Dün Zekiydim, Dünyayı Değiştirmek İsterdim. Ama Bugün Akıllıyım. Kendimi Değiştiriyorum. Sözü İle İlgili Kompozisyon

 Dün Zekiydim, Dünyayı Değiştirmek İsterdim. Ama Bugün Akıllıyım. Kendimi Değiştiriyorum. (Mevlana) Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



 İnsan hamken dünyayı değiştirmek ister, dünyaya yön vermek ister. İnsan olgunlaşmadığı için kendini çok zeki zanneder ve zekası ile her şeye gücünün yetebileceğini zanneder. Zekilik tek başına bir anlam ifade etmez. Ne zamanki  aklı kullanmaya başladığımızda, dünyayı daha iyi tanımaya başladığımızda, kusurlarımız olduğunu, mükemmel olmayacağımızı bilmeye başladığımızda işte o zaman  değişiriz, ilerleriz ve kendimize katkı sağlarız. İnsanları değiştirmeye çalışmak, onların hayatına yön vermeye çalışmak kimsenin haddine değildir.


 Aklımızı kullanmaya başladığımız zaman dışarıdaki hiçbir şeye gücümüzün yetmeyeceğini anlarız. Ne zaman ki kendimizi değiştirmeye çalıştığımızda, yenilemeye çalıştığımızda işte o zaman hayatımıza, kendimize iyilik etmiş oluyoruz, dünyamız da değişmiş oluruz. Zeka ancak akıl ile birleştiği zaman, kişi kendini bildiği zaman  yani kendini değiştirdiği zaman dünyanın da değişebileceğini görür. Çünkü kendini değiştirmiştir bir kere, kendine çeki düzen vermiştir.

 Kendini olumlu yönde değiştirdiği için  daha olgun olur, daha mütevazi olur ve daha akıllı ve daha da zeki olmuş olur.  İnsanın kendini olumlu yönde değiştirmesi ve ilerletmesi kadar güzel bir şey yoktur. Hatalarının farkına varması, onlardan ders çıkarması, çok bilmişlik yapmaması insana yakışan tavırlardır. Kendimizi değiştirdiğimiz zaman diğer insanlarla olan ilişkilerimiz ve iletişim biçimlerimiz de olumlu yönde değişmeye başlar. Daha çok şey öğreniriz, daha alçakgönüllü insan oluruz ve sürekli araştırma ve bilgi öğrenme peşinde koşarız. Yeter ki aklımızla her herkesi her şeyi değiştireceğimizi zannetmeyelim.

 

Konusu Adalet Olan Bir Deneme Yazınız.

 Konusu Adalet Olan Bir Deneme Yazınız.



Dünyamızın, ülkelerin en büyük sorunu adalettir. Bir toplumda adalet yoksa ahlak da yoktur der bir düşünür. Gerçekten de adaletin olmadığı yerde ahlakın olmaması da doğaldır. Adalet olmadığı zaman, güçlü olan güçsüz ve masum olanın hakkına göz koyduğu zaman işte orada toplum parçalanma noktasına gelmiş demektir. Emeği ile, alın teri ile , bilek gücü ile  üç beş kuruş kazanıp çocuğuna, eşine ekmek parası götüren nice yiğitler vardır. Böyle insanlara gösterilen adaletsizliğin ahı bir gün öyle bir çıkar ki  zalimliği yapan insanlar zalimlik gösterdiği kişilerden daha beter durumlara düşer. Bir toplumda adalet yoksa insan hakları da yoktur,  eşitlik de yoktur.  Adalet sağlanmadığı zaman toplumda birçok problemler ortaya çıkar.


 Toplumda huzursuzluk ortaya çıkar, anarşi ortaya çıkar,  hırsızlık olayları, gasp olayları çıkar. İnsanlar kendi hakkını kendileri aramaya başladığı zaman çeşitli çete türleri ortaya çıkar. Devletin kanunları bir işe yaramadığı zaman, devlet adaleti  hakkı ile yürütmediği zaman devletliğini de kaybetmiş olur. Onun için bir devletin temel yapı taşı adalet ile sağlanır. Devlet adaleti sağladıktan sonra insanların  niyeti de adil olmalıdır. Adalet duygusu insanlarda bilinçli bir şekilde olmalıdır. Kimsenin canını yakmamak, ahını almamak, adaleti hakkı ile uygulamak insan olana yakışan tavırlardır.  Adalet duygusunu çocuklarımıza küçük yaşlardayken vermemiz gerekir. 

