“Güzel Gören , Güzel Düşünür, Güzel Düşünen Hayattan Zevk Alır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon

 “Güzel Gören, Güzel Düşünür, Güzel Düşünen Hayattan Zevk Alır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon




Bir şeyi güzel ya da çirkin diye nitelendirmek kişinin bakış açısı ile ilgilidir. Onun için bir olay hakkında yorum yapacağımız zaman ilk olarak bakış açılarımızı değiştirmemiz gerekir. Yani hemen ön yargılı olmamak gerekir, güzel düşünmek ve iyi niyetli olmak gerekir. İnsan bir olaya olumlu baktığı zaman yani güzel düşündüğü zaman kendini boş yere strese sokmamış olur. 

Güzel düşündüğümüz zaman da hayattan zevk almaya başlarız. İnsanlara, hayvanlara güzel bakmak gerekir. Kimsede kusur bulmamak gerekir. Kusur gören gözlerimizi kör ettiğimiz zaman işte o zaman mutlu oluruz ve kendimize yöneliriz. İnsanların iyi özelliklerine odaklanmalıyız. Onların yanlışlarını hoş görmeli ve en ufak bir yanlışta bir kişiyi etiketlememeliyiz. İnsan güzel düşündüğü zaman, kalbini tüm sinsi düşüncelerden arındırdığı zaman daha hayat dolu olur ve kendini daha zinde hisseder. Güzel gören insan bir süre sonra güzel yani olumlu düşünmeye başlar. 

Hayata olumlu yönden bakmak,  şer gibi görünen şeylerin ardında bir hayır olduğunu görmek kişiyi motive eder ve olumsuz olaylara karşı bile kişinin daha dirençli olmasını sağlar. Böyle olduğu zaman da kişi daha sağlam adımlarla hayatına mutlu bir şekilde devam eder ve hayattan zevk alır. En ufak bir olumsuzlukta da hemen yıkılmaz.

 

Peygamber Efendimize Mektup

 Peygamber Efendimize Mektup Yazınız.




Alemlere rahmet olarak gönderilmiş olan ve sonra da bu dünyaya veda etmiş, ümmeti için daima dua etmiş Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa!

Efendim. Sen ki bu dünyaya son Peygamber olarak gönderildin. İnsanlara Müslümanlığı yaymak için önüne çıkan türlü engeller karşısında pes etmedin. Allah’ın emirlerini yaymak, bu emirleri insanlara öğretmek, kardeşliği, barışı  insanlar arasında yaygınlaştırmak için yıllarını verdin. Sana kötülük edenlere, senin önüne engeller koyana ve sana türlü türlü eziyet edenlere karşı bile bağışlayıcı oldun. Çünkü sen merhamet sahibi, hoşgörü sahibi bir Peygamberdin. Seni görmedik ama senin sözlerine bağlandık Sevgili Peygamberim. Senin insanlığa örnek olan yaşayışına, davranışlarına, sabrına ve azmine hayran kaldık efendim.

Sevgili Peygamberim!

Seninle bu dünyada yüz yüze gelemedik ama kalplerimizde hep sen varsın. Nerede bir gül görsem ve o gülün kokusunu içime çeksem senin kokunu içime çekiyor gibi oluyorum ve  duygulanıyorum ama aynı zamanda içimde bir mutluluk, biraz hüzün biraz da özlem oluyor efendim. Sen ki insanlığa inmiş olan bir nurdun. Sen ki bizi kendine hasret koyan gül kokulu Peygamberdin. Yetimlerin, öksüzlerin yardımcısı, zalimlerin düşmanıydın sevgili Peygamberim. Zalimler seni sevmezdi bilirlerdi ki ellerindeki güç gidecek ve sen onların tahtını yerle bir edeceksin, insanlığı yayacaksın dünyaya, sevgiyi, barışı, affetmeyi. Onlar, o zalimler ise nefislerine yenik düştü ve sana karşı geldi. Sana karşı durmadan kötülük etmeye devam ettiler. Sen ise yılmadın, yenilmedin Efendimiz. Bizler senin gibi bir Peygamberin ümmeti olduğumuz için çok mutluyuz.  Güzel ahlakın sembolüydün sen . Seni yeryüzünde görmüş olan biri olmak isterdim. Seni görmek, seninle konuşmak, senin himayene girip Müslümanlığı yaymak için elimden gelen her türlü fedakarlığı yapmak isterdim ve bugün sen bu dünyada olmasan bile ben iyi bir Müslüman olmak için elimden geleni yapacağım efendim. Merhametli olacağım, insanlara karşı ön yargılı olmayacağım, hiçbir canlının canını yakmayacağım, adaletsizlik karşısında susan dilsiz bir şeytan olmayacağım Sevgili Muhammed’im, sevgili alemlerin sevgilisi efendim.

