"Dostluktan Saygıyı Kaldıran Onun En Büyük Süsünü Kaldırmış Olur." Sözü Sizin İçin Neyi İfade Etmektedir?

"Dostluktan Saygıyı Kaldıran Onun En Büyük Süsünü Kaldırmış Olur." Sözü Sizin İçin Neyi İfade Etmektedir?




Dost olan kişi sevdiği insana aynı zamanda saygı duyan, ona gösterilen güler yüz ve samimiyetten yüz bulup haddini aşmayan kişidir. Dostluktan saygıyı kaldıran en büyük süsü kaldırmış olur sözü ile şu anlatılmak istenir: Dostluktan en önemli şey kişiler arasındaki sevgi ve saygı bağının olmasıdr. Bunlar kalktığı zaman dostlar arasındaki bağ da zayıflamaya başlar.

 Birisi bizim dostumuz diye onun he şeyini öğrenmeye çalışmak, bizimle paylaşmak istemediği şeyleri bizimle paylaşması için onu zorlamak, sınırlarımızı aşacak hal ve hareketlerde bulunmak dostlar arasındaki güzelliği yok eder ve araya mesefaler konulmaya başlanır. Kimi insanlar vardır ki dostlarım dediği kişilerin iyi niyetini kullanmaya başlar ve bu durumu farke eden diğer kişi ise onun gerçek dost olmadığının farkına varır ve böylece dostluk bozulmaya başlar. İnsan dost dediği kişiyi gerçekten sevmeli, onun özel yaşamına saygı duymalı ve aralarında mutlaka ölçülü bir samimiyet olmalıdır. Buradaki ölçülülük samimiyetiszlik değila ksinie haddini bilmek, kendini bilmek ve olgun bir insan olmak demektir. Böyle olduğu zaman dostlarımızla ilişkilerimizi daha seviyeli olur ve aradaki sü de hiçbir zaman kalkmamış olur.

İnsanlar dostlarına nasıl davranacağını bilirse, güvenilir ve saygılı olursa aradaki bağ da bir ömür sürer ve dostluk baki kalır. Dostlarımızla yüz göz olmamalıyız, seviyesiz şakalar yapmamalıyız ve onu geçmiş yalarından vurmaya çalışmamalıyız. Bunları yaptığımız zaman dostluk perdesinin süsü de her zaman aynı kalır. Bunun için dostlukta her türlü ihtiras ve hataya izin verilmiş olduğunu sananlar tehlikeli şekilde yanılırlar.

 


Tavuk İle İlgili Atasözleri

 Tavuk İle İlgili Atasözleri




Tavuk ile ilgili dilimizde çok sayıda atasözleri ve deyimler vardır. Tavuk ile ilgili günlük hayatımızda kullandığımız atasözleri şunlardır:

Fukaranın tavuğu zenginin atı kıymetlidir.

Tilkiye tavuk kebabı yer misin? diye sormuşlar adamı güldürmeyin diye cevap vermiş.

Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.

Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir.

Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır.

Bizim tavuk bir yumurta yumurtlar yedi mahalle duyar, elin kısrağı küheylan doğurur hiç ses   çıkmaz.

Yağmurlu gün tavuk su içmez.

Çok gezen tavuk ayağında pislik getirir.

Evini tavuk eşiyor çalımı dağdan aşıyor

İşkilli tavuk dingilder

Hatır için çiğ tavuk yenir.

Mart martladı tavuk yumurtladı.

Altın yumurtlayan tavuk kesilmez.

Tilkiye tavuk emanet edilmez.

Horoz evlenir tavuk tellenir.

Tavuk kaza bakarsa, kıçı yırtılır.

Gelecek deveden gelmiş tavuk yeğdir.

Tavuğun sadakası bir yumurta.

Zenginin tavuğu iki sarılı yumurtlar.

Hancı tavuğu gibi , yolcu artığı ile geçinir.

Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.

Horoz ne kadar öterse ötsün, civciv tavuğun dıkdıkına bakar.

