“Dostun Üzüntüsüne Acı Duyabilirsin. Bu Kolaydır; Ama Dostun Başarısına Sempati Duyabilmek, Sağlam Bir Karakter Gerektirir.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Dostun Üzüntüsüne Acı Duyabilirsin. Bu Kolaydır; Ama Dostun Başarısına Sempati Duyabilmek, Sağlam Bir Karakter Gerektirir.” (Oscar Wilde) Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Birinin başına üzücü bir olay geldiğinde insan olarak ilk tepkimiz elbette üzülmek olur. Keşke o kişinin başına böyle üzücü bir olay gelmeseydi, keşke   o kişi daha dikkatli olsaydı falan deriz. Kişi sadece dostunun acısına üzülmez ki insan olan kişi  acı olan, insanı üzen her şeye üzülebilir. Dostun üzüntüsüne acı duyabilirsin. Çünkü onlar dostumuzdur ve zor anlarında dostlarımızın da yanında olmamız gerekir. Dostun acısına acı duymak ve kendimizi onun yerine koymak ve onun gibi hissetmek kolaydır ama dostun başarısına sempati duyabilmek ise sağlam bir karakter gerektirir.

 

Kendini bilen, insancıl düşünen ve insan olan kişi dostunun sadece kötü günlerinde değil iyi günlerinde de yanında olmalıdır. Kişi dostunun başarısına da sevinmeli ve onun başarısını da kendi başarısı gibi görmeli ve onun başarısına yürekten sevinmelidir. İşte böyle yapıldığı zaman sağlam bir karaktere sahip oluruz ve gerçek bir dost oluruz. Böyle olan dostluklar da bir ömür sürer. Sevdiğimiz arkadaşlarımızın, dostlarımızın , yakınlarımızın başarılı olması  bizi daha çok mutlu etmelidir ve içimizde kesinlikle kıskançlık duygusu uyanmamalıdır.

 


 İçimizde sevgi, mutluluk olmalıdır. Sanki biz bir şeyi başardık gibi sevinmeliyiz. İşte bunu yaptığımız zaman karakteri oturmuş , sağlam bir kişilik oluruz. Bu yürekten yatığımız zaman daha kendimiz olur  bizi biz yapan değere sahip oluruz.

“Hayatın En Büyük Hataları, Başarıya Ne Kadar Yaklaştıklarını Bilmeyen İnsanların Vazgeçmelerinden Dolayı Olur.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Hayatın En Büyük Hataları, Başarıya Ne Kadar Yaklaştıklarını Bilmeyen İnsanların Vazgeçmelerinden Dolayı Olur.” ( Thomas Alva Edıson) Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


 

İnsanlığı ileriye götürecek olan, insana  zorlu yollardan sonra aydınlık yolları gösteren ve toplumları ayakta tutacak olan şeyler güzel ahlak ve sıkı bir çalışma sayesinde olur. Çalışmak, alın teri dökmek, amacı uğrunda sonuna kadar mücadele ederek hedefine ulaşmak kişiyi mutlu eder. Kimi insanlar vardır ki o kadar çalışır, emek eder, her türlü zorluğun üstesinden gelir ve son birkaç tane daha zorluk kalır  ve işte o anda o çalışan, mücadeleci insanlar başarıya ramak kala olan birkaç zorluğa dayanamazlar ve pes ederler. Pes ettikleri için de asıl amaca ne kadar yaklaştıklarının farkında bile olmadan yenilgiye ve başarısızlığa uğrarlar.

 

Hayatın en büyük hataları, başarıya ne kadar yaklaştıklarını bilmeyen insanların vazgeçmelerinden dolayı olur der ampulü icat eden, büyük bilim insanı Edison. Kendisi de ampulü bulmadan önce defalarca deney yapmış ve çoğunda başarısız olduğu halde kararlılığından ve çalışmasından asla vazgeçmeden yoluna devam etmiştir. Hatalarından ders çıkarmış ve inatla tekrar deneyler yapmaya başlamış ve gece gündüz uyumadan yaptığı bu deneyler en sonunda cevap bulmuş ve o büyük bilim insanı elektriği, ampulü bularak dünyamıza aydınlığı, ışığı, teknolojiyi, bilimi getirmiştir. Bu başarının  bedeli elbette kolay olmamıştır. Kendisine belki inanmayanalar olmuştur, yaptığı deneyi küçümseyenler onunla alay edenler olmuştur ama o kimseye aldırmadan yoluna devam etmiştir ve başarının verdiği muhteşem hazza ulaşmak için insanlığa büyük icat getirmiştir ve insanlığı çeşitli zorluklardan kurtarmış ve hayatımızı kolaylaştırmıştır. Bugün tüm kadınlarımızın, dedelerimizin dilinde hep Edison için rahmet okunur. Elektriği kim bulduysa yeri de aydınlık olsun derdi eski büyüklerimiz. Edison hem elektriği bulmuş hem de insanların yaşamını kolaylaştırmış, bir taşla birden fazla kuş vurmuş ve amacına ulaşabilmiştir.


