Sizce Mutlu Olabilmek İçin Nelere Sahip Olmak Gerekir?

 Sizce Mutlu Olabilmek İçin Nelere Sahip Olmak Gerekir?


Mutlu olmak için kişi ilk önce kendini sevmelidir, kendine güven duymalıdır, kendine olan özsaygısını kaybetmemelidir. Kendini seven, kendine değer veren, kendiyle barışık olan, işi ile meşgul olan ve yaptığı işten de zevk alan insanlar genelde mutlu olmaktadır. Hele hele severek yaptığı işten bir de kazanç sağlıyorsa o kişiden mutlusu yoktur bence. Mutlu olmak için mutluluğu istemek ve mutlu olmaya inanmak gerekir. 


Mutlu olmak için temiz bir kalp gereklidir. Başka insanların yaşamını kıskanmayan, hayata kötümser bakmayan, gününü kişi ile değil işi geçiren insanlar mutlu olur. Mutlu olmak için bize verilmiş olanlara şükretmek gerekir. Mutlu olmak için her sabah güneşin doğuşunu izlemek, çiçekleri, böcekleri izlemek, temiz bir suya ulaşmak, terleyince rahatça duş almak ve tüm bunlara şükretmek mutluluğun esas kaynaklarıdır. Mutlu olmak için bunları yapmak ve bunları gönülden istemek gerekir. Yolda gördüğümüz bakıma muhtaç bir kediyi ya da köpeği sahiplenmektir mutluluk. Yani içimizdeki şefkat ve merhamet duygusuna sahipsek mutluyuz demektir aslında. İyi bir vicdana sahip olmak mutlu olmayı da beraberinde getirmektedir. 


Özgür ve bağımsız bir ülkede yaşıyorsan mutlusundur. Kimseye muhtaç değilsen mutlusundur. İşte bunlara sahip olmak mutlu olmak için bana göre genel geçer güzel şeylerdir. Yeter ki mutluluğu gönülden isteyelim, hayat ile geçinmeyi gönülden isteyelim. Mutlu bir ailede olmak ve aile bireylerine, eşine sadakatlı olmak için mutluluktur aslında. Birlik, beraberlik ve dayanışma ruhu içinde olmaktır mutluluk.

Mutluluk Üzerine Söylenmiş Özdeyişler Araştırınız.

 Mutluluk Üzerine Söylenmiş Özdeyişler Araştırınız.

 

Mutluluk insanın kendi içinde, kendine iyi davranması, kendine güven duyması ve kendini mutlu etmek için çalışmasıdır bence. İçindeki sevgiyi, içindeki merhameti başka canlılara da gösterebilmesidir.

 

Mutluluk üzerine söylenmiş özdeyişler şunlardır.

 

“Eğer bir gün yolunuzu kaybederseniz, bir çocuğun gözlerinin içine bakın. Çünkü bir çocuğun bir yetişkine her zaman öğretebileceği üç şey vardır; 1.Nedensiz yere mutlu olmak… 2.Her zaman meşgul olabilecek bir uğraş bulmak… 3.Elde etmek istediği şey için var gücüyle savaşmak.” Paulo Coelho

“Her insan mutlu olamaz… Çünkü gereğinden fazla özler dünü, hak ettiğinden fazla düşünür yarını. Ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü. Her insan mutlu olamaz. Çünkü gereğinden fazla özler hayatından çıkanları. Hak ettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri. Ve asla göremez yanı başındakileri.”  Erich Fromm

“Mutluluk için 3 kural; bir şeylerle uğraşın, birisini sevin ve uğrunda umut edecek bir şey bulun.”  Immanuel Kant.

 “Yazgıların en güzeli, bir insanın sahip olabileceği en büyük hazine, tutkuyla yaptığı bir iş için ona para ödeniyor olmasıdır.” Abraham Maslow

“Yakınındakileri mutlu et, uzaktakiler gelecektir.” Çin Atasözü
“Mutluluğun sırrı, hoşunuza gideni yapmakta değil; yaptığınız şeyden hoşlanmakta yatar.” James M. Barrie

 

“Bir mutluluk kapısı kapandığında diğeri açılır. Ancak biz kapanan kapıya o kadar uzun bakarız ki, bizim için açılmış bulunan yeni kapıyı görmeyiz.” Helen Keller

 “İnsanı mutsuz eden olaylar değil, olaylar hakkındaki görüşleridir.” Epiktetos

“Mutlu olmanın iki yolu vardır. Ya isteklerimizi azaltmak ya da imkanlarımızı çoğaltmak.”  Benjamin Franklin.

