Doğayla Savaş Halindeyiz, Kazanırsak Kaybedeceğiz Sözü İle İlgili Kompozisyon

 Doğayla Savaş Halindeyiz,  Kazanırsak Kaybedeceğiz Sözü İle İlgili Kompozisyon


İnsanoğlu dünya kuruldu kurulalı doğa ile iç içe yaşamıştır. Doğa insanlara eşsiz hazinelerinden sunmuş ve insanın daha iyi, daha mutlu yaşaması için en güzel meyvelerini, sebzelerini, en temiz sularını vermiştir. İnsanoğlu ise doğanın ona verdiği onca armağana rağmen doğanın doğal halini bozmaya çalışmış, daha fazla kazanmak, daha fazla kâr etmek için doğaya onca zararlar vermiştir. Ağaçlar kesilmiş apartman katlarına dönüştürülmüş, zeytinlikler kesilmiş otellere dönüştürülmüş, sular kirletilmiş bataklığa dönüştürülmüştür vb.


Doğayla savaş halindeyiz kazanırsak kaybedeceğiz sözü başta kulağa tuhaf geliyor. Nasıl yani hem kazanıp hem kaybediyoruz diyor insan önce. Sonra düşünüyoruz ki aslında doğayla savaş halinde olmamız kazanmamız değil kendi sonumuzu hazırlamamız oluyor ve sonra kalbimizde bir sızı oluyor ve üzülüyoruz. Çünkü insan kazanmak kavramını duyunca mutlu da olur. Genelde kazanınca mutluluklar gelir ama burada öyle olmuyor işte. Onun için doğa ile savaşa son vermeliyiz, doğa ile savaş değil doğa ile barış içinde olmalıyız ve eski doğal güzelliklerin olması için yeniden dünya insanları olarak işe başlamalıyız. Yeni fidanlar dikmeliyiz, organik ürünler üretmeliyiz, havayı, suyu ve toprağı yaptığımız kötülüklerden arındırmalıyız ve dünyamızı temiz tutmalıyız. 

Tüketim çılgınlığını bırakmalıyız  ve doğa için mücadele etmeliyiz yoksa doğanın felaketi bize daha ağır sonuçlar gösterecektir ve göstermeye de başlamıştır. Küresel ısınmanın etkisi ile iklimler değişmiş, buzullar erimeye başlamış, sel felaketleri artmış ve daha birçok doğal afetler başlamıştır. 


Doğayla savaşa son vermek için doğanın faydasına olan şu şeyleri yapmalıyız:

* Naylon poşet kullanımını azaltmalıyız.

*Kozmetik ürünlerin kullanımını azaltılmalıdır

 Tek kullanımlık tabak, bardak yerine, seramik tabaklar ve metal aletler kullanın.

*Enerji tasarruflu ampuller kullanılmalıdır.

*Atıklar ayrıştırılmalı, geri dönüşüme kazandırılmalıdır.

* Boş yere su israfı yapılmamalıdır.

*Ağaçsız yerler ağaçlandırılmalıdır.

*Kısa mesafelerde yürüyün ya da bisiklet kullanın. Bireysel araç kullanımı yerine toplu taşıma tercih edin

* Ormanları korumalıyız.

*Isınma için havayı kirletici yakıtlar kullanmaktan kaçının.

* Bilinçli tüketin, tasarruflu davranın, çevre dostu olun.

İte bunlar yapıldığı zaman doğa ile savaş son bulacak eski doğamızda dostça yaşamaya devam edeceğiz.

Sen İşten Korkma İş Senden Korksun Atasözü İle İlgili Hikaye Örneği

  Sen İşten Korkma İş Senden Korksun Atasözü İle İlgili Hikaye Örneği

 

Başka bir şehirden yeni gelin gelmişti Emine. Üniversiteyi bitirir bitirmez sevdiği adamla evlenmişti. Emine Diş Hekimi olmuş, eşi ise mühendisti. Her sabah işine gidip gelen Emine ev işlerini fazla anlamıyor, çok iyi yemek yapmayı bilmiyordu. Eşi onu her şeye rağmen çok seviyor ve her şeyin zamanla öğrenilmesi gerektiğini bunun için üzülmeye değmediğini Emine’ye anlatıyordu.

