Marifet İltifata Tabidir Sözü İle İlgili Konuşma

 

Marifet İltifata Tabidir Sözü İle İlgili Konuşma


Başarılı bir kimse, desteklenir, takdir edilir ve övülürse daha iyi işler yapar anlamında kullanılmış bir atasözüdür.

 

Sevgili öğretmenim,

Başarılı olmak için çalışmak gerekir. Çalışıp güzel işler yapan, kendine ve topluma faydalı olan insanlar el üstünde tutulur ve çok sevilirler. Başarılı insanlara hak ettikleri değer verilirse onlar çok daha başarılı işlere imza atabilirler. Başarılı insanlar takdir edilmezse, motive edilmezse onlar yalnız başına kalır ve daha güzel işler yapmak için içinden bir heyecan ve umut kalmaz.

 

Oysa onlara destek verilirse, onlar övülürse daha güzel şeyler ortaya çıkarabilir. Bu biz öğrenciler için de geçerli bir durumdur. Örneğin; Bizler öğrenci olarak ödevlerimizi yerine getiririz ve anne ve babamıza ödevlerimizi yaptığımız , şu kadar soru çözdüğümüzü, şu kadar ders çalıştığımızı söyleriz. Onlardan olumlu bir dönüş ve pekiştireç almadığımız zaman üzülürüz ve çalışma hevesimiz kırılır. Bu durumda üzülürüz ve kendi içimize kapanırız. Oysa ailelerimiz bize destek olursa, bize aferin oğlum, aferin kızım derlerse biz daha da gayretle çalışırız ve daha başarılı bir öğrenci olabiliriz.

 

 Böyle olunca da marifet iltifata tabi olur. Toplum içinde de yetenekli ve başarılı insanların arkasında durmalıyız ve onların daha güzel işler yapmaları için onlara gereken değeri vermeliyiz ve böyle kimselerin başımızın üzerinde yeri olmalıdır. Anlatacaklarım bu kadardı. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Pencerenize Yaralı Bir Kuş Konduğunu Görseniz Neler Yaparsınız?

 

Pencerenize Yaralı Bir Kuş Konduğunu Görseniz Neler Yaparsınız?


Pencereme yaralı bir kuş konduğunu gördüğümde ilk olarak çok heyecanlanırdım. Yaralı kuş benim pencereme gelmiş ve benden yardım istiyor diye düşünürdüm. O yaralı kuşu Allah bana göndermiş, benim o kuşa yardım etmemi istemiştir diye düşünürdüm. Hemen o kuşu korkutmadan, incitmeden yavaşça elime alırdım ve balkonuma çıkarırdım. Babamı çağırır ve kuşun yarasını sarmak için onunla birlikte hareket ederdim. Annemden temiz bir beyaz sargı bezi isterdim ve o kuşun yaralı yerini incitmeden babamla birlikte sarardım. 


Daha sonra kuşu balkonda bir yere koyardım ve onun aç olup olmadığını anlamak için onun önüne kuş yemi dökerdim ve yemesini sağlardım. Hemen bir kaba temiz su koyardım. Hava çok sıcak olduğu için susuzdur diye düşündürdüm ve o suyu kana kana içmesini hayranlıkla ve duygusallıkla izlerdim. Onun o yaralı yerine baktıkça içim acırdı ve ağlayabilirdim. Onu okşardım, onu öpmeye çalışırdım ve o iyileşene kadar her gün bakımını en güzel şekilde yapardım. Kuş iyileştiği zaman onu özgürlüğüne kavuştururdum. 


Onu uçurmak ve kendi ailesinin yanına göndermek için elimden gelen fedakarlığı gösterirdim. Kuş özgürlüğüne kavuşunca ben de kendimi daha özgür ve daha mutlu hissederdim. Bu da beni daha iyi hissettirir ve insan olmanın ne kadar güzel bir duygu olduğunu bir kere daha hissederdim.

Vatanını Sevmek ve Sahip Çıkmak Bize Ne Kazandırır? Ayrıca Vatan Sevgisi Olmayan Birisini Hayal Edin. Ona Vatan Sevgisini Kazandırmak Ne Yapabiliriz?

 

Vatanını Sevmek ve Sahip Çıkmak Bize Ne Kazandırır? Ayrıca Vatan Sevgisi Olmayan Birisini Hayal Edin. Ona Vatan Sevgisini Kazandırmak Ne Yapabiliriz?


