Arkadaşınıza En Sevdiğiniz Yazarın Bir Kitabını Tavsiye Edecek Olsaydınız Hangi Kitabını Tavsiye Ederdiniz? Nedenleriyle Yazınız.
Arkadaşınıza
En Sevdiğiniz Yazarın Bir Kitabını Tavsiye
Edecek Olsaydınız Hangi Kitabını Tavsiye Ederdiniz? Nedenleriyle Yazınız.
Arkadaşıma en sevdiğim yazar olan Şermin Yaşar ve İlber Ortaylı'nın birlikte kaleme aldığı Cumhuriyet’in İlk Sabahı adlı kitabı okumasını tavsiye ederdim. Bu kitabı okuduğum zaman çok duygulanmış ve çok etkilenmiştim. Çünkü kitaptaki ana karakter olan çocuğun babası savaşta şehit düşüyor ve vatanı için canını feda ediyordu. Çocuk her gün babam gelecek umudu ile bekliyor ve en sonunda abasının şehit olduğu duyuluyor.
Çocuk Atatürk'ü gördüğü zaman ona soruyor benim babam nerede, babamı gördünüz mü paşam diyor. Atatürk de çocuğa oradaki tüm babaları gördüm ben, senin baban artık cumhuriyettir çocuk diyerek ona anlamlı bir söz söylüyor. Yani senin baban ülkesi için, cumhuriyet için şehit düştü demek istiyor Mustafa Kemal. Mustafa Kemal’in bu sözü beni çok etkiledi ve gözlerimden bir iki damla yaş gelmişti. Çünkü o yetim kalan çocuğun sahibi artık devleti, milleti olmuştur. Onu koruyacak olan artık cumhuriyettir, vatanının fedakar insanlardır.
Kısacası bu muhteşem kitap bizlere bu vatanın kolay kurulmadığını, ne
zorluklardan geçtiğini bir şerbetçi çocuğunun gözünden bize Kurtuluş Savaşı
dönemini anlatmaktadır. Mutlaka her çocuğun kendi tarihini ,geçmişini öğrenmesi
için okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Onun için önereceğim
en güzel kitap Cumhuriyet’in İlk Sabahı adlı kitaptır. Mutlaka ama mutlaka
okuyun derim.
En Sevdiğiniz Etkinlik Hakkında Konuşma Hazırlayınız.
En Sevdiğiniz Etkinlik
Hakkında Konuşma Hazırlayınız.
En sevdiğim etkinlik ülkemin farklı
şehirlerini görmek ve şehir şehir gezerek seyahat etmektir. Seyahat sırasında
gittiğim yerleri de gün gün not tutarak günlük yazıyorum. Gezdiğim yerleri not
almak, tattığım lezzetleri, tarihi ve doğal yerleri günlüğüme yazmak beni çok
mutlu ediyor ve kendimi kültürel açıdan daha zengin ve daha bilgili
hissediyorum. Sadece yaşadığım şehirde kalmak beni bir zaman sonra sıkmaya
başlıyor. Oysa seyahate çıkmak insanın ruhunu açıyor, onu daha aktif kılıyor ve
daha mutlu ediyor.
Sevgili öğretmenim, değerli
arkadaşlarım
Seyahat etmenin bana çok faydası
oldu. Eskiden insanlarla fazla konuşmazken
şimdi daha sosyal ve daha açık bir insan oldum. Gittiğim yerler hakkında bilgi edindim, müzeler gezdim, doğal ve tarihi yerler gezdim ve
oraların ilgi çekici ve yöresel yemeklerini, tatlılarını yedim. Bu sayede hem
mutlu oldum, hem de genel kültürüm arttı. Seyahat etmenin çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Seyahat
ederek stresimizi atıyoruz ve kendimizi daha neşeli ve daha mutlu hissediyoruz.
Hayata dört elle bağlanıyoruz ve farklı yerleri gezmenin mutluluğunu anı anına
yaşayabiliyoruz. Daha hareketli oluyoruz, hem yiyor, hem geziyor hem de
öğreniyoruz.
Yaratıcılığımız artıyor, daha çalışkan ve daha
farklı düşünmeye başlıyoruz. En sevdiğim etkinlik seyahat etmek, şehir şehir gezmektir.
Bir gün okuyup maddi durumum iyi olursa da ülke ülke gezeceğim ve hayatın
tadını çıkarıp anı yaşayacağım. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için
çok teşekkür ediyorum.
Kendinizde Sevdiğiniz ve Sevmediğiniz Özellikleriniz Nelerdir?
Kendinizde Sevdiğiniz ve
Sevmediğiniz Özellikleriniz Nelerdir?
Her insanın kendisine ait
özellikleri vardır. Bu özelliklerin kimisi huydur değiştirilmesi güçtür, kimisi
ise eğitim yolu ile değiştirilebilen özelliklerdir.
Kendimde sevdiğim özelliklerim şunlardır: Bir kere insanlara kolay kolay kötülük düşünmeyen, ön yargılı olmayan biriyimdir. İnsanlara tebessüm etmeyi seven, selamlaşmaya önem veren, konuşmayı seven , dinlemeyi de çok seven biriyim. İnsanlara insan olduğu için değer veren, zengin yoksul ayrımı yapmayan, özellikle de yoksul insanlara elimden geldiğince yardım etmeyi seven biriyimdir. İçimdeki merhamet duygusu beni çok başka bir insana dönüştürebilmektedir.
Örneğin; bazen kendi yakınlarım için yapmadığım bir şeyi muhtaç olan biri için hemen yapabilirim ve elimde ne kadar para varsa o muhtaç olanlara yardım ederim ve bundan da asla pişman olmam. Çünkü o yardıma muhtaç olan kişiyi Allah bana gönderdi diye düşünürüm. Hoşgörülü olduğum için, yardımsever ve samimi olduğum için kendimi seviyorum.
Sokak hayvanlarına karşı şefkatli bir insanımdır. Yolda aç bir sokak hayvanı görsem hemen annemden rica ederim ve annemin hazırladığı yemeklerden onlara da koyarım. Hayvanlara eziyet edenleri sevmem ve onların insani özelliklere sahip olmadığını bilirim. Paylaşmayı seven cömert biriyimdir. Empati kurabilirim ve insanları anlayabilirim. İletişime açık bir insanımdır. İnsanlara yeri geldiğinde hayır demesini bilirim ve kendimi de değerli bulurum. Küçük şeylerden mutlu olmasını ve şükretmesini bilen biri olduğum için seviyorum kendimi. Sesim güzeldir ve şarkı söylerim. Güzel bağlama çalarım. Bu yönümü çok seviyorum.
Resim yeteneğim vardır ve kendimce güzel resimler çizerek sevdiğim insanları mutlu etmek kendimi daha da çok sevmemi sağlar. Özel günleri asla unutmam. Bana değer veren insanlara değer veririm ama vefasız insanlardan uzak dururum. Kendimde sevmediğim özellikler ise yaşadığım olaylara ve ilişkilere fazla anlam yüklüyorum. Aşırı alıngan bir insanım. Aşırı hassas olduğum için başka insanlardan da aynı nezaketi bekliyorum ve bunu göremeyince büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Bazı zamanlar aşırı fedakarlıklar yapabiliyorum ve bundan geri pişman oluyorum. Çabuk karar alıp çabuk değiştiren biriyim. Fazla sabırlı ve tutarlı olmadığım anlarda kendimi sevmiyorum. Bir işi sonuna kadar götüremediğim anlarda oluyor.
Bazen risk almasını bilmiyorum ve hemen başarısız olacağımı düşünerek kendime ön yargılı oluyorum. Her şeye kafayı çok takıyorum ve bu da benim kendimde
sevmediğim özelliklerdir. İnsanlara çok fazla anlam yüklememek ve kimseden
beklenti içine girmemek gerektiğini düşünüyorum. Böyle olursam kendimi daha çok
seveceğimi düşünüyorum.
