Emek Hırsızlığı İle İlgili Kompozisyon Yazınız.

 Emek Hırsızlığı İle İlgili Kompozisyon Yazınız.


İnsanlar para kazanmak için çalışıp alın teri dökerler. Kazandığı para ile de kendilerine güzel bir gelecek hazırlamak için alın teri dökmeye devam ederler. Namuslu ve dürüst insanlar kendi bileğinin gücü ile, zihin gücü ile kazandıkları çalışmalara kimsenin haksız yere göz koymasına da müsaade etmezler. Başkalarının malının üzerine konarak onların sahip olduğu şeyi çalmak hırsızlığın en vicdansızca olanıdır.


Yıllarca emek etmiş, alın teri dökmüş kimselerin sahip olduğu şeyi tek bir alın teri dahi dökmeden elde eden insanlarda zerre kadar vicdan ve merhamet yoktur. Bu insanlara insan demek de yanlış olur. Emek hırsızlığına çok sayıda örnek verebiliriz:  Hiçbir hakkı olmadığı halde başkasının arsasından toprak çalan,  kardeşinin kendisine güvenerek sakla dediği parayı bir anda har vurup harman savurarak harcayan kimse, bir kimsenin düşündüğü projeyi kendi düşünmüş gibi yapmaya çalışan kişi, korsan kitap satmak, korsan kitap yazmak, korsan kitap almak vb bunların hepsi birden emek hırsızlığıdır. 


Emek hırsızı olan insan emek edene saygı duymayan insandır. Örneğin; Bir yazar yıllarca emek etmiş ve büyük bir eser ortaya koymuştur. O eseri ortaya koyarken günlerce uyumamış, aç kalmış, maddi sorunlar yaşamış ama yine de çalışmaya devam etmiştir.  Emek hırsızı olan kişi bir gece ansızın o yazarın evine girip o serini çalarsa ya da  onun yazdığı eserin korsanını yazarsa ve satarsa burada büyük oyun olur ve bunun adı emek hırsızlığı olur.


Bir başkasının alın terine ihanet etmek, hakkın olmadığı bir şeyde hak iddia etmek insan olmadığının da  göstergesidir aynı zamanda. Bunun için emek hırsızı olmamalıyız. Emek hırsızlığı yapan kimseleri toplum olarak kınamalıyız ve devlet böyle kimselere hak ettiği cezayı vermelidir.

"İşten Artmaz Dişten Artar." Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 İşten Artmaz Dişten Artar Atasözü İle İlgili Kompozisyon


İnsanın kendini geçindirmesi için parasının olması gerekir. Para bulmak için de çalışıp alın teri dökmek gerekir. Çalışıp kazandığımız para ile de hayata tutunmaya çalışırız. Kazandığımız paranın hepsini ise bir anda çar çur etmemeliyiz. Bir insan ne kadar çok çalışırsa çalışsın tutumlu olmazsa, harcamasını bilmezse bir şey arttıramaz.


Para, kazanmakla değil, tutumlu olmakla artar. Bunun için de atalarımız İşten artmaz, dişten artar diyerek tutumlu olmanın insanın kendisine fayda sağlayacağını ifade etmiştir. Bazen yarınların neler getireceğini kestiremeden elimizdeki avucumuzdaki tüm parayı harcarız ve bunun bir miktarını da başkaları için yok yere bitiririz. Zor günler geldiğinde elimizde hiç paramız olmaz ve o zaman da pişmanlıklar yaşamaya başlarız. Keşke daha önce tutumlu olsaydım, bir yiyorsam bir de biriktirseydim diyerek kendi kendimizi yeriz ama iş işten geçmiş olur. İş işten geçmemesi için her zaman bir köşede küçük bir çıkımız olmalıdır. İsraf etmekten kaçınmalıyız.


Mecbur olduğumuz şeylere para vermeli, gereksiz harcamalar yapmamalıyız. Bunları yaparsak ileride zorluklar yaşamayız ve maddi açıdan kendi kendimize yeteriz. Böylece de insanlara boyun eğmek zorunda kalmadan mutlu bir şekilde hayata tutunmaya devam ederiz.

“Martın Eden” Kitabı İle İlgili Test Soruları

 “Martın Eden” Kitabı İle İlgili Test Soruları

 

1) Aşağıdakilerden hangisi Martın Eden’in özelliklerinden biri değildir?

A) Aşkı arayan biridir.

B) Yakışıklı bir gençtir.

C) Kendini geliştirmek için çok emen eden çalışkan biridir.

