Neden Bazı İnsanlar Diğerlerine Nazaran Daha Üretken Olur?

 

Neden Bazı İnsanlar Diğerlerine  Nazaran Daha  Üretken Olur?


Bazı insanlar kimi insanlara göre daha üretken olur çünkü onları mutlu eden işleridir. Sadece işi ile meşgul olan, işine aşık olan insanlar kendini geliştirmek için, merak duygusunu yenmek için, yeni bir şeyler ortaya koymak için üretken olmaya devam ederler. Eğitim hayat boyu devam eder diye bir söz vardır ya işte eğitimin hayat boyu devam etmesinin nedeni insanların üretken olması ile ilgilidir. 


Kimi insanlar oturup başka insanların dedikodusunu yapmak yerine, siyaset konuşmak yerine, magazin konuşmak yerine kendimi alanımda nasıl daha iyi geliştirebilirim ve nasıl daha başarılı olabilirim düşüncesi ile hareket ederler. Bundan dolayı da üretken olmaya, çalışmaya, alın teri dökmeye, topluma örnek olmaya devam ederler. İşte böyle kimseler toplum gözünde de de değerli olur  ve her zaman sevilip sayılır. Üretkenlik içten gelen bir şeydir. 


Mesela kimi çocuklar anne ve babaları demeden hayatta ödev yapmazlar ve bu çocukları teşvik ile ödeve oturtabiliriz. Kimi çocuklar da vardır ki içlerinde müthiş bir öğrenme ve merak tutkusu vardır. Devamlı yeni şeyler öğrenmek isterler, bir işi bitirip diğer işe başlarlar. Yani üretkenlik biraz da içten gelen bir şeydir diyebilirim. Kısaca bazı insanların daha üretken olmasının nedenleri şunlardır: Çevresel faktörler, bireysel tercihler ve genetik faktörlerdir.

Eğitimli Olmak Mı Eğitimsiz Olmak Mı Daha Önemlidir Konulu Konuşma

 

Eğitimli Olmak Mı Eğitimsiz Olmak Mı Daha Önemlidir Konulu Konuşma


Eğitimli olmak mı eğitimsiz olmak mı sorusunun cevabı elbette eğitimli olmak daha iyidir şeklinde olacaktır. Çünkü eğitim sayesinde insan doğruyu bulur, eğitim sayesinde kendini geliştirir, iyi yönde değiştirir ve kendisine ileriye dönük hedefler koyar. Eğitimden yoksun kalmış bir insan kendini hiç bir şekilde geliştiremez.

Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,


İnsan eğitimden ayrı kaldığı zaman  kendini geliştirmediği için de her şeyden habersiz olur ve bilgisiz kalır. Bu da onun cahil kalmasına neden olur. Bir toplumda eğitime yeteri kadar değer verilmiyorsa o toplumda nitelikli insanlar, başarılı ve üretken bireyler yetişmez. Eğitim olacak ki ülkeler bilim ve teknik alanında gelişmeler yaşasın, aydın insanlar yol gösterici olsun, herkes okuma yazma öğrenerek kendine yatırım yapsın ve ülkesi için her geçen gün daha çok çalışıp daha çok aydınlansın. Eğitimden yoksun milletler kısa zamanda yok olmaya mahkum kalır. Mustafa Kemal Atatürk der ki; Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.


Yani eğitim olmazsa başka milletlerin egemenliği altında yaşamak zorunda kalırız. Böyle olunca ne kendi ana dilimizi konuşabiliriz, ne gelenek göreneklerimiz yaşatabiliriz. Milli benliğimiz de zamanla yok olmaya başlar ve biz diye bir şey kalmaz. İşte bu olumsuzlukların olmaması için her zaman eğitime ve öğretime millet olarak önem vermeliyiz, her alanda gelişip ülkemizi çağdaş ülkeler seviyesine çıkarmalıyız. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.