Çok Sevdiğiniz Bir Arkadaşınız Sizi İncitecek Bir Şeyler Yaptı. Bu Durumda Tepkiniz Nasıl Olurdu Konulu Konuşma
Çok
Sevdiğiniz Bir Arkadaşınız Sizi İncitecek
Bir Şeyler Yaptı. Bu Durumda Tepkiniz Nasıl Olurdu Konulu Konuşma
İnsan sosyal bir yapıda olduğu için
arkadaşları ve dostları olur, yakın çevresi olur. Çünkü insan ancak insanla
birlikte olunca, konuşunca, dertlerini anlatınca, mutluluklarını paylaşınca daha
mutlu ve daha iyi hisseder kendini.
Sevgili öğretmenim,
En çok sevdiğim arkadaşım beni
incitecek bir davranış sergilediği zaman ya da arkamdan olur olmadık sözler
etiği zaman ilk olarak büyük bir hayal kırıklığı yaşardım ve o anda dünyam
başıma yıkılırdı. Çünkü insan en yakın dostum dediği kişiden asla kötülük
beklemez ve bunu kalbinden bile geçiremez. Beni incittiği için önce oturur ve
ağlardım. Ben duygusal bir insan olduğum için bu durumu kafaya takardım ve
canım yanardı. Kendime gelmem uzun sürerdi ama kendime gelirdim ve bir daha
asla eski ben olmazdım.
Sevgili Öğretmenim,
Beni inciten arkadaşıma karşı
kesinlikle eski samimiyetimle davranmazdım ve ona aşırı anlamlar yüklemeyi
bırakırdım. Gerçekten seven insan arkadaşını davranışları ve dili ile kırmaz.
Onu incitirim diye çok korkar. Beni gerçekten inciten çok sevdiğim arkadaşımın
gerçek bir arkadaş, gerçek bir dost olmadığını anlamış olurum. Bundan sonraki
arkadaşlık ilişkilerimde insanlara fazla güvenmemeye başlarım ve kendimi onlara
kaptıracak boyutlarda samimiyet kurmam.
Hani bir söz vardır ya; “İnsanlarla
münasebetiniz ateşle münasebetiniz gibi olsun, çok yaklaşma yanarsın, çok
uzaklaşma donarsın diye.” diye artık bu söz doğrultusunda hareket ederdim. Hemen
affetmesem bile o arkadaş dediğim, canım bildiğim, kardeşim, dostum bildiğim
kişiyi zaman içinde affederdim ama ona karşı bir daha asla aynı olmazdım ve
uzak dururdum. Merhaba merhaba demekten ileriye gitmezdi ilişkim.
Çok Sevdiğiniz , Adeta Hayran Olduğunuz Birisini Anlatan Kompozisyon Yazınız .
Dedemin Kırmızı Kamyonu Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları
Dedemin Kırmızı Kamyonu Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları
1) Güneş her akşam ne kadar
internette takılacaktır?
A) 30 dakika
B) 40 dakika
C) 45 dakika
D) 50 dakika
2) Güneş’in kız kardeşinin adı
nedir?
A) Deniz
B) Yağmur
C) Gökçe
D) Derya
3) Güneş’in dedesi kaç yıldır
onlardan uzak kalıyormuş?
A) 5
B) 4
C) 3
D)2
4) Güneş , dedesinin hangi
fiziksel özelliğine dikkat çektiğini söylemiştir?
A) Gür kaşları
B) Pos bıyıkları
C) Uzun saçları
D) Koca burnu
5) Güneş’in en çok sevdiği oyuncağı
nedir?
A)Uzaktan kumandalı araba
B) Drone
D) Oyuncak helikopter
6) Güneş’in kuşunun adı
nedir?
A) Saksağan
B) Yelkovan
C) Mavi gerdan
D) Pırpır
7) Güneş ve kız kardeşi
babasının söylediği hangi söze ağlamışlardır?
A)Buradan başka bir şehre
taşınacağız.
B) Size artık bilgisayar
kullandırmayacağım.
C)Sevdiğiniz meyveleri bu
hafta alamayacağım
D)En sevdiğiniz oyuncağı
yanlışlıkla kırdım.
8) Güneş’in dedesinin bağı
neredeymiş?
A)İç Anadolu’da
9) Güneş ve ailesinin dikkatini
çeken televizyon haberi neydi?
A)Dünyayı sarsan bilimsel bir
buluşun olması
B) Deprem sırasında enkazda
kalan küçük Ayşe’nin kurtulması
C)Bir kedinin yavrularını
korumak için bir adama saldırması
D)Uzay’a ülkemizden de
birinin çıkacak olması
10) Güneş’in babasının
mesleği nedir?
A) Doktorluk
B) Mimarlık
C)Mühendislik
D) Avukatlık
11) Güneş’in Fen Kulübündeki
öğretmeninin adı nedir?
A)Aliye
B)Gamze
C) Fatma
D)Giz
12) Aşağıdakilerden hangisi
Güneş’in rüyasında gördüğü olaylardan biri değildir?
A) Takım elbiseli, parlak
turuncu kravatlı, yuvarlak gözlüklü bir adam görmüştür.
B)Güneş’in öğretmeninin
evlilik alyansının kocaman olması
C) Kurma anahtarının yeri
D) Dedesinin hayatını
kaybetmesi
13) Güneş’e rüyasında
öğretmeni ne söylemiştir?
A) En büyük erdem güzel
ahlaklı olmaktır.
B)İnsanın ancak çok sevdiği,
değer verdiği şeyler gözünde kalbinde büyüyebilir.
C)Empati kurmak dünyanın en
güzel duygularından biridir.
D) Yardımseverlik ve
merhametten yoksun bir kalp henüz insan olma vasfına ulaşamamıştır.
14) Güneş’in sevdiği kızın adı
nedir?
A)Melis
B)Züleyha
C)Alım
D) Asya
15) Aşağıdakilerden hangisi
Güneş’in hoşlandığı kızın göz rengidir?
A) Yeşil gözleri vardır.
B)Ela gözleri vardır.
C) Mavi gözleri vardır.
D)Kahverengi gözleri vardır.
16) Güneş’in dedesi Güneş’in
babası ile telefonda görüştükten kaç gün sonra çıkıp gelmiştir?
A) 5
B)7
C) 4
D) 2
17) Güneş’in dedesi yakın bir
zamanda nasıl bir rahatsızlık yaşamıştı?
A) Kanser hastalığını yakın
bir zamanda atlatmıştı.
B) Şeker komasından yeni
çıkmıştı.
C) Kalp rahatsızlığı
yaşamıştı.
D)Zatürre geçirmişti.
18) Aşağıdakilerden hangisi
dedenin fiziksel özelliklerinden biri değildir?
A) Kır saçlıdır.
B) Tombuldur.
C)Kısa boyludur.
D) Kitap okumayı çok sever.
19) Güneş’in babasının başka
bir şehre tayinin çıkarılmasının nedeni nedir?
A) İş yerindeki bir adamın
Güneş’in babasının projesini ele geçirmek için, çeşitli oyunlar oynayıp
evraklar hazırlayarak babasının işinden ayrılmasını sağlamak ve onun tayinin
çıkmasına neden olması
B) Devletin doğudaki hizmet
bekleyen kişilere ihtiyaç duyması
C) Annesinin kendi şehri olan
Antalya’ da yaşamak istemesi
D)Babasının kariyerini
yükseltmek için başka bir şehre tayin istemesi
20) Kız kardeşi Güneş’e en sevdiği
kuşu ne zaman almıştır?
A)Güneş ateşli hastalık
geçirdiği zaman
B)Güneş’in doğum gününde
C) Güneş okuldan eve
geldiğinde
D) Güneş zor bir sınavdan 100
aldığı zaman
21) Güneş’in babasının bulduğu
formül aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kötülük ve nefret geçmişe
götürür, iyilik ve sevgi geleceği getirir.
B)İyiliği düşünmek bizi
cesaretle yaşatır.
