama cesaretini temsil eder. O, insanın kaybetmemesi gereken çocuk yanıdır.

15) Eserin ana mesajını kendi cümlelerinizle ifade ediniz.

Cevap: İnsan hayatının anlamı sahip olmakta değil, bağ kurmakta ve sorumluluk almaktadır. Gerçek değerler gözle değil, kalple görülür.

16) Küçük Prens’in gezegeninden ayrılması bir kaçış mıdır yoksa bilinçli bir arayış mıdır? Gerekçelendiriniz.

Cevap:
Bu ayrılık bir kaçıştan çok bilinçli bir arayıştır. Küçük Prens, gülüyle yaşadığı duygusal karmaşayı anlamlandırmak için yola çıkar. Ayrılık, olgunlaşma sürecinin bir parçasıdır. Sevginin değerini uzaklaştığında fark eder.

 

17) Altı gezegendeki yetişkin tipleri tek tek mi eleştirilir, yoksa bütüncül bir sistem eleştirisi mi yapılır?

Cevap:
Eserde yalnızca bireyler değil, bir zihniyet eleştirilir. Kral, işadamı, sarhoş, kibirli adam gibi karakterler modern dünyanın güç, sahip olma, unutma ve gösteriş takıntısını temsil eder. Bu nedenle eleştiri bireysel değil, sistematiktir.

 18) Tilki ile karşılaşma, Küçük Prens’in düşünsel gelişiminde nasıl bir kırılma noktası oluşturur?

Cevap:
Tilki, “evcilleştirmek” kavramıyla Küçük Prens’e sorumluluk ve bağ kurmanın anlamını öğretir. Bu karşılaşma, onun gülünü yeniden değerlendirmesini sağlar. Böylece sevginin emekle anlam kazandığını öğrenir.

19) Yetişkinlerin boa yılanı çizimini “şapka” olarak görmesi hangi bilişsel farklılığı ortaya koyar?

Cevap:
Bu durum soyut düşünme ile kalıplaşmış düşünme arasındaki farkı gösterir. Çocuklar hayal gücüyle derin anlamları görebilirken, yetişkinler yalnızca görünen biçime odaklanır. Bu da zamanla kaybolan yaratıcılığa işaret eder.

 

20) Gül karakteri zayıf mıdır yoksa güçlü müdür? Metinden hareketle analiz ediniz.

Cevap:
Gül dışarıdan narin ve kaprisli görünür; ancak aslında sevme ve sevilme ihtiyacı olan bir varlıktır. Gücü, Küçük Prens üzerinde bıraktığı etkidedir. Onu özel kılan fiziksel özellikleri değil, aralarındaki bağdır.

21) Eserde çöl mekânının seçilmesi sizce tesadüf müdür? Sembolik anlamını açıklayınız.

Cevap:
Çöl yalnızlığı, arınmayı ve insanın özüyle yüzleşmesini simgeler. Hayatın karmaşasından uzak bir mekân olarak içsel keşfi mümkün kılar. Bu nedenle bilinçli bir sembolik tercihtir.

 

22) Küçük Prens’in Dünya’daki insan kalabalığı karşısındaki şaşkınlığı neyi gösterir?

Cevap:
İnsanların çok olmasına rağmen gerçek bağların az olduğunu gösterir. Fiziksel kalabalık, duygusal yalnızlığı gizleyemez.

 23) Yıldız metaforu bireysel mi yoksa evrensel mi bir anlam taşır?

Cevap:
Hem bireysel hem evrenseldir. Küçük Prens için yıldız, gülünü temsil eder; ancak okuyucu için sevdiği herhangi bir şeyi simgeleyebilir. Böylece metafor evrensel bir boyut kazanır.

 24) Kitapta “sahip olmak” ile “sorumluluk almak” arasındaki fark nasıl ortaya konur?

Cevap:
İşadamı yıldızlara sahip olduğunu iddia eder ama onlara dair hiçbir sorumluluğu yoktur. Küçük Prens ise yalnızca bir güle sahiptir; fakat onun bakımını üstlenmiştir. Eserde gerçek değer, sorumlulukla ölçülür.

 

25) Küçük Prens’in ölümü (ya da kayboluşu) bir son mu, dönüşüm mü olarak değerlendirilebilir?

Cevap:
Bu durum fiziksel bir son gibi görünse de sembolik bir dönüşümdür. Küçük Prens yıldızlara karışarak görünmez olur; fakat varlığı anlam düzeyinde devam eder. Bu, “özün” bedenden bağımsız olduğuna işaret eder.

 26) Eser neden hem çocuk kitabı hem de felsefi metin olarak değerlendirilebilir?

Cevap:
Anlatım dili sade ve masalsıdır; bu yönüyle çocuklara hitap eder. Ancak alt metninde varoluş, sevgi, sorumluluk, anlam arayışı gibi derin temalar bulunur. Bu çok katmanlı yapı eseri zamansız kılar.