İşte bizler de kendimize onu örnek almalıyız ve amacımıza ulaşana kadar pes etmemeliyiz ve başarının bizimle olması için son nefesimize kadar mücadele etmeliyiz. Bu yolda elbette çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalacağız önemli olan o zorluklarında üstesinden gelip insanlığa faydalı işler yapabilmek ve faydalı eserler bırakabilmektir önemli olan. Yeter ki isteyin, emek edin ve azim ve sabırla yoğrulun gerisi kendiliğinden gelecektir Allah’ın da izni ile.

“Bazen Küçük Şeylerden Ne Müthiş Sonuçlar Alındığını Gördükçe İçimden Küçük Şey Diye Bir Kavram Olmadığını Düşünüyorum.” Sözü İle İlgili Bir Kompozisyon Yazınız.

 “Bazen Küçük Şeylerden  Ne Müthiş  Sonuçlar Alındığını Gördükçe  İçimden Küçük Şey Diye Bir Kavram  Olmadığını Düşünüyorum.” Sözü İle İlgili Bir Kompozisyon  Yazınız.

 

Sevmek, yardım etmek, empati kurabilmek, düşenin elinden tutup kaldırmak,  merhametli olmak, acıyı paylaşabilmek insana ait olan, insani duygulardır. Aslında küçük şey diye bir şey yoktur. Bazen küçük şeylerden ne müthiş sonuçlar alındığını gördükçe, içimden küçük şey diye bir kavram olmadığını düşünüyorum der  Bruce Barton. Çünkü bazen yaptığımız iyiliklerin, küçük dokunuşların insanın hayatına nasıl bir şekilde tesir ettiğini ve onları nasıl mutlu ettiğini biz bile tahmin edemeyebiliriz. Örneğin; Normal zamanlarda hiçbir sıkıntısı yokken  bir anda maddi sorunlarla karşı karşıya gelen bir komşumuzun o anlık ihtiyaçlarını elimizden geldiği kadar karşılayabilmek ve ona yardım etmek çok insani bir davranıştır. Yapılan bu iyilik o komşumuz tarafından unutulmaz ve bu davranış onun için ömür boyu değerli bir hediye olarak kalır zihninde. Yapılan iyiliğin küçüğü büyüğü olmaz. Çünkü küçük hediye diye bir şey yoktur.

 

Başka bir örnek olarak şunu söyleyebilirim:  Hiç anne ve baba sevgisi  almamış, bu özel duyguyu ruhunun  derinliklerinde hiç hissetmemiş  bir çocuğun boynu bükük şekilde okulun bahçesinde oturduğunu gördükçe onun yanına gidip ona canı gönülden sarılmak, onun başını okşamak ve onun küçük ellerini sevgi ile öpmek o çocuk için ne denli büyük bir mucize  olur ve çocuk ve kişi arasında büyük bir sevgi ortaya çıkar. Çocuk kendini de seven birilerinin olduğunu, sevilmek duygusunun ne kadar da güzel bir duygu olduğunu o anda hisseder ve sevinçten göklere çıkmak ister. Çünkü o sevgi küçük bir sevgi değildir, çünkü o dokunuş, o hissiyat küçümsenecek bir şey değildir. Önemli olan ince düşünebilmek, insanların yaralarına merhem olabilmektir. Sevdiklerimizi, yakınlarımızı, bizi sevenleri mutlu etmek için illaki pahalı pahalı hediyeler almamız şart değildir.

