Yine, Yeniden, Yeni Bir Yıla Merhaba Konulu Kompozisyon Yazınız.

 Yine, Yeniden, Yeni Bir Yıla Merhaba Konulu Kompozisyon Yazınız.


Bir yılı daha iyisi ile kötüsü ile, hayal kırıklıkları, hayat sürprizleri ile  geride bıraktık. Zamanın bize nerede, ne zaman, ne getireceği hiç belli olmaz. Onun için yeni yıla girerken daha bir umutlu olmalıdır, daha bir heyecanlı olmalıdır insan. Çünkü yeni yıl demek yeni umutlar, yeni kararlar, hayata yeniden tutunma demektir. Geride bıraktığımız iki buçuk yılımız korona virüs ile geçti. Bu zaman zarfında insanlar birbiri ile yüz yüze iletişim kurmaktan, sarılmaktan, birbirine gelip gitmekten kaçındılar. Çok canlar aldı bu virüs aynı zamanda.


Her şeye rağmen hayat devam ediyor ve her yıl ardında gelecek yeni bir yıla hazırlanıyor. İşte bu yıl da o yılda o yıllardan biri. Artık 2023 zamanı. Yeni bir yıl, yeni heyecan, yeni mutluluklar olsun umudumuz. Yeni yılda ailemle birlikte olacağım ve onlarla evimizde çok güzel bir zaman geçireceğim. Önce  onları güzel bir akşam yemeği için lokantaya götüreceğim. Çünkü artık işimi elime aldığım için, mesleğimden kazandığım para ile onlara güzel bir yemek ısmarlayacağım. Mesleğim mühendislik bu arada. Kimya mühendisiyim ve çok şükür ki bu yıl devlet kadrosunda kendime yer bulabildim. Çok çalıştım yıllarca ama en sonunda istediğime kavuştum.


  Bu yılda yapacağım çok şeyler var. Mesleğimde iyi biri olmak için, vatana ve millete faydalı bir mühendis olmak için çok çalışacağım ve elimden gelen her türlü fedakarlığı yapacağım. Bu yılın bana huzur, mutluluk ve kazandığım helal para getirmesini umut ediyorum. Kardeşlerimle birlikte de güzel vakit geçirmek istiyorum. Onlara çok güzel zeka oyunları aldım. Mangala, Q- Bitz  satranç gibi oyunlar aldım ve yılbaşı akşamı onlarla birlikte doyasıya zeka oyunları oynayacağım. 


Babama ve anneme çok güzel hediye aldım. Babama altın saat, anneme ise altın küpe aldım ve bunları yılbaşı akşamında canlarıma hediye olarak vereceğim. Kardeşlerime ise oyuncaklar, şekerlemeler, ve kuruyemişler aldım. Ayrıca onlara okul harçlığı da vereceğim ki mutlu olsunlar. Yeni yılda yapacağım çok şeyler var. Yeni yılda ülkemizin her açıdan gelişmesini temenni ediyorum.


 Daha huzurlu, daha adil, daha gelişmiş bir ülke olsun ülkemiz. İnsan haklarının  her anlamda iyi uygulandığı eşitliğin daim olduğu, haksızlıklara karşı susulmaması gerektiği kanısındayım. Onun için ülkem için çok dua ediyorum ve çok çalışıyorum. Yeni yıl bana, aileme ve ülkemize huzur ve mutluluk getirsin. Hasta olanlar şifa bulsun, dertli olanların derdi çözülsün, ülkem bilim ve fen alanında daha iyi bir yere gelsin  ve daha çok sayıda umutlarım var. Herkesin yeni yılını tebrik eder, hayırlara vesile olmasını dilerim.

“Aslan Yattığı Yerden Belli Olur.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 “Aslan Yattığı Yerden Belli Olur.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon


Aslan, yiğit ve temiz bir hayvan olduğu için barındığı yeri de  kötü bırakmaz. Aslan, ormanların kralı bu büyük ve güçlü hayvan gücünü aynı zamanda temiz olarak da insanlara yansıtır. Aslan yattığı yerden belli olur diyen atalarımız bizlere ise şunu anlatmak istemiştir: İnsan kaldığı yerden belli olur. Yani kaldığı ortam temiz mi, dağınık mı yoksa pislik içinde mi işte bunlara bakılır.