 

 Kayınvalidesi Emine’nin beceriksiz olduğunu orda burada söylüyor sadece okumakla iş olmuyor  diyordu. Bu sözler Emine’nin kulağına geldiğinde Emine’nin canı acıyordu. Halbuki harika bir diş hekimiydi ve işini de muhteşem yapıyordu. Emine hem ev işini hem de kendi ana işini dört elle daha iyi yapmak için kendini geliştirmeye, okumaya, araştırmaya devam etti. Ev yemeklerini yapan bir siteye girdi ve oradan çok çeşitli yemekler yapmayı öğrendi. Muhteşem yemekler yapmaya başlamıştı. Eşi Selami Bey de Emine’nin yemeklerine bayılıyor hatta annesininkinden bile daha güzel yaptığını söylüyordu. Kayınvalidesi de Emine için söylediklerinden pişman olmuş, ondan özür dilemişti. İşten korkmamış, kaçmamıştı Emine. Aksine üstüne üstüne gitti ve çoğu kişiden de daha iyi yemekler, salatalar, tatlılar, börekler yaptı. İş ondan korkmaya başlamıştı.

 

 Kocaman doktor olmuş bir hanımefendi elbette yemek yapmayı da öğrenecek ve kendini mutlu edecek, kendine değer verecekti. Başkalarının çok iyi yemek yapıyorsun sözlerine de çok kulak asmadı. Çünkü o kendini zaten biliyordu sadece geçmişinde fazla yemek bilmediği için kötü yaparım diye çekinmişti ve artık endişe duyacağı hiçbir şey de kalmamıştı.

Jules Verne’nin İki Yıl Okul Tatili Kitabında Özlü Sözler

  Jules Verne’nin İki Yıl Okul Tatili Kitabında Özlü Sözler


Kitapta geçen özlü sözler şunlardır:

 “Çocuk olmak ve gelecek için endişelenmeden anın tadını çıkarmak ne güzeldi!”

"Zahmetli işlerin kıymetini bilin çünkü hepsinin bir yararı vardır."

"Hiçbir çabadan çekinmeyin çünkü yararsız çaba yoktur."

"Çalışmakla, sağduyuyla, cesaretle yenilemeyecek hiçbir tehlike, baş edilemeyecek hiçbir engel yoktur."


“Herhangi bir şeyden korsanız bile, çekinmeden üstüne gidin Bedeninizi çalıştırmaktan asla kaçınmayın Hiçbir zaman çaba göstermekten vazgeçmeyin Çünkü hiçbir çaba boşuna değildir Eğer bu ilkeleri uygularsanız, kafanızda bedeninizde sağlıklı kalır.”

"Ancak tüm çocuklar şunu iyi bilmeliydiler ki, düzenlilik, gayret ve cesaretle, en tehlikeli olayların bile üstesinden gelmek mümkündü."

"Sadece hayatta kalabilmek için birine tutunmak zorunda değilsiniz. Tehlikelerle de mücadele etmek zorundasınız."

"Merak etme, çaresizlik yol gösterir bize."

“İnsanın en büyük düşmanı kendisidir.”


"Şu dünyada her şey ne kadar da önemsiz ayrıntılara bağlıdır! Gerçekte şu çocuk topluluğu, toplumun bir aynası değil miydi ve daha yaşamın başlangıcında çocuklar, "yarının büyükleri" olduklarını kanıtlamıyorlar mıydı?" “Yaşamın zorluklarıyla baş edebilen her çocuk, er geç olgunlaşacak, küçükler büyüyecek, büyükler birer erişkin olacaktı.”

“Benim için insanların hangi milletten oldukları önemli değildir. İyi bir kişiliğe sahip olmaları önemlidir.”

'' 'İhtiyaç en iyi öğretmendir, ' dedi Gordon, 'cesaretimizi kaybetmeyelim!' ''

Haksızlık Karşısında Susmamak İle İlgili Özlü Sözler

 Haksızlık Karşısında Susmamak İle İlgili Özlü Sözler


 Haksızlık karşısında susmak insan olmamaktır. İnsani değerleri öldürmektir, vicdansızlıktır. Haksızlık karşısında dimdik durmalıyız ve hakkımızı alana kadara mücadeleye devam etmeliyiz.


Haksızlık karşısında susmamak ile ilgili özlü sözler şunlardır:

“Haksıza haddini bildirme, öksüze kaftan giydirmekten yeğdir.” Ziya Paşa

“İnsan olabilmek için, dünyadaki haklarımızı istemek zorundayız. “ Malcolm X.