Haksızlık karşısında susmamak, hak ettiğini hak edene vermek, insana insan gibi davranmak adaletin olmazsa olmazlarındandır. Adalet yerinde ve zamanında olmalıdır. Bir adalet gecikiyorsa o adalet olmaktan çıkar.  Adaletin gecikmesi de bir adaletsizliktir aslında. Onun için her zaman haktan yana, hak edenden yana durmalıyız. Haksızlık karşısında eğilip bükülmemeliyiz, sonuna kadar hakkımızı aramalıyız. Adaletin önemi ile ilgili şu sözleri de bilmek insanı adalete karşı daha motive eder:

“Adalet güzeldir. Fakat devlet büyüklerinde olsa daha güzeldir.”  Hadis-i Şerif

“Mühendislik hesaplarına uyulmadan yapılan bir bina nasıl yıkılırsa, edebi bir kanun olan adaletten mahrum bulunan imparatorluklar da öylece çökerler.” (Lacordaire)

“Güneş Girmeyen Eve Doktor Girer.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

“Güneş Girmeyen Eve Doktor Girer.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


Güneş   dünyamızı hem ısıtır, hem de aydınlatır. İnsan vücudu güneşsiz bir ortamda kaldığı zaman çeşitli rahatsızlıklara maruz kalır. Güneş almayan kemiklerimiz, ellerimiz, kollarımız bir zaman sonra halsizleşmeye başlar. Güneş almadığımız zaman vücudumuzda d vitamini eksikliği başlar ve d vitamini eksikliği de çeşitli hastalıklara neden olur. Onun için  mutlaka güneş almalıyız, güneşli günlerde, özellikle de öğle saatlerinde on beş yirmi dakika kollarımızı, ayak bileklerimizi güneşe maruz bırakmalı ve güneşin faydasını ruhumuzda hissetmeliyiz.

 Güneş girmeyen eve doktor girer atasözü ile anlatılmak istenen de  şudur: Güneş sağlık, demek yaşam demektir. Güneşli günlerde dışarı çıkıp güneşin faydalı ışınlarından mutlaka faydalanmalıyız. Eve tıkanıp kalırsak güneşten mahrum kalırız. Yeterli güneş ışınlarını vücudumuz alamadığı zaman da çeşitli hastalıklar çıkar bedenimizde. Güneş sadece beden sağlığı için değil ruh sağlığımız için iyi bir şeydir.

 Güneşli günlerde ruhumuz açılır, daha bir mutlu ve daha bir yaşam dolu oluruz. Atalarımız evi bile alacaksan güneye bakan, güneşe bakan taraftan al der. Çünkü güneye bakan evin çoğu yeri güneş ile iç içe olduğu için  insan için hem ekonomik olur hem de sağlıklı olur. Bunun için güneş giren eve doktor girmez,  güneş girmeyen evden de doktor eksik olmaz.


İnternet Kullanımı Gençler İçin Yararlı mıdır, Zararlı mıdır? Bu Konu İle İlgili Münazara Çalışması Hazırlayınız.

 İnternet Kullanımı Gençler İçin Yararlı mıdır, Zararlı mıdır? Bu Konu İle İlgili Münazara Çalışması Hazırlayınız.



İnternet kullanımı hayatımızın vazgeçilmezi haline  gelmiştir. İnternet sayesinde hiç bilmediğimiz diyarlara gider olduk, hiç bilmediğimiz ülkelerden haberler alır olduk, ülkemizde olup biten,  dünyada olup biten her türlü bilgiye erişimimiz de internet sayesinde olmuştur. İnternet kullanımı gençler için yararlı mı zararlı mı konusuna geçecek olursak internet doğru kullanıldığı zaman, gençleri güzel ahlaka, iyiliğe ve doğruluğa yönlendirdiği zaman iyi bir şeydir. Eğitim ve öğretim amacı ile yararlanıldığı zaman, kültürel anlamda yararlanıldığı zaman , yeni bilgiler öğrenme isteği içinde olan gençler için elbette faydalıdır. 

