“Söz Ağızdan Çıkana Kadar Senin Eserindir. Ağızdan Çıktıktan Sonra Sen Onun Esiri Olursun.” Sözü İle Kompozisyon

 “Söz Ağızdan Çıkana Kadar Senin Eserindir. Ağızdan Çıktıktan Sonra Sen Onun Esiri Olursun.” Sözü İle Kompozisyon

 




Gülük hayatımızda, insan ilişkilerinde iletişim kurmak bizler için doğal bir durumdur. İnsan düşünen, duyguları olan bir canlı olduğu için sosyal biridir. Konuşmak insanın gereksinimidir. Nasıl konuşmak  gerektiğini bilmek,  ne kadar konuşmak gerektiğini bilmek, gerektiği yerde gerektiği kadar konuşup abartıya kaçmamak da akıllı insanların özelliğidir. İnsan ağzından çıkan her söze dikkat etmelidir. Bunun için önce durup bir düşünmeli, kelimelerini, cümleleri tek ek akıl süzgecinden geçirdikten sonra konuşmaya başlamalıdır.

 Ağzımıza geleni her yerde söylemeye başladığımız zaman insanlar ile aramız bozulabilir. Onun için konuşurken nasıl konuşuyoruz, karşıdaki insanları rencide ederek mi konuşuyoruz yoksa onun gurunu okşayarak mı konuşuyoruz? İşte burası çok ama çok önemlidir. Söz ağzımızdan çıkana kadar o söz bizim eserimizdir. Çünkü o sözü ağzımızda saklayabilme kapasitesine sahipsek başımıza da büyük bir dert açmamış oluruz lakin sözü ağzımızda tutamıyorsak, patavatsızlık yapıp bir anda gizli kalması gereken şeyleri dile döküyorsak işte o zaman başımıza gelebilecek tehlikelere de hazır olmamız gerekir. Ağızdan çıkan sözü bir daha geri alma fırsatı kalmaz Olan olmuştur artık ve son pişmanlığın kişiye bu durumda faydası olmayacaktır. Onun için akılı olmak gerekir.

Aklı doğru kullanmak, söylenilmesi gerekenleri söylemek, söylenilmesi gerekmeyenleri de ağzımızda tutmak yani dilimize hakim olmak gerekir. Sözlerimizin esiri olmamak için biz sözlerimize egemen olmalıyız ve gereksiz pişmanlıklar yaşamamalıyız. İnsan ya köle olmayı diline hakim olmayarak kabul eder, ya da bey olmayı diline hakim olarak kendine iyilik eder. Yoksa basit gibi görünen bir söz ağzımızdan çıktığında geri dönüşü olmayan zararlara uğratabilir bizi.

“Bir İnsanın En Büyük Hatası Başkasına Gereğinden Fazla Değer Vermek Değil Kendine Hak Ettiğinden Çok Az Değer Vermektir.” Sözünü Açıklayınız.

 “Bir İnsanın En Büyük Hatası Başkasına Gereğinden Fazla Değer Vermek Değil Kendine Hak Ettiğinden Çok Az Değer Vermektir.” Sözünü Açıklayınız.




Dünyada yaşayan milyarlarca canlı vardır. Bu milyarlarca canlının içindekilerden biri de insandır. Her insan o milyarlar içinde sıradan  fakat o milyarların içinde  bir o kadar da özel ve biriciktir. Her insanın olaylara verdiği tepki, olayları anlama kapasitesi, duygusal özellikleri, düşünceleri farklıdır. Her insan kendine göre değerlidir ve özeldir. Bazen özel olduğumuzu, biricik olduğumuzu unutur ve kendimizi ihmal etmeye başlarız. Sürekli başkalarının surat şekline göre hal alırız. Başkalarını mutlu etmek elbette iyi bir şeydir ama sürekli başkalarına bağımlı olmak, onların yüzünde gülümseme var mı yok mu diye takip etmek, sürekli onları mutlu etmek kişi için iyi olmaz. Çünkü insan o arada kendini ihmal etmiştir ve kendinin ne halde olduğu umurunda bile değildir.

