Soran Dağlar Aşmış Sormayan Ovada Yolunu Şaşmış

 

 Soran Dağlar Aşmış Sormayan Ovada Yolunu Şaşmış


Bir iş yaparken insanın karşısına önceden görmediği ve bilmediği birçok sorun çıkabilir. Bilmediği bir şeyi bir bilene soran en zor işlerin bile üstesinden gelir. Sorarak, danışarak yapılan işler daha kolay ve daha başarılı sonuçlanır. Bunun için atalarımız soran dağlar aşmış, sormayan ovada yolunu şaşırmış sözünü söylemiştir. Bir insan her şeyi bilirim, sormama gerek yok, kendim geze geze bulurum mantığı ile hareket ederse bulacağını da çok geç bulabilir ve işleri de gecikebilir. 


Oysa başkalarına soran, araştıran  kişi işlerini kolay halledebilir ve daha kısa zamanda daha çok kâr edebilir. Dik başlılık eden zarara uğrar. Birbirinden fikir alan kişiler ise daha başarılı olur. Kibirli olmamak gerekir.  Meraklı ve öğrenmeye açık olmak gerekir. Ben her şeyi bilirim mantığı içinde başkalarının fikirlerine tepeden bakmak yanlış olur. Kibirli olan, dik başlı olan bu durumda zarara uğrar. Bilmediğimiz konularda bizlerden daha deneyimli insanlara merak ettiğimiz şeyleri sorarsak bizim için daha faydalı olur. Bilgiye danışan yolunu bulur, danışmayan en kolay yerde bile kaybolur yani. Örneğin; Cep telefonlarımızla oynarken telefon bir anda bozuldu ve telefonu kendi kafamıza göre kurcalamaya başladık ve olur olma yerlere bastık. Daha sonra telefon tamamen bozuldu. 


Oysa telefonu hemen alıp telefoncuya götürsek bilen kişi iki dakikada yapabilirdi. Yani her zaman bir bile danışmak gerekir. Çünkü akıl akıldan üstündür. Yani soran, deneyimli insanların deneyiminden faydalanan insanlar  daha çok amacına ulaşır ve kazanır.

Namık Kemal Sözleri

 

Namık Kemal Sözleri

 

 Namık Kemal; Türk milliyetçiliğine esin kaynağı olmuş, Genç Osmanlı hareketine bağlı Türk yazar, gazeteci, devlet adamı ve şairdir. Yurtseverlik, özgürlük, ulus kavramlarına bağlı bir Tanzimat aydınıdır. Bu kavramları Türk düşünce yaşamına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir.


Namık Kemal’e ait olan sözler şunlardır:

İnsan vatanı sever, çünkü  hürriyeti, rahatı, hakkı vatan sayesinde kaimdir.

Bu kadar adam gördüm, içlerinden hiçbiri dünyadan hoşnut değil, hiçbiri de

dünyadan gitmek istemez.

Vatan, bize kılıcımızın ekmeğidir.


Terbiye ana kucağından başlar; her söylenilen kelime, çocuğun şahsiyetine konan bir tuğladır."

"Vatanın bağrına  düşman dayamış hançerini; yok mudur kurtaracak baht-ı kara mâderini?"

"Zihin fukara olunca akıl ukala olurmuş."

Bazen fikirlerini de değiştirmelisin. Çünkü sen fikirlerinin kölesi değil, sahibisin"

Dünyada bir mutlu gün yoktur ki, mutluluğu dünden hazırlanmış olmasın.

"Kimsenin lütfuna olma tadip, bedeli cevheri hürriyettir."

"Yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya gelmek hüner değildir."

Ne efsunkâr imişsin ah, ey dîdar-ı hürriyet; Esir-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esaretten."


Vatan sevgisinden maksat, toprağa değil, onun üstünde yaşayan insanlara duyulan sevgidir."

"Düşene gülen, acıyandan çok bulunur."

"Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten."

