Uzaktaki Bir Akrabaya Mektup Yazınız.

 Uzaktaki Bir Akrabaya Mektup Yazınız.

 

Bizi her zaman koruyup kollayan ve zor zamanlarda yanımızda olan, maddi ve manevi desteğini bizden hiçbir zaman esirgemeyen sevgili halam! Sana bu mektubu  köy evimizden yazıyorum. Bugün hafta sonu olduğu için babam bizi buraya getirdi. Şu anda Ramazan ayında olduğumuz için hafta sonu orucumuzu burada tutarak geçirelim dedik.  Keşke sen de burada olsaydın da bizimle birlikte iftar açsaydın. Ne çok isterdim burada olmanı kıymetli halam. Biliyorum sen de bizimle olmak isterdin ama görevin gereği Almanya’da olmak zorundasın. 


Nasılsın  güzeller güzeli halam işlerin nasıl gidiyor? Doktorluk çok zor bir meslek ama sen mesleğinde çok iyi olduğun için ve şefkatli olduğun için eminim hastaların seni çok seviyordur. Onlara elinden geldiği kadar yardım etmeye çalışıyorsundur. Buraya ne zaman geleceksin, seni hepimiz çok özledik. Hastanede vakit nasıl geçiyor? Biliyorum işin çok zor ama yine de gün içinde neler yaptığını çok merak ediyorum. Ayrıca ben de biraz büyüdüğüm zaman senin ziyaretine gelmek istiyorum. Almanya’nın nasıl bir ülke olduğunu merak ediyorum. İnşallah ben de senin gibi çalışkan ve başarılı bir doktor olurum. 


Sağlığına dikkat et, kendini çok sev ve koru çünkü biz seni çok seviyoruz. Sen de bana yaz canın halam olur mu?  Seni Allah’a emanet ediyorum. Babam ve annem de seni çok öpüyor ve bir an önce gelsin artık da özlem giderelim diyor. Ara tatil de gel olur halam?  Seni çok seviyorum. Yeğenin Merve.

 

Konusu Azim ve Kararlılık Olan Bir Fabl Yazınız.

 Konusu Azim ve Kararlılık Olan Bir  Fabl Yazınız.



İklimlerin değişmesi ve küresel ısınmanın da etkisi ile doğa değişmeye başlamış ve fakat doğadaki bu değişme olumlu bir değişme değilmiş. Doğanın böyle zor günler geçirdiği zamanlarda  büyük mü büyük bir ormanda yaşayan çok sayıda canlı varmış. Aslan, kaplan, karınca,  tilki, kedi, tavşan , sansar, kurt vb. Ormanda yaşayan bu hayvanlar da  iklim değişikliğinden nasibini almaya başlamış. Eskisi gibi yiyecek ve içecek bir şey bulamaz hale gelmişler.  Ormanda yiyecek de bir şey kalmamış, Sular tükendiği için  su da bulamaz hale gelmişler ama yine de  hayvanlar var gücü ile çalışmaya , kendilerine yemek ve su aramaya devam ediyorlarmış. 

Ormanlar kralı Aslan şunu söylemiş: Umudunuzu kaybetmeyin sevgili orman sahipleri. Her ne kadar yiyecek ve içeceğimiz kalmadıysa da yiyecek aramaya devam edeceğiz demiş. Hayvanlardan bir kaçı umutları olmadığını ve artık yorgunluktan ve açlıktan ölmek üzere olduklarını söylemiş.  Kurt ve aslan ise sabah erkenden kalkıp tüm ormanı karış karış gezeceklerini söylemiş. Ormanda yeni doğum yapmış olan kedi de onlara katılacağını söylemiş.


 Yavrularının yiyeceğe ve içeceğe ihtiyacı olduğunu söyleyerek aslan ve kurtla gitmeye karar vermiş. Yavrularını yuvaya bırakıp sabah erkenden yola koyulmuş kedi ve diğer iki hayvan. Yürümüşler , yürümüşler, toprağın altını kazmışlar ama ne yazık ki ne bir yiyecek ne de içecek bulamamışlar ama yine de umutlarını kaybetmeden elinden geldiği kadar aramaya devam etmişler. Artık akşam oluyormuş . Kurt, aslan ve kedi eve boş döneceklermiş ama yine de umutlarını kaybetmeden aramaya devam etmişler. Üçü yolda giderken ormanda iki gün önce piknik yapmış olan  etlerini ormanda bırakıp giden insanların yiyeceklerini görmüşler ve  hemen  o etleri çantalarına koymuşlar. O arada kedi arkadaşlarına sessiz olmaları gerektiğini söylemiş. Az aşağıda bir su sesi geliyormuş. Hemen aşağıya inmişler ve su sesinin geldiği yeri  kazarak oradan çıkan suları da ormandan getirdikleri kaplara doldurmuşlar. 


