Kısa mektup örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kısa mektup örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Savaştayken Anneye Mektup

 Savaştayken Anneye Mektup


Beni zor koşullarda büyütüp bugünlere getirmiş olan, benim asker olmam için bana yıllarını feda eden ellerinden öpülesi güzel kadın, canım annem!


Biliyorsun ki şu anda kahraman ordumuz ile birlikte savaş halindeyiz. Ordumuz Allah’ın izni ile bu savaştan da muzaffer çıkacak. Sen benim için ve diğer Mehmetçikler için endişeleniyorsundur. Geceleri uyku girmiyordur gözüne canım anam. Nasıl bizim için dua ettiğini, bizim hayırlısı ile vatana sağlıcakla dönmemizi istediğini çok iyi biliyorum kıymetlim. Elbette hepimiz ülkemizi iç ve dış terör örgütlerinden kurtarmak istiyoruz ama biliyorsun ki biz yola canımızı vermeye baştan razı olduğumuz için çıktık. Biz bu davaya hayatımızı feda ederiz, vatan yolunda şehit olmaktan, gazi olmaktan asla vazgeçmeyiz ve düşman karşısında yılmadan, yenilmeden onlarla çarpışmaya kanımızın son zerresine kadar devam ederiz.

Değerli annem! Sen gönlünü ferah tut. Bizler komutanlarımızın sözünden çıkmıyoruz ve gece gündüz demeden vatan için nöbet tutuyoruz, size olan hasretimiz de artıyor ama vatan sevgisi her şeyin üzerinde olduğu için o özlem geçiyor zamanla. Çünkü önce vatan diyoruz. Hani demiş Mustafa Kemal Atatürk: “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.” diye. İşte biz de vatan için çarpışmaya devam ediyoruz.  Sakın üzülme, sakın korkma. 

Vatan için şehit olacaksak bu yola seve seve gideriz. Sen de oğlunla gurur duyarsın şehit anasıyım diye. Bu yolda her şey ile karşı karşıya kalabiliriz. Onun için için rahat olsun, sen mutlu olmana bak ve kardeşlerime iyi bak. Senin ellerinden, gözlerinden öperim benim emektar anam. Allah’a emanet ol, kendinize iyi bak.

Kendinizi “Sığırtmaç Mustafa’nın Öyküsü” Metnindeki Kahramanın Yerine Koyarak Atatürk’e Bir Mektup Yazınız.

 Kendinizi “Sığırtmaç Mustafa’nın Öyküsü” Metnindeki Kahramanın Yerine Koyarak Atatürk’e Bir Mektup Yazınız.

 





 Sevgili Mustafa Kemal Paşam!

Size bu mektubu şu anda okuduğum üniversitenin sıralarından yazıyorum. Hani beni ilk gördüğünüzde adımı sormuştunuz ve benim adım da Mustafa demiştiniz ya. Bana sorular sorup nasıl bir insan olduğumu anlamaya çalışmıştınız ve benim haksız yere kimseden fazla para almayacağımı anladığınızda başımı okşayıp ben Mustafa Kemal’im demiştiniz ve beni çok sevmiştiniz. O başımı okşayışınızı hala unutmuyorum Paşam. Sizin gibi değerli bir vatanseverle orada karşılaşmak ve sohbet etmek hayatımda asla unutamayacağım bir anı olarak kalacak. Beni çobanlıktan aldırıp okuttunuz ve eğitim ve öğretime her şeyden daha çok önem verdiniz. Bugün bu sıralardan size mektup yazabiliyorsam, duygu ve düşüncelerimi etkili bir şekilde yazabiliyorsam bunları sizin gibi bir lidere borçluyum efendim. Milletinin çocuklarını çok seven bir insansınız. Size her zaman minnettar kalacağım.

Sevgili Paşam!

Nasılsınız, sağlığınız ne durumda? Biliyorum yine vatan sorunları ile uğraşmaya devam ediyorsunuz, hem de hiç bıkmadan, seve seve yapıyorsunuz bu işi. Hasta yatağınızda bile vatan diyormuşsunuz da başka bir şey demiyormuşsunuz. Size ne desem ne yazsam bilemedim ki. Siz nasıl bir vatan sevdalısı, nasıl yüce gönüllü bir insansınız. Sizi çok seviyorum Mustafa Kemal Paşam. Beni soracak olursanız ben de derslerime gidip geliyorum. Çok çalışıyorum efendim. Okuyup büyük adam olacağım. Vatanını ve milletini çok seven iyi bir matematik profesörü olacağım. Söz veriyorum size. Siz bana güvendiniz, inandınız ve iyi bir eğitim almam için arkamda dağ gibi durdunuz. Bu güveninizi asla boşa çıkarmayacağım ve ülkeme faydalı bir bilim insanı olmak için çalışmaya, üretmeye devam edeceğim. Ben de sizin gibi okumayan çocukların okumasına vesile olacağım ve milletimin her bir ferdine çok değer vereceğim.

Mektuba son verirken sizi çok özlediğimi ve çok sevdiğimi bir kez daha yazıyorum. Okulum tatile girer girmez inşallah Ankara’ya da uğrayıp ellerinizden öpeceğim. O eller ki vatan sevgisi kokan eller, vatan aşkı ile yoğrulmuş çalışkan eller… Size selam eder ellerinizden öperim. Sarı saçlı, mavi gözlü koca yürekli güzel adam Mustafa Kemal Paşam…

 

          Yazan: Sığırtmaçlı Mustafa

Peygamber Efendimize Mektup

 Peygamber Efendimize Mektup Yazınız.