C) Bilgi insanı şüpheden,
iyilik acı çekmekten, kararlı olmak korkudan kurtarır.
D) Kendimizi üst seviyeye
çıkarmanın yolu, bir başkasının üst seviyeye çıkmasına yardımcı olmaktan geçer.
22) “ Dünyayı çocukların hayalleri
kurtaracaktır” diyerek Güneş’i öven kişi kimdir?
A)Güneş’in dedesi
B) Güneş’in babası
C) Güneş’in öğretmeni
D) Güneş’in annesi
23) Güneş’in dedesinin kırmızı
kamyonun sırrı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kırmızı kamyonun
kendiliğinden çalışıyor olması
B) Kırmızı kamyonun içinde bir
küp altın olması
C) Kırmızı kamyondan sadece
dedesinde bulunması
D)Kırmızı kamyonda Güneş’in
babaannesinin bir gezinti sırasında yaşamını kaybetmesi
24) Kırmızı kamyon yıllarca
nerede saklıymış?
A) Dedesinin üzüm bağında üstü
sarmaşıklarla kapalı bir halde yıllarca oracıkta durmuş kırmızı kamyon
B) Güneşlerin yaşadığı binanın
alt katında saklıymış
C) Dedesinin yaşadığı yer olan
Mersin’deki evinde saklıymış.
D) Güneş’in babasının iş
yerindeki bir bölümde saklıymış.
25) Güneş’in en sevdiği oyuncağın
hikayesi nedir?
A) Güneş en sevdiği oyuncağı
bir tatil köyündeyken görmüş ve çok beğenip almıştır.
B)Güneş’in en sevdiği oyuncak
o doğmadan önce alınmış olup dedesinin kamyonunun küçük modeli şeklindedir.
C) Oyuncağı bir hayırsever ona
getirmiştir.
D) Oyuncağı yolda bir kenara
atılmış halde bulup onu sahiplenip çok sevmiştir.
26) Güneş ailesi ile birlikte
kamyonda giderken , dedesinin yaşadığı küçük kazada dedesine bir şey
olmamıştır. Bunun üzerine dedesi onlara aşağıdakilerden hangi sözü söylemiştir?
A) Sakla samanı gelir zamanı
B)Acı patlıcanı kırağı
çalmaz.
C) Damlaya damlaya göl olur
D) İşleyen demir pas tutmaz
27) Güneş ve ailesi üzüm bağlarına
gittiklerinde neden çok şaşırmışlardır?
A)Bağda kocaman bir yılan
gördükleri için
B)Bağda tonlarca üzümün
ilaçlanmadan ve sulanmadan çok güzel bir şekilde yetiştiği için
C)Bağın etrafının
apartmanlarla çevrili olması ve bağın ortada görünmeyecek kadar küçük kalması
D) Bağlarının ortadan yok
olması yerine başka bir yerinin ev yapmış olması
28) Dedemin Kırmızı Kamyonu adlı
kitabın yazarı kimdir?
A) Uğur Dündar
C) Reha Muhtar
D) Ali Kırca
29) Güneş günlüğünde aşağıdaki
kişilerden hangisine yer almamaktadır?
A) Babası
B) Dedesi
C) En sevdiği kız arkadaşı
D) Komşuları Ayşe Hanım
30) Bu hikayeye aşağıdaki
başlıklardan hangisi verilemez?
A) Güneş’in hayalleri
B) Güneş’in bisiklet macerası
C) Güneş’in dedesinin
kamyonunun sırrı
D)Güneş’in rüyasında yaşadığı
olaylar
Cevaplar:
1.a 2. b 3.c 4.b 5.c 6.d 7.a 8.b 9.a 10.c 11.d 12.d 13.b 14.c 15.b 16.d 17.c 18.d 19.a 20.b 21.a 22.b 23.d 24.a 25.b 26.b 27.c 28.d 29.d 30.b
Sevdiğiniz Bir Türkünün Oluşum Hikayesini Anlatıp Seçtiğiniz Türküyü Sınıfta Okuyunuz
Sevdiğiniz Bir Türkünün Oluşum Hikayesini Anlatıp Seçtiğiniz Türküyü Sınıfta Okuyunuz
Ülkemizin başkenti olan Ankara’nın
meşhur bir elması vardır. Bu elmaya misket adı verilir. Küçücük bir elmadır bu
elma türü. Ganizade ailesinin Huriye adında şirin mi şirin güzel mi güzel bir
kızı vardır. Huriye evlerinin bahçesinde olan elma ağacına çıkar ve aşık
olduğu, canından çok sevdiği Osman Efe’yi bekler orada. Osman Efe de Ankara’nın sayılı efelerinden biridir.
Yakışıklı, genç, geniş omuzlu, yiğit bir
delikanlıdır. Osman Efe Huriyelerin evinin
önünden geçtiği zaman Huriye hemen elma ağacına çıkıyor ve Osman Efe de onu
görüyor. İkisinin de yüreğinde heyecan,
aşk duygusu başlıyor. Osman Efe Huriye’ye
Misket diye hitap ediyor.
O yörenin bir de meşhur ağası vardır. Adı Kır Ağa’dır.
Kır Ağa günlerden bir gün Huriye’yi su
doldururken görüyor ve Huriye’yi çok beğeniyor. Kır Ağa, Huriye’ye görücü gönderiyor.
Huriye’nin babası ise Kır Ağa zengin diye buna mutlu oluyor ve Annesi,
Huriye’nin ağzını arıyor, fakat Huriye ”Ölsem DE Kır Ağa’ya varmam” diyor. Huriye, akşamı zor
ediyor ve olanları bir an önce sevdiğine anlatmak istiyor. Bahçeye çıkıp, Osman
Efe’nin yolunu gözlemeye başlıyor. Uzaktan atını görünce, tırmanıp çıkıyor
elma ağacına. Başına gelenleri anlatıyor sevdiğine, Osman Efe’sine. Osman Efe bunları duyunca
çılgına dönüyor ve Kır Ağa’ya haber
gönderiyor , ”Kendini sever, sayarım. Yiğit kişi bellerim. Yolumdan çekilsin.
Sonu iyi olmaz” diyor.. Haberi Osman Efe’den Kır Ağa’ya götürenler, bire bin
katarak anlatıyorlar Kır Ağa’ya . Şunu diyorlar: ”Osman diyor ki, Kır Ağa kim oluyor da benim
yavuklumu alacak. Leşini sararım” falan
diyerek yalan yanlış abartmalarla dolduruyorlar Kır Ağa’yı.
Kır Ağa, ”Demek dünkü çocuk bize meydan okuyor. Kendine güveniyorsa karşıma çıksın” diye Osman Efe’ye haber gönderiyor. Tabii haberi götürenler Osman Efe’ye de olayı abartarak anlatıyorlar. Osman Efe Kır Ağa’ya, Kır Ağa Osman Efe’ye öfkeleniyor ve kinleniyorlar. Sonunda kıran kırana kavga ediyorlar ve kazanan Huriye’yi alsın diyorlar. Belirlenen gün ve yerde karşılaşıyorlar. Bıçaklar çekiliyor. Huriye ise durumu merakla bekliyor. Çıkmış elma ağacı üstüne, olanları gözlüyor. Bir yandan da Osman Efe için dua ediyor. Osman Efe ise Kır Ağa karşısında aslanlar gibi dövüşüyor. Kır Ağa birden duruyor. ”Benimle böylesine boy ölçüşen yiğide, ben kıyamam. Koç olacak kuzuya bıçak çekemem. Vur bıçağını bağrıma. Misket senin olsun” diyor. Osman Efe önce şaşırıyor, sonra oda bıçağını yere atıyor ve koşup ellerine sarılıyor Kır Ağa’nın ve her ikisi barışıyorlar.