Özellikle de bizim gibi toplumlarda (Türk toplumu) temizliğe çok önem verilir. Misafirliğe giderken, misafir gelirken, hayatın her anında bizler için temizlik ve düzen çok önemlidir. Evimizi kir pas içinde bıraktığımız zaman insanların gözünde pek bir değerimiz olmaz. Yüzümüze bir şey denmez ama arkamızdan o da çok pasaklı, evine hiç çeki düzen vermemiş diye arkamızdan atılır tutulur. Yani bizim toplum temizliğe meraklı toplumdur. Bundan dolayı da insanın barındığı yerin durumundan, niteliğinden o insan ile ilgili bilgi sahibi olabiliriz.


Çevremizi, barındığımız yeri tertemiz bırakmalıyız. Hem böylece kendi ruhumuzu iyileştirmiş oluruz , hem bedenimizi temiz tutmuş oluruz hem de içinde yaşadığımız topluma temiz olarak uyum sağlamış oluruz. Hem temizlik de iyi bir şeydir, Kir ve pasak her türlü mikrobun yayılmasını sağlar. Onun için kaldığımız yerin pırıl pırıl olmasına gayret  etmeliyiz.

Kendimizi Keşfetmek İçin Okumaya ve Düşünmeye İhtiyacımız Var Mıdır? Neden?

 Kendimizi Keşfetmek İçin Okumaya ve Düşünmeye İhtiyacımız Var Mıdır? Neden?


İnsan okuyarak kendini geliştirebilir ve keşfedebilir. Hiç okumadan kendimizi keşfedemeyiz ve hayata dair hiçbir şey öğrenemeyiz. İlgi duyduğumuz kitapları okuduğumuz zaman, yeteneklerimiz doğrultusunda işler yaptığımız zaman, bilime meraklı olduğumuz zaman kendimi keşfederiz ve okumaya zevkle devam ederiz. Okuyan insan merak eden, sorgulayan, eleştiren insandır. Okuyan insan yerinde durmayı sevmeyen devamlı yenilikleri takip eden kimsedir. Okuyarak kendimizde ne gibi özelliklerin olduğunun farkına varırız. 


Hayatın amacını anlamak için okumak gerekir. Bu dünyaya gelme amacımız yiyip içip yatmak değildir. Bunu hayvanlar da yapıyor. Bizim hayvanlardan farkımız olmalıdır o fark da aklımızı kullanarak bilime merak salmamız, okumaya merak salmamızdan gelir. İnsanlığa faydalı işler yapmaktır, ardımızda kalıcı izler bırakmaktır. Eğitim ve öğretime önem veren toplumlar gelişmiş toplumlardır. Bir millet kitap okumadan mahrumsa o milletin fertleri cahil kalmaya mahkumdur. Okumayan ve düşünmeyen insan ne kendisine faydalı olur ne de çevresine. İnsan okudukça sorgular, sorguladıkça düşünmeye başlar ve o düşünme kişiyi farklı şeyler öğrenmeye yönlendirir.


 Böylece kişi okuyarak kendini mutlu eder, güzel işler başarır ve hayatı boyunca okuma zevkinden mahrum kalmamak için var gücü ile çalışmaya ve zihnini aktif tutmaya çalışır. Düşünen ve okuyan insan kulaktan duyma bilgilere de inanmaz. Bizzat kendi okur, araştırır ve kendi okuduklarına, bilimsel kanıtlara inanır ve böylece daha güçlü ve daha kültürlü bir birey olur.

"Kardeşimin Hikayesi "Kitabı İle İlgili Test Soruları

 Kardeşimin Hikayesi Kitabı İle İlgili Test Soruları


1)Kitapta ikiz olan kardeşlerin adı nedir?

A)Ayşe ve Fatma

B) Ali ve Veli

C) Ahmet ve Mehmet

D) Zeynep ve Kasım

 

2) Davet verdiği gece öldürülen ve roman boyunca adı geçen kadının adı nedir?

A) Alev

B) Arzu

C) Asya

D) Aylin

 

3) Ahmet Beyin mesleği nedir?

A) Bilgisayar Mühendisi

B) İnşaat Mühendisi

C) Elektrik Elektronik Mühendisi

D) Kimya Mühendisi

 

4) Ahmet Arslan’ın köpeğinin adı nedir?

Kerberos

Surabaya

Bozu

Cookie


 

5) Kitapta adı geçen kadını kim öldürmüştür?