Yaptığınız Araştırmadan Hareketle Cevat Paşa’nın Çanakkale Deniz Savaşı’nda Gösterdiği Başarıları Özetleyiniz.

 

Yaptığınız  Araştırmadan Hareketle Cevat Paşa’nın Çanakkale Deniz Savaşı’nda Gösterdiği Başarıları Özetleyiniz.(7. sınıf Türkçe Kitabı)

 

Çanakkale Savaşı dünyada eşi benzeri olmayan bir savaş ve başarının göstergesidir. Askerlerimiz düşmanlara Çanakkale geçilemez dedirtmiştir. 18 Mart 1915 yılı Çanakkale Zaferinde çok sayıda komutanlarımız yer almıştır. Yer alan bu komutanlardan biri de  Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevkii Komutanı olarak görev yapmış olan Cevat Paşa’dır. Cevat Paşa; Çanakkale Boğazının iki yakasındaki batarya ve tabyaları düzenlemiş, ağır topların konumlarını gözden geçirerek güçlü bir savunma hattı hazırlamıştır.


Deniz mayınlarını etkin bir şekilde kullanan Cevat Paşa İtilaf donanmasına büyük kayıpla verdirmiştir. İngiliz ve Fransız donanması, Çanakkale Boğazı’nı geçmek için büyük bir hazırlık başlatmıştı fakat Cevat Paşa’nın kurduğu savunma sistemi, topçu ateşi ve mayın hatlarıyla birleşince düşman donanması ağır kayıplar vermiştir. Ocean gemisi büyük bir darbe almıştır. Farklı gemilerde de büyük hasarlar meydana gelmiştir. Bunun sonucunda İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı’nı denizden geçemeyeceklerini anladı ve kara savaşlarına yöneldi.


Osmanlı Devleti’nin kaderini değiştiren, savaşın seyrini etkileyen büyük bir zafer kazanılmıştır.  Kısacası Cevat Paşa boğaz savunmasını düzenledi, top bataryalarını düzenledi ve mayın hatlarını kurdurarak düşmana ağır darbe vurdu.

Çocuklar Geleceğin Güvencesi Yaşam Sevincimizdir. (7. sınıf Türkçe Kitabı)

 

Çocuklar Geleceğin  Güvencesi Yaşam Sevincimizdir. (7. sınıf Türkçe Kitabı)


Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir. (Mustafa Kemal Atatürk). Mustafa Kemal Atatürk çocuklara her zaman çok büyük değer vermiş ve milletinin evlatlarının geleceğine sahip çıkması için çocuk eğitimin ne denli önemli olduğunu vurgulamıştır.. Çocuklar geleceğin güvencesidir. Bunun için anne ve babalar çocuklarını  küçük yaşta iyi bir şekilde yetiştirmeli, iyi bir eğitim aldırmalı, cumhuriyeti koruyacak nesiller yetiştirmelidir. Çünkü bugünün küçükleri yarının büyükleri, cumhuriyetimizin savunucuları olacaktır.


 Çocuklar gösterişten uzak  minikler olduğu için insana yaşam sevinci verir. Tüm doğallıkları ile her şirinliği yaparlar, bizi güldürür, mutlu ederler. Onun için çocuklarımızı çok sevmeliyiz ve onların sağlam karakterde büyümesi için aileler olarak elimizden gelen her türlü özveriyi göstermeliyiz. Bugünün küçüğü yarının büyüğü olacak olan çocuklara büyük anlamlar yüklemeliyiz. Onları küçük görmemeli, “bu da çocuk buna fazla değer verirsek şımarır." gibi yanlış algılara kapılmamalıyız. Onları tıpkı büyük bir insan gibi önemsemeli, onlarla iletişim halinde olmalı, sorunlarında onlara yardım etmeliyiz ve her daim yol göstermeliyiz.


 Mustafa Kemal de çocuklarımızı çok sevmemiz gerektiğini söylemiş ve onları her zaman yüceltmiştir. Çünkü geleceğin parlayan yıldızları, bayrağımızın korucusu, vatanımızın mimarı ve savunucu her daim bugünün çocukları olacaktır.

