Dürüst Davranmak ve Çevresine Yalan Söylemeden Yaşamak İnsanlara Ne Katar?

 

Dürüst Davranmak ve Çevresine Yalan Söylemeden Yaşamak İnsanlara Ne Katar?


Dürüst insanlar özü ve sözü bir olan, şahsiyet sahibi insanlardır. Onlar dürüstlüğü bana toplum dürüst desin diye yapmayanlardır. Kendini yetiştirmiş, kendini geliştirmiş ve kendine olan saygısı, vicdanına olan borcu ve güzel bir ahlaka sahip oluşlarından dolayı dürüst olmaya devam ederler. Dürüst olmayan insanlar dürüst insanlardan hoşlanmazlar ve onlardan uzaklaşırlar. Oysa dürüstlük en büyük erdemdir, en büyük hazinedir. Dürüst davranmak, çevresine yalan söylemeden yaşamak insana er şeyden önce gerçek anlamda insan olduğunu hatırlatır. Yaşlan söylemeyen insanlar her zaman el üstünde tutulur ve çok sevilir. Bu kişiler ortamda olmasa bile adları geçtiği zaman insanların yüzünde bir tebessüm, bir mutluluk görebilirsiniz. Çünkü böyle insanlar çevresine huzur veren, aydınlık getiren kimselerdir. 


Dürüst insanlar yalan söylemedikleri için zor bir duruma düştüklerinde çevresindekiler ona yardım etmek için yarış halinde olurlar. Böyle insanların işi yolunda gider. Bu tip insanların kimsenin ahını almadığı için, kimseye kötülük etmediği için kendi vicdanlarında rahat olurlar ve hiç bir huzursuzluk hissetmezler. Çevresindeki insanların bir işi düştüğü zaman ilk olarak danışacakları kişi güvenilir olan dürüst kişiler olur. Çünkü onların sözü altın değerindedir. Çünkü onlar hiçbir zaman yalan söylemiş, kimseye kötülük etmemiştir. İnsanlar da onun yanına gelip ondan akıl alırlar ve  sorunlarına onunla çözü yolu bulmaktan zevk alırlar. Böyle insanlara yine kendisi gibi dürüst olan insanlar iş bulur ve dürüst insanla çalışmak isterler. Dürüst insanların kazancı da helal olduğu için insanlar onun evine gitmek, onun evinde vakit geçirmek ister. Onun konuşmalarına, onun duruşuna hayran kalırlar ve onunla arkadaş, dost, can yoldaşı olurlar. Çünkü dürüst insanlar yiğit insanlardır.


 Dürüst olmak kişiyi sadece ahlak yönünden üstün kılmaz vücut sağlığı açısından da dürüst olmak çok önemlidir. Çünkü  Amerikalı bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre, yalan söylemek sadece manevi anlamda değil, fiziksel anlamda da insana zarar veriyor. Bilim adamları, yalan söylemenin strese neden olduğunu, bunun da sadece insan psikolojisine değil, vücuduna da zarar verdiğini belirtti. Yani dürüstlük her yönden üstün gelir. Boşuna söylemişler dürüstlük pahalı bir mülktür herkeste bulunmaz diye. 

Doğaya Saygı Konulu Konuşma

 

Doğaya Saygı Konulu Konuşma


Doğa tüm canlıları içine alabilecek kadar büyük ve tüm canlıların barınmasını sağlayacak kadar geniştir. Doğa canlılara verilmiş büyük bir armağandır.

Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlar

Yaşadığımız doğaya karşı saygı göstermenin ilk yolu onu gerçek anlamda sevdiğimizi uygulamada gösterebilmemizdir. Yani doğayı kirletmemek, doğaya çöp atanlara göz yummamaktır doğayı sevmek ve saymak. Doğaya saygılı insanlar bilinçli insanlardır. Doğanın bize verdiği nimetleri israf etmeyenlerdir. Suyu, havayı, toprağı kirletmeyendir. Doğaya saygı gösteren insanlar doğanın her türlü güzelliğini korumaya çalışırlar. Ormanları yakıp yıkmazlar, boş yere kağıt israfı yapmazlar, hayvanların  neslinin devamını sağlar ve hiçbir hayvana zarar vermezler, bitkiler i korur ve doğayı kendi halinde bırakırlar. 


