Hak Deyince Akan Sular Durur Atasözü İle İlgili Doğruluk Konulu Kompozisyon

 

Hak Deyince Akan Sular Durur Atasözü İle İlgili Doğruluk Konulu Kompozisyon


Bir toplumu, bir milleti ayakta tutacak en güçlü dayanak  adalettir. Adaletin olduğu toplumlar öyle kolay kolay yıkılmaz. Çünkü vatandaşın devlete, devletin de vatandaşa güveni tamdır. Anlaşmazlıklarda adalet, tarafsızlık, hakkaniyet devreye girdiği  zaman kimsenin söyleyecek sözü kalmaz. Yani doğru olan, dürüst ve güvenilir olan kimselere hakkı verildiği zaman ortada bir kargaşa kalmaz ve herkes huzur içinde hayatına devam eder, toplum huzurlu olur, mutlu olur.

 

 Adalet toplumun temeli olmalıdır her daim. İşte böyle olursa toplumda çatlaklıklar başlamaz. Yani toplum ahlaki yönden bozulmaya başlamaz. Yeter ki doğru olanın yanında olunsun ve doğru olanın hakkı ehline verilsin. Her zaman doğruluktan yana olunmalıdır. Doğru olanın yanında yer almalıyız. Bunun için de atalarımız Hak deyince akan sular durur diyerek ne kadar da güzel bir mesaj vermişlerdir bizlere. Her zaman hak olanın yanında yer almalıdır dürüst kimseler.

 

Menfaatlerimizin peşinden değil doğru olanın peşinden gitmeliyiz. Hak edene hakkını vermeliyiz ve doğruluktan, doğruların hakkını savunmaktan da asla kaçmamalıyız. “Hiçbir miras doğruluk kadar zengin değildir diye boşa dememiş William Shakespeare. Çünkü doğruluk varsa güven var, doğruluk varsa insani değerler vardır.

Eşek Ölür Semeri Kalır, İnsan Ölür Eseri Kalır Atasözünü Örneklerle Açıklayınız.

 

Eşek Ölür Semeri Kalır İnsan Ölür Eseri Kalır Atasözünü Örneklerle Açıklayınız.

 

İnsanlar ve hayvanlar arasındaki en temel fark insanlara Yüce Allah tarafından akıl verilmiş olmasıdır. Çünkü insan aklını kullanarak başarılı eserler ortaya çıkarabilir ve başarılı işlere imza atabilir. Hayvanlar ölüp gittiğinde bu dünyada onlarla ilgili bir şey kalmayacaktır. Çünkü hayvan dünyaya bırakacak bir eser yapabilecek donanımda yaratılmamıştır. Onlar sadece sevilmeye, korunmaya muhtaç olarak yaratılmış  sevimli, doğanın dengesini sağlayan canlılardır.

 

Oysa insana verilen akıl sayesinde insan birçok şey yapabilir. Mesela çok iyi çalışır, iyi bir yazar olur ve bıraktığı eserler ölümünden sonra bile okunmaya devam eder ve ölen kişi daima hatırlanır. Ya da  sağlam evler yapmış, sağlam binalar yapmış Mimar Sinan gibi ünlü ve dürüst mimarlar unutulmayacaktır çünkü geride bıraktıkları muhteşem eserleri onları ölümsüz kılmıştır. Başka bir önek ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. O bizlere cumhuriyet gibi büyük bir eseri bırakmış, akıl ve bilimi rehber edinmemiz gerektiğini söylemiştir.

 

 İşte eser bırakan böyle kimseler unutulmayacaktır ve kalplerde yaşamaya devam edecektir. Yardımsever insanlar, okul yaptıran, cami, yaptıran, huzur evi yaptıran  kısaca  insanlığa fayda sağlayan işler yaptıran kimseler daima  hatırlanacak ve onlar kalbimizde yaşamaya devam edecektir. Bunun içinde  atalarımız eşek ölür semeri kalır;  insan ölür  eseri kalır demiştir. Yani bu dünyadayken iyi işler yapmalıyız, geride iyi bir ad bırakmaya çalışmalıyız. İşte tüm bunları yaptığımız zaman insan oluruz ve insana yakışan miraslar bırakabiliriz.