Özgürlüğe, kitaplara, çiçeklere, güneşe ve aya sahip olan kimse mutsuz olabilir mi? Oscar Wilde

“Mutluluk daima yakınımızdadır, yakalamak için çoğu zaman elimizi uzatmak yeter.” George Sand.

“Yaşarım mutlu olurum, yaşarım mutlu ederim. Tabi ki mutsuz da olurum; ama yaşadığım sürece umutsuz, şükürsüz olmam.”  Şems-i Tebrizi

“Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.” Albert Camus.

“Eğer mutlu olmak istiyorsan, hiç kimseden bir şey bekleme.” Bob Marley

“ Her şeye aynı açıdan bakarsan, hep aynı şeyleri düşünürsün. Hep aynı şeyleri düşünürsen, hep aynı şeyleri yaparsın, Hep aynı şeyleri yaparsan, hep aynı sonuçları elde edersin. Hep aynı sonuçları elde edersen, hep ya mutlu ya da hep mutsuz olursun”. Carlos Castaneda.

 

“Birçok insan mutluluğu, burnunun üstünde unuttuğu gözlük gibi etrafta arar.” Friedrich Nietzsche.

“Ben çocukken annem bana hep hayatın anahtarının mutluluk olduğunu anlatırdı. Okula gitmeye başladığım zaman, sınavda bana ‘Büyüyünce ne olmak istiyorsun?’ diye sordular. Ben de onlara ‘Mutlu olmak istiyorum’ diye cevap verdim. Onlar bana, soruyu anlamadığımı söylediler. Ben de onlara, hayatı anlamadıklarını söyledim.” John Lennon

“ Eğer mutsuz olmayı bırakırsan kendini çok yalnız hissedersin. En yakın dostunu kaybetmiş gibi… İnsan onunla evlenmiştir ve yaşamın boyunca mutsuzluğunla evli kalmışsındır. Artık ondan boşanma vakti gelmiştir. Ben buna, “büyük cesaret” diyorum… Mutsuzluktan boşanmak; insan zihninin en eski alışkanlığını, en uzun süreli yoldaşını kaybetmesi.” Osho
“Başarı istediğini elde etmek, mutluluksa elde ettiğini sevmektir.”  H. Jackson Brown.

“Hayat ön provası yapılmamış bir tiyatro gösterisidir. Bu, alkışı olmayan tiyatronun perdesi kapanmadan; gülün, şarkı söyleyin, dans edin, aşık olun… Hayatınızın her anını değerlendirin.” Charlie Chaplin

 

“Gerçek mutluluğun kendi içinizde yattığını fark edin. Huzur, mutluluk ve neşeyi… dış dünyada aramayı bırakın. Paylaşın. Gülümseyin. Kucaklaşın. Mutluluk, kendinize birkaç damla bulaştırmadan başkalarına dökebileceğiniz bir şey değildir.” Og Mandino.

“Hayatın en büyük mutluluğu sevildiğimizi bilmektir.” Victor Hugo

“Mutluluk sadece paylaşıldığında gerçek bir değer taşır.” Into the Wild.

“Mutlu olmak istiyorsan, ol!” Lev Tolstoy

 

“Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğunu düşünmekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte arar, bazıları da daha alçakta… Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır.” Konfüçyüs.

“Hayat bir ayna gibidir. Gülümserseniz, o da size gülümser.” Peace Pilgrim

“Geldiğin yerin bulutunu yanında taşırsan, gittiğin yerin güneşini göremezsin.” Tayfun Topaloğlu

“Hayat, nefes aldığımız anların toplamından değil, nefesimizi kesen anların toplamından oluşur.” Alex Hitch Hitchens

“Sen içine neşe katmadıkça, sana neşe verebilecek hiçbir iş yoktur.” Osho

“Bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamak ne büyük bir mutluluktur.” Franz Kafka.

“Her şeye aynı açıdan bakarsan, hep aynı şeyleri düşünürsün. Hep aynı şeyleri düşünürsen, hep aynı şeyleri yaparsın. Hep aynı şeyleri yaparsan, hep aynı sonuçları elde edersin. Hep aynı sonuçları elde edersen, hep ya mutlu ya da hep mutsuz olursun.” Carlos Castaneda.

