Nazım Hikmet Şiirlerine 10 Örnek Şiir

 

Nazım Hikmet Şiirlerine 10 Örnek Şiir


Nâzım Hikmet, Türk şair ve yazardır. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır. Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin en önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmıştır ve dünyada 20. yüzyılın en gözde şairleri arasında gösterilmektedir. Yunanistan’da doğmuştur, Rusya’da hayatını kaybetmiştir.

 Yunanistan’da doğmuştur, Rusya’da hayatını kaybetmiştir.


1) Vasiyet

Yoldaşlar nasip olmazsa görmek o günü,

ölürsem kurtuluştan önce yani,

alıp götürün

Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.

 

Hasan beyin vurdurduğu

         ırgat Osman yatsın yanımda

ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp

kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

 

Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,

seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,

tarlalar orta malı, kanallarda su,

ne kuraklık, ne candarma korkusu.

 

Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,

toprağın altında yatar upuzun,

           çürür kara dallar gibi ölüler,

toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

 

Ama bu türküleri söylemişim ben

                    daha onlar düzülmeden,

duymuşum yanık benzin kokusunu

traktörlerin resmi bile çizilmeden.

 

Benim sessiz komşularıma gelince,

şehit Ayşe'yle ırgat Osman

çektiler büyük hasreti sağlıklarında

belki de farkında bile olmadan.

 

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,

-öyle gibi de görünüyor-

Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni

ve de uyarına gelirse,

tepemde bir de çınar olursa

taş maş da istemez hani...   

 

2) Yaşamaya Dair

Yaşamak şakaya gelmez,

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

                       bir sincap gibi mesela,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,

                       yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,

yani o derecede, öylesine ki,

mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,

yahut kocaman gözlüklerin,

                        beyaz gömleğinle bir laboratuvarda

                                    insanlar için ölebileceksin,

                        hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,

                        hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,

                        hem de en güzel en gerçek şeyin

                                      yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

                                      yaşamak yanı ağır bastığından.

 

 

3) Yaşamaya Dair

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,

yani, beyaz masadan,

              bir daha kalkmamak ihtimali de var.

Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini

biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,

hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,

yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz

                                en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,

                               diyelim ki, cephedeyiz.

Daha orda ilk hücumda, daha o gün

                           yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.

Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,

                        fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz

                        belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki hapisteyiz,

yaşımız da elliye yakın,

daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.

Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,

insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla

                                    yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım

          hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

 

 

4) Yaşamaya Dair

Bu dünya soğuyacak,

yıldızların arasında bir yıldız,

                       hem de en ufacıklarından,

mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,

                       yani bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,

hatta bir buz yığını

yahut ölü bir bulut gibi de değil,

boş bir ceviz gibi yuvarlanacak

                       zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,

duyulacak mahzunluğu şimdiden.

Böylesine sevilecek bu dünya

"Yaşadım" diyebilmen için...

 

 

5) Hapiste Yatacak Olana Bazı Öğütler

 Dünyadan memleketinden insandan

    umudun kesik değil diye

    ipe çekilmeyip de

    atılırsan içeriye

    yatarsan on yıl on beş yıl

    daha da yatacağından başka

sallansaydım ipin ucunda

          bir bayrak gibi keşke

                       demeyeceksin

yaşamakta ayak direyeceksin.

 

Belki bahtiyarlık değildir artık

boynunun borcudur fakat

                  düşmana inat

                  bir gün fazla yaşamak.

 

İçerde bir tarafınla yapayalnız kalabilirsin

                 kuyunun dibindeki taş gibi

fakat öbür tarafın

          öylesine karışmalı ki dünyanın kalabalığına

          sen ürpermelisin içerde

          dışarda kırk günlük yerde yaprak kıpırdasa.

 

İçerde mektup beklemek

yanık türküler söylemek bir de

bir de gözünü tavena dikip sabahlamak

         tatlıdır ama tehlikelidir.

 

Tıraştan tıraşa yüzüne bak

unut yaşını

koru kendini bitten

         bir de bahar akşamlarından.

bir de ekmeği

         son lokmasına dek yemeyi

bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.

