Çalışkanlık İle İlgili Sözler

 Çalışkanlık İle İlgili Sözler


Çalışkan insan, çalışan insan evde oturup beklemek yerine kısmetinin peşinde koşar ve bunun içinde koşullar ne olursa olsun çalışmaktan asla vazgeçmez. Çalışamyan insan ise aşırı konfor düşkünü olduğu için beyni çürümeye başlar ve çalışmayan insanlar her şeye bahane bularak çalışmaktan kaçarlar. Oysa çalışmak dünyanın en güzel  şeyidir. Çalışkanlık ile ilgili özlü sözler şunlardır:

“Ne kadar çok çalışırsanız o kadar çok talihli olursunuz.”  David Thomas

“Erken kalkan geç yatan kaybettiği mala yeniden kavuşur.” J.G. Herder

“Ayaktaki bir işçi oturmakta olan bir beyinden çok daha iyidir.” Benjamin Franklin

“Pek çok insan diğerlerinin boşa harcadığı zamanı kullanarak öne geçer.” Henry Ford.

“Plansız çalışan bir kimse ülke ülke dolaşıp hazine arayan bir insana benzer.” Descartes


“Sevdiğiniz mesleği seçin. Böylece bir gün bile çalışmak zorunda kalmazsınız.” Konfüçyüs

“Pek çok iyi çalışma birazcık daha yapılmadığı için boşa gitmiştir.” E. M. Harriman

“Çalışmak hayatın en önemli şartıdır. İnsanlık mutluluğu ancak bununla ulaşabilecektir.” Tolstoy

“Sıkı bir çalışmanın yerini hiçbir şey alamaz. Deha yüzde bir ilham ve yüzde doksan dokuz terdir.” Thomas A. Edison


“Bekayı hak tanıyan sa’yi bir vazife bilir. Çalış çalış ki beka sa’y olursa hak edilir.” M. Akif.

“İnsanoğlu için en kutsal ibadet çalışmak doğruluk ve insan sevgisidir.” Hacı Bektaş-i Veli

“Bir hizmette bulundu isem bu çalışmaktan ve sabırla düşünmekten başka bir şey değildir.” Sir İsaac Newton

“Basit bir adamın elinden gelini yapmaya çalışması zeki bir adamın tembelliğinden iyidir.” G. Gracian

“Herhangi bir keder için tek bir deva vardır: Dünyanın bütün ilâçlarından daha iyidir daha itimada şayandır: Çalışmak.” Dale Carnegie


“Çalışanlar kötülük düşünmeye vakit bulamazlar. Çalışmalar ise kendilerini kötülükten kendilerini kurtaramazlar.” H.z Ali

“İnsanlar benim ustalığımı elde etmek için ne kadar sıkı çalıştığımı bilseler onun o kadar hayret edilecek bir şey olmadığını anlarlardı. Michelangelo

“Ekin ekmiş olanlar harman zamanı mahsullerini alırlarken ekmemiş olanlar da tembellik ettiklerini anlayacaklardır.” Sadi.

“Dünya herkese yetecek büyüklükte. Onun için başkasının yerini kapmaktansa çalışarak gerçek yerinizi bulun.” Charlie Chaplin.

“Zevk için olmasa bile ümitsizlik yüzünden de çalışmak gerek. Çünkü açıkça anlaşılmaktadır ki çalışmak eğlenmekten çok daha eğlencelidir.” Charles Baudelaire.


Fırsat İle İlgili Atasözleri ve Anlamları

 Fırsat İle İlgili Atasözleri ve Anlamları


Su akarken testiyi doldurmalı: İnsan elinde imkanları varken, maddi açıdan iyi durumdaysa bu durumu iyi değerlendirmeli ve birikim yapmalıdır. Çünkü her zaman iyi durumda olamayabiliriz. Onun için yakaladığımız fırsatları değerlendirmeliyiz ve su akarken testiyi doldurmalıyız, birikim yapmalıyız ki ileride zorluklar yaşamayalım.