Vatanını seven ve vatanına sahip çıkan bir insan kendini mutlu ve özgür hisseder. Vatanını koruyan insan başka ülkelerin egemenliği altında yaşamak zorunda kalmaz. Vatanını seven insan vatanı için çok çalışır ve onu her alanda geliştirmeye doğru adımlar atar. Vatanını seven insan vatanı için elinden gelen her türlü fedakarlığı yapar, çalışır, yorulur ve üretken kimse olur. Vatanını seven insanlar akıl ve bilimi kendine rehber edinmelidir. Vatanına sahip çıkmazsan o vatan başka devletlerin eline geçer ve özgürlüğün yok olur.


 Bağımsızlık elden gidince, vatan elden gidince ana dil gider, din gider, kültür yok olur. Bunun için vatanımızı her zaman çok sevmeli, onu kanımızın son damlasına kadar korumalıyız.  Vatanımı seversem vatanıma daha çok bağlanırım ve onu korumak için var gücümle mücadele ederim. Kendimi daha özgüvenli ve daha güçlü hissederim. Başka ülkelerin kölesi olmadığım için, özgür vatanda yaşadığım için, atalarımın emanetine sahip çıktığım için kendimi mutlu ve güçlü hissederim. Vatan sevgisi imandan gelir. Vatan sevgisi olmayan birine vatan sevgisini aşılamak için ona şunları derdim: Kendi vatanının işgal altında olduğunu düşün, ana dilini konuşturmuyorlar, dini inancını yaşayamıyorsun, özgür değilsin, bayrağın yerler altında ve yabancı askerler bayrağını ayaklarının altına almış ve sana bakarak sinir bozucu bir şekilde gülüyor. Bu durumda neler hissederdin? Onların öyle gülmesine müsaade etmezdin elbette. 


İşte bunun için vatanını sevmek ve korumak çok güzel bir duygudur. Vatan topraklarında nefes alabilirsin, gelenek ve göreneklerini yaşayabilirsin, okuluna özgürce gidebilirsin gibi sözler söyleyerek onu vatan sevgisinin nasıl güzel bir duygu olduğunu hissettirmeye çalışırdım. Ayrıca Mustafa Kemal'in vatan sevgisi ile ilgili şu sözünü de ona söylerdim:

“Vatan sevgisi ruhları kurtaran en kuvvetli rüzgardır.” Sözünü de unutmamak gerekir derdim.

Gurbet Nedir, Gurbetin Zorlukları Nelerdir Konulu Konuşma

 

Gurbet Nedir, Gurbetin Zorlukları Nelerdir Konulu Konuşma

 

İnsanın doğup büyüdüğü, aile ocağının bulunduğu yerden uzak, yabancı yere gurbet denilir. Ya da doğup büyüdüğün yerden ayrılıp farklı bir yerde yaşamaya başlama gurbettir aslında.

 Sevgili öğretmenim,

İnsan yaşadığı memleketten ayrılmak zorunda kalabilir. Çünkü yaşadığı yerde elverişli koşullar olmayabilir. Örneğin iş bulmak zor olabilir bu da ailenin geçimini sağlamayabilir. Onun için kişi doğup büyüdüğü yeri terk etmek, başka bir yerde yaşamak zorunda kalabilir.


Gurbete düşünce gurbetin de kendine göre zorlukları vardır. Oraya uyum hemen olmaz. Orada ev bulmak, iş bulmak da bir süreç ister. Kişi memleketinin havasını, suyunu, toprağını özler. Memleketinde geçirdiği güzel günlere hasret duyar ve içini bir hüzün kaplar. Çünkü hiç bir yer insanın kendi doğup büyüdüğü yer kadar özel ve güzel olamaz. İnsan ileriki yıllarda bile maddi olarak ne kadar iyi duruma gelirse gelsin yine de memleketine olan hasreti hiç bitmez. En ufak boş bir zamanda tatil olarak hemen memlekete gidilir.

 

Çünkü memleket kişinin anıları, umutları, hayatının başlangıç aşamasının olduğu yerdir. Ana babadan uzak kalmak, yakın arkadaşlardan uzak kalmak, sevdiğinden belirli bir süre ayrı kalmak, doğal yaşamın güzelliklerine hasret kalmak gurbetin zorluklarından biridir. Gittiğin yerdeki kültüre hemen alışamama, insanların memleketindeki gibi samimi olmaması, biz değil ben anlayışı ile hareket etmesi, herkesin kendi derdine düşmesi ve kimsenin olmaması gurbetin acılarındandır. Kendinizi öksüz gibi yetim gibi hissedersiniz gurbet ellerde. Kimse kimsenin umurunda değildir. Herkes yaşam telaşı içerisindedir burada.

