8. Sınıf Etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8. Sınıf Etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ögelerine Ayrılmış 100 Cümle

Ögelerine Ayrılmış 100 Cümle Örneği

Örnek:
·         Çok farklı hayvanların bulunduğu bu hayvanat bahçesini geçen yılın başlarında ünlü sanatçılar ziyaret etmişler.
Çözüm:
Yüklem: ziyaret etmişler.
Kim ziyaret etmiş? : Ünlü sanatçılar = Özne
Nereyi ziyaret etmişler? : Çok farklı hayvanların bulunduğu bu hayvanat bahçesini =  Belirtili nesne
Ne zaman ziyaret etmişler? : geçen yılın başlarında = Zarf tümleci

Örnek:
·         Her romancı başlangıçta büyük romancıları taklit ederek yazmaya başlar.
Çözüm:
Yüklem: başlar.
Kim başlar? Her romancı = Özne
Neye başlar? : yazmaya = Dolaylı tümleç
Ne zaman başlar? : başlangıçta = Zarf tümleci
Nasıl başlar? : büyük romancıları taklit ederek = Zarf tümleci

Örnek:
·         Yurt dışına çıkmak bu adamları olumsuz şekilde etkileyecektir.
Çözüm:
Yüklem: etkileyecektir.
Etkileyecek olan ne? : Yurt dışına çıkmak = Özne
Kimi etkileyecektir: bu adamları  = Belirtili nesne
Nasıl etkileyecektir? : olumsuz şekilde  = Zarf tümleci

Örnek:
·         Allı yeşilli renklerle  işlendi kilimimize Anadolu dağlarının  eşsiz güzelliği.
Çözüm:
Yüklem: işlendi.
Ne işlendi? : Anadolu dağlarının  eşsiz güzelliği = Özne
Nereye işlendi: kilimimize = Dolaylı tümleç
Ne ile işlendi: Allı yeşilli renklerle  = Edat tümleci

Örnek:
·         Biraz  önce bir kadının ağlaya ağlaya gittiğini gördüm.
Çözüm:
Yüklem: gördüm.
Kim gördü? : Ben = Gizli özne
Neyi gördüm? : bir kadının ağlaya ağlaya gittiğini = Belirtili nesne
Ne zaman gördüm? : Biraz önce = Zarf tümleci

Örnek:
·         Seni unutma ihtimalinden  hiç bahsetmiyor .
Çözüm:
Yüklem: bahsetmiyor.
Kim bahsetmiyor: O = Gizli özne
Neyden bahsetmiyor? : seni unutma ihtimalinden = Dolaylı tümleç
Ne kadar bahsetmiyor? : hiç = Zarf tümleci


Örnek:
·         Zürafalar, karadaki en uzun canlılardır.
Çözüm:
Yüklem: karadaki en uzun canlılardır.
Ne karadaki en uzun canlılardır? : zürafalar = Özne

Örnek:
·         Tipi başlayınca herkes bir anda  içeri girdi .
Çözüm:
Yüklem: girdi .
Kim girdi? : herkes = Özne
Ne zaman girdi? : Tipi başlayınca = Zarf tümleci
Nasıl girdi? = hemen = Zarf tümleci
Nereye girdi? : içeri = Zarf tümleci

Örnek:
·         Evinin başına gelenleri sana ben söylemedim .
Çözüm:
Yüklem: söylemedim.
Kim söylemedi? : ben = Özne
Neyi söylemedim? : evinin başına gelenleri başına gelenleri = Belirtili nesne
Kime söylemedim? : sana = Dolaylı tümleç

 Örnek:
·         Dün mahallede yaşanan olay hepimizin  moralini bozdu .
Çözüm:
Yüklem: hepimizin moralini bozdu .
Ne herkesin moralini bozdu ? : Dün mahallede  yaşanan olay = Özne

Örnek:
·         Ömer Seyfettin , öykülerinde milliyetçi bir çizgi  benimsemiştir .
Çözüm:
Yüklem: benimsemiştir.
Kim benimsemiştir : Ömer Seyfettin = Özne
Ne benimsemiştir ? : milliyetçi bir çizgi = Belirtisiz nesne
Neyde benimsemiştir? : öykülerinde = Dolaylı tümleç

Örnek:
·         Sipariş ettiğiniz  ürünler istediğiniz şekilde paketlendi.
Çözüm:
Yüklem: paketlendi . (paketleme  işini yapan belli değil)
Ne paketlendi? : sipariş ettiğiniz  ürünler = Sözde özne
Nasıl paketlendi? : istediğiniz şekilde = Zarf tümleci

Örnek:
·         Yine dalıyoruz uzaktan uzağa, okul  günlerindeki gibi.
Çözüm:
Yüklem: dalıyoruz.
Kim dalıyor: Biz = Gizli özne
Nasıl dalıyoruz? : okul günlerindeki gibi = Zarf tümleci