Azmin ve çalışmanın sonucu olumlu olmuş ve hayvanlar ormana elleri dolu ile gitmiş. Onları gören diğer hayvanlar da bir güzel o etler ile karınlarını bir güzel doyurmuşlar  ve gelen suyu  da kana kana içmişler. Suyun yerini buldukları için her gün oraya su içmeye gitmişler ve yeni yiyecekler bulmak için durmadan çalışmışlar. Yani er olan ekmeğini taştan çıkarmış. Er olan ekmeğini taştan çıkarır atasözümüz de buradaki hayvanların ekmeğini bulmak için nice zorluklara katlandığını göstermektedir. Azim ve sebat da hayvanların en büyük yardımcısı olmuş.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Ulusal Egemenlik İle İlgili Sözleri

 Mustafa Kemal Atatürk’ün Ulusal Egemenlik İle İlgili Sözleri



Mustafa Kemal her zaman ulusun egemenliğine önem vermiştir. Ülke bağımsızlık savaşı verirken bile aklının bir köşesinde hep ulusal egemenlik yer almış ve yeri geldiği zaman da cumhuriyeti ilan etmiştir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik yılı olmuş ve büyük meclisimiz açılmıştır. 23 Nisan aynı zamanda Mustafa Kemal tarafından çocuklara bayram olarak ilan edilmiştir. Ülkenin geleceği çocuklardır. Egemenliği devam ettirecek olan onların aydın fikirleri sayesinde olacaktır. Bunun için ulusumuzun egemenliğini her zaman  korumalıyız ve başka milletlere köle olmamak için çok çalışmalıyız.


Mustafa Kemal’in ulusal egemenlik ile ilgili sözleri şunlardır:


 “Egemenlik (hakimiyet) en genel anlamıyla devletin ülke toprakları üzerinde siyasi yönetim yetkisini kullanma hakkıdır.

“Kendilerine bir milletin  tahili bırakılan adamlar, milletin kuvvet ve kudretini yalnız ve ancak yine milletin hakikî ve elde edilmesi mümkün menfaatleri yolunda kullanmakla görevli olduklarını bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar. Bu adamlar düşünmelidirler ki, bir memleketi zabt ve işgal etmek o memleketin sahiplerine hâkim olmak için kâfi değildir. Bir milletin ruhu zabt olunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça, o millete hâkim olmanın imkânı yoktur. Halbuki asırların getirdiği bir millî ruha, hiçbir kuvvet mukavemet edemez.

“Millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler  her tarafta yıkılmağa mahkûmdurlar.”

“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdani ve mevcudiyetidir.


“Millî egemenlik uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.”

“Egemenlik, hiçbir mâna, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve işarette ortaklık kabul etmez. 

“Dünyanın belli başlı milletlerini esaretten kurtarmak için egemenliklerine kavuşturan büyük fikir akımları, köhne müesseselere ümit bağlayanların, çürümüş idare usullerinde kurtuluş kuvveti arayanların amansız düşmanıdır.”

“Mahkûm olmak istemeyen bir milleti, esareti altında tutmağa gücü yetecek kadar kuvvetli  müstebitler  artık dünya yüzünde kalmamıştır.


“Gerek askerlik, gerekse siyaset hayatımın bütün devir ve safhalarını dolduran mücadelelerimde daima hareket düsturum millî iradeye dayanarak milletin, vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur.”

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”

 

“Kimle Gezdiğinize, Kimle Arkadaşlık Ettiğinize Dikkat Edin. Çünkü Bülbül Güle, Karga Çöplüğe Götürür.” Sözü İle İlgili Kompozisyon

 “Kimle Gezdiğinize, Kimle Arkadaşlık Ettiğinize Dikkat edin. Çünkü Bülbül Güle, Karga Çöplüğe Götürür.” Sözünden Anladıklarınızı Kompozisyon Olarak Yazınız.