 

 Hani bir şarkı vardır ya Gurbet o kadar acı ki ne varsa içinde, hepsi bana yabancı, hepsi başka biçimde diye işte gurbet şarkıda anlatıldığı gibi zordur, acılarla doludur, hayatın zorlukları ile doludur ama ne yapalım hayat mecbur bırakırsa gurbete gidilecek ve zorluklarına da katlanılacaktır. Zorunlu olmadıkça Allah kimseyi memleketinden ayrı koymasın. Anlatacaklarım bu kadardı. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

İçimizdeki Müzik Kitabı İle İlgili Özlü Sözler

 

İçimizdeki Müzik Kitabı İle İlgili Özlü Sözler


İçimizdeki Müzik kitabı  fiziksel engelli bir çocuğun diğer çocuklardan farklı olmadığını kanıtlamak için bıkmadan çalıştığını anlatan duygu dolu bir kitaptır. Kitapta geçen sözler şunlardır:

“Tüm çocuklar özeldir.”

"Bazen kafamda bir ''sil' tuşu olsun istiyorum.."

“Bana bakan insanlar sorunlarımın uzun listesini yaptıktan sonra, belki oldukça güzel gülümseyişimi ve gamzelerimi fark edebilirler. Gamzelerim bence çok havalı.”

 “Birkaç tuşa bastım ve cihaz benim hiçbir zaman söyleyemeyeceğim yeni kelimeleri seslendirdi. Sizi seviyorum.”

“Birisi benim de söylemek istediklerimi başımın üzerindeki baloncuklara yazsa, böylece insanlar ne düşündüğümü bilse?”

“Sessizlik nasıl bu kadar gürültülü olabilirdi?”



“Düşüncelerin kelimelere ihtiyacı vardı. Kelimelerin de sese.”

“Kapısı ve anahtarı olmayan bir kafeste yaşıyor gibiyim. Ve kimseye beni buradan nasıl çıkaracağını anlatamıyorum.”

“"Müzik çok güçlüdür. Bizi anılarımıza götürür. Ruh halimizi etkiler ve karşılaştığımız problemlere karşı alacağımız tavrı belirler."

“Sonunda ağladım çünkü hiçbir zaman hiç kimseye gerçekte ne düşündüğümü anlatamıyordum.”

“Sanırım hiçbir şeyi unutmamak güzel bir şey, hayatımın her anı kafamın içinde.”


 

“Ama bir insan teşhis tablosundaki isimlerden çok daha fazlasıdır.”

“Muhtemelen kelimeleri babamdan daha önce kalbimle öğrendim.

“Kelimeler kar taneleri gibi etrafımda uçuşuyor. Her biri narin ve eşsiz, yere düşmeden avcumda eriyip gidiyor.”

““Sanki hayatımın arka planında durmaksızın devam eden bir müzikal vardı. Neredeyse renkleri duyuyor ve müzikle birlikte imgelerin kokusunu alıyordum.”

“Nerdeyse her gün altına yaptığı için tüm sınıf hayvanat bahçesindeki maymun kafesi gibi kokar. Yine de görevliler ona karşı çok sabırlıdır. Lastik eldivenlerini takıp Carl'ı temizler, üstünü değiştirir ve her zaman eşofman giyer ve tekrar sandalyesine oturturlar. Bu görevliler madalyayı hak ediyor. Bizimle uğraşmak hiç kolay değil.”

 “Vücudunun nasıl göründüğü ile beyninin nasıl çalıştığı arasında bir bağlantı yoktur!”

“Şimdi kendine acıyormuş gibi yapmaktan vazgeç ve çalışmaya başla.”



“Ve eminim ki tüm bu insanlar kelimelerin gücünün farkında değildi. Oysa ben farkındaydım.”

“Müzik çok güçlüdür, bizi anılarımıza götürür. Ruh halimizi etkiler ve karşılaştığımız problemlere karşı alacağımız tavrı belirler.”

“Herkes kendisini ifade etmek için kelimeleri kullanıyordu. Ben hariç. Ve eminim ki tüm bu insanlar kelimelerin gücünün farkında değildi. Oysa ben farkındaydım. Düşüncelerin kelimelere ihtiyacı vardır. Kelimelerin de sese. Yıkandığı zaman annemin saçının kokusunu seviyorum.”