Huriye olayları ağaçtan izliyor ve ne olduğunu
tam anlayamıyor. Derken kalabalık yaklaşır, önde Kır Ağa, arkasında kalabalık. Huriye’nin
gözleri Osman Efe’yi arıyor ama Osman Efe görünmüyor o sırada Huriye’nin
gözüne. Daha sonra ağaçta Huriye’nin aniden başı dönüyor, gözleri
kararıyor, tepe üstü ağaçtan aşağı düşerek cansız bir şekilde yere yığılıyor. Çok
geçmeden kalabalık elma ağacına ulaşınca, bir feryattır kopuyor. Osman Efe,
sığmıyor oralara. Kadınlar kızlar perişan. Misket kızın yani Huriye’nin
hikayesi dilden dile dolaşıp türkü oluyor.
Güvercin Uçuverdi (Misket) Türküsünün Sözleri ise şunlardır:
Güvercin uçuverdi
Kanadın açıverdi
Elin oğlu değil mi
Sevdi de kaçıverdi
A benim aslan yarim
Duvara yaslan yarim
Duvar cefa götürmez
Sineme yaslan yarim
Güvercinim uyur mu
Çağırsam uyanır mı
Yar orada ben burda
Buna can dayanır mı
A benim hacı yarim
Başımın tacı yarim
Eller bana acımaz
Sen bari acı yarim
Caminin müezzini yok
İçinin düzeni yok
Çok memleketler gezdim
Misget’ten güzeli yok
Daracık daracık sokaklar
Misget şeker topaklar
Pul pul olsun dökülsün
Seni öpen dudaklar
Caminin ezan vakti
İçinin düzen vakti
Ben Misget’i yitirdim
Sonbahar gazel vakti
Gökte yıldız sayılmaz
Çiğ yumurta soyulmaz
Üçer avrat almayan
Hiç erkekten sayılmaz
En Sevdiğiniz Mevsimi Tanıtınız
En Sevdiğiniz Mevsimi Tanıtınız
Mevsimlerin kendine göre
güzellikleri vardır. Her mevsim içimizde farklı hisler uyandırır. Mesela
ilkbaharda canlanır ve çevreye daha meraklı oluruz. Yaz mevsiminde rahatlama
başlar ve uzun günler bizi mutlu eder. Sonbaharla yaprakların dökülmesi
içimizde hüzün duygusunu barındırır. Kış ise kapalı ev ortamı ama sıcacık
sobanın yanında mis gibi kestane kokuları içinde ve patateslerin enfes
tatlarında kaybolur gideriz.
Sevgili öğretmenim, değerli
arkadaşlarım,
En sevdiğim mevsim kış mevsimidir.
Bazıları kış mevsimini çok sevmeyebilir ama ben en çok kışı seviyorum. Çünkü
kış mevsimi geldiği zaman evimizin içinde daha uzun sohbetler yapılıyor, geceler uzun olduğu için kış akşamları misafirliğe gidiyoruz ve zamanın nasıl geçtiğini
anlayamıyorum. Çünkü aşırı mutlu oluyorum. Komşularımızın çocukları ile minik
legolarımızdan türlü şekiller yapıp saatlerce bıkmadan usanmadan
oynayabiliyoruz. Soba yanarken pişen ekmekler, kavrulan kabak çekirdekleri, sobanın fırınında yapılan balıklar harika bir tat veriyor bana. Bunları bir de akraba ile komşu
ile yemek daha da güzel oluyor.
Sevgili öğretmenim,
Sabah uyandığımda annemin dışarı bak demesi ile günüm aydınlanıyor. Çünkü he yer kar ile kaplanmış oluyor.
Hele bir de benim gibi Sivaslı olanlar karın tadına doyuyor be harika bir kış
geçiriyoruz. Zorlukları da oluyor ama
yine de her şeye rağmen kışı çok ama çok seviyorum. Dışarıda
arkadaşlarla kar topu oynamak, akşamlara kadar kaymak beni çok mutlu ediyor.
Kış yemekleri de çok güzel oluyor. Annemin yaptığı pırasa, kereviz ve ıspanak
yemeklerinin tadını çok seviyorum. Her şeyi ile kışı seviyorum. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için
teşekkür ederim.
En Sevdiğiniz Kitap Hakkında Konuşun
En Sevdiğiniz
Kitap Hakkında Konuşun
Kitap okumayı çok severim ve
okuduğum kitaplar bana her zaman yol
göstermiştir. Kitap okumak insanın hayal dünyasını geliştirir ve kendimizi
okuyarak daha iyi hissederiz ve daha iyi geliştiririz.
En sevdiğim kitap ise Zülfü
Livaneli’nin yazdığı Son Adanın Çocukları adlı kitaptır. Kitabı okurken zamanın
nasıl geçtiğini bile anlamadım. Kitapta şunlar anlatılıyordu:
Son Adanın Çocukları ( Yazarı: Ömer Zülfü Livaneli)
Sevgili Öğretmenim,
Son Adanın Çocukları adlı kitap huzur ve mutlulukla bir araya gelmiş insanların yaşadığı, cennet gibi bir adada geçer. Bu adada toplam kırk aile yaşamaktadır. Toplam kırk aile yaşadığı için her ailenin ev numarası belirlenmiştir. Mesela bir komşudan bahsedilirken 7 numaralı komşu diye bahsedilir. Adada yaşayan insanlar sade bir yaşam sürmektedirler. Adada yaşayan insanlar birbirine karşı nazik davranan, kendilerini geliştirmiş, kibar kimselerdir. Kimsenin kimseye şiddet uygulamadığı çok güzel bir adadır burası. Paraya bile fazla ihtiyaç duyulmamaktadır burada. Günlerden bir gün adaya emekliye ayrılmış bir başkan gelir. Başkanın gelmesi ile adadaki insanların huzuru kaçar. Her gün yeni ve kötü gelişmeler yaşanır. Gelen başkan kötü niyetli, adanın doğal halini yok etmeye karar vermiş diktatör bir kimsedir. Emeklilik yıllarını bu adada geçirmek ister.
Adadaki olağanüstü düzen ve dostluk anlayışı, başkanın gelişiyle birlikte bir anda
değişiverir. Başkanın iki tane de torunu vardır yanında. Başkan ilk olarak yol
buyunca insanlara gölge olan, onları güneşin aşırı sıcağından koruyan ağaçlara
zarar vererek başlar. Yani doğa
katliamını ilk ağaçları budayarak başlatır
şiddet meyillisi bu art niyetli başkan. Bu durum ada halkı tarafından pek
önemsenmez ve kimse de bu duruma itiraz
etmez. fakat sonrasında başkanın isteği doğrultusunda
yönetim kurulu oluşturulur. Başkan, ada halkını, adaya medeniyet getireceğim,
burası daha iyi bir yer, daha modern bir yer olacak diye kandırmaya devam eder
ve ada halkı da onun bu düşüncesinden etkilenir. Başkan ilk olarak adaya zarar veren
şeyin martılar olduğunu söyler. Oysa adanın
asıl sahipleri, adanın asıl dostları orada yaşayan martılardır. Ada onların yuvası, onların
geçmişi, onların her şeyidir. Bu korkak ve acımasız başkan martılara düşman
olur ve elinden gelen her türlü kötülüğü
yapmaya başlar. Kurul kararı ile martıların öldürülmesi kararı alınır.
Böylelikle martıların el koyduğu adanın en güzel koylarına beş yıldızlı oteller
yaptırılabilecektir. Bu duruma itiraz edenler olsa da başkanın gücü karşısında kimse
bir şey yapamaz. Martılar yok edilmeye başlanır.
Martıların katliamıyla artık adada hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Martıları yok etmesi için aday ilk olarak tilkiler getirilmiştir. Tilkilerin gelmesi ile adanın doğal hali bozulur. Bu yöntemle martılar yok olur ama bu defa da adada yılanlar çoğalmaya başlar. Adanın dengesi bozulmuştur bir kere. Yılanlar ada halkına zarar vermeye başlar. Evlere girer, yatakların altından çıkar ve insanlar bir türlü rahat uyuyamaz. Yılanlar ada halkına zarar verince bir uzmana danışılır.