Kimin tavuğuna kış demişiz.

Bodur tavuk her gün piliç.

Baz bazla, kaz kazla, kel tavuk  topal horozla.

 

 

Aşağıdaki Atasözlerinin Konularını Karşılarına Yazınız.

 Aşağıdaki Atasözlerinin Konularını Karşılarına Yazınız.




Akıl para ile satılmaz: Bu atasözümüzün konusu ise  akıl ile ilgilidir. Akıl para ile satın alınmaz kişide varsa vardır vardır yoksa yoktur.

Başa gelmeyince bilinmez:  Konusu deneme ile ilgilidir. Bir insanın başına bir olay gelmediği zaman o olay hakkında havadan bir sürü laf edebilir ama başa gelince anlar işin nasıl olduğunu. Bunun için bu atasözünün konusu deneyim, yaşantıdır.

Ayağını yorganına göre uzat: İşini elindeki imkanlara göre yap demektir. Yani ölçülülük vurgusu yapılır. Konusu da ölçülü olmaktır.


Terazi tartıyla, her şey vaktiyle: Buradaki atasözünde konu zamandır. Yani her şeyin bir zamanı vardır anlamında söylenmiş bir atasözüdür.

Akacak kan damarda durmaz: Bazı şeylerin olacağı varsa olur ve onu ne yaparsanız yapın asla engelleyemezsiniz. Bu atasözünün konusu da alın yazısı, yani kaderdir.

Ak akçe kara gün içindir:  Bu atasözünde tutumlu olmak, birikim yapmak gerektiği anlatılır. Onun için de konusu tutumluluktur diyebiliriz.

Acele işe şeytan karışır: Acel ile başlanmış bir işin sonu hayır ile bitmez. Bu atasözümüzün konusu da  acelecilik ile ilgilidir.

Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur: Bir şey emek edersen sonucu iyi olur etmezsen de sonucu iyi olmaz. Yani çalışkan olmanın önemi vurgulanır. Konusu da çalışkanlıktır diyebiliriz.


Bin bilsen de bir bilene danış: Ne kadar bilirseniz bilin öğrenmeye devam edin ve danışmaya devam edin. Konusu da  danışmaktır.

Aç ayı oynamaz:  Aç insanın hiçbir iş yapası gelmez. Bu atasözümüzün konusu da açlık ile ilgilidir.

Ağaç ne kadar uzasa göğe uzamaz: Konusu hırs ile ilgilidir.

Büyük balık küçük balığı yer: Güçlü olan güçsüzü yer. Konusu güçtür.

Akan su yosun tutmaz: Çalışan insan paslanmaz. İşleyen demir pas tutmaz, işleyen demir ışıldar atasözü ile de yakın anlamlı bir atasözüdür. Konusu çalışkanlıktır.

 

3 Atasözü ve Bu Atasözlerinin Açıklamaları

 3 Atasözü ve Bu Atasözlerinin Açıklamaları




“Fukaranın Tavuğu Tek Tek Yumurtlar.” Atasözünü Açıklayınız.

Yoksullar her zorluğu çeken, imkansızlıklar içinde kendine imkan yaratmaya çalışan kimselerdir. Yoksul olanların şansı hemen hemen hiç gülmez. Onun eline geçen fırsatlar da öyle çok değildir. İmkanları sınırlıdır. Bunun için hangi işe el atarsa atsın, zengin gibi kazanamaz. Yoksul insanların umduğundan fazla kazandığı görülmemiştir. Bunun için de atalarımız fukaranın tavuğu da tek tek yumurtlar sözü.” sözünü söylemiştir. Zengin insanların imkanı fazla olduğu için onlar bir işten zarar da görse de fukaralar kadar etkilenmezler. Çünkü onların geçmiş birikimleri vardır ve büyük bir iflasta bile kendilerini idare edebilecek şeyleri olabilir. Oysa yoksulun işi öyle değildir. Onlar hem zor kazanır hem de çok alın teri dökerler ama kazançları yine de az olur.