D) Kendisine gerçek anlamda aşık olmuş kızla evlenmiş biridir.

 

2) Aşağıdakilerden hangisi Martın Eden’in aşık olduğu kızın adıdır?

A) Ruth

B) Lizzie

C) Emma

D)Isabella

 

3) Martın Eden’in mesleği ilk başlarda neydi?

A) Denizci

B) Mimar

C) Mühendis

D) Öğretmen

 

4) Aşağıdakilerden hangisi Martın Eden’in sevdiği kızın ona anlattığı derstir?

A) Yunanca

B) Japonca

C) Çince

D) İngilizce

 

5) Aşağıdakilerden hangisi Martın Eden’in aşık olduğu kızın ailesinin özelliklerinden biri değildir?

A) Şana, şöhrete ve paraya çok önem veren insanlardır.

B) Eğitimin sadece diploma ve bir işte kadroya girme ile niteleyen kimselerdir.

C) Martın Eden’e çok değer veren ve onu her hali ile kabul eden kimselerdir.

D) Zengin iş adamları ile partiler düzenlemekten zevk alan kimselerdir.


 

6) Martın Eden neden kendini geliştirme ve seçkinlerin içine girmek için çok çalışıp yazar olmaya karar vermiştir?

A) Sevdiği kızı etkilemek ve onunla evlenmek için

B) Dünya çapında tanınmak için

C) Ablası ile aynı binada oturmak için

D) Yoksul öğrencilere yardım etmek için

 

7) Başlarda Martın Eden’in yazdığı eserleri beğenmeyen kimseler daha sonra onun eserlerini neden çok beğenmişlerdir?

A) Yıllar sonra eserlerinin tanınmış yayınevleri tarafından basıldığı  ve yazılarının değerinin anlaşılmaya başlandığı için

B) Onun gerçekten iyi bir yazar olduğunu kitaplarını okuyarak anladıkları için

C) Martın Eden’e zengin bir iş adamının sponsor olması

D) Martın Eden’e işçi sınıfının destek olması

 

8) Martın Eden’in sevgilisi neden onu terk etmiştir?

A) Başka birine aşık olmuştur.

B) Martın Eden’in bir işi olmadığı için

C) Ailesi ile başka şehre taşındığı için

D) Kızı amcası tehdit ettiği için


 

9) Martın Eden’i sadece Martın Eden olduğu için gerçek anlamda seven kişi kimdir?

A) Lizzie

B) Sophia

C) Emily

D) Ruth

 

10) Martın Eden iyi bir yazar olmak için aşağıdakilerden hangisini yapmamıştır?

A) Geceler boyunca uyumadan yazmaya, alın teri dökmeye devam etmiştir.

B) Bazı geceler uykusuz kalmıştır.

C) Bazı geceler aç yatmıştır.

D) Sürekli konfor halinde bir yaşam sürmüştür.

 

11) Joe Dawson kimdir?

A) Martın Eden’in eniştesi

B) Martın Eden’in patronu

C) Martın Eden’in sevdiği kızın babası

D) Martın Eden’in çok sevdiği arkadaşı

 

12) Russ Brissenden kimdir?

A) Eden’i şehir hayatı onu yutmadan önce yazmayı bırakıp  eski işine geri dönmesini isteyen eski bir yazardır.

B) Kahramanımıza başarılı olacağını söyleyen öğretmenidir.

C) Kahramanımıza zengin olacağını vadeden komşusudur.

D) Kahramanımıza destek olan bankacıdır.

 

13) Aşağıdakilerden hangisi Martın Eden’ ait bir özellik değildir?

A) Kızların aşık olduğu kaslı bir erkektir.

B) Kendini yazarlığa adamış, hayatını değiştirmeye çalışan bir gençtir.

C) Sevdiği kız için elinden gelen her türlü fedakarlığı yapan biridir.

D) Serserinin, işe yaramazın tekidir.


 

14) Martın Eden sevdiği kızın onu gerçek anlamda sevmediğini anlayınca ne yapmamıştır?

A) İnsanlara olan güveni büyük ölçüde sarsılmıştır.

B) Kendini denize atıp ciğerlerini su ile doldurarak intihar etmiştir.

C) Yeniden başka bir kıza aşık olmuş ve onunla mutlu bir yaşam sürmüştür.

D) Büyük bir boşluğa düşüp acı çekmiş ve hazin bir sonu olmuştur.

15) Jack Landon’un “Martin Eden” adlı romanıyla ilgili olarak verilen aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?