Yani doğanın doğal halini yok etmezler sadece doğamızı nasıl daha iyi hale getirebiliriz diye ağaçlandırma faaliyetlerine katılırlar, soyu tükenmekte olan hayvanları koruma altına alırlar, avlanmadan uzak dururlar, denizleri, gölleri, nehirleri kirletmezler ve çevreye çöp bırakmazlar. Doğaya saygılı olan insan vicdanlı insan, vefalı insandır. Yani doğaya karşı da sorumluluklarımız vardır. Çünkü doğanın bizde çok hakkı vardır. Onun için doğamız korumalı, onu yakıp yıkmamalıyız. Doğanın doğal hali ile oynarsak onun bize vereceği olumsuzluklar çok daha fazla olacaktır. Doğa sevgisi ile ilgili şu sözü unutmamalıyız:


“Doğa bekçi ile değil sevgi ile korunmalıdır.” Gerçekten de doğayı herhangi bir kurala gerek kalmadan sevmeli ve korumalıyız. Çünkü burası hepimizin ortak yaşam alanı ve kıymetlisidir. Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, konuşmamı burada sonlandırıyorum.

İnsan Hayatı Boyunca Mutluluk Duygusunu Neden Kaybetmemeli Konulu Konuşma

 

İnsan Hayatı Boyunca Mutluluk Duygusunu  Neden Kaybetmemeli Konulu Konuşma


İnsan yaşamı boyunca mutluluk duygusunu kaybetmemelidir . Çünkü mutluluk duygusunu kaybeden insan umudunu da kaybeden insandır.

Sevgili öğretmen,

İnsanı yaşama bağlayan duygular vardır. Bunlardan biri de mutluluk duygusudur. Her zaman mutlu olmayabiliriz ama genel olarak mutlu olmayı isteriz. Çünkü mutlu olunca yaşamdan zevk alırız, mutlu olunca işlerimizi daha iyi yaparız. İnsan sağlıklı olunca mutlu olur, işi ile meşgul olunca mutlu olur, ailesi ile birlikte olunca mutlu olur. 


Mutluluk duygusunu kaybeden insanın hayattan bir beklentisi kalmamıştır. O kişi depresyona girmiş ve hayat ile ilgili endişeleri, heyecanları kalmadığı için kendini boş vermiş ve hayattan tat almamaya başlamıştır. Mutluluk duygusunu kaybetmemek için dört elle yaşama sarılmalıyız. Bizi mutlu eden işler yapmalıyız ve mutluluk duygusunu bu şekilde kaybetmemeliyiz. Mutluluk duygusu gittiği zaman da hayat da bitmiş demektir. İnsan kendini bu duruma sokmamalıdır ve inatla mutlu olmaya çalışmalıdır. Hayatımızda yenilgilerimiz olabilir, başarısızlıklarımız olabilir, acı kayıplarımız olabilir. Her şeye rağmen yine de mutlu olmanın çaresini aramalıyız ve kendimizi toplumdan soyutlamamalıyız.


 İnsan içine karışmalıyız ve insanlarla iletişim halinde kalmaya devam etmeliyiz. Mutluluk duygusunu kaybetmemek için her zaman bir amacımız olmalı ve o amacın peşinden gitmeye, çalışmaya, yorulmaya devam etmeliyiz. İşte tüm bunlar için mutlu olmaya devam etmeliyiz. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Öfkeyle Davranmak İnsanlara Ne Tür Zararlar Verir Konulu Kompozisyon

 

Öfkeyle Davranmak İnsanlara Ne Tür Zararlar Verir Konulu Kompozisyon


İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli fark akıldır. Aklını kullanmada önemli olan ise iradedir. Yani iradesine hakim olan ve iradesine hakim olamayan insanlar. İradesine hakim olan insan aynı zamanda öfkesine de hakim olur ve öfkeli anında sakin kalmayı başardığında kendine ve çevresindekilere zarar vermez. İnsan öfkeyle hareket ettiği zaman bunun zararını ilk olarak kendisi görür. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öfkelenen insanın düşünen beyni ile değil, hisseden beyni ile hareket eder demiştir.