 

“Sabrın Sonu Selamettir.” Atasözünü Açıklayınız.

Olan veya olacak olan tüm güçlüklere göğüs geren, öfkeye ve telaşa kapılmadan başına gelen olumsuzlukların geçmesini bekleyen, ses çıkarmadan bunların da geçmesini sabır ile bekleyen, erdem gösteren insan sonunda istediği mutlu ve huzurlu günlere kavuşacaktır. Sabrın sonu esenlik olacaktır, sabrın sonu güzel ve aydınlık günler olacaktır. Yeter ki sabır göstermesini bilelim ve ani hareketlerde bulunarak güzel olan şeyleri sabırsızlığımızla kötüye çevirmeyelim. Sabrın sonu selamet olsun istiyorsak bu zor günlerinde geçeceğini bilelim ve zamana bırakalım kimi şeyleri. İşte o zaman mutluluklar bizimle olacaktır.

 

“Az Tamah Çok Ziyan Getirir.” Atasözünü Açıklayınız.

Elindeki ile yetinmeyen, gözü doymayan ve daha fazlasına sahip olmak isteyen kimseler, isteklerine kavuşmak için çeşitli yollara başvurur. Aç gözlü olduğu için doyumsuz olan böyle kimseler bu tutumlarından dolayı zarara uğrar. Açgözlü oldukları için doyumsuz davranmış ve ve kendini tehlikenin içine atmıştır. Böyle kimseler kimi zaman ellerindekileri de kaybederek kendilerini ateşin içine atarlar. Yaptığı aç gözlülüğün bedelini de bu şekilde ödemiş olurlar. Aç gözlü olmamak gerekir. Elimizdekiler ile yetinmeyi bilip çalışmaya devam edersek Yaradan bizlere zaten daha fazlasını verecektir.

Atatürk’ün Ölümü Üzerine Söylenmiş Sözler

 Atatürk’ün Ölümü Üzerine Söylenmiş Sözler




Türk Milletinin kurucusu Mustafa Kemal aramızdan ayrılınca milletimiz çok üzülmüş ve onu daima sevgi ile, sayı ile anmıştır. Büyük bir lider olarak bu dünyada yaşamış ve dünya malına önem vermemiş olan Mustafa Kemal ardında büyük eserler bırakarak gitmiştir. Onu minnetle ve şükranla anıyoruz. Onun hakkında söylenmiş olan kıymetli sözler şunlardır:

“Savaşta Türkiye'yi kurtaran, savaştan sonra da Türk milletini yeniden dirilten Atatürk’ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de büyük kayıptır. Her sınıf halkın O'nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahraman ve modern Türkiye'nin Ata'sına değer bir görünümden başka bir şey değildir.” Winston Churchill

“Atatürk  uluslararası anlayış, iş birliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı gözetmeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.” Unesco’nun Atatürk tanımı.

Dünyada ülkesini savaşta zafere kavuşturan birçok komutan var. Milletini daha ileri bir toplum yapmak için çalışmış birçok önder de var. Ama yokluk, yoksulluk içinde ikisini birden başarmış bir kişi var: Atatürk

Türkiye tekrar Atatürk'e dönmek zorundadır. Başka kurtuluş yoktur. Yoksa onun bunun oyuncağı ve sömürgesi olmaya devam eder. O (yol) da akıl ve bilim yoludur. Namık Kemal

Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır. Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye'nin doğması, yeni Türkiye'nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk'ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye'de giriştiği derin ve geniş inkılâplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur. John F. Kennedy

“Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkân kalmamış olmasıdır. Sovyet Rusya Hariciye Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine onun fikrince bütün Avrupa’nın en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Bana Avrupa’nın en kıymetli devlet adamının Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal olduğunu söyledi.” Roosevelt