 Yeter ki başka insanlar mutlu olsun, ben mutlu olsam ne olur ki gibi yanlış bir düşünceye sahip olmak son derece yanlıştır. Sürekli birilerini memnun edemezsiniz. Çünkü insanlar doyumsuzdur ve hep daha fazlasını isterler.  Maddi ya da manevi anlamda bu istekler bitmez ne yazık ki. Bunun da sonu gelmez ve en sonunda yorulursunuz, bıkarsınız ve boşa gitmiş olan zamanınız, ömrünüz olur. En değerli anılarınızı bu süreçte kaybedebilirsiniz belki de. Geriye baktığınızda kendinizle ilgili hiçbir güzel anı kalmamış olabilir. Kendinizi yıpratırsınız. İnsan ilk olarak kendisi ile barışık olmalı, kendini olduğu gibi kabul edebilmeli ve sevebilmelidir. Kendine şefkat göstermeyen bir insanın başkasına gösterdiği şefkat bana yapmacık gelir. Önce kendini sev, kendine zaman ayır, kendine değer ver ki bu durum zaten başka insanlara da yansır. Sizi gerçekten seven ve gerçekten size değer veren kişi ya da kişiler size psikolojik anlamda ya da başka anlamlarda baskı yapmaz. 

Sizi olduğunuz gibi kabul eder ve sever. Eğer birine hayır dediğimizde size surat asıyorsa yol verin gitsin. Çünkü ben her şeye her zaman evet diyemem. Yeri gediği zaman hayır demesini de bilin ki insanlar sizi kolay yutulacak lokma olarak görmekten vazgeçsin. Kendisiniz sevin, kendiniz zamanınızı yönetin, yaşamınıza yön verin. Bu arada kendinizi sevmekten kastım bencil bir birey olarak yaşamak değildir elbette. Buradaki amacım sürekli başkalarının hayatınıza yön vermesine izin vermeyin demektir maksadım. Elbette hayat sosyallik olunca güzel olur ama kendini de o sosyalliğin içinde korumak ve kendine özel bir bölüm ayırmak elbette en temel hakkımız olmalıdır.

 

Aşağıdaki Cümlelerde Geçen Deyimlerin Anlamlarını Karşılarına Yazınız.

 Aşağıdaki Cümlelerde Geçen Deyimlerin Anlamlarını Karşılarına Yazınız.

 



* Bugün oldukça sinirliydi bu olayın üzerine bir bardak suda fırtına kopardı: Önemsiz , küçük bir sorunu büyütmek.

* Her şeyi anlattıktan sonra patron ne dese beğenirsin? Beklenilmeyen bir söz söylenildiğinde kullanılan söz.

* Dünya gözü ile çocuğunun evlendiğini bir görseydi her şey daha farklı olacaktı elbette: Ölmeden önce, yaşarken.

*  Tertemiz kalbe ve vicdana sahip olan halis muhlis Anadolu insanıydı Doğan Cüceloğlu: Katışıksız, eksiksiz.


* Önümde bir sürü dosya birikmiş, bu dosyaları okumak hiç bitmeyecekmiş gibi gözümde büyüyordu: Bir şeyin bir kimseye olduğundan zor veya önemli görünmesi.

* Babasını karşısında görünce eli ayağı birbirine dolaştı: Şaşırmak, telaşlanmak anlamına gelir.

* Annem o sözü söyleyerek babamın bam teline basmıştı: Bir kimseyi, duyarlılık gösterdiği konuda kızdıracak söz söylemek.

*Başkalarına bel bağlayarak başarılı olunamaz: Güvenmek, birisinin kendisine yardım edeceğine inanmak.

* Aileler çocuklarının nasıl biri olduğunu avucunun içi gibi bilir:  Bir yeri, bir şeyi ayrıntısıyla bilmek.


*O kadar tembel ki her işi ağırdan alır: Bir işi yapmakta acele etmemek, yavaş davranmak.

*Sele kapılan eşyaların yerine yenisini verecekmiş belediye: Selle sürüklenip gitmek.

* Aziz Sancar’ın dünya çapındaki başarısı ve ülkemize kattığı gurur dillere destan oldu: Herkes tarafından konuşulur olmak.

* Aramızı bozacağını zannediyorsa avucunu yalar: Umduğunu ele geçirememek.

* En sonunda ağzından baklayı çıkardı:   Açıkça söylemekten kaçındığı bir sorunu sonunda anlatmak.

* Sivaslılar bir haftaya kadar sularının biteceği endişesi ile yağmurun yapmasını  dört gözle bekliyorlardı.