 Öfke;  insanı,  kine, kıskançlığa, nefrete ve düşmanlığa sürükler. Sorunlarımız olduğu zaman bunu konuşarak anlaşma yoluna gitmeliyiz. Öfkeli davranmak ilk olarak kişinin bedenine ve ruhuna zarar veriri. Kişide hem bedensel hastalıklar hem de ruhsal hastalıklar ortaya çıkar.  Örneğin; çok sinirlendiği zaman tansiyonu çıkan insanlar vardır, öfkeli insan gergin olduğu için boyun kaslarında ağrı olur ve daha birçok rahatsızlıklara neden olur.


 İnsan öfkeli anında en sona söyleyeceklerini en başta dediği için insanları kırabilir ve geri dönüşü olmayan hatalar yapılabilir. Bu da öfkeli insana olan güveni azaltır ve insanlar onunla bir daha aynı ortamda bulunmak istemezler. Öfkeyle hareket edildiği zaman başa büyük belalar açılabilir ve pişmanlığın da bir faydası olmaz. Onun için öfke anında dikkatli olmak gerekir ve öfkeliyken büyük kararlar almamak gerekir.

Çabuk Kurulan Dostluklar Güven Verir Mi Konulu Konuşma

 

Çabuk Kurulan Dostluklar Güven Verir Mi Konulu Konuşma


Dostluğun kurulması belirli bir zaman alır. Bir anda kurulan arkadaşlıklar, dostluklar güven vermez.

Sevgili öğretmenim, değerli sınıf arkadaşlarım,

Samimi arkadaşlıklar ve dostluklar belirli bir süreç gerektirir. Sizin zor günlerinizde yanınızda olup olmayacağını bilmeden, sizin başarılı anlarınızda sizin kadar sevinip sevinmeyeceğini anlamadan hemen arkadaşlık kurulmaz. Bunun için her arkadaş olarak gördüğünüze hemen güvenip dost olmamalısınız. Daha ilk tanışmada tüm aile bilgilerinizi, kendinizle ilgili özel yaşamınızı, düşüncelerinizi, bir olaya bakış açınızı, inançlarınızı bir anda herkese açıklamak doğru olmaz.

 

Çünkü o dost dediğin kişi karaktersiz ve yalancı bir insan çıkabilir. Size kendini iyi gibi gösterip sizinle ilgili her bilgiyi öğrendikten sonra size en büyük düşman olabilir. İşte bundan dolayı çabuk kurulan dostluklara kesinlikle güven olmaz. Ayrıca çabuk kurulan dostluklar, arkadaşlıklar da kısa zamanda bozulmaya başlar. Dostlukların kurulması yıllar alır.  Deneyim gerekir dostlukların kurulması için. Dostlukların kurulması için güven gerekir, sabır gerekir, birlikte vakit geçirmek gerekir, yeri geldiği zaman tartışmak ve tartışma anında  dost sandığınız kişininse nasıl davrandığını görüp izlemek gerekir. Sadık olup olmayacağını beklemek gerekir.


Sevgili öğretmenim,

İşte bundan dolayı arkadaş ya da dost seçimi yaparken çok dikkatli olmalıyız ve hemen ani kararlar alıp dostluklar kurmamalıyız, ani kararlar ile uzun yıllar dost olduğumuz kişileri silmemeliyiz. Kısacası çabuk kurulan dostluklar çabuk yıkılır ve güven vermez. Güven vermesi için yaşantıların olması şarttır. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Ailede Kadın Çalışmalı Mı Çalışmamalı Mı Konulu Kompozisyon Yazınız.

 

Ailede Kadın Çalışmalı Mı Çalışmamalı Mı Konulu Kompozisyon Yazınız.