“Mustafa Kemal bir temeldir. Bir yöndür. Yapılmış, her şeyi bitmiş bir bina değildir. Onu ancak devam ettirerek, sürdürerek sevebiliriz. Kendisine yeni şeyler, yeni değerler ekleyerek sevebiliriz. Yalnız yüreğimizle değil, aklımızla da sevelim. Mustafa Kemal en büyük zaferini o zaman kazanmış olacak.” Cemal Süreyya

“Atatürk'ü medeniliğin, ileriliğin ve memleket menfaatlerini üstün tutmanın en muazzez sembolü olarak telakki etmekteyiz.  Atatürk hiç kimsenin karşı karşıya geleceği bir kudret değildir. Hiç kimse bunu arzu etmez. Herkes, bilâkis onu Türk Cemiyetinin hâlâ en ileri nigehbanı olarak, en büyük kuvveti olarak telâkki etmektedir. "Adnan Menderes

 

 

 

Atatürk İle Aynı Dönemde Yaşamış Olsaydınız Ülkemiz İçin Neler Yapmak İsterdiniz?

 Atatürk İle Aynı Dönemde Yaşamış Olsaydınız Ülkemiz İçin Neler Yapmak İsterdiniz?




Mustafa Kemal ile aynı dönemde yaşamış biri olsaydım ülkem için üzerime düşen her ne varsa onu yapmaya gayret ederdim. Gücüm neye yetiyorsa onu yapardım. Atatürk’ün vatan için yaptığı mücadeleye destek olurdum ve milli mücadele tarafında olan gazeteleri halka dağıtmaya başlardım ve kapı kapı dolaşır gazete dağıtır ve milli mücadele hakkında insanları bilgilendirirdim. Mustafa Kemal’i iyi dinlerdim  ve onunla birlikte ben de cepheye giderdim. Cephedeki kahraman vatan evlatlarına evden getirdiğim erzakları götürürdüm.

 Evimin yakın bir yerinde çeşme varsa o çeşmeden kaplara su koyar ve bu suları cepheye götürürdüm. Askerlerimizin dudakları susuzluktan çatlamasın diye, ciğerleri sıcaktan yanmasın diye onlara Anadolu’mun bu billur sularından götürürdüm. Ülkemin bağımsızlığı elden gitmesin diye, çocuklar yetim ve öksüz kalmasın diye, vatan sahipsiz  bırakılmasın diye düşmanla çarpışmaya devam eder ve vatan yolunda canımı vermeye hazır olarak her zaman hazır halde olurdum. Bir ülkenin bağımsızlığı elden gitmişse o ülke yok olmuş, köle olmuş demektir. Bunların olmaması için Mustafa Kemal ile birlikte olur, ona yol arkadaşı olmak isterdim. 

Ülkemiz bağımsızlığına kavuştuktan sonra Mustafa Kemal’in cumhuriyeti ilan edeceğini duyduğum zaman onun yanına gider ve cumhuriyetin ne anlama geldiğini sorardım. Atatürk bana cumhuriyet hakkında bilgi verdiği zaman bunun ülkem için en iyi yönetim şekli olduğunu ona ifade eder ve onun ellerinden öperdim, ona sarılırdım ve mavi gözlerinin ne kadar güzel ve vatan sevdalısı baktığını söylerdim. Milli Mücadele yıllarında eşlerini kaybetmiş analarımıza Atatürk ile birlikte olup her türlü yardımın edilmesini sağlardım. 

Kahraman Mehmetçiklerimin evlatlarına minnetle bakar ve onlara her zaman saygı duyardım.  Eğitim alanında ülkemin en iyi yerlere gelmesi için, ekonomi alanında ülkemin en iyi yerlere gelmesi için durmadan çalışır ve Mustafa Kemal’in peşinden ayrılmazdım. Ülkemizin bir daha bağımsızlığı kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmasın diye daha çok çalışırdım ve yaşıtlarımla birlikte ilim yolunda, bilim yolunda ilerlemeye çalışırdım.