Fırsat her zaman ele geçmez:  Fırsatlar elimize nadiren geçer. Onun için elimize geçen fırsatı hiç beklemeden değerlendirmeliyiz ve kendimiz için yatırım yapmalıyız. Şans , fırsat her zaman bizimle olmayabilir. Bizimle olduğu zaman da elimizi çabuk tutmalı ve aklımızı iyi kullanmalıyız. Başarılı olmak için her zaman uygun ortamı ve koşulları bulamayız. Uygun ortam ve koşulları iyi değerlendirip başarılı olmak için çalışmalıyız.


Kaçan balık büyük olur: Yakalanamayan ve kaçan balık, başkalarına abartılarak anlatılır. Elden kaçırılan fırsat gözde büyütülür. Her şeyi olduğu gibi görmeli ve göstermeliyiz.

Yiğit bin yaşar, fırsat bir düşer:  Fırsatı binde bir kez ele geçiririz, fırsat elimize geçtiği zaman da bunun önemini bilip değerlendirmek gerekir.


Fırsat sakal altından geçer: Fırsatı yakalayabilmek için uygun zamanı yakalamak iyi olur.

Kaybolan (zayi olan) koyunun kuyruğu büyük olur:  Elden kaçırılan fırsat abartılır.

 

Aile İçi Şiddet Konulu Kompozisyon Yazınız.

 Aile İçi Şiddet Konulu Kompozisyon Yazınız.


Yaşamın hemen her alanında karşımıza çıkan şiddet bitmek bir yana her gün daha da artmaya devam etmektedir. Çocuğa şiddet, kadınlara şiddet, yaşlılara şiddet şeklinde ve şiddetin her türlüsü.. İnsan ruh sağlığını, mutluluğunu altüst eden şiddet hoşgörüsüzlüğün, sevgisizliğin, insan olma yetisinin de henüz kazanılmadığının göstergesidir. Şiddet yüzünden yüzlerce, binlerce,  hatta milyonlarca insan yaşamını kaybetmiş, engelli olmuş, travmalar yaşayarak aklını kaybetmiştir. Kapalı kapılar ardında olan aile içi şiddet aile içindeki bireyleri olumsuz etkiler. Babanın anneye şiddeti, annenin babaya, anne ve  ve babanın çocuklara şiddeti toplum yapısında büyük kırılmalara yol açar ve  ruh sağlığı yerinde olmayan bireyler ortaya çıkar.

 Aile içi şiddet günümüzde çoğunlukla erkek tarafından kadına uygulanan şiddet olarak görülmektedir. Erkek tarafından kadına yönelik şiddet; kadının istemediği halde ev işlerine zorlanması, aile ve arkadaşlarıyla görüşmesine izin verilmemesi, okuma ve çalışma hakkının elinden alınması, alaya ve hakarete maruz kalması, aşağılanması , dışlanması, kadınlığı üzerinden küfürler edilmesi vb. çerçevesinde düşünülebilir. Erkekler fiziksel olarak daha güçlü olduğu için kadına her türlü şeyi yapabilirim mantığı içine girip kadını korkutmakta, cezalandırmakta, güç gösterisi yapmaktadır. Kadına olan sevgisizlik, ilgisizlik ve şiddet kadının sosyal hayattan kopmasına neden olmakta ve kadında çeşitli sağlık problemlerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Kadına uygulanan şiddetin nedenleri şunlardır:  Cinsiyet ayrımcılığı, eğitim eksikliği, eşlerin erken yaşta evlenmeye zorlanması, kötü alışkanlıklar, töreler, gelenekler, maddi sorunlar, karşılıklı sevgi, saygının olmayışı, göçler, toplumda yanlış bilinen fakat uygulanmaya devam eden inançlar vb.