“Sihirli baş parmaklara sahibim. Vücudumun geri kalanı, düğmeleri yanlış iliklere geçirilmiş bir ceket gibi.”

“Karmaşık şeyleri anlamakta güçlük çekse de Maria insanları ve onları hislerini anlayabilir.”

"Uçabilsen ne yapardın ?"..... _"Gitmeye korkardım," "Düşmekten mi korkardın?" "Hayır. Çok iyi hissettirmesinden ve sonra uçup gitmekten."

Öfke İle İlgili Özdeyişler

 

Öfke İle İlgili Özdeyişler


Öfke insani bir duygudur. Allah’ın bize verdiği en özel duygulardan biridir. Nasıl ki mutlu olmak insan için gerekliyse öfkelenmek de gereklidir. Burada önemli olan öfke anında konuşabilmeyi başarmak, öfkene hakim olmak ve kimseye dilinle ve elinle zarar vermeden hayır demeyi bilmek, sorunlarını dile getirebilmektir.

Öfke ile ilgili söylenmiş sözler şunlardır:

“ Öfkeyi besleyen, yine öfkedir.” Alain.

Öfkenin en iyi ilacı, onu geciktirmektir.” Seneca

“ Rüzgar ateşi, öfke ise isyanı körükler.” Victor Hugo

“ Öfkeli bir adamı susturmak istiyorsanız önce siz susunuz.” Voltaire.



“ Yenilmez düşman öfke,  şifası olmayan hastalık hırstır.” Hint atasözü.

“ Gülümsemeyi öfkeye tercih eden daima daha güçlüdür.”

“ İki şiddetli yangın karşılaşıp birleşince,  onları kızdıran şeyi de yakıp tüketirler.” William Shakespeara.

“ Öfke ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı, ve iradene sahip olasın.” Şeyh Edebali.

“Sinirli olunduğu zaman her şey sabrı taşırıyor, incitiyor, ateşi yükseltiyor. Frederic Amiel.




“Herkes öfkelenebilir. Ne var ki doğru nedenle, hak eden kişiye doğru zamanda ve uygun sürece öfkelenmek zordur.” Aristo.

“Öfkeyle geçen bir dakikanız, mutluluğunuzdan çalınmış altmış saniyedir.” Ralph Waldo Emerson

“Hayatta sevinç, öfke, hüzün ve yüz çeşit duygu içindeyiz ama bu duyguların tümü, vaktimizin ancak yüzde birini oluşturur. Yüzde doksan dokuzu ise beklemekle geçer.” Osamu Dazai

“Sabırlı adamın, öfkesinden sakının.” John Dryden.




Çocuk Olmak Zor Mudur?

 

Çocuk Olmak Zor Mudur?

 

Çocuk olmak, çocukluğunu yaşatabilmeye önem veren aile içinde olmak çok önemlidir. Çocuk olmanın kolaylığını ya da zorluğunu belirleyen şey  nasıl bir ailede dünyaya geldiğinle alakalıdır. Çocuğu dünyaya getiren ebeveynlerin eğitim durumu, ruhsal durumu, aile içindeki huzurun olup olmadığı o çocuğun yaşantısının zor olup olmadığı üzerinde doğrudan etkilidir.

 

Elbette mutlu bir ailede dünyaya geldiysen, sevgiyi iliklerine kadar hissedebiliyorsan, maddi olarak hiç kimseye muhtaç olmuyorsan, çocuk olarak dışarılarda evimin geçimini sağlamak zorunda kalmıyorsan çocuk olmak hiç de kolay değildir aksine çok güzeldir. Çünkü geçim derdin yok, sorumlulukların yok. Sadece ye, iç, eğlen, gez, dolaş. Mutsuz bir ailede dünyaya gelen çocuğun yaşantısı ise zor olacaktır. O çocuk için çocuk olmak hiç de zevk verici bir duygu olmayacaktır. Aile içinde şiddet varsa, ailedeki ebeveynler sorumluluklarını yerine getirmiyorsa, çocuğa altından kalkamayacağı sorumluluklar veriliyorsa çocuk olmak çok sıkıcı ve can yakan bir durumdur.

 

 Yani çocuk olmanın zor ya da kolaylığını belirleyen ana etken ailenin durumu, ailenin mutluluğu ya da ailenin mutsuzluğudur. Keşke her çocuk mutlu olabilse ve mutlu ailelerde yaşam sürülse. Böylece sağlıklı çocuklar olur, gülen gözler olur, hiçbir çocuk acı çekmez.

