İnsanın Nazı Sevdiğine Geçer Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 

İnsanın Nazı Sevdiğine Geçer Atasözü İle İlgili Kompozisyon


İnsan yakınları ile huzuru bulmak ve güzel günleri çevresindekilerle yaşamak ister. Sıkıntılı günlerinde ise en yakınından yardım bekler. Kahrını çekeceklerini bildiği için bütün eziyetini, sitemini yakınlarına yapar. Bunun için atalarımız İnsanın nazı sevdiğine geçer.” sözünü söylemiştir. Kasap sevdiği eti yerden yere vurur.” atasözü ile yakın anlamlı bir sözdür.


 İnsan sevdiği kişileri, değer verdiği kişileri mutlu gününde görüyorsa zor günlerinden de görmek ister. Asıl olan zor günde yarenlik yapabilmek, sevdiğinin yardımına  koşabilmek ve tüm eziyetlerine sabırla katlanabilmektir. Bu yapıldığı zaman kişi kendini değerli biri olarak hisseder. Hiç tanımadığımız birine niye nazımız geçsin ki? Ayrıca bizi hiç tanımayan biri dertlerimizi anlamaz, mutlu olduğumuz şeylerin neler olduğunu da anlamaz. 


Oysa bizi çok yakından tanıyan kişi yaşadığımız her olaya şahit olur. Onun için onlara karşı sitemimiz olur. İnsan sevdiklerinin zor zamanlarında da yanında olmalıdır ve elini asla bırakmamalıdır. Gerçek dostluk nazımızı çekenlerle olur. Yeri geldiği zaman biz sevdiklerimizin nazını çekmeliyiz. Yeri geldiği zaman da onlar bizim nazımızı çeksin ki aradaki bağlar daim olsun hiç sönmesin.

Körle Yatan Şaşı Kalkar Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 

Körle Yatan Şaşı Kalkar Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 

Değersiz, bayağı kimselerle ilişki kuranlar kötü alışkanlıklar edinirler ve kendileri de bir zaman sonra o kötü kişiler gibi olmaya başlarlar. Bunun için atalarımız “Körle yatan şaşı kalkar” sözünü söylemiştir.

 

Kötü alışkanlıklara sahip, yanlış işlerle uğraşan, kötü alışkanlıkları olan kişilerle yakınlık kuranların zamanla onların etkisine gireceğini, benzer hataları yapmamaya başlayacağını anlatan güzel  ve anlamlı bir atasözüdür. Yani Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.” atasözü ile yakın anlamlı bir sözdür. İnsan devamlı iletişim galinde olduğu, gezdiği, tozduğu, vakit geçirdiği kişilerin davranış, alışkanlık ve tutumlarından etkilenmeye başlar. Bunun için arkadaş seçiminde çok dikkatli olmak gerekir. Özellikle de çocukların ve gençlerin arkadaş seçiminde çok dikkatli olması gerekir. Kötü bir arkadaş geleceğinizi de etkiler ve sizi kötü yollara sürükleyebilir ve başınıza olmadık işler açabilir.

 

Örneğin; Mustafa adlı bir öğrenci çok yaramaz olan Ali adlı arkadaşı ile devamlı vakit geçirirse bir zaman sonra davranışları da Ali gibi olmaya başlayacaktır. Ali derste sürekli konuşan, öğretmenlere saygısızlık yapan geveze biridir. Mustafa da bir zaman sonra onun gibi olacak ve  geveze, sıkıntılı bir çocuk haline gelecektir. Bu ve bunun gibi daha çok sayıda örnek verebiliriz. Mesela alkol alan biri ile sürekli arkadaşlık kuran da bir zaman sonra alkol almaya başlayacak ve onun gibi olacaktır. İşte tüm bunların olmaması için arkadaş seçiminde çok dikkatli olunmalı, güvenilir, dürüst ve örnek insanlarla arkadaşlık kurulmalıdır.

Tarihin İzindeyiz Kitabı İle İlgili Test Soruları Ve Cevapları

 

Tarihin İzindeyiz Kitabı İle İlgili Test Soruları Ve Cevapları


1) Yetkin dedesini ve babaannesini neden uzun süre görememişti?

A) Virüs yüzünden

B) Yurt dışında oldukları için

C) Annesi ile babaannesi küs kaldıkları için

D) Yetkin ve Masal’ın okulu yüzünden

 

2) Yetkin ve Masal’ın babaannesinin dedesinin adı nedir?