Uzman adanın her yerine direkler diktirerek leyleklerin adaya yerleşmesini sağlamak ister. Leyleklerin yılan sayısını azaltacağını düşünür. Fakat leylekler adaya uğramazlar. Uzman ada halkını dolandırarak kaçar. Ada halkı son bir çare olarak başkanın yönlendirmesiyle ormanı kontrollüce yakıp sorunlarından böylelikle kurtulmak isterler. Ama yangın tüm adayı küle çevirir, yakar, yıkar, yok eder. Yangından geriye kıyıdaki tekne, bakkal ve en kıyıdaki iki ev kalır. Başkanın iki torununun dışında adada yaşayan iki çocuk vardır. Bunlardan biri romanı anlatan kişidir. diğeri ise bakkalın dilsiz oğludur. Anlatıcının ve ailesinin mücadelesi, bakkalın oğlunun martıları yaşatma savaşı anlatılır kitapta. Tüm adayı yaktıktan sonra ada halkı tüm gerçeği görürü ve ama iş işten geçmiştir.
Daha sonra başkan adadan
gider ve adada kalan kimseler birer
fidan dikerek kaybettikleri adalarını
tekrardan bulurlar ve artık daha akıllı, daha bilinçli olurlar. Kitap bu şekilde
sona erer. Kitabı okuduğumda çok etkilenmiştim. Kötü niyetli insanların nasıl
bu kadar doğa düşmanı olduğuna bir kez daha şahit oldum. Kitaptan anladıklarım
bunlardı . Doğa dostu Zülfü Livaneli yine güzel bir konuya değinmiş ve doğamıza
sahip çıkmamızı gerektiğini anlatmış ve hepimizi güzel mesajlar vermiştir. Dinlediğiniz için teşekkür ederim öğretmenim.
Çok Sevdiğiniz Bir Filmi Veya Diziyi Anlatınız.
Çok
Sevdiğiniz Bir Filmi Veya Diziyi (Arka Sokaklar)Anlatınız.
Yıllardan beri takip ettiğim ve çok sevdiğim bir dizi vardır. Bu dizinin adı da Arka Sokaklar adlı dizidir. Dizide, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'nde özel bir ekipte görev yapan polislerin aile yaşantılarını y ve İstanbul sokaklarındaki maceraları anlatılmaktadır. Ekip, görevleri sırasında değişik ve çeşitli insan hikâyeleriyle sürekli karşılaşmaktadır. Bazen gülümseten, bazen de iç burkan bu hikâyelere, meslek yıllarının deneyimi ve babalığıyla yaklaşan, ekibin diğer genç üyelerine de yol gösteren kişi İstanbul Emniyet Müdürü Rıza Soylu olur.
Rıza Baba herkese babalık etmeye çalışır ve kötü insanların peşinde olur. Adaletsizliğe karşı olan Rıza Komser ve ekibi zalimleri, canileri yakalar ve onlara gereken dersleri verir. Diziyi izlerken kimi zaman duygulandığımız anlar kimi zamanda sevinçten havaya uçtuğumuz anlar olur. Dizede en çok sevdiğim karakterlerden biri de Mesut Komserdir. Mesut Komser içinden geldiği gibi konuşan ve yapmacık olmayan biridir. Hak eden kişilere hak ettiği cezayı vermesi benim çok hoşuma gidiyor. Hüsnü Çoban ve ailesi de ayrı bir macera tabi. Onların aile yaşantıları kimi zaman güldürüyor kimi zaman da ağlatıyor. Dize doğru ve dürüst insan olmak gerektiği, kötü işlere bulaşırsan başına ne gibi belalar geleceği, kötü alışkanlıklara sahip olmamak gerektiğine vurgu yapılıyor ve insanlara güzel ve anlamlı mesajlar veriliyor.
Rıza, Hüsnü, Mesut,
Engin, Aylin, Hakan adında komserler var ve bunlar ülkede asayişi sağlamak için
var güçleri ile mücadeleye devam ediyor ve toplumda güven ve huzuru sağlamaya
çalışıyorlar. Dizi izlenmesi gereken güzel bir dizidir. Haksızlıklar karşısında
susmamak gerekir, suç işleyen herkes hak ettiği cezayı almalı ve masumlar her
zaman koruma altına alınmalıdır. Her hafta izliyorum.
En Sevdiğiniz Şarkıcı Hakkında Konuşun
En Sevdiğiniz
Şarkıcı Hakkında Konuşun
En sevdiğim şarkıcı Barış Manço’dur. Barış Manço hayatını kaybedeli yıllar olmuş
ve ama yazdığı eserler yediden yetmişe herkesin dilinde olan eserlerdir. Çocukların
dilinden çok iyi anlayan, çocuk sevgisi ile tanınan, yardımsever ve güzel
yürekli bir adammış Barış Manço. Onun eserlerini okurken çok mutlu oluyorum ve
iyi ki de böyle biri dünyadan gelip geçmiş diyorum. Arkadaşım Eşek, Bal
Böceğim, Yaz Dostum ve daha çok sayıdaki şarkısını dinlerken kendimi çok iyi hissediyorum. Çünkü yazdığı
eserlerde insanlara güzel mesajlar da vermiştir. Çocuklar için çeşitli
yarışmalar düzenlemiş ve onlara çok değer vermiştir. Ülke ülke gezen Barış
Manço kültürlü bir insandır. Japonlar onun şarkısına hayran bir millettir.
Sevgili Öğretmenim, değerli
dinleyiciler!
Çünkü o hoşgörülü, geniş bilgi
birikimine sahip gerçek bir sanatçı olarak hayat sürmüştür. Barış Manço
ülkemizin büyük bir gururdur. Onun hakkında bildiklerim ve araştırdıklarım diğer bilgiler ise şunlardır: Mehmet Barış
Manço, 2 Ocak 1943 tarihinde İstanbul Üskürdardaki Zeynep Kâmil Hastanesi'nde doğdu. Manço ikinci
dünya savaşı yıllarında doğduğu için barışa olan hasretten dolayı adını Barış
koymuşlardır. Türk sanatçı, televizyon programı yapımcısı ve sunucusu, aranjör,
şarkıcı, besteci, söz yazarı ve kültür elçisidir. Yani çok yönlü bir
sanatçıdır.
Türkiye’de rock müziğinin
öncülerinden olan Barış Manço Anadolu
rock türünün kurucuları arasında yer alır. İki yüzün üstünde bestelediği
seri vardır. Bu başarılarından dolayı Barış Manço’ya on iki altın ve bir platin albüm ve
kaset ödülü verilmiştir. Çünkü bunu
kendi emeği ile hak etmiş, eşsiz bir sanatçıdır Manço. Şarkılarının bir
bölümü daha sonra Almanca, İngilizce,
İspanyolca, Arapça, İbranice, Yunanca, Bulgarca ve Flekemenkçe olarak yorumlanmıştır. Televizyon programları sayesinde dünyanın farklı ülkelerine gitmiş ve bu nedenle
kendisine “Barış Çelebi” denilmiştir. Hazırladığı televizyon programları
sayesinde dünyanın pek çok ülkesine gitmiş, bu nedenle "Barış Çelebi"
olarak adlandırılmıştır. 1991 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı
unvanı verilmiştir. Anlatacaklarım bunlardır.
Dinlediğiniz için teşekkür etmeden önce Barış Manço'ya ait sözler ile konuşmamı
noktalamak istiyorum:
“Ben ne çağdaş Türk ozanı ne çağdaş
Dede Korkut ne de günümüzün Nasrettin Hoca’sıyım. Sadece 20. yüzyılda yaşamış
ve o yüz yıla damgasını vurmaya çalışan bir Türk’üm. 20.yüzyılın Türk müziğini
yapıyorum.”