 

Bir de kimbilir

sevdiğin kadın sevmez olur

ufak bir iş deme

yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir

                          içerdeki adama.

 

İçerde gülü bahçeyi düşünmek fena

dağları, deryaları düşünmek iyi

durup dinlenmeden okumayı yazmayı

bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana

bir de ayna dökmeyi.

 

Yani içerde onyıl on beş yıl

                  daha da fazlası hattâ

geçirilmez değil

              geçirilir

              kararmasın yeter ki

              sol memenin altındaki cevahir.

 

6)  Karlı Kayın Ormanı

Karlı kayın ormanında
yürüyorum geceleyin.
Efkârlıyım, efkârlıyım,
elini ver, nerde elin?

Ayışığı renginde kar,
keçe çizmelerim ağır.
İçimde çalınan ıslık
beni nereye çağırır?

Memleket mi, yıldızlar mı,
gençliğim mi daha uzak?
Kayınların arasında
bir pencere, sarı, sıcak.

Ben ordan geçerken biri :
"Amca, dese, gir içeri."
Girip yerden selâmlasam
hane içindekileri.

Eski takvim hesabıyle
bu sabah başladı bahar.
Geri geldi Memed'ime
yolladığım oyuncaklar.

Kurulmamış zembereği
küskün duruyor kamyonet,
yüzdüremedi leğende
beyaz kotrasını Memet.

Kar tertemiz, kar kabarık,
yürüyorum yumuşacık.
Dün gece on bir buçukta
ölmüş Berut, tanışırdık.

Bende boz bir halısı var
bir de kitabı, imzalı.
Elden ele geçer kitap,
daha yüz yıl yaşar halı.

Yedi tepeli şehrimde
bıraktım gonca gülümü.
Ne ölümden korkmak ayıp,
ne de düşünmek ölümü.

En acayip gücümüzdür,
kahramanlıktır yaşamak :
Öleceğimizi bilip
öleceğimizi mutlak.

Memleket mi, daha uzak,
gençliğim mi, yıldızlar mı?
Bayramoğlu, Bayramoğlu,
ölümden öte köy var mı?

Geceleyin, karlı kayın
ormanında yürüyorum.
Karanlıkta etrafımı
gündüz gibi görüyorum.

Şimdi şurdan saptım mıydı,
şose, tirenyolu, ova.
Yirmi beş kilometreden
pırıl pırıldır Moskova...

 

7) Kız Çocuğu

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kağıt gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.

 

8) Türk Köylüsü

Topraktan öğrenip
                      kitapsız bilendir.
Hoca Nasreddin gibi ağlayan
                       Bayburtlu Zihni gibi gülendir.
Ferhad'dır
               Kerem'dir
                               ve Keloğlan'dır.
Yol görünür onun garip serine,
analar, babalar umudu keser,
kahbe felek ona eder oyunu.
Çarşambayı sel alır,
bir yâr sever
                   el alır,
kanadı kırılır
                   çöllerde kalır,
ölmeden mezara koyarlar onu.
O, Yûnusû biçâredir
       baştan ayağa yâredir,
ağu içer su yerine.
Fakat bir kerre bir derd anlayan düşmeyegörsün önlerine
ve bir kerre vakterişip :
                                —Gayrık yeter!...
                                                           demesinler.
Ve bir kerre dediler mi :
İsrafil surunu urur
           mahlukat yerinden durur»,
toprağın nabzı başlar
                              onun nabızlarında atmağa.
Ne kendi nefsini korur,
                              ne düşmanı kayırır,
Dağları yırtıp ayırır,
  kayaları kesip yol eyler âbıhayat akıtmağa..

 

9) Ben İçeri Düştüğümden Beri

Ben içeri düştüğümden beri

güneşin etrafında on kere döndü  dünya
Ona sorarsanız: "Lâfı bile edilmez, mikroskobik bir zaman."
Bana sorarsanız: "On senesi ömrümün."

Bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene
Bir haftada yaza yaza tükeniverdi
Ona sorarsanız: "Bütün bir hayat."
Bana sorarsanız: "Adam sen de, bir-iki hafta."