Hangi Geleneksel Müzik Aletini Çalmak İsterdiniz? Açıklayarak Yazınız

 Hangi Geleneksel Müzik Aletini Çalmak İsterdiniz? Açıklayarak Yazınız


Geleneksel müzik aletleri şunlardır: Davul, zurna, bağlama, darbuka, keman, kabak kemane, gırnata, gayda, kemençe, cura, dümbek, zil, ruzba, ud, yaylı tambur,  kaval, kanun vbdir.


Geleneksel müzik aletleri denilince akla gelen ilk şey bağlamadır Bağlama Türk müziği çalgılarındandır. Telli çalgılardan olan bağlama yörelere göre ise farklı adlarla tanımlanmaktadır. En yaygın adı ise bağlamadır. 


Ben en çok bağlama çalmak isterdim. Çünkü bağlamanın sesi, tınısı bana güzel duygular yaşatır ve beni mutlu eder. Hem hüzünlenirim, hem mutlu olurum. Bağlama çalmak benim ruhuma iyi gelmektedir. Türkü dinlemeyi ve türkü söylemeyi çok sevdiğim içim ileride kendime bir bağlama alacağım ve onu öğrenip güzel bir şekilde çalacağım. Böylece hem kendimi hem de çevremdeki insanları mutlu edeceğime inanıyorum. Bağlama çalan kişiler toplum içinde sevilip sayılan kimselerdir.


 Bağlama çalmak  bana göre en güzelidir. Çünkü bağlama çalmak bana güzel duygular hissettirecektir. Bağlama çalışarak hem daha sosyal bir insan olurum, kendime olan güvenim gelir, bağlama sayesinde duygularımı da dışarıya yansıtmış olurum, daha ince düşünceli olurum ve evrensel bir dilim olur, gün içindeki stresim azalır. Devamlı bir gelişim içinde olmamı sağlayacağı için bağlama çalmayı çok isterdim.

Sizi Etkileyen Bir Anınızı Boş Bırakılan Yere Yazınız.

 Sizi Etkileyen Bir Anınızı Boş Bırakılan Yere Yazınız.

 

Yıllar önceydi. Henüz  yedi yaşındaydım. Annemden izin alıp devamlı arkadaşım Buselerin bahçesinde oyun oynamaya gider ve orada saatlerce eğlenirdik. Ama ne eğlenme… Ağaçlara çıkar kiraz toplardık. Ceviz ağacına çıkar taze cevizlerden bir güzel yerdik. Erik ağacına çıkar erik toplardık ve güneşli güzel gün bizi coştururdu ve mutluluktan deli olurduk. Arkadaşım Bir gün Buse’nin ablası Fatma da bizimle ağaca çıkmış hep birlikte kiraz toplamaya başlamıştık.

 

 Buse ve ablası Fatma arasında ağaç sırasındayken kavga oldu. Arkadaşım Buse evin en küçük kızı olduğu için ablasına biraz şımarık konuşmuş ve onu sinirlendirmişti. Elinde kiraz dolu kovayı Fatma Abla’nın kafasına atmış Fatma abla ise ağrıdan ve sinirden deliye dönmüştü. Neyse ki çok fazla bir şey olmamıştı. Kiraz toplama işi bittikten sonra asmadan üzüm toplamaya başlamıştık. Ben üzümleri toplarken Buse’nin babası Kamil amca ”Aslı sakın yerinden kıpırdama kızım” diye yavaşça seslendi. Ben de ne oluyor amca çok korkuyorum demeye başladım. Arkanda yılan var ve sana bakıyor sakın kıpırdama her an saldırıya geçebilir dedi. Ben de korkudan deliye döndüm ve kıpırdamamaya çalıştım. Beni sokarsa öleceğimi ve bir daha annemi, babamı göremeyeceğimi düşündüm. Çok korkuyordum.

 

Kamil Amca yavaşça yılanın yanına yaklaştı ve yılanın  olduğu yere kireç ve  kükürt koydu. Yılanın olduğu yere sarımsaklar koydu ve yılan bu ağır kokulardan uzaklaşarak kaçtı ve böylece hayatım kurtuldu. Buse benim adıma korkmuş ve üzülmüş. ablası da kafası şişmesine rağmen benim için endişelenmişti. Çok şükür ki Kamil amcamın sayesinde hayatım kurtulmuştu ama o günden sonra Buselerin bahçesine bir daha gitmedim.