Sevgili Peygamberim!

Senin gibi dürüst insan olmak için çaba göstereceğim. Bulduğumla yetinip aç gözlü olmayacağım. İnsanlara  tepeden bakan kibirli kimselerden olmayacağım inşallah. Nerede bir yardıma muhtaç olan varsa imkanlarım doğrultusunda ona yardımcı olacağım. Çocukları çok seveceğim, yaşlılara yardımcı olacağım, hem bedenen, hem de kalben temiz bir Müslüman olmak için elimden geleni yapmaya çalışacağım efendim.

Bizler günahı çok olan insanlarız. Bizlere ahirette destek ol efendim. Yüce Allah'ın da izni ile bizlere şefaatçi ol efendim.

 

“Ananın İlki Olmaktansa Dağda Tilki Olmak Yeğdir.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 “Ananın İlki Olmaktansa Dağda Tilki Olmak Yeğdir.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon



Çocuklar dünyanın en tatlı varlıklarıdır. Onlar hayata neşe katan, hayatı anlamlaştıran güzelliklerin dışa yansımasıdır. Çocuk dünyaya getirmek, onun sorumluluklarını üstlenmek hem kolay hem de zordur aslında. Kimi ailelerde kimi evin en büyük olan çocukları çocukları aile tarafından deneme tahtası olarak kullanılır. İlk çocuk olduğun için büyük sensin, sen daha olgun ol, sen daha akıllı ol gibi ilk çocuklara nasihatler verilir, psikolojik baskılar yapılır.

 Atalarımız da  ilk çocukların  ailenin yükünü omuzladıkları için, sorumlulukları da üzerine aldıkları için onlar için “Ananın ilki olmaktansa dağda tilki olmak yeğdir.” atasözü ile ilk çocuk olmanın zorluğunu anlatmak istemiştir. Oysa çocuğumuz ilk çocuk diye, evin en büyüğü diye tüm sorumluluklar ona yüklenmemelidir. O ne de olsa büyük ve daha iyi olması gerekir gibi yanlış bir düşünce ile onların çocukluğunu yaşamasına engel olmamalıyız. Anne ve babalar bu konuda dikkatli olmalı, aile içindeki sorumluluklar paylaşılmalı ve ilk çocuğa da diğer çocuklara gücü yettiği kadar görev verilmeli, fazlası yapılmamalıdır. 

Aile içindeki sorumlulukların sadece bir kişinin üstlenip diğerlerinin hiçbir şey yapmamasına göz yummamak gerekir. Bunu yaptığımız zaman ilk çocuk da mutlu olur ve kendini değerli hisseder. Aile bireylerindeki diğer kişiler de görevi eşit olarak paylaştıkları için adil bir dağılım olur ve mutluluklar sürer gider.

Sizce Öğretmen ve Öğrenci İlişkileri Nasıl Olmalıdır? Konulu Kompozisyon

 Sizce Öğretmen ve Öğrenci İlişkileri Nasıl Olmalıdır? Konulu Kompozisyon   

  


Öğretmen ve öğrenci eğitim ve öğretim sürecinde birbirini tamamlayan bir bütündür. Öğretmen öğrencileri için elinden gelen her türlü özveriyi göstermeli, öğrenciler de öğretmenin özverisine karşı üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmelidir. Öğretmen ve öğrenci arasında sevgi ve saygı olmalıdır. Öğretmen öğrencileri arasında hiçbir ayrım gözetmeden onları sevmeli ve onlara ilgi göstermelidir. Sadece çalışkan öğrenciler ön planda tutulmamalı, fazla konuşmayan, çekingen ve tembel öğrenciler ile de öğretmen aynı şekilde ilgilenmeli ve onları da çok sevmelidir. Öğrenciler de öğretmenlere karşı saygılı olmalı ve ahlaklı olmalıdır.