 


Aile birey için çok önemlidir. Anne ve baba bir çocuğun en güvendiği ve çocuğun anne ve babasından  koşulsuz sevgi beklediği kişilerdir. Her ne kadar aile,  kişi için çok önemli olsa da sadece aile bireyleri ile hayat geçmemektedir. İnsan kendi yaşına uygun, kendi kafasına ve kendi yüreğine eş değer kişilerle olmak ister ve onlarla arkadaşlık, dostluk kurmak ister.  Bazen anne ve babaya bile anlatılmayan duygular arkadaşlara anlatılır ve çözüm yolu da arkadaşlardır. Arkadaşlık kurmak sosyallik açısından çok önemlidir ama kurulan arkadaşlıklarda da güzel ahlak, güven,  sadakat de çok önemlidir.


Yani insan kiminle gezdiğine, kiminle duygu ve düşüncelerini paylaştığına dikkat etmelidir. Kendisi için ilk olarak ahlaklı ve dürüst insanları tercih etmelidir.  Arkadaş seçiminde çok ama çok dikkatli olunmalıdır. İyi arkadaş iyi yola götürürken kötü arkadaş da kötü yola götürür ve kişinin başına ummadığı belalar gelebilir. Onun için kimle arkadaşlık kurmak gerektiğine  dikkat etmek gerekir. Kimi arkadaşlar vardır siz onlarla olduğunuz zaman size çok güzel şeyler öğretebilir ve onunla olduğunuz zaman kötü huylarınız da değiştiğini görebilirsiniz. Kimi arkadaşlar da  vardır size hep zarar veriri ve başınıza türlü türlü belalar açabilir. Sizi kötü alışkanlıklara sürükleyebilir, sizin güveninizi boşa çıkarabilir ve ahlaksız işler peşinde koşarak hayatınızın berbat olmasına neden olabilir.

 

 İşte bunların olmaması için kiminle gezdiğimize dikkat etmeliyiz ve iyi insanlar, karakteri oturmuş ve sağlam duruşlu kimseler ile arkadaşlık kurmalıyız ve bu arkadaşlığı da ömrümüzün sonuna kadar sürdürmeliyiz. Mevlana'nın da dediği kimle gezdiğine , kimle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin. Çünkü bülbül güle yani iyi olan şeylere götürür, karga ise çöpe yani leşe, kötülüklerin olduğu yere sizi sürükler.

 

Neşet Ertaş Sözleri

 Neşet Ertaş Sözleri

 



Neşet Ertaş büyük bir halk sanatçısıdır. Türk halk ozanı, Abdallık geleneğinin  son büyük temsilcisidir. İnsana, insanlığa verdiği değer ile, gülen yüzü ve samimi tavırları ile  halkının gönlünde büyük taht kurmuştur. Aramızdan ayrılmasına rağmen onu hiç bir zaman  unutmayacağız. Yazdığı eserler ile  unutulmayacak olan Neşet Ertaş’ın sözleri de bize  onun ne kadar duygu dolu ve sanattan, insan halinden  anlayan bir kişilik olduğunu gösterir. Kendisi “ Bozkırın Tezenesi” olarak bilinir.


Neşet Ertaş sözleri şunlardır:

''İncinmiş olanın ahı, nereye gitse bulur sahibini'.”

 ''İnsana lazım olan iki sokum ekmek ve yatacak bir yer fazlası haramdır''

 ''Biz doğduğumuzdan beri yoksulduk. Varlığı görmedik ki yoksulluktan şikayet edelim.''

''Ağaçtan düşen yaprak nasıl kurumaya mahkumsa, Gönülden düşen insan da unutulmaya mahkumdur.''

 ''Bir de şu var; Gönlünün eşini bulan garip değildir.''

“İnsanları birbirinden ayıran mezhepçilere karşıyım, mezheplere değil.”


“''Namerde muhtaç olmayacak ve ömrünü tamamlayacak şekilde bir ekmek parası lazım. Bunun fazlası, fazladır. İnsan tam ömre göre ölçmeli onu. Bugün son ekmeğini yeyip ölmeli, artan bir şey kalmamalı. Eğer ben öldüğümde bir çuval unum kalmışsa, ben suç işledim demektir…''

''Dünyada hiçbir şey bizim değil, bizim olan verdiğimiz emektir''

 “Denizi seyretmek gibidir bozkırda gökyüzünü seyretmek.”