Alemlere rahmet olarak gönderilmiş olan ve sonra da bu dünyaya veda etmiş, ümmeti için daima dua etmiş Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa!

Efendim. Sen ki bu dünyaya son Peygamber olarak gönderildin. İnsanlara Müslümanlığı yaymak için önüne çıkan türlü engeller karşısında pes etmedin. Allah’ın emirlerini yaymak, bu emirleri insanlara öğretmek, kardeşliği, barışı  insanlar arasında yaygınlaştırmak için yıllarını verdin. Sana kötülük edenlere, senin önüne engeller koyana ve sana türlü türlü eziyet edenlere karşı bile bağışlayıcı oldun. Çünkü sen merhamet sahibi, hoşgörü sahibi bir Peygamberdin. Seni görmedik ama senin sözlerine bağlandık Sevgili Peygamberim. Senin insanlığa örnek olan yaşayışına, davranışlarına, sabrına ve azmine hayran kaldık efendim.

Sevgili Peygamberim!

Seninle bu dünyada yüz yüze gelemedik ama kalplerimizde hep sen varsın. Nerede bir gül görsem ve o gülün kokusunu içime çeksem senin kokunu içime çekiyor gibi oluyorum ve  duygulanıyorum ama aynı zamanda içimde bir mutluluk, biraz hüzün biraz da özlem oluyor efendim. Sen ki insanlığa inmiş olan bir nurdun. Sen ki bizi kendine hasret koyan gül kokulu Peygamberdin. Yetimlerin, öksüzlerin yardımcısı, zalimlerin düşmanıydın sevgili Peygamberim. Zalimler seni sevmezdi bilirlerdi ki ellerindeki güç gidecek ve sen onların tahtını yerle bir edeceksin, insanlığı yayacaksın dünyaya, sevgiyi, barışı, affetmeyi. Onlar, o zalimler ise nefislerine yenik düştü ve sana karşı geldi. Sana karşı durmadan kötülük etmeye devam ettiler. Sen ise yılmadın, yenilmedin Efendimiz. Bizler senin gibi bir Peygamberin ümmeti olduğumuz için çok mutluyuz.  Güzel ahlakın sembolüydün sen . Seni yeryüzünde görmüş olan biri olmak isterdim. Seni görmek, seninle konuşmak, senin himayene girip Müslümanlığı yaymak için elimden gelen her türlü fedakarlığı yapmak isterdim ve bugün sen bu dünyada olmasan bile ben iyi bir Müslüman olmak için elimden geleni yapacağım efendim. Merhametli olacağım, insanlara karşı ön yargılı olmayacağım, hiçbir canlının canını yakmayacağım, adaletsizlik karşısında susan dilsiz bir şeytan olmayacağım Sevgili Muhammed’im, sevgili alemlerin sevgilisi efendim.

Sevgili Peygamberim!

Senin gibi dürüst insan olmak için çaba göstereceğim. Bulduğumla yetinip aç gözlü olmayacağım. İnsanlara  tepeden bakan kibirli kimselerden olmayacağım inşallah. Nerede bir yardıma muhtaç olan varsa imkanlarım doğrultusunda ona yardımcı olacağım. Çocukları çok seveceğim, yaşlılara yardımcı olacağım, hem bedenen, hem de kalben temiz bir Müslüman olmak için elimden geleni yapmaya çalışacağım efendim.

Bizler günahı çok olan insanlarız. Bizlere ahirette destek ol efendim. Yüce Allah'ın da izni ile bizlere şefaatçi ol efendim.

 

Amcaya Mektup Örneği

Amcaya Mektup Örneği




Dünyanın en tatlı ve en yakışıklı amcası o  İhsan Amcam.

Sevgili amcam sana bu mektubu şu anda bir dağ köyünden yazıyorum. Biliyorsun ki burada havalar artık soğudu. Sen bilirsin memleketinin ne kadar soğuk olduğunu, o geçmek bilmeyen soğuk kış akşamlarını. Sivas böyledir işte ama insanı merttir memleketimizin tıpkı senin gibi.

Canım amcam sen memleketten gittin gideli ne babamın eski ki tadı var ne de bizim. Çünkü sen bizim için cansın. Babamın sağ kolu bizim ise en yakın arkadaşımızdın, dostumuzdun, yoldaşımızdın. İş bulmak amacı işle yanımızdan ayrılıp taaa uzak ülkelere gittin. Şimdi Fransa’dasın ama biliyorum ki işlerini yoluna koyduğun zaman yanımız geleceksin. Sahi gelirsin değil mi amcam? Sen yokken buraların havası da değişti sanki.

Nasılsın amcam? Alıştın mı yeni ülkeye ve yeni işine. Oradaki insanlar nasıl? Oranın toprağı da bizim toprağımız gibi güzel kokuyor mu, oranın insanları da bizim insanlarımız gibi misafirperver mi? Sağlığın yerinde mi? Kendini nasıl hissediyorsun yaban ellerde? İnşallah mutlusundur ve orada bulduğun işine dört elle sarılıp kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir insan olursun. Bize de gelirken çikolata getir, parfüm getir, kahve getir olur mu? Oraların çikolatası güzeldir, parfümü de çok güzel kokar diyorlar. Bu arada annem ve babamın da sana çok selamı var. Gecelere kadar televizyon izlemesin yoksa işine geç kalır deyip gülüyorlar şimdi. 