En Sevdiğiniz Mevsim Hakkında Konuşun
En Sevdiğiniz
Mevsim Hakkında Konuşun
İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimleri ülkemde belirgin
olarak yaşanmaktadır. Benim en çok sevdiğim mevsim ise toprak ananın yavaş yavaş
uyanmaya başladığı, çiçeklerin açtığı, böceklerin uçtuğu, dağların yeşermeye
başladığı ilkbahar mevsimidir. İlkbahar mevsimi benim için yeniliği, hayata
yeniden yeni umutlarla bakmayı ifade eder. Umutlu olmayı ve amaçlarımı hayata
geçirmem için çalışmaya başlamamam gerektiğini ifade eder. Bunun için ilkbahar
mevsimini çok seviyorum.
Sevgili Öğretmenim,
Yağmurların yağması ve yağan yağmurun altında ıslanarak
özgürlük diyerek gökyüzüne bakmak ve baharın o mis kokusunu içime çekmek beni
mest eder. Kışın o soğuk yüzü artık yoktur ve yüreğimizdeki sıkıntılar da
karamsarlıklar da ilkbaharın gelmesi ile ortadan kalkar. İlkbahar mevsimi benim
için mutluluktur, heyecandır. Güneş ile
yavaş yavaş iç içe olmaya başlamaktır. Annesinden yeni doğan kuzuların meleme
seslerinin kulağımda yankılanışıdır. Yaylaların bir başka güzel olması,
ormanların bir başka güzel olması demektir. Bunun için ilkbahar mevsimini çok seviyorum.
Bereket, bolluk, yeniden doğma, yenilenme gibi kavramları
zihnimde çağrıştırmaktadır. Anneler için detaylı bir ev temizliğine başlama,
çocuklar için dışarıda doya doya oynama, yaşlılar için dışarı çıkıp güneşlenme
ve yürüyüş yapma, gençler için sevdiği kişi ile kırlarda gezme vb gibi
güzelliklerin yaşanmasıdır ilkbahar mevsimi. İlkbahar ile anlatacaklarım ve
hissettiklerim bunlardı. Dinlediğiniz için teşekkür ederim öğretmenim.
En Sevdiğiniz Hayvanı Özellikleri İle Birlikte Anlatınız
En Sevdiğiniz
Hayvanı Özellikleri İle Birlikte Anlatınız.
Hayvanlar insanların dostu olan,
insanların bakımına muhtaç olan, eziyet edilmek için değil sevilmek için
dünyamızı paylaştığımız masum canlılardır. Bunun hayvanlara iyi davranmalıyız
ve vicdansızlık yapmamalıyız.
Sevgili Öğretmenim,
Benim en sevdiğim hayvan attır. Atların o görkemli duruşu, gücü, asaleti bende farklı izlenimler bırakır. Ata bindiğim zaman kendimi çok mutlu ve güçlü hissediyorum. Kültürümüzde de atın ayrı bir önemi vardır. Çünkü at; At, Türk kültür ve inancında gücün, kuvvetin, asaletin, zarafetin, zenginliğin, zaferin, dostluğun, yoldaşlığın, güvenin, özgürlüğün, sadakatin, yaşamın, ölümün, muradın simgesidir. Atların özellikleri şunlardır: Atın erkek olanına aygır, dişi olanına ise kısrak denir. Genç olan atlara ise tay denilir. Yetiştirme, bakım ve çevreye bağlı olarak modern atların ömrü ortalama 25 ila 30 yıl arasındadır.
İstisna olarak kırk yaşına kadar yaşayan atlar
da vardır. Atlar otçul ve tek mideli hayvanlardır. Geviş getirmezler. Kendilerine özgü kişneme sesleri vardır. Atlarda
vücut üzerindeki renkler ya da renk karışımları “don” denilir. Atın insan ile
arasındaki en büyük fark, insanlarda köprücük kemiği olarak adlandırılan
kemiğin atlarda olmamasıdır. Atlarda toplam 36 diş bulunur. At fazla zeki
bir hayvan değildir.
Sevgili Öğretmenim,
Atlar çok hassas hayvanlardır ve iyi bir hafızası vardır. Ata binen binici atın bu özelliklerinden bütün eğitim ve çalışma süresince yararlanmayı bilmelidir. Bir hareketi başardığında okşanır ve sevilirse bunu hiç unutmaz. Verilen cezayı da hatırından çıkarmaz. Bu sebeple ata ceza vermekten mümkün olduğundan kaçınılmalıdır. Yoksa at sizin ile ilgili deneyimi kötü sonuçlanabilir ve sırtından bir anda yere attığında şaşırır kalırsınız.
At zeki değildir ama
öğrendiğini asla unutmaz. Kaldığı yer çok uzaklarda da olsa yerini eninde
sonunda bulur. Yetişkin atlar bir günde yaklaşık üç saat uyurlar. Yeni
doğan bir tay sık sık kestirmek için uzanır ve yaklaşık üç aylık olana
kadar günün yaklaşık yarısını uykuda geçirir. Çok sevdiğim hayvan olan atlarla
ilgili anlatacaklarım bunlardı. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Sevdiğiniz Bir Şairi Tanıtınız
Sevdiğiniz
Bir Şairi Tanıtınız
Milli marşımızın şairi değerli
insan üstat Mehmet Akif Ersoy2u tanıtmak isterim. Çünkü Mehmet Akif Ersoy bu
milletin marşını yazmış, imanlı ve vatansever bir şairdir.
Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım
Mehmet Akif Ersoy, Mehmet Âkif
Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da Fatih ilçesinin
Karagümrük semtinde Sarıgüzel Mahallesi'nde doğmuştur. Nüfusa kaydı doğumundan
sonra babasının imamlık yaptığı ve ilk çocukluk yıllarını geçirdiği
Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde yapıldığı için nüfus cüzdanında Mehmet Âkif'in
doğum yeri Bayramiç yazılmıştır. Annesi Buhara’dan Anadolu'ya göç etmiş
bir Özbek bir ailenin kızı olan Emine Şerife Hanım (1836-1926); babası
ise Arnavut kökenli Kosova’nın İpek kentinde
dünyaya gelmiş olan Fatih Camii medresesi hocalarından İpekli Tahir Efendi’dir.
Sevgili öğretmenim,
Mehmet Akif Ersoy, Kaynağı İslam dini olan, imani şiirleri ve manzum hikayeleri ile tanınmıştır. Türk şiirine gerçek realizmi getiren kişidir. Eserlerinde canlı tablolar çizmiştir. Epik ve didaktik şiirler yazmıştır. Şiirinin konularını günlük olaylardan alan yazar ve şairi Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşını yazmış, bu milli marşım halkına armağan etmiştir. İstiklal Marşını halkına hediye ettiği için kitabına almamıştır. Mehmet Akif Ersoy’un şiirlerinde de birkaç örnek vermek isterim: Asım, Çanakkale Şehitlerine, Bülbül, Seyfi Baba, Küfe, Süleymaniye Kürsüsünde adlı şiirleri onun en önemli şiirleridir. Veteriner olarak göreve başladığı ilk yıllar bile daha çok şairliği ile tanınmıştır. 1906 yılında Halkalı Baytar Mektebi’nde, 1908 yılından sonra ise Edebiyat Fakültesinde öğretmenlik yapmıştır.
1920 yılına gelindiğinde ise Mehmet Akif Ersoy Burdur milletvekili olarak
meclise girdi. 1921 yılında para ödülü almamak şartı ile milli marş yarışmasına
katılmayı kabul eder. Milli marşımızı kahraman ordumuza ithaf etmiştir. 12 Mart
1921 günü ise şiiri milli marşımız olarak kabul edilir. Ödül olarak verilen 500
lirayı ise Hilal-i Ahmet ve Darül- Mesai Vakfına bağışlamıştır. Gerçek bir halk
kahramanı, gerçek bir vatanseverdir. Mehmet Akif Ersoy'un bir kaç sözü ile konuşmama son vermek isterim: "Sahipsiz bir vatanın batması haktır, sen sahip çıkarsan bu vatana batmayacaktır." "Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek, sözün odun gibi olsun hakikat tek." Mehmet Akif Ersoy. Anlatacaklarım
bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Sevdiğiniz Bir Hayvanı Kişileştirerek Aşağıya Onun Duygularını Anlatan Hikaye Edici Metin Yazınız
Sevdiğiniz
Bir Hayvanı Kişileştirerek Aşağıya Onun Duygularını Anlatan Hikaye Edici Metin
Yazınız
Hava kararmış, yağmurlar başlamış ve tavuklar kümese girmişti. Tavukların başı olan Anne Tavuk Şirin küçük tavuğun yuvaya girmediğini görünce endişelendi ve diğer tavuk arkadaşlarına dönerek Minnak nerede diye sordu. Tavuklar hep bir ağızdan arkamızdan geliyordu ama galiba bize yetişemedi dediler. Anne Tavuk Şirin hemen hava iyice kararmadan koşarak dışarı çıktı. Koştu koştu ve yolun kenarında Minnak'ı gördü.