A) Mehmet Paşa

B) Sabit Paşa

C) Hüseyin Paşa

D) Tuna Paşa

 

3) Atatürk Köşkü hangi şehirdedir?

A) İstanbul

B) Manisa

C) Ankara

D) Yalova

 

4) Yetkin ve yakın arkadaşları sosyal sorumluluk projesinde nerede çalışmışlardır?

A) Berber

B) Terzi

C) Hamburgerci

D) Pizzacı

 

5) “Gıcık” lakabı ile bilinen çocuk kimdir?

A) Berke

B) Yetkin

C) Onur

D) Gece

 

6) Çocuklar öğretmenleriyle Ankara’da ilk nereyi ziyaret etmişlerdir?

A) Taş Mektep

B)  Ankara Kalesi

C) Anıtkabir

D) Roma Hamamı

 

7) Çocuklar Ankara gezisine hangi ulaşım aracı ile gitmişlerdir?

A) Araba

B) Otobüs

C) Uçak

D) Tren


 

8) Türkiye’nin en kapsamlı kütüphanesi Milli Kütüphane hangi şehirde bulunur?

A) İstanbul

B) İzmir

C) Ankara

D) Bursa

 

9)  Ömer Lütfi Aydemir hangi alanda başarılı bir  araştırmacıdır?

A) Coğrafya

B) Tarih

C) Matematik

D) İngilizce


10) Ömer Lütfi Aydemir’in yazdığı eserin adı nedir?

A) Coğrafya Nedir?

B) Matematik Nasıl Öğrenilir?

C) Büyük Savaş’ın Bilinmeyen Yanları

D)  İngilizce En Kolay Nasıl Öğrenilir?

 

11) Kuvay-i Milliye için gizli istihbarat çalışması yapan karakol teşkilatının şifresi nedir?

A) Balzac’ın Sefiller romanı var mıydı acaba?

B) Victor Hugo’nun Sefiller romanı var mıydı acaba?

C) Atay Sözer’in Tarihin İzindeyiz kitabı var mıydı acaba?

D) Şermin Yaşar’ın Para Ağacı kitabı var mıydı acaba?

 

12) Türkler maç yaparken İngilizleri kaça kaç yenmiştir?

A) 7-5

B) 9-5

C) 1-0

D) 2-0

 

13) Napolyon’un hayatta  en çok korktuğu şey nedir?

A) Sınav

B) Fare

C) Karanlık

D) Islık sesi

 

14) Ömer Lütfi’nin kitabını karıştırdığı için  savaşlar birbiri ile karışmış,  farklı dönemlere gidilmiştir. Hocanın kitabını karıştıran kimdir?

A) Onur

B) Gece

 C) Masal

D) Berke

 

15) "Nuh" kimin kod adıdır?

A) Mustafa Kemal Atatürk

B) İsmet İnönü

C) Kazım Karabekir

D) Ali Fuat Paşa

 

16) Hiroşima ve Nagazaki’ye  atom bombası atan ülke aşağıdakilerden hangisidir?

A) Almanya

B) Amerika

C) İngiltere

D) Japonya

 

17) Bandırma Vapurunun gemi  kaptanının adı nedir?

A) İsmail Hakkı

B) İbrahim Hakkı

C) Mehmet Ali

D) Halit Nuri

 

18) Bandırma Vapurunda yolculuk ederken pusulanın yere düşüp kırılmasına neden olan kişi kimdir?

A) Berke

B) Yetkin

C) Masal

D) Onur

 

19) Atatürk’ün gençlere tavsiye ettiği kitabın adı nedir?

A) Tarihin İzindeyiz

B) Beyaz Zambaklar Ülkesinde

C) Anna Karenina

D)Bir Cumhuriyet Sabahı

 

20) Timur’un yanında at üzerinde duran adam kimdir?

A) Ömer Lütfi Hoca

B) Onur

C) Muazzez Hoca

D) Tayfun Hoca


 

21) Lilliput kralı ve Blefescu kralı arasında çıkan savaşın nedeni nedir?

A) Elma

B) Armut

C) Yumurta

D) Pastırma

 

22) En uzun gece ne zaman olur?