Bakıcı kadının oğlu

Kadının eski sevdalısı

Kadının eşi

Ahmet Bey

 

6) Ahmet Arslan diye kendini tanıtan ve roman boyunca Ahmet diye bildiğimiz kişi aslında kimdir?

A) Kendini ölmüş kardeşi Ahmet yerine koyan Mehmet’tir.

B) Kendini ölmüş kardeşi yerine koyan Ali’dir

C) Hayalinde Ahmet diye bir kardeşinin olmasını isteyen kişidir.

D) Anne ve babasını kaybeden bir adamın kendine Ahmet adını vermesidir.

 

7) Rusya’da acı deneyimler yaşayan aslında  kimdir?

A) Ahmet

B) Mehmet

C) Gazeteci kız

D) Cinayete kurban giden kadın


 

8) Kitabın yazarı kimdir?

A) Zülfü Livaneli

B) İclal Aydın

C) Jock London

D) Yaşar Kemal

 

9) Aşağıdakilerden hangisi Ahmet’in en önemli özelliğinden biridir?

A) Herkesle sarılmayı seven samimi biridir.

B) Kendisine dokunulmasından korkan ve bundan asla hoşlanmayan  biridir.

C) Düzenli bir hayatı vardır.

D) Kitaplardan haz almaz.

 

10) Cinayete kurban giden kadın neden devamlı Ahmet’in evine gelmektedir?

A) Ahmet ile gizli aşk yaşadığı için

B) Ahmet Bey’in evi geniş olduğu için

C) Kitaplardan konuşmayı sevdiği için

D) Ahmet Bey zengin olduğu için

 


Cevaplar:

1.c  2. b  3. b  4. a  5. a   6. a  7. b 8.a 9.b  10.c

"Körlük" Kitabı İle İlgili Test Soruları

 Körlük Kitabı İle İlgili Test Soruları


1) Kitap ilk olarak aşağıdakilerden hangisi ile başlıyor?

A) Kitap okuyan genç bir kızın bir anda kör olması ile

B) Kırmızı ışıkta arabasında duran bir adamın anında kör olması ile

C)Bir hırsızın banka soyarken kör olması ile

D) Bir annenin yıllardır görmediği çocuğuna kavuşamadan bir anda kör olması ile

 

2) Bir anda kör olan insanların yakalandığı rahatsızlık aşağıdakilerden hangisidir?

A) Siyah körlük

B) Beyaz körlük

C) Gri körlük

D) Mavi körlük


 

3)  Ülkede herkes kör olduğu halde kör olmayan tek kişi kimdir?

A)Eczacı kalfasının annesi

B) Göz doktorunun karısı

C) Kırımız ışıkta kör olan adamın arabasını çalan hırsız

D) Göz Doktoru

 

4) Aşağıdakilerden hangisi kitapta geçen olaylar ile ilgili doğru bir bildi değildir?

A) İnsanlar kör olduğu zaman temel gereksinimlerini bile gideremeyecek duruma gelmişlerdir.

B)İlk önce kör olan gruplar karantinaya alınmışlardı.

C) Karantinadaki körlerin hepsi birbirine karşı anlayış içinde olarak insanlığa örnek davranışlar sergilemişlerdir.

D)Hayatın gerçek ve acımasız yönü insanların zor duruma düştüklerinde ne gibi kötülükler yapabileceğini ortaya koymuştur.



5) Kitap nasıl bir kitaptır?

A) Ütopik bir  kitaptır.

B) Gerçek hayatta olmuş bir olayı anlatan kitaptır.

C) Sadece bir ülkede yaşanan engelli vatandaşların anlatıldığı bir kitaptır.

D) Dünyadaki herkesin kör olduğunu anlatan kitaptır.

 

6)Kör olmayan kişi kör olanlar için aşağıdakilerden hangisini yapmamıştır?

A)Kör olanlara yardım etmiştir.

B) Karantinada kaldığı zamanlarda bir kişiyi öldürmüştür.

C) Çocuklara ve yaşlılara merhametli davranmış, onları korumuş ve kollamıştır.

D) Sadece kendini düşünmüş ve hiçbir körü dikkate almamıştır.


 

7)Karantinada olanlar  kaldığı yerden nasıl kurtulmuşlardır?

A) Çıkan bir yangın esnasında

B) Devletin serbest bırakması sayesinde

C) Askerlerin onlara acıması

D) Bir körün askerlere kurşun yağdırması sonucunda

 

8) “Körlük” adlı kitabın yazarı kimdir?