* Eşinin durmadan canını yakmaya çalışıyordu: Söyledikleri ile birisini çok üzmek.

* Kadın en sonunda dayanamayıp açtı ağzını, yumdu gözünü: Kızarak ağır şeyler söylemek.

* O da her şeye burnunu sokmasın yeter ya!: Her şeye karışmak.

* Bu yaptığı hareketle bindiği dalı kesiyor da haberi yok:  Kendisine zarar vermek.


* Ne çenesi düşük kadınmış meğer:  Çok fazla konuşan, dır dır edenler için kullanılır.

* Çocuk ders çalışıyorum diyerek ailesinin gözünü boyuyordu: Kandırmak, yanıltmak.

* Onu bu kadar adamdan sayarsan o da sana böyle yapar:  Gereğinden fazla değer vermek, saygı duymak.

* Ayşe Teyze o gün beni görmezden gelmişti: Görmemiş gibi yapmak.

 

“Ağaç Yaprağı İle Gürler.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Örneği Hazırlayınız.

 “Ağaç Yaprağı İle Gürler.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Örneği Hazırlayınız.


 


İnsanın toplum içinde mutlu olmasını sağlayan, sosyal olmasını sağlayan şeylerin başında ailesi gelir. Bir toplumun en küçük yapı birimi olan aile her bireyin olmazsa olmazıdır. Çünkü insan ailesi ile bir bütündür ve ailesi ile bir anlam kazanır. Mesela kendi ülkemizde, kendi şehrimizde yeni tanıştığımız kişilere hemen ailesini sorarız, onlar da bize kendi ailemizi sorar. Çünkü ancak aile bizim de kimliğimiz ortaya çıkar. Aile olmak bir bütün olmak demektir, aile olmak zorluklarda birbirine kol kanat gerebilmek, acı ve tatlı günlerini birlikte geçirebilmektir.

Ağaç yaprağı ile gürler atasözünde de atalarımız ailenin ne denli önemli olduğunu dile getirmek istemişlerdir.  İnsan ailesi ile bir bütün olarak kendini gösterebilir. Yani bireyin tamamlayıcısı onun ailesidir. Aile en sıkıntılı günlerimizde bizim arkamızda duran dağımız gibidir. Aile en mutlu anlarımızda mutluluğumuzu paylaştığımız canlarımız, sevgimizi birlikte yaşama duygusunu bize hissettiren değerli kimselerdir. Ailemiz olmadığı zaman meyve vermeyen bir ağaç gibi ortada kalırız. Kendimizi yalnız hissederiz ve mutlu olmayız. Ailemiz varsa güçlü oluruz, güven içinde oluruz, kendimizi ve başkalarını sevmeye başlarız. Ailemiz yanımızda değilse, bize destek vermiyorsak kendi kabuğumuza çekiliriz ve hiç kimse ile fazla muhabbet kurmayız, insanlara güvenimiz olmaz, insanlarla bir arada olmak istemeyiz Çünkü bu özel ve anlamlı duyguları hissettiren en önemi kurum aile kurumudur. İnsan ailesi ile bir bireydir. Aile bu özel ve güzel duyguları bize hissettirmezse biz de toplum içinde ruhsuz kimselere dönüşebiliriz.

 Aile bir olmak, birlik olmak, dayanışma içinde olmak demektir. Yalnızca bu şekilde toplumu muzu da güçlendirebilir ve ailemiz arkamızda durduğu sürece de mutlu ve hayat dolu olabiliriz. Yeter ki ailemiz olsun, yeter ki bizleri iyi yetiştirsinler ve her şeyimizle bizi kabul edip gür olduklarını bize kanıtlasınlar.

Küfür Etmenin Zararları Konulu Kompozisyon Yazınız.

 Küfür Etmenin Zararları Konulu Kompozisyon Yazınız.




Günümüzde küfür etmek hemen hemen bir alışkanlık haline gelmeye başlamıştır. Küçük çocuklardan tutun da gençlerin, yetişkinlerin vazgeçilmezi haline gelmiş olan kötü bir eylem, kötü bir davranış biçimidir. Kendine güveni olmayan, kendini yetersiz hisseden kimseler küfür etmeyi, insanlara hakaret etmeyi ve insanları bu sayede aşağılamayı sever duruma gelmiş ne yazık ki. Özellikle de insanların mahrem alanları ile konularda bile herkes küfür etmeye başlamış ve bu da insanlarımıza normalmiş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Allah'ın yarattığı uzuvlara küfür etmek de en aşağılık olanıdır ve dinimizde de küfür etmek günahtır.