Bu mektup sana ulaştığında sen de bu mektuba tebessüm edeceksin ve bizim seni ne kadar özlediğimizi hissedeceksin kıymetli amcam. Beni soracak olursan ben bu yıl ortaokul ikinci sınıf öğrencisi oldum ve yeni bir yaş daha büyüdü. Arkadaşlarımla ve öğretmenlerimle güzel zamanlar geçiriyoruz. Boş zamanlarımda keçileri otlatıyordum ama artık kış geldiği için onlara ahırda bakıyorum ve onları çok seviyorum. Sana da küçük bir keçi ayırdım ve onun adını da Şirin koydum. Sen geldiğin zaman onu birlikte kırlarda gezdireceğiz.

Canım amcam! Seni çok özledim, seni seviyorum. Bir an önce gelmeni sabırsızlıkla bekliyorum. Güzel ve  güneşli  günler seninle olsun amcaların en güzeli.


Vatanımız Uğruna Canlarını Feda Eden 15 Temmuz Şehitlerine Teşekkür Niteliğinde Bir Mektup Yazınız.

 Vatanımız Uğruna Canlarını Feda Eden 15 Temmuz Şehitlerine Teşekkür Niteliğinde Bir Mektup Yazınız.


İçlerinde vatan sevgisi daha küçük yaşlarda başlamış olan,  Anadolu analarının bin bir zorlukla büyütüp  vatan için evlatlarını feda ettiği siz sevgili ve kıymetli şehitlerimiz!

 

Bir akşam günüydü sizlerin canını feda ettiği  gün. Her zamanki gibi sıradan bir gün başlamış ve devam ediyordu. Bir anda ortaya çıkan darbe girişimi sonrası ne yapacağınızı hiç düşünmeden çıktınız yollara. Kimisi abdestini aldı attı kendini sokaklara, kimisi ise evdekiler  ile vedalaşmadan düştü yollara. Ülkemizi yok etmek isteyen, bölüp yıkmak isteyen terör örgütü Fetö’ye karşı  geldiniz ve bu vatanı onlara yani kötü niyetli vatan düşmanlarına teslim etmemek için canınınız bu yolda, vatan yolunda, millet yolunda feda ettiniz sevgili  vatansever, kahraman evlatlarımız.

 

Sizler ki bizim için, bu topraklar için düşmanla göz göze geldiniz ve düşmanın hain kurşunları ile oracıkta can verdiniz. Düşman acımak bilmiyordu. Halkın üstüne çoluk çocuk, genç yaşlı demeden bombalar yağdırıyor ve  gecemiz kabus bir geceye dönüşüyordu o gece. Yok olma tehlikesi ile , başka ülkelerin güdümüne girme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştık o gece. Eğer ki siz kahraman vatan evlatları bu uğurda savaşmasaydınız belki o gece ülkemiz çok büyük bir zarar uğrayacak ve demokrasimiz büyük bir darbe alacaktı. Korkmadan, yılmadan, yorulmadan devam ettiğiniz mücadelenize ve sonucu hayatınızın sonlanması da olsa dönmediniz bu yoldan kahraman vatan evlatları. Vatanımız kazandı o gece. Yıkılmadı birliğimiz, daim oldu dayanışmamız ve sağ sol ayrımı yapmadan milletçe el ele olduk o gece.


Kıymetli vatan evlatları!

Bu vatan size çok şey borçlu. Bizlere emanet ettiğiniz bu toprakları asla düşmanlara vermeyeceğiz. Dilimizi, dinimizi, kimliğimizi kaybetmeyeceğiz ve ülkemizde sizler sayesinde özgürce, demokrasi şöleni ile yaşamaya devam edeceğiz. Sizlerin aileleri artık bizim de ailemiz olmuştur. Emanetleriniz emanetimizdir,. Sizleri minnetle, özlemle ve şükranla anıyorum vatanın cesur yiğitleri, kadınları, gençleri.

Baharın Size Hissettirdiği Duyguyu Mektup Şeklinde Yazınız.

 Baharın Size Hissettirdiği Duyguyu Mektup Şeklinde Yazınız.

 


Toprağın suya doyduğu, ağaçların tomurcuğa durduğu, güneşli ve güzel günlerin yavaş yavaş hayatımıza yeniden girmeye başladığı mevsimlerin kraliçesi sevgili bahar!

Sen  geldiğin her dönem  insanlara yeniden umut olursun, sevgi olursun, aşk olursun. Yardımlaşmanın, paylaşmanın daha iyi hatırlandığı an olursun..  Sen demek umut demek, sen demek doğaya olan tutku demek, doğanın eşsiz, rengarenk çiçeklerle donanması demek, yavru kuzunun anne kuzuya kavuşması, papatyaların taşın altında bile olsa umutla oradan çıkıvermesi demek, sen demek hayat demektir bahar. Umutların yeşerdiği mevsimsin, Dertlerden sıyrılıp mutluluğa doğru  yeniden diriliş demeksin.  Toprak ananın bütün gücü ile doğaya  hakim olmak için verdiği mücadele demeksin.

Sevgili bahar!

Biz çocuklar sen geldiğin zaman mutluluktan havalara uçarız. Çünkü sen geldiğin zaman annelerimize çiçekler toplarız, çünkü sen geldiğin zaman dışarda akşama kadar yorulup üstümüz başımız kir olur ve senin sayende yorgunluktan tatlı uykulara gideriz ve tatlı rüyalara dalarız.