Kadın aileyi çekip çeviren, aileye yuva sıcaklığı veren anne, öğretmen, hemşire, arkadaş, dost kısaca her şeydir. Yani aynı anda farklı rollere bürünür kadınlarımız. Kadın aile içinde üzerine düşen sorumluluklarını yerine getiriyorsa, eşine,  çocuklarına vakit ayırıp kalan zamanında da elbette çalışmalıdır. Çünkü sadece ev temizliği yapmak, yemek yapmak, çocuklarla ilgilenmek kadını mutlu etmez. Kadını mutlu eden en önemli şeylerden biri de kendi kazancını sağlaması, aileye maddi ve manevi olarak destek sağlayabilmesidir. Bunun için kadınlarımız her alanda iş hayatına atılmalı ve o parlak zekalarını, bilgi ve görgülerini topluma yansıtabilmelidir. 


Bir kadın ekonomik özgürlüğünü kazanmalıdır. Çünkü kimi şahsiyet sahibi olmayan erkekler canı sıkıldığı zaman  kadına istediği her türlü şiddeti ve baskıyı uygulayıp sonra da  ondan boşanarak ona beş kuruş vermeden kadını ortada bırakabilme hadsizliğini  gösterebilmektedirler ne yazık ki. Sadece bundan dolayı değil kadınının ülkesine, ülkesinin fertlerine faydalı olması gerekir. Bugün binlerce kadın öğretmenlerimiz, kadın polislerimiz, hakimlerimiz, savcılarımız, doktorlarımız, girişimcilerimiz büyük başarılara imza atmışlardır. Bunun için kadın kesinlikle çalışmalıdır. Bunun en güzel örneğini dinimizden de verebiliriz. Sevgili Peygamber Efendimiz Hz Muhammed’in eşi olan Hz Hatice annemiz de çalışan bir kadındı. Ticari zekası, ahlakı ile Peygamber Efendimize layık olmuştu. Burada önemli olan kadına çalışmak, üretmek adına kaliteli imkan ve ortamlar sunmaktır. Kadını evde yok saymak yahut eve hapsetmek çözüm değil, aksine sosyolojik ve psikolojik ciddi bir sorundur. Mustafa Kemal Atatürk de kadınlarımızın çalışması ile ilgili şu sözü söylemiştir: “Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah’ın emrettiği şeyi kadın ve erkek beraber olarak ilim ve kültür edinmeleridir. 


Kadın ve erkek, bu ilim ve kültürü aramak ve nerede olursa oraya gitmek ve onunla dolu olma zorundadır. İslam ve Türk tarihi tetkik edilirse görülür ki bugün kendimizi bir türlü kayıtları bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk sosyal hayatında kadınlar ilim, kültür ve diğer hususlarda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileriye gitmişlerdir. Kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamakların­dan geçeceklerdir. Kadınlar toplum yaşamında erkek­lerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.” 


İşte tüm bunlar için kadın çalışmalı, okumalı, kendine yatırım yapmalı ve kendini değerli kılmalıdır. Devlet ev hanımlarına da kendi yapabilecekleri şekilde işler vermeli ve maaş bağlamalıdır. Böylece kimse kimseye üstünlük sağlayamaz.

İnsanların Kişisel Gelişimleri İçin Yapabilecekleri Nelerdir?

 

İnsanların Kişisel Gelişimleri İçin Yapabilecekleri Nelerdir?

 

İnsan kendini geliştirmek için kendisine yatırım yapmalıdır. Bu yatırım da eğitim sayesinde olur. Onun için ilk olarak insanın nitelikli bir eğitimden geçmesi gerekir ve bir kariyer sahibi olması gerekir. Kendini meşgul edecek, zevk alacağı bir işi ile ilgilenmesi ve o işi hayat boyu severek yapması gerekir. Başarılı insanların çoğuna baktığımız zaman bu kişilerin işlerini zevkle yaptığını ve yaşı kaç olursa olsun kendini geliştirmeye devam ettiğini görebiliriz. Birey başarıyı yakalamak için kendine bir plan ve program hazırlamalı, disiplini elden bırakmamalıdır. Amaçlarına ve hayallerine ulaşmak için var gücü çalışmaya, üretken olmaya devam etmelidir. En az bir spor dalı ilgilenmeli, bir müzik aleti çalabilmelidir.