Minnak yerde yatıyor ve karnı ağrıyordu. Anne Tavuk Şirin’e dönerek iyi ki geldin, iyi ki beni buldun canım anneciğim dedi. Sen olmasan burada hasta olup kalacaktım. Sen geldin kendime geldim. Birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmak, bir yere ait olmak ve sevildiğini hissetmek ne güzel bir duyguymuş dedi. Anne Tavuk da ona sarıldı ve onu kucağına alarak yuvaya götürdü.
Diğerleri de hep bir
ağızdan Minnak’a hoş geldin güzel kardeşimiz dediler ve başladılar gık gık
gıdak demeye. Sonra hepsi güven içinde, sevgi içinde uykuya daldı. Sabah güneşi
ile Horoz Baba’nın sesi tavukları uyandırdı ve yine güzel bir güne hep bir
ağızdan merhaba diyerek yaşamaya devam ettiler.
En Sevdiğiniz Yazar Hakkında Konuşun.
En Sevdiğiniz
Yazar Hakkında Konuşun.
Yazarlar yazdıkları eserler ile
bizlere doğru yolu gösteren, bizlere ön ayak olan bilgili kimselerdir. En
sevdiğim yazar; çocuk kitapları yazan ve
yetişkinlerin yanlış hareketlerini eleştiren, onların nasıl yetişkinler olması
gerektiğini anlatan kişi olduğu Şermin Yaşar’ı çok seviyorum. Şermin Yaşar çocukların
dilinden anlayan, onların seviyelerine inen, ön yargılardan uzak duran ve
çocukları sadece çocuk olduğu çok seven kaliteli bir yazardır. Şermin Yaşar’ın
kitaplarını büyük keyifle okudum.
Sevgili Öğretmenim,
Okurken hem güldüm, hem duygulandım
ve hem de çok şey öğrendim. Şermin Yaşar 1982 yılında Almanya’nın başkenti
Berlin’de dünyaya gelmiştir. Aslen Bilecikli olan yazar göçmen bir ailenin kızıdır..
Çocukluk yıllarında ailesi ile birlikte Türkiye’ye dönen yazar memleketi
Bilecik’in Kınık ilçesine yerleşmiştir. Lisans eğitimini Isparta’da bulunan
Süleyman Demirel Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamlamıştır. Lisansüstü eğitimini Gazi Üniversitesi’nde tamamlayan yazar bir
süre reklam metin yazarlığı yapmıştır.
Sevgili Öğretmenim,
Bana göre Şermin Yaşar çocukların ortak duygu ve düşüncelerini, dertlerini yazan ve biz çocukları çok iyi anlayan bir yazardır. Onunla tanışmayı, onunla konuşmayı çok isterim. Şermin Yaşar kitap piyasasında çocuklar için oyun önerisinin az olduğunu fark ederek çocukların hayal dünyasının gelişmesini sağlayan, onlarla diyalog kurulabilen, el becerilerini geliştiren ve kişisel gelişimine katkıda bulunan aktiviteler yazmaya başlayarak yazın hayatına adım atmıştır.
İyi ki yazar olmuştur. Çünkü onun eserlerini yetişkinler de okumakta ve çocuk eğitimi ile ilgili çok güzel bilgiler öğrenmektedirler. Eserlerinde yetişkinleri mizahi bir şekilde eleştiren Şermin Yaşar çok iyi bir anne, çok iyi bir yazar ve çok iyi bir eğitimcidir. Anlatacaklarım bunlardı. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Sevgi İle İlgili Özlü Sözler
Sevgi İle İlgili Özlü Sözler

İnsanları hayata bağlayan ve hayatta
mucizelerin olmasını sağlayan en değerli şey sevgidir. Sevginin olduğu yerde
aydınlık vardır, umut vardır. İnsan sevgi ile bir bütündür. Sevgi en sert
insanı bile yumuşatabilir ve yapılamaz denen şeyleri yaptırabilir. Onun için
sevgiye tutunmalıyız ve sevgi ile hayata bağlanmalıyız. Koşulsuz sevmesini
bilmeliyiz ve içimizdeki sevgi baharını öldürmemeliyiz.
Sevgi sözleri şunlardır:
“Sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor.” Özdemir Asaf.
“Karşılığında sevgi uyandırmadan
seviyorsanız, yani sevgi olarak sevginiz karşılıklı sevgi yaratmıyorsa; seven
bir kişi olarak dışa vurumunuzla kendinizi sevilen bir kişi yapamıyorsanız,
sevginiz güçsüzdür, bu bir talihsizliktir. Karl Marx
“Her şeyden önce birbirinizi candan
sevin. Çünkü birçok kötülüğü örter.” Petrus
“Öyle uzaktan seyretme adına hayran
olduğum yar. Buyur gel ömrüme, ömrüm, ömrün olsun”. Mevlana
"Yumuşak, sertten güçlüdür; su
kayadan güçlü, sevgi, zorbalıktan güçlüdür." - Hermann Hesse
“Şehrime gel sevgili. Yarın çık
gel. Bırak her şeyi bir bekleyenim var de gel. Gel ki bu şehir adımlarınla
anlamlansın. Gel ki bu şehir nefretim olmaktan çıksın. Gel ki nefes alayım.
Gel.” Nazım Hikmet.
Sadece sevgi dolu bir bakış, bir
insanın hayatını değiştirebilir. Osho
“Seni anlatabilsem seni. Yokluğun
cehennemin diğer adıdır. Üşüyorum kapama gözlerini.” Ahmet Arif.
“Sevgi insanı birliğe, egoizm ise
yalnızlığa götürür.” Friedrich Schiller
“Sevgi, karşılıklı verilen
mutluluktur.” Sabina
“Sevginin bulunmadığı yerde, aklı
da arama.” Mihayloviç Dostoyevski
“Hayatının geri kalanını birisiyle
geçirmek istediğini anladığın zaman, hayatının geri kalanının bir an önce
başlamasını istersin.” When Harry Met
Sally.
“"Mükemmel olduğunu gördüm ve bu
yüzden seni çok sevdim. Sonra mükemmel olmadığını anladım ve seni daha çok
sevdim." Angelita Lim
“Sevmek inanmak demektir.” Van
Goethe.
“Sevgi, doğanın ikinci güneşidir”.
G. Chapman
“Sadece sevgiyi tut içinde,
diğerlerini bırak gitsin.” Tayfun Topaloğlu
“İnsan, yalnızca sevdiği zaman
kötülük etmez.” Anatole France.
“Hangi acı, sevginin verdiği acıdan
daha soylu daha değerlidir.” George Sand
“İçinde sevgi barınan için, bütün
dünya tek bir ailedir.” Budha.
“Sevmekten sonra en büyük mutluluk,
sevgiyi itiraf etmektir.” Andre Gide
“Kendine karşı sevgi, başkalarını
sevebilme yetisine sahip olanlarda görülür.” Erich Fromm.
“Bazen sevgi sayesinde her şey
birbiriyle birleşir, başka bir zamanda ise nefret yüzünden, hepsi birbirinden
ayrılır gider.” Empedocles
“Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla
ışığından bir şey kaybetmez.” Mevlana.
“Sen kalbini taşıdığını sanırsın.