Adalet Mülkün Temelidir Sözünden Yola Çıkarak Devletin Yönetim Biçimi İdari Yapılanma Konularında Adalet Kavramının Rolünü Açıklayan Kompozisyon

 

Adalet Mülkün Temelidir Sözünden Yola Çıkarak Devletin Yönetim Biçimi İdari Yapılanma Konularında Adalet Kavramının Rolünü Açıklayan Kompozisyon


Adalet mülkün temelidir der Hz Ömer. Bir ülkede adalet olmadığı zaman her şey yerle bir olur. Toplumda ahlaki yapıda aksamalar ortaya çıkar, güçlü olan güçsüz olanı ezer, zalim olan masum olana zulüm eder, işe almalarda liyakatsızlık olur, herkes yasaları kendi kafasına göre uygular ve eşkıyalık yapmaya başlayan gruplar oluşabilir, mafya grupları ortaya çıkar. İşte bunların olmaması için adalet her şeyin üstünde tutulmalıdır. Burada da en büyük görev devlet yöneticilerine düşer.

 Devletin başındaki kişiler adaletli bir yönetim sistemini benimser ve uygularsa toplumda da kargaşalar ortaya çıkmaz. Onun için devlet yöneticilerinin adalet konusunda çok hassas olmaları gerekir. Adaletsiz bir yönetim olduğu zaman insanların devlete olan güveni kalmaz ve toplumda huzursuzluklar baş gösterebilir. Bu da toplum içinde çeşitli sorunlar doğurur. Örneğin; Hak etmediği halde kendi yakınlarına kadro veren, aylık maaş bağlayan yöneticiler olduğu zaman bu iş hakkaniyete ters düşer. 

Çünkü baştaki adil olmazsa toplum içindeki diğer kimseler de adil olmamaya başlar ve  bu da toplumsal düzenin bozulmasına ve parçalanmasına neden olur. Adalet her şeyin üstünde tutulmalıdır. Hz Ömer adalet ile ilgili şu sözü de söylemiştir: Adalet olmadıkça yönetimin, edep olmadıkça asaletin, cömertlik olmadıkça zenginliğin faydası olmaz. İşte tüm bunlar için adalet olmazsa olmazlarımızdan olmalıdır.

 Devlet fertlerine güven sağlamalı, fertler devlet yöneticilerine güvenebilmelidir. Hak edene hak ettiği verilmeli, hak etmeyene ise hiçbir şey verilmemelidir. İnsanca yaşamak için, doğruluk için, dürüstlük için, güven için adalet her zaman var olmalı ve adaletli bir yönetim tüm fertleri de içine almalıdır. Kimseye hiçbir şekilde ayrıcalık tanınmamalıdır.

Müziğin İnsan İçin Önemi İle İlgili Özdeyişler Bulunuz.

 

Müziğin İnsan İçin Önemi İle İlgili Özdeyişler Bulunuz.


İnsan ruhunun gıdası olan müzik hemen hemen herkesin vazgeçilmezidir. Çünkü müzik dinleyerek kendimize geliriz, kendimiz keşfederiz ve içimizdeki sıkıntılar bir nebze de olsa azalmaya başlar. Gün içindeki stresimizi atarız hiç değilse. Müzik ortak duyguların dile yansımasıdır aslında. Dertler, sevinçler müzik ile dile gelir. Bunun için müziği hayatımızdan çıkarmamalıyız. Müzik ile ilgili özdeyişler şunlardır:

“Müziğin amacı heyecandır hiç bir sanat insan kalbinde bu kadar yüce bir insanlık duygusu uyandıramaz.” George Sand.

“Bazen bir kahve yudumlayıp bir şarkı açarsın, susarsın ve o şarkı senin söylemek istediğin her şeyi söyler.” Winged Creatures.

“Müzik, seslerle düşünme sanatıdır.” Jules Combarieu.

“Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, Dünyanın en güzel sesinden En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey… Fakat artık ümit yetmiyor bana, Ben artık şarkı dinlemek değil, Şarkı söylemek istiyorum.” Nazım Hikmet.


“Müzik, ancak hissedebiliyorsam gerçektir.” Ray

“Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir.”  Mustafa Kemal Atatürk

“Müzik; heyecanlı kalplerdeki kederi unutturur.” Chateaubriand

“Müzik, insanların evrensel dilidir.” Longfellow.

“Kalpteki fazilet tohumları müzikle yeşerir.” Luther.