İbiş’in Rüyası Kitabı İle İlgili Klasik Sorular ve Cevapları

 

İbiş’in Rüyası Kitabı İle İlgili Klasik Sorular ve Cevapları

 

1) Kitabın konusu nedir?

Cevap: Kitap 1930’lu yıllarda  İstanbul’da geleneksel bir tiyatro anlayışı ile oyunculuk yapmayı ısrarla devam ettiren bir orta oyuncunun çileli sanat yaşamını ve dolu dizgin aşk hayatını konu edinir.

2) Nahit kiminle gittiği bir tiyatro oyununda tiyatroya ilgi duymaya başlar?

Cevap: Ailesi

3) Nahit niçin ve ne zaman evi terk eder?

Cevap: Ailesi her ne kadar tiyatro izlemeyi sevse se Nahit’in tiyatrocu olmasını istememiştir. Bunun üzerine Nahit de lise yıllarında evi terk edip tiyatrocu olmaya karar verir.

4) Nahit kimin ilgisini çeker ve tiyatrocu olur?

Cevap: Devrin ünlü ismi Muhsin Beyin dikkatini çeker.


5) Nahit’in kimden iki çocuğu olur?

 Cevap: Tiyatroda tanışıp evlendiği Vedia’dan iki çocuğu olur.

6)  Nahit ve Vedia neden ayrılır?

 Cevap: Vedia artık tiyatro ile ilgilenmeyi sevmez ve eşinin de bu işten ayrılmasını istediği için

7) İnişli çıkışlı bir yaşamı olan Nahit hangi rol adı ile başarıya ulaşır?

Cevap: İbiş rolü ile başarıyı yakalar. Bu roldeki başarısı artık Nahit’in İbiş ile özdeşleşmesini sağlar.

8)  Nihat nerenin yöneticisi olur?

Cevap: Nihat oyunculuk yaptığı Nuran Tiyatrosunun yöneticisi olur ve bu tiyatroyu  İstanbul’un en büyük tiyatrosu haline getirir.

9)  Nahit niçin Vedia ile tekrar bir araya gelir ve evlenir?

Cevap: Çocuklarının hatırı için bir araya gelip evlenirler ama yine geçinemezler ve tekrar boşanırlar.

10) Nahit’in iffetine iftira atan kişi kimdir?

Cevap: Sadi Rıza


11) Nahit’in başarılarını kıskanan kişi kimdir?

Cevap: Çocukluk arkadaşı olan Sadi Rıza

12) Nahit ile kimin arasında aşk başlar?

Cevap: Hatice kendini vurur ve tiyatro kapanır. Nahit tüm bu olanları bir rüya zannede rama daha sonra gerçeklerle yüz yüze kalır.

13) İbiş'in Rüyası adlı kitabın yazarı kimdir?

Cevap: Tarık Buğra

Ekmeğimi Kazanırken Kitabı İle İlgili Klasik Sorular ve Cevapları

 

Ekmeğimi Kazanırken Kitabı İle İlgili Klasik Sorular ve Cevapları


1) Kitap neyi konu edinir?

Cevap: Maksim Gorki’nin Ekmeğimi Kazanırken adlı kitabı yazarın henüz bir çocukken dünyayı tanımaya ve hayata çok zor koşullarda tutunmaya çalışan insanların mücadelelerine tanık olma sürecini anlatır.

2) Gorki  nereye bir çırak olarak çalışmaya verilmiştir?

Cevap: Gorki çırak olarak bir kundura mağazasına verilir. Artık burada kendi ekmeğini kazanmaya çalışacak ve kendi alın teri ile para kazanacaktır.

3) Gorki neden kundura mağazasından ayrılmak zorunda kalır?

Cevap: Çünkü orada ellerine kaynar bir çorbanın içinde haşlanır ve buradan ayrılıp ninesinin yanına dönmek zorunda kalır.

4)  Gorki yanan elleri iyileştikten sonran nereye gider?