A) Andy – Duvarcı

B) Harry – Cumhuriyetçi

C) Norton – Harward adamı, idealist

D) Parry – İstatistikçi

16) Martin Eden’in yazmış olduklarının en iyisi olduğuna inanarak kendi kendine övdüğü öykünün adı nedir?

 

A)Hayatın Şarabı

B) Deniz Lirikleri

C) Aşk Döngüsü

D) Güneşin Utancı

 

17) Martin’in yazdığı ilk makalesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnci Mezarlığı

B) Deniz Lirikleri

C) Çömlek

D) Define Avcıları

 

 

18) Martin Eden’in çocukluktan beri kavga ettiği ve en sonunda yendiği çocuğun lakabı nedir?

A)Kara Kuri

B) Demir Kafa

C) Peynir Surat

D)Çöp Tenekesi

 

19) Martin, hangi siyaset ve toplum felsefesini savunmaktadır?

A) Cumhuriyet

B) Komünizm

C) Bireycilik

D) Sosyalizm

 

20) Martin’in boğazındaki yara izleri nasıl oluşmuştur?

 

A) Hırsızlık yaptığı sırada ev sahibi yaralamıştır.

B) Sevdiği kadının tırnak izleri geçmiştir.

C) Meksikalı bir adamın Martin’e saldırmasıyla

D) Kaldıkları evde yangın çıkması

 

21) Martın Eden kitabının yazarı kimdir?

A) Jack London

B) Emile Zola

C) Halit Hüseyin

D) Tolstoy


 Cevaplar:

1. d  . 2. a  3. a   4. d   5. c  6. a   7. a  8.b  9. a  10. d   11. b  12. a  13. d   14. c   15. b  16. a   17.d  18. c  19. c   20. c   21. a

Alın Teri Dökmek İle İlgili Kompozisyon

 Alın Teri Dökmek İle İlgili Kompozisyon

 

Başkasının kazancı ile geçinmek, kendin için bir uğraş içinde olmamak kişiyi bir süre sonra yaşamadan soğutmaya başlar. Hazır yiyici olmak kişiyi tembelliğe alıştırır ve kişi en ufak bir çaba harcamadığı için yaşamın da onun gözünde bir anlamı olmaz.  Oysa alın teri ile kazanılan para değerlidir ve kişi o parayı harcarken daha dikkatli olur ve bir anda har vurup harman savurmaz. Alın teri ile kazanılan işte hile yoktur, yetim ve öksüz hakkı yoktur. Çünkü alın terinde emek vardır, göz yaşı vardır, inanç ve sabır vardır. Çevremizde alın teri ile çalışıp bir yerlere gelmiş insanları gözlemlediğimizde o insanların kendi parasına sahip çıktığını, tutumlu insanlar olduğunu görürüz.

 

Çünkü o insanlar o parayı bir anda kazanmamıştır. Yıllarını vermiştir o paraya , eve, arabaya, sahip olmak için. Mesela bir doktoru örnek verelim: Doktor olan kişi daha küçükken derslerini, sorumluluklarını yerine getirmek için çok çalışmaya başlamıştır. İlkokul, orta okul, lise derken üniversite bitmiştir. Yani bir doktorun yetişmesi için yılları gitmiştir. Bu doktor olan kişi yıllarca alın teri dökmüştür. Gece sabahlara kadar testler çözmüş, denemeler çözmüş ve yeri gelmiş uyumamıştır. Yeri gelmiş eğlencesini ertelemiş ve sadece amacına odaklanarak istediği yere gelmiştir. İşte tüm bunların nedeni çok çalışmak, alın teri dökmek ve sabırla yoluna devam etmektir. En güzel yemek alın teri ile kazanılan yemektir. İnsan alın teri ile kazandığı parasını da tadını çıkara çıkara harcar ve yoksul insanlara da faydalı olarak hem kendisine  hem de çevresine faydalı bir insan olur.

 

 Alın teri dökmek ile ilgili şu sözde  çok önemlidir: “En hayırlı ve tatlı kazanç insanın el emeği göz nuru alın teri ile kazandığı rızıktır der. Hz. Muhammed(s.a.v). Bundan dolayı var gücümüzle çalışıp kimseye el açmak zorunda kalmamalıyız ve ço çalışarak alın terimizin, helal kazancımızın emeğini yemeliyiz.

Alın Teri Dökmek İle İlgili Özdeyişler

 Alın Teri Dökmek İle İlgili Özdeyişler


Alın teri insan onurunu korur ve insanın başka bir insan karşısında dimdik durmasını sağlar. Kişinin kendi alın teri ile kazandığı para onu mutlu eder ve kişinin kendine olan güvenini artırır.