İnternetteki programlarda özellikle de gençlerin olduğu bir program yapılmaya başlanmış ve orada gençler her türlü ahlaksızlığı meşru bir şeymiş gibi konuşmaya, sulu şakalar yaparak kahkahalar atmaya başlamışlardır. Bu durum Türk toplumunun aile yapısını, ahlak yapısını, kültürünü, gelenek ve göreneklerini de büyük ölçüde kötü etkilemeye başlamıştır. Küfür etmek insanlar arası iletişimin saygısız bir şekilde gerçekleşmesine neden olur. İnsanlar arasındaki sevgiyi azaltır ve kişiler birine karşı nefret gibi kötü duygular geliştirmeye çalışırlar. En değerlilerimiz olan annelerimiz, babalarımız, bacılarımız üzerinden daha çok yapılan, belden aşağı konulara girilen ve bunu şaka olarak nitelendiren aşağılık duygusu içinde olmuş zavallı kimseler küfür etmeyi ahlaksızlık olarak görememektedir. Oysa bizim kültürümüzde büyüklere saygı, küçüklere sevgi, kutsal olan değerlere önem verme vardır. Küfür etmek son derece yanlış ve asla onaylanmaması gereken bir şeydir. 

Elbette bazen ufak tefek şakalar yapılır ve o şakanın da dozu kaçmamalıdır. Yapılan şakalar da ahlaksızlık üzerinden yapılmamalıdır. Bugünkü küçük çocuklar küfür eden büyüklerini gördüğü zaman onlar da ileride yetişkin kimseler olacak, küfür etmeyi hayat alışkanlığı haline getirecek düşük karakterde kimselere dönüşecektir. Çevreme baktığımda küçük çocukların ağzında ana avrat şeklinde başlayan küfürleri duydukça insan olarak kendimden utanıyorum ve bu çocukları bu hale getiren kişilere yazıklar olsun diyorum. Ettiği küfrün ne anlama geldiğini dahi bilmeyen o saf ve masum çocuklar üzerinden bir toplum yapısı, kültürü yok edilmeye çalışılmakta ve değerlerimiz yok edilmeye çalışılmaktadır. Küfür etmek insanı rahatlatırmış, küfür eden insanlar zeki insanlarmış, ne kadar çok küfür edersen o kadar çok dilin zenginliği olurmuş, küfür etmekte ne varmış ki altı üstü eğlence amaçlı ediliyormuş gibi saçma sapan savunma mekanizmaları küfür etmeyi meşru kıldırmaya çalışma aşamalarıdır.

 Küfür etmek son derece itici ve insanlara güzel davranışlar, güzel örnekler göstermeyen bir eylemdir. Küfür etmek kişinin kendisine saygısı olmadığının göstergesidir. Öz saygısı olmayan, başkalarının yaşamına saygısı olmayan kişiler küfür etmeyi sever. Küfür edilen ortamda güzel ahlaklı insanlar durmak istemezler. Çünkü küfür edilen ortam insanları birbirinden uzaklaştırır ve küfür eden kişinin saygınlığını azaltır, insan ilişkileri olumsuz olur, küfür eden kimselere karşı olumsuz bir imaj çizilir. 

İnsan kendini küfür etmeye bir kere alıştır mı ondan sonra kurtulamaz. Bundan dolayı çocuklarımıza küfür etmenin normal bir şey olmadığını, insana yakışan bir erdem değil insana yakışmayan kötü bir özellik olduğunu onlara ısrarla anlatmalıyız. En iyisi küfre hiç bulaşmadan ahlaklı bir hata yaşamak, örnek bir hayat yaşamaktır bence.

