İletişim Formu

Levent Şanlıurfa’da Kitabının Özeti

 Levent Şanlıurfa’da Kitabının Özeti


Levent, kardeşi Mert  ve arkadaşları ile birlikte öğretmenleri gözetiminde Şanlıurfa’ya bir gezi düzenlenmiştir. Bu geziye uçak ile gidilmiştir. Kitapta  Urfa’ya Peygamberler Şehri dendiğinden bahsedilmiştir. Öğretmen Şanlıurfa’da çocuklara Balıklı gölün hikayesini anlatmıştır.  Normalde bu hikayeyi anlatma görevi Kamilinken Kamil fazla çalışmadığı için birkaç cümle ile konuyu çok kısa anlatmıştır. Fazla çalışmadığı için de arkadaşlarımı sıkmak istemedim öğretmenim demiştir ve sadece şunları anlatmıştır: Balıklı göl çok önemli bir yerdir. Burada  bir peygamber ateşe atılmıştır demiştir.


 Daha sonra öğretmen asıl konuya geçmiştir. Çok eski zamanlarda Nemrut adında kötü ve zalim bir kral yaşarmış. Bu kral rüyasında şunları görmüş: Rüyasında bir ışık çıkmış o ışık çok fazla parladığı için Yıldızlar, Güneş ve Ay da görünmez olmuş. Bunun üzerine kötü kral Nemrut bu rüyasını yanındakilere yorumlatmış. Yorumlayanlar ise şunları söylemiş: Kralım bir Peygamber gelecek, sizi tahtınızdan edecek , bunun için de hemen önlem almanız gerekiyor demiş. Bunun üzerine Nemrut o yıl doğan n kadar erkek çocuğu varsa hepsinin öldürülmesi emrini verdirtmiş. O sırada ise Hz. İbrahim doğmak üzereymiş.


 İbrahim’in annesi İbrahim’ bir şey olmaması için yavrusunu bin bir zorluklar içinde mağarada büyütmüş. Daha sonra Yüce Allah tarafından İbrahim’e Peygamberlik verilmiş. Peygamber olan Hz İbrahim de bundan sonraki yaşamında insanları iyiyi, doğruyu, adaletli olmayı, insan hakkı yememeyi anlatmış ve Allah’tan başka kimseye tapmamak gerektiğini söylemiş. Putların bir ilah olamayacağını söylemiş.


 Nemrut İbrahim Peygambere putlara tapmasını emretmiş ama İbrahim Peygamber bunu kabul etmemiş.  Buna çok öfkelenen Nemrut ise Balık gölde büyük bir ateş yakarak o ateşin içine de İbrahim Peygamberi atmış. O sırada olağanüstü bir durum yaşanmış ve Yüce Allah suya “soğu!” emrini vermiş ve bunun üzerine Hz İbrahim de kurtulmuş. Bu anlatılanların hepsinin de Kuran-ı Kerim’de geçtiğini ifade etmiş öğretmen. Bundan dolayı da burasının adı Balıklı göl olmuş ve buradaki balıklara kimsenin zarar vermediğini söylemiş.


 Daha çok sonra biraz yem alarak balıklara atmışlar ve balıkların karınlarını doyurmasını sağlamışlar. Hatta Kamil de aldığı yemlerin bir kısmını bir güzel mideye indirmiş.  Daha sonra Halil’ür Rahman cami ziyaret edilmiş. Bu cami ise  Muzafferrüddin Musa tarafından yapılmıştır. Daha sonra Ayn-ı  Zeliha gölü ziyaret edilmiş. Urfa Kalesi’ne çıkılmış ve çocuklar kaleye çıkarken kan ter içinde kalmışlar. İnişleri daha rahat olmuş. Kalede evleri olmadıklarına şükretmişler çünkü kale çok yüksekmiş. Öğretmen ise kalenin bu kadar yüksek yapılmasının nedeni  ise  yüksekte olan kalenin ele geçirilmesinin daha zor olacağını anlatmış çocuklara. Daha sonra Bakırcılar Çarşısına gidilmiş. 



Herkes kendine küçük bakır tabak alırken Kamil ise kocaman almış, ona göre küçük bakır tabaktaki yemekten o doymazmış onun için de küçük değil kocaman bakır tabak almış. Daha sonra Gümrük Han’a gidilmiş ve orada Mert isot görmüş. Onun ne olduğunu merak ederken Levent hemen internetten bakmış ve bu arada Metin kaybolmuş . Nedeni ise ağzına değirdiği isot onun dilini acayip yakmış ve koşarak su olan yere gitmiş ve üstünden su da dökülmüş .Levent onu bulduğunda turistlerin onun ıslak hali ile fotoğraf çektiğini görmüş ve kardeşini elinden tutup yanına çekmiş Levent. Bu arada isot Şanlıurfa'da yetişen bir baharat çeşididir ve genelde çiğ köftede ve o bölgeye özgü yemeklerde sıkça kullanılır ve tadı da hafif acı da olsa  harikadır.


 Daha sonra hep birlikte Ulu Cami ziyaret edilmiş. Kamile babası çok büyük bir görev vermişti önceden. Kamil bunu yeni açıklamaya başlamış arkadaşlarına. Babası ona para vermiş ve mutlaka Urfa'daki ciğeri yemelisiniz demiş . Babası arkadaşları için de para vermiş  herkes ciğercide bir güzel karnını doyurmuş. Daha sonra Eyüp Aleyhissselam'ın makamına gidilmiş. Eyüp Aleyhisselam da Kuranda adı geçen Peygamberlerden biridir.


 Eyüp Peygamber sabırlı olması ile bilinir.  Önceleri çok zengin olan bu Peygamber daha sonra malını, mülkünü, çiftliklerini kaybetmiş. Daha sonra bir deprem ile çocuklarını kaybetmiş. O her şeye rağmen sabretmeye devam etmiş. Daha sonra hasta olmuş ve vücudunda yaralar çıkmış, Çıkan yara her yerini sarmış. Onun bu durumunu gören yakınları Eyüp Peygamberin yanından uzaklaşmışlar. Eyüp Peygamberin hastalığının şehre yayılmasından korkan şehir halkı onu şehirden kovmuş fakat bu büyük insan yine sabretmiş  ve Allah’a dua etmiş. 


Yüce Allah onun duasına cevap vermiş ve Eyüp Peygamber’e ayağını yere vurmasını emretmiş. Ayağını yere vurunca oradan bir anda su fışkırmış ve Eyüp Peygamberin yarasını temizlemiş ve o da sağlığına geri kavuşmuş. Hikaye bittikten sonra öğretmen çocukları Harran’a götürmüş. Harran’dan çok sayıda bilim ve ilim insanları çıkmış. Bunlara örnek olarak; Cabir Bin Hayyam, Sabit Bin Kurra,, El Battani vb. gibi. Daha sonra Cennet Camii’ne ve Birecik adında bir ilçeye gidilmiş. Birecik kelaynak kuşları ile tanınan bir ilçedir. Bu kuşlar göçmen kuşlardır. Kelaynakların nesli tükenmek üzeredir. Bu nedenle bu kuşlara göç yasağı konulmuştur. Birecik de ziyaret edildikten sonra Şanlı Urfa gezisi sona ermiş ve herkes uçağa doğru gitmiş ve gezi çok güzel ve eğlenceli bir şekilde bitmiş.

Yorum Gönder

Yorumlarınızı yorumlama biçimini 'Anonim' seçerek isim, mail, adresi vb. yazmak ile uğraşmadan kolayca yayınlayabilirsiniz. Küçük bir teşekkürün bile bizim için çok önemli ve değerli olduğunu unutmayın.