Alın teri dökmenin önemi ile ilgili özlü sözler şunlardır:

“Hiçbir şey kendi alın teri kadar bir insanı tatmin edemez. Çalışan insan kendi varlığında hüküm süren bir ahengi bütün kâinata nakleder. Hayatın biricik nizamı bu ahengin kendisi olmalıdır.” Ahmet Hamdi Tanpınar

“En çok bolluk getiren yağmur alın teridir.”  Cenap Şahabettin

“En hayırlı ve tatlı kazanç insanın el emeği göz nuru alın teri ile kazandığı rızıktır.” Hz. Muhammed(s.a.v)

“Alın teriyle kazanılan kutsal ekmek başı boşluğun getirdiği ekmekten daha tatlıdır.”  Crowquill

 

“Yakın geçmişin tarım toplumunda insanın can ve ter yoldaşı olan emektar atın öküzün kanını emerek geçinen at sinekleri günümüzde de insanın yakasına etine kanına yapışarak asalaklığını sürdürmektedir. “ Alper Akçam

“İşçi emek verendir. Alın teri dökendir. Faiz yerine bereketi tercih edendir. Kimseye boyun bükmeyen rızkını Allah’tan bilendir. Üç günlük dünyaya gereken dokuz öğünü helalinden isteyendir. İşine kattığı niyet ve besmele ile onu ibadete çevirip kaderine düşen rolü dürüst temiz örnek olarak yaşayıp bunları da ameli salihe çevirendir. Veren eldir. Minnet etmeyendir.”  Mehmet Deveci

 

“Büyük olmanın yolu da deha gibi çalışma ve alın terinden geçer.”  Albert Camus

“Devletin malı deniz yemeyen domuz” mantığı ile değil emeğin yüceliği değeriyle ülke bireyleri yetiştirilmelidir. Emek vermeden taş taş üstüne konamayacağı öğretilmelidir. Güzel bir gelecek için bedelinin ödenmesi gerçeği tüm ülke bireylerinin beyinlerine kazınmalıdır. Gündoğdu Yıldırım

“Emek çekilmiş her şey değerlidir.”  Mimar Sinan

 

Alın teriyle ıslanan toprak kurumaz. İbrahim Olcaytu.

“Kılıç ve saban. Bu iki fatihten birincisi ikincisine daima mağlup oldu. Tarihin bütün vakaları ve hadiseleri hayatın bütün mübahadeleri bunu teyit ediyor. Milletimiz çok büyük elemler mağlubiyetler facialar görmüştür. Bütün bu olanlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsa bunun hikmeti aslisi şudur çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanıyorken öteki eliyle sabanla topraktan ayrılmadı.” Mustafa Kemal Atatürk


Su Tasarrufu İle İlgili Kompozisyon

 Su Tasarrufu İle İlgili Kompozisyon


Canlıların yaşamı için hayati öneme sahip olan sularımız ne yazık ki küresel ısınma, sanayileşme sonucunda su kaynaklarının kirletilmesi, insanların doğanın ekolojik dengesi ile oynaması, bilinçsiz su kullanılması suların azalmasına sebep olmuştur. Birleşmiş Milletlerden alınan  bilgilere göre, küresel ısınma kaynaklı yağış azlığı, aşırı buharlaşma, hızlı tüketim ve kirlilik nedeniyle dünyadaki temiz su kaynakları tükenmeye devam etmektedir. Su kirliliği ve su yetersizliğinden dolayı dünyadaki canlıların yaşamı tehlike düşmüştür.

 

 Kirli su yüzünden, suların hiç olmamasından ötürü çok sayıda çocuk, genç, yetişkin hayatını kaybetmektedir. Suların kirletilmesi sadece insan yaşamını değil okyanuslarda, denizlerde, göllerde yaşayan canlıların yaşamını da kötü etkilemektedir. Temiz su kaynaklarının tükenmesini önlemek için su tasarrufu yapılmalıdır. Bunun için de yapılması gereken sorumlulukları şu şekilde sıralayabiliriz:  Musluklardan akıttığımız her damla suyun hesabını yapmalıyız ve bu konuda çocuklarımızı bilinçli olarak yetiştirmeli ve gerekmedikçe su kullanmamalıyız. Banyoda duş süresi kısa tutulmalı, bulaşıklar ve çamaşırlar makinede yıkanmalı, damlayan musluklar tamir ettirilmeli, küveti doldurmak yerine bir kovaya su koyup yıkanılmalı, su akıtırken daha az akış hızına sahip duş başlıkları ve musluklar kullanılmalı, diş fırçalarken musluklar şakır şakır akmamalı, büyük iş yerlerinde sular boş yere akıtılmamalı, devletin malı deniz yemeyen keriz mantığı ile devletin suyu gereksiz yere harcanmamalıdır. Bilinçli vatandaşlar yetiştirilmeli, su tasarrufu ile ilgili bilgilendirme toplantıları, haberleri yapılmalıdır. Sıcak su musluğu açıldığında suyun ısınmasını beklerken akıtılan suyun boşa akmaması için kova doldurulup bu su gereken farklı yerlerde kullanılmalıdır.