Örnek:
·         Dedelerinden  kalan ev ve paraları  medeni bir biçimde  paylaştılar.
Çözüm:
Yüklem: paylaştılar.
Kim paylaştı? : Onlar = Gizli özne
Neyi paylaştılar? : Dedelerinden  kalan ev ve paraları  = Belirtili nesne
Nasıl paylaştılar? : medeni bir biçimde  = Zarf tümleci


Örnek:
·         Çocukların  dilinden anlamak, çocuklarla çok ilgilenmeye bağlıdır.
Çözüm:
Yüklem: bağlıdır.
Bağlı olan ne? : Çocukların  dilinden anlamak = Özne
Neye bağlıdır? : Çocuklarla çok ilgilenmeye = Dolaylı tümleç

Örnek:
·         Orada  ormandan denize kadar uzanan büyük taşlar üstünde oturup, öğleden sonralarını değerlendirmeyi  severdi.
Çözüm:
Yüklem = severdi.
Kim severdi: O = Gizli özne
Neyi severdi:  Orada  ormandan denize kadar uzanan büyük taşlar üstünde oturup, öğleden sonralarını değerlendirmeyi  = Belirtili nesne

Örnek:
·         Bu ürünlerr sadece bugünkü bilimin ve teknolojinin  zaferi değildir.
Çözüm:
Yüklem = bugünkü bilimin ve teknolojinin zaferi değildir.
Bugünkü bilimin ve teknolojinin  zaferi olmayan ne? : Bu ilaçlar = Özne

Örnek:
·         Bütün memurlar senin  gibi davranıyor bu zamanda .
Çözüm:
Yüklem = davranıyor.
Kim davranıyor: Bütün memurlar = Özne
Nasıl davranıyor: senin gibi = Zarf tümleci
Ne zaman davranıyor: bu zamanlarda = Zarf tümleci

Örnek:
·         Eyvah! Arabanın kapısını  açık unuttum.
Çözüm:
Yüklem: unuttum.
Unutan kim: Ben = Gizli özne
Neyi unuttum: arabanın kapısını = Belirtili nesne
Nasıl  unuttum: açık = Zarf  tümleç
Eyvah = Cümle dışı unsur

Örnek:
·         İyi  insanlar iyi bakarlar.
Çözüm:
Yüklem: bakarlar .
Kim bakar? : iyi insanlar = Özne
Nasıl bakarlar? iyi = Zarf tümleci

Örnek:
·         Fakirlerin  içinde bulunduğu zorlukları  bir nebze olsun hafifletmek  için elinden geldiği kadar onlara yardımcı olurdu .
Çözüm:
Yüklem: yardımcı olurdu . .
Kim yardımcı olurdu ? : O = Gizli özne
Kime yardımcı olurdu? : onlara = Dolaylı tümleç
Ne için yardımcı olurdu ? : Fakirlerin  içinde bulunduğu zorlukları  bir nebze olsun hafifletmek  için = Edat tümleci
Ne kadar yardım ederdi? : elinden geldiği kadar  = Zarf tümleci

Örnek:
·         Suyun dünya için önemi son dönemlerde  daha fazla  anlaşılır oldu.
Çözüm:
Yüklem: anlaşılır oldu.
Anlaşılır olan ne?:  Suyun dünya  için önemi = Özne
Ne kadar anlaşılır oldu? : daha fazla = Zarf tümleci
Ne zaman anlaşılır oldu?: son dönemlerde = Zarf tümleci

Örnek:
·         Şair en güzel şiirlerini ormanın içerisindeki  küçük evde sessiz gecelerde yazdığını söylüyor.
Çözüm:
Yüklem: söylüyor.
Kim söylüyor?: şair = Özne
Neyi söylüyor? en güzel şiirlerini ormanın içerisindeki  küçük evde sessiz gecelerde yazdığını = Belirtili nesne

Örnek:
·         Hırs , insana doğarken verilmiş doğal bir his değildir.
Çözüm:
Yüklem: insana doğarken verilmiş doğal bir his değildir .
İnsana doğarken verilmiş doğal olmayan his nedir? : Hırs = Özne

Örnek:
·         Bu sabah ayrıldılar  geçen hafta  gelen misafirlerimiz .
Çözüm:
Yüklem: ayrıldılar.
Kim ayrıldı? : geçen hafta gelen misafirlerimiz . = Özne
Ne zaman ayrıldılar? Bu sabah = Zarf tümleci

Örnek:
·         Bizim gibi düşünen  çok fazlaydı bize  katılanlar arasında.
Çözüm:
Yüklem: çok fazlaydı.
Çok fazla olan ne? : bizim gibi düşünen = Özne
Nerede çok fazlaydı?  : bize katılanlar arasında = Dolaylı tümleç

