Alişan Kapaklıkaya'nın Sevgi Bahçesinin Bahçıvanı Kitabında Geçen Güzel Sözler

 

Alişan Kapaklıkaya'nın Sevgi Bahçesinin  Bahçıvanı Kitabında Geçen Güzel Sözler


Öğretmen ve öğrenci arasındaki iletişimin nasıl olması gerektiğini, burada öğretmene büyük sorumluluklar düştüğünü anlatan, Alişan Kapaklıkaya’nın harika kitabı olan Sevgi Bahçesinin Bahçıvanı adlı kitabı bir solukta okunacak harika bir kitaptır. Kitapta geçen özlü sözler şunlardır:

“Ben bir bahçıvanım. Benim bir bahçem var: Okulum. Benim çiçeklerim var: Öğrencilerim. Benim bir kovam var: Yüreğim. Benim suyum var: Sevgim. Benim bir çapam var: Tebeşirim. Benim bir makasım var: Silgim.”

“Kitap okumayan öğretmen köreliyor, Köreldikçe de köreltiyordu.”

“Halbuki çocuklar sadece sevecenlik ve biraz anlayış bekliyor, başka şey değil.”

“Öğretmen olduğumu bilmeden önce benimle çok rahat konuşan ve doğal davranan bu çocuk, öğretmen olduğumu öğrenince neden birdenbire değişmişti? Onun kafasındaki öğretmen imajı nasıldı acaba?”


“Ne sevgisiz bilgi ne bilgisiz sevgi ne de bu ikisi olmadan eğitim. Bunlar birbirini tamamlamalı, yan yana iç içe, olmalı. Önce sevgi ille de sevgi..”

“Her insan aynı duruma bakıp farklı şeyler algılar. Farklı algılamada sıkıntı yoktur. Asıl sorun insanın kendi algıladığı gerçeği karşıdakine tek gerçek oymuş gibi dayatmasıdır.”

“Biz çevremizdeki olayları çoğu zaman olduğu gibi algılayamayız göremeyiz. Başka bir deyişle onları içinde bulunduğumuz duygu ve düşüncelere göre algılar ve öyle görürüz.”

“İyi bir eğitim ortamı yaratmak için öğrencilere öğretmek değil, öğrencilerle öğrenmek; öğrenciler adına karar vermek değil, öğrencilerle birlikte karar vermek gerektiğini anlamıştım. Kısacası; Bir bahçıvanın kendi istediği gibi değil çiçeklerin gereksinim duyduğu şekilde sulama, ilaçlama ve bakım yapması gerekiyordu. “İnsanın değişmesi zor ama imkansız değildi.”

“Öğretmen, bahçesindeki her çiçeğin kendi renginde açması için onlara emek veren bahçıvan gibi olmalıdır.”

“Öğrencisini tanımadan, onu nasıl geliştireceği konusunda yeterli bilgiye sahip olmadan onu eğitmeye kalkışan bir öğretmen, öğrencilerini, ancak bilgisiz bir bahçıvanın yetiştirdiği çiçek kadar yetiştirebilirdi.”

“Köyde sadece 2 yıl okula gitmiş, hayatında hiç kitap okumamış, kendi deyimiyle mektep- medrese görmemiş cahil(!) annemin öğütleri canlandı hayalimde: -Aman oğlum, kimsenin çocuğunu dövme. Yazıktır, günahtır. Bak baban sizi hiç dövmedi. Demek insan dayak yemeden de adam oluyor. Unutma evladım, karşına geleceklerin hepsi de ana kuzusudur. Çoğu gariptir, kimsesizdir. İçlerinde yetimler, öksüzler vardır. Talebelerini sev oğlum hem de çok sev. Eğer onları üzer döver ve korkutursan, Allah şahidim olsun, sana sütümü helal etmem. Kimsenin kalbini kırma, herkesle iyi geçin. Bak sen de orada gurbette olacaksın. Ben sana her zaman dua edeceğim oğlum.”


“Bazı öğrenciler, belki de evden çok kahvede oturan babalarından göremedikleri ilgiye biz öğretmenlerden bekleyeceklerdi. Benzi soluk, gözlerinin pırıltısı sönmüş bazı öğrenciler de, suya hasret çiçekler gibi bir umut arayacaklardı öğretmenlerinde.”

“Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğumu anlardır. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin, hiç değilse çabamı övün. Beni başkalarıyla karıştırmayın, yoksa umutsuzluğa kapılırım.”

“Not tehdidiyle öğrenci çalıştırmak, gönül rızası olmadan birini zorla evlendirmeye çalışmak gibidir.”

"Öğretmen; dolu sürahi, öğrenci ise boş bardak, öğrenci öğretmenin sürahisinde ne varsa ancak onu alabilir."

“Bazıları, akşam evine gittiğimde annesinin hazırladığı sofrada ki nefis yemekleri yiyip beraberinde mutluluğu da yudumlarken, bazıları da olmayan annesinin şefkatli kucağının acısıyla yanacaktı.”

“İstediği, sevdiği ve kendisini geliştirmeyi düşündüğü bir eğitim yerine, seçmediği, istemediği ve benimsemediği bir dayatma ile karşılaşan öğrenci, okuldan, eğitimden ve öğretmenlerinden soğumuş ve onlara karşı ilgisiz kalmıştır.”

“Madem sevmeyi bilmiyor, peki dövmeyi ,kızmayı, cezalandırmayı nasıl biliyor ? Onları nereden öğrenmiş?”

0 Comments:

Yorum Gönder

Deneme