 

 Sevgili bahar!

Her zorlu ve karanlık günü aydınlığa kavuşturansın,  gönüllere  su serpensin. Yeniden  hayata tutunabilme amacımızsın ve hiçbir şeyin sonsuza kadar kalıcı olmayacağını bize gösteren mevsimsin. Arılar sen geldiğin zaman  peteklerine bal toplar, ağaçlar sen varsan çiçek açar ve sen yoksan ağacın çiçek açma umudu dahi olmaz. Sen varsan her yer mis gibi kokar ve senin kokun doğayı kaplar ve dünyamız sen geldiğin zaman cennet bir yere dönüşür. Suların çağlayanlar gibi aktığı, denizlerin, göllerin , akarsuların coştuğu, toprak ananın yeniden gürlediği mevsimsimin adısın sen. Seni çok seviyorum, ruhuma iyi gelen mevsim, mevsimlerin mevsimi, güzel bahar

 

Uzaktaki Bir Akrabaya Mektup Yazınız.

 Uzaktaki Bir Akrabaya Mektup Yazınız.

 

Bizi her zaman koruyup kollayan ve zor zamanlarda yanımızda olan, maddi ve manevi desteğini bizden hiçbir zaman esirgemeyen sevgili halam! Sana bu mektubu  köy evimizden yazıyorum. Bugün hafta sonu olduğu için babam bizi buraya getirdi. Şu anda Ramazan ayında olduğumuz için hafta sonu orucumuzu burada tutarak geçirelim dedik.  Keşke sen de burada olsaydın da bizimle birlikte iftar açsaydın. Ne çok isterdim burada olmanı kıymetli halam. Biliyorum sen de bizimle olmak isterdin ama görevin gereği Almanya’da olmak zorundasın. 


Nasılsın  güzeller güzeli halam işlerin nasıl gidiyor? Doktorluk çok zor bir meslek ama sen mesleğinde çok iyi olduğun için ve şefkatli olduğun için eminim hastaların seni çok seviyordur. Onlara elinden geldiği kadar yardım etmeye çalışıyorsundur. Buraya ne zaman geleceksin, seni hepimiz çok özledik. Hastanede vakit nasıl geçiyor? Biliyorum işin çok zor ama yine de gün içinde neler yaptığını çok merak ediyorum. Ayrıca ben de biraz büyüdüğüm zaman senin ziyaretine gelmek istiyorum. Almanya’nın nasıl bir ülke olduğunu merak ediyorum. İnşallah ben de senin gibi çalışkan ve başarılı bir doktor olurum. 


Sağlığına dikkat et, kendini çok sev ve koru çünkü biz seni çok seviyoruz. Sen de bana yaz canın halam olur mu?  Seni Allah’a emanet ediyorum. Babam ve annem de seni çok öpüyor ve bir an önce gelsin artık da özlem giderelim diyor. Ara tatil de gel olur halam?  Seni çok seviyorum. Yeğenin Merve.

 

23 Nisan Bayramını Sizlere Hediye Ettiği İçin Atatürk’e 23 Nisan Konulu Bir Mektup Yazınız.

 23 Nisan Bayramını  Sizlere Hediye Ettiği İçin Atatürk’e 23 Nisan Konulu Bir Mektup Yazınız.

 


 23Nisan  1920 tarihi  Ulusal Egemenlik günü olarak kabul edilmişti Büyük Millet Meclisimiz açıldığında. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması demek milletin egemenliği demekti aynı zamanda. Çocukları yani bizleri çok seven, vatanına  her konuda önder olan, hem komutan, hem öğretmen, hem ilim insanı olan büyük şahsiyet  Gazi Mustafa Kemal Paşam! Bize hediye ettiğin bu anlamlı günde biz çocuklar çok güzel zaman geçiriyoruz her yıl.  Sen ülkesinin çocuklarına değer veren, bir ülkenin geleceğini eline alan çocuklardır deyip bizi düşünen ve bizi çok seven komutan. Seni çok seviyorum. İyi ki bizim milletimizin lideri oldun ve yaptığın yeniliklerle ülkemize cumhuriyeti getirdin, demokrasiyi getirdin, insan haklarının , adaletin önemli olduğunu vurguladın her zaman.

 

Milletin egemenliği demek milletin iradesi demekti. Bu iradeyi güçlü kılmak için önce çocuklara çok değer vermek gerekirdi ve sen ileri görüşlü biri olduğun için bize 23 Nisanı bayram olarak hediye etmişsin. Öğretmenlerim, ailem ve arkadaşlarım sana minnet borçluyuz. Bugün bu özgür Türkiye Cumhuriyeti topraklarında bayramımızı coşkulu ve özgür bir şekilde kutlayabiliyorsak bunu Mehmetçiklerimize, sana ve senin kıymetli silah arkadaşlarına borçluyuz.


Sevgili Paşam

Dünyanın çok sayıda ülkesinden her yıl bizim ülkemize gelen  yabancı çocuklar da var. Onlar bize çok şanlı olduğumuzu söylüyorlar. Çünkü onların senin gibi ileri görüşlü, bir lideri olmamış ve oradaki çocuklara bayram hediye edilmemiş . Onun için bizim bayramımızı onlar da kutluyor ve onlar da burada çok eğleniyor. Sen sadece bizim gönlümüzde değil dünya çocuklarının da gönlünde taht kurmuşsun. Her çocuk seni sevgi, saygı ve minnetle anıyor. Seni çok seviyorum güzel insan. Her yıl senin sayende çok güzel geçiyor.