Ağaçların ve Bitki Örtüsünün Canlılar İçin Önemi Nedir?

 

Ağaçların ve Bitki Örtüsünün Canlılar İçin Önemi Nedir?


Ağaçların önemine değinmeden önce ağaç ile ilgili Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü beni çok etkiler: “Yeşil görmeyen gözler, renk zevkinden yoksundur. Burasını öyle bir ağaçlandırın ki, kör bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu anlasın.” Gerçekten de yeşil görmeyen gözler zevkten mahrumdur. Çünkü vatanı vatan yapan en önemli şeylerden biri de ağaçlardır. 


Ağaçlar olmadığı zaman doğanın görünümü güzel olmaz ve kurak ve çorak topraktan başka bir şey görmeyiz. Bunun için ülkemizin ağaca gereksinim duyan her toprağına fidanlar dikmeliyiz.Ağaçların ve bitki örtüsünün canlılar için önemi şunlardır:  şu açıdan çok önemlidir:  Ağaçlar ve bitki örtüsü  havayı temizler, sera etkisi ile mücadele eder,  oksijen üretir,  şehirleri, sokakları, meydanları temizler, enerji tasarrufu yapar, erozyonu önler,  gıda üretir,  ekonomik fırsatlar yaratır, depremden korur,  hayvanlar için yuva olur, toprağı korur, iklimi düzenlerler,  vb.


 Ağaçların ve bitki örtüsünün daha çok sayıda faydası vardır. Mesela ağaçların gölgesine oturur dinleniriz ve yazın aşırı sıcaklarından ağaçlar sayesinde kurtuluruz. Böylece serin bir havaya kavuşuruz. İşte tüm bunlar için ağaçları kesmemeliyiz, yeşil alanların daha çok olması için hep birlikte yeni ağaçlar dikmeliyiz ve o ağaçların bakımını ihmal etmemeliyiz.

Savaşta Bilgi Mi Silah Mı Üstündür Konulu Münazara Örneği

 

Savaşta Bilgi Mi Silah Mı Üstündür Konulu Münazara Örneği

 

İnsanlığı yok eden, kan, gözyaşı ve ayrılıklara neden olan savaş dünyaya kötülükten başka bir şey getirmemiştir. Çünkü savaşlar yıkım demektir, ölen canlar, yaralanan canlar demektir. Bunun için savaşın her türlüsüne şiddetle karşı çıkıyorum.

 

Savaşta bilgi mi kılıç mı üstündür konusunda ise savaşta silahın, kılıcın üstün olduğuna inanıyorum. Çünkü silah olmadan, kılıç olmadan boş boş eli kolu sallayarak savaşa çıkılmaz. Bu bir akılsızlık olur. Savaşta kılıç üstündür çünkü siz ne kadar taktik kullanırsanız kullanın, ne kadar bilgi ile savaşı yeneceğinize inanırsanız inanın bu sadece lafta kalır, uygulamada kesinlikle başarılı olamazsınız. İnsanlığı yok  eden şey atom bombasıdır. Elinde nükleer silahla olan, bombalar olan ülkeler dünyayı bilgi ile değil silah ile tehdit etmektedir. Çünkü atom bombasının vereceği zarar insanlığı yok edecektir. Bu durumda bilgi bir işe yaramayacaktır.

 

 Bunun için savaşta bana göre etkili olan, üstün olan şey elbette ki kılıçtır, silahtır. Bugün Amerika Birleşik Devletleri elindeki nükleer silahlar ile insanlığa meydan okumaktadır. Savaşta kılıç üstün olmasaydı bugün İsrail binlerce Filistinliyi öldüremezdi, binlerce çocuk yaşıyor oluyordu. İsrail’e destek olan Amerika Birleşik Devletleri bu desteği silah şeklinde, bomba şeklinde yapmaktadır. Neden hiçbir Müslüman ülkesi de çıkıp İsrail’e uygulamada dur diyemiyordur. Çünkü güç, kılıç, silah, adı her ne ise bunların hepsi Amerika ve destek verdiği  İsrail’dedir. Ondan dolayı da elbette ki savaşta kılıç üstündür, bilgi zayıftır. Unutmayalım ki silah bütçesi iyi olanlar daha güçlü olur ve dünyaya bu gücü ile meydan okur.