İlimsizlik  bilgisizlik yüzünden. Cehalet hortlayıp çıka mı çıkar? Sevgisizlik saygısızlık yüzünden İnsan insandan bıkar mı bıkar?

 

''Ne söyleyim şu dünyanın haline dağlar ayrı ayrı, çöl ayrı ayrı, şu insanlar bölüşmüşler dünyayı Hudut ayrı ayrı yol ayrı ayrı.''

 ''Ben diyorum ki, insan ve insanoğlu var. Ayrımcılığın sonu kavgadır, kavganın karı var mı?'”

 ''Hak bildiğim yoldan ayrı gitmedim, koğular getirip gıybet etmedim, gönülleri kırıp can incitmedim, bir garip sazımı çaldım giderim.''

''Kendi kendisinden utanmayan, yeryüzünde hiç kimseden utanmaz.''


 ''Sadık bir yâr bulup yaşa, Onun dışındakiler boşa, El aklıyla gezen başa, Bin bir türlü hâl gelir.''

 ''İnsan değer verdiği şeylere gözüyle bakar, yüreğiyle taşır''

“''Halden anlamayanı kendi haline bırak, Zaman ona halini anlatır kurban olduğum...''

''Akordu bozuk sazdan , ağzı bozuk kızdan , Menfaati için seni silen dosttan hayır gelmez.''

 “ İnsanın derdi ne kadar büyük olursa gülüşü o kadar sıcak olurmuş, o dert güzelleştirirmiş onun yüreğini. öyle derler, bizim buralarda. o derdin büyüklüğü neye göre ölçülür biçilir bilmem ben fakat birinin gülüşünün sıcaklığını hissettim mi, anlıyorum ki derdi çok. güzelleşmiş derdiyle."

Japon Atasözleri

 Japon Atasözleri

 


Çalışkanlığı ve  azmi ile bilinen Japonlar dünyayı kendilerine hayran bırakmaktadır. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından sonra hayat ile ilgili umutlarını kaybetmemişler ve tarihlerinden ders alarak kendilerini dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri haline getirmişlerdir. Her milletin kendine ait atasözleri olduğu gibi bu çalışkan milletin de atasözleri vardır.

 

Japon atasözleri şunlardır:


“Bir dostunuz, yemiş bahçesini geziyorsa, dalgın görünmeniz en büyük nezakettir.”

“ Okuduğun her şeye inanacaksan, hiç okuma daha iyi.”

“Kaplanın inine girmedikçe yavrularını çalamazsın.”

 

“Bilgi, eğer bilge değilsen, eşeğin sırtına vurulmuş kitap yükü gibidir.”

“Para kazanmak iğneyle kuyu kazmak gibi; para harcamak kuma su dökmek gibi.”

“Yalan dörtnala gider. Hakikat ise adım adım yürür fakat yine de vaktinde yetişir.”

“Biri  beni aldatırsa yazıklar olsun ona; iki kez aldatırsa yazıklar olsun bana.”

 

“Kızgın adam hayatta girdiği tüm savaşlarda yenik ayrılır.”

“Taş makası kırar, makas kâğıdı keser, kâğıt taşı sarar.”

“ Üç taşınma bir yangına bedeldir.”

 

“Adam mevki sahibi olmaya görsün, köpeği bile mağrur eda takınır.”

“Adam içkiyi içer; sonra içki içkiyi içer; sonra içki adamı içer.”

“ Savaşı bilmeyen, barışı da bilmez.”

“ Sis, yelpaze ile dağıtılmaz.”

“ Göze batan çivi, çekici yer.”

"Dürüstlük en iyi siyasettir."

“ Hızlı giden araba, yana yuvarlanır.”

“ Şarkı söyleyen kuş, kanat çırpmaz.”

“Kör bir dilenci de hiç olmazsa çiçeklerin kokusunu duyar.”