Cevap: Uzak akrabası olan bir mimarın yanına çırak olarak gider ve orada çalışmaya başlar. ve orada da hizmetçi olarak görev yapar ve bundan çok sıkılır ancak bir yıl kadar burada çalışır.

5) Gorki'nin hayatı nasıl devam eder?

Cevap: Mimarın yanında çalışmayı bıraktıktan sonra bir gemide çalışmaya başlar. Orada da sıkılır tekrar mimarın yanında çalışmaya başlar. Yine sıkılır ve yine başka bir yere gider. Bir ikon atölyesinde çalışmaya başlar. Daha sonra yine mimarın yanına gider. Üç kez mimarın yanına gitmek zorunda kalır. İnşaat işlerinde mimara yardımcı olur

6) Gorki ağır iş koşullarında çalışmak zorunda olmasına rağmen neyi hiç bırakmaz?

Cevap: Okumayı hiç bırakmaz.

Babalar Ve Oğullar Kitabı İle İlgili Klasik Sorular ve Cevapları

 

Babalar Ve Oğullar Kitabı İle İlgili Klasik Sorular ve Cevapları


1) Kitabın konusu nedir?

Cevap: Nihilist bir özelliğe sahip olan Bazarov’un dünyada olan tüm kuruluşların yıkılması gerektiğini savunarak düşünce yapısının tam tersi duygularla oradan oraya savruluşunu konu edinir.

2) Bazarov’un mesleği nedir?

Cevap: Doktorluk

3) Bazarov arkadaşı Arkady’in evinde kalacağına neden mutlu olur?

Cevap: Çünkü burada bilimsel  çalışmalarına ve araştırmalarına yeterli miktarda zaman ayıracağını düşünür, rahat olacağını bilir ve mutlu olur.

4) Bazarov nasıl bir kişiliktir.?

Cevap: Bazarov  hiçbir şeye inanmayan bir nihilisttir. Hiçbir şeye saygı duymaz, her şeyle alay eder. Eskiye bağlı her şeyi gülünç bulur.


5) Bazarov kiminle tartışarak ona kendince gerçekleri göstermeye çalışır?

Cevap: Arkday’in amcası olan Pavel ile tartışarak ona gerçekleri göstermeye çalışır.

7) Bazarov ne üzerinde çalışmalar yapmaktadır?

Cevap: Tartışmadan kalan zamanlarında doğaya çıkarak böcek toplar ve böcekler üzerinde çalışmalar yapmaktadır.

8) Bazarov  kimi iç içe sever ve fakat ona olan sevgisini inançlarından dolayı açıklayamaz?

Cevap: Anna

9) Bazarov’un babasının mesleği denir?

Cevap: Doktor

10) Bazarov hangi hastalıktan hayatını kaybetmiş birine otopsi yapar?

Cevap: Tifo hastalığından hayatını kaybetmiş olan birine otopsi yapar.


11) Bazarov neyden hayatını kaybeder?

Cevap: Tifodan ölmüş birine otopsi yaptığı sırada yanlışlıkla elini keser ve ölen kişiden geçen tifo hastalığına yakalanır ve hayatını kaybeder.

12) Babalar ve Oğullar adlı kitabın yazarı kimdir?

Cevap: Turgenyev

Cumhuriyetin Yıldızları Doğan Cüceloğlu Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları

 

Cumhuriyetin Yıldızları Doğan Cüceloğlu Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları


1) Doğan Cüceloğlu hangi şehirde dünyaya gelmiştir?

A) Ankara

B) Sivas

C) Mersin

D) Samsun


2) Cüceloğlu ailesinin kaç çocuğu vardı?

A) 5

B) 11

C) 9

D) 7

 

3) Cüceloğlu ailesi ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır=

A) Kalabalık bir ailedir.

B) Ailenin maddi durumu fazla iyi değildir

C) Aile birbirine sevgi bağı ile bağlanmıştır.

D) Evin babası anneye şiddet uygulayan kötü bir babadır.

 

4) Doğan Cüceloğlu'nun babasının mesleği nedir?