Doğan Cüceloğlu’nun Öğretmenim Bir Bakar Mısın Kitabında Geçen Özlü Sözler

 

Doğan Cüceloğlu’nun Öğretmenim Bir Bakar Mısın Kitabında Geçen Özlü Sözler


Öğretmenlik gönül işidir, sevme işidir, çocuklara değer verme, insana değer verme işidir. Her insan öğretmen olamaz. Öğretmen olmak için insan olmak, sevgi dilini kullanmak gerekir.


Doğan Cüceloğlu’nun Öğretmenim Bir Bakar Mısın kitabında geçen özlü sözler şunlardır:

“Unutmayalım ki bilginin kaynağı geçmiş, coşkunun kaynağı ge­lecektir. Öğrencisinin coşkusunu ayakta tutmak isteyen öğretmen, onun gönlünün muradını keşfetmesine yardımcı olur.”

“Hangi eğitim sistemi içinde olursa olsun, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, öğretmenin öğrenciyle göz göze geldiği bir an vardır, bu anın çok önemli bir potansiyel gücü vardır.”

“Bir çocuğa güvenmek, inanmak ve bunu ona hissettirmek çocuk üzerinde olağanüstü izler bırakıyor ve onun kişilik gelişiminde oldukça etkili oluyormuş.” Güvenilen kişi, o güveni içselleştiriyor ve kendine "Ben güveni­ len biriyim," demeye başlıyor.”

“Ne var ki, kendini dinlemeyi bilmeyen bir başkasını dinleyemez.”


"Öğrencinin zihnine girmek isteyen öğretmen, önce öğrencinin gönlüne girmeyi başarmalıdır."

“İnsan ancak kendisiyle kıyaslanmalıdır; diğer tüm kıyaslamalar zehirleyicidir.”

“Öğretmenin iletişim bilinci; branş bilgisi kadar, belki de branş bilgisinden daha önemlidir."

"Değer veren, hâlden anlar. Hâlden anlayanla gönül bağı kurulur. Gönül bağı kurduğunu seversin ve ondan öğrenmeye açık hâle gelirsin. İşte öğretmenin gücünün sırrı."

“Eğitimin en güçlü aktörü öğretmendir.”

“Sıradan vatandaşın ön yargılı olması kötü, ama öğretmenin ön yargılı olması çok kötüdür. Öğretmenin ön yargısı ömür boyu devam eden psikolojik incinmelere yol açar.”

“Sürdürülebilir toplumsal değişim, öğretmenin gücüyle öğrencinin zihninde ve kalbinde hayat bulur ve gelişir. Ve iyi yetişmiş bu vatandaşlar sağlıklı bir toplum ve sağlıklı, iyi işleyen bir eğitim sistemi oluşturur. Bireyin gelişimi ile başlayan değişim, sistemi düzgün işlemesine yol açar.”

“Sağlıklı sosyal yaşamın ilk adımı selâmdır.”

“Hiç unutmamamız gereken bir gerçek var; hayat şimdi burada yaşanır. Şimdi burada nefes alamazsanız ya da kalbiniz durursa hayat biter. Konuşulacak ne geçmiş kalır ne de gelecek. Şimdi burada yaşayarak oluşan deneyimlerimizle bir geçmiş oluşturur, şimdi burada umut ve beklentilerimizle de bir gelecek inşa ederiz.”

“Bir insanın gelebileceği en yüksek mertebe güvenilir insan olmaktır.”

“Hata yapmak doğaldır; hata yaparım korkusuyla hiçbir girişimde bulunmamak, işte en tehlikeli olan budur.”

“Anne babanın ve öğretmenin geliştirici gücü, bir ulusun en önemli sermayesi ve geleceğinin teminatıdır.”