"En Büyük İletişim Problemimiz Anlamak İçin Dinlemiyoruz. Cevap Vermek İçin Dinliyoruz." Sözü İle İlgili Kompozisyon

 “En Büyük İletişim Problemimiz Anlamak İçin Dinlemiyoruz. Cevap Vermek İçin Dinliyoruz.” Sözü İle İlgili Kompozisyon




İnsan iletişim kurmak ister, bir başkası ile dertlerini paylaşmak ister. Mutlu anlarında da mutluluğunu paylaşmak ister. Bunların hepsi birden kişinin sosyal gereksinimleri arasındadır. Günlük hayatımızda iletişim kuruyoruzdur mutlaka. İletişimi nasıl kurduğumuz,  ne dediğimizi değil de nasıl söylediğimizi de düşünsek iletişim becerileri anlamında daha iyi bir iş yapmış oluruz. 

Toplumumuzun en büyük iletişim problemlerinden biri de anlamak için dinleme boyutuna geçmemesidir. Hepimiz bir şeyleri anlatma ve rahatlama peşindeyiz ama çoğumuz dinlemekten noksanız ne yazık ki. Karşıdaki konuşurken bile o konuşmasını çabucak bitirsin de ben de cümlelerimi bir an önce söyleyeyim de kendimi kanıtlayayım, kendi sorunlarımı anlatabileyim derdi içine giriyoruz. Karşıdaki kişi anlattığı ile ilgili bize bir şey sorunca da  ne diyeceğimizi bilemiyoruz ve böylece onu dinlemediğimiz ortaya çıkıyor.

 İyi bir dinleyici olmayan bir insan konuşmacı olan kişiye de saygısızlık yapmış olur aynı zamanda. Anlamak için değil de anlatmak için dinliyor gibi bir halimiz var. Oysa karşıdaki kişinin bize ne anlattığına kulak versek, iyi bir dinleyici olsak insani anlamda daha güzel bir davranış sergilemiş oluruz ve dinlediğimiz kişi de bizim sözümüzü kesmez ve o da bize karşı iyi bir dinleyici olur. 

Cevap vermek için dinlemek yerine gerçek anlamda dinlemeyi seçsek daha samimi olur ve daha iyi bir etkileşim ve iletişime geçilmiş olur. Böylelikle bize anlatılanların da ne olduğunu daha iyi öğrenmiş oluruz ve gerçek bir dinleyici konumunda oluruz. Böyle olduğu zaman da insanlar arasındaki saygı daha çok artar, insanlar birbirine karşı ön yargılı olmaz ve birbirini daha çok sever ve birbirine  karşı daha hoşgörülü olur.

“Dil, Bakıldıkça Büyüyen Bir Ağaçtır.” Sözünü Açıklayan Kompozisyon Yazınız.

 “Dil, Bakıldıkça Büyüyen Bir Ağaçtır.” Sözünü Açıklayan Kompozisyon Yazınız.




Bir toplumun gelişmesi ve ilerlemesi ancak o toplumun ana diline verdiği değer sayesinde olur. İnsan ana dilini iyi konuştuğu zaman, ana dilini doğru yazdığı zaman dil bir zaman sonra gelişmeye başlar ve  dili kullananlar olduğu sürece dil gelişir, insanlar ana dilini kullanmazsa o dil unutulur. Toplumların millet olmasını sağlayan en önemli unsur dildir. Dil unutulduğu zaman milli ruh ve  milli kültür diye bir şey kalmaz. 

Genç nesiller kendi ana dilini bilmeyen, başka dilleri konuşmaya çalışan benliğini kaybeden kişilere dönüşür. Oysa dil iyi kullanıldığı zaman o dilin incelikleri keşfedilir, ana dilin ne kadar zengin olduğu keşfedilir. Bizim ana dilimiz Türkçe çok zengin bir içeriğe sahip olan dildir. Bir kelimenin birden çok anlamı vardır. Bizler ana dilimize ne kadar değer verirsek ana dilimiz de o şekilde gelişir. Dilimizi yabancı dillerin egemenliğinden kurtarmak için günlük hayatımızda ana dilimizi kullanamaya devam etmeliyiz. İş yerlerinde, lokantalarda, çay ocaklarında, mağazalarda kendi dilimize ait sözcükler kullanmalı ve kendi dilimiz geliştirilmeye çalışılmalıdır. 