Hata Yapmamak İçin Derse Katılmak İstemeyen Bir Arkadaşınız Olduğunu Hayal Ediniz. Arkadaşınızı Derse Katılmak Üzere İkna Edecek Bir Konuşma Hazırlayınız.

 Hata Yapmamak İçin Derse Katılmak İstemeyen Bir Arkadaşınız Olduğunu Hayal Ediniz. Arkadaşınızı Derse Katılmak Üzere İkna Edecek Bir Konuşma Hazırlayınız.


Her insan hata yapabilir ve insan olmanın en doğal hallerinden biri de hata yapmaktır. Çünkü hiçbir insan yaratılışı itibari ile mükemmel değildir ve hata yapmadan duramaz. Önemli olan hatalarından ders almak ve aynı hataları bir daha yapmamaya çalışmaktır.

 

Bizler burada hepimiz aynı sınıfın öğrencileriz, arkadaşız ve hiç birimiz bir diğerimizden daha değerli değiliz. Hepimiz değerliyiz ve hepimiz sevilmeye layık çocuklarız.

 

Sevgili arkadaşım!

Biliyorum derste konuşmakta zorlanıyorsun ve yanlış bir şey ağzımdan çıkar korkusu ile derse hiç katılmıyorsun. Her seferinde tam konuşacak gibi oluyorsun ama geri tüm özgüvenin yerle bir oluyor. Oysa buradaki herkes gibi sen de bir öğrencisin. Diğerleri nasıl duygu ve düşüncelerini dile getirip özgürce konuşabiliyorsa bunu sen de gayet güzel yapailirsin. Çünkü sen çok güzel konuşan, saygılı ve kibar bir arkadaşımızsın.

 

Eğer ki konuştuğunda birileri seninle alay ederse ya da seni küçümserse bu o gülen arkadaşlarımızın kendi ile ilgili sorunudur. Seninle ilgili bir sorun değildir. Çünkü herkesin güldüğü şey kendi algıladığı şeyle ilgilidir. Bunun için utanmana, korkmana asla gerek yok. Senin derste konuşman için elimden geldiği kadar sana destek olurum ve seni saygıyla dinlerim ve bundan da büyük keyif alırım. Yeter ki sen ve biz senin duygularını, düşüncelerini de öğrenelim belki yeni bir şeyler öğreniriz.

 

Derse özgürce konuş ve hata yapmaktan da asla korkma. Hata yaptıkça daha güçlü olacağını ve kendine olan güveninin daha çok artacağını göreceksin ve eski zamanlara göre daha iyi konuştuğunu kendin de anlayacaksın. Sana güveniyorum ve inanıyorum. Yeter ki sen de kendine güven ve inan. Çünkü sen de ben de geleceğin mimarları olacak aydınlarız ve bunun için de hata yapmaktan korkmadan konuşmaya, özgüvenli olmaya devam etmeliyiz.

Sizce Bilginin, Ahlaki Değerlerin Sunulmasında Öğretmenler Etkili İnsanlar Mıdır?

 Sizce Bilginin, Ahlaki Değerlerin Sunulmasında Öğretmenler Etkili İnsanlar Mıdır?


Geleceğe sağlam adımlarla ilerlemek ve aydın bir kuşak oluşturmak için öğretmenlere büyük sorumluluk düşmektedir. Öğretmen değerlere sahip çıkmalı ve o değerleri öğrencilere aktarmalıdır. Bilginin ve ahlakı değerlerin sunulmasında öğretmen büyük rol oynamaktadır. Bilgiyi en doğru şekilde aktardığı zaman öğrenciler de en doğru olanı öğrenirler ve akademik açıdan kendini geliştirmeye devam ederler. 


Ahlaki değerlerin aktarılmasında ise çocuklar  rol model olarak öğretmenlerini görürler. Dürüst ve güvenilir çocuklar yetiştirmek, cömert ve merhametli çocuklar yetiştirmek, sadakat duygunun ne olduğunu bilmek, tevazu sahibi olmak öğretmenin öğrencilerine aktaracağı ahlaki değerler arasında yer alır. Öğrenciler bu değerleri benimserse yaşamında da uygular. Böylece düzenli bir toplum yapısı ortaya çıkar. Dürüst ve güvenilir insanlar çoğaldığı zaman da ülke gelişir ve daha iyi yerlere gelir. Öğretmen davranışları ile öğrencilere örnek olmalıdır. Yalancı olmamalıdır, sevdi dolu olmalıdır, güvenilir olmalıdır. Kendisi böyle olduğu zaman öğrenciler de onun gibi olmaya başlayacak ve güven ve huzur ortamı olacaktır.