 Sınıflarımızı Türk bayrakları ile, balonlarla ve senin fotoğraflarınla doluyor. Yüreğimiz vatan ve millet için, senin sevgin için atıyor ve atmaya da devam edecek.  Mektubuma burada son veriyorum ve seni asla unutmayacağıma söz veriyorum koca  yürekli adam. Sarı saçların ve mavi gözlerin bana hep  bilimin aydınlığını hatırlatacak ve ben de büyüyünce çocuklar için çok güzel şeyler yapacağım. Yattığın yer nurla dolsun, uyuduğun yer cennet bahçesinden bir yer olsun.

 

 

Milli Bayramların Sizde Uyandırdığı Duyguları Anlatan Mektubunuzu Borçlu Olduğunuz Tarihi Kahramanlardan Birine Yazınız.

 Milli Bayramların Sizde Uyandırdığı Duyguları Anlatan Mektubunuzu  Borçlu Olduğunuz Tarihi Kahramanlardan Birine Yazınız.

 

Kuruluş Savaşının kadın kahramanı, kadınların gururu, vatanı için her türlüğü zorluğa göğüs gererek düşmanla çarpışmaktan korkmayan sevgili Binbaşı Emire Ayşe! Kurtuluş Savaşı esnasında  Fransızlara, Yunanlılara  karşı elinden gelen her türlü savunmayı yapan ve vatanı için emek edip, alın teri döken büyük kahraman! Kıymetli eşin de Birinci Dünya Savaşı sırasında, Kafkas Cephesinde  şehit düştüğü halde bu yolda ölmek vardır , dönmek yoktur parolası ile hareket ettin. Ben kadınım, bir kadının savaşta işi nedir demedin. Aksine memleketinin çocuklarına, gençlerine örnek oldun, savaşmaktan korkan kimi gençlere nasihatlerinle ilham kaynağı oldun.



 Düşmanla çarpışmaktan korkmadan, yıkılmadan ve yenilmeden aslanlar gibi mücadelene devam ettin. Türk milletinin kahraman bir vatanseveri  olarak  düşmandan korkmayıp çocuklarını bir yakınına bıraktın  vatan savunması için mücadele ettin. Yunanlılara karşı savaşmak için eşinden kalan birkaç altını saklayarak onunla silah aldın ve düşmana haddini bildirmek için gece gündüz demeden çalıştın. Emire Ayşe Bacım!  Köyündeki erkeklerle birlikte  silah almak için şehre giderken yolunu eşkıyalar kesmişti. 


Sen  eşkıyalardan korkmamış ve onlara vatanı savunmak için , tüfek almak için şehre gidiyorum sizse burada yol kesip haraç almaya çalışıyorsunuz, alın her şeyimi alın, canımı alın demiştin  ve eşkıyalardan korkmamıştın. Bunun üzerine eşkıyalar yaptıklarından utanmışlar ve sana  altınlarını geri vermişlerdi. İşte sen böyle yürekli bir anasın, işte böyle vatanseversin ve vatanı için canını feda etmeye hazır olmuş bir yiğit kadınsın Ayşe Bacım. Yunanlılar ile çarpışarak tüm kadınlara örnek oldun ve Mustafa Kemal tarafından Ankara’ya  çağrıldın. Sana kadınların gururu olduğun için “Binbaşı “ unvanı verildi ve sen bu unvanı bileğinin gücü ile kazandın.  


Biz gençlere düşen görev de senin bizlere emanet ettiğin bu toprakları hayatımızın sonuna kadar korumaktır. Emanetine sahip çıkmak ve bu topraklarda yaşamak, sizin gibi atalara sahip olmak bizim için onur verici bir durumdur. Sizi çok seviyorum Binbaşı Emire Ayşe Hanım! İnşallah bizler de sizin gibi vatana lâyık evlatlar oluruz ve sizin gibi olamasak da vatan için çalışmaktan yorulmayan vatanseverler oluruz. 


Milli bayramlarda her zaman çok mutlu oluyoruz ve sizin gibi insanların evladı olmaktan da onur duyuyoruz. Sizler vatan için çalışmasaydınız, vatanı düşmana teslim etseydiniz bugün milli bayramlar diye bir bayramımız olmayacaktı ve  biz de sizleri tanıyamayacaktık. İyi ki bu milletin evlatları olmuşsunuz ve iyi ki bize böyle güzel bayramlar bırakmışsınız. Her bayram içimiz bir başka duygularla dolar, gözlerimiz yaşarır ama bu yaş zafer göz yaşıdır, bağımsızlık ve hürriyetin göz yaşı ve onurudur. 


Bu bayramlarımızı her zaman yaşamak ve çocuklarıma da sizleri anlatmak en büyük amacım olacaktır. Mektubuma son verirken sizlere Yüce Allah'tan rahmet ve mağfiret dilerim. Mekanlarınız cennet oldun Kurtuluş Savaşı'nın asil kahramanları, kabriniz nurla dolsun sevgili Binbaşım, Emire Ayşe Bacım.

Atatürk’e Milli Bayramların Sizde Uyandırdığı Duyguları Anlatan Mektubunuzu Yazıp Milli Bayramlar İçin Atatürk’e Teşekkür Ediniz.