Örnek:
·         Halk şiirlerinin tınılarıyla dolmuştu  kulakları .
Çözüm:
Yüklem: dolmuştu .
Dolan  ne? : kulakları = Özne
Ne ile dolmuştu ? : Halk şiirinin tınılarıyla = Edat tümleci

Örnek:
·         İnceleyemediğim yüzlerce hayvan  türü var Amazonlarda.
Çözüm:
Yüklem: var.
Var olan ne? : inceleyemediğim binlerce hayvan türü = Özne
Nerede var? : Amazonlarda = Dolaylı tümleç

Örnek:
·         Dünyaca tanınan futbolcu  birçok maçta  olağan üstü goller attı .
Çözüm:
Yüklem: attı.
Kim attı? : Dünyaca ünlü futbolcu  = Özne
Ne attı ? : olağan üstü goller = Belirtisiz  nesne
Nerede attı ? : birçok maçta = Dolaylı tümleç

 Örnek:
·         Ünlü ressam , kızını  kaybedince bütün yaşamını çocuklara yardım etmek için harcadı.
Çözüm:
Yüklem: harcadı.
Kim harcadı? : ünlü ressam = Özne
Neyi harcadı? : bütün yaşamını  = Belirtili nesne
Ne için harcadı? : çocuklara yardım etmek için = Edat tümleci
Ne zaman harcadı? : kızını  kaybedince = Zarf tümleci


bb

İçinde Fiilimsi Bulunan 40 Atasözü

Değerli www.dersturkce.net  okurları sizler için bu yazımızda içerisinde fiilimsiler bulunan atasözlerini derledik . Atasözlerinin içinde fiilimsi geçen kelimelerin altları çizilerek yanlarına hangi fiilimsi türü olduğu parantez içerisinde yazılmıştır .

1.       Akacak kan damarda durmaz . (- acak , sıfat-fiil)
2.       Giden kağnının gölgesinde oturulmaz . ( -en , sıfat-fiil)
3.       El için kuyu kazan evvela kendi düşer . ( -an , sıfat-fiil)
4.       Taşıma su ile değirmen dönmez . ( -ma , isim-fiil)
5.       Atlar nallanırken kurbağalar ayak uzatmaz . ( - ken , zarf-fiil )
6.       Kışta açan çiçeklerin ömrü az olur . ( -an , sıfat-fiil )
7.       Erken öten horozun başı kesilir . ( - en , sıfat-fiil )
8.       Ummadık taş baş yarar . ( -dık , sıfat-fiil )
9.       Alışmış kudurmuştan beterdir . ( -mış , sıfat-fiil )
10.   Gelen gideni aratır . ( -en , sıfat-fiil )
11.   Danışan dağı aşmış , danışmayan düz yolda şaşmış . ( - an , sıfat-fiil )
12.   Az veren candan çok veren maldan . ( -en , sıfat-fiil )
13.   Can çıkmayınca huy çıkmazmış . ( -ınca , zarf-fiil )
14.   Damlaya damlaya göl olur . ( -a...-a , zarf-fiil )
15.   Esirgenen göze çöp batar . ( -en , sıfat-fiil )
16.   Fare çıktığı deliği bilir . ( -dık , sıfat-fiil )
17.   Gelen gideni aratır . ( - en , sıfat-fiil )
18.   İyilik eden iyilik bulur . ( -en , sıfat-fiil )
19.   Ne oldum dememeli ne olacağım demeli . ( -me , isim-fiil )
20.   Öfkeyle kalkan zararla oturur . ( -an , sıfat-fiil )
21.   Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir . ( -iş , isim-fiil )
22.   Rüzgar eken fırtına biçer . ( -en , sıfat-fiil )
23.   Üzüm üzüme baka baka kararır . ( -a...-a , zarf-fiil)
24.   Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur. ( - en , sıfat-fiil )
25.   Bal demekle ağız tatlanmaz . ( -mek, isim-fiil )
26.   Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur . ( -dik , sıfat-fiil )
27.   Canı yanan eşek atı geçer . ( - an , sıfat-fiil )
28.   El elin eşeğini türkü çağırarak arar . ( -arak , zarf-fiil )
29.   Görünen köy kılavuz istemez . ( -en , sıfat-fiil )
30.   Gülü seven dikenine katlanır . ( -en , sıfat –fiil )
31.   Gün doğmadan neler doğar . ( -madan , zarf-fiil )
32.   Hamama giren terler . ( -en , sıfat-fiil )
33.   İşleyen demir pas tutmaz . ( -en , sıfat-fiil )
34.   Kaçan balık büyük olur . ( - an , sıfat-fiil )
35.   Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez . ( - ecek , sıfat – fiil )
36.   Meyve veren ağacı taşlarlar . ( - en , sıfat – fiil )
37.   Minareyi çalan kılıfını hazırlar . ( -an , sıfat-fiil )
38.   Can çıkmadıkça huy çıkmaz . ( - dıkça , zarf – fiil )
39.   Arayan mevlasını da bulur belasını da . ( -an , sıfat – fiil )
40.   Yuvarlanan taş yosun tutmaz . ( - an , sıfat-fiil )

