Ç Harfi İle İlgili Tüm Atasözleri ve Anlamları

 Ç Harfi İle İlgili Tüm Atasözleri ve Anlamları

 

Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez: Gül çalıda değil kendi ağacında biter. Cahil de adı üstünde cahil olduğu için sadece kendi doğrularına inanır, başkaları onu ikna edemez. Onun için cahile fazla söze gerek yok.

Çalma elin kapısını, çalarla kapını: Sen başkalarının kapısını kötü emellerin için çalarsan gün gelir senin kapısını da başkaları kötü amaçları ile çalar.

Çabuk parlayan çabuk söner:  Hak etmeği yere gelenler  beceriksizliklerinden dolayı   yerlerini çabuk yitirirler.

Çalışmak, ibadetin yarısıdır: Bütün dinler insanlara çalışmayı öğütler. Çalışanı Allah da çok sever. Çalışmak ibadet etmek gibidir.


Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme: Çağrılan yere gidilmeli, çağrılmayan yere yüzsüzlük yapılmamalı, gidilmemelidir.

Çerçi kızı boncuğa aşıktır: Çocuklar anne ve babalarını örnek alırlar. Çocuklarımıza doğru örnek olmalıyız.

Çamın kökü, yalancının sözü bitmez: Çam kökü derindedir, kesilse bile yeniden sürgün verir. Yalancının da sözü bitmez, kafasından yalanlar uydurmaya devam eder. Yalancı olmamak iyidir.

Çam ağacından ağıl, eloğlundan oğul olmaz: Çam ağacı ardıç kadar dayanıklı olmadığı için ağıl yapılamaz. Eloğlu da kanca, canca yakın olmadığı için kendi oğlunun yerini tutmaz. Her şeyin bir değeri vardır, yapacağı iş yarı kullanılacağı yer ayrıdır anlamında bir atasözüdür.

Çarşambanın gelişinden perşembe belli olur: Birtakım olaylar, ilk belirtileri ile önceden kendisini belli eder. İnsanların davranış biçimlerinden, kişilik yapılarını ve sonradan neler yapabileceklerini çözmeliyiz.

Çanağına ne doğrarsan, kaşığına o gelir: Çorba konan çanaktan pilav beklenilmez. Çalışmadan da bir şey elde edilemez.

Çatal kazık çakılmaz. (batmaz-girmez):  Kazığın çatallısı yere çakılmaz, kırılır. Anlaşılmaya varılmayan, kararsızlık içinde yapılan işler de başarıya ulaşamaz.

Çıra is vere vere yanar: Her güzelliğin zorluğu vardır. O güzelliğe ulaşmak için de zorluklara göğüs germeliyiz.

Çiftçinin ambarı, sabanın ucundadır: Hangi iş kolu olursa olsun çalıştığımız sürece kazanabiliriz.

Çıngıraklı deve kaybolmaz: Nitelikli ve yetenekli insanlar her toplum tarafından sevilir, tanınır.

Çift edersen bağlanırsın, bağ edersen eğlenirsin:  Çiftçi toprağına bağlı olur ve işi de zor olur. Bağ ise eğlenmek amacı ile yapılır. Kendimize rahat ve iyi bir iş sağlamalıyız.

Çık çık eden nalçadır, iş bitiren akçadır: Ayakkabı nalçası da para gibi ses çıkarır ama para gibi değeri yoktur. Boş lafa değil işe yarayıp yaramadığına bakmalıyız.

Çıra dibine ışık vermez: Bilgili ve erdemli kimseler  kendilerinden esirgediklerini topluma veririler, topluma hizmet ederler.

Çıkmadık canda umut vardır: Ölmedik canda umut olduğu gibi hayatın da umudu vardır ve umutlarımızı asla kaybetmemeliyiz, en küçük umut ışını bile değerlendirmeliyiz.

Çoban çorabını kendi örer: Çoban, gece gündüz dağda olduğu için, kendi işini kendi görür.

Çobanın gönlü olursa, tekeden yağ çıkarır: Çoban isterse, elinden gelebilecek her işi yapar.

Çirkin bürüne, güzel görünür: Çirkin, görünmemek için saklanır ama güzelin saklayacağı bir şeyi yoktur. Herkes durumunun  gerektirdiği biçimde davranır.

Çoban güttüğü, çırak durduğu kadar alır: Herkes hak ettiği kadarını alır.

Çivi çıkar, ama yeri kalır: Yapılan ve yaşanan hiçbir şey unutulmaz.

Çingene et pişirir, pişmeden karnın şişirir: Çingene, eti zor bulduğu için et henüz bitmeden yemeye başlar ve et pişene kadar bitmiş olur.

Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak; cümlenin muradını verecek Hak: Allah adaletli olandır. Kimsenin birbirine zararı olmayacak şekilde herkesin istediğini yerine getirir.

Çoğu zarar, azı karar: Her şeyin fazlası zarardır. Bizim fazlalık olarak aldıklarımız bir başkasının ihtiyacıdır.

Çocuklara iyi, kötü huy anadan gelir: Anne çocuklara daha yakın olduğu için , çocuğun yetişmesinde de etkili olan kişi odur.

Çobansız koyunu kurt kapar: Çobanı olmayan sürü, her tehlike ile karşı karşıya kalır.

Çocuğun yediği helal, giydiği haramdır: Çocuk yerse sağlıklı olur büyür ama çok kaliteli kıyafeti çocuğa giydirmeye gerek yoktur. Zaten çocuklar hemen büyüdüğü için israfa gerek yoktur.

Çocuk büyür, deli uslanmaz: Çocuk büyüdükçe, düzene girer ama delinin düzene girmesi olanaksızdır.

Çocuğa iş, ardına düş: Çocuğa iş buyuranlar, sonunda o işi kendileri yapmak zorunda kalırlar.

Çocuğun olduğu yerde gıybet olmaz: Çocuk, söylenenleri bilmeden başkasına aktardığı için, yanında gizli şeyleri konuşmak sakıncalıdır. Çünkü çocuk duyduğunu bir başkalarına diyebilir.


0 yorum:

Yorum Gönder

YORUMLARINIZI YORUMLAMA BİÇİMİNİ "ANONİM" SEÇEREK İSİM, MAİL ADRESİ VB. YAZMAK İLE UĞRAŞMADAN KOLAYCA YAYINLAYABİLİRSİNİZ. KÜÇÜK BİR TEŞEKKÜRÜN BİLE BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ VE DEĞERLİ OLDUĞUNU UNUTMAYIN...