A) Mühendis

B) Doktor

C) Öğretmen

D) Tüccar

 

5) Doğan’ın evlerinin kaç odasında soba vardı?

A) 1

B) 2

C) 3

D) 4


 

6)Doğan Cüceloğlu’nun babasının evlatları için yaptığı özel şey neyi?

A) Onlara doğum günü yapması

B) Onları farklı şehirlere götürmesi

C) Her bir çocuk için kara kaplı bir defter tutması

D) Çocuklara sürekli abur cubur alması

 

7) Cüceloğlu ailesi su ihtiyacını nereden karşılıyordu?

A) Barajdan

B) Gölden

C) Çeşmeden

D) Kuyulardan

 

8)  Doğan Cüceloğlu’nun çocukluğunda çok sevdiği şey neydi?

A) Çok uyumak

B) Bisiklet sürmek

C)  Gaz lambası

D) Ağaçlara tırmanmak

 

9) Doğan için ne zaman her şey çok güzel olurdu?

A) Babası eve erken geldiği zaman

B) Annesi yemek yaptığı zaman

C) Babası masal anlattığı zaman

D) Arkadaşlarıyla dışarıya çıktığı zaman


10) Doğan’ın ablasın a “ud” öğreten kişi kimdir?

A) Annesi

B) Babası

C) Amcası

D) Öğretmeni


 

11) Babalarının çocuklarına anlattığı hikayenin ana konusu nedir?

A) Çalışanın yatanda hakkı vardır.

B) Az laf çok iş yapmak gerekir.

C) İnsan insana muhtaçtır.

D) Yalancının mumu yatsıya kadar yanar

 

12) Doğan hayvanları severmiş ama bazen hayvanlara ufak zararlar verirmiş. Bunu gören annesi oğluna ne demiş?

A) Kov o pis hayvanları!

B) Öldür hemen onları!

C) Oğlum hayvancıkları öldürme onların da canı var!

D) O hayvanları eve al da evle besle yavrum!

 

13) Doğan diğer adının Mehmet olduğunu ilk nerede duymuş?

A) Sınıfta

B)Evde

C) Halasında

D) Çarşıda

 

14)  Doğan’ın yakalandığı hastalığın adı nedir?

A) Grip

B) Astım

C) Obezite

D) Sıtma  


 

15) Doğan yakalandığı hastalıktan dolayı hangi bölgesinden büyük hasar almıştır?

A) Kulakları

B) Gözleri

C) Elleri

D) Bacakları

 

16) Doğan kaç yıl okula gidememiştir?

A) 2

B) 1

C) 4

D) 5

 

17) Doğan nasıl bir çocuk değildir?

A) Terbiyeli

B) Küçük yaşta olgunlaşmış

C) Kibar

D) Şiddet meyillisi

 

18) Doğan’ın iyileşmesine en büyük katkıyı kim sağlamıştır?

A) Annesi

B) Babası

C) Ablası

D) Ağabeyi

 

19)  Cumhuriyetin Yıldızları Doğan Cüceloğlu kitabının yazarı kimdir?

A) Doğan Cüceloğlu

B) Eda Bayrak

C) Yaşar Kemal

D) Orhan Kemal

 

Cevaplar:

1.c  2.b  3.d  4.d  5.a  6.c   7.d   8.c  9.c  10. b  11. c   12. c  13. a  14.d  15.d 16. b  17.d  18. a  19.b

İnsan Sevgisi İle İlgili Bilgilendirici Metin

 

İnsan Sevgisi İle İlgili Bilgilendirici Metin


Dünyadaki en yüce duygulardan biri de insan sevgisidir. İnsanlar birbirinin yurdu olmalıdır, koruyucusu, kollayıcısı olmalıdır.  Sevmek insanları bir araya getirir ve aradaki olumsuz duyguları ortadan kaldırır. Sevmek için de insanları olduğu gibi kabul etmek, hatalar yaptığı zaman affetmeyi ve hoşgörülü olmayı bilmek gerekir.  En ufak bir sorun yaşadığımız insanla hemen ilişkileri kesmemeliyiz, aşırı alıngan olmamalıyız, kibirli olmamalıyız, insanlara karşı ön yargılı olmayı bırakmalıyız. İşte bunları yaptığımız zaman gerçek anlamda insan sevmiş oluruz.