 

Mesela anneler günü geldiği zaman bir çocuğun annesine kendi kafasından iki kıtalık şiir yazması, kendi mahallesinin dağlarından annesine bir demet papatya toplaması o çocuğun annesinde müthiş bir  duygu uyandırır ve annenin çocuğa olan sevgisi, ilgisi iki katına çıkar. Çocuk ve anne arasında inanılmaz duygu geçişleri olur. Küçük dediğimiz şeylerden büyük mucizeler ortaya çıkar ve bunun nasıl bir güzel sonuç sağladığını iyiliği yapan kişi bile tahmin edemeyebilir. Zor günlerinde yardım edelim insanlara, sevgiye muhtaç olduklarında saralım küçük bir çocuğun kalp yarasını, halini hatırını soralım ana ve babaların, öğretmenlerin. İşte bunlar yapıldığı zaman küçük şey diye bir şey olmadığını anlayacaksınız.


Geleneksel Türk Tiyatrosunun Toplumdaki Önemi İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 Geleneksel  Türk Tiyatrosunun Toplumdaki Önemi İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



Geleneksel Türk Tiyatrosu, yazılı bir  metne dayanmayan, içinde dansları olan, şarkıları olan, söz oyunları yer alan gösterilerden meydana gelir.  Türklerin toplumsal yaşamında önemli bir yere sahiptir. Geleneksel Türk Tiyatrosunun Meddah, Kukla ve Orta Oyunu gibi türleri vardır. Yine baktığımızda kaynağını  köylünün oyun çıkartma geleneğinden alan Köy Seyirlik Oyunları, yaren sohbetleri,  Mevlevi ayinleri gibi yöresel etkinlikler de yapılır. Bu tür tiyatrolarda genelde güldürü ön planda olur. Oraya gelen izleyiciler hem gülmek, hem de düşünmek ve verilen mesajı almak için gelirler. Güldürünün arkadaşında yatan temel etken ise insanı düşünmeye yönlendirmesidir. Topluma mesaj vermek amacı ile , onları sorgulamaya ve düşündürmeye yönelik harekete geçirmesi ile Geleneksel Türk Tiyatrosu bizim toplum için hem ilgi çekicidir hem de çok önemlidir. Geleneksel Türk Tiyatrosu yazılı olmadığı için doğaçlamalara yer verilir.

 




 Oyuncuların içinden geldiği gibi konuya hakim olarak doğaçlama yapması da izleyicileri ayrı bir mutlu eder. Yapılan doğaçlamalar da ince bir zeka ve düşünme yeteneği gerektirir. Hepimizin ortak sorunları, yanlışlarımız, bilgisizliklerimiz, bazen bilerek isteyerek yaptığımız hatalar da tiyatroda net bir şekilde oyuncular tarafından sergilenir. Bu tür tiyatroda sadece göze değil kulağa da hitap edilir. Konuya uygun müzikler çalarak insanları etkilemek ve amaca odaklandırmak da ayrı bir önem taşır. Bu tür tiyatrolarda kişiler tip özelliği taşır. Okumamış, cahil kimseleri, okumuş ama henüz kendini aydın olarak yetiştirememiş yarı aydınları anlatır bu tiyatro. (Tıpkı karagöz ve Hacivat oyunu gibi. Karagöz cahil olan kişiyi temsil eder, Hacivat da yarı aydın olan kişiyi temsil eder.)

 

Karşıt karakterler birlikte verilir. Cahil, aydın, iyi kötü, güzel çirkin gibi. Bu da tolumun ilgisini çok çeker ve toplum tarafından merakla ve ilgi ile izlenmeye devam eder. Herkes bu tür tiyatrolardan kendine göre bir mesaj çıkarır. Toplumu güldüren, eğlendiren, güldürürken düşündüren Geleneksel Türk Tiyatrosu toplumun vazgeçilmezi olarak yaşanmaya ve yaşatılmaya devam eder. Oyuncuların seyirci ile  kurduğu organik bağ,  gerektiği zaman kurguya seyirciyi de dahil etme, İroni ve taşlamayı, söz ve hareket güldürüsünü eğlendirme amacıyla kullanma, Hacivat ve Karagöz oyununda yer alan  Kız Arama, İş Arama, Ev Arama, Kılık Değiştirme, Ölüp Dirilme,  Kız Kaçırma, Kızın Bulunması vb gibi oyunların da sergilenmesi toplumun, insanların ilgisini daha çok çeker ve Geleneksel Türk Tiyatrosuna olan ilgi de daha çok artar.