Şiddete uğrayan kadın ne yazık ki çocuklarına karşı sorumluluklarını da yerine getirememekte ve o çocuklarda büyüdüğü zaman ailesine benzeyecek tıpkı babası gibi davranmaya başlayacaklardır. Yani şiddet, şiddeti doğuracak ve kısır döngü devam edecektir. Şiddetin uzun süreli olduğu durumlarda ise güven duygusunda sarsılmalar, çaresizlik ve umutsuzluk hisleri, kontrolün kaybedildiği duygusu, kendini suçlama ve özsaygıda düşüş görülecektir. Şiddete uğrayan kadınların kimi eşlerinden ayrılabilirken kimisi ise ekonomik bağımsızlığını eline almadığı için o şiddete göz yummaya devam etmekte ve ne  yazık ki insanlık dışı işkencelere maruz kalmaktadır. Bazen aileler de kızlarına evlendin artık gelinliğinle gittin kefeninle o gittiğin evden çıkacaksın diyerek kendi kızlarına psikolojik baskı yaparak kızın itiraz etme hakkını, mutlu olmak hakkını daha en başta elinden almış olmaktadır. Böyle olduğu zaman da mutsuz aileler, mutsuz çocuklar, mutsuz anneler ortaya çıkacak ve toplumda büyük sarsılmalar başlayacaktır.

Aile içi şiddetin önlenmesi için şu gibi önlemler alınmalıdır: Aile içi şiddetin önlenmesi için erkeklere yönelik programlar yapılmalı ve neden şiddete başvurdukları, neden şiddete meyilli oldukları araştırılmalıdır ve gerekli önlemler alınmaya başlanmalıdır. Annelerin erkek çocuklarını nasıl yetiştireceğine yönelik seminerler verilmeli ve bilinçli anne ve baba adayları yetiştirilmelidir.

 Kadınların normal ve sağlıklı yaşam hakkına sahip olabilmesi için birey, toplum ve devlet  bu eylemi bir suç olarak görmeli, bu suça teşebbüs edenlerin cezalandırılması ve kadınların güvenlik içinde yaşamaları için kadınlara her türlü destek verilmelidir. Gerekli olduğu takdirde ailedeki her bir bireye psikolojik anlamda destek sağlanmalıdır.

"Hayvana Şiddete Hayır!" Konulu Kompozisyon Hazırlayınız.

 “Hayvana Şiddete Hayır!” Konulu Kompozisyon Hazırlayınız.


İnsanın sinsi planları karşısında ne yapacağını bilemeyen, savunmasına bile izin verilmeyen hayvanlar, masum canlılar ve insandan bile daha vefalı, daha insan olan canlılardır köpekler, kediler ve diğer canlılar. Onlara karşı yapılan zulüm ne yazık ki insanlarda insanlık duygusunun kalmadığının kanıtıdır. İnsan olan, içinde merhamet ve şefkat duygusu olan kimse değil bir canlıya el kaldırma bunu aklından dahi geçirmez. Oysa hayvanlara yapılan zalimliğe birkaç gün önce internette yayınlanan video olarak şahit olduk ve ciğerlerimiz yandı, aklımızı kaybedecek gibi olduk ve neye uğradığımız şaşırdık.

Ülkemizin Mevlana kenti olan ve ne yazık ki böyle bir kente yakışmayan görüntülere şahit olduk. Konya’da belediye işçilerinin köpeklerin başına kürekle vurup onları bayıltması, öldürmesi insanın tüylerini ürpertti. Ülke olarak buna isyan ettik ve baş kaldırdık. Ülkemizin birçok kanalında yayınlanan görüntüler sadece hayvan severleri değil insan olan herkesi üzdü ve herkesi derinden yaraladı. Her ne kadar bunu yapan görevlilere ceza verilecek olsa da olan olmuştur ve acıyı çeken o zavallı hayvan eziyete uğramıştır. Buna dur demenin zamanı geldi. Hayvanlara yapılan her türlü şiddete karşı en ağır yaptırımlar uygulanmalı ve bu konuda asla hoşgörülü olunmamalı, canilere gereken ceza verilmeli ve kendilerini o hayvanların yerine konması sağlanmalıdır. Çünkü bu caniler empati kurmadan yoksun kimselerdir. Köpeğe o eziyeti eden ve kılı bile kıpırdamayan bu kimselerden her türlü şey beklenir ve bu kimseler insanları hayli hayli öldürür.