“Eğer müzik aşkın gıdasıysa, durmadan çalınız.” Shakespeare
“En iyi müzik… dünyayı görmeni sağlayandır.” Bruce Springsteen

“İnce bir müzik hassasiyeti, en medenileştirici bir eğitim aracı olabilir.” Eflatun
“Müziğin asıl gücü; insanı, bestecisinin hayal dünyasına sürüklemesidir. “ Beethoven
“Bir milleti tutsak etmek isterseniz müziğini çürütün.” Confucius.

“Müzik insan ruhunu dalgalandıran okşayan ve ona ince zevkler tattıran üstün bir sanattır.” Hugo Riman.

“Müzik dinledikçe beni mutlu eden ve umutlandıran bir duygu akımı oluşuyordu adeta. Müzik, beraberinde bir şeylerin olacağına dair vaatler ve umutlar getiriyordu.” Christy Brown.

 “Müzik insanın yaşamı, hayatı, kısacası her şeyidir. Müziksiz bir hayat olmaz, mutsuz da olsam mutlu da olsam müzik dinlerim.”

“İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli iyi bir şiir okumalı güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir.” Goethe
“Müzik bir köprüdür,” diyor. “Kelimelerin yetersiz kaldığı şeyleri anlatıp insanları birbirine bağlar.” -Emily Murdoch.
“Müziğin amacı heyecandır hiç bir sanat insan kalbinde bu kadar yüce bir insanlık duygusu uyandıramaz.” George Sand


“Müzik yalnızca bizi rahatlatan ya da alıp götüren bir şey değil, bundan öte bir şey, bir ideoloji. Bir insanın ne tür müzik dinlediğine bak, nasıl biri olduğunu anlarsın.” Paulo Coelho.

“İnsanların duygularını anlama ve öğrenme çabamın bir parçası olarak sürekli müzik dinliyorum.”  Ömer Zülfü Livaneli.

“Bir memleketin ahlak bakımından nasıl idare edildiğini anlamak isterseniz o ülkenin müziğini inceleyiniz.” Confucius

Yavuz Bülent Bakiler’in Sivas’ta Yoksul Çocuklar Şiirinde Anlatılmak İstenen Nedir?

 

Yavuz Bülent Bakilerin Sivas’ta Yoksul Çocuklar Şiirinde Anlatılmak İstenen Nedir?


Sivas'ta Ulu Camii avlusunda çocuklar
Yalvaran gözlerle etrafa baka baka
Açıyorlar küçük esmer avuçlarını:
-Emmilerim sadaka! Emmilerim sadaka!

Hükümet konağının yanında biri
Bir kemik kalmış bir deri...
'Boya cila yimbeş,boya cila yimbeş' diye ağlıyor
Ve daha fırça bile tutamıyor elleri.


Garipler Pazarı'nda körpe çocuklar
Yorgunluktan güzelim yüzleri al al...
Öldüren bir çığlık dudaklarında:
-Boş hamal! boş hamal! boş hamal!

Nane satan su satan yetim çocuklar
Şarkı söyleyemediler güneşe aya...
Biliyorum ne masal dinlemeye doydular
Ne oyun oynamaya...


Bezirci'de, Yüceyurt'ta  Altıntabak'ta...
Çocuklar var incecik yüzleri nurdan
Ama toz toprak içinde elleri ayakları
Oyuncakları çamurdan...

Ve günahkar çocuklar, suçlu çocuklar
Mahkeme salonunda bakarım dizi dizi
Bu suç bizim suçumuz, bu günah bizim
Affedin bizi.

Bu özel ve anlamlı şiirde anlatılmak istenen şudur: Yoksul çocuklar maddi imkansızlardan dolayı evlerinin geçimini sağlamak için çalışıyorlar. Kış demeden, ayaz demeden sokaklarda mendil satan bu çocuklar insanın yüreğini acıtmaktadır. Çocuklar bir işte çalışıyor veya çalıştırılıyorsa bunun suçu toplumundur yani hepimizindir. Çünkü her çocuğun sıcak bir yuvaya ihtiyacı vardır, o çocukların okula giderek eğitim alması gerekir yollarda çalışması o çocuğa verilen en büyük cezadır. Şair de bunu gördüğü için topluma kırgınlığını dile getirmiş ve suç bizim suçumuz, günah bizim günahımızdır. Küçücük bedenleri ile onları çalıştırmak, onlara büyük sorumluluklar yüklemek insana yakışan, topluma yakışan ve bizim kültürümüze yakışan bir davranış değildir.