 

Nezaket İster İskarpin Giysin İster Çarık Bastığı Yeri Çamurlamaz.” Sözü İle İlgili Kompozisyon

Nezaket İster İskarpin Giysin İster Çarık Bastığı Yeri Çamurlamaz.” (Cenap Şehabeddin) Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

İnsanlar  akıllı bir  varlıktır. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilirler ama gel gör ki bazen bilerek, karşıdaki kişilerin duygularını görmezden gelerek o kimselere kaba davranabilir ve o kimselerin kalplerini kırabilir bazı  kimseler. Oysa insanlık dili nezaketli olmak şeklinde olsaydı şu anda hiç kimsenin kalbi kırık olmaz, insanlar birbirine karşı daha hoşgörülü ve anlayışlı şekilde, mutlu bir halde yaşamaya devam ederlerdi.

 

Nezaketin olduğu yerde insan vardır, insanca davranışlar içinde olan kimse vardır.” Nezaket ister iskarpin giysin ister çarık bastığı yeri çamurlamaz .”der Cenap Şehabettin. Burada anlatılmak istenen şudur: Eğer bir insan nazik biri değilse o kimsenin ne kadar güzel giyindiği, nasıl  güzel göründüğü hiç önemli değildir. O insan ister en güzel ayakkabıları giysin, en  güzel kıyafetleri giysin , en güzel evlerde otursun, en iyi arabalarda gezsin insan olmadığı sürece bunların hiçbir anlamı olmaz. Ama öyle insanlar da vardır ki üzerinde giyecek bir kıyafeti bile yoktur, giydiği ayakkabı yırtıktır, oturduğu ev yıkık döküktür ama o insanın yüreğine bir baktığımızda yürek altın gibidir, elmas gibi parlaktır ve işte orada aydınlığı, insanlığı ve insanı en yakından görebiliriz. İnsanın nasıl göründüğü hiç önemli değildir önemli olan insanın nazik olmasıdır, toplum içindeki kişilerle konuşurken kendini bilen, haddini bilen, kalp kırmayan kimse olması önemlidir.

 

Nazik insanlar girdiği ortamda çabuk sevilen ve değeri bilinen insanlardır. Böyle kimseler girdiği yeri çamurlamaz aksine oraya güzellikler saçar ve o kimselerin olduğu yerde mutluluk ve güven duygusu olur.

 

Boşnak Atasözleri

 Boşnak  Atasözleri


 

Her milletin az ya da atalarından kalma atasözleri vardır. Bu atasözleri insanlığa mesaj vermek amacıyla yazılmıştır. Kimi atasözlerinde  öğüt verme vardır, kimilerinde tehlikeye dikkat çekme vardır, kimilerinde arkadaşlığın önemi, kimilerinde insanların vefasızlığı ve çıkarları ve daha sayamadığımız çok sayıda konu vardır.


 Her milletin atasözü olduğu gibi Boşnakların da kendilerine has atasözleri şunlardır:


*Okuyan bilir, tasarruf edenin malı olur.”

“Körü körüne almak, inanmaktır.”

 “Dostunuza dişlerinizi göstermenizin en güzel yolu, gülümsemektir.”

“Ev kilitliyse, kapalıdır.”


“İnsanoğlu her şeye doyar ama yaşamaya doyamaz.

“Ev toprağın üstüne değil, kadının üstünde durur.”

“Çapasız ekmek olmaz.”

“Derin su temiz, sığ su ise bulanıktır.”

 

“Alışkanlıklar iyi birer kul, ama kötü efendilerdir.”

“İhtiyacı olmayanı satın alan, ihtiyacı olanını da satar.”

“Senin için yalan söyleyen, sana da yalan söyler.”

 

“Söz dinlemeye vakti olmayanın, pişmanlık için çok vakti olur.”

“Aceleyle evlenenin pişmanlığı ağır olur.”

“Başkasının kuyusunu kazan, içine kendi düşer.”

“Kedinin olmadığı yerde, fareler cirit atar.”


“Elindeki serçe, gökyüzündeki güvercinden daha iyidir.”

“Zorluk yoksa kazanç da yok.”

“Dilsizin dili yalancının dilinden iyidir.”

“Bir gün olması, hiç olmamasından iyidir.”

“Köpek köyü için değil kendisi için havlar.”


“Mal bitti, arkadaş gitti.”