“Gönül bağı kurduğunu seversin ve ondan öğrenmeye açık hâle gelirsin. İşte öğretmenin gücünün sırrı.”

“Bir çocuğun gönlüne varabilecek en güzel yoldu bu, bir çocuğu ikna edebilecek en güzel dildi. Bu dilin adı sevgi idi.”

“İyi yetiştirilmemiş bir öğretmen, atom bombasından daha tehlikeli olabiliyor.”

Hastalık İle İlgili Özlü Sözler

 

Hastalık İle İlgili Özlü Sözler


İnsan hasta olana kadar sağlığının kıymetini bilmez. Hasta olduğu zaman ise keşke irademe sahip çıksaydım, keşke her şeye kafamı takmasaydım der ve pişman olur. İşte bu pişmanlığı yaşamamak için kendimizi, bedenimizi, ruhumuzu korumalıyız. Çünkü sağlık insan için her şeyden daha önemlidir. Hastalık gelmeden sağlığın kıymetini bilmeliyiz.


Hastalık ile ilgili özlü sözler şunlardır:

“Bedenimizde görülen bazı hastalıklar, ruhlarımızda saklanan hastalıkların küçük parçalarıdır. “ Nathaniel Hawtborne

“Hastalıkların sayısını öğrenmek isterseniz, yemek çeşitlerimizi sayın.” Seneca

“Hastalık, her şeyden ziyade, sağlığı korur.”  Goethe.

“Tedavi, hastalıktan daha acı verici olmamalıdır.”Alvin Tierstein.

“Boş oturmak uyku getirir, uyku hastalık, hastalık ölüm getirir.” İmamı Gazeli.


“Öyle tedaviler vardır ki hastalığın, kendisinden daha kötüdür.” Publilius Cyrus.

“Fakirlik, hastalık ve ölüm olmasaydı, insanoğlunun kibirden başı eğilmez.”olurdu. Hasan-ı Basri.

“Kişi zengin olsun, yoksul olsun, hastalığı iyileştiren de, mutsuzluğu mutluluğa çeviren de zihindir.”  Edmund Spenser.

Hastalıklar, insanlara ilaç aratır. Dertler, dünyanın geçiciliğini gösterir. Evet, insan şu dünyayı misafirhane bilmelidir. İşte bizim asıl vazifemiz budur. Hekimoğlu İsmail

“Boşuna şifa arama, hastalığımızın zor sırrı; acelecilikle ihmalcilik arasında, sallanıp duruyor.” Goethe

“Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler. “Peyami Safa.

“Hastalığa tutulmamak, hasta olup da iyileşmekten daha iyidir. “ Erasmus.

“Şifasız hastalık yoktur irade eksikliğinden başka. Değersiz bitki yoktur; tanınmamasından başka.”  İbni Sina


“İnsanın mahiyeti zor günde, hele de hastalık zamanlarında belli olur.” Nazan Bekiroğlu.

“Ey sabırsız hasta! Sabret, belki şükret! Senin bu hastalığın, ömür dakikalarını birer saat ibadet hükmüne getirebilir.” Bediüzzaman Said Nursi.

“İnsana bir mutsuzluk ya fakirlik ya da hastalık lazım, bunu hissediyorum. Yoksa burnumuz havada oluyor.” Ivan S. Turgenyev

“Bir eve hastalık girdiğinde yalnızca bir bedeni ele geçirmekle kalmaz, kalpler arasında da karanlık bir ağ örer ve umut bu ağa gömülür.” Muriel Barbery.

Sevgi Temasını İşleyen Şiirlerden 5 Tanesini Derleyiniz.

 

Sevgi Temasını İşleyen Şiirlerden 5 Tanesini Derleyiniz.


Dünyayı kurtaracak olan şey sevgidir. Çünkü sevginin olduğu yerde savaşlar olmaz, barış ve kardeşlik olur. Bunun devam etmesi için insan insanın kurdu olmamalı, insan insanın derdi olmamalıdır. İnsan, insanın çaresi olmalı, yardımcı olmalıdır.