 

Çok sayıda kitap okumalı ve genel kültür seviyesini artırmalıdır. Farklı ülkeler, farklı şehirler gezerek de farklı maceralara atılabilmeli ve her gittiği yerden bir şey öğrenmeye çalışmalıdır. Başarıya ulaşmada aceleci davranmamalı sabretmesini bilmelidir. İnsan kendine geliştirmek için, kendini mutlu etmek için ve vicdanının rahat etmesi için başka insanlara da yardım etmelidir ve empati kurma becerisine sahi olmalıdır. Empati kuran insanlar hem kendilerini geliştirirler hem de toplum tarafından sevilen biri olurlar. Kişi kendine yeni hobiler etmelidir. İnsanlarla iletişimini devam ettirmeli, kimseyi kendinden aşağıda ya da yukarıda görmemelidir. Gündemde ve dünyada olan gelişmeleri takip etmeli ve her şeyden haberdar olmaya çalışmalıdır. İntikam duygusu ile değil affetme duygusu ile hareket etmelidir.

 

Kimseye karşı kin duymamalıdır. Hatalarından der çıkarmayı öğrenmelidir. En ufak bir başarısızlıkta yılmamalı umudunu kaybetmeden azim ve kararlılıkla çalışmaya devam etmelidir. Yeni diller öğrenmelidir. Çünkü farklı diller öğrenmek ona yeni dünyalar açacaktır ve kişisel gelişimine büyük katkı sağlayacaktır. Araştırma yapma alışkanlığına sahip olmalıdır. Fikir sahibi olmadığı konularda bilgi sahibi gibi davranmamalı bunun yerine bilmediği şeyleri araştırmalı ve merak duygusunu asla kaybetmemelidir. Beden ve zihin sağlığını korumalıdır.  Düzenli ve planlı yaşamalıdır. Sinema ve tiyatroya gitmelidir. İyi bir konuşmacı iyi bir dinleyici olmalıdır. Kişisel gelişim kurslarını takip etmelidir. Doğru, dürüst, güvenilir ve güzel ahlaklı insan olmalıdır.

Neden Bazı İnsanlar Diğerlerinden Daha Başarısız Olur?

 

Neden Bazı İnsanlar Diğerlerinden Daha Başarısız Olur?


Her insan aynı başarıyı gösteremeyebilir. Çünkü her insanın doğuştan zeka kapasitesi farklı olabilir. Bazı insanların diğerlerinden başarısız olmalarının nedenleri şunlardır:

* Zeka: Her insanda zeka seviyesi ve kapasitesi aynı değildir. Yüksek zekalı insanlar çalıştığı zaman daha da başarılı sonuç elde ederler. Normal zekaya sahip insanlar da çalıştığı zaman başarı elde eder ama yüksek zekalı olan bir tık fazla başarılı olur. Mesela kimi insanlar ne kadar çok çalışırsa çalışsın tıp fakültesini kazanamazken kimleri de sadece bir yılda tıp fakültesini kazanabilirler. İşte bu genlerle, zeka ile ilgili bir durumdur.


* Yetenek: Yetenekli insanlar  seçtiği meslek yeteneğine uygunsa harika sonuçlar ortaya koyarlar.

*Kişilik ve karakter: Her insanın başarıya olan inancı, azmi ve kararlılığı farklılık gösterebilir. Mesela kimi insanların içinden zerre kadar çalışma isteği gelmeyebilir, kimileri de çalışmaya çok hevesli olabilir.

* Sosyal Beceriler: Başka insanlar çekinmeden iletişim kurabilenler, amacına odaklanıp çalışmaya devam eden başarılı insanlar sosyal alanda da başarılı olurlar.

* Eğitim: Nitelikli bir eğitimden geçen insanlar daha başarılı olurken niteliksiz bir eğitimden geçenler ise daha az başarılı olur.


