Bıçağı Kestiren Kendi Suyu İnsanı Sevdiren Kendi Huyu

 

Bıçağı Kestiren Kendi Suyu, İnsanı Sevdiren Kendi Huyu


İyi su verilmiş çelikten yapılan, ustalıkla bilenen bıçak dayanıklı ve keskin olur, bu da onun değerini artırır. İnsanı değerli, sevimli kılan da huy güzelliğidir. Geçimsiz , huysuz kimseler toplum tarafından sevilmez. Bunun için atalarımız bıçağı kestiren kendi suyu, insanı sevdiren kendi huyu sözünü söylemişlerdir.


 İnsan nezaket sahibi olursa, anlayışlı olursa, toplum içinde hal ve hareketlerine dikkat ederse sevilir, sayılır. Oysa ağzından çıkan söze dikkat etmeyen, kaba saba insanlar itici bulunur ve kimse böyle kişilerle iletişim içinde olmak, arkadaş ya da dost olmak istemez. Onun için önce güzel bir ahlaka, güzel bir huya sahip olmak gerekir. Güzel huylu insanlar tebessüm eden, içten olan, samimi olan kimselerdir. Böyle insanlar toplum tarafından çok sevilir ve böyle insanlar aranan, sorulan,  zor zamanlarında yardımına koşulan insanlar olur. Bundan dolayı her zaman güzel bir huya sahip olmalıyız. 


Duruşumuz ile, konuşmamız ile insanları olumlu yönde  etkilemeliyiz ve insanlar üzerinde  parlak bir etki bırakmalıyız. Bunu yaptığımız zaman hem kendimiz mutlu oluruz, hem kimseyi kırmamış oluruz hem de insanlara moral vermiş oluruz.

10 Atasözü ve Anlamları

 

10 Atasözü ve Anlamları


Her adamın ipiyle kuyuya inilmez: Hayatta herkese güvenilmemelidir.

Giden kağnının gölgesinde oturulmaz: Başkasına ait olan araç veya malzemeden istediğin zaman istifade edemezsin.

Eşeğine gücü yetmeyen semerini döver: Çalışanlarınsa söz geçiremeyen yönetici işini kendisi yapar.


Biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz: Birbirimizi çok yakından tanıyoruz. Kimin hangi özelliklere sahip olduğunu çok iyi biliriz.

Bir varmış bir yokmuş: Şimdi var olanın az sonra da var olacağının garantisi yoktur.,

Birden çıkan bine yayılır: Bir kişi sırrını bir başkası ile paylaşırsa o kişi de  en yakındakilere söyler ve zamanla sır, sır olmaktan çıkar, konu herkesin diline düşer.

Az ateş çok odunu yakar: İyi insanların çoğunlukta olduğu bir ortamda az sayıda da olsa birkaç kötü insan hepsinin başına dert açabilir.

 Abacı kebeci sen neci?:  Kişi kendisini ilgilendirmeyen bir işe karışmamalıdır.


 Adam ikrarından, hayvan yularından çekilir:  Yularından tutulan hayvan başka yöne sapamadığı gibi insan da söylediği sözün dışına çıkamaz.

Başı var aklı yok, dili var kabı yok: Öyle insanlar vardır ki zekaları düşük olduğundan neyi nerede söyleyeceklerini tam olarak bilmezler.

Küçük Kara Balık Kitabında Geçen Alıntılar

 

Küçük Kara Balık Kitabında Geçen Alıntılar


“Küçük Kara Balık” nehirde yaşayan küçük bir balığın merak duygusu ve öğrenme isteğiyle evden ayrılmasını anlatmaktadır. Küçük Kara Balık, içinde yaşadığı sosyal çevreden, evden ayrılma isteği nedeniyle diğer balıklardan büyük bir tepki görür. Yaşlı balıklar Küçük Kara Balık'ın düşüncesinin yersiz olduğunu savunurlar. Küçük Kara Balık özgürlüğün simgesidir.

“Sizin gibi yaşlanmış ve cahil kalmış olmaktansa, dünyayı keşfedip bilgin balık olmak istiyorum.”

“Biz özgürlüğümüzü istiyoruz.”

“Ömür dediğimiz minicik bir yerde aşağı yukarı yüzmekten mi ibaret sahiden?”