 

 Ruhsatsız açılan su kuyuları denetlenmelidir. Fabrikaların atıkları için arıtma tesislerini aktif bir şekilde çalıştırılmalıdır. Deniz, baraj ve göl ve sulama göletlerinin yakınlarına fabrika ve hayvancılık ile ilgili tesisler kurulmamalıdır. Doğaya saygılı olan, çevre bilinci olan çocuklar yetiştirilmeli ve doğa dostu insanlar olmalıyız. "Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz" şeklinde hareket ederek sularımız yok yere heba edip kendi kötü sonumuzu kendi elimizle hazırlamamalıyız. İstersek hep birlikte bu işin üstesinden gelir ve gelecek nesillere güzel yarınlar bırakabiliriz. Yeter ki sularımızı tasarruf edelim, doğamızın bize sunduğu mucizeleri hunharca kullanmayalım.

 

 

“Son Ada” Kitabı İle İlgili Test Soruları

 “Son Ada”  Kitabı İle  İlgili Test Soruları

 

1)  Adada ilk başlarda kaç aile yaşamaktaydı?

a) 25

B) 37

C) 40

D) 45

 

2) Adaya ilk gelenlerin yaptığı en akıllı iş nedir?

A) Adanın temel sakinleri olan martıları ürkütmemek

B) Adadaki tilkilere göz açtırmamak

C) Adaya büyük bir otel yaptırmak

D) Adaya büyük bir spor salonu yaptırmak

 

3) Adanın gerçek sahibi kaç numaralı evdi?

A) 1

B) 2

C) 3

D) 4

 

4) Adadaki uyum ne zaman bozulmuştur?

A) İnsanların farklı siyasi görüşlerini tartışması ile

B) Adaya gelen  birinin adanın düzenini bozması ile

C) Adaya  turistlerin gelmesi ile

D) Adaya ev sahiplerinin çocukları gelince

 

5) Olayları anlatan kişinin sevdiği kadının adı nedir?

A) Münevver

B) Rukiye

C) Suna

D) Lara

 

6) Aşağıdakilerden hangisi adadaki yüzme yerlerinden biri değildir?

 

A) Lara

B) Mor Su

C) Durgun Su

D) Derin Su

 

7) Olayları anlatan kişi adaya gelen başkanı hangi hayvana benzetmektedir?

A) Timsah

B) Köpekbalığı

C) Yılan

D) Tilki

 

8) Başkan toplantıda komiteye neyi önermiştir?

A) Leyleklerin yok edilmesini

B) Martıların yok edilmesini

C) Köpeklerin yok edilmesini

D) Tavukların yok edilmesini



 

9) “Siz hiç av partisi görmediniz mi? Tüfekle hepsini avlayacağız, yumurtaları da kıracağız. Anlayacağınız bir çeşit av şöleni.” şeklindeki bu cani konuşmayı yapan kişi kimdir?

A) Başkan

B) Başkan yardımcısı

 C) 1Numaralı ev

D) 19 Numaralı ev

 

10)  Adadakiler geçimini ne ile sağlamaktadır?

A) Ceviz

B) Zeytin

C)Çam fıstığı

D) Avakado

 

11) Bakkalın engelli oğlunu döven ve zavallı çocuğu perişan edenler kimdir?

A) Yazar

B) Başkan ve adamları

C) Bakkalın kendisi

D) 1 numaralı ev

 

12)  Yasak tanımaz rüzgar

Zincir vurulamaz martıya

 Bir de insan kalbine .

 Alkesandr Puşkin’in  yukarıdaki şiirini  şiirini başkana kim okumuştur?