Katillikten yatan Osman
Ben içeri düştüğümden beri, yedi buçuğu doldurup çıktı
Dolaştı dışarda bir vakit
Sonra kaçakçılıktan düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı
Dün mektup geldi, evlenmiş, bir çocuğu doğacakmış baharda

Şimdi on yaşına bastı
Ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar
Ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları
Rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan
Fakat zeytin fidanları hâlâ fidan, hâlâ çocuktur

 

10)Henüz Vakit Varken Gülüm

Henüz vakit varken, gülüm
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
Volter rıhtımında dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli,
incecikten bir yağmurla karışarak.
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz
söğütlerin altından, gülüm,
ıslak salkım söğütlerin.
Paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana,
en güzel, en yalansız,
sonra da ıslıkla bir şey çalarak
gebermeliyim bahtiyarlıktan
ve insanlara inanmalıyız.
Yukarda taştan evler,
girintisiz, çıkıntısız,
birbirine bitişik
ve duvarları ayışığından
ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor
ve karşı yakada Luvur
aydınlanmış ışıklarla
aydınlanmış bizim için
billur sarayımız...

Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu Mayıs gecesi rıhtımda, depolarda
kırmızı varillere oturmalıyız.
Karşıda karanlığa giren kanal.
Bir şat geçiyor,
selamlıyalım gülüm,
geçen sarı kamaralı şatı selamlıyalım.
Belçika'ya mı yolu, Hollanda'ya mı?
Kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın
tatlı tatlı gülümsüyor.

Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm...
Parisliler, Parisliler,
Paris yanıp yıkılmasın...

İnce Memed Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları

 

İnce Memed Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları


1) İnce Memed kaç yıllık bir zaman diliminde yazılmıştır?

A) 10

B) 25

C) 32

D) 17

 

2) İnce Memed kitabında hangi şehirde konu geçer?

A) Adana (Çukurova)

B) İstanbul

C) Sivas

D) Kırşehir

 

3) Değirmenoluk köyünde kendine has kanun ve töreleri koyan ve uygulayan ağanın adı nedir?

A) Abdi Ağa

B) Musa Ağa

C) Kalender Ağa

D) Çetin Ağa

 

4)  İnce Memed’i sürekli döven, aşağılayan, hor gören kişi kimdir?

A) Babası

B) Amcası

C) Annesi

D) Abdi Ağa

 

5) İnce Memed dayak yiyince kime sığınır?

A) Süleyman

B) Vahdet

C) Necati

D) Talip

 

6) İnce Memed’in annesinin adı nedir?

A) Hatun

B) Döne

C) Ayşe

D) Züleyha

 

7) Memed kiminle ilk defa kasabaya gitmiştir?

A) Ali

B) Temur

C) Mustafa

D) Süleyman

 

8)  Memed’in sevdiğinin adı nedir?

A) Hatice

B) Emine

C) Nazmiye

D) Meltem

 

9) Sevdiğini kaçırırken yakalanan İnce Memed kimin yanına sığınmış ve artık eşkıyalığa başlamıştır?

A) Osman

B) Deli Durdu

C) Musa

D) Yılmaz

 


10) Aşağıdakilerden hangisi İnce Memed kitabında geçen özlü sözlerden biri  değildir?

A) “İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli.”

B) “Uğruna bu kadar alçaldığımız, zulmettiğimiz, haram yediğimiz, insan öldürdüğümüz yaşamak ne işe yarıyor?”

C) “İnsanın içindeki adalet duygusunu köreltirsek, insanın insana saygısı kalmaz. İnsanın insana itimadı, hürmeti kalmayınca da bir yerde insanlık çok şey kaybeder, hayat çirkinleşir.”

D) “Umutsuz Durumlar Yoktur Umutsuz İnsanlar Vardır Ben Hiçbir Zaman Umudumu Yitirmedim.

 

11)  Hatice'nin hapse düşmesine neden olan kişi kimdir?

A) Mustafa

B) Memed

C) Abdi Ağa

D) Topal Ali

 

12)  Hatice öldükten sonra çocuğa bakma için çocuğu kim sahiplenmiştir?