“Yüz yıl yaşasan bile yine de cahil ve umutsuz biri olarak kalacaksın.”

“Dostça yaşamak varken, insanlar niçin kötülük yapıyordu.”

“Bir gün nasıl olsa öleceğim. Ölmek önemli değil, önemli olan, yaşamımla da, ölümümle de başkaları üzerinde etkili olabilmektir.”

“Dünya çok büyük. Her tarafı dolaşamazsın. Olsun; gidebildiğim kadar gideceğim.”

“Ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü?”

“Görgüsüz olmasaydınız, herkesin kendine özgü beğenilen bir yanı olduğunu bilirdiniz.”

“Siz çok düşünüyorsunuz. Hep düşünmek, hep düşünmek gerekmez. Yola çıkınca korkunuz mutlaka geçer.”

“Ömür dediğimiz minicik bir yerde aşağı yukarı yüzmekten mi ibaret sahiden?”


“Her an ölümle yüz yüze kalabilirim. Ama yaşayabildiğim sürece ölümü karşılamaya gitmem gerekmez. Bir gün ister istemez ölümle karşılaşacağım; bu önemli değil. Önemli olan benim yaşamamın veya ölümümün başkalarının yaşamını nasıl etkileyeceği....”

"Ben sizin bu kadar kendini beğenmiş olduğunuzu düşünmezdim doğrusu. Ama olsun, yine de sizi bağışlıyorum çünkü bu sözlerin hepsi cahillikten, bilmezliktendir."

Küçük Kara Balık Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları

 

Küçük Kara Balık Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları


1) Küçük Kara Balık neyin özlemi ile yaşarmış?

A) Yem bulmanın özlemi

B) Aile özlemi ile

C) Arkadaş özlemi ile

D) Ay ışığını evlerinde görmenin özlemi

 

2) Küçük Kara Balığın annesi kaç bin yumurta bırakmış?

A) On bin

B) Bin

C) Beş bin

D) Yirmi iki bin

 

3)  Küçük Balık devamlı ne diyormuş?

 

A) Yemek yemek istiyorum.

B) Koca adam olacağım.

C) Dünya’da neler olup bittiğini görmek istiyorum.

D) Yaşamak çok sıkıcı yaşamayı sevmiyorum.

 

4)  Küçük Kara Balığın arkadaşı kimdir?

A) Salyangoz

B) Köpek balığı

C) Yunus balığı

D) Palamut

 

5)  “Eğer cahil olmasaydınız, dünyada dış görünüşünden memnun olan başkalarının da olduğunu bilirdiniz. Kendinize ait bir adınız bile yok.” sözünü kurbağalara kim söylemiştir?

A) Salyangoz

B) Küçük Kara Balığın annesi

C) Küçük Kara Balık

D) Timsah

 

6)  Küçük Kara Balık yolculuk sırasında hangi hayvana görmemiştir?

A) Kurbağa

B) Yengeç

C) Koyun

D) Tavus kuşu

 

7) Kertenkele, Küçük Kara Balığa ne vermiştir?

A) Yumurta

B) Yem

C) Hançer

D) Ayna

 

8) Aşağıdakilerden hangisi Küçük Kara Balığın kendi kendine sorduğu sorulardan biri değildir?

A) Irmağın  denize döküldüğü doğru mu?

B) Balıkçıllar neden bize düşman?

C) Kılıçbalıklarının kendi türlerini öldürüp yemekten hoşlandıkları doğru mu?

D) Keşke pelikanla çabuk karşılaşsam.

 

9) Kurşun yarası olan hayvan aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kertenkele

B) Kurbağa

C) Ceylan

D) Yengeç

 

10) Ay ışığını kimden alıyormuş?

A) Yıldız

B) Meteor

C) Güneş

D) Meteorit

 

11) Küçük Kara Balık ve diğer balıkları hangi hayvan yuttu?

A) Penguen

B) Pelikan

C) Köpek balığı

D) Timsah

 

12) Küçük Kara Balık neyin simgesidir?