A) Başkanın eşi

B) Başkanın torunu

C) Olayları anlatan adamın sevdiği kadın

D) Bakkal çocuk

 

13) “Zaten bir yerde kötülük varsa oradaki herkes biraz suçludur.” sözünü kitapta anlatılan kişilerden hangisi söylemiştir?

A) Olayları anlatan kişinin arkadaşı olan yazar

B) Olayları anlatan kişinin kuzeni

C) Olayları anlatan kişinin babası

D) Başkan


 

14) Aşağıdakilerden hangisi martıların önemli özelliği nedir?

A) Çok akıllı ve örgütlenebilen bir türdür.

B) Yumurtaları vardır.

C)Uçarlar

D) Kendisine dokunmayan insanlara bile zarar verirler.

 

15) Hangi hayvan üzerine hiç türkü yazılmamıştır?

A) Leylek

B) Keklik

C) Anka kuşu

D) Martı

 

16) Martıların hışımına uğrayan ve martılar tarafından öldürülen kişinin mesleği nedir?

A) Öğretmen

B) Doktor

C) Marangoz

D) Yazar

 

17)  Kimlerle baş edilemez?

A) Ahmak insanlarla

B) Eleştiren insanlarla

C) Sorgulayan insanlarla

D) Empati kuran insanlarla

 

18) Martı yumurtalarını kurtarmaya çalışan ve iki tane yumurtadan yeni çıkmış martıların uçmasını sağlayan , iyi yürekli kişi kimdir?

A) Bakkalın masum çocuğu

B) Yazarın eşi

C) Başkanın torunu

D) Başkanın karısı

 

 

19)Martıların öldürülmeye başlanması, ormanlara tilkiler getirtilip tilkilerin martı yumurtalarını yok etmesi sonucunda adada ne olmuştur?

A) Evleri kızıl yeşil alacalı yılanlar basmaya başlamıştır.

B) Doğanın ekolojik dengesi sağlanmıştır.

C) Doğaya fayda sağlayan yeni türler ortaya çıkmıştır.

D) Doğa günden güne daha da güzel bir görünüme sahip olmuştur.

 

20)  Tek başlarına avlanarak yaşarlarmış. Sinsi bir karakterleri varmış. Günde bir kilo kadar yemek yerlermiş. Yedikleri şeyler ise küçük hayvanlar, yumurtalar hatta böğürtlenler ve çileklermiş. Çük ürerlermiş ve  bir sürü yavruları olurmuş.

Yukarıda hangi hayvandan bahsedilmiştir?

A) Martı

B) Karga

C) Leylek

D) Tilki


 

21)  Başkan ve bakkalın çocuğu nasıl ölmüşlerdir?

A) İkisi de araba ile giderken denize düşmüştür.

B) İkisi de siyanürden zehirlenmiştir.

C) Bakkalın çocuğu başkanın üzerine atlayıp her ikisi de yardan düşerek parçalanarak  ölmüştür.

D) İkisi de martılar tarafından parçalara  ayrılarak öldürülmüştür.

 

22) Olayları anlatan kişinin yazar olarak nitelediği arkadaşı neden adaya gelmiştir?

A) Siyasi suçu olduğu için

B) Ailesini trafik kazasında kaybettiği için

C) Daha rahat bir yaşam sürmek için

D) Sevdiği kadını bir daha görmemek için

 

23) Aşağıdakilerden hangisi adada yaşanan olaylardan biri değildir?

A) Ormanlarında yangın çıkarılmış.

B) Siyanür ile hayvanlar zehirlenerek ölmeye başlamış

C) Doğanın ekolojik dengesi ile oynanarak doğa mahvedilmeye çalışılmış.

D) Başka sayesinde doğa daha cennet bir yer haline gelmiş.

 

24) “Daha o ağaçlar kesildiği, bakkalın masum oğlu dövüldüğü zaman ses çıkarmalı ve başkaldırmalıydık.” diyen kişi kimdir?

A) 1 numaralı ev sahibi

B) Olayları anlatan kişi

C) 2 Numaralı ev sahibi

D) Lara

 

25) Son Ada adlı kitabın yazarı kimdir?

A) Elif Şafak

B) Aslı Şafak

C) Mümin Sekman

D) Ömer Zülfü Livaneli

 

26) Romandan ne çıkarabiliriz?