“Ağacı Kurt, İnsanı Dert Yer.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 “Ağacı Kurt, İnsanı Dert Yer.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon




Zararlı şeyler ağacı daha çok içinden yemeye başlar ve ağaç çürümeye başlar. Bu zararlı şeyler ağaç kurdu gibi değişik böcek türleridir. Kurt ağacı yemeye başlayınca ağaç da yavaş yavaş hastalanmaya başlar ve ağacın  kökünde tehlikeler olmaya başlar ve ağaç en sonunda çürür. İnsanlar da tıpkı ağaçlar gibidir. İnsanı da üzen olaylar onun iç dünyasında büyük yıkım doğurur ve insan gamlanmaya başlar. İnsanları da içindeki gam üzer. 

İçimize attığımız üzüntülerimiz gün gelir bizde başka olumsuz sonuçlara neden olur ve bunun sonucunda da çabuk çökeriz ve hayat sevincimizi kaybederiz. Böyle olduğu zaman da mutlu olmayız ve içimizdeki dertler bizi  yer, bitirir. Hayatta başımıza ne gelirse gelsin elbette acılarımız olacaktır, derin problemlerimiz olacaktır ama yine hayata dört elle bağlanmasını bilmeliyiz. Sorunlarımızı içimize atmak yerine başka kimseler ile paylaşarak dertlerimizi hafifletmeye çalışmalıyız. Bunu yaptığımız zaman  içimizdeki gam bizi yıkamaz ve üzüntülerimize dirençli olmaya başlarız.İnsanoğlunun nerede, ne zaman, nasıl bir şekilde başına ne geleceğini kestirmek zordur. Şunu unutmamalıyız ki kader diye de bir şey vardır. Bazen biz ne kadar hayatı plansak da kaderin bizim için sonuçları farklı olabilir. Örneğin; Çok sevdiğimiz bir yakınımızı kaybederek büyük bir hüsrana uğrayabiliriz, çok sevdiğimiz bir bölümü çok çalıştığımız halde kazanamayabiliriz ve bu üzüntü içimizde bir yara olarak ömür boyu kalabilir. 

Yani bazı şeyler bizi içten içte yıkabilir, eritebilir Hayat bazen öyle kötü sürprizler ile karşımıza çıkmaktadır ki hayatımız bir an içinde alt üst olabilir. Onca kötülüğe rağmen, onca olumsuzluğa rağmen yine de hayat ile ilgili umutları kaybetmemek gerekir. Sıkıntılar birlikte aşılmalıdır, kendimizi yiyip bitirmemeliyiz.

Aşağıda Verilmiş Olan Eş Sesli Sözcükleri Farklı Anlamlarıyla Cümlelerde Kullanınız.

 Aşağıda Verilmiş Olan Eş Sesli Sözcükleri Farklı Anlamlarıyla  Cümlelerde Kullanınız.




 Bel:  Çocukların okul çantasını taşıdığı için beli çok ağrımaya başlamıştı.

Bel: Bel yardımı ile toprağın altını üstünü bir güzel karıştırarak ekinlerimizi toprağa ektik.

Yüz: Kimi insanların masum ve güzel ruhlu olduğu bu durum yüzlerine o kadar yansımış ki böyle birini gördüğüm zaman işte bu iyi bir insan diyesim geliyor içimden.

Yüz: Babam derslerimde başarılı olursam beni yüzmeye yazdıracak.

Yüz: Kardeşim matematikten yüz aldığı için çok mutlu oldum.

Yüz: Yüz liraya artık günümüzde bir şey etmiyor.


Satır: Bayramdan kalan kemikleri satırla doğrayarak anneme yardım ettim.

Satır: İki satırlık ödevi kalmıştı ama onu yapmaya bile üşeniyordu.

Kır: Otuz üç yaşıma geldiğimde düşmüştü saçlarıma ilk kırlar.

Kır: Ablamla kırlarda akşamlara kadar koştuk ve çiçek topladık.

Boy: Kısa boylu olduğu için kendi kötü hissetmişti.

Boy: Türk boyları arasında siyasi anlaşmazlıklar oluyordu.


Ben: Hem benim yaptığım işlere karışıyordu hem de oturduğu yerden emir veriyordu.

Ben: Yüzünde çok sayıda benlerin çıkması annemi endişelendirmeye başlamıştı.

Kara:  Bugün karada yürüyüşe çıkmıştık.

Kara: Kara kediyi her gördüğümde içim bir tuhaf olurdu.

Kurt: Çocuğun bağırsağındaki kurtlar onun kilo almasını engellemiş ve onu hasta etmişti.