A) Özgürlük

B) Esaret

C) Bencillik

D) Kibir

 

Cevaplar:

1. d  2. a   3.c   4.a   5.c   6.d  7.c   8. d  9.c  10.c   11.b   12.a

En Büyük Hazine Kanaatkâr Olmaktır, Sonra Sağlık ve Çalışkanlık Oldu Mu, Yaşamak İçin Yeter Bunlar.

 

En Büyük Hazine Kanaatkâr Olmaktır, Sonra Sağlık ve Çalışkanlık Oldu Mu, Yaşamak İçin Yeter Bunlar

 

İnsan sahip olduğu şeylere şükretmesini bilmelidir sürekli fazla ve hep daha fazlasını ister. Daha fazlasını da istemeye devam ettiği sürece hayatı boyunca mutsuz olur ve hayata olan tutkusu da kalmaz. Oysa kanaatkâr olmak insanı mutlu eder, insanın hayata bakış açısını olumlu yönde etkiler ve insanın empati kurduğunu da gösterir. 


Bunun için de en büyük hazine kanaatkâr olmaktır, sonra sağlık ve çalışkanlık oldu mu yaşamak için yeter bunlar der Goethe. Gözü ve gönlü tok olan insanlar sevgi dolu ve merhamet dolu insanlardır. Sağlıklı olduğumuz zaman, çalışkan da olduğumuz zaman hayatı daha çok severiz ve hayata dört elle sarılmaya başlarız. Tüm bunlar insanı güçlü kılar, mutlu eder ve kişin yaşamda daha dik durmasını sağlar. 


Sağlığı yerinde olmayan, tembel ve açgözlü kimseler yaşamadan da zevk almazlar ve tekdüze bir şekilde yaşamaya devam ederler. En büyük hazine kanaatkâr olmak, sağlıklı olmak ve çalışkan olmaktır. Kötülük insana tamahtan gelir. Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı. der. Hz. Mevlana.

Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur Güce Tapan İnsanların Olduğu Yerde Huzur Yoktur

 

Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur Güce Tapan İnsanların Olduğu Yerde Huzur Yoktur


Gücün olduğu yerde adalet yoktur. Çünkü adalet güçle değil hakkı olana hakkını teslim etmekle gerçekleşir. Güce tapan insanların olduğu yerde huzur olmamasının nedeni de yine adaletsiz bir toplum yapısının olmasından kaynaklanır. Bir toplumda adalet ortadan kalkmışsa orada güçlüler adalet verici olur ve bu da keyfi olacağı için mazlum olanın hakkı çiğnenir, güçlü olanın hakkı olmasa bile ona en geniş yetki verilir. Bunların gerçekleşmemesi için toplumların içindeki fertlerin tek tek adalete önem vermesi gerekir ve her zaman adaletten yana olması gerekir.


 Adaletin olmadığı yerde ahlak yoktur, adaletin olmadığı yerde huzur yoktur, adaletin olmadığı yerde insanlık da insan hakları da yoktur. Onun için önce adaletli olmak gerekir. Haksızlıklara gereken zamanda ve gereken yerde tepki vermek gerekir. Haksız olan, adaletsizliği yapan en yakınımız bile olsa affedilmemesi gerekir. Etik olan haklı olana hakkını vermektir. Yüce Allah da Kuranı Kerim2de adaletin önemi ile ilgili şu ayeti indirmiştir: Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. Maide Suresi, 8. ayet. İşte tüm bunlardan dolayı güce değil adalete sırtımızı yaslamalıyız ve haklı olanın yanında olmalıyız. 


"Haklıdan yana değil güçlüden yana olanlar korkak ve kaypak olurlar; güç merkezi değiştikçe döner fırıldak olurlar." demiştir Uğur Mumcu. Bizler haklı olanın yanında olalım güçlü olanın değil.

Uğur Mumcu’nun Bir Pulsuz Dilekçe Kitabında Geçen Alıntılar

 

Uğur Mumcu’nun Bir Pulsuz Dilekçe Kitabında Geçen Alıntılar

 

 Suikasta uğrayarak hayatını kaybeden onur ve dürüst gazeteci Uğur Mumcu Bir Pulsuz Dilekçe kitabında 12 Mart döneminin arkasından gelen ve aslında onun uzantısı olmaya çabalayan Milliyetçi Cephe rejiminin marifetleri ve marifetlileriyle uğraşıyor. Ülke gerçeklerine  değinen Uğur Mumcu Bir Pulsuz Dilekçe kitabında şunları yazmıştır:

 

“Türkiye bir garip ülke oldu. Yolsuzluklar, cinayetler, son zamanlarda çok partili hayatımızın vazgeçilmez unsurları yapıldı, kimsenin bu işlere aldırdığı yok. Toplum olarak cinayetlere de yolsuzluklara da alıştırıldık.”