 Öğretmenlerinin değerli olduğunu ona hissettirmeli ve öğretmenlerini kıracak davranışlardan kaçınmalıdırlar. Öğretmen ve öğrenci arasında belirli bir mesafe olmalı ama ölçülü düzeyde de samimiyet olmalıdır. Öğretmenler öğretmen olarak kalmalı, öğrenci de öğrenciliğini yapmalıdır. Öğretmen öğrencilerine karşı hoşgörülü olmalı, en ufak bir sorunda öğrencilerini fiziksel ya da psikolojik olarak cezalandırmamalıdır. Öğrencilerin seviyesine inmeli, kendini öğrencilerinin yerine koyarak empati kurmalı ve öğrencileri için çok çalışmalıdır. Öğretmen ve öğrenci arasında iş birliği olmalı, ortak anlayış olmalı ve birlikte güzel işler ortaya çıkarılmalıdır. Tüm bunlar karşılıklı sevgi ve saygı olduğu zaman gerçekleşir. İyi bir öğretmen hemen telaşa kapılmamalı, bir olay karşısında sakinliğini koruyabilmelidir. Öğretmen ön yargılı olmamalı, tutarlı davranışlar sergilemelidir. Öğretmen ve öğrencisi arasında  önemsenme duygusu olmalı, öğretmen ve öğrenci arasında açıklık olmalı ve her iki tarafta birbirini anlayacağı şekilde iletişim kurmaya çalışmalıdır.

 Öğretmen öğrenciye emirler yağdırmamalı, onun bilgisi ile alay etmemeli ve öğrenciyi mutsuz edecek mimik hareketlerinden kaçınmalıdır. Sürekli ahlak dersi vermeye çalışmak, sürekli çocuğu eleştirmek öğrenci ve öğretmen arasında iletişimde sorunlar ortaya çıkarır. Öğrencilere ad takılıp alay edilmemelidir. Öğretmen öğrenciye güven vermeli ve öğrencinin kendini değerli bir birey olarak hissetmesi sağlanmalıdır. Tüm bunlar olduğu zaman öğretmen ve öğrenci ilişkisi de sağlıklı olur.                     

“Âlim Olmak Kolay Adam Olmak Zordur.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 “Âlim Olmak Kolay Adam Olmak Zordur.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon




İnsan çalıştığı zaman, okuduğu zaman, kendini geliştirip bir bilim insanı, bir öğretmen, bir doktor ya da bir hakim olabilir. Bunlara çalışılarak ulaşılır ve kişi bir meslek sahibi olur. Herkesin kendine göre ilgi ve yetenekleri vardır ve bununla ilgili çalıştıkları zaman mutlaka bir bir meslek sahibi olabilir, iyi yerlere gelebilir ama asıl önemli olan hangi mesleği yaparsanız yapın insan olarak kalabilmektir.

 İnsani duygulara sahip olabilmektir. Mesela merhametli olmak, vicdanlı olmak, empati kurabilmek, hoşgörülü olmak işte bunlardır insan olanda aranan. Sözde alim olmak değil gerçekten alim olmak gerekir. Alim diyebileceğimiz kişi topluma önder olmuş, örnek olmuş, güzel ahlaklı olmuş kimseler olmalıdır. İşte böyle olduğu zaman o kişi iyi biri olmuş olabilir. İnsan okuyarak bilim adamı olabilir ama mayası bozuk bir insansa bilgilerini kötü yolda kullandığı zaman o bilim insanın ortaya koyduğu buluş insanlığa zarar verir, canlılara zarar verir, doğaya zarar verir ve daha çok olumsuz sonuçlar ortaya çıkarır.

 Onun önce ahlak olmalıdır bir bilim insanında. Yani bilimin de ahlakı olmalıdır ve bu ahlak ile yola devam edilmeli ve insanlığa faydalı buluşlar yapılmalıdır. Tüm bunlar yapıldığı zaman, insan olarak kalındığı zaman işte o zaman dünya daha güzel bir yer olur ve insanlık ölmez.

“Öğretmenler Işık Kaynağıdır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Öğretmenler Işık Kaynağıdır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



Tüm gücünü sonuna kadar öğrencileri için kullanan, yeri geldiği zaman hasta hali ile bile öğrencilerine ders anlata anlata sesi kısılan değerli öğretmenler bir toplumu, ülkeyi hatta dünyayı değiştirebilecek güçte olan kimselerdir. Cehaletin ortadan kalkması için durmadan çalışmaya, üretmeye devam eden ve bunun için de of bile demeyen öğretmenler öğrencileri için, içinde yaşadığı toplum için bir ışık kaynağı, bir yol gösteren ve insanları aydınlatan kişidir. Nasıl ki güneş dünyamızı aydınlatan ve ısıtan bir ışık kaynağı ise öğretmenler de insanlığın gelişmesi, insanın birey olması, kendini geliştirmesi için ona yol gösteren, onun elinden tutan bir aydınlatıcı, değiştirici, yön verici kişidir.