A) Dostoyevski

B) Tolstoy

C) Balzac

D)  Jose Saramago

 

9) Kitabın sonunda gözü ilk gören kişi kim oluyor?

A) İlk körlüğe yakalanan kişi

B) İlk körün karısı

C) Doktor

D) Gözü bantlı yaşlı adam

 

10)  Kitabın sonunda ne oluyor?

A) Gözü kör olan herkesin gözü bir daha asla görmüyor.

B) Sadece çocuğun gözleri açılıyor.

C) Körlere yardım eden kadının gözü de kör oluyor

D) Kör olan herkesin gözü açılıyor ve insanlar kör olmaktan kurtulup sevinç çığlıkları içinde hayata tekrar tutunmaya başlıyor.

 

 

 

 

Cevaplar:

1. b   2. b  3. b  4.c  5. a   6. d  7. a   8. d  9. a  10. d

“Yalancının Evi Yanmış, Kimse İnanmamış.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 “Yalancının Evi Yanmış, Kimse İnanmamış.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 

Yalan söylemek erdemli bir davranış değildir. Çünkü yalan söyleyen kişinin yalanı eninde sonunda ortaya çıkar ve o kimseye bir daha güven duyulmaz. Onun için her zaman doğru, dürüst ve güvenilir olmak en iyisidir. Yalancının evi yanmış kimse inanmamış atasözünün açıklaması ise şudur: Her zaman yalan söyleyen kimsenin her sözü  herkes tarafından yalan diye algılanır.


Kişinin söylediği ne kadar can alıcı bir gerçek olsa da artık kimse ona inanmaz. Yani kişi bir gün doğruyu söyleyecek olsa bile ona artık güven yoktur. Çünkü yalancı kişi kendi iradesi ile kendini inanılmayacak, güven duyulmayacak noktaya getirmiştir. İnsanların bize inanması için yalandan uzak durmalıyız. Yalanın kötü bir şey olduğunu, kişinin kendisine olan değeri azalttığını ve kişiyi toplum içinde de değersizleştirdiğini  yetiştireceğimiz evlatlarımıza da anlatmalıyız. Ayrıca yalanın küçüğü büyüğü diye bir şey de olmaz. Bugün ufak bir yalan söyleyen yarın başka insanların başına bela açan yalanlar söyleyebilir ve bu durumda insanların hayatında olumsuz etki yaratır.


 İşte bu olumsuzlukların olmaması için her zaman doğrudan yana olmalıyız. İnsanları yalanlarımızla aldatmamalıyız. Yalan söylemenin yanlışlığı ile ilgili şu söz de önemlidir:  “Sana güvenen bir insana yalan söyleme. Sana yalan söyleyen bir insana asla güvenmez. (Hz. Ali). İşte tüm bunlar için yalan söylememek kişiyi sağlam karakterli kimse yapar ve insanlar yalan söylemeyen kişiye her zaman güvenirler.

“Çocuklara, Babalarının Yeteneklerine Göre Değil, Kendi Yeteneklerine Göre Meslek Bulmak Gerekir.” Sözü İle Kompozisyon

 “Çocuklara, Babalarının Yeteneklerine Göre Değil, Kendi Yeteneklerine Göre Meslek Bulmak Gerekir.” Sözü İle Kompozisyon


Her çocuk doğuştan farklı yetenekle dünyaya gelir. Her birinin içinde keşfedilmeyi bekleyen büyük bir hazine vardır. Ama bilene, ama görene. Çocuklar toplumun geleceğine ışık tutan, gelecek nesillerin yetişkini olacak olan değerlerdir. Onun için çocuk deyince şöyle bir düşünüp sorgulamak gerekir. Çünkü çocuklar dünyanın sevilmeye layık en değerli neşeleridir.

 

Çocuklara babalarının yeteneklerine göre meslek öğretilmeye çalışılmaktadır. Örneğin; Babası iş adamı olan bir çocuğa  babasının mesleği zorla öğretilmekte ve çocuk bu yaptığı işi severek yapmadığı için hayatını zindana çevirmektedir. Çocuğa zorla bir işi sevdirebilmek ve istemediği işi yaptırmaya çalışmak zorbalıktan başka bir şey değildir. Her çocuğun kendi ilgisi ve yeteneği vardır. Onun için çocuklara kendi ilgisi ve yetenekleri doğrultusunda meslek öğretmek gerekir. Yani onları kendi sevdiği mesleklere yönlendirdiğimiz zaman hem daha verimli çalışmış olacaklar hem de yaptığı işten büyük haz alacaklardır. Bundan dolayı çocuklar da kendi yaşamlarına kendileri yön verecekler ve kendi işlerinin patronu olacaklardır.