 Onun için milletçe birlik olalım ve hayvanları koruyalım, onlara zarar vermeyelim, onlar da bu dünyanın bir parçası, doğanın ekolojik dengesinin tamamlayıcıdır. Lütfen hayvana şiddete hayır diyelim ve sesimizi sokaklara dökülerek bu caniliği protesto edelim. Unutmayın ki Allah’ın yarattığı her canlı değerlidir. Efendimiz Hz. Muhammed de bu konu ile ilgili şunu söylemiştir: Hayvana eziyet edene lanet olsun.” diyerek hayvan sevgisini ifade etmiş ve hayvana eziyet edenleri lanetlemiştir. Kedileri torbanın içine koyarak ölüme terk etmek, kuşlara kafeslere kapatarak özgürlüğünden alıkoymak, diğer hayvanlara zehirli su vererek öldürmek  Müslümanım diyen bir kişiye, insanım diyen bir kişiye asla yakışmayacak davranışlardır. Gerçek anlamda insan olan, İslam dinini bilen insan bunları zaten yapmaz ve yapanları da uyarır.

“Kış Mevsiminin İnsan Ruhuna Etkileri” Konulu Kompozisyon Yazınız.

 “Kış Mevsiminin İnsan Ruhuna Etkileri” Konulu Kompozisyon Yazınız.

 

Havaların soğumasının daha da artması ile yağmurlar yerini yavaş yavaş sulu kara bırakmaya başladı. Önce sulu kar yağdı sonra da yere düşünce hemen erimeyen karlar yağmaya başlayarak kış mevsimine merhaba dedik. Kış mevsimi diğer mevsimlerden daha farklı bir mevsimdir. Elbette her mevsimin kendine özgü güzellikleri vardır ama kış mevsiminin ise hem güzellikleri hem de insan yaşamını zorlayıcı koşulları daha fazladır.

Yağan karların havaların soğumaya başlaması ile donarak yollarda kaygan zeminlere dönüşmesi ve bu kaygan zeminlerin de kazalara neden olması, çocukların okula giderken düşmesi, evsiz kimselerin soğukta kalarak zor bir yaşam şartlarının başlaması kış mevsiminin ruhumuza olan olumsuz etkilerindedir. Her ne kadar kış mevsiminin olumsuz etkileri olsa da bunlara karşı önlem alındığı zaman kış mevsimi hayatı kolaylaştıran bir mevsime dönüşebilir. Kış mevsiminde sobası olanlar sobasını kurar ve akşam olunca evlerin bacalarından çıkan dumanlar insanın içini ısıtır ve insanlar bir evi olduğu için içini bir mutluluk sarar ve kişi eski kışlara özlem duyar.

Her ne kadar şimdi çoğu evde doğalgaz yansa da sobalı evlerin ve o evlerin içindeki samimiyeti, sıcaklığın yeri bir başkadır benim için. Sobaya atılan patatesler, soba fırınında yapılan balıklar, kestaneler kış mevsiminin o soğuk etkisini bir nebze de olsa alır. Kışın mahalle kültürü daha da aktif olur. Komşular akşam olunca akşam oturmasına giderler ve birlik, beraberlik ve dayanışma günleri başlar bu zamanlarda. Kim evinde çörek yaparsa o kişi komşusuna da verir ve özellikle de yoksul olan komşulara herkes üzerine düşen sorumlulukları yapar ve o yoksulların da mutlu olması sağlanır. Kar yağdığı zaman çocuklar bağıra çağıra sevinç çığlıkları içinde dışarı koşar ve kardan adam yaparlar, kar topu oynarlar, kızakta kayarlar ve elleri buz kesilene kadar dışarda oynamaya devam ederler. O oyunun çocukların ruhunda oluşturduğu birlik, beraberlik onları daha da mutlu eder.