 İnsan sevmek aslında yaşamı sevmek, hayatı canlı canlı takip edebilmektir. İnsan sevgisi gönüller arasında görünmeyen büyük köprüler kurar, nefret kaybeder, hoşgörü kazanır, birlik, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma kazanır insan sevgisinin olduğu yerde. İnsan sevgisinin olduğu bir dünyada savaşlar son bulur, çocuklar mutlu bir çocukluk yaşar, yaşlılara yardım edenler çoğalır ve sevgi dünyaya hakim olur. İnsan sevgisinden uzak bir kalp henüz insan olmanın tadına varamamış demektir. Çünkü insan seven kişinin kalbi yumuşar, empati duygusu artar ve olaylara yüklediği anlam daha anlamlı ve daha yapıcı olur.  Bir çocuğun başını okşamak, elini tutmak ve ona sımsıkı sarılmak, bakıma muhtaç bir yaşlıya bakmak ve sırtını sıvazlamak, bir bebeğe gülmek ve onu güldürecek davranışlar yapmak içimizdeki insan sevgisinden gelir.


 Ne güzel demiş Yunus Emre: “Gelin danış olalım, işi kolay kılalım, Sevelim, sevilelim. Bu dünya kimseye kalmaz. Yani sevgi ile kalalım çünkü her şeyin özüdür insan sevgisi.

Yaşama ve Olaylara Bakış Açısı İle İlgili Kompozisyon

 

Yaşama ve Olaylara Bakış Açısı İle İlgili Kompozisyon


Yaşama ve olaylara bakış açısı kişinin yaşadığı olaylara yüklediği anlam ile ilgilidir. Yani her şey önce zihnimizde başlar ve zihnimizde biter. Yaşadığımız küçücük sorunlara bile çok fazla anlam yüklersek acı çekeriz ve en büyük zararı kendimiz veririz. Oysa yaşadığımız olaylara fazla anlam yüklemeden, bu da geçer yahu dersek ve hoşgörülü olursak o yaşadığımız durum çok zor bir durum bile bundan daha güçlü bir şekilde çıkarız ve her şeye rağmen hayatın yaşanılır olduğunun farkında oluruz ve hayat sevincimizi kaybetmeyiz. 


Yaşam ve olaylara sevgi ile bakmasını bilmeliyiz, hoşgörü ile bakmasını bilmeliyiz. Yaşamda karşılaştığımız olayların her biri bizler için yeni bir tecrübe olur. Bu olaylardan nasıl etkileneceğimiz ise bizim bakış açımıza bağlıdır. Bakış açımız da ne aşırı iyimser olmalıdır, ne de aşırı kötümser olmalıdır. Mantıklı olmalıdır, yeri geldiğinde iyimser olmasını bilmeliyiz, yeri geldiğinde kötümser olmasını bilmeliyiz ama daha çok iyimser yönden bakmasını bilmeliyiz ki bazen başımıza gelen ve kötü gibi görüne n olayların aslında bizim için hayır olduğunu sonradan görebiliriz. İşte bu durumda da sabırlı olmalıyız, kararlı olmalıyız, azimli olmalıyız. İnsanoğlu bu dünyaya geldiyse her türlü imtihana da hazır olmalı ve güçlü durmaya çalışmalıdır. 


En ufak bir sorunda pes etmemeli, mücadeleci olmalı ve hayata dört elle sarılmalıdır. “Bir karıncaya göre; arslan, kaplan ve çıngıraklı yılan şefkatli ve iyi huylu hayvandır. Ördekler ve kazlar ise yırtıcı hayvanlardır.” Her şey sizin görüşünüze bağlıdır." der Jimm M. Power