Sevgi ile ilgili derlemeler şunlardır:

 

1) Sevgi ve Dostluk:

Kavgayı,
bir yaprağın üzerine yazmak isterdim.
sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye...

Öfkeyi,
bir bulutun üzerine yazmak isterdim.
yağmur yağsın bulut yok olsun diye...

Nefreti,
karların üzerine yazmak isterdim.
güneş açsın karlar erisin diye...

...Ve dostluğu ve sevgiyi,
yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim.
onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye...

 Yılmaz Güney

 

2) Sevgi Duvarı:

 

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler Hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

Can Yücel


 

3) Sevgi İnsana Yakışır:

 

Gönül eliyle dikilen
Sevgi insana yakışır
Aşkın oduyla tutuşan
Sevgi insana yakışır

Seherde ağlayıp öten
Burcu burcu hasret tüten
Yusuf'u zindana atan
Sevgi insana yakışır

Sevgi haktan ibarettir
Gönüllerde işarettir
En büyük bir ibadettir
Sevgi insana yakışır

Akarsu'yum sevgi güzel
Dilde güzel telde güzel
Dosta giden yolda güzel
Sevgi insana yakışır

Muhlis Akarsu


4) Sevgi

 Derler ki, çakal da, köstebek de
aslanın susuzluğunu giderdiği
aynı ırmaktan su içer.

Ve kartal ve akbaba gagalarını
aynı leşe daldırırlar,
ölünün huzurunda
barış içinde, beraberce.

Tanrısal eliyle arzularımı dizginleyen,
ve onura ve gurura olan açlığımı
ve susuzluğumu arttıran sevgi...

İçimde güçlü ve değişmez olanın,
zayıf benliğimi baştan çıkaran
ekmeği yemesine,
şarabı içmesine
izin verme

Varsın aç kalayım,
ve yüreğim kavrulsun susuzluktan,
ve ölüp yok olayım;
yeter ki senin doldurmadığın bir bardağa
veya senin kutsamadığın bir kaseye uzanmasın elim.

Halil Cibran

 

5) Sevgi ve Sen

Sevgi ne demek bilen var mı,
Nerden bileceksiniz sevgiyi,
Sevgiden anlar mısın, benim gibi,
Sevgiyi sever misin, benim gibi,
Ama nerden bileceksin ki sen sevgiyi,
Benim kadar sevseydin sevgiyi,
Belki o zaman anlardın sevginin önemini....

Yılmaz Güney

Nasreddin Hoca Fıkralarından 5 Tane Örnek

 

Nasreddin Hoca Fıkralarından 5  Tane Örnek

Hazır cevap ve nüktedanlığı ile tanınmış olan Nasreddin Hoca bizim kültürümüzde önemli bir yere sahiptir.


1) Cenaze: Bir gün Nasreddin Hoca’ ya sormuşlar: “Hocam, cenaze töreninde bir tabutun neresinde gitmek gerekir.” Nasreddin Hoca da soruyu sorana şu cevabı vermiş: “İçinde gitme de, neresinde gidersen git.”

 

2) Oğlun Olayım: Nasreddin Hoca’ya bir gün yaşlı ve komik bir komşusu onu sinir etmek ve onunla dalga geçmek için için şunu söylemiş:  “Yazık, anan erken öldü. Ölmeseydi ananla evlenirdim ve sen benim oğlum olurdun” demiş. Nasreddin Hoca bu, kalır mı laf altında: “Gerçekten oğlun olmamı istiyorsan hâlâ geç değil. Kı­zını bana ver, gene oğlun olayım demiş.

3)  Ben uyuyorum: Nasreddin Hoca bir gün şehre gidip orada da hana varmış. Gece yarısını handa geçirecekmiş. Tam uyumaya başlayacakken bir  arkadaşı seslenmiş:

- Hocam uydunuz mu?

- Buyurun bir şey mi var demiş hoca

- Arkadaşı da biraz borç para isteyecektim hocam demiş.

