İletişim Formu

“Bir Elin Nesi Var İki Elin Sesi Var.” Atasözü İle İlgili Hikâye Örneği Yazınız.

 “Bir Elin Nesi Var İki Elin Sesi Var.”  Atasözü İle İlgili Hikâye Örneği Yazınız.

 

Ramazan Ayı yaklaşıyordu. Ramazan Ayı demek orucun da başlangıcı demekti. Ailem oruç tutan insanlardır. Oruç tutmayan insanlara karşı ise asla ön yargılı olmayan, nazik insanlardı. Ben artık büyüdüğüm için yavaş yavaş oruç tutacaktım. Bu yıl da otuz orucun otuzunu  tutamasam da haftada bir kere tutmaya çalışacaktım. Yaşım  dokuzdu ve ufak bir kansızlığım olduğu için, bazı vitamin değerlerim de eksik olduğu için doktor bana sürekli oruç tutmayı önermemişti. Ben de elimden geldiği kadar haftada bir tane tutacaktım. Oruç tutmak akşama kadar yemek düşünmek benim gibi çocuklar için hem zor hem de akşama bir sürü yiyeceklerimiz olduğu için heyecanlı bir duyguydu. Orucun başlamasına iki hafta kala annem hazırlıklara başladı. 





Babam içli köfteyi, yaprak sarmayı, mantıyı çok sevdiği için annem de hepsinden yapıp  buzluğa atacaktı. Annem  her ne kadar bunları yapacak olsa da boynunda ve kollarında sıkıntısı olduğu için azar azar hazırlığa başladı. Önce yaprak sarması yapmaya  başlamak için kolları sıvadı.  Kıymayı, bulguru, yaprağı ve zeytin yağını hazırladı. Yaprak yapmak için gerekli olan malzemeler hazırlandıktan sonra onları sarmaya sıra geldi. Annem yaprakları sarmaya devam ederken bir anda boyun ve kol ağrısı yine tuttu. O sırada kapı çalındı ve gelen üst kattan Hanife Teyzeydi. Hanife Teyze bizim üst komşumuz olan, Adile Naşit’e benzeyen dünyalar tatlısı bir teyzemizdi. Bize yaptığı poğaçalardan getirmişti. Onu eve buyur ettim. O da meşgul etmeyeyim şimdi işiniz vardır dese de annem onu içeri yine de buyur etti. İçeri giren Hanife Teyze anneme dönerek şaşkın bir şekilde  Gülcan Hanım bu kadar yaprağı nasıl tek başına saracaksın zaten boynun sıkıntılı neden bize de çağırmadın yardıma, aşk olsun sana dedi. Annem de  zahmet vermek istemedim dedi.


 Bunun üzerine Hanife Teyze aklıma çok güzel bir fikir geldi dedi. Ne de olsa oruç yaklaşıyor ve diğer komşular da oruç hazırlığı yapacak onlara da söyleyelim herkes birbirine yardım edip iş birliği şeklinde yemeklerimizi hazırlayıp buzluğa atalım dedi. Hemen telefonundan Melek Teyze ve Aslı Teyzeyi de aradı. Onlar da bu fikri memnuniyetle karşıladılar ve hemen bize gelip yaprakları sarmaya başladı. Hem sohbet ediyorlar, sohbetlere arada sırada şen  kahkahalar da  eşlik ediyordu. Hem de yaprakları incecik kalem gibi sarıyorlardı. Annemin akşama kadar saracağı yaprak bir buçuk saat içinde bitmiş ve sarmalar adetler şeklinde ipe bağlanıp, buzdolabı poşetine konulup buzluğa atılmıştı. Geriye kalan bulaşıkları bile birlikte yıkamışlardı komşularımız. 


Çok ince düşünceli, kibar insanlardı. Bu arada  benim güzeller güzeli bir tanecik kıymetli meleğim, canım annem de  aşırı yorulmamış ve boynu ve kolları da fazla ağrımamıştı. İş bittikten sonra benim yaptığım çay ve babamın önceden çarşıdan aldığı  abur cuburlardan komşu teyzelerin önüne koydum ve onlar da bir güzel güle eğlene yediler. Daha sonra ertesi gün mantımız yapıldı, sonra içli köfte derken tüm hazırlıklar bitti. Ben de anneme dönerek bak anne gördün mü “ Bir elin nesi var iki elin esi var.” Sen de onlara yardıma giderek hep birlikte zor olan işlerinizi iş birliği içinde halledersiniz dedi. Annem de başımı okşayıp bana dönerek haklısın benim güzel kızım Gül dedi. Böylece çok elin birliği işler bitmiş ve bu işten de herkes kârlı çıkmıştı aynı zamanda.

Yorum Gönder

Yorumlarınızı yorumlama biçimini 'Anonim' seçerek isim, mail, adresi vb. yazmak ile uğraşmadan kolayca yayınlayabilirsiniz. Küçük bir teşekkürün bile bizim için çok önemli ve değerli olduğunu unutmayın.