İyi Bir İnsan Olmak İçin Neler Yapıyorsun Konulu Konuşma

 

İyi Bir İnsan Olmak İçin Neler Yapıyorsun Konulu Konuşma


İyi insanlar sağlam karaktere sahip, dürüst ve güvenilir insanlardır. Böyle insanların yanında herkes kalmak ister, böyle insanlara  herkes akıl danışmak ister.

Sevgili öğretmenim,

İyi bir insan olmak için ilk olarak beni yetiştirip bugünlere getiren anne ve babama karşı saygıda kusur etmemeye çalışıyorum. Babam bir kömür işçisi ve yerin altında saatlerce bizim için çalışıp, akşam yüzünün karası ile eve geldiğinde ona baktığım zaman çok duygulanıyorum ama aynı zamanda onur duyuyorum onun  evladı olduğum için. Çünkü onun yüzündeki iz çalışma izidir ve bu asla kir değildir. Onun için onu çok seviyorum ve en büyük iyiliği bence babam hak ediyor diye düşünüyorum.  Bunun için de iyi bir insan olmak için önce babama ve canım anneme saygılı oluyorum ve onların bir dediğini iki etmiyorum. İyi insan olmak için önce ailene iyi davranman gerek diye düşünüyorum. Ödevlerimi yapıyorum, kardeşime ödevlerinde yardımcı oluyorum, anneme sofra kurmada yardımcı oluyorum, babamın çayını veriyorum ve yüzünü yıkadığında hemen ona havlu uzatıyorum. Bu bence iyi insan olmanın koşullarından biridir.


Sevgili öğretmenim,

İyi bir insan olmak için kimseye yalan söylemiyorum. Özellikle de aileme ve sizlere. Arkadaşlarım arasında asla laf getirip götürmüyorum ve insanların arasını bozacak şekilde kışkırtıcı sözler söylemiyorum. Annem evde kek , kurabiye yaptığı zaman canı çeken arkadaşlarımla bunu hemen paylaşıyorum ve paylaştığım için de çok mutlu oluyorum. Yolda bir kedi gördüğüm zaman onu korkutup kaçırmıyorum ve hemen bir kaba mama koyup oradan uzaklaşıyorum. Yolda askerlerimizi gördüğüm zaman onların karşısında saygı ile eğiliyorum ve daha sonra onlara asker selamı veriyorum. Bu beni çok mutlu ediyor. Çünkü onlara iyi davranmak bence vatana ve millete karşı da iyi davranmak, vatanı ve milleti de çok sevmek demektir.

 

Öğretmenim,

İyi insan olmak için derslerime çok çalışıyorum ve başarılı da oluyorum. Çünkü ülkemin daha çok kalkınmaya ihtiyacı var. Ben de ileride iyi bir mühendis olup ülkeme yeni teknolojik ürünler kazandırmak ve ekip arkadaşlarımla muhteşem icatlar ortaya çıkarmayı düşünüyorum. Bunun için de çok ama çok çalışıyorum. Komşularımıza kibar davranıyorum, insanları asla incitmiyorum ve yaptığım bir iyiliği beklenti içine girmeden yapıyorum. Eğer ki beklenti içine girersem bunun bana yakışan bir davranış olmadığını düşünüyorum ve hemen bu düşüncemden vazgeçip eski ben oluyorum. Bencil olmuyorum, paylaşmayı biliyorum, merhametli oluyorum ve her şeyden önce insanların güvenini kazanmak için elimden geleni yapıyorum. Aklıma gelenler bunlardır. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim öğretmenim.

Su İsrafını Önlemek İle İlgili Konuşma

 

Su İsrafını Önlemek İle İlgili Konuşma


Her bilinçli vatandaşın su israfı konusunda kararlı olması gerekir. Küresel ısınmanın etkisiyle havalar iyice ısınmaya başlamış, kutuplardaki buzullar erimeye başlamıştır. Bu da dünyamızı büyük bir tehlikenin beklediğinin göstergesidir. Onun için sularımızı israf etmekten kaçınmalıyız.