- Hoca da  derhal horlamaya başlamış ve “ ben uyuyorum” demiş.


4) Ben de Birisini Tıraş Ediyorlar Sanmıştım: Nasreddin Hoca bir gün  berbere gider. Tıraş olmak için berber koltuğuna oturduğunda ustanın olmadığını fark eder ama, iş işten  geçmiştir. Çünkü berber çırağı çoktan Hoca’yı tıraş etmeye başlamıştır bile. Berber çırağının Beceriksizliği,  hakaretleri, konuşma tarzı hocanın hoşuna gitmemiş ve hocanın keyfi kaçmış. hareketleri. Tam bu sırada komşu dükkândan garip garip sesler gelmez mi? Sanki orda bir öküz böğürüyor. Hoca, berberi biraz oyalamak için;  “Bu ses nedir?” deyince berber çırağı;  “Önemli bir şey değil, komşumuz nalbanttır; herhâlde öküze nal çakıyor.” der.   Bu sözleri işiten Hoca rahatlar ve şu cevabı anında yapıştırır:   “Oh, çok şükür, ben de birisini tıraş ediyorlar sanmıştım.” der. 

 

5) Bugünlerde Ay Alıp Satmadım:  Nasreddin Hoca bir gün pazarda dolaşırken yanına bir adam yaklaşır ve;  “Hocam, bugün ayın kaçı?” der.  Hoca, adamın niyetini anlamış olmalı ki;  “Arkadaş, bugünlerde hiç ay alıp satmadım, bilmem.” cevabını verir. 

Atatürk’ün Yaşadığını Varsayarak Onunla Bir Röportaj Yapınız.

 

Atatürk’ün Yaşadığını Varsayarak Onunla Bir Röportaj Yapınız.


Öncelikle sizi büyük bir sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Mustafa Kemal Atatürk’üm. Çünkü siz hepimizin kalbinde yer edindiniz ve kalplerde kalmaya da sonsuza kadar devam edeceksiniz.  Sizi gördüğüm için hem heyecanlı hem de çok mutluyum.

Size sorularım var izniniz olursa sorabilir miyim?

Mustafa Kemal Atatürk: Şeref duyarım milletimin onurlu ve güzel çocuğu.

- Atam izin verirseniz size sarılabilir miyim?

- Mustafa Kemal Atatürk: Tabi güzel kızım gel bakalım, sarıl.

- Öğrenci: Mustafa Kemal Atatürk’üm bu millet neden sizi çok seviyor ve size olan sevgisi her geçen gün daha çok artıyor?

- Mustafa Kemal Atatürk: Milletim vatansever olan insanları seven samimi bir millettir. Çünkü ben onlara onlar da bana çok bağlı ve biz kurtuluş mücadelesini milletimle kazandık. Her anımda onlar bana destek oldu, yeri geldi ben onlara yol gösterdim, yeri geldi onlar bana yol gösterdiler..

- Öğrenci: Neden tüm varlığını milletinize bağışladınız.

- Mustafa Kemal Atatürk: Mal ve mülk bana ağırlık verir,  onları asil sahibi olan milletime bağışlamaktan ferahlık duyuyorum. Zenginlikten ne çıkar?  Asıl zenginlik insanın manevi şahsiyetinde olmalıdır.


- Öğrenci: Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşadığınız zorlukları biliyoruz. Her türlü zorluğa rağmen neden pes etmediniz?

- Mustafa Kemal Atatürk: Zafer, Zafer benimdir diyebilenindir. Başarı ise, "Başaracağım" diye başlayarak sonunda "Başardım" diyebilenindir.

- Öğrenci: Niçin cumhuriyeti bu kadar çok seviyorsunuz?

- Mustafa Kemal Atatürk: Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresi olduğu için.

- Öğrenci: Cumhuriyet konusunda bizlere neler önerirsiniz?

- Mustafa Kemal  Atatürk: İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.  Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalmalıdır.

- Öğrenci: Öğretmenlik mesleğine neden bu kadar çok önem veriyorsunuz?

- Mustafa Kemal Atatürk: Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır."