* Aile ve yakın çevre: Kişinin nasıl bir çevrede yaşadığı da onun başarılı olup olmayacağında doğrudan ya da dolaylı olarak etkili olabilir. Aile ve yakın çevresi bireye her anlamda destek verdiği zaman birey daha başarılı ve daha mutlu olur.

*Şans: Bazı insanlar gerçekten şanslı olabilirken bazılarının ise hiç şansı yaver gitmeyebilir. Tüm bunlara rağmen kişinin başarılı olmayacağında en önemli belirleyici unsur sabır, çalışmak, kararlılık, tutarlıktır.

İnsanların Hayatındaki En Önemli Değerler Nelerdir?

 

İnsanların Hayatındaki En Önemli Değerler Nelerdir?


İnsanlar değerleri ile yaşayınca daha iyi insan olur ve daha erdemli olur. İnsanların hayatındaki en önemli değerler şunlardır:

* Sevgi:  İnsan ait olma duygusunu hissederse kendine güven duymaya başlar. Bu ait olma duygusu  da ilk olarak ailede başlar. Onun için aile sevginin koşulsuz sağlandığı ilk yerdir. Bir insan sevgiyi yeteri kadar alamadıysa hep bir yanı boş kalacaktır. Bundan dolayı en önemli değer sevgidir. Bunu sağlayacak olan da aile, arkadaşlar, yakın çevredir.

*Sağlık: İnsan yaşamında en önemli şey sağlıktır. Çünkü sağlık olmayınca da hayatın da tadı olmaz. İstediğiniz kadar zengin olun ama sağlığınız yerinde olmazsa bedenen ve ruhen kötü olursunuz. Bundan dolayı en önemli değerlerden biri de sağlıklı olmak ve kendi başına işlerini yapabilmektir.

* Özgürlük: İnsanın başka insanlara zarar vermeden istediği gibi yaşayabilmesi, başka ülkelerin mandası altında olmadan kendi ülkesinde özgürce nefes alması da büyük bir değer, büyük bir kazanımdır.



*Umut: İnsanı yaşama bağlayan en önemli değer umuttur. Umudunu kaybeden insan her şeyini kaybeder. Umudunu kaybetmeyen ise her şeye rağmen hayat dört elle sarılır ve umutla yaşama, çalışmaya devam eder.

*Mutluluk:  Mutlu olmak kişiye yaşam enerjisi sağlar. İnsan mutlu olduğu zaman stresi azalır, kendini daha iyi hisseder ve çevresine de mutluluk katar. Bunun için mutluluk da büyük bir değer ve kazanımdır.

*Merhamet: İnsanı insan yapan en önemli değerlerden biri de merhametli bir yüreğe sahip olmaktır. Acı duyabiliyorsan canlısın, başkasının acısını hissedebiliyorsan insansın der Tolstoy. İşte bunu sağlayan duygu da merhamet denen duygumuzdur.

*Adalet: Adaletin olduğu yerde hukuk devreye girer. Adalet tam işlerse insanlar mutlu olur. Adalet olmadığı zaman insanların devlete güveni kalmaz ve herkes kendi kurallarını koymaya başlar ve bu da devlet düzeninin bozulmasına, toplumun parçalanmasına neden olur. Adalet mülkün temelidir diye boşa dememiş Hz Ömer.

* Vicdan: İnsanın içinin rahat olması, kimseye kötülük etmeden rahatça uyuyabilmesi  bir vicdan meselesidir. Örneğin; Yetim öksüz hakkı yememek, devlet malı çalmamak, işini helal kazançtan sağlamak bir vicdani rahatlık ve büyük bir erdemdir.

* Edep: Edepli insan nerde nasıl davranacağını, ne konuşacağını bilen nezaket sahibi insandır. Edep her şeyin başıdır. Bunun için de edep duygusu da büyük bir değerdir.



* Çalışmak: Altın teri ile kimseye muhtaç olmadan kendi ayakların üzerinde çalışabilmen seni yüceltir ve değerli kılar. Çalışmak en güzel değerlerden biridir.