A) 21 Haziran

B) 21 Aralık

C) 21 Mart

D) 23 Eylül

 

23) Çin müziğinde kaç nota vardır?

A) 7

B) 6

C) 5

D) 8

 

24) Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda nele ryaptığını tüm detaylarıyla yazmıştır. Yazmış olduğu bu eserinin adı nedir?

A) Geometri

B) Bölüğün Muharebe Eğitimi

C) Subay ve Komutan İle Konuşmalar

D) Nutuk

 

25)  Kitapta aşağıdaki tarihi kahramanların hangilerinden bahsedilmemiştir?

A) Fühler

B) Sezar

C) Yıldırım Beyazıt

D) Ertuğrul Gazi

 

26) Okuduğu kitapların karakteri hemen çıkıyordu. Çocuklar içinde kitap canavarı olan bir çocuktur. Bu çocuk aşağıdakilerden hangisidir?

A) Onur

B) Yetkin

C) Berke

D) Masal

 

27) Tarihin İzindeyiz kitabının yazarı kimdir?

A) İlber Ortaylı

B) Murat Bardakçı

C) Fatih Altaylı

D)  Atay Sözer

 


Cevaplar:

1.a  2.b  3.d  4.c  5.a  6.c  7.d  8.c  9.b  10.c  11.a  12.b  13.a  14.d  15.a  16.d  17.a  18.a  19.b  20.a  21.c  22.b  23.c  24.d  25.d  26.d  27.d

Diğer Kültürlerle Ortak Oyunlarımız Var mı?

 

Diğer Kültürlerle Ortak Oyunlarımız Var mı?


Ülkemizin diğer kültürlerle ortak oyunları vardır.

Örneğin; Misket ya da diğer adı ile bilye oyunun ortak olduğu ülkeler şunlardır: Lübnan, Suriye, Yunanistan, İtalya, Amerika Birleşik Devletleri, Meksika, Japonya’da bilye oyunu oynanır.


Saklambaç oyunun ortak olduğu ülkeler şunlardır: Arap ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri, Yunanistan, İngiltere, İtalya, Japonya’da saklambaç oynanır.

Seksek oyunu: Hindistan, Yunanistan, Fransa, Kore, Afrika ülkelerinde sek sek oyunu oynanır.

Beştaş oyunu: Kazakistan, Hindistan, Kore, Yunanistan, Çin’de beştaş oyunu oynanır ama adları değişiktir içerik aynıdır.

Yakan top: Rusya, Almanya, Amerika, İngiltere’de yalan top oyunu oynanır.

İp atlama: İngiltere Afrika ve Japonya’da ip atlama oyunu oynanır.

Uçurtma uçurma: Hindistan, Brezilya, Pakistan ve Çin gibi ülkelerde de uçurtma uçurma oyunu oynanır.

Mendil kapmaca: Yunanistan, Hindistan ve Arap ülkelerinde mendil kapmaca oyunu oynanır.


Topaç çevirme: Japonya, Filipinler, İran ve İspanya’da topaç çevirme oyunu oynanır.

Sonuç olarak Ülkemizin birçok ülke ile ortak oyunları bulunur. Aslında bu durum da çocukların ortak oyunları eninde sonunda bulduğu ve bu oyunlardan büyük zevk aldığı ortaya çıkar. Ülkemiz, Balkanlar, Orta Asya, Orta Doğu ve Akdeniz ülkelerinden  etkilenmiş ve o ülkeleri de etkilemiştir.

Dünyayı Gezecek Olsaydınız Hangi Ülkelere Gitmek İsterdiniz? Neden?

 

Dünyayı Gezecek Olsaydınız Hangi Ülkelere Gitmek İsterdiniz?  Neden?


Maddi imkanlarım da çok iyiyse dünyada çok sayıda ülke gezmek isterdim. İlk gideceğim ülkelerden biri de Amerika Birleşik Devletleri tarafından atom bombası atılan Japonya'ya gitmek isterdim ve bu ülkenin küllerinden doğduğunu ve nasıl gelişmiş bir ülke haline geldiğini görmek isterdim. Japonya dünyanın en gelişmiş teknolojik merkezlerinden biridir. Robotik, yapay zeka, hızlı tren sistemleri, şehir planlaması gibi alanlardaki çalışmalarını bizzat görmek isterdim ve meraklı meraklı gezerdim. Ayrıca oradaki, günlük yaşam kültürü hakkında bilgi edinirdim. Saygı kültürü, düzen, temizlik ve sorumluluk anlayışını kendi ülkeme de getirmek isterdim ve o ülkeyi ve insanlarını kendime örnek alırdım.