“Nerede duman varsa, orada ateş de vardır.”

“Kimin evi neredeyse dünyanın merkezi de orasıdır.”

“Yaşlıların çok olduğu yerde, çocuklar şımarık olur.”


“Sabah akşamdan akıllıdır.”

“Soran hata yapmaz.”

“Her parlayan altın değildir.”

“Talihsizlik hiçbir zaman yalnız gelmez.

“Kan , su değildir.”

“ Düşün, sonra söyle.”

“Ben Sporcunun Zeki, Çevik ve Aynı Zamanda Ahlaklısını Severim.” Sözü İle İlgili Bir Kompozisyon Hazırlayınız.

 “Ben Sporcunun  Zeki, Çevik ve Aynı Zamanda  Ahlaklısını Severim.” ( Mustafa Kemal Atatürk) Sözü İle İlgili Bir Kompozisyon Hazırlayınız.

 

Spor yapmanın insan sağlığını nasıl da olumlu etkilediğini, , spor sayesinde insanın ruhunun nasıl da gençleştiğini ve mutlu olduğunu az çok hepimiz biliriz. Spor yapan sağlıklı olur, stresini atar, kendini gün içinde daha zinde  hisseder ve işlerine de daha iyi odaklanır. Spor yapmanın çok sayıda faydaları vardır. Bunları saymakla da bitiremeyiz. Bir de bu işi profesyonel olarak yapanlar vardır. İşte onlara sporcu deriz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk  her sanat dalına, her spor dalına önem verdiği gibi sporculara da çok önem vermiştir. Sporcuların sadece iyi bir oyuncu olması, çok yetenekli olması, çok başarılı olması tek başına bir anlam ifade etmez onun için.

 

Atatürk’e göre sporcuyu sporcu yapan asıl erdem onun zeki, çevik ve aynı zamanda güzel ahlaklı olmasıdır. Sporcu dediğin kişi zeki olmalıdır. Kitap okumalı, araştırmalı, ülkesindeki ve dünyasındaki gelişmelere kayıtsız kalmamalı, yeri geldiği zaman ülke sorunları için de kafasını yormalıdır. Okudukça sorgulamalı, sorguladıkça da okumaya ve çalışmaya devam etmelidir. Sporcu olan kişi aynı zamanda çevik olmalıdır. Yani hızlı ve  hedefini tam ortasından vuran kişi olmalıdır. Tembel , yavaş hareket eden, uyuşuk kimse olmamalıdır. İşte böyle olduğu zaman daha etkili, daha güçlü ve daha atak bir kişi olur. Sporcu dediğin tüm bunların yanında  en önemli özellik olan, insanı insan yapan değerlerin başı olan güzel ahlaka sahip olmalıdır.

 

 Bir insanda, bir sporcuda ya da başka bir mesleği yapan kişi ya da kişilerde ahlak yoksa o kişiler alanında ne denli başarı olursa olsun bunun  toplum için hiçbir faydası olmaz. Sporcu da güzel ahlaklı olmalı, centilmen olmalı ve işini yaparken arkadaşlarına karşı nazik olmalı, terbiyeli olmalı ve ahlakini her ne olursa olsun kaybetmemelidir. Eline, diline sahip olmalıdır. İstikrarlı, tutarlı, insanlara yardım eden, kimseye tepeden bakmayan, öfkesine hakim olan ve insan gibi insan olan biri olmalıdır. İşte tüm bunları yaptığı zaman sporcu gerçek anlamda bir kahraman olmuş olur ve o kişi sporcu kavramını da hak etmiş olur.

Vatanımız Uğruna Canlarını Feda Eden 15 Temmuz Şehitlerine Teşekkür Niteliğinde Bir Mektup Yazınız.

 Vatanımız Uğruna Canlarını Feda Eden 15 Temmuz Şehitlerine Teşekkür Niteliğinde Bir Mektup Yazınız.


İçlerinde vatan sevgisi daha küçük yaşlarda başlamış olan,  Anadolu analarının bin bir zorlukla büyütüp  vatan için evlatlarını feda ettiği siz sevgili ve kıymetli şehitlerimiz!