 Geleceğin mimarları olacak kişiler nitelikli öğretmenlerin ellerinden çıkacaktır. Vatanını ve milletini çok seven, sorumluluklarını yerine getiren, ahlaki değerlere sahip olan öğretmenler güzel bir nesil bırakacaktır. Bu da toplumdaki düzeni sağlayacak, toplum gelişmeye ve aydınlanmaya devam edecektir.

Siz Şairin Yerinde Olsaydınız Dünyada Yaşayan Diğer Çocuklar İçin Neler Dilerdiniz?

 Siz Şairin Yerinde Olsaydınız Dünyada Yaşayan Diğer Çocuklar İçin Neler Dilerdiniz?


Çocuklar dünyanın en güzel çiçekleri, en güzel sevgi tomurcukları, en güzel neşeleri ve eğlenceleridir. Ben şairin yerinde olsaydım dünyada yaşayan diğer çocuklar için şunları dilerdim:


Savaşların olmamasını isterdim. Savaş olduğu zaman çocuklar çok korkuyor ve savaşın travmalarını ne yazık ki üzerinden yıllar geçmiş olsa bile unutmuyorlar. Onun için dünyanın hiçbir yerinde  hiçbir zaman savaş olmamalıdır. Barış, sevgi, saygı, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma daim olmalıdır. Çocuklar arasında beyaz, siyahi diye aşağılıkça bir ayrım yapılmamalıdır. Derimizin ne renk olduğunun hiçbir önemi yoktur. Çünkü bizler çocuğuz ve her çocuk da masum ve pırlantadır. Çocuklara böyle bir ayrımın yapılması bitmelidir. Hiçbir çocuk açlıktan, susuzluktan ölmesin isterdim. Çünkü aç çocukları, susuz çocukları gördüğüm zaman ben de bir çocuk olduğum halde onların bu durumu bana dokunuyor ve kalbim acıyor. 


Bir an önce dünyada çocukların açlık sorunu giderisin isterdim. Her çocuk kendi ülkesinde, kendi bayrağının gölgesinde özgürce marşını okusun isterdim. Her çocuk anne ve babası ile yaşasın, her çocuk mutlu bir ailede büyüsün ve çocukluğunu yaşamış çocuklar olarak büyüsün isterdim.Sevgi her şeyi çözsün isterdim. Her çocuk doya doya sevilsin, her çocuk istediği sağlıklı gıdaları doyasıya yesin isterdim. Çocuklar arasında zengin fakir ayrımı yapılmasın isterdim. Her çocuğun sevdiği oyuncakları olsun, her çocuğun sevdiği kitapları ve arkadaşları olsun isterdim. Her çocuk başarılı ve çok ama çok mutlu olsun isterdim. 


Çocuklar çocukluğunu yaşasın, yetişkin bir insan gibi konuşmasın isterdim. Saf olarak kalsınlar ve masumlukları ömür boyu devam etsin isterdim.  Her çocuk istediği gibi kirlensin, çamurda, toprakta doyasıya oynasın ve anneleri kızmasın isterdim. Her çocuk sağlıklı olsun ve hiç bir çocuk ilaç kullanmadan iyileşsin isterdim. Her çocuğun bisikleti olsun ve dünya çocukları olarak bisiklete binip hep birlikte gökyüzüne çıkmak ve özgürce uçsun isterdim. Hiçbir çocuk yoksul olduğu için utanmasın isterdim. Çünkü yoksulluk utanılacak bir şey değildir. Her çocuk insan olduğu için her çocuk değerli olduğu için sevilsin isterdim ve hep çocuk olarak kalmak isterdim. Yurtta ve dünyada barış olsun, daim olsun isterdim.

Sizce Renkler Duyguları Etkiler Mi? Düşüncelerinizi Paylaşınız.

 Sizce Renkler Duyguları Etkiler Mi? Düşüncelerinizi Paylaşınız.