A) Iraz

B) Döne

C) Mustafa

D) Süleyman

 

13)  Aşağıdakilerden hangisi kitapta geçen sözlerden biri değildir?

A) “Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmadı da içine gömüldü müydü, sonu felakettir.”

B) “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”

C) “İnsanoğlu çiğ süt emmiştir. Her kötülüğü yapar, her iyiliği de yaptığı gibi.”

D) “Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir. Kendi iyiliğine de baş kaldır.”

 

14) Aşağıdakilerden hangisi İnce Memed’in özelliklerinden biri edğildir?

A) Haksızlığa ve zulme baş kaldırmıştır.

B) Yaşadığı acılar rve uğradığı haksızlıklar ronu eşkıya olmaya zorlamıştır.

C) Merhametsiz ve zalim bir insandır

D) Kararlı, tuttuğunu koparandır.


 

15) İnce Memed’in  evladı nereye büyütmek için götürülür?

A) Gaziantep

B) Kahramanmaraş

C) Çukurova

D) Hatay

 

16) Aylardır İnce Memed’i yakalamak için çalışan ve en sonunda onu bulmuşken öldürmekten vazgeçen Asım Çavuş İnce Memed’e acımıştır. Bunun nedeni nedir?

A) Hatice’nin vurulması ve İnce Memed’in bebeği ile dünyada bir başına kalması

B) Asım Çavuş’un da eşkıya olmak istemesi

C) Asım Çavuş’un İnce Memed’den para koparacak olması

D) Asım Çavuş’un İnce Memed’in akrabası olması

 

17)  İnce Memed köye gelerek sevdiklerinin intikamını almış ve bir kişiyi vurmuş ve öldürmüştür. O kişi kimdir?

A) Süleyman

B) Mustafa

C) Asım Çavuş

D) Abdi Ağa

 

18) Abdi Ağa nereye telgraf çekmiş ve Memed’i ihbar etmiştir?

A) Adana

B) İstanbul

C) Ankara

D) Sivas

 

19) Aşağıdakilerden hangisi kitapta geçen alıntılardan biri değildir?

A) “Hangi günü gördük akşam olmamış.”

B) "İnsanoğlu bir karanlıktan geliyor, bir karanlığa doğru gidiyor. Ama nereden gelip nereye gideceğini hep unutuyor. "Bir defa geldim, bari tadını çıkarayım" demiyor.”

C) ” Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.”

D) “Ben insan öldürmem. İnsan öldürmek çok kötüdür. İnsan hiç Allah'ın yaptığı en güzel binayı yıkar mı?”

 

20) İnce Memed adlı eser kime aittir?

A) Erdal Öz

B) Yaşar Kemal

C)  Yılmaz Güney

D) Cengiz Aytmatov


21) Abdi Ağa'ya İnce Memed ve Hatice'nin yerini kim söylemiştir?

A) Topal Ali

B) Döne

C) Hatice'nin babası

D) İnce Memed'in en yakın arkadaşı

 

 Cevaplar:

1.c  2.a  3. a  4.d  5.a  6.b   7.c  8.a  9.b  10.d   11.c  12.a  13.b  14.c  15.a  16.a  17.d  18. c  19.c  20.b  21.a

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Kitabında Geçen Özlü Sözler

 

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Kitabında Geçen Özlü Sözler


Kitapta Hayri’nin saatlere olan merakı, tutkusu ve Halit ile tanışıp Saatleri Ayarlama Enstitüsünü kurmasından bahsedilir. Ayrıca Hayri’nin çalışkan, azimli ve saf olması da ayrı bir durumdur. Eşi ve en yakın arkadaşı tarafından aldatılan Hayri’nin temiz niyetli olması da insanı duygulandırmaktadır.

Kitapta geçen özlü sözler şunlardır:


“Refahın yolu sağlam bir zaman anlayışından geçer.”

İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz.

“Bir ihtiras ne kadar masum olursa olsun yine tehlikeli bir şeydir.”

“Kitaplara bakarsanız, kendilerini dinlerseniz, insanoğlunun esas vasfı akıldır.”