A) Birlikteliğin güzel duygu olduğunu

B) Hayvanları yok etmek gerektiğini

C) Bir yurdu yok eden kişilerin küçük bir adayı da yok etmesinin doğal olduğunu

D) Zalimlerin her zaman kazanacağını

 

 Cevaplar:

1. c   2. a  3. a  4. b  5. d  6. c  7. b  8. B  9. a  10. c 11. b   12. c   13. a   14. a   15. d   16. c   17. a   18. a  19. a   20. d  21. c  22. a  23. d  24. b  25.d  26.c 

 

“Su Uyur Düşman Uyumaz.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 “Su Uyur Düşman Uyumaz.” Atasözü İle İlgili Kompozisyon


 

Su durmadan akmaya devam ediyorsa halk dilinde su uyuyor denilir. Su ses çıkarmadan sürekli akmaya devam eder ve suya bile uyuyor gözü ile bakılır. Oysa düşman olan kimse ses çıkarmadan da sinsi bir şekilde düşmanlığını yapmaya devam eder. İyi niyetli olan kişi onun bir şey yapmayacağını zanneder. Oysa düşman hiçbir zaman iyilik düşünmez ve size kötülük yapacağı uygun zamanı bulur ve o zaman harekete geçerek kötülüklerine yapmaya başlar ve bunu yaparken de büyük zevk alır. Bundan dolayı düşmanlarımıza karşı gözümüz açık olmalıdır.


 O düşmanın nerede, nasıl, ne şekilde  bize saldıracağını kestiremeyiz. Düşman hiçbir zaman uyumaz ve yeni planlar kurmaya ve o planları uygulamaya geçerek hayatınız mahvetmek içi elinden gelen her türlü zorbalığı yapmaya devam eder. İşte bunlardan dolayı düşmanı olan kimseler her zaman tetikte olmalıdır. O düşmanın yalanlarına, samimiyetsizliklerine inanmamalıdır. Düşmanlarımız olduğu zaman her şeyimizi herkese de söylememeliyiz. Çünkü o söylediğimiz kişiler de düşmanla iş birliği yaparak bizi içten içe yok etmeye çalışırlar ve kuyumuzu kazarlar. Bundan dolayı her zaman akıllı olmalıyız, düşmanın uyumadığının farkında olmalıyız ve kendimizi güven içinde bir yerde bulundurmalıyız ve o kötü düşmana karşı sevdiklerimizi, yakınlarımız da korumalıyız.


Çünkü düşman düşmanlığını her aman yapmaya devam edecek ve amacına ulaşana kadar uyumayacak sadece bekleme halinde olacak ve daha sonra saldırıya geçecektir. İşte bunun için de atalarımız “Su uyur, düşman uyumaz.” demiştir.

“Sarı Öküzü Vermeyecektin.” Sözünün Hikayesi

 “Sarı Öküzü Vermeyecektin.”  Sözünün Hikayesi


Ormanların  birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. O ormanlarda  yaşayan öküzlere göz koyan aslanlar varmış. Bu aslanların gözü de bu öküz sürüsündeymiş.  Öküzler bir araya geldiği zaman dayanışma içinde olurlar ve aslanlar da bu durumda onlara saldıramazmış.  Bu durumu düşünen aslanlar kendi aralarında toplanıp neler yapabiliriz diye düşünmeye başlamışlar ve bir çare düşünmüşler. Orada bulunan topal aslanlardan biri yanına birkaç aslanı da alarak beyaz bayrak çekmiş ve  öküz sürüsünün olduğu yere yaklaşmış.


Aslan onların yanına giderek tatlı bir dille  şunları söylemiş:


Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyoruz hatalıyız, bugüne kadar sizlere hep zarar verdik ama inan ki bu verdiğimiz zararların hiçbirini isteyerek yapmadık.  Tüm suç hep o “ Sarı Öküzde.”  O öküzün rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor ve aklımızı başımızdan alıyor demiş aslan.  Bu durumda biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizinle bir sorunumuz yok aslında demiş. Aslan konuşmasına devam ederek şunu demiş:  “Saygıdeğer öküzler siz bize o sarı öküzü verin, biz de sizi rahat bırakalım, kurtulun.”  demiş. Böylece barış içinde oluruz ve barış içinde yaşamaya devam ederiz demiş topal aslan.


“Boz Öküz” ve heyeti bu sözler üzerine aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, zavallı  “Sarı Öküzü”  vermişler aslanlara.  Yalnız “Benekli Öküz” karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış, kimse onu dinlememiş. Sarız Öküz verildikten sonra aslanların isteği hiç biter mi?  Elbette bitmemiş. Aslanlar bu defa da öküzlerden “Uzun Kuyruk” adlı öküzü istemişler. Gördünüz mü ne kadar barış severiz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor.  Onun kuyruğu bizi bizden alıyor demişler. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa sizler normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim.