İşte bu söylediklerimden de çıkarılacağı gibi çocuklar kendi iradeleri ile sevdiği işleri yapmalıdır. Çocuklara babalarının yeteneklerine göre değil, kendi yeteneklerine göre iş bulmak gerekir der Platon. Bunu yaptığımız zaman çocuklar ile ailesi arasındaki iletişim de daha sağlıklı olacak. Mutlu çocuklar da mutlu aileleri beraberinde getirecektir. Yeter ki onları kendi istediği işleri yapmakta özgür bırakalım.

Telefonsuz, Televizyonsuz ve İnternetsiz Bir Gün Hayal Ediniz. Böyle Bir Günde Arkadaşlarınızla ve Ailenizle İlişkilerinizde Neler Değişirdi?

 Telefonsuz, Televizyonsuz ve İnternetsiz Bir Gün Hayal Ediniz. Böyle Bir Günde Arkadaşlarınızla ve Ailenizle İlişkilerinizde Neler Değişirdi?


Günlük hayatımızda televizyon, telefon ve internet bizim bağımlı olduğumuz teknoloji ürünleri olduğu için günümüzün çoğunu bunlarla geçiriyoruz. Bunlarsız geçen zaman çok sıkıcı olmaya başladı ve insanlar teknoloji bağımlısı kimseler olmaya başladı. Çocukların elinde, yetişkinlerin elinde telefon saatlerce kullanılmaya başlandı. İnsanlar sosyal yaşamdan kopmaya ve kendi içine kapanmaya başladı. Telefonun olmadığı, internetin olmadığı bir günü hayal ettiğim zaman ilk olarak sıkılmaya ve her şeye çabuk sinirlenmeye başlardım. 

Elimin alışkanlığı olan telefonum, kumandam elimde olmadığı zaman bir işe yaramadığı zaman sıkıntıdan patlardım. Bunlar olmadı diyerek de hayattan umudumu kesmezdim ve ailem ile  güzel bir vakit geçirmek için elimden geleni yapardım. Ailem ile bir araya gelip yüz yüze sohbet ederdik. Annem yemek hazırlarken ona yardım eder ve hep birlikte sohbet ederek güzel anlar geçirirdik. Kitap okuma saati düzenlerdim ve herkes aynı anda başlayıp aynı anda bitirmek üzere bir saat kadar kitap okurdu ve birlikteliğin o muhteşem tadını doyasıya çıkarırdım.

 Dışarıdaki insanların hayatını merak etmek yerine kendi hayatımıza yönelmiş olmanın, kendimizi keşfetmiş olmanın farkına varırdım ve aslında teknolojik ürünler olmadan da hayatın güzel ve anlamlı olacağını anlardım. Arkadaşlarımla dışarıya çıkıp bir lokantada bir araya gelir ve onlarla yemek yer, derslerden konuşurdum ve birlikte çok güzel bir vakit geçirmiş olurduk. Çevremizde yardıma muhtaç olan yaşlılara ailemizin yaptıkları yemeklerden götürür ve birliktelik duygusunun tadını çıkarırdım.

 Güzel toplantılar yaparak, kahkaha dolu anılarımız olurdu. Bir şeye bağlı olmadan da arkadaş çevremiz ve ailemizin bize yetebilen en değerli kimseler olduğunun farkına varırdım. Böylece arkadaşlarımla ve ailem ile ilişkilerim daha normal düzeye gelirdi. Birbirimizle daha uzun sohbetler eder ve daha güzel bir iletişim dili kurulurdu. Her şeye çabuk sinirlenme yerine karşılıklı anlayış, sevgi ve saygı olurdu.

Okumanın Düşünmek Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

 Okumanın Düşünmek Üzerindeki Etkileri Nelerdir?


Okumak insanı farklı bir yolculuğa çıkarır. İnsan okuyarak öğrenir, öğrendikçe yeni bilgileri öğrenmek için merak eder, çaba gösterir ve sürekli okuma isteği içinde olur. Okumak insanın düşünmesi üzerine olumlu etki yapar. Çünkü okuyarak sorgulamaya başlarız, eleştirel düşünme becerimiz gelişir, farklı ülkeler, farklı insan karakterleri hakkında bilgi ediniriz.