“Haksızlığa her kabul ediş, daha büyüğünü doğurur.” Ahmet Hamdi Tanpınar

“Haksızlık yapıp tüm insanlarla birlikte olmaktansa, adaletli davranıp tek başına kalmak daha iyidir.” M. Gandhi


“Bir şeyin haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan, korkaksın demektir.” Confucius

“Haksız güç zalim, güçsüz hak çaresizdir.” Blaise Pascal

“Eski haksızlığa boyun eğmekle, bir yenisini davet edersin.” P. Syrus.

“Haklıların mahkum edildiği bir ülkede, bütün doğruların yeri cezaevidir.”Thoreau.

“Haksızlığa sapıp bütün insanlar seni takip edeceğine, adaletle hareket edip tek başına kal daha iyi.” Gandhi

“Haksızlık yapanın sefaleti, haksızlığa uğrayanın sefaletinden daima daha fecidir.” Eflatun

“Bir şahsa karşı yapılan haksızlık, herkese karşı yapılmış bir tehdit demektir.” Charles de Montesquieu

“Sokrates ölüme mahkum edildiğinde, eşi, haksız yere öldürülüyorsun diye ağlamaya başlayınca, Sokrates; ne yani bir de haklı yere mi öldürülseydim.” Socrates.


“İnsanoğlu yalnız kendi rahatını düşünür, eğer rahat yaşamak için kardeşlerimizin hakkını yer, onları ezersek, işte o vakit kötülük etmiş oluruz.” Voltaire.

“Haksızlıklara baş kaldırmayanlar, onlardan gelecek her kötülüğe katlanmalıdırlar.” Hz. Ali

“Haksızlığın karşısında susan, dilsiz şeytandır.” Hz.Muhammed

Baş Başa Vermeyince Taş Yerinden Oynamaz Atasözü İle İlgili Hikaye

 Baş Başa Vermeyince Taş Yerinden Oynamaz Atasözü İle İlgili Hikaye

 

Not: Atasözünün anlamı; Aynı işten anlayanlar veya yakın kimseler güç birliği yaptığında zor işler kolaylıkla halledilebilir.

 

Sonbahar mevsimi gelmiş, annem kış hazırlıklarına başlamıştı. Kış için bahçemizde babamın ektiği, emek edip alın teri döktüğü domatesler, biberler, salatalıklar olmuş ve fazlası ise turşu yapılmak için toplanacaktı. Kardeşim, ablam ve ben okula gittiğimiz için anne ve babam tarladaki o kadar ürünü toplamakta güçlük çekecekti. Kendimi ve ailemi tanıtmayı unuttum bu arada.  Ben Ayşe. 14 yaşındayım. Ablam Merve 17 yaşında . Kardeşim Muhammed ise 9 yaşında. Babam Ahmet 45 yaşında annem ise Gül ise 41 yaşında. Mutlu ve küçük bir aileyiz. Babam devlet memuru annem ise ev hanımı. Evde bahçe işleri ile uğraşır.

 

Annem bahçe işlerini çok sever. Bugün de ürünler toplanacaktı. Bugün okul olmadığı için ablam ve kardeşlerimle birlikte sabah erkenden kalktık. Ablam odamıza gelip bizimle sessizce konuştu ve şunları söyledi. Kardeşlerim o kadar ürünü annem ve babam tek başına halledemez. Bizler de onlara yardım edelim dedi ama henüz annem ve babam kalkmamıştı. Tarlamız eve yakın olduğu için kahvaltı bile yapmadan hemen tarlaya gittik. Saat henüz sabahın altısıydı. Hemen ürünleri toplamaya başladık. Saat on ikiye kadar çok çalıştık ve alnımızdan terler akmaya başladı. Dinlenmek için oturduğumuzda annem ve babam da gelmişti. Bizim çalıştığımız görmüşler ve bize kahvaltılık yiyecekler getirmişti. Bize sarıldılar ve çok mutlu oldular. Duygulanmışlardı. Baş başa vermeyince taş yerinden oynamaz demişti babam. Bize yardım ettiniz ve işin çoğu kısmını bitirdiniz artık siz eve annenle ben çalışmaya devam diyerek bizi eve yolladılar. Daha sonra biz eve geldik ve hemen duş yaptık. Sonra güzel bir öğle uykusuna daldık.

 

Uyandığımızda annem ve babam gelmişti. Babam çarşıya uğramış ve etli ekmek yaptırmış, ayran almıştı. Onları afiyetle yedik ve o gün çok yorucu ve mutlu geçti. Zor olan işler baş başa verilince halledilmişti. Biz onlara yardım etmeseydik çok yorulacaklar ve ve belki de hasta olacaklardı. Baş başa vermeyince taş yerinden oynamayacak, olan ürünler belki de kısa zamanda toplanamayacağı için çürüyecekti. Allah2tan biz akıllık yapıp ailemize yardım etmiştik ve işin üstesinden gelmiştik evelallah.