Öküzler bu kez “Uzun Kuyruk'u”  vermek zorunda kalmışlar.

Bu olay sürekli tekrarlanmış, sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar pişkin bir şekilde arsızlaşmaya devam etmiş . Aslan sürüsü artık tatlı dile ya da bahaneye başvurmadan şunu söylemeye başlamışlar:  “Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek, “Verin bize şunu, yoksa karışmayız.” demeye başlamışlar. Çünkü öküzlerin sayısı azalmış ve kendini savunacak, dayanışma içinde olacak öküzler tek tek aslanlara yem olmuş.

“Boz Öküz”  ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine, "Ne oldu bize, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, vaktiyle ne kadar güçlüydük" diye sormuş.


“Boz Öküz”, “Benekli Öküzün”  sözlerini hatırlayarak, gözleri nemli 'Biz' demiş, 'Sarı Öküzü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı. Bu hikayeden çıkarılacak ders şudur: Öküzler,  aslanlar ilk olarak Sarı Öküzü istediklerinde birlik ve dayanışma içinde olup o Sarı Öküzü vermeyeceklerdi.. Taviz tavizi doğurdu ve aslanlar sürekli istemeye ve öküz sürüsünü yok etmeye başladılar. İşte bundan dolayı ilk başta verilmeyecek taviz. Yoksa insanların istediği hiçbir zaman bitmez ve sizi gücünüz tükenene kadar tüketmeye ve kullanmaya devam ederler. 


Çıkarları doğrultusunda sizi sömüren insanlar sonra size zarar vermeye başlarlar ve o zamanda artık iş işten geçmiştir ve eski gücünüz, kariyeriniz kalmamıştır. Bu da insanlara yol gösterecek güzel bir kıssadan hisse örneğidir. Yani en başta vermeyecektin ilk tavizi, en başta hayır demesini bilecektin kimse sana zarar vermesin ki birlik içinde yaşamaya devam edesin.

 

Aşağıda Cümlelerin Karşısına Uygun Anlam Özelliklerini Yazınız.

 Aşağıda Cümlelerin Karşısına Uygun Anlam Özelliklerini Yazınız.


 

Öğretmenimiz nerede kaldı acaba? : Endişe (kaygı)

Kim dinler senin gibi birini: Küçümseme

Bu sınıfı Suna Hanım idare etmektedir: Kesinlik

Ayşe,  bu sınavda ikinci olacak: Ön yargı

Herkesin dediğine göre kararlarını değiştirmeye devam edersen bir yere varamazsın: Eleştiri

Sanırım yarın kar yağacak: İhtimal (olasılık)

O çocuğu o halde görünce içim karardı, moralim alt üst oldu: Üzüntü

Bir anca çalışmaya başla derim: Öneri

Bu evi her gün ben mi temizleyeceğim:  Yakınma

Bu adam değişmez:  Ön yargı

Bu kocaman evde sadece karı ve koca mı yaşıyor?:  Azımsama

Yaşasın, babamı görmeye gideceğiz!: Sevinç

Tut ki bu işi alanında uzman olan birine  yaptırdınız:  Varsayım

Ya o kızla gidersin ya da evine dönersin: Uyarı



Diyelim ki sınavı kazandın  eve gidince ilk olarak ne yaparsın?  Varsayım

Güya çok çalışıp borcunu zamanında verecekmiş:  Küçümseme

Sana on bin lira para verdiğimi farz et:  Varsayım

Annem benimle yeterince ilgilenmiyor:  Yakınma

Gelecek hafta başlayacak olan sınavlar beni korkutuyor:  Endişe

Gideli iki gün oldu ama şimdiden gözümde tütmeye başladı:  Özlem

Sadece deneme sınavında birinci olana kitap hediye edilecek:  Kesinlik

Çok Zeki ama o zekasını gereksiz işlerde kullanıyor: Yakınma



Eminim yeni girdiği işten de kaçmanın yolunu bulacak:  Ön yargı

Ah, nerede o ski insan ilişkileri?: Özlem

Sana söylediğim bu konuşmanın  aramızda kalacağını düşünüyorum: Beklenti.

Keşke ona o kadar laf saymasaydım: Pişmanlık

Demek benden gizli yemekler yediniz: Sitem

Zavallı kadın kızının gitmesine çok ağlıyordu: Acıma

Yazar kitabında sadece bir dil kullanmış: Değerlendirme

Yedi yaşınasın değil mi? Onaylatma