* Dürüst ve güvenilir olmak: Karakter sahibi insanlar dürüst ve güvenilir olarak kendilerine karşı özsaygılarını kaybetmezler ve toplum tarafından da sevilirler.

* Aklını kullanmak: Aklını iyi yolda kullananlar iyi işler yapar, aklını kullanamayanlar da beladan kurtulamazlar.

* Vatan ve millet sevgisi: Vatan ve millet sevgisi en büyük değerlerden biridir.

* İnsan sevgisi: İnsana insan olduğu için değer vermek gerekir.

* Estetik: İşin İnsanda güzel duygusu uyandıran, güzellik duygusuna uygun olan şeylerde bir değerdir.

* Hoşgörü: Ön yargılı olmadan herkesi olduğu gibi kabul etmek ve ayrım yapmamak gerekir.

Tüm bunların yanında; Misafirperverlik,  dayanışma içinde olmak, temiz olmak,  saygılı olmak, iyi olmak, duyarlı olmak, alçakgönüllü olmak, sabırlı olmak, özdenetim sahibi olmak,  sorumluluk sahibi olmak, samimi olmak, barıştan yana olmak,  iş birliği içinde hareket etmek vb bunların hepsi de insan yaşamındaki önemli değerlerdir.

İnsanların Farklı Meslekleri Seçmesinin Nedenleri Nelerdir?

 

İnsanların Farklı Meslekleri Seçmesinin Nedenleri Nelerdir?


Her insanın ilgi, istekleri farklıdır. Her insan aynı mesleği yapsaydı şu anda dünyada farklı gelişmeler olmazdı ve dünya yerinde saymaya devam ederdi. İnsanların farklı meslekleri seçmelerinin nedenleri şunlardır:


1) Bireysel faktörler:  Bireysel faktörler içerisinde ise ilgi ve yetenekler ön plana çıkar. İnsan hangi mesleğe ilgi duyuyorsa onu seçebilir. Ya da bir alanda yetenekliyse ve yetenekli olduğu alanı da çok seviyorsa o işte başarılı olur ve o işi seçer. Bireysel faktörlerden bir diğer ise değerler ve inançlardır. Kişi değerleri doğrultusunda da bir meslek seçebilir. Örneğin; insanlara yardım etmeyi seven biri hemşire olabilir, ikna kabiliyeti yüksek olan biride avukatlığı seçebilir gibi.Bireysel faktörlerden biri de bireyin karakteri ile ilgilidir. Her insanın karakter yapısı farklıdır. Örneğin çocukları çok seven biri öğretmen olabilir, hastalara yardımcı olmak isteyen biri doktor olabilir, yönetici kişiliği olan biri de başkan ya da müdür olmayı seçebilir.

 

2) Sosyal Faktörler:

Kültür: İnsanların içinde doğduğu ortam, yaşadıkları kültürel farklılıklar onların hangi mesleği seçip seçmeyeceğinde etkili olabilirler. Kimi kültürlerde erkeklerin yapacağı meslek vardır, kimi kültürde de sadece kadınların yapabileceği meslekler vardır. Yani bu yöreye göre, topluma göre, ülkeye göre değişen bir durumdur.

Aile ve çevre: Bireyin ailesi, çevresindeki yakınları, arkadaşları onu bir mesleğe yönlendirebilir ve bireyin meslek seçiminde etkili olabilir. Örneğin anne babası öğretmen olan bir çocuk da öğretmenliği tercih edebilir.


Sosyal beklentiler: İnsanlar toplum tarafından kabul görmüş  mesleklere yönelebilirler. Yani toplum bana iyi desin, başarılı bir doktor oldu desin gibi toplumun beklentilerine göre de bir meslek seçilebilir. İş fırsatlarının fazla olduğu meslek de tercih edilebilir.

Kişisel beklenti: Kişi  hem yüksek maaşı olduğu için hem de ilgi duyup sevdiği bir mesleği tercih edebilir. İşte tüm bunlar bireyin farklı meslekleri seçmesinin nedenleri arasında yer alır.