 

Atatürk’e Milli Bayramların Sizde Uyandırdığı Duyguları Anlatan Mektubunuzu Yazıp Milli Bayramlar İçin Atatürk’e Teşekkür Ediniz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında büyük emeği geçen, ülkesi için gece gündüz demeden çok çalışan ve sonunda ülkemizin bağımsızlığa kavuşmasını sağlayan, cumhuriyetle bize yeni haklar tanınmasını sağlayan ve özgür olmamızı sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’üm.


Biz çocukların , gençlerin cumhuriyete sahip çıkması için bizlere hediye ettiğiniz milli bayramlarımız ülkemizde çok güzel etkinlikler ile kutlanmakta, her milli bayram günü geldiğinde içimde sevinç, hüzün, mutluluk ve gururu olmaktadır. Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı gibi milli bayramlarımız biz gençleri ülkesine daha çok bağlı kılmakta ve her milli bayram geldiğinde sizleri daha çok anmakta ve sizlere daha çok dua etmekteyim Atam. 





Sizler olmasaydınız, silah arkadaşlarınız olmasaydı ve elbette ki vatanımın kahraman, fedakar, asil evlatları olmasaydı ülkemiz şu anda özgür bir ülke olmayacaktı. Başka ülkelerin manda ve himayesi altında köle olarak yaşamaya devam ediyor olacaktık. Dilimizi bilmiyor, dinimizi bilmiyor olacaktık. Kültürümüz hakkında bilgimiz dahi olmayacaktı. Bugün ana dilimiz Türkçeyi konuşabiliyorsak, bağımsızlığın, cumhuriyetin kıymetini biliyorsak bunları size borçluyuz Atam. 






 Milli bayramlarda içimiz sevinç dolar, sınıfımız Türk bayrakları ile donanır ve senin resimlerin yapıştırılır kapılara, pencerelere.  Bayramlarımız var olduğu sürece bizler de ülkemizi daha çok sevmekte ve sizlere daha çok minnet duymaktayız. İyi ki bu ülkenin kurucu olmuşsunuz ve iyi ki bize bu milli bayramları kazandırmışsınız sevgili Atam. Mekanınız cennet kabriniz nur ile dolsun sevgili Mustafa Kemal Atatürk.

Dumlupınar Şehitliği’ni Ziyarete Gittiğinizi Düşününüz. Şehitlerimize Duygu Ve Düşüncelerinizi İfade Eden Bir Mektup Yazınız.

 Dumlupınar Şehitliği’ni Ziyarete Gittiğinizi Düşününüz. Şehitlerimize Duygu Ve Düşüncelerinizi İfade Eden Bir Mektup Yazınız.


Vatanın kurtuluşu uğruna canını veren ve vatan yolunda şehit olan aziz şehitlerimiz!


Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ile vatanı kurtarmak için yola çıktınız.  Ağır ve zor bir savaştı bu. İngilizler, Yunanlılar bir olup vatan topraklarından atmak istediği atalarımızı sizler kurtardınız. Allah yolunda, vatan yolunda şehit oldunuz. Ardınıza bile bakmadan çıktınız bu kutlu yola. Kiminiz belki ailenin tek çocuğu kiminiz belki kalabalık bir  ailenin şen çocuğuydunuz.

 

Kiminiz yeni nişanlanmış, kiminiz yeni evlenmişti. Belki yeni baba olan bile vardı aranızda. Belki de henüz yaşı on sekiz bile olmayan çocuk askerler de vardı. Önce vatan dediniz, önce namus, önce onur dediniz. Savaşın, topların sesi geliyor sanki kulağıma. “Allah Allah” nidalarını duyar gibiyim.  O sesleriniz, vatanın kurtuluşu için dua eden o seslerinizi duyar gibiyim kahraman askerlerim! Silah kalmadı belki o anda elinizde, yiyecek bir kuru ekmeğiniz bile yok, ayaklarınız nasır bağlamış, duymuyor artık ne acı ne keder.

 

 İçinizdeki  ateş başka. Vatan aşkı ile yanıyor yüreğiniz. Ondandır fiziksel acıyı duymayışınız. Düşmanı yerle bir edince ulaşıyorsunuz zafere. Milletiniz size minnettar. Siz Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir zaman unutulmayacak olan vatan evlatlarısınız. Sizlere layık olmak için, vatanıma hizmet edeceğim. Bunun için de ilk olarak derslerime çok çalışacağım, sorumluluklarımı yerine getireceğim, askerlik görevim gelince askerliğimi yapacağım. Vatanıma asla ihanet etmeyeceğim. Vatanıma zarar vermek isteyen iç ve dış tehditlere boyun eğmeyeceğim. Her zaman devletimizin, milletimizin yanında olacağım.





 Vatanım tehlike altında olduğu zaman gözümü bile kırpmadan şehit olacağım. Bu vatan toprakları sizin kanınız ile kazanıldı. İşte bu toprakları gözüm gibi koruyacağım askerlerim.   Ben ileride baba olunca çocuklarıma sizin kahramanlıklarınızdan bahsedeceğim. Çocuklarımız da vatansever yetiştirip ilim v efen yolunda ilerlemesini sağlayarak ülkemin daha çok güçlü olmasını sağlayacağım. Sizleri çok seviyorum, mekanlarınız cennet olsun, kabriniz nur ile dolsun. Mektubuma son verirken hepinize ayrı ayrı şükranlarımı sunarım. Sizi asla unutmayacak ve unutturmayacağız.