“Özgürlüklerin kısıldığı bir toplumda, insanlar, bir maskeli balodaymış gibi, kimlerle beraber olduğunu bile bilmiyor. Işıklar açıldıkça, maskeler çıkıyor, ve herkes gerçek yüzleriyle tanınıyor...”


“Devleti ele geçirmek, her zaman tankla tüfekle olmaz. Devlet bürokrasisi içinde, önemli köprü başlarının tutulması, karar organlarında egemenlik kurulması da bir bakıma, devletin ele geçirilmesidir. “Milliyetçi Cephe” adıyla ortaya çıkan sermaye partileri, devleti adım adım egemenlikleri altına sokmuşlardır.”

Cinayet, yolsuzluk ve işkence... Bu uğursuz üç geni kırmadan, ne demokrasiden söz edebilirsiniz, ne de özgürlükten.”

“Arslanın sırtında hükmetmeye özenenler de bir gün bu arslana yem olurlar.”

"Şiddet, şiddeti besler " gerçekten de öyledir. Şiddetin egemen olduğu toplumlarda, yasalara bir yana atılır, öç alma ve kin, bir " siyasal kan davası " gibi herkesi sarar.”


“ Atatürk’ün hangi ilkesini bir bayrak yarışı gibi genç kuşaklara sapasağlam verebildiler? Ülkemizin bağımsızlığını mı korudular? Kırk bin karanlık köyü ışıklarla mı donattılar? İnançları uğruna yiğitçe mi dövüştüler? Yenilmezliğin, ulusallığın simgesi mi oldular? Atatürk milliyetçiliğinin hangi mirasına sahip çıktılar?. Ülkeyi yönetmiş ve yönetmekte olan ve <Nizam-ı alem > adına bir kuşağı ezmek isteyenlere soruyoruz: —Sizler, Atatürk’ün mirasını harcamış bir kuşağın sorumluları ve suçluları değil misiniz? . Ne ektiniz ki , ne biçmek istiyorsunuz?... 

İyi İnsan Aklından Hiç Kötülük Geçirmeyen Saf İnsan Değildir İyi İnsan Her Şeyin Farkında Olup İyiliği Tercih Edendir

 


İyi İnsan Aklından Hiç Kötülük Geçirmeyen Saf İnsan Değildir İyi İnsan Her Şeyin Farkında Olup İyiliği Tercih Edendir


İyi insanlar hiçbir şeyden haberi olmayan, saf kimseler değildir. Yani kendilerini geliştirmiş, olgun, kişiliği oturmuş, yürekleri temiz olan insanlardır. İyi kimseler  kimlerin art niyetli kimlerin kötü niyetli olduğunu bilirler ama her şeye rağmen iyi olarak kalmayı tercih ederler. Karşısındaki kişilerin nasıl olduğunu bilirler ama onları gibi olmazlar. Çünkü onlar gibi olursa kendilerinin de onlardan bir farkı olmadığını anlarlar ve bunun için her şeye rağmen iyi olmakta ısrar ederler.


Kendi duruşlarını bozmazlar ve kendilerine yakışan erdemli davranışları sergilerler. İyi insan aklından hiç kötülük geçirmeyen saf insan değildir, iyi insan her şeyin farkında olup iyiliği tercih edendir. Yoksa iyi insanlar da bilir her türlü oyun çevirmeyi, insanları kandırmayı, bencil olmayı. Ama onlar her şeye rağmen iyi olmayı tercih ederler. Merhametli olmayı, sevgi dolu olmayı tercih ederler. Kimi kurnaz insanlar onlar iyi niyetli diye onlara en iyi yakıştırması yapa ve karşısındaki kandırdığını, kullandığını sanır ama herkes kendine yakışanı yapar ve herkes kalbinin ekmeğini yer. 