“Kendimize daima yaşanacak iklim yaratmaktan başka ne yaparız? Hâl denen keskin bıçak sırtında oturamayacağımıza göre.”

“İnsanla uğraşmak çok güçtür ve zaman ister.”


“İnsan yaradılışı tam bir eşitliğe razı olamaz. Ufak tefek imtiyazların teşvikine de muhtaçtır.”

“Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?”

“İyilik dahi, ancak ceza görmesi ve ayıplanması icap eden bir kötülüğün bulunmasıyla kabildir.”

“Bütün hayatım boyunca dikkat ettim. İnsanın daima en çok korktuğu şeyler başına geliyor.”

“Ben aşktan daima kaçtım. Hiç sevmedim. Belki bir eksiğim oldu. Fakat rahatım. Aşkın kötü tarafı insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir. Şu veya bu şekilde... Fakat daima ödersiniz... Hiçbir şey olmasa, bir insanın hayatına lüzumundan fazla girerseniz ki bundan daha korkunç bir şey olamaz...”

“Şu hakikati kendi hayatım bana öğretti: İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. Fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz.”

“Hadiseler unutulmaz. Onları unutturan tesirlerini hafifleten, varsa kabahatlerini affettiren daima öbür hadiselerdir.”


“Her insan ne kadar müspet yaratılışta olursa olsun ölümden sonra tekrar dirilmeyi düşünür, özler. Bu hayat dediğimiz mihmetler silsilesin çok ileri zamana, müpheme atılmış bir mükafatı gibidir. En müsait ve daima kazanacak kağıtlarda oynanan bir oyun gibi, yeniden adeta baştan aşağı beğenmek, inkar ermek, değiştiğinden dolaylı sevinmek için kalmışa benzeyen küçük bir mazi şuurundan başka her şeyi, her tarafı değişmek, güzelleşmek şartıyla tekrar yaşamaya başlamak insanlığın elbette vazgeçemeyeceği bir hülyadır.”

“İnsanların saadet anlayışları da gariptir. Kitaplara bakarsanız, kendilerini dinlerseniz , insanoğlunun esas vasfı akıldır. Onun sayesinde diğer hayvanlardan ayrılırlar. Beylik sözüyle, hayata hükmederler. Fakat kendi hayatlarına teker teker bakarsanız bu yapıcı unsurun zerre kadar müdahalesini göremezsiniz.”

“İnsanoğlu daima insana muhtaçtır.”

“İnsan çocukluğunda aldığı terbiyeyi unutmuyor.”

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları

 

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları


1) Hayri kimin yanına çırak olarak girer?

A) Terzi

B) Kuaför

C) Saatçi

D) Ayakkabıcı

 

2)  Hayri ne zaman askere alınır?

A) Askerlik çağı geldiği zaman

B) Birinci Dünya Savaşı başlayınca

C)Askerlik  kağıdı geldiği zaman

D) 2. Dünya Savaşı başladığı zaman

 

3) Hayri kaç yıl  askerlik yapar?

A) 4

B) 5

C) 6

D) 7

 

4) Hayri on yaşındayken ona kim saat hediye etmiştir?

A) Dayısı

B) Amcası

C) Öğretmeni

D) Cami imamı

 

5) Hayri’nin ustasının adı nedir?

A) Mehmet

B) Ahmet

C)  Nuri

D) Serdar


 

6) Hayri askerden dönünce kiminle evlenir?

A) Hatice

B) Emine

C) Asiye

D) Meliha

 

7) Hayri İrdal’ın saatlere olan merakından yararlanmak için birlikte “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” kurmayı teklif eden kişinin adı nedir?

A) Halit

B) Hasan

C) Ahmet

D) Nuri

 

8) Hayri’ye en büyük ihaneti kimler yapmıştır?

A) Annesi

B) Babası

C) Eşi ve iş ortağı

D) Kardeşi

 

9) Aşağıdakilerden hangisi  Hayri’nin özelliklerinden biri değildir?

A) Saatlere çok meraklıdır.

B) Temiz kalplidir.

C) Kötü niyetlidir.

D) Çalışkan ve azimlidir.