Haksızlık Karşısında Susmamak Konulu Kompozisyon

 Haksızlık Karşısında Susmamak Konulu Kompozisyon

 

Haksızlık; adalete ve hakka aykırılık, haksız olma durumudur. Bir toplumda her şeyin başı adalettir. Adalet en büyük güzel ahlaktır. Hak edene hakkını verme, liyakata önem verme, çalışan ve alın teri dökene saygı duyma insanı insan yapan erdemlerdendir. Bir ülkede adalet bitmişse ve insanlar adaletsizlik karşısında susmuşsa o ülkenin insanları da çürümeye başlamış demektir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek  yaşattığınız yılanların bir sonraki hedefi siz olursunuz der Aziz Nesin. Gerçekten de bu durum böyledir.

 

 Haksızlık kime ya da neye yapıldıysa bu yapılan haksızlığın her türlüsüne karşı koymalıyız. Haksızlığı yapan sevdiklerimiz dahi olsa buna asla müsaade etmemeliyiz. Hz. Muhammed imkânı olmasına rağmen zulme göz yuman, zulmü engellemeyen kişilerin yanı sıra zulüm karşısında sessiz kalanların bir yönüyle zulme ortak olduğunu vurguladığı biliniyor.  Haksızlık  karşısında konuşmayan dilsiz şeytandır diye boşa dememiş alemlere rahmet olarak gönderilmiş olan  Sevgili Peygamber Efendimiz. Bir kişiye yappılan haksızlık aslında herkese yapılmış haksızlıktır. Hakıslzık karşısında sustuğumuz zaman insanlığımız ölmüş demektir. İnsan haksızlık karşısınad güçlü bir duruş sergilemelidir. Kendi çıkarları zedelense bile bu duruşundan asla taviz vermemelidir. Bu konuda birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için anlayışını benimsemeliyiz. Sustuğunuz haksızlık belki de bir babanın evine, hasta eşine, muhtaç çocuklarına götüreceği ekmeği, sütü, peyniridir. Onun için Hz Ömer’in adaleti gibi bir adaleti benimsemeliyiz  ve haksızlığa dur demeliyiz.

 

 Bugün herhangi bir kişiye karşı yapılan haksızlığa karşı sesimizi çıkarmazsak yarın aynı durum bizim başımıza geldiğinde kimse de bizim yanımızda olmaz. Her koyun kendi bacağından asılır mantığını bir kenara bırakmalıyız. Haksızlık karşısında susmamak kişinin kendine olan saygısını, zalimliğe olan dik duruşunu ve haysiyetini ortaya koyar Bunun için ahlaksızlık karşısında susmamalıyız  ve bizi korkutmaya çalışan zalimlere karşı birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmalıyız.

Okumanın Önemi ve Kitaplarla İlgili Atasözlerini Araştırarak Sınıf Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

 Okumanın Önemi ve  Kitaplarla İlgili Atasözlerini Araştırarak Sınıf Arkadaşlarınızla Paylaşınız.


Sürekli dinlensek, uyusak, eğlensek, yesek hayatın hiçbir anlamı olmazdı. Beyin de bir süre sonra aktifliğini kaybeder hayvanlar gibi yaşamaya devam ederdik. Oysa eğitim görmek, okumak kişinin beyninin, bedeninin ve ruhunun daha da iyi gelişmesini sağlar. Okuyarak hafızamız gelişir, zihinsel işlevlerimizi gelişir, kelime dağarcığımız çoğalır, empati yeteneğimiz gelişir, stresimiz azalır, konuşurken daha güzel ve etkili konuşuruz vb.


 Okumak insan yaşamında çok önemli bir yere sahiptir. İnsan okuyarak kendini mutlu hisseder, kendini geliştirir, içinde yaşadığı dünyaya katkı sağlar. Bir toplumda bireyler kitap okumuyorsa o toplum gelişmez ve bir zaman sonra körelmeye başlar. Bu da cahilliğin artmasına neden olur ve o toplumda bilim ve teknoloji alanında gelişme sağlanmaz. Bunların olmaması için çok okumalıyız.

 

Kitaplarla ilgili atasözleri şunlardır:

 

Faydalı kitap iyilik, zararlı kitap kötülük getirir

Eşek Hoşaftan Ne Anlar: 

Bilgisizlik her türlü kötülüğün anasıdır.