Mustafa Kemal Atatürk İle Mektup Arkadaşı Olduğunuzu Düşünerek Ona Göndereceğiniz Bir Mektup Yazınız.

 Mustafa Kemal Atatürk İle  Mektup Arkadaşı Olduğunuzu Düşünerek Ona Göndereceğiniz Bir Mektup Yazınız.


 Büyük Türk Milleti’nin  her zaman yanında olan, Milli Mücadeleyi başarı ile sonlandırmış olup yaptığı yeniliklere doymayan ve kalkınmaya ve ilerlemeye durmadan devam eden  milletin kıymetli evladı saygıdeğer insan , baş komutan Mustafa Kemal’im!


 Şu anda Sivas’ın bir dağ köyünden yazıyorum sana bu mektubu Paşam.

Sevgili Atam!


Köyümüz küçük ve bir o kadarda şirin bir köydür. Şu anda köyümde sonbahar mevsiminin yağmurları var. Nazlı nazlı yağıyor yağmurlar. Ben de küçük evimizin sobalı odasından dışarıyı seyrederek sana bu mektubu yazıyorum. Anam sobaya odun atıyor, sobanın fırınında patatesler pişiyor, kardeşlerim birbiri ile kavgaya başlamış bile. Onlara bakarak gülümsüyor ve sana olan mektubu yazmaya devam ediyorum.

 

Büyük komutan, büyük lider, Mustafa Kemal Atatürk’üm!


Vatanı için her türlü  zorluklara göğüs germiş kahraman bir insansın sen. Yılmamış, yenilmemiş bir azmin simgesi oldun bende.  Liderliğin ile, aydınlık yollar açtın bize, karanlığa giden yolda yeni umutlar oldun bize. Bugün Türkiye Cumhuriyeti varsa, özgür ve bağımsızsa  bu senin ve kahraman askerlerimizin sayesindedir. Ordu yok dediler, kurulur dedin, para yok dediler bulunur dedin. Ülkemiz  yok olmasın diye, düşman;  topraklarımıza göz koymasın bizi yakıp yok etmesin diye çalıştın sen hep. Ülkeni her alanda geliştirmeye çalıştın. Sadece askeri alanda güçlü olmak yetmezdi senin için.


 Eğitim işlerine çok önem verdin. Eğitimle olur her şey dedin ve bunun için de geçtin kara tahtanın başına. İlk başöğretmenimiz oldun Gazi Mustafa Kemal’im. Dayanışmanın olduğu yerde kimse yıkamadı, yok edemedi bizi Paşam. Yine, yeniden diyerek koyuldunuz yola. Sonunda ölüm dahi olsa korkmadınız vatan için çarpışmaktan. Ben de Salik Bozuk gibi seni görmeyi çok isterdim. Senin sınıf arkadaşın, yaverin  olmak isterdim ama kısmette mektup arkadaşı olmak varmış be Paşam.


Sevgili Mustafa Kemal Paşam!

Nasıl bu kadar çalışkan olabiliyorsun? Hem çalışkan, hem ileri görüşlü, hem aydın ve daha sayamadığım birçok  güzel vasıflar. Senin gibi bir insanla aynı memlekette yaşadığım için kendimle gurur duyuyorum. İyi ki başka milletin çocuğu değilsin. İyi ki bizimsin ve bizim olmaya da devam edeceksin. Ben ve tüm arkadaşlarım seni çok seviyoruz. Sana çok şey borçluyuz. Sana olan sevgimiz asla azalmayacak, saygımız daim olacak. Senin ilke ve inkılaplarına sadık kalacağım. Sınıf arkadaşlarım ile birlikte ülkemizi her alanda geliştirmek için mücadele edeceğiz.




Şimdi babam çağırıyor beni Paşam. Dışarıda beni bekleyen çok sayıda koyunlarımız var. Onları otlatmam gerekiyor. Köylüyüm ve köylü olduğum için de çok mutluyum. Sen hep dersin zaten: “ Köylü milletin efendisidir.” İşte bu söze layık olmak için çok çalışacağım, hayvancılıkta, çiftçilikte ülkemi en iyi yerlere getirmek için çok emek edeceğim. Ben bu işlerle uğraşmayı çok seviyorum. Hem okuyacağım hem de sevdiğim işi kendi vatan topraklarımda özgürce yapacağım. Mektubuma son verirken sizlere selam eder, ellerinizden öperim kıymetli mektup arkadaşım Gazi Mustafa Kemal Paşa.

Dünya Barışı İçin Bir Mektup Yazınız.

 Dünya Barışı İçin Bir Mektup Yazınız.

 

Dünyayı yöneten, dünyanın dengesine yön veren tüm dünya liderlerine, başkanlarına buradan, yaşadığım ülke olan Türkiye’den   merhaba  diyorum.

 Sevgili dünya liderleri, siyasetçileri, başkanları!