Onlar ki kendilerinden her türlü tavizi verip yetiştirdiği öğrencilerin insan olarak kalabilmeleri için, onların ilk olarak güzel ahlaklı bireyler olması  ter döken değerli aydınlarımızdır. Bir toplumda cehalet sular seller gibi akıyorsa o toplumda yeteri kadar öğretmene değer verilmiyor demektir. Oysa öğretmen içinde yaşadığı çevredeki insanları olumlu anlamda değiştirmek ve geliştirmek için durmadan çalışır ve tıpkı bir arının çiçek çiçek gezdiği gibi öğretmen de her öğrencisi için elinden gelen her türlü emeği sarf eder ve her bir öğrencisinin başarılı olması için elinden geldiği kadar onların seviyesine iner ve bunu yapmaktan da asla yorulmaz. Çünkü o öğretmendir, çünkü o ışık saçan ve kendini bitiren ve ama toplumu ayağa kaldıran, şahlandıran ve geliştiren büyük bir hazinedir. Öğretmenler mesleğini gönüllü yapan, kendini insan yetiştirmeye adan neferlerdir. Gazi, Mustafa Kemal kıymetli öğretmenlerimizin değerli olduğunu anlatmak için şu sözü söylemiştir:” "Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır." 

Kişi bir şeyleri merak etmek isterse, yeni bilgiler öğrenmek için çabalarsa mutlaka bir öğretmenin peşine takılmalı ve onun bilgilerinden, onun ışığından faydalanarak kendi hayat yolculuğuna başlamalıdır. Bunu yaptığı zaman hem çalışan kişi başarılı ve mutlu olacak hem de ona yardım eden öğretmen kendini iyi hissedecek ve işe yaramanın verdiği o muhteşem duygu öğretmenlerin daha çok insana faydalı olacak, daha çok yüreğe dokunmasını sağlayacaktır. Bir ışık kaynağı bulmak istiyorsanız hemen öğretmenlerin peşine takılın ve onların engin bilgilerinden faydalanmak için onlardan öğrenmeye devam edin. İşte o zaman ışık yayan kişinin yanında siz de ışık yaymaya başlarsınız yavaştan.

“İyi Bir Vicdan, En İyi Yastıktır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon

 “İyi Bir Vicdan, En İyi Yastıktır.” Sözü İle İlgili Kompozisyon




İnsan vicdanlı davrandığı zaman, merhametli olduğu zaman kendine yakışanı yaptığı için onurlu bir davranış sergilemiş olur. Vicdanı olan insan içindeki kötülüğü öldürür ve hak olanı arar ve bulur. Bunun için de kötüyü ve zalimi savunmaz. Her zaman dürüstlükten, haktan ve adaletten yana olan olur vicdan sahibi kimse. İyi bir vicdan, en iyi yastıktır çünkü vicdanımız rahat ettikten sonra yastığa başımızı koyduğumuz zaman mutlu oluruz. 

Mutlu oluruz çünkü kul hakkı yememiş olarak hayatımıza devam ediyoruzdur, mutlu oluruz ah almamışızdır, can yakmamışızdır. Adaletsizliğin karşısında sessiz kalmamışızdır. İşte tüm kötülükleri bir başka insana ya da bir başka canlıya yapmadığımız zaman içimizde kanayan yara da olmaz. Birine iftira attığımız zaman, birinin hakkını yediğimiz zaman, küçük bir canlıya zarar verdiğimiz zaman işte o zaman vicdanımız sızlar. Eğer ki yaptığımız kötülüklerde vicdanımız sızlamıyorsa o halde insan olma vasfına da henüz erişememişizdir. İnsanı mutlu eden en kıymetli hazine vicdan rahatlığıdır. Para bugün olur yarın olmaz, ya da bugün olmaz yarın olur ama insanlık olmadığı zaman işte burada ciddi bir sıkıntı vardır demektir. Vicdanını kaybeden insandan her türlü zorbalığı ve kötülüğü bekleyebiliriz. Çünkü onların içinde merhamet duygusu kalmamıştır, sevgi yok olmuştur ve o kimse ruhsuz bir varlığa dönüşmüştür.