Görüş ve bilgi paylaşımı açısından fayda sağlar,  internet zaman ve mekandan bağımsızdır, istediğimiz bilgileri istediğimiz zamanda ve mekanda öğrenebilme fırsatına sahip oluruz,  ekonomik ve hızlı haberleşmeye katkı sağlar,  görsel ve işitsel ögeler ile iletişim kalitesini artırır. Yeter ki interneti  güzel emeller için kullanılsın. İnternet  kötü amaçla kullanıldığı zaman, boş zamanı geçirme, ahlaki olmayan videolar izleme, filmler seyretme amaçlı olduğu zaman, kötü alışkanlıklar öğrenildiği zaman internet gençler için son derece zararlıdır. İnternet gençler için şu şekilde zararlar getirebilir. Bir kere yanlış ve zararlı bilgi edinilebilir. Çünkü internet ortamına aktarılan her bilgi doğru ve güvenilir değildir. 

Gençler bilgilerini internet ortamında paylaştıkları zaman başlarına çeşitli olumsuz olaylar gelebilir. Siber zorbalık olur,  sanal dolandırıcılıklar meydana gelir, gençler başlarına bela getirecek  bahis oyunları ile  hayatlarını mahvedebilirler, sağlık sorunları ortaya çıkabilir. İnternet bağımlılığı sonucunda gözde, boyunda, belde, kollarda ve ellerde fiziksel sorunlar ortaya çıkabilir. Bağımlılık gençlerde öfke patlamasına neden olabilir.  


Yabancı kimseler ile iletişim kurulabilir, tanımadığı insanların her sözüne inanarak başlarına olmadık işler açabilirler. Şiddet, nefret ve ırkçılık faaliyetleri olabilir. Bu da gençlerde hoşgörüsüzlüğe neden olur. İnternet doğru kullanılırsa çok sayıda fayda sağlar. Yanlış amaçlar için kullanılırsa internete girdiğinize bin pişman olursanız ve başınıza bin bir tülü belalar açabilirsiniz. Tercih gençlerin kendi iradesi ile olur.

“Ben Matematikten Korkacağıma Matematik Benden Korksun.” Sözünden Hareketle “Zorluklar Karşısında Nasıl Bir Tutum İçinde Olmalıyız?” Konulu Kısa Bir Kompozisyon Yazınız.

 “Ben Matematikten Korkacağıma Matematik Benden Korksun.” (İbni Sina) Sözünden Hareketle “Zorluklar Karşısında  Nasıl Bir Tutum İçinde Olmalıyız?” Konulu Kısa Bir Kompozisyon Yazınız.


İnsan çalışmadığı en basit bir konuda bile bilgi ve fikir sahibi olamaz.  Çünkü her şey önce okuma ile, araştırma ile başlar. Harfleri öğrenmeden okumayı yapamayız ya da rakamları öğrenmeden matematik ile ilgili en ufak toplama ve çıkarma işlemini bile anlamayız. Önce çalışmaya gönül vermek, kafa yormak gerekir. Yorulmadan, emek etmeden, alın terimiz damla damla sayfalara dökülmeden bir şeyi hemen başaracağımızı sanmak büyük bir yanılgıdır. Ben matematikten korkacağıma matematik benden korsun der büyük bilim insanı İbni Sina. Bu sözü ile insanın en ufak zorluklarda yılmaması gerektiğini söyler.

 Matematikten korkmaya gerek yoktur. Yeter ki onun formüllerini, kurallarını en iyi şekilde öğrenmeye, araştırmaya, sorgulamaya  başlamalıdır insan.  İçine girdikten sonra, çeşitli çalışmalar yaptıktan sonra  ve o dersinin özünü iyi kavradıktan sonra matematikle ilgili çoğu soruları yapar hale gelir insan ve hatta matematik alanında bile uzman hale gelebilir. Yeter ki çalışmayı bırakmayalım ve yeter ki azimle, sabırla, kararlılıkla yolumuza gidelim ve gittiğimiz yollarda karşımıza çıkan en ufak bir zorlukta hemen pes etmeyelim. Zorluklar karşısında hemen teslimiyetçi olmamalıyız. Başarısızlığa hemen kabul etmemeliyiz.