Kitaplar sağırlara seslenen dilsiz dostlardır.

 

Kitaplar ile ilgili özdeyişler ise şunlardır:

İyi kitaplar en gerçek dostlarımızdır. ~ Francis Bacon

Kitap aklın ilacıdır. ~ Ovidius

Kitap tek ölümsüzlüktür. ~ Rusuf Chodte

Kitaplıklar aklın tedavi yerleridir. ~ D. Scilus

“Yasalar ölür kitaplar ölmez.” Bulwer – Lytton

“Kitaplar zekanın çocuklarıdır. “Jonathan Swift

“Kitaplar kendinize ve başkalarına saygı duymayı öğretecek, yüreği ve aklı, dünya ve insanlık sevgisiyle dolduracaktır.”  Maksim Gorki

“Kitaplar da dostlar gibi az, fakat iyi seçilmiş olmalıdırlar.” Jonerianna

“Kitap dolu bir kitaplık, bir bilim adamına en güzel bir bahçeden daha güzeldir. “ Yehuda Ben Tibbon.

Necip Fazıl Kısakürek’in Çöle İnen Nur Kitabında Geçen Anlamlı Sözler

 Necip Fazıl Kısakürek’in Çöle İnen Nur Kitabında Geçen Anlamlı Sözler


Çöle İnen Nur adlı kitap Hz Muhammed’in hayat hikâyesini anlatan muhteşem  bir eserdir.  Necip Fazıl eserde edebi kişiliğini kullanmış ve kitabı harika bir akıcılıkla anlatmıştır. Kitapta geçen özlü sözler şunlardır:

“Doğmuştur. Allah'ın Sevgilisi, Kainatın Efendisi, Âlemlere Rahmet, Gâye-İnsan ve Ufuk-Peygamber dünyaya gelmiştir. Tarihe sorarsanız şöyle diyecektir: - Kamerî Rebiülevvel ayının 12'nci günü. Mekke ufukları ağarırken...”

“Mekke, Kâbe'nin etrafında bir fanus; Kâbe, Mekke'nin içinde bir nur... Mekke bir şehir, Kâbe bir sır...”


“Güneşin karşısında ancak kamer vücut bulabilir; başka bir güneş değil…”

“Çare yoktu; Allahın Mühürlediği kalbi kimse açamaz.”

“Bir gün Allah Resûlünün: -Ölürsen seni ellerimle teçhiz eder ve sana dua ederim. Sözüne: -Öleyim de benim hücreme yeni bir zevce getiriniz, öyle mi? Diye karşılık verdi ve İnsanlığın Nurunu güldürdü.”

“Uğradığın dertlerden mahluklara şikayeti kes! Merhametliyi merhametsize şikayet etmiş olursun.”

“Günahkara kibir gözü ile bakmaktan ve günahkarı hakir görmekten büyük günah yoktur.’ Ve islam büyükleri şu ölçüyü şiirle heykelleştirdiler: ‘Günah ki, sahibine nefsini hor görme ve Allah’a sığınma hissi verir; Nefse izzet ve kibir veren ibadetten daha hayırlıdır.”


“Allahım; dışımı güzel ettiğin gibi içimi de güzel eyle.”

“Hiç bir günah, günahsızlık gururundan, günahsızlık iddiasından daha büyük olamaz.”

“Dün akşam uyuduğunuz gibi bir gün ölecek ve bu sabah uyandığınız gibi bir gün dirileceksiniz!”

“Zaman bir dairedir; ne başını bulmak mümkün, ne sonunu…”

Abdullah ölünce melekler Allah’a dedi ki: - Ya Rab, Resûlün öksüz kaldı. Hitap: -Onun koruyucusu benim.


“Mümine Mirâç olan namaz, onun ayakları yere basarken bu dünyadan ötelere geçişini temsil eder.”

“Öyleler vardır ki aleme karşı cennetlik ameller işlerler, onların yeri cehennemdir. Öyleleri de vardır ki, cehennemliklere mahsus işler içindedir; fakat cennetliktir.”

“Aişe, bir günah işledinse tövbe et; Allah tövbeleri kabul eder. Günahın yoksa, Hak, masumluğuna şehadet edecektir.”