Her çocuk şarkı söylemelidir güneşe ve aya. Her çocuk mutlu olmalı, her çocuk karnı tok olmalı ve hiçbir çocuk çalışmamalıdır, çalıştırılmamalıdır. Onlar çocukluğunu yaşayabilmelidir. Bunun için bu duruma son verip çocuklara toplum olarak daha önem vermeliyiz ve onlar sokaklarda oyun oynamalı, şekerlemelerini yemelidir sadece ve tabi ki de mutlu olmalıdırlar.

Etkili Konuşmak İle İlgili Özlü Sözler

 

Etkili Konuşmak İle İlgili Özlü Sözler


Etkili konuşmak için iyi bir dinleyici olmak gerekir, çok kitap okumak gerekir, konuşmaya günler öncesinden hazırlanmak gerekir ve konuşurken samimi olduğunu dinleyicilere hissettirmek gerekir. Yeri geldiğinde nükteli konuşmalara ve doğaçlamalara da yer verilebilir. Etkili konuşmak ile ilgili özlü sözler şunlardır:

“Konuşmanın en önemli dört unsuru: Birincisi gerçek, ikincisi akıllı hareket, üçüncüsü hoş mizaç ve dördüncüsü de nüktedir.” (W. Templa)

“Sözü tesirli olan hatipler, hiçbir vakit kör tesadüfe güvenmiş kimseler değildir. Bunlar, dinleyicilerinin hislerini idare etmiş, hareket ve inanca hakim olan kanunları itina ile tetkik neticesi olarak bu hisleri kontrol etmişlerdir.” (A. Edward Phillips).

“Konuşmak bir şeydir, iyi konuşmak bambaşka bir şey. Bir budala da bir şeyler söyleyebilir; ama bilge bir adam konuşur.” (Ben Johnson)

Yerinde yapılan kısa bir konuşma, yersiz yapılan uzun bir konuşmadan bin defa daha etkilidir. (La Rochefaucauld)

“Etkili konuşabilme kabiliyeti Allah vergisi olmaktan çok, çalışmakla elde edilen bir şeydir.” (Lord Byron).

“Sesiniz, tutumunuzu, duygularınızı ve iç durumunuzu yansıtır, iç dünyanızın bir aynasıdır. Sesli anlatımın başlıca öğeleri: Ses hacmi, ses perdesi, tonlama, kalite, hız, lehçe ve stildir. “(C. E. Bingaman)

“Ünlü düşünür Sokrates’e şöyle bir soru yöneltmişler: “Sen herkese konuşma sanatını öğretiyorsun da, kendin neden iyi bir hatip değilsin” dediler. Şöyle cevap verdi: “Ziyanı yok, biley taşları da kendi kendilerini kesemezler, fakat kaba demirleri keskin yaparlar.” (Socrates)


“En tesirli konuşma, en kısa olanıdır.” (Dale Carnegie).

“Konuşmak bir şeydir, iyi konuşmak bambaşka bir şey. Bir budala da bir şeyler söyleyebilir; ama bilge bir adam konuşur.” (Ben Johnson).

 “Ses, konuşanın duygu durumunu, coşkusunu ya da tutumunu belirleyen bir göstergedir. “(John Eisenson).

 

“Önemli olan, söylenenin ne olduğu ya da nasıl söylendiği değil; ama söylenenin nasıl anlaşıldığıdır.” (Guy Hunter)

“Güzel konuşmanın sırrı, lüzumsuz sözleri terk etmektir.” (Hz. Ebubekir).

“Konuşma sanatını bilen adam, düşündüklerinin hepsini söylemez; fakat söylediklerini düşünür de söyler.” (Aristoteles)

“Eğer çok konuşmak faydalı olsaydı, Allah iki ağız, bir kulak verirdi. Onun için, çok dinleyip az konuşmak gerek.” (Şemsi Tebrizi).

“Güzel konuşmayı kalp yapmalı. Yalnızca dilin iyi söz söylemesi faydasızdır.” (Abdülkadir-i Geylani)

“Güzel konuşmak için tek bir yol vardır. Dinlemeyi öğrenmek.” (Cristopher Morley).