Kurt: Dağdaki kurtlar bir kış günü köye indikleri zaman köylüler arkasına bile bakmadan kaçmaya başlamışlardır.

Yaz: Bu yaz tatilinde memlekette kalacaktık.

Yaz: Kardeşim yazısını güzel yazmadığı için çok üzülmüştü.

Baş: Babamın başı çok ağrıdığı için annemden ağrı kesici istedi.

Baş: Kardeşim okul çıkışı beni yolun başında bekleyeceğini söyledi

Diz: Annem yumurtaları rafa dizdi.

Diz: Kardeşim yolda giderken hızla yere düşmüş ve dizi kanlar içinde kalmıştı.


Çay: Akşamları ailem ile birlikte çay saatlerimiz olurdu.

Çay: Dedemle birlikte çay kenarında bir sohbet gerçekleştirdik.

Bin: Kardeşim bine kadar saymayı öğrendiği için öğretmeni ona ödül olarak çikolata verdi.

Bin: Babam bindiği dalın kırılması ile kendini yerde buldu.

An: Her On Kasım’da Atatürk’ü anarız.

An: Haberi duyduğum an ne yapacağımı şaşırdım.

Yan: Evin her yanı pislik içinde kalmıştı.


Yan: Annem ocağı açık bıraktığı için evimiz cayır cayır yanmaya başlamıştı.

Al: Her gün allı pullu kıyafetler giyerdir.

Al: Çarşıdan gelirken turşu almıştı.

Dik:  Yürüdüğümüz yollar çok dik olduğu için dedem çok yoruldu.

Dik: Bugün bahçeye on tane çam fidanı diktiğimiz için mutlu olmuştum.

Yaş: En sevdiğim şey yaş pastadır.

Yaş: Abim bu yıl dokuz yaşına girecek.

Kap: Evinde bir kap yemeği bile yoktu.

Kap: Köpek elimdeki kemiği kaptığı için hızla uzaklaşmaya başladı.

Ocak: Maden ocağında çıkan patlamada yine canlarımız yok olmuştu.

Ocak: Ocağın altını bu kadar fazla açarsan çaydanlık kulpu tabi yanar.

At: Topu bana doğru attı.

At: Bugün ailemle birlikte at çiftçiliğine gittik.


El: O gün elim çok kötü ağrımıştı.

El: El sözüne inanıp evini terk ettiği.

Toka: Ayşe’ye annesi toka almıştı.

Toka: Ailemle tokalaşıp buralardan ayrılmaya karar verdim.

Şiş: Bu kazağı örmem için şiş olması gerekir.

Şiş: Çok yürüdüğü için ayakları şişmişti.

Saf: Çok saf biriydi.

Camide safları sıklaştırmaya başladık.

Pas: Bana pas atmadığı için gol yedik.

Pas:  Bisikletinin bir parçası paslanmıştı.

Hayır: Hayır seni istemiyorum artık.

Hayır: Her işte bir hayır vardır.

Dolu: Ağaçlara yağan dolu meyveleri zedelemişti.

Dolu: Otobüs tıklım tıklım doluydu.

Ek: Sabah kahvaltısına ek olarak bir dilim de tatlı yedim.

Ek: Pancar tohumu ektik.

 

 

 

 

 

 

Sorumluluk İle İlgili Sözler

 Sorumluluk İle İlgili Sözler



Her insan üzerine düşen sorumluluğu hakkı ile yerine getirdiği zaman toplum içindeki düzen kurulmuş olur. Sorumluluk sahibi olmak disiplinli olmayı da gerektirir. Böyle olduğu zaman herkes işine yönelir ve boş işlerle uğraşan kimse kalmaz. Onun için sorumluluklarımızı her zaman yerine getirmeliyiz ve başarılı ve mutlu olmanın peşinden gitmeliyiz.