Başaracağım, yapabileceğim ve bunun için de önce çok çalışacağım diyerek kendimizi içten motive etmeliyiz ve çok çalışmalıyız. Tüm bunları yaptıktan sonra başarı da yavaş yavaş bizimle gelmeye başlayacak ve daha sonra daha büyük başarılara imza atmış olacağız. Yani her şeyde olduğu için  matematikte de yöntem ve tekniği iyi bilmek ve uygulamak önemlidir. Gerisi hayli hayli gelir.

“Er Adıyla, Deve Havuduyla Söylenir.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Er Adıyla,  Deve  Havuduyla  Söylenir.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.



Yiğit insan yaptığı yiğitliklerle ve adı ile anılır. Devenin de hörgücü büyük olduğu için o da büyüklüğü ile tanınır. Er adıyla, deve havuduyla tanınır atasözü ile anlatılmak istenen de şudur:  İnsan adının anılmasını sağlayacak işlere imza atmalıdır. Yani güzel işler yapmalı, arkasında güzel anılar bırakmalıdır. Yiğit olmak emek ister, yürek ister, cesaret ister. Yiğit insanlar, korkak olmadığı için, başka insanların yararına da iyi şeyler yaptığı için o kişilerin adları asla unutulmaz ve o kişiler hayatta olmasalar bile adları hafızalarımızdan silinmezler.

Örneğin; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk,  Kurtuluş Savaşı sırasında hayatlarını kaybeden kadın kahramanlarımız, Mehmetçiklerimiz yiğit insanlardır. Ya da iyi bir doktor, iyi bir öğretmen, iyi bir hakim yaptığı işleri korkusuzca ve adam gibi yaptığı için aynı zamanda da bu insanlar yetenekli olduğu için onlar unutulmaz. Bu insanların adları bir okula, bir camiye bile verilebilir ki o insanların bizler için yaptığı fedakarlıklar unutulmasın. 

Er insan adı ile söylenir çünkü o kişinin adı toplum tarafından değer haline gelmiştir, emek olarak, sevgi olarak, fedakarlık olarak görülmektedir. Bizler de elimizden geldiği kadar yiğit insanlar olmalıyız. Hakkın , adaletin yanında durmalıyız, Doğruluktan ve dürüstlükten yana olmalıyız. Adımızın anılmasını sağlayacak işler yapmalıyız.

“Fazla Aş, Ya Karın Ağrıtır, Ya Baş.” Sözü İle İlgili Kompozisyon

 “Fazla Aş, Ya Karın Ağrıtır, Ya Baş.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


İnsan için  en önemli olan şey sağlığının  yerinde olmasıdır. İnsanın sağlığı yerinde olmadığı zaman  önüne dünya kadar malı sersen de hiçbir manası yoktur. Onun için sağlığımıza dikkat etmek gerekir. Sağlığımıza dikkat etmenin  yolu da fazla yememekten geçer. Fazla aş ya karın ağrıtır, ya baş atasözü ile anlatılmak ve verilmek istenen mesaj da şudur: Gereğinden fazla tüketilen yemek insanı rahatsız eder.  Kişi çok fazla yediği zaman ya karnı ağrır, ya başı ağrır.




 Fazla  yemeyi alışkanlık haline getirmiş kimselerde bir zaman sonra  farklı hastalıklar ortaya çıkmaya başlar. Bu hastalıkların kimisi kronik hastalıklar olurken kimisi de bir anda hayatımızın son bulmasına neden olabilir. Onun için nefsimize hakim olmalıyız, irademiz sağlam olmalıdır. Çok fazla yiyerek kendimizi tehlikeye atmamalıyız. Fazla  yemenin zararı ile sevgili Peygamber  Efendimiz Hz. Muhammed  de şu sözü söylemiştir:


"Kalplerinizi çok yemekle öldürmeyin. Fazla suyun ekinleri öldürdüğü gibi, muhakkak fazla yemekle de kalp ölür."

İbn-i Sina da az yemenin önemi ile ilgili şu sözü söylemiştir:

“Şifasız hastalık yoktur; irade eksikliğinden başka. Değersiz bitki yoktur; tanınmamasından başka.”

İşte bu sözlerden de yola çıkarak çok fazla yemek yememeliyiz ve  sağlığımızı kendi elimizle kötü hale getirmemeliyiz.