Her rengin kendine göre bir anlamı vardır. Her rengin kişide uyandırdığı izlenim farklıdır.  Renklere baktığımız zaman o renkler bizi mutlu ya da mutsuz edebilir. Ya da duygusal bir izlenin bırakabilir, heyecan yaratabilir, kaygı yaratabilir. Çünkü hepimizin geçmişinde renklerle ilgili muhakkak anılar vardır. Sıcak renkler soğuk renklerden farklı duygular uyandırabilir ve parlak renkler sessiz renklerden farklı duygular yaratabilir. Hepsi, rengin psikolojik etkilerinin nasıl kullanıldığına bağlıdır. Mesela kırmızı, sarı ve turuncu sıcak renklerdir.


 Sıcak renkler insanlarda şu duyguları harekete geçirir: Örneğin kırmızı renge baktığım zaman bende aşkı, tutkuyu, heyecanı ve sevgiyi ön plana çıkarmaktadır. Bazen de öfkeli olduğum anlarda öfkeyi harekete geçiren rengim kırmızı renktir. Renkler insanda şu duyguları uyandırır:  Mutluluk, enerji, iyimserlik, vb. gibi. Turuncu renk canlılık ve mutluluk duygusunu ortaya çıkarır ama kırmızı kadar güçlü ve etkileyici olamaz. Yine dikkat çeken ve bende mutluluk uyandıran, içimi aydınlatan bir renktir. Sarı renk ise bana enerji vermektedir. Tıpkı güneşin sarısı ve bana verdiği aydınlık gibi. Sarı renk güneş ışığı, kahkaha ve umut ile ilgilidir. Yeşil bende doğayı çağrıştırır. Yeni başlangıçlar, yeni heyecanlar demektir yeşil renk benim için. Mavi renk bana güven ve sakinlik huzuru verir. Mor renk yaratıcılığımı ortaya çıkarır. Beni sakinleştirir ve bana huzur veriri mor renk.

 

 Beyaz renk bende temiz kalpli olmayı, saflığı uyandırır ve beyaz rengi gördüğüm zaman içimi huzuru kaplar. Siyah renk gücü aynı zamanda kötümserliği de çağrıştırır. Örneğin kırmızı renge baktığım zaman bende aşkı, tutkuyu, heyecanı ve sevgiyi ön plana çıkarmaktadır. Bazen de öfkeli olduğum anlarda öfkeyi harekete geçiren rengim kırmızı renktir.

Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları

 Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar Kitabı İle İlgili Test Soruları ve Cevapları


1)  Selim Işık nasıl bir karakterin simgesidir?

A) Düşünen  ve sorgulayan

B) Her şeyi kabul eden

C) Çıkarcı bir insanın

D) Cimri bir insanın

 

2)  Turgut Özben’in kaç çocuğu vardır?

A) 1

B) 2

C) 3

D) 4

 

3)  Her insana farklı yönünü gösteren kişi kimdir?

A) Süleyman

B) Selim

C) Turgut

D) Esat

 

4)  Turgut Özben’in mesleği nedir?

A) Doktor

B) Öğretmen

C) Mühendis

D) Hakim


 

5) Selim’in aşık olduğu kadının adı nedir?

A) Nermin

B) Fatma

C) Gül

D) Günseli

 

6)  Selim Işık’ın ölümü le ilgili yaptığı araştırmalar sonunda kendi benliğini tanımaya başlayan kişi kimdir?

A) Esat

B) Hilmi

C) Zehra

D) Turgut


 

7) Aşağıdakilerden hangisi kitapta geçen özlü sözlerden biri değildir?

A) “Beni ya şımartın, ya da kapı dışarı edin!' diye bağırırdı. ‘Yarı içtenliğe dayanmam zor benim.”

B) “Onları öfkeme layık bulmuyorum. Öfkem bana ait bir şey. Yakın hissetmediğim birine nasıl gösteririm onu?

C) Bir temel ilkeden yola çıkmak gerekirse, bu temel ilke ancak şu olabilir : Kendini çözemeyen kişi, kendi dışında hiç bir sorunu çözemez.

D) Ama çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür; nedense kimse bundan korkmaz.

 

8) Aşağıdakilerden hangisi Selim Işık’ın özelliklerinden biri değildir?

A) Samimiyetin olduğu yerde yaşamayı seven biridir.

B) Sorgulayan ve şüphe eden biridir.

C) Sorgulamayan, her şeyin göründüğü gibi olduğuna inanan biridir.

D) Okumayı, yazmayı çok seven biridir.


 

9)  Turgut Özben neye binip gözden kaybolmuştur?