Sorumluluk sözleri şunlardır:

"Önemli biri olmanın bedeli, sorumluluktur." (W. Churchill)

"İnsan, sadece sorumluluk üstlenerek, zihnini sağlam ve dengeli bir şekilde geliştirebilir." (John Dewey)

"Sorumluluk, her iki ucu da görünmeyen ve yalnızca ortasını görebildiğimiz bir ipe benzer." (William McFee)

 "Düzgün bir insan oIabilmek için, sorumluluk üstlenen birisi olmak gerekir." (Antoine de Saint – Exuper)


"Halkalardan biri gevşerse, zincirin tümü kopar." (Anonim)

"Esas isimiz, uzakta hayal meyal duran bir şeyi görmeye çalışmak değil, önümüzde açıkça duran işi yapmaktır." (Thomas Cariyle)

"İnsan, yaşadığı sorunlardan dolayı çevresini suçlamaktan vazgeçmeli, dinsel ve ahlakî değerler çerçevesinde irade gücünü ve sorumluluk duygusunu artırmak için çalışmalıdır." (Albert Schweitzer)

"Kişi, sorumluluğum! bir başkasına devredebilir, ama onunla elele giden karar verme yetkisini devredemez." (Benvenuto Cellini)

 "Sorumlusu olmadığımız şartlara verdiğimiz tepkilerden sorumluyuz." (Allan Massie)


"Kişinin sahip olduğu erdemler ya da bilgelik kendisini nadiren mutlu etse de, budalalıkları ve kötü huyları başkalarını sıkça mutsuz eder." (Samuel Johnson)

"Türk insanı; İstikrarlı, kararlı ve azimli olmalıdır. Sorumluluk sahibi olmalı, hizmete talip olmalıdır. Cesur olmalıdır.''( Atatürk)

"Hiç kimse, hem sorumluluk hem de umutsuzluk hissine aynı anda kapılamaz." (Antoine de Saint Exupery)

İnsan, yaşadığı sorunlardan dolayı çevresini suçlamaktan vazgeçmeli, dinsel ve ahlaki değerler çerçevesinde irade gücünü ve sorumluluk duygusunu artırmak için çalışmalıdır. Albert Schweitzer

"Kendisini anında bir vazifeye adayabilmek, sorumluluk duygusunun nasıl bir şey olduğunu iyi bilen ruhsal istikrarı ifade eder." (Dağ Hammarskjöld)

“Herkes evinin önünü süpürürse sokaklar temiz olur.”  Konfüçyüs
“Sorumluluğu başkasına yıkan davranış biçimi ile  gerçekten problem çözmek olanaksızdır.” Hosotani

Öz sorumluluk, başkalarına verdiğimiz sözlerin yanı sıra, kendimize verdiğimiz sözleri de yerine getirmek demektir. Andre Gide

“İnsan, yaşadığı sorunlardan dolayı çevresini suçlamaktan vazgeçmeli, dinsel ve ahlaki değerler çerçevesinde irade gücünü ve sorumluluk duygusunu artırmak için çalışmalıdır.” Albert Schweitzer




Gerçek ve Mecaz Anlamlı Cümle Örnekleri

    Gerçek ve Mecaz Anlamlı Cümle Örnekleri





Dünya tatlısı ablasını tanıyınca sen de onun ablasına hayran kalacaksın: Mecaz anlam

Tartıştığı kardeşleriyle tüm bağını kesti: Mecaz anlam

İçimize attığımız sevgi tohumları sayesinde bugünlere böyle gelebildik.: Mecaz anlam

Onun gibi bir kişiyle bir daha işim olmaz, onu sildim artık: Mecaz anlam

Soğuk su ile yıkandığı için hasta olmuştu: Gerçek anlam

Kalp gözü açık bir insandı Ayşe Teyze: Mecaz anlam


Hava çok sıcak olduğu için kıyafetlerimiz terden sırılsıklam olmuştu. Gerçek anlam

Başarıya giden yolda çalışmadan bir yere ulaşılamaz:  Mecaz anlam

Yeni taşındıkları apartmana bir türlü ısınamadı: Mecaz anlam

Üstündeki kıyafetin rengi seni çok açmış: Mecaz anlam

Hava çok soğuk olduğu için su boruları patlamış: Gerçek anlam

Babam anneme o kadar ağır sözler sarf etti ki  annem sessizce odadan boynu bükük bir şekilde çıkıp gitti: Mecaz anlam

Trafik kazasını ucuz atlattığı için kendi şanslı saymıyordu.