 

10) Hangi ülkeden getirilen uzmanlar Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün gereksiz olduğunu söyler?

A) İtalya

B) Fransa

C) İngiltere

D) Amerika

 

11)  Saatleri Ayarlama Enstitüsü kimin uyanıklığı sayesinde kapatılmaktan kurtarılır?

A) Halit

B)Hayri

C) Emine

D) Nuri

 

12) Kim trafik kazasında hayatını kaybeder?

A) Hayri

B) Emine

C) Halit

D) Nuri

 

13)  Hayri ikinci evliliğini kiminle yapmıştır?

A) Pakize Hanım

B) Aslı Hanım

C) Melek Hanım

D)) Ayşe Hanım

 

14) Hayri kiminle tanışınca hayatında büyük bir değişiklik başlar?

A) Pakize

B) Emine

C) Halit

D) Yeni komşusu

 

15) Saatleri Ayarlama Enstitüsü Kitabının yazarı kimdir?

A) Ahmet Hamdi Tanpınar

B) Peyami Safa

C) Halide Edip Adıvar

D) Reşat Nuri Güntekin


 Cevaplar:

1.c   2. b  3.a   4.a  5.c   6.b   7.a  8.c  9.c  10.d  11.a  12. c  13.a   14.c

Oliver Twist Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları

 

Oliver Twist Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları


1) Oliver nerede dünyaya gelmiştir?

A) Okulda

B) Yetimhanede

C) Hastanede

D) Bahçede

 

2) Oliver Twist’e adını kim koymuştur?

 

A) Okul müdürü

B) Babası

C) Annesi

D) Yetimhane müdürü

 

3)  Oliver Bay Sowery’nin yanına kaç yaşında evlatlık verilmiştir?

A) 8

B) 9

C) 10

D) 11

 

4) Bay Sowery hangi iş ile meşguldür?

A) Öğretmenlik

B) Terzi

C) Cenaze işleri

D) İnşaat işleri

 

5) Oliver kaç günlük yorucu bir yolculuktan sonra Londra’ya gelir?

A) 7

B) 8

C) 9

D) 10


 

6) Oliver’in hayatındaki dönüm noktası aşağıdakilerden hangisidir?

A) Evlatlık verilmesi

B) Evden kaçması

C) Fagın ve arkadaşları ile tanışması

D) Bayan Mann ile yaşamaya başlaması

 

7)  Oliver farkında olmadan neyin içine düşmüştür?

A) Hırsızlık çetesi

B) Mafya çetesi

C) Karaborsacıların

D) Aşırı lüks içinde yaşayanların

 

8) Oliver’e acıyıp ailesini bulması için ona yardım edeceğini söyleyen kişi kimdir?

A) Fagın

B) Mann

C) Bumble

D) Brownlow

 

9) “Oliver Twist’in annesi ölmek üzereyken çocuğuna verilmek üzere Sally'ye bir zarf vermiştir.“
Bu zarfın içerisinde ne vardır? 

A) Bir nikâh yüzüğü vardır.

B) Altın saat vardır.

C)  Elmas vardır.

D)  Babasının nasıl bir insan olduğunu anlatan bir yazı vardır.

 

10) Oliver kim tarafından vurulur?

A) Ev sahibi

B) Evin bahçıvanı

C) Evin hizmetçisi

D) Evin güvenlik görevlisi

 

11) Oliver aslında kimin oğluymuş?

A) Yoksul birinin

B) Zengin birinin

C) Orta hallli bir memurun

D) Balıkçının

 

12) Oliver’e yardım eden kişinin mesleği nedir?

A) Doktor

B) Polis

C) Hakim

D) Hemşire

 

 Cevaplar:

1. b   2. d   3.d   4.c   5.a   6.c   7.a   8.d  9.a  10.c  11.b   12.a

Unutmak İle İlgili Özdeyişler

 

Unutmak İle İlgili Özdeyişler


Yaşadığımız önemli olayları unutmayız ama geçmişe de takılıp kalmamak gerekir. Bunun için zihni bir işle meşgul etmek gerekir.