Oysa kalbin seni taşımaktadır, sevgi ve umutla. Tayfun Topaloğlu
“Yağmuru sevdiğini söylüyorsun; ama
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun. Güneşi sevdiğini söylüyorsun; ama güneş
açınca gölgeye kaçıyorsun. Rüzgârı sevdiğini söylüyorsun, rüzgar çıkınca,
pencereni örtüyorsun. İşte bundan korkuyorum; çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun.”
William Shakespeare
“Sevginin gücü, güce olan sevgiye
üstün geldiğinde, dünya barışı tanıyacaktır. Jimi Hendrix
“Sevdiğin kimseyi ölçülü sev,
olabilir ki günün birinde düşmanın olur, düşmanına karşı da aşırı gitme,
olabilir ki günün birinde dostun olur.” Hz. Muhammed (sav.)
“Sevgi, bilgi ve çalışmanın; ne
vatanı olur, ne gümrük duvarları, ne de üniforması.” Sigmund Freud.
“Başka bir insanın mutluluğu,
güvenliği ve gelişimi bizim için kendi mutluluğumuz, güvenliğimiz ve
gelişimimiz kadar, önemli hale geldiğinde sevgi vardır.” Harry Stack Sullivan
“Kimyacı; kalbinden şefkat, saygı,
özlem, sabır, pişmanlık, sürpriz ve affedicilik elementlerini çıkarabilir ve
bunları birleştirerek sevgi adı verilen tek bir atom haline dönüştürebilir.”
Halil Cibran
“Sevgiyle bakılan her şey güzeldir
aslında, kim dünyayı daha çok severse, o daha güzel bulacaktır.” Christian
Morgenstern.
“Yaşamlarımızın değişik
aşamalarındaki sevgi işaretleri farklılık gösterir, bağımlılık, ilgi,
hoşnutluk, kaygı, sadakat, keder; ancak yürekteki sevgi hiç değişmez. Her şeye
karşın, insanların birbirleriyle bağ kurma kapasiteleri vardır.” Michael Dorris
“Karanlık karanlığı defedemez; bunu
sadece ışık yapabilir. Nefret nefreti defedemez; bunu sadece sevgi yapabilir.”
Martin Luther King.
“Gençliğimizde, düşüncelerimizi
oluşturan bütün konular sevgi ile ilgilidir, sonraları ise bütün sevgilerimiz,
düşüncelerimiz olur.” Albert Einstein.
“Verdikleri sevgiyi tam ölçüsünde
geri almak isteyenler, ciddi düş kırıklığına uğrayacaklardır, sevgi, eşit
miktarlarda ölçülüp dağıtılamaz. “ Leo Buscaglia.
“Sevginin varlık nedeni, bizi mutlu
kılmak değildir. Benim inancıma göre sevgi, acı çekmelerde, çilelere
katlanmalarda ne kadar güçlü olduğumuzu bize göstermek için vardır.” Herman
Hesse.
“Duyguları en iyi şekilde sevgi
sayesinde harekete geçirmek mümkündür; daha doğrusu, duygular başka şekilde
harekete geçmez. Kalp, kalbe etki etmelidir, gönlü sevgiyle dolu kişinin tüm
ilişkilerinde karşısındakini etkilediği görülmüştür.” Samuel Smiles
“Anladım ki Allah insanların
birbirinden ayrı ayn değil, tek vücut halinde yaşamalarını istediğinden, her
birine kendi ihtiyaçlarını değil; hepsi pekguzelsozler.com için gerekli olan
şeyleri ilham ediyor. Anladım ki insanlar, kendilerini düşünerek yaşıyor gibi
görünse de gerçekte onları yaşatan tek şey sevgidir. Kim severse, Allah’a
yaklaşır; Allah da ona yaklaşır, çünkü o, sevgiyi yaratandır.” Lev Tolstoy
Fazla iktidar hırsı yüzünden düşen
melekler oldu, fazla bilgi arzusu da insanları düşürdü; fakat sevecenliğin
fazlası yüzünden tehlikeye giren ne bir melek, ne de bir insan olmuştur.
Francis Bacon
“Kızgınlık, kırgınlık ya da acıya
tutunmayın. Enerjinizi çalarlar ve sizi sevmekten alıkoyarlar.” Leo
Buscaglia.
“Gerçekten sevenler, karşılık
beklemeden sevenlerdir.” Ahmet Hamdi Tanpınar.
“Herkes temel bir şeyi unutuyor;
insanlar sizi, siz onları sevmeden sevmeyecekler”. Pat Carroll.
“Sevip de kaybetmek, sevmemiş
olmaktan daha iyidir.” Seneca
“Kötü adamlar korkudan itaat eder,
iyi adamlar sevgiden.” Aristotie
“Bir şeyi kaybedeceğimizi
anlayınca, sevmeye başlarız.” K. G. Chesterton
“Seni kim olduğun için değil,
seninle birlikteyken benimkim olduğum için seviyorum. Roy Croft
“Sevgiyle düşünün, sevgiyle
konuşun, sevgiyle davranın. Her ihtiyaç karşılanacaktır.” James Ailen.
“Birisini seviyorsanız, gitmelerine
izin verin. Geri dönerlerse, her zaman sizindiler ve eğer geri gelmezlerse,
hiçbir zaman sizin değillerdir”. Kahlil Gibran.
“Sevgi ruhun güzelliğidir.” Augustinus.
“Sevmeye başlayınca, eskisinden çok
farklı bir insan olduğumuzu anlarız.” Blaise Pascal
“Sevgiyle, bulanık ve tortulu
sular, arı ve duru hale gelir.” Mevlana
“Sevgi, insanı birliğe, bencillik
ise yalnızlığa götürür”. Schiller.
“Sevgi ektiğimiz yerde mutluluk
büyür.” Shakespeare
“Sevgi, dünyadaki yaşamın aktığı
nehirdir.” Henry Beecher.
“Sevmek, sevilmeyeni de sevmektir,
yoksa bir erdem değildir.” Gilbert Chesterton
“Birbirinizi sevin, mutlu
olursunuz. Bu o kadar basit ve o kadar zordur.” Michael Leunig.
“İnsanları sevmeyi öğrenmek, gerçek
bir mutluluktur.” Platen Hallermund.
“Geriye dönüp hayatınıza
baktığınızda, gerçekten yaşadığınız anlar, sevgiyi ruhunuzda hissettiğiniz
anlardır.” Henry Drummond.
“Büyük sevginin olduğu yerde her
zaman mucizeler vardır.” Willa Cather.
“Ölçülebilen sevgi, zavallı bir
sevgidir. Shakespeare
“Sevginin en güzel ispatı,
güvendir.” Joyce Brothers.
“Sevgi, ruhun güzelliğidir.” St.
Augustine
“Biz bаşkа severdik, o yüzden bаşkа
sevemedik.” Nаzım Hikmet RAN
“Unutma, sır gibi seversen eğer muradın gerçekleşir. Çünkü tohum toprağa
gizlenirse yeşerir.” Mevlana
“Bir kere sevmesini öğrendiğinde,
yaşamayı da öğrenmiş olursun.” Anonim.
“Sevginin en güzel ispatı,
güvendir.” Joyce Brothers.
“Sevgi, her yaştaki insana
çılgınlık yaptırır”. Felhc Carpio
Sevgi, almak değil, vermektir.” Henry
Van Dyke
Sevgi, çiçek açmayan yere uğramaz.”
Eflatun
Neşeli bir kalp, sevgiyle yanan bir
kalbin kaçınılmaz bir sonucudur. “ Mother Teresa
“Sevdiğiniz insanların daha iyi
olmalarını bekleyin; daha iyi olmalarına yardımcı olursunuz. Ama
başarısız olduklarında da üzülmeyin; bu denemeye devam etmelerine yardımcı
olur.” Anonim.
“Tolerans ve kişisel farklılıklara
saygı, sevginin devam etmesini sağlayan yakıtlardı." Tom Hannah