Karların yağması ve dağların beyaz bir gelinlik giymiş gibi bir görüntüye kavuşması insan ruhunda derin izler bırakır. Kar yağması ile havanın temizlenmesi, mikropların ölmesi salgın hastalıkların yayılmasını da azaltır. Derelerin, nehirlerin, göllerin su ile dolması ve bahar mevsimine hazırlığın başlaması kış sayesinde olur. İşe giden insanlar dışarıdan evlerine geldikleri zaman mutlu olurlar ve mutlu aile sofraları kurulur, havanın ne kadar da soğuk olduğu konuşulur ve evi olan insanlar evi olduğu şükürler eder.

Evi barkı olmayan kimselere de devlet baba el uzatır ve onlar için de gecekondular yapılır ve devlet baba üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek yoksul olan canlara yardım eder. Kış mevsimi bende  kitap okuma alışkanlığımı daha da artırır. Fazla dışarı çıkma imkanım olmadığı için bir kış boyu kitaplarım ile iç içe olurum ve müthiş bir okuma zevki doğar içimde. Kış mevsiminin ruhumuza etkileri bunlardır diyebilirim.

"Ne yaparsan Yap, Nasıl Yaşarsan Yaşa Ama Gülebilmek İçin Birini Ağlatma Ve Çıkarların İçin Hiç Kimseyi Satma." Sözü İle Kompozisyon Yazınız.

 “Ne yaparsan Yap, Nasıl Yaşarsan Yaşa Ama Gülebilmek İçin Birini Ağlatma Ve Çıkarların İçin Hiç Kimseyi Satma.” Sözü İle Kompozisyon Yazınız.

 

Her insanın yaşayış tarzı vardır ve  bu kişiden kişiye göre değişir. Önemli olan insan gibi yaşayabilmek ve insan olma özelliğini kaybetmemektir. Ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa ama eğlenmek için, gülmek için birilerinin acıları ile dalga geçme, birilerini ağlatarak mutlu olmaya çalışma çünkü bu insan olmadığının ve insana ait güzelliklerin sende olmadığının gösterir.

İnsanların acısından haz olmak,  onların duyguları ile dalga geçmek ve yaşadığı kötü durumlara sinsice sevinmek senin acizliğini gösterir aslında. Çünkü sensin kötü olan ve sensin içindeki kötülükle beslenen. İçinizdeki o kötü canavarı salıverin ve insan olmak için, başkalarının acılarına gülmek yerine o acıya üzülmeyi tercih edin. Çıkarları için, üç kuruşluk dünya malı için onurunu ayaklar altına alan, kişiliği oturmamış kimselerden olmayın. Böyle kimselerden olduğunuz zaman hayatınız farklı bir yöne kayar ve o kayan yönde size güzel şeyler getirmez. Ah almayın, acılara gülmeyin, çıkarlar için , dünya malı için kendinizi heba etmeyin. İnsan olarak yaşamak için onurlu olmak, dik bir duruş sergilemek gerekir. Tolstoy’un bu sözü ile ilgili şu cümlesi çok önemlidir:” Acı duyabiliyorsan canlısın, başkasının acısını duyabiliyorsan insansın.” İşte bunu yaptığımız zaman iyi bir insan, vicdanlı bir insan olmuş oluruz. Oysa insanlar birbirilerinin kuyusunu kazmaya çalışmakta, arkadan birbirlerinin sırtına bıçak saplamaya devam etmektedir.

 Gülmek için başkasını kullanma, çıkarların için kendini küçük ve aciz duruma düşürme. Bunları yaptığın zaman değerli olursun, birey olursun ve toplum nezdinde her zaman saygı görürsün. Yeter ki insan olarak kalmaya devam et ve içindeki güzellikleri keşfetmeye ve ortaya çıkarmaya bak işte o zaman değerli olursun. Başkalarının acıları sana mutluluk getirmez sadece anlık aptalca zevk yaşamaya devam edersin ve bu da seni insan olmaktan uzaklaştırır.

Duygusallık İle İlgili Özlü Sözler

 Duygusallık İle İlgili Özlü Sözler


İnsanlar duyguları olan varlıklardır. Yeri geldiğinde sevinen, yeri geldiğinde acı çeken, yeri geldiğinde öfkelenen kimselerdir. Duygusallık insanı insan yapan en önemli kişilik özelliklerinden biridir. İnsan duyguları ile bir bütün olan canlıdır. Duygularımız olmasaydı diğer canlılardan farkımız olmazdı ve anlamsız bir hayat süreci olurdu.