 Başka insanlar ile ortak yönlerimizin neler olduğunu, farklı yönlerimizin neler olduğunu okuyup düşünerek öğrenebiliriz. Düşünce gücümüz gelişir. Okuduğumuz kitaplardaki bilgiler bize yeni yollar açar. Dünyada ne gibi insanların olduğunu öğreniriz, ne gibi gelişmelerin olduğunu öğreniriz ve bunlar üzerine kafa yorarız. Okuyarak bilgi dağarcığımızı genişletiriz. Yeni öğrendiğimiz kelimeler olur, deyimler olur, atasözleri olur. Farklı kültürleri öğreniriz. Böylece zengin bir dilimiz olur, zengin bir kültürümüz olur. Okuyarak düşünerek kendimizi daha iyi keşfederiz, içinde yaşadığımız dünyaya daha farklı gözle bakarız. Okuyarak düşündüğümüz için hoşgörüyü öğreniriz, yardımlaşma ve dayanışma gibi erdemleri öğreniriz. Kendi doğrularımızı buluruz, kendi düşüncelerimiz ile toplumda var oluruz ve kimsenin bizi kendi tarafına çekmesine izin vermeyiz. Okuyup düşünerek daha objektif bir insan oluruz ve kimsenin maşası da olmalıyız. Yeter ki düşünmeye devam edelim ve okumayı elden bırakmayalım.


  Düşünerek kendi cümlelerimizi kurarız ve kendimizi toplum içinde daha iyi ifade ederiz. Edebi dilimiz son derece gelişir, empati kurma becerimiz gelişir ve okuyup düşünerek yeni ufuklar açarız. Okumayan insanın beyni ise çürümeye başlar ve kişi en basit konular hakkında bile düşünemez ve sorgulamaya yeteneğini de kaybetmeye başlar.

"Bilmemek Ayıp Değil Sormamak Ayıp" Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 "Bilmemek Ayıp Değil Sormamak Ayıp." Atasözü İle İlgili Kompozisyon


Dünyadaki en bilge insan bile her şeyi bilemez. Çünkü insanın her şeyi öğrenmeye ne zamanı vardır, ne de her şeyi öğrenmeye ömür yeter. Her şeyi öğrenemeyiz ama çalışırsak kendi alanımızda iyi bir yerlere gelebiliriz ama kendi alanımızda bile bazen çok iyi olamayız. Bildiğimiz konular vardır, bilmediğimiz konular vardır. Bizim bilmediğimizi başka biri bilebilir. Başka birinin bilmediği bir konuyu ya da bir işi biz bilebiliriz.

 Onun için bilmiyorsak mutlaka bir bilene danışmalıyız. İşte bunun için de atalarımız “Akıl akıldan üstündür.”  “Bin bilsen de bir bilene danış.” demiştir. Onun için öğrenmek istiyorsak bilmediğimiz şeyleri başkasına sormalıyız ve öğrenmeye çalışmalıyız. Çünkü bilmemek ayıp değildir öğrenmemek, sormamak ayıptır. Bilmiyorum ayağında yan gelip yatan o kadar çok insan vardır ki. Bu insanlar bilmedikleri şeyleri öğrenmek için en ufak bir gayret göstermezler ve bilmiyorum diyerek geçiştirirler. Oysa o bilmediği şeyleri bilen birine sorsalar iş daha başka duruma gelecektir. Sormak ayıp bir şey değildir aksine soran insana değer  verilir,  o kişi takdir edilir ve çabası destek görürü.

Bir de çok bilmişler vardır. Bunlar kimseye sorma ihtiyacı içinde olmazlar ve her şeyi en iyi ben bilirim kafasında olup kendi cahil halleri ile yaşamaya devam ederler. İşte böyle kimselerden de olmamak gerekir. Bilmiyorsak öğrenmeliyiz, bilen insana sormalıyız, merak etmeliyiz ve merak ettiğimiz konuyu iyice öğrenene kadar kararlılığımızı sürdürmeliyiz. İmkanımız varken  bilmediklerimizi öğrenmeliyiz ve hayata geç kalmamalıyız. Sormazsak, öğrenmezsek hep bir sıfır geriden başlarız hayata.