Unutmak ile ilgili özdeyişler şunlardır:

"Gitmek, sadece bir eylemdir. Unutmak ise kocaman bir devrim." Nazım Hikmet.

''Bir şeyi unutmak istemek, unutmaya niyet etmek, unutmanın iyi bir yolu değildi.'' Orhan Pamuk.

"Kim büyük fikirler için yaşıyorsa, kendisini unutmalıdır." La Edri.


''Aslında unutmak; artık acıyı hissetmemektir.'' Sigmund Freud 

"Anımsamak bir tür buluşmadır. Unutmak ise bir tür özgürlüktür." Halil Cibran

"Bir düzene girmek isteyen, unutma sanatını öğrenmek zorundadır."  Ernst Jünger.

Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız." Albert Camus

"Alışmak zamanla mümkün, unutmak imkansız." Kodes

"Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır."

''Her alanda asıl yenilgi unutmaktır.'' Louis Ferdinand Celine 

"Unutma; onu artık unuttum demek, bir kez daha hatırlamaktır aslında." Can Yücel.

"Uyumak iyiydi çünkü bir nevi ölüm gibiydi uyku. Dünyayla irtibatı kesmekti, unutmaktı, rüyalara sığınmaktı." Ayşe Kulin

"Unutmak, her acıyı siler, arkada bırakırdı. Şarkı söylemek ise, unutmak için en güzel çareydi. Çünkü insan şarkı söylerken daima sevdiği şeyleri düşünür." İvo Andriç.


"Hiç kimse, haksız çıktığı olayları hatırlamaz. Haklı olduğunu ise hiç kimse unutmaz." Kazım Taşkent.

"Aşk ne kadar kısa ve unutmak ne kadar uzun." Pablo Neruda.

''Eğer hafızamdan bir şeyi silebilecek olsaydım arkadaşımın ölümünü silip, onu tekrar hayata döndürmek isterdim.'' Ahmet Ümit

Öğretmene Şiddet Olayları Hakkında Konuşma Hazırlayınız

 

Öğretmene Şiddet Olayları Hakkında Konuşma Hazırlayınız

 

Şiddet kime, nasıl, ne şekilde yapılırsa yapılsın şiddetin asla geçerli nedeni olamaz. Çünkü şiddet şiddeti doğuracak, toplumsala ayrışmaya neden olacak ve toplum içindeki birlik, beraberlik ve dayanışma yok olacaktır. Kadınlarımıza, çocuklarımıza, yaşlılarımıza gösterilen zorbalığın ve şiddetin hiçbir geçerli sebebi olamaz. Buna toplum olarak dur demeliyiz. Son zamanlarda şiddet öğretmenlere gösterilmeye başlandı. El birliği ile öğretmenlik mesleğini yerle bir etmeye başladık ve eğitimin neferi olan, bizlere yol gösteren kıymetli öğretmenlerimiz ne yazık ki kimi kendini bilmez öğrenciler ve veliler tarafından şiddete maruz kaldıklarına şahit oluyoruz.


Sevgili öğretmenim, değerli dinleyiciler,


İnternette bir gördüğüm bir yazıyı burada da paylaşmak istiyorum.

Öğretmene şiddeti, kadına şiddeti, doktora şiddeti, çocuğa şiddeti kınıyoruz ama görüyoruz ki çözüm değil. İzlediklerimiz, okuduklarımız ve yaşadıklarımızla şiddetin hayatımıza sinsi sinsi sızıp normalleştiği dünyada daha ciddi cezai yaptırımlar olması şart. Bir öğretmene doğrultulan silahla hepimizin geleceğini barut kokusu sardı duymuyor musunuz? Bu cesaret nereden geliyor sormuyor musunuz? Bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olacakken katili olmanın cezası ne olacak? Adalet ölüyor görmüyor musunuz? Gerçekten de bu yazıyı okuduğum zaman çok duygulandım. Çünkü hiç kimseye şiddet gösterilmemelidir. Bu insana yakışan bir davranış değildir. El birliği ile itibarı yok edilerek, beş kurşunla öldürülen 74 yaşındaki İbrahim Oktugan hocamız  ne yazık ki artık aramızda değil. Evinde bile oturmayıp bu yaşta çalışmak isteyen ve topluma faydalı olmak isteyen bu öğretmenimizin ne yazık ki canına kıyıldı. Sorumluların hepsi cezalandırılmalı ve gereken ağır yaptırımlar hemen  uygulanmalıdır.