İtalya’ya gitmek isterdim. Akdeniz mutfağının zengin örneklerini görürdüm, güzel yemeklerinden yerdim. Tarihi yerlerini gezerdim. Çünkü orada Roma İmparatorluğu’nun izleri vardır. Onları görmek isterdim. İtalya’da güzel bir pizza yemek isterdim.


İspanya’ya gitmek isterdim. Sokak kültürünü tanırdım. Festivaller, canlı yaşam tarzı benim ilgimi çekerdi  ve mutlu olurdum. Yunanistan’a gitmek isterdim ve oranın da tarihi ve doğal güzelliklerini görmek isterdim. Çünkü Yunanistan dünyanın en zengin  antik tarihine sahip olan ülkelerden biridir. Muhteşem deniz ve adalarını görmek isterdim.


İsviçre’ye gitmek isterdim. Çünkü hayat kalitesi ve güvenlik bakımından dünyanın önde gelen ülkelerinden birisini olduğunu bizzat gezerek görürdüm, yaşardım ve mutlu olurdum. Alpler, göllerini, temiz şehirlerini gezerdim. Çikolata yerdim bol bol. Saatin nasıl yapıldığını öğrenirdim ve oradan ülkeme dönerken sevdiklerime çikolata ve saat alırdım. Gitmek ve görmek istediğim ülkeler kısaca Japonya,  İtalya,  İspanya, Yunanistan ve İsviçre’dir.

Yeni Bir Mahalleye Taşınalı Bir Ay Olduğunu Ve Hiçbir Mahalle Sakininin Sizi Henüz Fark Etmediğinizi Düşününüz. Bu Durum Hakkındaki Duygu Ve Düşüncelerinizle İlgili Bir Konuşma Yapınız.

 

Yeni Bir Mahalleye Taşınalı Bir Ay Olduğunu Ve Hiçbir Mahalle Sakininin Sizi Henüz Fark Etmediğinizi Düşününüz. Bu Durum Hakkındaki Duygu Ve Düşüncelerinizle İlgili Bir Konuşma Yapınız.


Yeni bir mahalleye taşınalı bir ay olduğu halde mahallede yaşayan mahalle sakinlerinin beni fark etmemeleri karşında şaşırırdım. Çünkü ha varmışım, ha yokmuşum gibi kendimi değersiz hissederdim. İnsanlara gereken değer verilmediğini düşünür ve burada hayatın nasıl geçeceği ile ilgili endişelerim olurdu ama hemen ümitsizliğe kapılmazdım. Belki de insanların kendi dertleri vardır, dışarı ile çok iletişim halinde değiller diye düşünürdüm. Çünkü  mahalle sakinleri geçmişte mahalleye gelmiş olan komşularına  samimi davrandıkları halde aynı samimiyeti bulamamış olmalılar diye düşünür ve bundan dolayı yeni gelen her kim olursa olsun hemen samimiyet kurmaya dikkat ediyor olmalılar derdim. Eski gelen komşular mahalledeki insanların güvenini zedelemiş olabilir. 


Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,


Yine de her şeye rağmen iyimser düşünmeyi tercih ederdim ve  bu durumu bu mahallede yeni bir başlangıç yapma fırsatı olarak görürdüm.. İnsanların henüz beni tanımamış olmasının, aslında onlarla sıfırdan, tertemiz ilişkiler kurma şansı sunduğunu düşünüyorum. Elbette ki zaman zaman kendimi biraz dışarıda hissettiğim oluyor. Pencereden selamlaşanları izlerken “Keşke ben de bu samimiyetin bir parçası olsam” diye içimden geçirdiğim anlar olurdu ama aynı zamanda biliyorum ki her ilişki zamanla ve karşılıklı adımlarla gelişir. Belki ben de daha fazla dışarı çıkmalı, selam vermeli, kendimi tanıtmalı, bu mahalleye bir adım daha yaklaşmalıyım diye düşünürdüm ve mahalledeki insanlarla göz teması kurardım, onlara selam vermeye başlar ve yavaştan sohbeti başlatırdım.