- Öğrenci: Efendim sizin ve  en büyük mirasınız nedir?

- Mustafa Kemal Atatürk: Akıl ve bilim.

Öğrenci: En büyük egemenlik kime ait olmalıdır?

Mustafa Kemal Atatürk: Milletime.

- Öğrenci: Büyük adam olmak için ne yapmak gerekir?

- Mustafa Kemal Atatürk:  Büyük adam olmak, kimseye yaltaklanmamak, kimsenin gözünü boyamamak, ancak ülke için gerçek zorunluluğun ne olduğunu görmek ve doğruca bu amaca yürümektir. Herkes kendi görüşüyle ortaya çıkacak, herkes seni yolundan döndürmek isteyecektir. Olsun, sen yine bildiğinden hiç şaşmayacak, tuttuğun yolda devam edeceksin. Attığın her adımda önüne engeller dikilecektir. Ama sen, kendinin büyük değil, aksine küçük ve güçsüz olduğunu kabul eder, hiçbir yerden yardım  ummaz, hiçbir destek beklemezsen, sonunda bütün engelleri aşarsın. O zaman biri çıkıp seni büyük adam olarak nitelendirirse, sana bunu diyenlerin yüzüne sadece gülüp geçeceksin.

- Öğrenci: Size göre nasıl bir ülke vatan değildir?

- Mustafa Kemal Atatürk: Ormansız ve ağaçsız toprak vatan değildir. "Eğer, vatan denilen şey, kupkuru dağlardan, taşlardan, ekilmemiş sahalardan, çıplak ovalardan, şehirlerden, köylerden ibaret olsaydı, onun zindandan hiçbir farkı olmazdı.

- Öğrenci: Cahil diye kastettiğiniz kişiler kimdir?

- Mustafa Kemal Atatürk: Biz cahil dediğimiz zaman mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören alimler çıkabilir."


- Öğrenci: Sizin için dünyadaki en büyük mükafâat nedir?

- Mustafa Kemal Atatürk: Benim için dünyada en büyük mükâfaat, milletin en ufak bir takdir ve iltifatıdır.

- Öğrenci: Size göre en önemli makam nedir:

- Mustafa Kemal Atatürk: Milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.

- Öğrenci: Vatan evlatlarına nasıl bir öneride bulunursunuz?

- Mustafa Kemal Atatürk: Gelecek için hazırlanan vatan evlatlarına, hiçbir güçlük karşısında yılmayarak tam bir sabır ve metanetle çalışmalarını ve öğrenim gören çocuklarımızın ana ve babalarına da yavrularının öğreniminin tamamlanması için hiçbir fedakarlıktan çekinmemelerini tavsiye ederim.

- Öğrenci: Biz çocuklar ile ilgili ne demek istersiniz?

- Mustafa Kemal Atatürk: Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir.


Öğrenci: Türk kadını hakkında neler söylersiniz:

- Mustafa Kemal Atatürk: Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üstünde kadın mesaisi zikretmek imkânı yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını 'Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim' diyemez.

-  Öğrenci: Sevgili Mustafa Kemal Paşam benimle bu konuşmayı yaptığınız için size minnettarım efendim. Sağlıklı ve uzun yıllarınız olsun. Her zaman milletimizin başında olunuz inşallah.

Mustafa Kemal Atatürk: Var olasın güzel kızım, sizler de yaşayın, mutlu olun ve cumhuriyete hep sahip çıkın.

Mırıldanan Çocuk Kitabında Geçen Sözler

 

Mırıldanan Çocuk Kitabında Geçen  Özlü Sözler


Bir ev kedisi ile özel bir çocuğun sıra dışı arkadaşlığını anlatan çok güzel bir kitaptır.  Kitapta; otizm, dostluk, dayanışma, aile ve komşuluk bağlarıyla ilgili kalbe dokunan bir hikâye anlatılır. Okurken hem duygulanacak, hem kendinizi iyi hissedeceksiniz. Otizmli bir çocuk ve meraklı bir ev kedisi olan Pepe’nin sıra dışı arkadaşlığı anlatılır.