 

Sevgili öğretmenim,

Zorunlu eğitim devam etmemelidir. İlk dört yol zorunlu olmalıdır. Zorunlu eğitimde öğretmen çocuklara bekçilik yapmak dışında bir şey yapamıyor. Okumak istemeyen öğrenci zorla okula geliyor, eğitim sürecini sabote ediyor, amacı eğitime devam isteyen öğrencilerin eğitim atmosferini bozuyor.. “Öğretmen Meslek Kanunu” olan ama içinde öğretmeni şiddete karşı koruyan hiçbir maddenin olmadığı kanun ne yazık ki öğretmenleri koruyamıyor. Eğitim çalışanlarına şiddet uygulanıyor. Vefat haberleri geliyor. On iki yıl zorunlu eğitim sevdasından berber, çırak bulunamıyor. Ara eleman neredeyse yok, yeni zanaatkâr yetişmiyor. Bu radikal karar çok gerekli. Zorunlu eğitim dört yıl olmalı! Öğretmen Meslek Kanunu ciddi revize edilmeli, eğitim çalışanlarına şiddete üst düzey cezalar verilecek maddeler eklenmelidir. Gecikmeden yapılmalıdır bunlar..  Yoksa daha çok şiddet  haberleri duymaya devam edeceğiz. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Beni Görmek Demek, Behemal Yüzümü Görmek Demek Değildir. Benim Fikirlerimi, Benim Duygularımı Anlıyorsanız ve Hissediyorsanız Bu Yeterlidir.

 

 

Beni Görmek Demek, Behemal Yüzümü Görmek Demek Değildir. Benim Fikirlerimi, Benim Duygularımı Anlıyorsanız ve Hissediyorsanız Bu Yeterlidir.


 Mustafa Kemal Atatürk yaptığı büyük yeniliklerle ülkemizi en iyi yerlere getirmek için hayatı boyunca mücadele etmiş ve vatan ve millet sevdasından asla vazgeçmemiştir. Onun hayatta hiç çocuğu olmamıştır ama onun en büyük eseri Türkiye Cumhuriyeti’dir. Çünkü o milletine aşk ile bağlı olan büyük komutan, deha ve ileri görüşlü fikir adamıdır. Nutuk adlı eserinde  “Beni görmek demek, behemehal yüzümü görmek değildir.


 Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir. “ demiştir. Mustafa Kemal’in yüzünü elbette görmek isteyen insanlar çoktur ama onun yüzünü görmek yerine onun fikirlerini yaşatmak, onun eserine sahip çıkmak en büyük sorumluluklarımızdan biri olmalıdır. Cumhuriyete, cumhuriyetin değerlerine, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmalıyız. Bilim ve fen yolunda ilerlemeli ve Türkiye Cumhuriyeti’ni uygar ülkeler seviyesine çıkarmalıyız. Bilim yolunda, ilim yolunda okuyan gençler yetiştirmeliyiz ve bizden küçük olanlara da yaptıklarımız başarılı işler  ile örnek olmalıyız. Bilim ve ilim yuvaları açmalıyız. Ülkemizi askeri alanda, idari alanda, eğitim alanında en iyi yerlere getirmeliyiz. 


Mustafa Kemal’i anlamak demek onun emanetine sahip çıkmak demektir. Her alanda ülkemizi geliştirmek demektir. Eğitime, öğretime önem vermek, sanata değer vermek demektir.  Mustafa Kemal’i anlamak ve görmek demek, okuma yazma oranının artması, çocuklarımızın aydın birer gençlere dönüşmesi ve başarıları ile  diğer milletlere örnek olması demektir. Adaletin, dürüstlüğün, güvenin insanlarımızın kalbine yerleşmesi demektir. Ülkemizi geliştirecek ve ilerletecek her türlü güneşli günlerin gelmesi demektir.