“Allah isteyince yok yoktur. Zaten her varın bir gizli yoku ve her yokun bir gizli varı var ya…”

“En Verimli Yağmur Alın Teridir.” Sözü İle İlgili Kompozisyon

 “En Verimli Yağmur Alın Teridir.” Sözü İle İlgili Kompozisyon

 

Dünyada kendi bileğinle, kendi beyin gücünle çalışıp alın teri dökmek ve döktüğün terin ekmeğini vicdani rahatlık içinde yemek kadar daha güzeli yoktur. En verimli yağmur alın teridir çünkü kendi çalıştığın işin bereketi çok olur ve kimseye el açmak zorunda kalmazsın. Kazandığını gönül rahatlığı ile harcarsın ve mutlu olursun.

 

 İnsanın namerde muhtaç olması da mert insana muhtaç olması da insana ağır gelir. Onun için çalışıp kendi alın terimizin karşılığını almalıyız. Örneğin; hayvancılıkla uğraşan bir kişi yıl boyu hayvanlarını iyi besler, büyütür ve onların çoğalması için her türlü bakımını yapar. Küçük hayvanlar iyice beslendikten sonra kurban bayramı zamanı satılmaya başlar ve hayvancılıkla geçinen insan sattığı hayvanların parasını alır ve o para ile kendinin gereksinimlerini, ailesinin gereksinimlerini karşılar ve kimseye el açmak zorunda kalmaz. Çünkü bilir ki en verimli yağmur onun kendi emekleri, sabah erken kalkmaları, gece geç yatmaları ve adam gibi çalışmasıdır.

 

 Haram mal yememek gerekir. Çünkü haram malın bereketi olmaz ve insan mutlu da olmaz.  Hazır mala da konmamak gerekir. Bize büyüklerimizden hazır mal kaldıysa onun üzerine kendi emeğimizi de katıp daha çok çalışmalı ve yan gelip yatmamalıyız. Çünkü hazıra da dağlar dayanmaz ve hazırın bereketi de olmaz. Bundan dolayı verim istiyorsanız kendinizi geliştirmeye başlayın. Okuyun, araştırın. Öğretmen olun iyi öğrenciler yetiştirip ülkeye nitelikli ve ahlaklı öğrenciler kazandırın. Bu durumdan hem öğretmen kazançlı çıkar, hem de öğrenci hem de ülke. En verimli yağmur insanın kendi çalışmalarıdır.

Sosyal Medya ve Teknolojinin Dili Nasıl Etkilediği İle İlgili Kompozisyon

  

Sosyal Medya ve Teknolojinin Dili Nasıl Etkilediği İle İlgili Kompozisyon

 

Dil bir milletin aynasıdır, bir milletin kimliğidir. Ana dil doğru konuşulup doğru yazılmadığı zaman kendi benliğimizden uzaklaşmaya başlarız ve yabancı dillerin etkisi altında oluruz. Sosyal medya ve teknoloji ana dilimizi iyiden iyiye etkisi altına almaya başlamıştır. Günlük yazışmalarda harfler yutuluyor, kelimeler kısalıyor, resmiyetini yitiriyor hatta kelimelerin yerini şekiller, “emoji” adı verilen semboller alıyor. Uygulamalar kendi alfabelerini oluşturuyor.

 

Telefonda mesajlaşırken bile nasılsın, ne yapıyorsun demek yerine naber, merhaba yerine hello, selam yerine slm, iyi geceler yerine çeşitli emojilere yer veriliyor. Bu da zamanla ana dilimizin kendi kelimelerinin unutulmasına neden olacaktır. Okta Sinanoğlu’nun ana dil ile ilgili bir sözü vardır: “Önümüzde iki yol var:” Ya uyanıp dilimizi koruyacağız ya da iki nesil sonra Türkiye diye bir ülke, Türkçe diye bir dil kalmayacağını kabul edeceğiz! Seçim sizin!”  Gerçekten de dilimize sahip çıkmadığımız zaman, teknolojinin her şeyini arıtmadan dilimize aldığımız zaman dil bir zaman sonra anlamını yitirmeye başlayacaktır. Daha önce belki de hiç duymadığımız birçok kavram birden hayatımıza girebiliyor, aynı hızla da unutulabiliyor. 

 

Teknolojide daha çok yabancı dil olduğu için bunu mecburen kullanıyoruz ama yabancı dildeki kelimelere Türk Dil Kurumu tarafından Türkçe isimler verilmektedir.  Dünyada ortak dil İngilizce olduğu için ne yazık ki çoğunlukla İngilzice konuşulmak zorunda kalıyor. Tüm bunlara rağmen ana dilimizden uzaklaşmamalıyız ve kendi dilimizi doğru ve etkin kullanmalıyız.