“Cesurun Ayakları Dayanmak, Korkağın Ayakları Kaçmak İçin Yaratılmıştır.” Sözü İle İlgili Bir Kompozisyon Yazınız.

 “Cesurun Ayakları Dayanmak, Korkağın Ayakları Kaçmak İçin Yaratılmıştır.” (Hz. Ali) Sözü İle İlgili Bir Kompozisyon Yazınız.



Nice yiğitler vardır ki vatan için, millet için, onur ve şereflerini  korumak için ne acılar çekmiş, ne sürgünler yemiştir.  Korkusuz, yürekli cesur insanlardır  bunlar.  Haksızlığa karşı boyun eğmeyen, adaletsizliğin olduğu yerde sesini kısmayan adam gibi adam olandır cesur insanlar. Cesurun ayakları dayanmak, korkağın ayakları kaçmak için yaratılmıştır der Hz. Ali. Gerçekten de cesur insanlar her şeyden kolay kolay yılmayan, önünde büyük engeller  olsa bile o engelleri aşmak için ömrünü harcayan, yalana, hileye başvurmayan, dürüst insanlardır onlar. Onlar korkak ve kaypak olanlara göre daha dirayetli kimselerdir.  Çıkarları için kendilerini satmayan, onurunu ayaklar altına almayan, dünya malına tamah etmeyenlerdir.  Onun  için ayakları, yürekleri, beyinleri, iradeleri daha güçlü daha dayanıklıdır.


 Korkaklar ise haksızlık karşısında susarlar, çıkarları ne tarafa değişirse oraya giderler,  güçlü ve zalim olanın yanında dururlar, güç merkezi değiştikçe de fırıldak olurlar. En ufak bir zorlukta dayanamazlar ve  korkudan kaçacak delik ararlar. Oysa cesur insanlar korkmaz, sonunda ölüm bile olsa doğruluktan, dürüstlükten, güvenilir ve emin insan olmaktan asla ve asla ayrılmazlar. Çünkü onların yaşam sebebi  insanca yaşamak, insan onuruna yakışan bir hayat sürmek, haksızlıklara karşı mazlumun hakkını aramak ve mazlumun, yetimin, öksüzün hakkını zalimlere yedirmemektedir. Onun için yüksek ruhlu, yüksek kalitede , yüce insanlardır, alçakgönüllü ve  merhametli kimselerdir cesur insanlar. 


Ekmeğini helalinden kazanmak için çalışırlar. Haram mal yemeyen, alın teri ile hayatını  geçindirmeye bakan yürekli insanlardır. Yılmadan, yorulmadan, nefesinin son damlasına kadar bileğinin gücü ile, ayaklarının gücü ile hayatını yaşayan ve kendisine saygısı olan, kendi mahremine saygısı olan  değerlerdir cesur kimseler. Onlara  göre haksızlığa karşı susmak kendine ihanet etmektir, kendi değerlerini yok saymaktır. İşte biz de her zaman cesur, dürüst ve güzel ahlaklı bireyler olmalıyız ve güzel ahlaklı ve cesur çocuklar yetiştirmeliyiz.

Huy İle İlgili Söylenmiş Özlü Sözler

 Huy İle İlgili Söylenmiş Özlü Sözler


Atalarımız  “Can çıkar huy çıkmaz” diyerek insanın huyunun kolay kolay çıkmayacağını anlatmıştır. İnsanların kendine özgü huyları vardır. Bunlar iyi huylar ve kötü huylardır. İyi huylar toplum tarafından sevilirken kötü huylar insanların istemediği, rahatsız olduğu sözler, davranışlardır. Kişi kendisini iyi bir şekilde değiştirmeye çalışmalı ve kötü huylarından vazgeçmek için diline, sözlerine , hal ve hareketlerine dikkat etmelidir. Yanlışlıkla patavatsızlıklar yapmamalı, birilerine akıl vermeye, birilerine üstünlük göstermeye çalışılmamalıdır. Kötü huyların üzerine gidilmeli ve olgun insan olmak için mücadele edilmelidir. İyi huylarımızı artırmalıyız ve iyi huyumuz bizim dostumuz olmalıdır.