 

Bir akşam günüydü sizlerin canını feda ettiği  gün. Her zamanki gibi sıradan bir gün başlamış ve devam ediyordu. Bir anda ortaya çıkan darbe girişimi sonrası ne yapacağınızı hiç düşünmeden çıktınız yollara. Kimisi abdestini aldı attı kendini sokaklara, kimisi ise evdekiler  ile vedalaşmadan düştü yollara. Ülkemizi yok etmek isteyen, bölüp yıkmak isteyen terör örgütü Fetö’ye karşı  geldiniz ve bu vatanı onlara yani kötü niyetli vatan düşmanlarına teslim etmemek için canınınız bu yolda, vatan yolunda, millet yolunda feda ettiniz sevgili  vatansever, kahraman evlatlarımız.

 

Sizler ki bizim için, bu topraklar için düşmanla göz göze geldiniz ve düşmanın hain kurşunları ile oracıkta can verdiniz. Düşman acımak bilmiyordu. Halkın üstüne çoluk çocuk, genç yaşlı demeden bombalar yağdırıyor ve  gecemiz kabus bir geceye dönüşüyordu o gece. Yok olma tehlikesi ile , başka ülkelerin güdümüne girme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştık o gece. Eğer ki siz kahraman vatan evlatları bu uğurda savaşmasaydınız belki o gece ülkemiz çok büyük bir zarar uğrayacak ve demokrasimiz büyük bir darbe alacaktı. Korkmadan, yılmadan, yorulmadan devam ettiğiniz mücadelenize ve sonucu hayatınızın sonlanması da olsa dönmediniz bu yoldan kahraman vatan evlatları. Vatanımız kazandı o gece. Yıkılmadı birliğimiz, daim oldu dayanışmamız ve sağ sol ayrımı yapmadan milletçe el ele olduk o gece.


Kıymetli vatan evlatları!

Bu vatan size çok şey borçlu. Bizlere emanet ettiğiniz bu toprakları asla düşmanlara vermeyeceğiz. Dilimizi, dinimizi, kimliğimizi kaybetmeyeceğiz ve ülkemizde sizler sayesinde özgürce, demokrasi şöleni ile yaşamaya devam edeceğiz. Sizlerin aileleri artık bizim de ailemiz olmuştur. Emanetleriniz emanetimizdir,. Sizleri minnetle, özlemle ve şükranla anıyorum vatanın cesur yiğitleri, kadınları, gençleri.

“Ulular Köprü Olsa Basıp Geçme.” Atasözünü Sınıf Ortamında Tartışınız. Konu İle İlgili Edindiğiniz Bilgiler Doğrultusunda Bir Konuşma Yapınız.

 “Ulular Köprü Olsa Basıp Geçme.” Atasözünü Sınıf Ortamında Tartışınız. Konu İle İlgili Edindiğiniz Bilgiler Doğrultusunda  Bir Konuşma Yapınız.

 Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım!

 Bu atasözünü açıklamadan önce sizlere ilk olarak ulu kavramının ne anlama geldiğini söylemek isterim.

Ulu kelimesi dilimizde iki anlama gelir. Birinci anlamı;  erdemleri yönünden çok büyük, ulaşılamayacak denli yüce demekken ikinci anlamı ise yararlı işler yapmış, büyük kimse demektir. Ulular kelimesinden kasıt ise bizden büyük olan, bizden deneyimli olan kimseleri kast eder.  Bizden yaşça büyük olan ve hayatın bin bir zorluklarına katlanmış, yeri gelmiş güzel günler görmüş, yeri gelmiş acı günler görmüş büyük kimseler biz toy insanlar için son derece değerli insanlardır. Onlar bizim için her türlü fedakarlığı yapan, bizi yeri geldiği zaman uyaran ve yeri geldiği zaman da kendi yanlışlarımızı yapmamıza izin veren kıymetlilerimizdir. Bizden yaşça ve akıl olarak büyük insanları küçümsememeliyiz ve onların engin bilgi birikiminden ve görüşlerinden her zaman faydalanmalıyız.

 Sevgili arkadaşlarım!