Duygusallık ile ilgili özlü sözler şunlardır:

“En güçlü duygularımızı çok kez kendimize saklarız.” James Joyce

“Başka birinin sevmeyi bıraktığı bir insanın duygularında her zaman saçma bir şey vardır.”  Oscar Wilde

“Duygu, aklın esiridir. Fakat bil ki, akıl da ruhun eseridir.”  Mevlâna

“Duygularınızı kontrol edin, yoksa onlar sizi kontrol eder.”  Çin Özdeyişi

“Duygunun yanında, akıl daima adi kalır.” Balzac.


“Duygu olmaksızın karanlık ışığa, kayıtsızlık harekete geçirilemez.” Carl Jung

“Bir kelime kararını, bir duygu hayatını, bir insan seni değiştirebilir.”  Konfüçyus

“Akla karşı koyabilen tek şey, duygulardır.” Ömer Seyfettin.

“Aşk duygu veya dürtü değildir, sanattır.” Mae West.

“Duygular dalgalar gibidir; gelmesini engelleyemezsin ama hangisinde sörf yapacağını sen seçersin.” Jonatan Martensson

“Duygular acılarla bilenir, kahkahalarla final yaparlar.”Ertürk Akşun

“Duygusuz karanlığı aydınlatamayız ve bitkinliği harekete çeviremeyiz.”  Carl Gustav Jung.

“Ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa ama gülebilmek için birini ağlatma ve çıkarların için hiç kimseyi satma.” Balzac


“Üşüdüğümüzde camı kapatmak kadar kolay olsaydı keşke, sevilmediğimizi anladığımızda o kişiye yüreğimizi kapatmak.” Müşfik Kenter

“Kitaplarda bir insan başka bir  insanın rahatsızlıklarına ışık tutar. O kişinin duygularını tekrar tekrar anlatarak ve sunarak, tüm duygularına hakim olabilmek için.” D.H. Lawrence.

“Kalp mi insana sev diyen yoksa yalnızlık mı körükleyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş olmak mı yoksa yanan ateşe dokunmak mı?” Şems-i Tebrizi.

Atatürk’ün Spor İle İlgili 5 Sözü ve Bu Sözlerin Anlamlarının Kısaca Açıklaması

 Atatürk’ün Spor İle İlgili Sözleri ve Bu Sözlerin Anlamlarının Açıklaması


1) Spor yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlâk da bu işe yardım eder. Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler , zekâ kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben Sporcunun zeki çevik aynı zamanda ahlâklısını severim:  Spor yapmak sadece bedenen güçlü olmak demek değildir. Elbette bedenen güçlü olmak, sağlıklı olmak insan yaşamı için önemlidir ama sporcuda olması geren en önemli şey güzel ahlaktır, zekadır ve olayları iyi anlama kabiliyetidir. Spor yapan kişi aklını da iyi kullanır ve sağlıklı düşünür ve bedenin gücü zekaya da yansır.  Güçlü bir zekaya ve güzel ahlaka sahip olan kimseler  zorluklarla başa çıkabilen, kendini idare edebilen, disiplinli kimselerdir. Sporcuda aranan en önemli özelliklerden biri de zeki olması ve ahlaklı olmasıdır.

 

2. Türk milleti anadan doğma sporcudur. Henüz yürümeye başlayan köy çocuklarını bile harman yerinde güreşirken görürsünüz. Ata en çok , ve iyi binen yalnız Türk erkekleri değildir. Türk kadını da bu işi iyi bilir: Milletimizin güzel insanları çalışkan ve sporu seven kimselerdir. Çünkü spor bizim milletimizin kanına işlemiştir. Küçücük çocuklar harman yerinde güreşerek spor yapar ve buna mutlu olur, atı en iyi kullanan ve atı en çok seven de bizim milletimizin değerli fertleridir. Kadını ve erkeği ayırt etmeden bizler sporu çok seven ve hareket halinde olmayı çok seven milletin çocuklarıyız.