 Gece yastığa başımızı koyup huzur içinde bir uyku uyumak istiyorsak vicdanımızı rahatlatan her güzelliğin yanında olmalıyız, kötülüklerden uzak durmalı içimizdeki insani duyguları daha ön plana çıkarmalıyız. İşte o zaman dokunmayın keyfimize.

“Acele İşe Şeytan Karışır.” Atasözü İle İlgili Hikâye Örneği

 “Acele İşe Şeytan Karışır.” Atasözü İle İlgili Hikâye Örneği




Kirada oturmaktan sıkılmış olan ve bir an önce kendi evinin yapılmasını çok isteyen  Nurullah Bey hafta sonu kendine ait olan arsaya gitmiş ve buraya ev yapma fikrini aklından geçirmişti. Hiçbir plan ve program yapmayan, kimseden yardım almadan kendi başına ev yapmaya kalkışan Nurullah Bey aldığı malzemeleri kamyonla boş arsaya getirmiş ve evi kendi başına yapmaya başlamıştı. Buraya küçük, sadece, bahçeli bir ev yapmak istemişti. Hemen işe başlamıştı. Evin temelini acele ile atmış ve ev yapımında gerekli olan özeni göstermemişti. Otuz gün sonra ev hazır hale gelmiş ama evin yapımında acele edildiği için ev hiç de istenilen şekilde olmamıştı. Acele ile ev yapma girişiminde bulunan Nurullah Bey yaptığı ev ile gurur duyuyor ve mutlu oluyordu. Ailesini de bu eve taşıdıktan sonra evde kalmaya başladılar. 

Nurullah Bey’in yaşadığı şehir olan Sivas’ta havalar soğumuş, rüzgar sert ve hızlı bir şekilde esmeye başlamıştı. Aile bir gece uyurken dışarıda kuvvetli fırtına esmeye başlamış ve evin çatısını uçurmuştu. Bu korkunç ses karşısında gece uykusundan uyanmak zorunda kalan aile bireyleri hayretler içinde kalmıştı. Çünkü evin çatısı yok olmuş, pencereler sağlam yapılmadığı için her yerden eve soğuk girmeye başlamıştı. Bu plansızlığın ve programsızlığın pişmanlığını yaşayan Nurullah Bey çok üzülmüş, acele ile bir iş yaptığı için ve bunun da kötü sonuçlara neden olduğunu gördüğü için ailesinden özür dilemişti. Acele işe şeytan karışmıştı yani. Allah’tan aile bireylerine bir zarar gelmemişti. 

En büyük moral bu olmuştu Nurullah Bey için. Aile bireylerinde hiç bir yara izi falan yoktu. Daha sonra o ev yıkılmış, arsaya yeniden temeli sağlam olan bir ev yapılmak için ustalar getirilmişti. Bu defa acele ile değil plan ve program dahilide, bir mimarın gözetiminde ev gayet de güzel yapılmıştı. Nurullah Bey o günden sonra bir daha işlerini çabucak yapmamaya çalışmış ve her işini düzenli yapmıştır. Onun için de işler tıkırında gitmiş, bir daha acele ile işe koyulmamıştır.

Şems-i Tebrizi Sözleri

 Şems-i Tebrizi Sözleri



Tasavvufla uğraşmış kişi olan Şems-i Tebrizi Mevlana’nın gönül dünyasında değişikler olmasını sağlayan kişidir.  Hz Muhamedd’in ahlakını örnek alan Şemseddin-i Tebrizî, devamlı bir arayış içerisinde olmuş, manevî bir işaret üzerine de Mevlâna’yı  arayıp bulmuştur. Dünyaya, kılık ve kıyafete önem vermeyen bir şahsiyettir kendisi.

Şems-i Tebrizi sözleri şunlardır:

 "Kapımıza değil; Kalbimize vuran buyursun."

"Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme; nereden bilebilirsin, hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?"

"Ne zaman ki iyiliğim kötülük olarak algılandı, anladım ki doğru yoldayım."

"Arza hacet yok, halim sana ayandır. Dile gerek yok, sessizliğim sana beyandır."

"İnancın büyük olsun, ama inancınla büyüklük taslama"

"Sevmeye layık olmayana hatırlayarak değerli etme. Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme"

"Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca"

"İşin Allah'a kalmışsa, olmuş bil!"

" Ne diye böbürlenip büyükleniyorsun! Doğumun bir damla su ölümün bir avuç toprak değil mi?"