“Bir İnsanı Ahlâken Eğitmeden Sadece Zihnen Eğitmek Topluma Bir Bela Kazandırmak Demektir.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 “Bir İnsanı Ahlâken Eğitmeden Sadece Zihnen Eğitmek Topluma Bir Bela  Kazandırmak Demektir.” Sözü İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 

Eğitim toplumların gelişmesine ve ilerlemesine katkı sağlar. Eğitim sadece ders anlatmak,  ders dinlemek , akademik bilgi ve becerilere sahip olmak demek değildir. Eğitim aynı zamanda güzel ahlak demektir, dürüst ve güvenilir, başarılı bireyler ortaya çıkarmak  demektir. Bir toplumu toplum eden en önemli özelliklerden biri de ahlaktır. Ahlak olmazsa toplum da olmaz. Ahlaki eğitim sağlıklı düşünebilen, hisseden ve davranan bireylerin yetiştirilmesi için  olmazsa olmazlardandır. Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bela kazandırmaktır der Amerika Birleşik Devletleri’nin 26. Başkanı  Theodore Roosevelt.


 Sadece zihinsel yönden eğittiğiniz kişiler çok büyük başarılar elde edebilir. Müthiş icatlar ortaya çıkabilir ve ama bu icatları insanların zararına kullanırsa ve insanlığa kötülük ederse işte orada o buluş ya da icadın hiç kimseye faydası olmaz aksine ülkelerin başı beladan kurtulmaz. Bundan dolayı da  önce ahlaki eğitim verilmelidir insanlara. Bilinçli insanların olması, kendini bilen kişilerin toplum içinde yer alması son derece önemlidir. Ahlaki olarak iyi yetişmiş toplumun fertleri zihinsel yönden de iyi yetiştirildiği zaman ortaya harika sonuçlar çıkacaktır. Bunun sonucunda da toplumda bilim ve fen gelişir,  barış dolu, sevgi dolu bir toplum ortaya çıkar. İnsanlar birbirine karşı sevgi ve saygı içerisinde hareket eder. Barış ve huzur ortamı sağlanmış olur.             O toplum ya da toplumlar he türlü güzel ve olumlu değişmelere de açık hale gelerek kalkınır ve ahlaki  ve ekonomik olarak  gelişmiş ülkeler seviyesine çıkar.


Irkçılık yapmamak, hoşgörülü olmak, bilim ve ilimi ahlaki olarak ileri götürmek insana yakışan en temel özelliklerdir.  Siz çocuğunuza küçük yaşta ahlaki eğitim vermediğiniz zaman, empati kurma becerisini öğretmediğiniz zaman, şefkatli ve merhametli yetiştirmediğiniz zaman  o çocuk ileride ne kadar başarılı olursa olsun   toplum tarafından sevilmeyen biri olacaktır ve toplumun başına da bela olacaktır. Onun için önce ahlak öğretilmeli, sonra çocuklarımızın her türlü gelişmesine katkı sağlanmalıdır.

 

Hayalimdeki Ülke Konulu Kompozisyon Yazınız.

 Hayalimdeki Ülke Konulu Kompozisyon Yazınız.

 


Yaşadığım ülke olan güzel vatanım Türkiye’yi çok seviyorum. Bu topraklarda doğup büyüdüğüm için, bu toprakların havasını aldığım, suyunu içtiğim için memleketimin kıymetini çok iyi bilirim. Hiç kimse memleketinden ayrı bir yere gitmek istemez. Her ne kadar ülkemi çok sevsem de ülkemde olmasını istediğim, hayalini kurduğum şeyler de vardır. Mesela insanlarının  ağaçların dallarını kırmadığı,  karıncaları ezmediği, yerlere çöplerin atılmadığı bir ülkede yaşamak isterdim. İnsan haklarının hiçbir zaman görmezden gelinmediği, adaletin herkese uygulandığı, herkesin eşit olduğu bir ülkede yaşamak isterdim.


Kadınlara ve çocuklara değer verilen , çocuk  yetiştirirken anne ve babaların ruh sağlığının  yerinde olduğu, eşlerin birbirine karşı sevgi ve saygı dolu  olduğu bir ülkede yaşamaktır benim umdum. Havanın, suyun ve toprağın kimyasal atıklarla, çöplerimizle kirletilmediği bir ülkede yaşamak beni çok daha mutlu eder ve ben daha huzurlu olurdum. Kadınlara ve çocuklara şiddetin olmadığı , doğanın korunduğu, bağların, bahçelerin harap edilmediği bir ülkede yaşamak isterdim. Daha çok bina dikilmesi yerine daha çok ağaçların ve yeşil alanların olduğu, denizlerin tertemiz olduğu, göllerin kirletilmediği, ağaçların kesilmediği ve hayvan soylarının yok edilmediği bir ülkede yaşamak beni mutlu ederdi.