“Söz söylemekte, kelimelerden üstün olan bir şey vardır ki söze tesir veren odur, bu da sözün söylenişindeki tattır, onun için söylenen sözden fazla, söyleyiş tarzına bakılır.” (Dale Carnegie)

“Etkili bir konuşma, insanın kafasına sahip olma sanatıdır.” (Eflatun)

Balık Baştan Kokar Konulu Konuşma

 

Balık Baştan Kokar Konulu Konuşma


Kötü bir işin, yönetici, baş durumunda olanlardan başladığını, yöneticilerinin tutumu bozuk olan toplumda her şeyin bozuk olacağını anlatır. Onun için başta olan yöneticilere büyük görevler düşer.


Sevgili öğretmenim,

Yöneticiler topluma örnek olmazsa, hırsızlıktan yana olursa, adaletsizlik karşısında tarafsız karar vermezse, liyakat olmadan işe alımlar olursa toplumda da bir süre sonra bozulmalar ve çürümeler başlayacaktır. Çünkü en baştaki iyi örnek olmazsa en aşağıdaki de tepedekini örnek alacak ve ona göre hareket edecektir. Bunun için yöneticilerin önce dürüst, güvenilir olmaları gerekir. Topluma örnek davranışlarda bulunmaları gerekir. Haksızlık karşısında susmamaları gerekir. Hak edene hak ettiği cezayı mahkeme yoluyla, hukuk yoluyla vermesi gerekir.

Eğer ki devlet yöneticileri bunu yapmazsa insanlar da kendi kafalarına göre kurallar koyar ve ahlaki yapıda da bozulmalar meydana gelir. Bu da o toplumun parçalanmasını ve daha da kötüye gitmesini hızlandırır. İşte bunların olmaması için yöneticilerin devlet adamlığı rolüne yakışır hal ve hareketlerde bulunması gerekir. Doğrunun yanında, hakkın yanında olması gerekir. 


Bunu gören toplum da yöneticilere güvendiği için, onları örnek aldığı için güzel davranışlar sergiler, adalet daim olur, insan haklarına saygı olur ve hukuk önünde herkes eşit olur ve suç işleyen herkes de işlediği suçun hesabını veriri. Bunun için de balık baştan kokar atasözü söylenmiştir. Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Çok Sevdiğiniz Bir Filmi Veya Diziyi Anlatınız.

 

Çok Sevdiğiniz Bir Filmi Veya Diziyi (Arka Sokaklar)Anlatınız. 


Yıllardan beri takip ettiğim ve çok sevdiğim bir dizi vardır. Bu dizinin adı da Arka Sokaklar adlı dizidir. Dizide,  İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'nde özel bir ekipte görev yapan  polislerin aile yaşantılarını y ve İstanbul sokaklarındaki maceraları anlatılmaktadır. Ekip, görevleri sırasında değişik ve çeşitli insan hikâyeleriyle sürekli karşılaşmaktadır. Bazen gülümseten, bazen de  iç burkan bu hikâyelere, meslek yıllarının deneyimi ve babalığıyla yaklaşan, ekibin diğer genç üyelerine de yol gösteren kişi  İstanbul Emniyet Müdürü Rıza Soylu  olur. 


Rıza Baba herkese babalık etmeye çalışır ve kötü insanların peşinde olur. Adaletsizliğe karşı olan Rıza Komser ve ekibi zalimleri, canileri yakalar ve onlara gereken dersleri verir. Diziyi izlerken kimi zaman duygulandığımız anlar kimi zamanda sevinçten havaya uçtuğumuz anlar olur. Dizede en çok sevdiğim karakterlerden biri de Mesut Komserdir. Mesut Komser içinden geldiği gibi konuşan ve yapmacık olmayan biridir. Hak eden kişilere hak ettiği cezayı vermesi benim çok hoşuma gidiyor. Hüsnü Çoban ve ailesi de ayrı bir macera tabi. Onların aile yaşantıları kimi zaman güldürüyor kimi zaman da ağlatıyor. Dize doğru ve dürüst insan olmak gerektiği, kötü işlere bulaşırsan başına ne gibi belalar geleceği, kötü alışkanlıklara sahip olmamak gerektiğine vurgu yapılıyor ve insanlara güzel ve anlamlı mesajlar veriliyor. 