Eve girdiğimde evde keskin bir koku vardı ve bu koku çok kötüydü: Mecaz anlam

Merve’yi karşısında bir anda gören Nurgül’ün yüzü sapsarı kesildi: Gerçek anlam

O gün merdiven düşerek elini kırdığı için bu elle nasıl iş göreceğini o da bilmiyordu: Gerçek anlam

Her insanın başarılı olduğu bir alan mutlaka vardır: Gerçek anlam

Çok geçmeden bu işin kokusu da  çıktı: Mecaz anlam

Hayat bizle oyun oynamasana, hadi git işine zorlamasana: Mecaz anlam

Kalbini kırdın ve kalbi yaralandı bir daha seni kolay kolay affetmez bence: Mecaz anlam

Çocuklarımızın gözündeki ışık inşallah hiçbir zaman sönmez: Mecaz anlam

O adamla sakın arkadaşlık etme, karanlık işler yapıyor o.: Mecaz anlam

Bugün hasretliğin acısı çöktü yine üzerime: Mecaz anlam

Taşa kafasını çarpan çocuğun başı yara içinde kalmış, kanlar durmadan akıyordu: Gerçek anlam


Adamın basit tavırları hiç hoşuma gitmedi: Mecaz anlam

Gözü iltihaplanmış, onun için bugün okula gelmeyecekmiş: Gerçek anlam

Ağacın dalına bir ip bağladı: Gerçek anlam

Senin hayatımı dağıtmana asla izin vermeyeceğim: Mecaz anlam

Çocuk akşama kadar susuz kaldığı için baygınlık geçirmişti: Gerçek anlam

 

 

Zıt Anlam İle İlgili Cümle Örnekleri

 Zıt Anlam İle İlgili Cümle Örnekleri




Hayat bu kazanmak da var kaybetmek de.

Eve geldi  ve geldiği gibi geri gitti.

Kardeşim boyu kısa olduğu için çok üzülmüş, sınıfımdakiler ben den uzun demişti.

O kadınla çok fazla dışlı olursan olacağı buydu.

Yerli yabancı binlerce turist Antalya’ya akın etmişti.

Annem sürekli kilosundan şikayet ediyordu ama zayıflamak için en ufak bir çaba da sarf etmiyordu.

İyi bir evlat olmuştu anasına, kötü evlatlar da vardı elbette hayatta.


ayı oynamaz derler ama tokluğun fazlası da adamı hasta ederdi.

Kış mevsimi bitmişti ilkbahar yaklaşıyordu ama biz hemen yaz gelsin istiyorduk.

Sınavda yanlışlar doğruları götürmese daha mutlu olacaktım.

Bu davayı kazanmak için varını yoğunu harcamış, elinde bir şeyi kalmamıştı.

Aza kanat etmeyen çoğu nerden bulacaktı ki?

Yattığım yumuşak yastık o haberden sonra taş gibi  sert olmuştu.

Akılsız dostun olacağına akıllı düşmanın olsun daha iyi.

Kardeşimin bu haline gülecek gibi oldum ama onun ağladığını görünce sustum.

Bu gidişle kurunun yanında yaş da yanacak.

O gün yaşananlar hayal mi yoksa gerçek miydi  bir türlü anımsamıyorum.

Üvey evlat olduğum için öz evlat gibi davranmıyorlardı bana.


Hafta sonu arabanın içini ve dışını bir güzel temizledim, babam buna çok sevindi.

Sınav o kadar zordu ki kolay soru ancak birkaç tane vardı.

Yaşamdan ölüme bu garip yolda gidyordu kendince bir yerlere varmaya.

Arabadayken sağına bakmış ama soluna bakmadığı için kaza gerçeklemişti.

Aşağı yukarı üç beş kuruş fazla verecekti sanki.

Derdime derman bulmadım diye ağlıyordu.

Ülkemiz esaretten kurtulup özgürlüğüne kavuşmuştu.

Cesurların olduğu yerde korkaklar kaçacak delik arıyordu.


Gelir ve gider hesaplarına baktığımda bu ay eksiye düşmüştüm.

Yine kavga ediyordu ikisi alacak verecek hesabı yüzünden.

Üretim yeterli değildi ama tüketimin maşallahı vardı hani.

Çocuklara yaramaz  demek ne kadar yanlışsa sürekli bir çocuğa uslu demek de onun özgürlüğüne set çekmektir bence.

Dün neşeli olan Aslı bugün hüzünlüydü, derdi neydi acaba?

Ödevini tam yapanlar beş almış ödevini eksik yapanlar ise üç puan almıştı.