A) Uçak

B) Motor

C) Eski bir külüstür araba

D) Tren

 

 

10) Aşağıdakilerden hangisi kitapta geçen özlü sözlerden biridir?

A) Ya istiklal ya ölüm

B) Damlaya damlaya göl olur.

C) Çalışan kazanır.

D) Ölmeden ölmek zormuş.

 

Cevaplar:

1. a  2. b  3. b   4. c   5. d   6.d   7. d   8. c   9.d  10.d

Osmanlı’da Vakıf Kültürü İle İlgili Neler Yapılmıştır?

 Osmanlı’da Vakıf Kültürü İle İlgili Neler Yapılmıştır?


Vakıflar yüz yıllar boyunca özellikle barınma, eğitim, sağlık hizmetleri başta olmak üzere sosyal dayanışmayı güçlendiren, toplumsal ihtiyaçları karşılayan ve diğer yandan taraflara doğrudan ya da dolaylı olarak ekonomik etkileri olan faaliyetleri devam ettirmişlerdir. Osmanlı’da vakıf, bir malın Allah’ın malı olmak üzere bireysel  mülkiyetten çıkartarak insanların faydasına sunmaktır. Buradaki iki önemli  durumdan  biri öncelikle vakfedilen şeyin mal olmasıdır. Diğer bir etken  ise vakfedilen mal insanların faydasına olmasıdır. Kişisel  mülkiyetten çıkarılıp Allah’ın mülkü olarak kabul edilmesiyle vakfedilmiş olunur.  Vakıflar insanların faydasına yaraması için kurulmuştur. 


Burada amaç faydalı olmak, paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma içinde toplumu daha da güçlü hale getirmektir. Osmanlı Devleti’nde  eğitim, sağlık, sosyal yardım, diyanet, bayındırlık gibi bütün yardımı vakıflar yapmıştır. Vakıfların bir kısmı vezir, sultan, şehzadeler, saltanat ailesine aitti. Çoğunluğu askeri zümreye ait olmakla birlikte diğer küçük bir kısmı ise halka aitti. Amacına hizmet eden vakıflar çalışlımaya devam ederken amacına hizmet etmeyen vakıflar ise kapatılmaktaydı. Tam olarak sayısı bilinmemekle beraber Osmanlı Devleti’nde otuz beş bini aşkın vakıf bulunmaktaydı. Vakfın Osmanlı’da ticari, iktisadi, içtimai, siyasi, eğitim ve kültür açısından toplumsal hayatta görevleri vardı.  Birer ekonomik kuruluş gibi  faaliyet gösteren vakıflar gelir elde edip mülk sahibi olmakta, üretim yapıp istihdam sağlamaktaydı. Bunlardan kazanç elde edip kendi faaliyet alanlarında kullanmaktaydılar. Dolayısıyla vakıfların toplum açısından önemli iktisadi işlevleri bulunmaktaydı. Toplum tabakalarının bir araya gelip kaynaşmasını, dayanışmasını da sağlıyordu. Böylece Osmanlı toplumu daha güçlü, daha birbirine bağlı bir toplum olarak yaşamını devam ettirmekteydi.


*Vakıflar insanlara hizmetin yanı sıra hayvanların da huzur ve güvenliğini sağlamıştır.

*Hastane, huzurevi gibi yerlerde din, dil, ırk, mezhep ve sınıf ayrımı yapılmaksızın, çocuk ve yaşlı bütün âciz insanlara tedavi ve barınma hizmetleri verilerek sosyal adalet sağlanmıştır.

*Toplumun can, mal, ırz ve nâmus güvenliğinin  yanı sıra , ahlâk ve haysiyeti koruma altına almıştır.

*Ekonomik sıkıntı içinde olan kimselerin  hırsızlık, rüşvet ve iffetsizlik gibi haram yollara  yönelmesini önlemiştir. Böylece kargaşa ve kaos ortamı da ortadan kalkmıştır.

 

Vakıf örnekleri ise şunlardır:

*Yoksul mahkûmlara harçlık veren vakıf…

Yaralı göçmen kuşların tedavisini üstlenen vakıf,

Çiftçilere ziraat âletleri sağlayan vakıf,

 

Hizmetçilerin kırdığı tabakları tazmin eden vakıf,

İflâs eden tüccarlara yardım eden vakıf,

Âfet sonrası tamir yapan vakıf vb.