 Büyüklere asla saygıda kusur etmemeliyiz. Ulular köprü olsa basıp geçme der atalarımız. Gerçekten de büyüklerimiz her zaman başımızın üstünde taşınmalı, onlara karşı nazik davranılmalıdır. Bizim için bir büyük kişi nasihat ettiği zaman o nasihate kulak vermeliyiz, kulak tıkamaya çalışmamalıyız. Emin olun ki büyüklerimiz bizim her zaman iyiliğimizi isteyen ve bizi kötü insanlardan, kötü alışkanlıklardan korumaya çalışan fedakar ve cefakar kimselerdir. Onların sözlerine değer vermeliyiz . Özellikle de anne ve babalarımız, öğretmenlerimiz, çevremizde bizde yaşça büyük ve hayatın içinden geçmiş olgun insanları dinlemeliyiz ve bu ne diyor acaba diye de düşünmeden geçmemeliyiz. Büyük insanları dinlediğimiz zaman ve onların birikimlerinden faydalandığımız zaman belki hayatımızda daha az hata yaparız ve daha doğru işler yapmak için de kendimizde güç buluruz.

 


Yeter ki onlara kulak verelim, onları sevelim ve onlara karşı asla bilgiçlik taslamayalım. Onlara karşı yapılan en ufak bir saygısızlık onların kalbini yaralar, belki size kin tutma sizi affeder ama kırılan kalplerini onarmak da kolay olmaz. Onların gözünden düşmemek için onlara her zaman iyi davranmalıyız ve onların hayır duasını alarak işimize, yolumuza devam etmeliyiz. İşte bunu yaptığımız zaman kendimize de büyük bir iyilik etmiş oluruz. Beni sabırla dinlediğiniz için hepinize çok teşekkür eder, saygılarımız sunarım.

Korona Virüssüz Günler Mi Geliyor? Konulu Bir Kompozisyon Yazınız.

Korona Virüssüz Günler Mi Geliyor? Konulu Bir Kompozisyon Yazınız.

 

Hayatımıza girmesi ile çok sayıda insanın canını almış, çok sayıda insanda kalıcı hasarlar bırakmış olan korona virüsün bitmesi  her insan için mutluluk ve umut demektir. Virüs süresinde evlerine kapanmak zorunda kalan insanlar bu süreçte çok sıkıntılar çekmiştir.  Virüsten dolayı çoğu iş yerleri kapanmış, çoğu insan işsiz kalmış ve kimileri en sevdiklerini kaybetmiş, kimileri ise sevdiğine bile doyamadan ayrılmıştır bu dünyadan. Dünya için karamsar bir tablo oluşturmuş olan korona virüs  dünyanın başına bela olmuş ve daha birçok olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Virüsün insanın akciğerinde tahribata yol açtığı görülmüş ve sadece akciğerle kalmayıp kalbe ve diğer organlara da zararlı etkisi görülmüştür. 


Tüm dünya ülkelerini esir almış olan virüs iki yıllık bir sürenin sonucunda azalmaya başlamış ve ülkemiz olan Türkiye’de de son zamanlarda etkisi kaybolmaya başlamıştır. Ülkemizde de hemen hemen çoğu kişi bu virüse yakalanmış ve elbette ilaçların geliştirilmesi ile de ölüm vakaları azalmaya başlamıştır. Almanya’da yaşayan ama Türk bilim insanı olan, aynı zamanda karı kocanın  buldukları aşının etkisi Çinlilerin bulduğu aşıdan daha etkili olmuş ve Biontech aşısı yüzden doksan, doksan beşe kadar virüse karşı koruma sağlamaya başlamıştır. Bu bilim insanları buldukları aşı ile aynı zamanda çok zengin olmuşlar ve zenginlik sıralamasında da yerlerini almışlardır. Bu kişilerin Türk olması da bizi ayrıca gururlandırmaktadır. Virüssüz günlerin gelmesi an meselesi gibi.


 İnsanlar o kadar çok bunaldık ki artık akrabalar, eş dost birbirine sarılmak istiyor, birbiri ile gidip gelmek ve eski neşeli günlerin tekrar  gelmesi umuluyor. İnsan en çok da bu karamsar günlerde insana muhtaç olmuş ve insanlar ile bir arada olmanın önemi daha anlaşılmıştır. Virüs bittiği zaman yine eskisi gibi olacağız. Maske zorunluluğu olmadan, mis gibi temiz havayı içimize çekerek iş yerlerimize gideceğiz, çocuklarımız okullarda maske takmak zorunda kalmayacak, insanlar birbirine sarılabilecek ve birbiri ile yakın temas kurabilecek. İşte bunlar çok güzel umutlar ve hayata geçecek uygulamalardır. Virüssüz günlere tekrar kavuşmak umudu ile kalın sağlıcakla.