Mustafa Kemal Atatürk de dilin bir milletin benliği olduğu, kültürün taşıyıcı olduğunu dile getirerek Türk dili ile ilgili şu sözü söylemiştir: “Türk Dili zengin, geniş bir dildir. Bütün kavramları anlatma yeteneği vardır. Yalnız, onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde işlemek gereklidir. Öyle istiyorum ki Türk Dili bilimsel yöntemlerle kurallarını ortaya koysun. Bütün dallarda yazı yazanlar bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği, güzel, uyumlu dilimizi kullansınlar.” Dilimiz bakıldıkça büyük bir ağaç olsun ve ana dilimizi herkese öğretmeye çalışalım  bu sayede ana dil her zaman aktif kalsın.

Kendinizi “Sığırtmaç Mustafa’nın Öyküsü” Metnindeki Kahramanın Yerine Koyarak Atatürk’e Bir Mektup Yazınız.

 Kendinizi “Sığırtmaç Mustafa’nın Öyküsü” Metnindeki Kahramanın Yerine Koyarak Atatürk’e Bir Mektup Yazınız.

 





 Sevgili Mustafa Kemal Paşam!

Size bu mektubu şu anda okuduğum üniversitenin sıralarından yazıyorum. Hani beni ilk gördüğünüzde adımı sormuştunuz ve benim adım da Mustafa demiştiniz ya. Bana sorular sorup nasıl bir insan olduğumu anlamaya çalışmıştınız ve benim haksız yere kimseden fazla para almayacağımı anladığınızda başımı okşayıp ben Mustafa Kemal’im demiştiniz ve beni çok sevmiştiniz. O başımı okşayışınızı hala unutmuyorum Paşam. Sizin gibi değerli bir vatanseverle orada karşılaşmak ve sohbet etmek hayatımda asla unutamayacağım bir anı olarak kalacak. Beni çobanlıktan aldırıp okuttunuz ve eğitim ve öğretime her şeyden daha çok önem verdiniz. Bugün bu sıralardan size mektup yazabiliyorsam, duygu ve düşüncelerimi etkili bir şekilde yazabiliyorsam bunları sizin gibi bir lidere borçluyum efendim. Milletinin çocuklarını çok seven bir insansınız. Size her zaman minnettar kalacağım.

Sevgili Paşam!

Nasılsınız, sağlığınız ne durumda? Biliyorum yine vatan sorunları ile uğraşmaya devam ediyorsunuz, hem de hiç bıkmadan, seve seve yapıyorsunuz bu işi. Hasta yatağınızda bile vatan diyormuşsunuz da başka bir şey demiyormuşsunuz. Size ne desem ne yazsam bilemedim ki. Siz nasıl bir vatan sevdalısı, nasıl yüce gönüllü bir insansınız. Sizi çok seviyorum Mustafa Kemal Paşam. Beni soracak olursanız ben de derslerime gidip geliyorum. Çok çalışıyorum efendim. Okuyup büyük adam olacağım. Vatanını ve milletini çok seven iyi bir matematik profesörü olacağım. Söz veriyorum size. Siz bana güvendiniz, inandınız ve iyi bir eğitim almam için arkamda dağ gibi durdunuz. Bu güveninizi asla boşa çıkarmayacağım ve ülkeme faydalı bir bilim insanı olmak için çalışmaya, üretmeye devam edeceğim. Ben de sizin gibi okumayan çocukların okumasına vesile olacağım ve milletimin her bir ferdine çok değer vereceğim.