Rıza, Hüsnü, Mesut, Engin, Aylin, Hakan adında komserler var ve bunlar ülkede asayişi sağlamak için var güçleri ile mücadeleye devam ediyor ve toplumda güven ve huzuru sağlamaya çalışıyorlar. Dizi izlenmesi gereken güzel bir dizidir. Haksızlıklar karşısında susmamak gerekir, suç işleyen herkes hak ettiği cezayı almalı ve masumlar her zaman koruma altına alınmalıdır. Her hafta izliyorum.

Okuduğunuz Bir Kitabı Tanıtınız (Dedemin Bakkalı) (2. Yazımız)

 

Okuduğum Bir Kitabı Tanıtınız (2. Yazımız)


Yakın zamanda Şermin Yaşar adlı yazarımın Dedemin Bakkalı ve Dedemin Bakkalı Çırak adlı iki kitabını okudum. Kitaplar birbirini tamamlayan kitaplardı. Dedemin Bakkalı kitabında küçük bir kızın girişimci, yenilikçi, cin fikirli, yardımsever, bencil olmadığına dair bilgiler veriliyor ve kızın dedesinin bakkalında geçirdiği günlerden ve anılardan oluşan harika bir kitaptır. Yetişkinlerin çocukları anlamadığını ve çocukların en gıcık olduğu soru  büyüyünce ne olacaksın sorusunu sürekli sorduklarını anlatıyor küçük kız. Ayrıca mahallede yer alan teyzelerden, ablalardan bahsediyor. Kahramanız akıllı ve çalışkan bir kız ama bazen yaramazlıklar da yapmaktadır. Sürekli nasıl daha iyi para kazanırım ve nasıl bakkala yenilikler getiririm düşüncesinde olan  ama onu düşüncesine fazla önem vermeyen yetişkinler vardır ve bu da kahramanımızı üzmektedir.

 

Yetişkinlerin sözleri ve davranışları arasında tutarlılık olmadığından bahsedilmektedir. Mesela yetişkinler yalan söylemek ayıp derler ama kendileri yalan söyler, kimsenin arkasından konuşulmaz derler ama kendileri konuşurlar, beş dakikaya geliyorum derler ama bir saatten aşağıya gelmezler. Küçük kahramanımız burada yetişkinler hakkında, çocuklar hakkında bilgi vermektedir. Bakkaldaki ürünleri zengin olanlara daha pahalı yoksul olanlara da daha ucuza satmaktadır. Böylece kendi kafasından adalet dağıttığına inanmaktadır. Dedemin Bakkalı Çırak kitabında da konu aynı şekilde ilerlemeye devam etmektedir. Mesela kahramanımız vişneli sodanın mucidinin kendi olduğunu söyler ve dedesinin onun zamanında sözünü dinlemediğini ama artık vişneli sodayı başkalarının yaptığını söyler. Kitapta bakkala o gün fazla kişi gelmediyse kahramanımız buna Herkesin Tok Günü sloganı ile cevap verir. Dedemin Bakkalı kitabı gerçekten çocukların da yetişkinlerin de okuması  gereken keyifli bir kitaptır.

 

Kitabı bir solukta okudum ve okurken de çok güldüm. Bazen duygulandığım anlarda oldu. Kitapta bakkalı bekleyen Saddam adlı köpekten de bahsediliyor. Saddam'ın peynirleri nasıl yalayıp yuttuğu anlatılıyor. Küçük kızımı tuz ruhu isteyen müşteriye yemek tuzu gönderip ruhu arkadan gelecek diyen bir kızdır. Kızımız Afrikalı çocuklara yardım göndermek için arkadaşlarının ellerinden kandil yiyeceklerini toplayan gözü açık biridir. Yetişkinler yüzünden icatlarını yapamayan biridir. Çocukların yetişkinlerle iletişimde nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatan harika bir kitaptı.