Huy ile ilgili söylenmiş anlamlı sözler şunlardır:

“İnsanların, onları kırılışa uğrattığı halde, canları çıkmadıkça vazgeçmedikleri huyları vardır.” Dostoyevski

“Ay ışığını saçar, köpekse havlar, ulur durur. Ay’ın ne suçu var. Köpeğin işi gücü, huyu  budur.” Mevlana

“Gerçek sebeplerini bilmedikçe, huylarımıza asla hükmümüz geçmez.” Alain

 



“Tedbir gibi akıl, güzel huy gibi asalet olmaz.” Hz. Muhammed.

“İnsan soyunun en korkunç eylemi öldürmek, en kötü huyu ise alışmak.” Zülfü Livaneli.

“Dağların bile yer değiştireceğine inanın ama insanların huylarını değiştireceklerine asla inanmayın. “Hz. Muhammed.

“Edep, terbiye ve iyi huy; Allah’ın nurundan bir taçtır. Onu başına koy, istediğin yere git. Her yerde itibar görürsün.” Şeyh Sadi Şirazi

 

“İnsanlar; akıl, ilim, huy, yoksulluk ve zenginlik yönünden farklı oldukları sürece, birbirleriyle güzel geçinirler. Eğer mezkur sıfatlarda eşit olsalardı, (yükümlülük üstlenmekten kaçarak) helak olurlardı.” Hz. Ali.

“Arlı arından, huylu huyundan vazgeçmez. “Atasözü

“Sende zulüm, haset, hırs,  merhametsizlik ve bunlar gibi kötü huylar olduğu halde, bunlardan dolayı kendine gücenmiyorsun da bunları bir başkasında görünce ürküp rahatsız oluyorsun. Bu ürküş, insanın kendisinden ürkmesidir. Mevlana

“Güzele kırk günde doyulur, güzel huyluya kırk yılda doyulmaz.” Konfüçyus

 

“Kötü huylu, bedbin ve hain karınca bir leğene düşse, ondan çıkamayınca onu delmeye çalışır. Ama nafile karınca leğeni delemez. Kötü insan, kötü düşünceleriyle bir yere varamaz.” Şeyh Sadi Şirazi.

“İnsanlar ne kadar kötü olurlarsa olsunlar onların yüreklerinin köşesinde mutlaka iyi hisler ve temiz duygular vardır. Önemli olan onların bu huylarını açığa vurmaları için imkân ve ortam sağlamaktır.” Reşat Nuri Güntekin.

“Huy, canın altında demişler.” Kemal Tahir.

“Can Çıkmayınca Huy Çıkmaz.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Can Çıkmayınca Huy Çıkmaz.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

İnsan, kişilik özelliklerini kolay kolay değiştiremez. Kişilik yapımızda olumsuz huylarımız vardır ve bu huylarımız bazı insanları  rahatsız eder ve onları çileden çıkarır. Kişi kötü huylarından vazgeçmeli ve kendini iyileştirmeye çalışmalı, kişilik yapısındaki  olumsuzlukları gidermeye çalışmalıdır. Olgun insan olmanın yollarını aramalıyız ve  daha olumlu daha pozitif insan yolma yolunda eğilim göstermeliyiz. Kimi insanlar vardır ki  herkesin hayatına burnunu sokmak ister ve her söze verilecek bir cevabı vardır.


  Böyle insanlarda özel yaşama saygı diye bir şey yoktur, her şeyi merak ederler, başka insanların da kendisi gibi olmasını isterler, insanların şekli ile kıyafeti ile alay eder ve böyle insanların dili de hiç durmaz. Bu insanlara ne yaparsanız yapın bunlar kolay kolay değişmez. Çünkü huyları böyledir ve huy da kolay kolay değişmez.  İnsan kötü huylarını adet edinmemelidir.  İradesi ile hareket etmelidir ve kendini geliştirmek ve iyi yönde değiştirmek için kitap okumalı gerekirse bunun  için destek almalıdır.



 Kötü huya sahip olan  insanlar yaşadığı çevre tarafından da sevilmezler ve insanlar bu kişilerden çabuk soğur ve öyle insanlardan uzak durmaya çalışırlar. İşte tüm bunlara dahil olmamak için iyi insan olmaya çalışmalıyız, kimi kötü huylarımız varsa onları törpülemeye çalışmalıyız. Kendimizi geliştirmek ve değiştirmek için çok çalışmalıyız ve güzel huylara, güzel ahlaka sahip olmalıyız.