Ülkeler arası savaşların yaşanmadığı, sevginin, barışın ve kardeşliğin daim olduğu, dayanışmanın var olduğu, insanların birbirine karşı daha hoşgörülü olduğu bir ülkede yaşamak herkesi mutlu ederdi. İnsanların tasarruflu olduğu, bir tek damla suyu bile boşa israf etmediği, bize çeşitli armağanlar sunan doğanın kıymetinin bilindiği, doğa ile iç içe bir ülkede olmak isterdim. Özgürlüğüme saldırının olmadığı, fikrini söylediği için hapse atılmadığı insanların olduğu, insanların kinden değil sevgiden beslendiği bir ülkedir hayalim. İnsanın insana insan olduğu için değer gördüğü, çıkarların ön planda olmadığı esas olan insanca yaşamanın, insanın biricik olduğu- bilincinde olan kişilerin yaşadığı bir ülkede yaşamak isterdim. Kuş seslerinin çoğaldığı, koyunların, kuzuların, ineklerin doğal hayatla iç içe olduğu, hayvana şiddetin ve istismarın olmadığı bir ülkedir benim umudum.


Kız çocuklarını hor görmeyen, erkek çocuklarını kötü yetiştirmeyen, kadın ve erkek eşitliğinin olduğu, bilinçli insanların yaşadığı yerdir benim hayalimdeki ülkem. Hata yapıldığı zaman özür dilemenin erdemlilik olduğunu bilen ve bunun için de üzüntü duyan ve pişman olan insanların olduğu yerdir benim dünyam. İnsanların kendi benliğini, kendi kültürünü koruduğu ve kendisini sevdiği bir ülkede yaşamak bence çok harika olurdu. Bilime, eğitim ve öğretime önem veren, kültürlü insanların olduğu için, sıcacık gülüşlerini, samimi bakışların olduğu, dostça, insanca bir ülkede yaşamaktır benim hayalim.

23 Nisan Bayramını Sizlere Hediye Ettiği İçin Atatürk’e 23 Nisan Konulu Bir Mektup Yazınız.

 23 Nisan Bayramını  Sizlere Hediye Ettiği İçin Atatürk’e 23 Nisan Konulu Bir Mektup Yazınız.

 


 23Nisan  1920 tarihi  Ulusal Egemenlik günü olarak kabul edilmişti Büyük Millet Meclisimiz açıldığında. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması demek milletin egemenliği demekti aynı zamanda. Çocukları yani bizleri çok seven, vatanına  her konuda önder olan, hem komutan, hem öğretmen, hem ilim insanı olan büyük şahsiyet  Gazi Mustafa Kemal Paşam! Bize hediye ettiğin bu anlamlı günde biz çocuklar çok güzel zaman geçiriyoruz her yıl.  Sen ülkesinin çocuklarına değer veren, bir ülkenin geleceğini eline alan çocuklardır deyip bizi düşünen ve bizi çok seven komutan. Seni çok seviyorum. İyi ki bizim milletimizin lideri oldun ve yaptığın yeniliklerle ülkemize cumhuriyeti getirdin, demokrasiyi getirdin, insan haklarının , adaletin önemli olduğunu vurguladın her zaman.

 

Milletin egemenliği demek milletin iradesi demekti. Bu iradeyi güçlü kılmak için önce çocuklara çok değer vermek gerekirdi ve sen ileri görüşlü biri olduğun için bize 23 Nisanı bayram olarak hediye etmişsin. Öğretmenlerim, ailem ve arkadaşlarım sana minnet borçluyuz. Bugün bu özgür Türkiye Cumhuriyeti topraklarında bayramımızı coşkulu ve özgür bir şekilde kutlayabiliyorsak bunu Mehmetçiklerimize, sana ve senin kıymetli silah arkadaşlarına borçluyuz.


Sevgili Paşam

Dünyanın çok sayıda ülkesinden her yıl bizim ülkemize gelen  yabancı çocuklar da var. Onlar bize çok şanlı olduğumuzu söylüyorlar. Çünkü onların senin gibi ileri görüşlü, bir lideri olmamış ve oradaki çocuklara bayram hediye edilmemiş . Onun için bizim bayramımızı onlar da kutluyor ve onlar da burada çok eğleniyor. Sen sadece bizim gönlümüzde değil dünya çocuklarının da gönlünde taht kurmuşsun. Her çocuk seni sevgi, saygı ve minnetle anıyor. Seni çok seviyorum güzel insan. Her yıl senin sayende çok güzel geçiyor.