 

3. Türk sosyal bünyesinde spor düzenlemekle vazifeli olanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yüceltmeyi düşünürken sadece gösteriş için herhangi bir yarışmada kazanmak azmiyle spor yaptırmazlar. Esas olan bütün yaştaki Türkler için beden eğitimi ve terbiyesini sağlamaktır: Amaç çocukları spor yaşamına iyi hazırlamaktır. Spor gösteriş için yapılan bir faaliyet olmamalıdır. Önemli olan tüm yaştaki çocukların spor ahlakını da edinmesidir. Böyle olduğu zaman gerçek anlamda spor yapılmış olur.

4. Dünya spor hayatı ve spor dünyası çok mühimdir Bu kadar mühim olan spor hayatı, bizim için daha mühimdir: Nasıl ki spor yapmak dünyadaki başka ülkeler için önemliyse bizim ülkemiz için de spor yapmak önemli bir faaliyettir.

 

5.Yurt savunması bakımından bu derece ehemmiyetli olan izcilik, ferdi ve milli eğitim bakımından da o nispette önemlidir:  Spor faaliyetlerinden biri de izcilik faaliyetidir. Gençlerin sosyal yaşamında önemli bir yeri olan izcilik faaliyetlerine ara verilmeden devam edilmelidir. İzcilik, pek çok kişiyi doğada hayatta kalma eğitimi sağlayarak zorlu şartlara hazırlık yaptırıyor. Doğada yaşanacak herhangi bir durumda kişilerin hayatta kalmasına yardımcı olacak bilgiler veriyor. Dünyada 1907 yılında, korgeneral Robert tarafından Britanya'da kurulmuştur. herkes tarafından yapılabilen ve hiç bir şekilde din ve ırk ayrımı yapılmayan bir eylemdir. Özellikle doğayı sevmek, insanlara değer vermek, her ortama uyum sağlayabilmek izcilerin en temel kuralları arasında yer alıyor İşte bu güzel olumlu yanlarından dolayı Atatürk de izciliğe çok önem vermiş ve sporun yapılması gerektiğini söylemiştir. 

 

6.Her çeşit spor faaliyetini Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından saymak lâzımdır. Bu işte hükümetin şimdiye kadar olduğundan daha çok ciddi ve dikkatli davranması , Türk gençliğinin spor bakımından da milli heyecan içinde , itina ile yetiştirilmesi önemli tutulmalıdır: Gençlerimizi her türlü spor faaliyetine yönlendirilmeli ve onların kendilerini geliştirmesi sağlanmalıdır. Spor aynı zamanda insanları heyecanlandıran ve insanı amaca götüren güzel bir eylemdir.

 

 

 

 

 

Günümüzde Komşuluk İlişkileri Konulu Kompozisyon Yazınız.

 Günümüzde Komşuluk İlişkileri Konulu Kompozisyon Yazınız.


Komşuluk ilişkilerinin sevgi, saygı ve güven bağı ile bağlı olması gerekir. İnsan sosyal bir varlık olduğu için komşuları ile konuşmak, dertleşmek ister. İyi komşu insana güven verir, insan ilişkilerinin daha iyi olmasını sağlar. Kötü komşu ise başa türlü belalar açabilir. Komşuluk ilişkilerinin günümüzdeki durumuna göz atacak olursak şunları söyleyebiliriz:

Mahalle kültürü artık azaldığı için günümüzde komşuluk ilişkileri de sınırlı olmaya başlamıştır. Komşu komşunun külüne muhtaçtır  atasözünün de yeni komşuluk ilişkilerinde artık bir anlamı kalmamaya başlamıştır.  Göç hareketleri, kentleşme, büyük kentlerin değişen mimari yapısı mahalle kültürü ile  komşuluk ilişkileri kökten değişti. Günümüzdeki komşuluk ilişkilerinde samimiyet yoktur. İnsanlar biz anlayışı ile değil ben anlayışı ile yaşamaya başlamışlar ve bu durum da insanların arasını iyice soğutmaya başlamıştır.