Sevgili öğretmenim,

Su israfını önlemek isteyen bir kişi bunu ilk olarak kendi evinden başlamalıdır. Çeşmelerden bir damla su dahi boş yere akıtılmamalıdır. Bulaşıklar elde yıkanacağına bulaşık makinesinde yıkanmalı, çamaşırlarda çamaşır makinesinde yıkanmalıdır. Fazla kirli olmayan kıyafetler uzun saatli çalışma programlarında yıkanmamalıdır. İhtiyaç değilse her gün banyo yapılıp birçok su boş yere israf edilmemelidir.


 İnsanlar zevk olsun diye evlerinin önüne havuz yapmamalı, başka insanların da bu dünyada hakkı olduğunu unutmamalıdır. Yani görgüsüzlük ve şatafata son verilerek geleceğimiz düşünülmeli, bunun için de sular hemen tüketilmemelidir. Çeşmeden abdest alan büyüklerimiz çeşmeyi çok az miktarda açmalıdı e abdestini almalıdır, boş yere şarıl şarıl sular akıtılmamalıdır.

 

Sevgili öğretmenim

Gün içinde yediğimiz sebze ve meyveler bir kap içinde yıkanmalıdır. Bozuk musluklar tamir edilmeli,   su arıtma cihazı kullanılmalı, diş fırçalarken su boş yere akıtılmamalı, iş yerlerinde tonlarca su heba edilmemelidir. Duş jeli yerine doğal sabun kullanılmalı,  su ısınana kadar akan su bir kovada biriktirilmeli,  duş süresi kısaltılmalı, gereksiz yere sifon çekilmemelidir. Devlet kurumlarında boş yere su israfı yapılmamalı, her çocuk bu konuda bilinçlendirilmeli ve geleceğimiz adına güzel yatırımlar yapılmalıdır. Suyumuzu hoyratça değil verimli bir  şekilde kullanmak hepimizin faydasına olacaktır. Anlatacaklarım bu kadardı. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Bir Dilek Hakkınız Olsaydı Dünyada Neyi Değiştirmek İsterdiniz?

 

Bir Dilek Hakkınız Olsaydı Dünyada Neyi Değiştirmek İsterdiniz?


Bir dilek hakkım olsaydı dünyada ilk olarak adaletsizliklerin önüne geçmek isterdim ve hak edene hakkını vermeyi başarırdım. Dünyada adalet denen bir şey yoktur. Eğer adalet gerçek anlamda olsaydı bugün dünyada savaşlar yaşanmazdı, yoksulluktan ve açlıkta masum çocuklar ölmez ve yaşamaya devam ederdi. Bir yerde adalet yoksa orada insanlıktan bahsedilemez. Adaletin olmadığı dünyada haklı olan haksız olana her türlü kötülüğü, işkenceyi ve zalimliği yapar. Zulme uğrayan taraf ise gücü olmadığı için sadece sesini çıkarabilir ama onun dışında elinden bir şey gelmez. 


Bundan dolayı da adaletsizliğe gücü yetmediği için mecburen zalimlere boyun eğmek zorunda kalır. Dünyada adalet olursa herkes hakkını alır ve hiç kimse zulme uğramaz. Böylece kimse yakınlarını yüksek makamlara bedavadan getirmez. Herkes bir yere gelecekse bu ancak alın teri ve çalışmak sayesinde olur. Eğer adalet olursa dünya daha güzel ve yaşanılır bir yere dönüşecektir. Kimse hakkım yenildi diye üzülmeyecek, zalimler zulmüne devam edemeyecektir. Zalim olan ve adalet dağıtıyorum diyerek diğer ülkeleri kandıran bazı ülkeler bunu başaramayacak ve savaşlar yapamayacaktır. Savaşlar olmadığı için de masum halk yaşamaya devam edecek, çocuklar ölmeyecek, çocuklar yaşamaya devam edecek ve dünya tam bir cennet bahçesine dönüşecektir.


 Yeter ki her yerde adalet olsun, yeter ki her yerde adalet hakkı ile uygulansın. Herkese adalet olsun. Bu devlet yöneticilerinden tutun da en alttaki tabakaya kadar inmeli ve kimseye özel bir ayrıcalık tanınmamalıdır. Adaletin önemi ile ilgili şu söz de asla ve asla unutulmamalıdır:

“Ne zulüm ne merhamet sadece adalet.” (Anonim)

Ya da diğer bir özlü sözümüz şudur:

“Kılıcın yapamadığını adalet yapar .”der Kanuni Sultan Süleyman. İşte bunun için dünyada bir şeyi değiştirmek isteseydim bu kesinlikle adaletsizliğin adalet ile yer değiştirmesi olurdu.