 Sınıflarımızı Türk bayrakları ile, balonlarla ve senin fotoğraflarınla doluyor. Yüreğimiz vatan ve millet için, senin sevgin için atıyor ve atmaya da devam edecek.  Mektubuma burada son veriyorum ve seni asla unutmayacağıma söz veriyorum koca  yürekli adam. Sarı saçların ve mavi gözlerin bana hep  bilimin aydınlığını hatırlatacak ve ben de büyüyünce çocuklar için çok güzel şeyler yapacağım. Yattığın yer nurla dolsun, uyuduğun yer cennet bahçesinden bir yer olsun.

 

 

23Nisan İle İlgili Hikâye Yazınız. Yazdığınız Hikâyeyi Sınıfta Okuyunuz.

 23Nisan İle İlgili Hikâye Yazınız. Yazdığınız Hikâyeyi Sınıfta Okuyunuz.

 


Uyanır uyanmaz yine her zamanki gibi okula gittim. Ödevlerimi gece geç saatlere kadar bitiremediğim için uykumu iyi alamamıştım. Bir haftadır hasta olduğum için derslerden geri kalmıştım. Ondan dolayı da öğretmenimizin sınıfta anlattığı konuları defterime yazmak için arkadaşım Elif’ten defterini almıştım. Bunun için de bu aralar biraz geç yattım ama neyse ki eksik konum kalmadı. Okula vardığımda öğretmenimiz bana geçmiş olsun dedikten sonra  dersini anlatmaya başladı.  Dersimizi Sosyal Bilgilerdi. Konumuz ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış tarihiydi.

 Büyük komutan Gazi Mustafa Kemal bu günü aynı zamanda biz çocuklara armağan etmiş ve onun için de bu gün hem egemenliğimizin kutlandığı gün hem de biz çocukların bayramı olarak ilan edilmişti. Öğretmenimiz dersi anlatmaya devam ediyordu. İki gün  sonra bayramınız yaklaşıyor çocuklar hazırlıklar tamam gibi dedi. Ben ise hasta olduğum için çok iyi hazırlanamamıştım ama koca iki günde de her şey yapılabilirdi. Önce 23 Nisan ile ilgili öğretmenimin verdiği şiiri ezberlemeye başladım. Daha sonra bu günümüzde yapacağımız gösteriye de iki gün boyunca sıkı sıkı çalıştım ve en sonunda ben de diğer arkadaşlarım gibi bayramımızı kutlamaya hazır hale gelmiştim.  Akşam erkenden yattım ve sabah uyandığımda güneş ışıkları odamı doldurmuştu.


Her 23 Nisan da yağmur yağar ve törenler  iptal edilirdi ama bu kez yağmurlu bir hava değil güneşli bir hava vardı şansımıza. Çok mutlu olmuştum. Hemen kahvaltımı yapıp annemle birlikte okulumuza  vardık. Tören alanına doğru gittim ve sıramda yerimi aldım. Bugün çok özel ve anlamlı bir gündü benim için. Bugün Ankara’nın havası bile bize armağandı. Ankara’da doğup büyümek ve burada geçmişimize ait izler bulmak beni çok mutlu ediyordu. 


Okulumuza farklı ülkeden de çocuklar gelmiş  ve kendi dillerinde bizim ana dilimizde şiirler söylemiş ve şarkılar okumuş ve kendi ülkelerinin yöresel oyunlarını izlemişlerdi. Biz de sınıfta gösterilerimizi yapmış ve şiirlerimizi okumuştuk. Tören bittikten sonra öğretmenimiz bizi  Ankara Kalesinde yer alan Erimtan Müzesine götürdü. Bu müzede eğlenceli, sanatla dolu, hoşça vakit geçirdik. Bu gezimizden sonra bize özel konser veren yerlere gittik ve o gün çok yorucu ve aynı zamanda çok anlamlı bir gün olmuştu bizim için.  Ayrıca Anıtkabir'i de ziyaret etmiştik ve çok duygulanmıştık. Mustafa Kemal iyi ki bize böyle güzel bir bayram hediye etmiş ve bizi çok sevmişti.