Mektuba son verirken sizi çok özlediğimi ve çok sevdiğimi bir kez daha yazıyorum. Okulum tatile girer girmez inşallah Ankara’ya da uğrayıp ellerinizden öpeceğim. O eller ki vatan sevgisi kokan eller, vatan aşkı ile yoğrulmuş çalışkan eller… Size selam eder ellerinizden öperim. Sarı saçlı, mavi gözlü koca yürekli güzel adam Mustafa Kemal Paşam…

 

          Yazan: Sığırtmaçlı Mustafa

"Çocukları Sağlıklı ve Bilgili Yetiştirilmeyen Uluslar, Temeli Çürük Binalar Gibi Çabuk Yıkılırlar.” Sözü İle Kompozisyon

 "Çocukları  Sağlıklı ve Bilgili Yetiştirilmeyen Uluslar, Temeli Çürük Binalar Gibi Çabuk Yıkılırlar.” Sözü İle Kompozisyon




Bugünün küçükleri olan çocuklar her geçen gün büyüyecek, gelişecek ve geleceğin yetişkinleri konumunda olacaktır. Yetiştiği çevre iyi olan çocuk oradaki iyilikleri ve güzellikleri örnek alacak, yetiştiği ortam kötü olan çocuk ise kötü çevrede yetişerek bir çocuğa ait olmayan davranışları öğrenecek, alışkanlıkları edinecektir. Onun için her çocuğun doğduğu aile ortamı ve çevresi çocuğun gelişiminde doğrudan etkilidir. Çocukları sağlıklı ve bilgili yetiştirilmeyen milletler, temeli çürük binalar gibi çabuk yıkılır der Mustafa Kemal Atatürk. Yetiştireceğimiz çocukların önce sağlıklı olması gerekir. Bunun için de temel ihtiyaçlarının ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. 

Hem bedenen hem ruhen sağlıklı olan çocuklar mutlu ve çalışkan olur. Sağlıklı olan çocukların çalışkan olması için de elimizden gelen her türlü çabayı göstermemiz gerekir. Onlar ile birlikte kitap okumalı, okuduğumuz kitap üzerine konuşmalar yapmalı ve onların düşüncelerinden faydalanmalıyız. Okuyarak yeni bilgiler edinerek çocuklarımızı geleceğe hazırlamalıyız. Elbette sağlıklı olmalı, çalışkan olmalıdırlar ama en önemlisi insan olma özelliğini yani iyi ve güzel ahlaklı insan olma özelliğini kazandırabilmektir önemli olan.

 Bugünün çocuğu yarının öğretmeni olacak, okuttuğu çocuklar ile topluma yön verecek, bugünün çocuğu okuyacak ve doktor olacak birçok insanı iyileştirecek ve topluma katkı sağlayacak. Bugünün çocuğu bir başka çocuğun annesi olacak, babası olacak, komşusu ya da iş arkadaşı olacak. Böyle olduğu zaman da o iyi yetiştirilen çocuklardan iyi nesiller ortaya çıkacak. Kötü yetiştirilen çocuklar da toplum tarafından bela olarak görünecek. Oysa tüm çocuklar masumdur ve iyidir. 

Önemli olan onlara iyi bir eğitim vermek, onları sevmek ve onları korumaktan geçer. İyi yetiştirilmeyen çocuklar saygısız, kaba, vatana, millete faydası olmayan faydasız bir kişi olarak hem kendi hayatını zehir edecek hem de içinde yaşadığı dünyaya zara verecektir. İşte tüm bunlardan dolayı çocuklarımızın temelini iyi atmalıyız. Ağaç yaşken eğilir sözünden de hareketle çocuğa küçük yaşta ne verirsek  çocukta kalacak olan da odur.

 Milletimizin çalışkan millet olması için, bilimde, ilimde, teknolojide, ekonomide iyi bir yerlere gelmesi için iyi çocuklar yetiştirmeliyiz ve ülkemizi yüceltmeliyiz. Bunları yapmadığımız zaman toplum yavaştan parçalanmaya başlar ve bu yavaşlık  bir zaman sonra hız kazanır toplum dağılır ve yok olur.