   İsim Fiiller İle İlgili Bol Örnek
bb

"Şeftali Bahçeleri " Metnindeki İsim , Fiil ve Fiilimsiler

Özet : Şeftali bahçeleri adlı metinde geçen fiilimsiler ve türleri


Irmağa giden ( sıfat-fiil ) yol kasabadan(isim )  kurtulunca (zarf - fiil )  göz alabildiğine (sıfat - fiil )  uzanan  ( sıfat - fiil ) sayısız şeftali bahçeleri (isim ) arasından geçerdi . (fiil ) Haziran içinde bile taşkın dere ayaklarının çamurlu , ıslak tuttuğu ( sıfat - fiil )  bu gölgeli yerlerde otlar bütün bir yaz mevsimi  (isim ) yeniden yeniye sürer(fiil )  ,


kızgın güneş ağaçların tepelerinde (isim ) meyveleri pişirirken (zarf-fiil ) rutubetli toprakta (isim)  birbiri ardına yoncalar (isim)  fışkırır , çayırlar kabarırdı (fiil) . Suların serinliği , taze kokusu , gölgelik (isim) ve bereket içinde bahar  , bu bahçeler içinde ta kışa kadar uzanıp (zarf - fiil ) giderdi .



Her tarafa taşkın bir şeftali kokusunun dolup ( zarf - fiil ) sindiği ( sıfat - fiil ) durgun sıcak günlerde işsizler ( isim )  takım takım kasabaya inerler ( fiil ) , ırmakta yıkandıktan ( zarf - fiil ) sonra gelip ( zarf-fiil)  gölgeli çimenlerde yatarlardı . Yüksek dallardaki fazla olgun , ballı şeftaliler saplarından kurtularak (zarf - fiil ) dolgun , yumuşak bir sesle yerlere , çimenler içine , yatanların üzerine durmacasına yavaş yavaş dökülürdü ( fiil ) . Toplamakla biter tükenir şey değildi ; ürünün yarısı dallarda kalır , böylece pişip ( zarf - fiil ) oldukça ( zarf - fiil )  teker teker , ağır ağır toprağa düşer ( fiil ) , karışır , kaybolurdu ( fiil ) .  
bb

İçinde Fiilimsiler Geçen Bir Hikaye

DENİZ YILDIZI

Yazı yazmak
(isim-fiil)  için okyanus sahillerine giden ( sıfat-fiil )
bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan
( sıfat-fiil ) birini görür. Biraz yaklaşınca (zarf-fiil)  , bu kişinin sahile vuran ( sıfat-fiil ) denizyıldızlarını, okyanusa atan (sıfat-fiil) genç bir adam olduğunu (sıfat-fiil ) fark eder. Genç adama yaklaşır:



- Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?
Genç adam yanıtlar;
- Birazdan güneş yükselip
(zarf-fiil) , sular çekilecek.
Onları suya atmazsam ölecekler. Yazar sorar;
- Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var.
Ne fark eder ki?
Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.
- Onun için fark etti ama...



Bu cevap bilgeyi şaşırtmış ne söyleyeceğini bilememiş. Geriye dönmüş, yazısının başına geçmek (isim-fiil)  üzere kulübesine gitmiş. Gün boyunca bir şeyler yazmaya (isim-fiil)  çalışırken ( zarf-fiil ) genç adamın görüntüsü gözünün önünden hiç gitmemiş. Aklından çıkarmaya (isim-fiil) çalışmış, ama bir türlü olmamış. Nihayet akşama doğru fark etmiş ki, bu gencin davranışının özünü kavrayamamış. Çünkü bu gencin asıl yaptığının (sıfat-fiil);  evrende bir gözlemci olmayı (isim-fiil)  ve olup (isim-fiil)  biteni (sıfat-fiil)  gözlemeyi (isim-fiil ) değil, evrende bir oyuncu olmayı (isim-fiil)  ve fark yaratmayı (isim-fiil) seçmek ( isim-fiil) olduğunu (sıfat-fiil)  sonradan anlamış ve utanmış. O gece sıkıntı içinde yatmış. Sabah olduğunda bir şey yapması (isim-fiil) gerektiğini bilerek ( zarf-fiil ) yanmış. Yataktan kalkmış, giyinmiş, sahile inmiş ve o genci bulmuş. Ve bütün sabahı onunla okyanusa deniz yıldızı atarak ( zarf-fiil ) geçirmiş.


bb