 Günümüz komşuluk ilişkilerinde büyük şehirlerde insanlar apartmanlarda oturduğu için kimse kimseyi fazla tanımak istemiyor çünkü en büyük kötülük insana bazen en yakın komşularından gelmeye başlamıştır günümüzde. Kimi yaşanan kötü deneyimlerden sonra komşuluk ilişkileri de kurulmamaya başlanmıştır. Çünkü eski ki komşuluk kültürü ne yazık ki kalmamıştır. Geleneksel komşuluk yaşamında mahallede komşular birbirlerini tanıyor, yardımlaşıyor, çocuklar sokak veya boş arazilerde birlikte oynuyor ve insanlar birbirlerine güveniyordu. Bu komşuluklarda sevgi, saygı ve hoşgörü kültürü hakimdi. Özellikle dini bayramlar hep bir arada coşku içerisinde kutlanırdı. Zor günlerde komşular birbirine yardım eder, mutu günlerde de herkes birbirinin mutluluğuna sevinirdi.

Günümüzde ise bu güzellikler azalmaya başladı ve insanlar birbirine güvenmemeye, birbirinden kuşku duymaya başladı. Komşular arasında en ufak çıkan sorun hemen şiddete dönüşebilmekte ve kimsenin kimseye tahammülü kalmamaktadır günümüzde. Yardımlaşma, dayanışma gibi duygular kalmamıştır.

 

İkileme Örnekleri

  İkileme Örnekleri


 Kızlarının yaptığı bu işi artık enine boyuna konuşmanın zamanı gelmişti.

Eve gelir gelmez ders çalışmaya başlayan çocuğa annesi gülerek baktı.

Annesini gören küçük kız koşa koşa kendisine kucak açan annesine gitti.

* Kadın koşa koşa giden eşinin arkasından bağırmaya devam ediyordu.

* Peş peşe sorular sorması adamı köşeye sıkıştırmıştı.

* Hiç ummadığı anda kalbi kırılmış olan genç odayı usul usul terk etti.

* Merve ile Buğra eften püften sebepler ile tartışmış, Merve evden uzaklaşarak annesine gitmişti.


*Kemal defterine yazıları eğri büğrü yazmıyor  çok güzel yazıyordu.

*Döne dolaşa geleceği yer yine kendi yuvasıdır.

Gördüğüm kadın kara kuru biriydi.

Çok yorgun olduğum için yatağa uzanır uzanmaz uykuya dalmışım.

* Kötü haberin gelmesi ile evden apar topar dışarı çıktı.

* Bir şeyler konuştu yarım yamalak ama ne demek istediğini henüz anlamış değilim.

* Aydın Talip Bey ve eşi çocukları ile birlikte mutlu mesut yaşayıp gidiyorlardı.

* Yalan yanlış konuşarak insanların canını sıkıyordu.

* Zavallı çocuğun giydiği kıyafet yırtık pırtıktı.

* Bu kadar çok abur cubur yiyip sonra da kilo aldım deme lütfen!

* Benim düğüne eş dost kim varsa çağırmam gerekiyordu.


*Annesi aşağı yukarı otuzlu yaşlarındaydı.

*İleri geri konuşup benim canımı sıkmak, çık git buradan!

* O olaydan sonra aramız bozulduğu için artık onunla sıkı fıkı değiliz.

* Sabah olur olmaz ilk işim arabanın taksitini ödemek olacak.

* O adam her zaman dobra dobra doğruları yüzümüze vuru ve bizi utandırırdı.

* O büyük patlamada insanlar can havli ile sağa sola kaçışmaya başlamışlardı.

* Bebek çok bakımsız kalmış, üstü başı kir içinde kalmıştı zavallı yavrucağın.

* Gece boyunca paldır küldür yürüyen ablam bizi de uyutmadı.

* Çok hanım çıtı pıtı bir genç kızdı Asya.

* Ninem o gün hasta olduğu için şimdi yatağında mışıl mışıl uyuyordu sakince.