 

Ben henüz on üçüne yeni ayak basmış bir bireyim. Adım Erdem. Sizlere dünya barışı ile ilgili mektubumu şu anda bir dağ köyünden yazıyorum.  Dünyada barışın olmasını, çocukların mutlu olmasını, kadın cinayetlerinin son bulmasını istiyorum. Savaşların bitmesini, tek bir çocuğun bile savaş yüzünden burnunun kanamasını istemiyorum. Siyasi çıkarlarınızı bir kenara bırakıp daha adil bir dünya, daha insancıl bir dünyada yaşamak tüm çocukların hakkı değil mi sizce?   Eski ki düşmanlıkları bir kenara bırakıp daha huzurlu bir dünyada, barış dolu içinde yaşamak daha iyi değil mi? O savaşın içindeki bebekleri, çocukları, yaşlıları düşünüp empati kurun bir kere lütfen. Sizin çocuklarınız, sevdikleriniz o savaşların ortasında kalsaydı nasıl olurdu? Düşünmesi bile acı değil mi? Öyleyse beklemeyelim, bir an önce savaşlara dur diyelim.

 

Savaşın olmadığı yerlerdeki çocuklar mutluyken savaşın olduğu yerdeki çocukların acı çekmesi sizleri mutlu ediyor mu? Kan, gözyaşı ve acının olduğu yerde insanlıktan, adaletten bahsedilebilir mi sizce?  Hep birlikte barış için mücadele etsek, barış için alın teri döksek daha iyi olmaz mı?  Savaş olunca fayda gören kimse olmuyor. Silahlar konuşuyor. Silahlar konuşmaya başlayınca da canlar yanıyor, acılar bitmiyor.

 

Sevenler sevdiklerinden ayrılıyor, ayrı kalmak zorunda kalıyor. Silahın olduğu yerde, bombanın olduğu yerde doğamız da yok oluyor. Ormanlarımız, yeşil alanlarımız da yok oluyor ve bunların hepsini de yok eden savaş değildir nedir sizce? Evler yıkılıyor, yuvalar yok oluyor, yetimler oluyor, öksüzler oluyor ve daha birçok kötü sonuç. Savaşın kimseye faydası yoktur. Sevgi ile barış içinde yaşayalım. Kardeşliği, dünya kardeşliğini öğretelim çocuklarımıza, gençlerimize. İlim ve fen yolunda hep birlikte kalkınalım.

 

 Çocukların  barış dolu  dolu bir dünyada yaşamasını sağlayalım. Yüzlerinden gülümseme eksik olmasın, bakışlarındaki aydınlık yok olmasın çocukların. Bunu yapmak zor değildir inanın bana. Hep birlikte olduğumuz sürece de dünya barışı kadar güzel başka güzel  bir şey olabilir mi sizce? Hepinizi selamlıyor, hepinizin dünya barışına katkıda bulunmasını sizden rica ediyorum. Dünyamızın, doğamızın huzura ihtiyacı var savaşa değil.  Hoşça kalın savaşları hep birlikte yok edin.





Ablaya Mektup Örneği

 Ablaya Mektup Örneği


Sevgili ablam  Alin!


Bu sabah uyandığımda senin evden ayrılışının,  eksikliğini hissediyoruz ailece. Annemin akşamdan gözleri şişmiş ağlamaktan, babam uykusuz ve ben de çok mutsuzum. Dışarısı güneşli ve gökyüzü masmavi bugün. Hafif bir rüzgar var dışarıda. Seni düşünüyorum şu anda. Elimde sıcak bir kahve , bir kara kalem ve mektup kağıdı... Yazmaya başlıyorum şimdi, sabırsızım işte.   Biliyorum üzmeyin kendinizi dediğini duyar gibiyim ama ne yapayım abla?  Sen benim  tek ve biricik ablamdın. Zaten birbirimizden başka kardeşimiz yok ki. Üniversiteyi kazandın gittin  Ankara’ya . Ben ise burada, kaldım mı bir başıma ablasız?  Sanki tamam Aslıhan bebek gibi ağlama dediğini duyar gibiyim. Tamam annem ve babam yanımda ama seni çok özlüyorum ablacığım. Nasılsın, iyi misin? Alıştın mı devlet yurduna? Oda arkadaşların nasıl, seni üzen kimse yok değil mi?


Öğretmenlerin nasıl iyiler  mi abla? Dersleri anlayabiliyor musun? Tıp fakültesini okumak çok zor kitapları çok ağır diyorlar. Umarım zorlanmazsın ablacığım. Zorlansan bile en azından istediğin mesleği kazandın . Doktor olmak, insanlığa faydalı olmak dünyanın en güzel işi derdin hep. Eminim böyle düşünmeye devam ediyorsundur. Oranın yemeklerine alışabildin mi? Tabi  annemin yemekleri gibi olmaz ama yine alışacaksın abla değil mi? Oda arkadaşların kaç kişi, adları ne,  hangi şehirden gelmişler? Hepsini, her şeyi merak ediyorum. Bana hepsini tek tek yaz olur mu ablacığım. Biliyorum Ankara’nın havasına hemen alışamayacaksın. Hiç İzmir’in havası gibi olur mu diyorsun? Olmaz ablacığım olmaz. Burası daha sıcak ve ılık orada biraz zorlansan da zamanla alışacaksın tüm bunlara.

 

Sınıf arkadaşların nasıl kimseler? Sevdiğin, cana yakın bir arkadaşın olur inşallah.  İyi insanlar çıkar karşına inşallah ablacığım. Orada güzel güzel okur, öğrendiklerini bana da anlatırsın.  Buradan sana taze incir yollayacak abam? Arkadaşlarına da ikram et olur mu?  Seni çok seviyorum ablam. Sen de bana yazmayı unutma, beni merak içinde bırakma olur mu? Kendine iyi bak, cansın, emanetsin benim en kıymetlim.