Bir Ülkede Bilim ve Tekniğin Gelişmesi Neleri Değiştirir Konulu Kompozisyon

 

Bir Ülkede Bilim ve Tekniğin Gelişmesi Neleri Değiştirir Konulu Kompozisyon

 

Ülkelerin gelişip kalkınması için iyi bir eğitimden geçmesi gerekir. Nitelikli bir eğitim alan gelişmiş ülkelerin fertleri eğitim sayesinde bilinçli insanlar, çevreye duyarlı insanlar olurlar. Gelişmiş ülkelerin önemli özelliklerinden biri de bilim ve tekniğin son derece gelişmiş olmasıdır. Zaten bir ülkeye gelişmiş ülke denmesinin nedeni de o ülkede eğitime, bilime, ilime, ekonomiye önem vermekle ortaya çıkar. Bilime ve tekniğe önem verilen ülkede insanların refah seviyesi yüksektir. Kişi başına düşen gelir seviyesi fazladır. İnsanlar maddi olarak sıkıntı içine girmedikleri için daha çok çalışmaya ve üretmeye de devam etmektedirler. Böyle ülkelerde sanata verilen önem de artar, bireye verilen önem de fazladır ve toplumun refahı her şeyin üstündedir. 


Bilimin ve tekniğin geliştiği ülkeler geliştirdikleri teknolojik ürünleri diğer ülkelere ihraç ederek bu sayede büyük gelir elde ederek yine yatırımını bilime, tekniğe ve eğitime yapmaya devam eder. Mustafa Kemal de her zaman aklı ve bilimi kendimize rehber edinmemizi söylemiş ve ülkemizin gelişmesi için o kısacık ömrüne çok şey sığdırmaya çalışmıştır.


 Çünkü o bilime çok önem veriyordu ve bilimin önemi ile ilgili de şu sözü söylemiştir: “Dünyada her şey için, yaşam için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir fendir. Bilim ve fennin dışında yol gösterici aramak aymazlık, bilgisizlik, doğru yoldan çıkmışlıktır. Yalnız bilimin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki evrelerinin gelişimini anlamak ve ilerlemelerini izlemek koşuldur.” demiştir. Bilim ve tekniğin geliştiği ülkelere dikkat ederseniz bu ülkelerde insanlar harıl harıl çalışmaktadırlar. 


Küçücük çocuklar laboratuvarlarda çalışarak ülkeleri için ne yapabilirim düşüncesi ile çalışmaya devam etmekte, merak etmeye devam etmekte ve bu küçücük ellerden mucizeler ortaya çıkmaktadır. Bilim ve teknik  bir ülkeyi daha gelişmiş ve daha güçlü yapar. Savunma sanayisi güçlü olan, ekonomisi güçlü olan, eğitimi kaliteli olan ülkeler diğer ülkelere meydan okur ve o ülkeyi kimse kolay kolay işgal edemez. Çünkü o ülkelerde gündem siyaset konuşmak, boş işlerle ilgilenmek değildir. Herke işinde, gücünde çalışmakta ve ülkemi nasıl daha iyi hale getirebilirim düşüncesindedir. 


Bir ülkede bilim ve tekniğin gelişmesi kısaca şunları  sağlar: Güçlü ekonomi ve milli gelir, yüksek oranda ihracat, teknolojik açıdan gelişmişlik, oldukça güçlü sanayi, yeterli ve gelişmiş sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri, sosyal- kültürel gelişmişlik, dünya çapındaki diğer ülkelere göre güçlü para birimi, yüksek oranda kişi başına düşen gelir fazladır. İşte bunlar olduğu zaman da dünyanın gelişmiş ülkesi olmaya devam eder ve böyle ülkelere yoksul ülkeler boyun eğmek zorunda kalır. 


Biz  Türkiye olarak gelişmiş ülkeleri örnek almalıyız. Ülkemizi bilim ve teknik alanda geliştirmeliyiz ve paramız değerlenmelidir, savunma sanayimiz güçlü olmalı, ordumuz güçlü olmalı, eğitim nitelikli olmalı, sağlık hizmetleri gelişmiş olmalı, insanların geçim derdi olmamalı, Okuma ve yazmaya verilen önem her geçen gün daha artmalı, bilime meraklı gençlerin elinden tutulmalı ve onlara her türlü destek sağlanmalı, ülkemizden başka ülkelere beyin göçü olmamalı aksine beyin göçü alınmalıdır. Bunun için de bilimi kendimize yol gösterici olarak almalıyız ve bilimi kendimize rehber edinmeliyiz ve bilim, teknik yolundan hiçbir zaman ayrılmamalıyız.