 Böylece üzüntüm geçer zaman içinde de yeni komşularım olurdu, yeni ilişkiler olurdu ve samimi bir mahalle ortamı olurdu. Böylece kendimi yalnız hissetmez ve bir mahalleye ait olmanın duygusu ile mutlu olurdum. Kaynaşma başlardı, sosyal ilişkiler olurdu ve benim de kaygılarım zaman içinde yok olur giderdi. Konu hakkındaki düşüncelerim bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, hepinizi selamlıyorum.

Kitapsız Bir Hayatın Nasıl Olacağı İle İlgili Görüşlerinizi Nedenleriyle Anlatınız

 

Kitapsız Bir Hayatın Nasıl Olacağı İle İlgili Görüşlerinizi Nedenleriyle Anlatınız


Kitapsız bir hayat karanlık bir alanda sürekli yaşamak olurdu ve hiç gün ışığını göremeyen, bilgisiz, cahil, soru sormayan, aklını kullanamayan, her şeye körü körüne inanan kimselere dönüşürdük. Kitapsız bir hayatın anlamı olmazdı. Hayal dünyamız geniş olmazdı.  Bilgi nesilden nesle sözlü aktarılacağı için kolayca bozulur veya kaybolurdu.


 Bilimsel ilerleme çok yavaş olurdu çünkü insanlar bir önceki neslin birikimini tam anlamıyla yeni nesle aktaramazdı. Mühendislik, tıp, hukuk, tarih alanında gelişme ve ilerlemeler  olmazdı ve dünya geri kalmış bir dünya olurdu. Karanlık bir çağda yaşamaya devam ederdik. Edebiyat olmazdı, insanlar geçmişini bilmediği için geçmişten ders alma gibi bir durum da olmazdı. Yani kültür ve medeniyetler daha yüzeysel kalırdı. Düşünme kapasitesi azalırdı ve yüzeysel kalırdı. Empati yeteneği zayıf kalırdı. 


Farklı karakterleri ve farklı yaşamları öğrenme şansı azalırdı. Analiz etme, eleştirel düşünme,  muhakeme becerileri gelişmek için daha az fırsat bulurdu. Hayal gücü ve yaratıcılık kısıtlanırdı. İnsanlar arası iletişim ve anlayış zayıflardı. Bireysel gelişim daha sınırlı olurdu. İnsanlar kendini geliştiremez ve cahil olarak kalmaya devam ederdi. Cahil gelir cahil giderlerdi.

Kitap Sizin İçin Ne İfade Etmektedir?

 

Kitap Sizin İçin Ne İfade Etmektedir?

 

Kitap insanların ruhuna iyi gelen muhteşem bir eserdir. Çünkü kitap okuyunca hayal dünya daha geniş oluyor ve kendimi farklı yerlerde buluyorum. Mesela hiç gitmediğim bir ülkeye gidip geliyorum, o ülkenin gelenek ve görenekleri hakkında bilgi ediniyorum, farklı kültürler hakkında bilgi ediniyorum. Böylece aydın bir insan oluyorum ve kendimi daha çok geliştiriyorum. Farklı bakış açılarını geliştirme, duygu ve düşüncelerimi derinleştirme fırsatı buluyorum. Kitaplar sayesinde daha keyifli oluyorum ve kitap okumak beni sakinleştiriyor.

 

Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

Kitaplar benim yaşama sevincim, hayatımın anlamıdır. Çünkü kitap okumadan geçirilen bir günde kendimi rahatsız hissediyorum. Vicdani olarak rahat etmiyorum. Çünkü okumak benim için yemek içmek gibi temel bir gereksinim haline gelmiştir. Küçük yaşlarda başlayan okuma alışkanlığım hızlı bir şekilde devam ediyor. Kitap benim ruhumdur, güzel anlarımdır, heyecanlarım, acılarım, mutluluklarımdır. Kitap benim öğreticimdir. Kitaplar sayesinde kendimi farklı karakterlerin yerine koyabiliyorum. Bu da empati kurma yeteneğimi geliştiriyor. Kitap okuduğum için daha sorgulayıcı bir insan oluyorum ve her duyduğuma körü körüne inanmıyorum.