Kitapta geçen anlamlı sözler şunlardır:


“Yine de insanların bir araya gelmeleri bazen hoşuma gider. Yani en azından fikir olarak. Birçok insanın toplanıp bir şeyleri kutlaması hoşuma gider çünkü bu, bir araya geldikleri o günün diğer günlerden daha önemli olduğunu söylemenin bir yoludur. İnsanların gözlerine, gülüşlerine, birbirlerine sarılmalarına bakınca aslında o günün doğum günü olmasının ya da birinin bin üç yüz otuz metre yükseklikteki bir yaz kampından dönmüş olmasının çok önemli olmadığını anlarım. Hayır, bunun bir önemi yoktur. İnsanlar, aslında bir arada olmayı kutlar. Ve bu çok güzel bir şey.”

“Biz kediler insanların hasta olduğunu hemen anlarız çünkü insanların hasta olduğu ortamdaki hava ağırlaşır.”

“Otizmli çocukların çok özel ihtiyaçları vardır.”

“Yani sonuçta tüm canlıların, insanların, hayvanların(evet, hatta köpeklerin bile) içinde biraz da olsa kedilik var.”

"Şu insanlar ne kadar da tuhaf varlıklar, konuşmaya başlıyorlar ama dinlemeyi hiç istemiyorlar."

"Haklı bir sebebiniz varsa işleri yoluna koymak için daha fazlasını yapmanız, hatta imkansızı başarmanız gerekir."


"Çünkü bütün varlıkların bazen özgür olmaya, güneşe ve kendine benzeyenlerle konuşmaya, dışarıdaki dünyayı görmeye ihtiyacı var. Yoksa delirirler ya da yavaş yavaş ölürler."

“Bu dünyada hiçbir şey belli olmuyor işte, bazen iyi şeyler yapmasını hiç beklemediğin kişiler seni şaşırtabiliyor.”

“Kitap okumak çok güzel. Hayırla bir kitabın içine girmek, kitap okurken onun sesini duymak, kelimeleri söylerken nefes alışverişini hissetmek çok güzel. Akıp giden hikâyenin bir müzik gibi seni de alıp götürmesi, biri seni kucaklamış gibi içini ısıtması çok güzel. Okumanın bu kadar güzel bir şey olduğunu bilmiyordum doğrusu.”

"İnsanlarla yaşamanın bazı güzel tarafları vardır... İnsanlarla yaşamanın kötü tarafı ise onların insan yani pek de zeki olmayan yaratıklar olmasıdır."

“Üzüntü hastalığı insanların yakalandığı bir hastalıktır. Bu hastalığa nasıl yakalandıklarını tam olarak bilmiyorum ama genellikle hayatta başlarına gelen şeyler yüzünden oluyor.”


“Çiçeklerin bile birilerine ihtiyacı vardır. Yoksa sararıp solarlar. Çiçeklerin başına bu geliyorsa çocukların başına neler geleceğini siz tahmin edin!”

"Aslında bütün mesele bu. Yani birine bir konuda, daha önce hiç sahip olmadığı bir fırsat vermek çok da zor değil. Bu dünyada yapacak başka neyimiz var ki?"

“İşte, diye düşündüm kendi kendime, aslında iletişim kurmak ne kadar da kolay. Anlaşmak için bir hareket, bir bakış, biraz çaba yeterli olur.”

“Biraz samimi olmak çok çaba gerektirmiyor.”

"Bir anneyseniz ve uzaklarda, bin üç yüz otuz metre yükseklikteki bir dağda bir çocuğunuz varsa bir hafta çok uzun bir zamandır."

“İnsanlara derdini anlatmanın ne kadar zor olduğunu düşünüyordum .Oysa biz hayvanlar birbirimizi ne kadar da kolay anlıyoruz. Köpek, kedi, inek, cırcır böceği, kurbağa olmamızın bir önemi yok. Havlamamız, miyavlamamız, melememiz, cıvıldamamız, vıraklamamız hiçbir şeyi değiştirmez. Biz hayvanlar çok kolay anlaşırız.”