"Altın olsam, değerimi herkes bilir. Ben basit bir demir olayım... Değerimi, sadece anlayan bilsin... "

"Kalp ruha der ki: ben severim, aşık olurum; ama acısını nedense hep sen çekersin. Ruh da cevap verir: 'sen yeter ki sev.'"

"Ne zaman ki iyiliğim kötülük olarak algılandı, anladım ki doğru yoldayım."

“"Yaşarken anlayamadıkları değerleri, öldükten sonra anlamanın kimseye faydası yok. Sevdiğinizi dirileştirmenin yolu, hayatın tazeliğinde itiraf ve ifade etmektir"

"Seni sevmeyen acı söyler. Dostun sana söyleyeceği acı dahi olsa, senin canını acıtmayacak şekilde tatlı dille söyler."

Kadın; bilene "nefes", bilmeyene "nefs"tir.

"Ey insan! Kaf dağı kadar yüksekte olsan da; Kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma.! Her şeyin bir hesabı var; Üzdüğün kadar üzülürsün. "

“Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmaktır. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir.”

 

Çocuk İle İlgili Özlü Sözler

 Çocuk İle İlgili Özlü Sözler




Hiçbir davranışında yapmacıklık olmayan çocuklar bu dünyanın neşe kaynağı, bu dünyanın güzellikleridir. Onların bir bakışı, bir gülüşü, bir dokunuşu insana kendisini iyi hissettirir. Mutlu çocuklar olmasını istiyorsak mutlu aileler olmalıyız her şeyden önce. Onlara sevgi vermeliyiz, onlarla güzel vakit geçirmeliyiz ve onların  çocukluğunu çocukça yaşamasına  katkıda bulunmalıyız.

Çocuk ile ilgili özlü sözler şunlardır:


“Oyunlardan sanki ciddi öğrenmenin yorgunluğunu atmak için yapılan faaliyetmiş gibi söz edilir. Oysa oyun, çocuklar için ciddi öğrenme demektir. Oynamak aslında çocukluk sırasında icra edilen bir meslektir.” Fred Rogers,

"Terbiyenin sırrı, çocuğa saygı ile başlar." Ralph Waldo Emerson

"Oyun oynayan çocuğun zamana olan münasebeti şahanedir, zira hiç bir münasebeti yoktur, çocukta bizleri hayran kılan da budur, zamandan çıkış."  Erich Kastner

"Bir çocuk doldurulacak bir vazo değildir, o yakılacak bir ateştir." François Rabelais

"Çocukların, nasihattan çok iyi örneğe ihtiyaçları vardır." Joseph Joubert

“Biz çocuklarımıza konuşmayı değil, susmayı öğretiyoruz." Japon atasözü.

““Dünyadaki dürüst ve gerçek sözlerin neredeyse tamamı çocuklar tarafından söylenmektedir.” Oliver Wendell Holmes.

“Çocukların yarın neye dönüşeceklerinden korkuyoruz, ama onların bugün de birer birey olduklarını unutuyoruz.” Stacia Tauscher

“Çocuklarınızın zeki olmasını istiyorsanız onlara peri masalları okuyun. Eğer daha da zeki olmalarını istiyorsanız, daha da çok peri masalı okuyun.” Albert Einstein

"Terbiye, ana kucağında başlar; Her söylenilen kelime, çocuğun şahsiyetine konan bir tuğladır." Namık Kemal

"Hiç şüphe yok ki ideal terbiye, çocuğun kabahatlerinden dolayı cezalandırmak değil, onu kabahat yapmaktan alıkoyacak bir seviyeye çıkarmaktır." Peyami Safa

“Çocuklar şekle sokulacak şeyler değil, serpilmeleri sağlanacak bireylerdir.”  Jess Lair

“Eğer bu dünyada gerçek barışı öğreteceksek ve eğer savaşa karşı gerçek bir savaş vereceksek, işe önce çocuklarla başlamamız gerekmektedir.” Mahatma Gandhi

 “Çocuklarınıza verebileceğiniz en iyi hediyeler sorumluluğun temelleri ve özgürlüğün kanatlarıdır.” Danis Waitley

“Gerçek eğlence ihtimali yalnızca çocukların toplandığı bir yerde mümkündür.” Mignon McLaughlin.

“Güvenlik ve emniyet kendiliğinden olan şeyler değildir, ortak fikir birliği ve kamusal yatırımın sonuçlarıdır. Toplumumuzun en kırılgan bireyleri olan çocuklarımıza şiddet ve korkudan arındırılmış bir hayat borçluyuz.” Nelson Mandela.