 

 Kitaplar sayesinde unutkanlığım azaldı ve hafızam daha iyi gelişti. Toplum içinde kendimi daha iyi ifade edebiliyorum. Ana dilim olan Türkçeyi çok güzel konuşabiliyorum. Ana dilime ait kelimeleri kullanmaya da özen gösteriyorum. Kitap benim için büyük bir hazine kaynağıdır. Hayattır, hayaldir, umuttur, güvendir, sevgidir kitaplar benim için. Kitap benim için tüm bunları ifade etmektedir.

İnsanoğluna İyilik Yarasa Sarı Öküze Bıçak Olmazdı Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 

İnsanoğluna İyilik Yarasa Sarı Öküze Bıçak Olmazdı Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 

Tıpkı öküzün ömrü boyunca hizmet ederek sahibine kazanç sağlamasına karşın ihtiyarlayınca sahibi tarafından kesilmesi gibi dünyada her zaman iyiliğe karşı iyilik yapılmaz, kötülük de yapılır. Çünkü her zaman karşımıza iyi niyetli insanlar çıkmayacaktır. Bunun için atalarımız İnsanoğluna iyilik yarasaydı sarı öküze bıçak olmazdı.” sözünü söylemişti.

 

İnsanoğlu çiğ süt emmiştir. İyilik yapabileceği gibi kötülük de yapa rama dünya halinde daha çok insanların iyiliğe nankörlükle karşılık verdiğini duyarız, görür, konuşuruz vb. Birinin zor gününde yanında oluruz, ona dal oluruz, ona yürek oluruz ama o kişinin durumu iyi olunca ilk bizi satar ve en büyük ihaneti biz yapar. Çünkü o kişi nankörüdür ve bencildir. İşte böyle insanlara karşı yaşadığımız kötü deneyimden sonra daha dikkatli olmaya başlarız. Çünkü sürekli iyilik, sürekli fedakarlık kişinin kendi kul hakkına girmesi olur. İnsanlara iyilik yapılmalıdır ama kime ne kadar iyilik yapacağımızı bilmek ve akıllı olmak gerekir. Örneğin; Bir akrabana devamlı yardım edersin ama o kişi sürekli seni eleştirmeye devam eder, senden daha fazlasını istemeye bakar. O kadar iyiliğine rağmen seni bir hatanda siliverirler. Çünkü nankör, vefasız ve kötü kalpli kimselerdir böyleleri.

 

 Ya da iş yerinde çalıştığın birine işin tüm detaylarını öğretirsin ama o kişi seni patrona şikayet eder, hakkında kötü konuşur. Ne yaparsanız yapın kimi insanlar kötü olmayı tercih ederler ne yazık ki. İşte böyle insanlara karşı da uyanık olmak gerekir.

Çam Sakızı Çoban Armağanı Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 

Çam Sakızı Çoban Armağanı Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 

İnsanlar birbirini sevindirmek, mutlu etmek için karşılıklı hediyeleşirler. Bu hareket insanların gönüllerini okşar, onları birbirine yaklaştırır. Kimi insanlar varlıklı insanlar gibi yüksek değerli hediyeler veremezler. Bu nedenle hediyede çokluk ve değerden çok içtenlik aranmalı, samimiye aranmalı, temiz kalp, iyi niyet aranmalıdır. İşte bunun için atalarımız “Çam sakızı çoban armağanı.” sözünü söylemiştir.

 

Sevdiğimiz, değer verdiğimiz birine hediye almak gönülden gelen bir şeydir. Çünkü o kişi ya da kişileri çok sevdiğimiz için, onlara değer verdiğimiz için hediye alırız. Bu hediyenin çok pahalı ya da çok ucuz olmasına gerek yoktur. Maddi durumumuza göre ne alabiliyorsak onu alıp sevdiğimiz insanları mutlu etmek, onları düşündüğümüzü, onlara değer verdiğimizi sevdiklerimize göstermek bizi ve onları mutlu eder. Örneğin; sevdiğimiz birine çorap örmek, çanta ya da yelek örmek ve onu o kişiye hediye etmek o kişiyi çok mutlu edecektir.

 

Önemli olan düşünülmek, sevilmek ve sayılmaktır. Ya da çok sevdiğimiz birine bir kitap hediye etmek, bir futbol topu hediye etmek bizi de hediye ettiğimiz kişiyi de çok ama çok mutlu eder. Burada önemli olan birinin seni düşünüyor olması, sana kıymet veriyor ve seni değerli görüyor olmasıdır İşte böyle insanlardan olmak gerekir.