İyi niyetli insanların iyi niyetini sömüren kimseler aslında zavallı kimselerdir. Böyle insanlara karşı da dikkatli olmak ve kendini kullandırmamak gerekir. İyi insanları daha çok sevmeliyiz ve onlara daha çok değer vermeliyiz. Onların iyi niyetini suistimal etmemeliyiz.

Arkadaşını Yalnızken İkaz Et Başkalarının Yanında Öv.

 

Arkadaşını Yalnızken İkaz Et Başkalarının Yanında Öv.


Arkadaşlar birbirlerinin her halini her ortamda dile getirmeyen, birbirlerine saygılı olan ve birbirini çok seven kimselerdir. Arkadaşlar arasında bazen anlaşmazlıklar olabilir ve bu son derece normaldir. Arkadaşımız bir yanlış yaptığı zaman onun kusurunu başkalarının yanında bağıra bağıra söylememeliyiz. Ona akıl vermeye çalışmamalıyız. Bu olsa olsa dikkat çekme ve arkadaşımızı başkalarının yanında küçük düşürme, rencide etme olur. 


Arkadaş arkadaşı yalnızken uyarmalı, yanlışlarını da baş başayken birbirlerine söylemelilerdir. İyi bir arkadaş  sevdiğini her hali ile kabul eder ve onu başkalarının yanında kırmaz, incitmez. Bunun için de arkadaşını yalnızken ikaz et, başkalarının yanında öv denilmiştir. Arkadaşlarımızı başkalarının yanında övdüğümüz zaman arkadaşımız kendini iyi hisseder, mutlu olur ve yanlışları varsa da onları düzeltmeye çalışır ve daha iyi insan olma yolunda ilerler. 


Başkalarının yanında övdüğümüz arkadaşımız kendini daha güçlü hisseder, bize güven duyar ve o da bizim her zaman yanımızda olur, o da bizim yanlışlarımızı baş başayken bize söyler. Böylece de arkadaşlık daha uzun ömürlü, daha güvenilir ve daha sevgi dolu olur. Başkalarının yanında uyarmak ise onu mutsuz hisseder, kendini güvende hissetmez ve bir daha bize güvenmez.

Kanaat Kelimesinin Anlamını Araştırınız. Kanaat İle İlgili Atasözü, Deyim ve Özdeyişlerden Birkaçını Bulup Defterinize Yazınız.

 

 Kanaat Kelimesinin Anlamını Araştırınız. Kanaat İle İlgili Atasözü, Deyim ve Özdeyişlerden Birkaçını Bulup Defterinize Yazınız.

 

Kanaat: elindekiyle yetinme durumu, yeter bulma, kanıklık.

Kanaat kelimesi ile ilgili atasözleri şunlardır:

Kanâatta izzet, tamah da zillet vardır. 

Aç doymam, tok acıkmam sanır.

Kanaat gibi devlet olmaz.

Azıcık aşım, kaygısız başım.

Kanaat, tükenmez hazinedir .

Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.

Bir başa bir göz yeter.

Çoğu zarar, azı karar. 

Evdeki ayran komşudaki yoğurttan iyidir.

 

Kanaat İle İlgili Deyimler

Kıt kanaat geçinmek, kanaat etmek, kıt kanaat vb.

 

Kanaat ile ilgili özdeyişler şunlardır:

Elinde olandan memnun ol, insan her şeyde birinci olamaz. Ezop

Tama fakirlik, kimsenin servetine göz dikmemek zenginliktir. İnsanların servetine göz dikmeyen onlardan müstağni olur. Hz. Ömer.

Kötülük insana tamahtan gelir. Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı. Hz. Mevlana

 

Kime yeteri kadarı az gelirse, ona hiçbir şey yetmez. Epikuros

Yeryüzünde bütün ızdıraplar, aza kanaat etmemekten doğar. Firdevsi

“Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir.”

“Müjde o kimseye ki, İslam hidayetine ulaşmış, geçimi yetecek kadar verilmiş ve buna kanaat etmiştir.” Hz Muhammed.

En büyük hazine kanaatkar olmaktır, sonra sağlık ve çalışkanlık oldu mu, yaşamak için yeter bunlar. Goethe